Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4039 E. 2022/1829 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': ['2004/177']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
basit yargılama usulü↗ hmk 357↗ fer'i müdahale↗ ihtar tebliği↗ re'sen terkin↗ geçici 7. madde↗ ön inceleme duruşması↗ hakem kararı↗ derdestlik↗ ihya↗ hak düşürücü süre↗ anonim şirket↗ fer'i müdahil↗ usulden reddi↗ ihtar↗ ek tasfiye↗ iflas↗ terkin↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ hmk 353(1)b-2↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; gerek TTK'nın Geçici 7/4-a maddesi ve gerek tebliğin 6. maddesinde müdürlük tarafından yapılacak tebliğin şirketin kayıtlı son adresine ve temsil ve ilzama yetkili kişilere yapılması gerektiği açıklanmış olmasına rağmen davalı müdürlük tarafından ihyası istenilen şirketin yetkili temsilcilerine ihtarın yapılmamış olması nedeniyle terkin işleminin yerinde görülmediği, davacı şirket tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhine icra takibi başlatıldığı, isnat olunan alacağın ilam hükmündeki hakem heyet kararına dayandığı, İİK m. 177 kapsamında iflas isteminde bulunulduğu anlaşılmakla davalının davanın hak düşürücü sürede açılmadığına yönelik itirazının yerinde görülmediği gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili ile fer'i müdahiller vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 1521. maddesine göre ana tasfiye davasının basit usulde görülürken eldeki açılan ek tasfiye davasının yazılı yargılama usulüne tabi davalardan olamayacağı, açılan davanın niteliği gereği HMK'nın 316.maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olmasından ötürü İlk Derece Mahkemesince açılan davada basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yargılama yapılıp karar verilmesinin doğru olduğu, HMK'nın 67/2. maddesi gereği ön inceleme duruşmasının fer'i müdahillere tebliği zorunlu olmayıp mahkemenin takdirine bırakıldığı, bu durumda fer'i müdahillere ön inceleme duruşma gün ve saatinin tebliğ edilmemesinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı, istinaf aşamasında fer'i müdahale talebinde bulunan... Petrol San. A.Ş’nin HMK'nın 66. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesindeki yargılama sırasında fer'i müdahale talebinde bulunmadığından HMK'nın 357. maddesi gereği istinaf aşamasında davaya müdahale talebinde bulunamayacağı, ihyası istenilen şirketin son beş yılda genel kurul yapılmadığından 23/01/2014 tarihinde TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca re'sen sicilden kaydının silindiği, davalı sicil tarafından TTK'nın 7/4. maddesine göre ihyası istenen şirketin ticaret sicilinde kayıtlı son adresine çıkarılan ihtarın şirketin taşınmış olması sebebiyle 26.11.2013 tarihinde tebliğ edilemeyip iade edildiği, ihyası istenen anonim şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ihtar tebliğ edilmediği, dava konusu terkin işleminin usulsüz olduğu, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası son cümlesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 02.07.2020 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolduğu, ancak terkin işlemi TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gözetilemeyeceği gerekçesi ile davalı ile fer'i müdahiller ..., ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, ... Petrol San. ve Tic. A.Ş vekilinin istinafa başvuru koşulları bulunmadığından istinaf isteminin usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı ile fer'i müdahiller ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına şirketin terkin edilmesinden önce aleyhinde Ankara 4. İcra Müdürlüğü'nün 2011/2345 Esas sayılı dosyasında ilam hükmündeki hakem kararına dayalı icra takibi yapılmış ve takibin derdest olması nedeniyle 6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7/2 maddesi uyarınca şirket hakkında Geçici 7. madde hükümlerinin uygulanamayacak olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 ve 352. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan ve usulden reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1105 E. 2014/2727 K.
Ortak:basit yargılama usulü
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 1521. maddesine göre ana «tasfiye» davasının basit usulde görülürken eldeki açılan ek tasfiye davasının yazılı yargılama usulüne tabi davalardan olamayacağı, açılan davanın niteliği gereği HMK'nın 316.maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olmasından ötürü İlk Derece Mahkemesince açılan davada «basit yargılama usulü» uygulanmak suretiyle yargılama yapılıp karar verilmesinin doğru olduğu, HMK'nın 67/2. maddesi gereği ön «inceleme duruşmasının» fer'i müdahillere tebliği zorunlu olmayıp mahkemenin takdirine bırakıldığı, bu durumda fer'i müdahillere ön inceleme duruşma gün ve saatinin tebliğ edilmemesinde u …
Benzer bu karardaHMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca «ihtiyati haciz» istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · ihtiyati haciz · sulh hukuk mahkemesi · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · haciz · sulh · görevli mahkeme
Benzer bu karardaHMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca «ihtiyati haciz» istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Mahkemece, basit yargılama usulüne tabi olan «ihtiyati haciz» talebi ile ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin «görevli» olduğu yönünde açık düzenleme bulunmadığı, bu durumda basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden genel görevli mahkemenin HMK'nın 114/1-c maddesine göre Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, «görevsizlik» kararı verilmiştir.
Öte yandan, «ihtiyati haciz» istemi, mahiyeti gereği, 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinde belirtildiği üzere, gerek istemde bulunanın ve gerekse de aleyhine istemde bulunulanın mal varlığı haklarına ilişkin bir “iş” niteliğinde olup aksine bir düzenleme söz konusu olmadığı için bu işler bakımından asıl «görevli» mahkeme asliye hukuk ve/veya işin mahiyetine göre asliye ticaret mahkemesidir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14228 E. 2016/172 K.
Ortak:basit yargılama usulü · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 1521. maddesine göre ana «tasfiye» davasının basit usulde görülürken eldeki açılan ek tasfiye davasının yazılı yargılama usulüne tabi davalardan olamayacağı, açılan davanın niteliği gereği HMK'nın 316.maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olmasından ötürü İlk Derece Mahkemesince açılan davada «basit yargılama usulü» uygulanmak suretiyle yargılama yapılıp karar verilmesinin doğru olduğu, HMK'nın 67/2. maddesi gereği ön «inceleme duruşmasının» fer'i müdahillere tebliği zorunlu olmayıp mahkemenin takdirine bırakıldığı, bu durumda fer'i müdahillere ön inceleme duruşma gün ve saatinin tebliğ edilmemesinde u …
A.Ş vekilinin istinafa başvuru koşulları bulunmadığından istinaf isteminin «usulden reddine» karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2011/2345 Esas sayılı dosyasında ilam hükmündeki «hakem» kararına dayalı icra takibi yapılmış ve takibin «derdest» olması nedeniyle 6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7/2 maddesi uyarınca şirket hakkında Geçici 7. madde hükümlerinin uygulanamayacak olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 ve 352. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan ve «usulden reddine» ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, ihtiyati haczin basit yargılama usulüne tabi olduğu, basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden Sulh Hukuk Mahkemesi'nin «görevli» olduğu, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu yönünde açık bir düzenleme bulunmadığı gerekçesi ile talebin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, HMK'nın 316/1-c maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · dava şartı yokluğu · ihtiyati haciz · sulh hukuk mahkemesi · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · haciz · sulh
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, HMK'nın 316/1-c maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Kararı «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz edilmiştir.
Öte yandan, «ihtiyati haciz» istemi, mahiyeti gereği, 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde belirtildiği üzere gerek istemde bulunanın ve gerekse de aleyhine istemde bulunulanın mal varlığı haklarına ilişkin bir "iş" niteliğinde olup aksine bir düzenleme söz konusu olmadığı için bu işler bakımından asıl «görevli» mahkeme asliye hukuk ve/veya işin mahiyetine göre asliye ticaret mahkemesidir.
Bu durumda, açık yasa hükümlerine karşın, yerel mahkemece istemin «görevsizlik» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» ötürü reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1009 E. 2015/3754 K.
Ortak:basit yargılama usulü · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 1521. maddesine göre ana «tasfiye» davasının basit usulde görülürken eldeki açılan ek tasfiye davasının yazılı yargılama usulüne tabi davalardan olamayacağı, açılan davanın niteliği gereği HMK'nın 316.maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olmasından ötürü İlk Derece Mahkemesince açılan davada «basit yargılama usulü» uygulanmak suretiyle yargılama yapılıp karar verilmesinin doğru olduğu, HMK'nın 67/2. maddesi gereği ön «inceleme duruşmasının» fer'i müdahillere tebliği zorunlu olmayıp mahkemenin takdirine bırakıldığı, bu durumda fer'i müdahillere ön inceleme duruşma gün ve saatinin tebliğ edilmemesinde u …
A.Ş vekilinin istinafa başvuru koşulları bulunmadığından istinaf isteminin «usulden reddine» karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2011/2345 Esas sayılı dosyasında ilam hükmündeki «hakem» kararına dayalı icra takibi yapılmış ve takibin «derdest» olması nedeniyle 6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7/2 maddesi uyarınca şirket hakkında Geçici 7. madde hükümlerinin uygulanamayacak olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 ve 352. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan ve «usulden reddine» ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; «ihtiyati haciz» taleplerinin basit yargılama usulüne tabi olduğu, asliye hukuk mahkemesinin «görevli» olduğu yönünde açık bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden genel görevli mahkeme olan «sulh hukuk» mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle talebin HMK'nın 114/1-C maddesindeki «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, HMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · dava şartı yokluğu · ihtiyati haciz · sulh hukuk mahkemesi · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · haciz · sulh
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, HMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca ihtiyati haciz istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; «ihtiyati haciz» taleplerinin basit yargılama usulüne tabi olduğu, asliye hukuk mahkemesinin «görevli» olduğu yönünde açık bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden genel görevli mahkeme olan «sulh hukuk» mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle talebin HMK'nın 114/1-C maddesindeki «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Öte yandan, «ihtiyati haciz» istemi, mahiyeti gereği, 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinde belirtildiği üzere gerek istemde bulunanın ve gerekse de aleyhine istemde bulunulanın mal varlığı haklarına ilişkin bir “iş” niteliğinde olup aksine bir düzenleme söz konusu olmadığı için bu işler bakımından asıl «görevli» mahkeme asliye hukuk ve/veya işin mahiyetine göre asliye ticaret mahkemesidir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17940 E. 2014/31 K.
Ortak:basit yargılama usulü · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 1521. maddesine göre ana «tasfiye» davasının basit usulde görülürken eldeki açılan ek tasfiye davasının yazılı yargılama usulüne tabi davalardan olamayacağı, açılan davanın niteliği gereği HMK'nın 316.maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olmasından ötürü İlk Derece Mahkemesince açılan davada «basit yargılama usulü» uygulanmak suretiyle yargılama yapılıp karar verilmesinin doğru olduğu, HMK'nın 67/2. maddesi gereği ön «inceleme duruşmasının» fer'i müdahillere tebliği zorunlu olmayıp mahkemenin takdirine bırakıldığı, bu durumda fer'i müdahillere ön inceleme duruşma gün ve saatinin tebliğ edilmemesinde u …
Benzer bu karardaHMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca «ihtiyati haciz» istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · i̇i̇k 257 · ihtiyati hacze itiraz · münhasırlık · dava şartı yokluğu · ihtiyati haciz · sulh hukuk mahkemesi · görevsizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, «bozma sonrası» yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca İİK'nın «257» ve devamı maddeleri uyarınca «ihtiyati haciz» taleplerinde «görevli» mahkemenin genel hükümlere göre belirleneceği, HMK'nın 316/1-C maddesinde basit yargılama usulüne tabi bir iş olarak düzenlenen ve HMK'daki bu açık hüküm «sebebi» ile HMK'nın 4/Ç bendi kapsamında nitelindirilmesi gereken bu «ihtiyati hacze itiraz» taleplerinde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna dair açık bir düzenlemenin bulunmadığı, basit yargılama usulüne tabi olan dava ve işlerde genel görevli mahkeme olan «sulh hukuk» mahkemesinin ihtiyati haciz talebine ilişkin işlerde de görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin «görevsizliğine», talep halinde dosyanın asıl ve yetkili Nevşehir Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
HMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca «ihtiyati haciz» istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Bu durumda, açık yasa hükümlerine karşın, yerel mahkemece istemin «görevsizlik» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» ötürü reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz olunana karar «ihtiyati haciz» kararına itiraza ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13220 E. 2013/18043 K.
Ortak:basit yargılama usulü · usulden reddi
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 1521. maddesine göre ana «tasfiye» davasının basit usulde görülürken eldeki açılan ek tasfiye davasının yazılı yargılama usulüne tabi davalardan olamayacağı, açılan davanın niteliği gereği HMK'nın 316.maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olmasından ötürü İlk Derece Mahkemesince açılan davada «basit yargılama usulü» uygulanmak suretiyle yargılama yapılıp karar verilmesinin doğru olduğu, HMK'nın 67/2. maddesi gereği ön «inceleme duruşmasının» fer'i müdahillere tebliği zorunlu olmayıp mahkemenin takdirine bırakıldığı, bu durumda fer'i müdahillere ön inceleme duruşma gün ve saatinin tebliğ edilmemesinde u …
A.Ş vekilinin istinafa başvuru koşulları bulunmadığından istinaf isteminin «usulden reddine» karar verilmiştir.
İcra Müdürlüğü'nün 2011/2345 Esas sayılı dosyasında ilam hükmündeki «hakem» kararına dayalı icra takibi yapılmış ve takibin «derdest» olması nedeniyle 6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7/2 maddesi uyarınca şirket hakkında Geçici 7. madde hükümlerinin uygulanamayacak olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 ve 352. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan ve «usulden reddine» ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, mahkemelerin görevlerinin 1-4 maddeler arasında düzenlenmiş olduğu, 4. madde «sulh hukuk» mahkemesinin «görev alanına» giden dava ve işler sayılırken 4-1-Ç maddesinde bu kanun ve diğer kanunların sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini «görevlendirdiği» davaları şeklinde bir ifadenin yer aldığı, «basit yargılama usulü» 6100 sayılı HMK'nın 316-322 maddeleri arasında düzenlenmiş olduğu, 316/1-A maddesinde sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren tüm dava ve işlerin basit yargılama usulüne göre görüleceği, yine 316/1-C maddesinde «ihtiyati haciz» taleplerinin basit yargılama usulüne göre görüleceği belirtildiği gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin HMK'nın 114/1-C maddesindeki «görevsizlik» nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davanın esasına girmek gerekirken yerinde bulunmayan yazılı gerekçe ile «ihtiyati haciz» talebinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · ihtiyati haciz · sulh hukuk mahkemesi · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · haciz · sulh · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, mahkemelerin görevlerinin 1-4 maddeler arasında düzenlenmiş olduğu, 4. madde «sulh hukuk» mahkemesinin «görev alanına» giden dava ve işler sayılırken 4-1-Ç maddesinde bu kanun ve diğer kanunların sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini «görevlendirdiği» davaları şeklinde bir ifadenin yer aldığı, «basit yargılama usulü» 6100 sayılı HMK'nın 316-322 maddeleri arasında düzenlenmiş olduğu, 316/1-A maddesinde sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren tüm dava ve işlerin basit yargılama usulüne göre görüleceği, yine 316/1-C maddesinde «ihtiyati haciz» taleplerinin basit yargılama usulüne göre görüleceği belirtildiği gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin HMK'nın 114/1-C maddesindeki «görevsizlik» nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
Talep, bankacılık işleminden doğan «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, 6102 sayılı Yasa'nın 4. maddesi uyarınca bankacılık işleminden kaynaklanan davalar, tarafların sıfatına bakılmaksızın «mutlak ticari» dava sayılacağından bu tür davalarda bakma görevi ticaret mahkemelerine aittir.
Bu itibarla, mahkemece davanın esasına girmek gerekirken yerinde bulunmayan yazılı gerekçe ile «ihtiyati haciz» talebinin «görevsizlik» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17208 E. 2013/23405 K.
Ortak:basit yargılama usulü · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 1521. maddesine göre ana «tasfiye» davasının basit usulde görülürken eldeki açılan ek tasfiye davasının yazılı yargılama usulüne tabi davalardan olamayacağı, açılan davanın niteliği gereği HMK'nın 316.maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olmasından ötürü İlk Derece Mahkemesince açılan davada «basit yargılama usulü» uygulanmak suretiyle yargılama yapılıp karar verilmesinin doğru olduğu, HMK'nın 67/2. maddesi gereği ön «inceleme duruşmasının» fer'i müdahillere tebliği zorunlu olmayıp mahkemenin takdirine bırakıldığı, bu durumda fer'i müdahillere ön inceleme duruşma gün ve saatinin tebliğ edilmemesinde u …
Benzer bu karardaHMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca «ihtiyati haciz» istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · dava şartı yokluğu · ihtiyati haciz · sulh hukuk mahkemesi · görevsizlik kararı · iş mahkemesi görev alanı · haciz · sulh
Benzer bu karardaHMK’nın 316/1-c maddesi uyarınca «ihtiyati haciz» istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, «basit yargılama usulü» sadece ve «münhasıran» «sulh hukuk» mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemelerinin «görev alanına» giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, «ihtiyati haciz» talebi yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin «görevli» olduğu yönünde HMK’nın 316/1-c maddesi kapsamında açık bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda basit yargılama usulüne tabi olan işler yönünden genel görevli mahkeme …
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Öte yandan, «ihtiyati haciz» istemi, mahiyeti gereği, 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinde belirtildiği üzere gerek istemde bulunanın ve gerekse de aleyhine istemde bulunulanın mal varlığı haklarına ilişkin bir “iş” niteliğinde olup aksine bir düzenleme söz konusu olmadığı için bu işler bakımından asal «görevli» mahkeme asliye hukuk ve/veya işin mahiyetine göre asliye ticaret mahkemesidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4039 E. , 2022/1829 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.12.2020 tarih ve 2020/263 E. – 2020/716 K. sayılı kararın davalı vekili ile fer'i müdahiller vekillerince istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan ve usulden reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.03.2021 tarih ve 2021/334 E. - 2021/386 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile fer'i müdahiller ..., ... ve ... vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından doğrudan iflas istemiyle Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/218 Esas sayılı dava dosyasından açılan davada davalı olarak yer alan...Petrol Rafinaj San. ve Tic. A.Ş'nin TTK'nın 7. maddesi gereği 28.01.2014 tarihinde re'sen terkin edildiğinin öğrenildiğini, taraf teşkilini sağlamak amacıyla anılan şirketin ihyası için dava açmak için mahkemece kendilerine yetki ve kesin süre verildiğini ileri sürerek...Petrol Rafinaj San. ve Tic. A.Ş'nin söz konusu dava ile bağlı davalardaki hukuki işlemlerin yapılabilmesi için ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum yetkili temsilcisi, şirketin usulüne uygun olarak ticaret sicilinden re'sen terkin edildiğini, şirketin sicilden terkin edildiği tarihten itibaren davanın açıldığı tarih itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, TTK'nın 547/2. maddesi gereği şirketin ihyasının gerektiğini, bu tür davalarda yasal hasım sıfatını haiz olan müvekkili kurum aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Fer'i müdahiller ..., ... ve ... vekilleri, müvekkillerinin dava konusu ihyası istenen şirketin eski ortaklarından olduklarını, iflas davasının açıldığı mahkemece işbu davanın açılması için davacı şirkete yetki verebileceğine dair mevzuatta hüküm bulunmadığını, davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını ileri sürerek fer'i müdahale taleplerinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; gerek TTK'nın Geçici 7/4-a maddesi ve gerek tebliğin 6. maddesinde müdürlük tarafından yapılacak tebliğin şirketin kayıtlı son adresine ve temsil ve ilzama yetkili kişilere yapılması gerektiği açıklanmış olmasına rağmen davalı müdürlük tarafından ihyası istenilen şirketin yetkili temsilcilerine ihtarın yapılmamış olması nedeniyle terkin işleminin yerinde görülmediği, davacı şirket tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhine icra takibi başlatıldığı, isnat olunan alacağın ilam hükmündeki hakem heyet kararına dayandığı, İİK m. 177 kapsamında iflas isteminde bulunulduğu anlaşılmakla davalının davanın hak düşürücü sürede açılmadığına yönelik itirazının yerinde görülmediği gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili ile fer'i müdahiller vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 1521. maddesine göre ana tasfiye davasının basit usulde görülürken eldeki açılan ek tasfiye davasının yazılı yargılama usulüne tabi davalardan olamayacağı, açılan davanın niteliği gereği HMK'nın 316.maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olmasından ötürü İlk Derece Mahkemesince açılan davada basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yargılama yapılıp karar verilmesinin doğru olduğu, HMK'nın 67/2. maddesi gereği ön inceleme duruşmasının fer'i müdahillere tebliği zorunlu olmayıp mahkemenin takdirine bırakıldığı, bu durumda fer'i müdahillere ön inceleme duruşma gün ve saatinin tebliğ edilmemesinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı, istinaf aşamasında fer'i müdahale talebinde bulunan...
Petrol San. A.Ş’nin HMK'nın 66. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesindeki yargılama sırasında fer'i müdahale talebinde bulunmadığından HMK'nın 357. maddesi gereği istinaf aşamasında davaya müdahale talebinde bulunamayacağı, ihyası istenilen şirketin son beş yılda genel kurul yapılmadığından 23/01/2014 tarihinde TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca re'sen sicilden kaydının silindiği, davalı sicil tarafından TTK'nın 7/4. maddesine göre ihyası istenen şirketin ticaret sicilinde kayıtlı son adresine çıkarılan ihtarın şirketin taşınmış olması sebebiyle 26.11.2013 tarihinde tebliğ edilemeyip iade edildiği, ihyası istenen anonim şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere ihtar tebliğ edilmediği, dava konusu terkin işleminin usulsüz olduğu, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 6102 sayılı TTK'nın geçici 7.
maddesinin 15. fıkrası son cümlesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 02.07.2020 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolduğu, ancak terkin işlemi TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak yapılmadığından usulsüz terkin işlemi sebebiyle dava tarihi itibarıyla 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gözetilemeyeceği gerekçesi ile davalı ile fer'i müdahiller ..., ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, ... Petrol San. ve Tic. A.Ş vekilinin istinafa başvuru koşulları bulunmadığından istinaf isteminin usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı ile fer'i müdahiller ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına şirketin terkin edilmesinden önce aleyhinde Ankara 4. İcra Müdürlüğü'nün 2011/2345 Esas sayılı dosyasında ilam hükmündeki hakem kararına dayalı icra takibi yapılmış ve takibin derdest olması nedeniyle 6102 sayılı Yasa'nın Geçici 7/2 maddesi uyarınca şirket hakkında Geçici 7. madde hükümlerinin uygulanamayacak olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 ve 352. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan ve usulden reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ile fer'i müdahiller ..., ... ve ... vekillerinin temyiz isteminin ayrı ayrı reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı vekili ile fer'i müdahillerden ayrı ayrı alınmasına, 14/03/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 6102 sayılı T.T.K Geçici 7/15 maddesi gereğince Anonim Şirketin İhyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK Geçici 7/15 maddesinde ".... Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri "düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, alacaklı tarafından Geçici 7/15 madde gereğince sicilden terkin edilen şirketin ihyası istemi ile eldeki dava açılmış,
İlk Derece Mahkemesince " davanın kabulü ile terkin edilen şirketin ihyası ile ticaret siciline karar verilmiş,
Davalı ve fer'i müdahiller istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ve fer'i müdahillerin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar bu kez aynı taraflarca temyiz edilmiş olup, sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda temyiz istemi red edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.
Davalı vekilinin ihya edilen şirkete tasfiye memuru da atanması gerektiğine yönelik temyiz isteminin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
6102 sayılı yasa ile, fiilen sona ermiş ancak şeklen devam eden ortaklıkların ortadan kaldırılması düşünülmüş olup, bu amaçla Geçici 7.madde ile özel bir düzenleme getirilmiştir. Ayrıca bu hükme dayanılarak" Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin"tebliğ de çıkarılmıştır.
Kanun koyucu, TTK Geçici 7/15 maddesine "ihya" terimini kullanmakla birlikte, hüküm TTK 547 maddesine paralel "ek tasfiye "niteliğindedir.
TTK Geçici 7.maddesi ihyaya (ek tasfiye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte TTK 547 maddesinde olduğu gibi mahkeme aynı zamanda tasfiye memuru da atamalıdır. Zira TTK Geçici 7.maddesinin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yönelik bulunduğundan bu yöndeki çoğunluk görüşü yasanın amacına aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, ihyasına (ek tasfiye) karar verilen dava dışı şirkete tasfiye memuru atanmasına yönelik davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu yöne ilişkin temyiz istemin reddine dair sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/748680200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz