Tescilli unvanın kullanımı, terkin anına kadar haksız rekabet oluşturmaz
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/465 E. 2025/295 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Maddi ve Manevi Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Sonradan tescil edilen ticaret unvanındaki esas ibarenin, önceden tescilli bir unvanla aynı olması ve buna eklenen ekin ayırt edici nitelik taşımaması halinde, bu durum üçüncü kişilerde yanlış görüş oluşturacak nitelikte kabul edilerek ticaret unvanına tecavüz sayılır ve terkine karar verilir; ancak marka hakkına dayalı bir talep bulunmadıkça, terkin edilen unvanın davalı tarafından tescilli markası kapsamında kullanıldığı yerlerden silinmesine hükmedilemez. Tescilli bir ticaret unvanının kullanılması, sicilden terkin edilinceye kadar haksız rekabet teşkil etmez; haksız rekabet ancak terkinden sonraki kullanım için söz konusu olabilir. Unvana tecavüzden kaynaklanan maddi tazminat talebi, zararın davalının eylemi ile bağlantısının somut delille ispatlanmasına bağlıdır; ispat edilemediğinde reddedilir. Buna karşılık, tecavüz eyleminin sabit olması, tarafların aynı alanda ve yakın çevrede faaliyet göstermesi gözetildiğinde manevi tazminat şartlarının oluştuğunun kabulü için yeterli görülebilir.
Ele alınan sorunlar
Davalının unvanındaki ibarenin davacının ticaret unvanına tecavüz teşkil edip etmediği ve sicilden terkini → kısmi kabul
İddia: Davalı vekili, unvanların birbirinden farklı olduğunu, iştigal alanlarının da farklı bulunduğunu, unvanların hiçbirinin sahibine mutlak hak vermediğini belirterek terkin talebinin reddini istemiştir.
Gerekçe: Davacı unvanını daha önce tescil ettirmiş olup, aynı meslek grubu ve aynı faaliyet kodunda çalışan davalının unvanındaki esas ibarenin davacınınkiyle aynı olduğu, buna eklenen ekin ayırt edici nitelik taşımadığı tespit edilmiştir. Bu ayniyetin üçüncü kişilerde yanlış görüş oluşturacak nitelikte olduğu ve TTK 52'de tanımlandığı gibi ticari dürüstlüğe aykırı bulunduğu; davalının tescil ve dava tarihleri gözetildiğinde davacının suskun kalma hali bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu nedenle davalının ticaret unvanındaki ilgili ibarenin ticaret sicilinden silinmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ancak davacının, davalının marka hakkına dayalı bir talebi bulunmadığından, sicilden silinmesine karar verilen unvanın davalı tarafından kullanıldığı diğer yerlerden (tabela, internet sitesi, el ilanları) silinmesi talebi, davalının tescilli markasını kullanma hakkını engelleyecek mahiyette olduğundan kabul edilmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tescilli unvanın kullanımının haksız rekabet teşkil edip etmediğinin tespiti ve men'i talebi → kabul
İddia: Davalı vekili, unvanların iltibas oluşturmayacağını ve haksız rekabete sebebiyet vermeyeceğini ileri sürerek bu yöndeki hükmün kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: Davalının haksız rekabete yol açtığı ileri sürülen unvanı tescilli olup, tescilli unvanın sicilden terkin edilmesi anına kadar kullanımının haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilemez; bu dönem için unvana tecavüz ile haksız rekabetten bahsedilemez. İlk derece mahkemesinin, davalının unvanındaki ibarenin iltibas oluşturduğundan haksız rekabet oluşturduğuna ilişkin tespiti yanılgılı değerlendirmedir. Mahkemece davalının haksız rekabet teşkil eden başkaca bir eylemine gerekçede değinilmemiş ve bu husus davacı tarafından istinaf edilmediğinden bu yön kesinleşmiştir. Buna göre davacının haksız rekabete yönelik iddiası sübut bulmadığından bu kapsamdaki taleplerin reddi gerekmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ticaret unvanına tecavüz nedeniyle maddi tazminat talebi → ret
İddia: Davacı vekili, davalının kuruluşundan sonra müvekkilinin öz kaynaklarının ve net satış gelirlerinin azaldığını, faaliyet zararı ettiğini belirterek maddi tazminat talebinin reddinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi heyeti raporunda, davacının müşterilerinin davalıdan hizmet aldığı ve davalının faaliyeti sebebiyle davacının zarara uğradığının belirlenmediği görüşü bildirilmiştir. Davacı da ticari kayıtlarındaki net satış gelirlerinin düşmesinin davalıdan kaynaklandığı hususunda somut bir delil sunmamıştır. Bu nedenle TTK 52 kapsamındaki maddi tazminat istemi yerinde bulunmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Ticaret unvanına tecavüz nedeniyle manevi tazminat talebi → kabul
İddia: Davacı vekili, manevi zarar taleplerinin reddinin de doğru olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının dürüstlüğe aykırılık teşkil eden, davacının unvanına tecavüz eylemi sabit bulunduğundan, eldeki davada manevi tazminat şartlarının mevcut olduğu kabul edilmiştir. Tarafların aynı alanda ve yakın adreslerde faaliyet gösterdiği gözetilerek talep edilen tutarın tamamının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Tescilli bir ticaret unvanının, sicilden terkin edilene kadar kullanımının haksız rekabet teşkil etmeyeceği ve unvana tecavüz nedeniyle terkin talebinin, marka hakkına dayalı bir talep olmadıkça markanın kullanıldığı yerlerin silinmesini kapsamayacağı hususlarında BAM'ın kendi muhakemesiyle vardığı sonuçlar açısından emsal değer taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanına tecavüz↗ haksız rekabet↗ iltibas↗ terkin↗ manevi tazminat↗ maddi tazminat↗ suskun kalma↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2022/465
KARAR NO 2025/295
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 08/02/2021
NUMARASI 2016/1151 Esas - 2021/157 Karar
DAVA
Ticaret Unvanının Korunması,Haksız Rekabetin Tespiti, Men'iile Maddi ve Manevi Tazminat
Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2011 yılında kurulduğunu, iştigal konusunun çeşitli marka ve modeldeki araçların ilgili kurumlardan aldığı belgelerle dizayn ederek okul servisi, personel servisi ve hatlı minibüs haline getirerek satmak olduğunu,...markasıyla piyasada bilindiğini; 12/05/2015 tarihinde şirket ortaklarından ...'in şirkette bulunan hisselerini diğer ortak ...'e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, ... ortaklıktan ayrıldıktan sonra aynı gün davalı ... Ltd. Şti.'yi kurduğunu ve 13/05/2015 tarihinde tescilini yaptırdığını, "..." tabelasıyla ve logosuyla müvekkilinin 20 metre mesafede karşısında bulunan binada aynı faaliyet konusunda çalışmaya başladığını; davalının, müvekkilinin mal ve hizmet aldığı kişilerle çalışmaya başladığını;
davalının "..." internet sitesinde "hakkımızda" bölümünde ''Firmamız 2011 yılından itibaren sadece oto dizayn işi ile iştigal etmektedir, 2015 yılında almış olduğumuz karar ile daha kurumsal, alt yapısı, parkuru ve ekipmanları daha güçlü, vizyonumuzu ve yapmış olduğumuz kaliteli işçiliği daha ön plan çıkaracak olan yeni yerimize geçmiş bulunmaktayız'' ifadesini kullandığını, yani 2015 yılında kurulmuş şirketin 2011 yılından beri faaliyette bulunan müvekkilinin devamı gibi göstermeye çalıştığını, davalının bu şekilde gerçeğe aykırı beyanlarla haksız rekabet ortamı yarattığını; yine davalının "..."da verdiği ilanlarda "..." ibaresi yer aldığını, davalının yetkilisinin müvekkili şirketten ayrılırken "..." sitesine olan üyeliğini hukuka aykırı olarak kendi üzerinden yeni şirkete aktardığını, bir yıllık olan şirketin beş yıllık üyeymiş gibi reklam yaptığını, bu nedenle müvekkilinin "..." sitesine yeniden üye olmak zorunda kaldığını ileri sürerek, müvekkilinin ticaret unvanına davalı tarafından yapılan tecavüzün tespiti ile "..." sözcüğünün davalının ticaret kaydından ve kullandığı tüm yerlerden silinmesine;
davalı tarafından yapılan haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine, davalının 2014-2016 yılı ticari defterleri incelenerek haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın tespiti ile şimdilik 10.000-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline; ticaret unvanına yapılan tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle müvekkilinin ticari itibarı zedelendiğinden TTK 52 ve 53 gereğince 10.000-TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine ve kararın gazete ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin piyasada güvenilirliği ile tanınmış ve marka tescilli bir firma olduğunu, müvekkili şirketin ortağı-temsilcisi...'in davacı şirketin eski ortağı olduğunu, ortaklık ilişkisi bittikten sonra davacı şirket sahibinin başka şirket kurduğunu ve davacıyı atıl duruma getirdiğini, yeni şirketin 03/07/2015 tarihinde ...Tic. A.Ş. unvanıyla kurulduğunu; davacı ile müvekkilinin aynı işi yapmadığını, davacının iddialarının soyut olduğunu, haksız rekabet ve zararın somut olarak ispat edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davacının ticaret unvanının davalınınkinden daha önce tescil edildiği,TTK 50 uyarınca mutlak hak sahibi davacının TTK 52/1'deki davalının unvanının ticaret sicilinden silinmesi şartlarının somut olayda gerçekleştiği, davacının ticaret unvanına davalı tarafından tecavüzde bulunulduğu ve haksız rekabet teşkil ettiği anlaşıldığından davalının ticaret ünvanındaki "..." ibaresinin ticaret sicilinden silinmesine karar verilmesi gerektiği; ... (arka fontta sıradağlar) şeklindeki marka hakkında açılmış markanın hükümsüzlüğü davasının bulunmadığı, davalının markayı bu haliyle TPE nezdinde tescil ettirdiği ve tescil hali hazırda geçerli olduğundan, "..." ibaresinin davalının marka olarak kullanıldığı tüm yerlerden silinmesi talebinin reddinin gerektiği (Yargıtay 11.
HD'nin 2012/9798 E., 2014/1297 K. sayılı ilamı); her iki firmanın da temel faaliyet alanının aynı olduğu, davacının müşterilerinin davalıya geçtiğini gösteren somut bir delil bulunmadığı, aynı şekilde davacının manevi olarak zararını da ispat edemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, davacının ticaret unvanına yapılan tecavüzün tespiti ile davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin ticaret sicilinden silinmesine, söz konusu ibarenin davalı tarafından her ne şekilde olursa olsun ticari tanıtım faaliyetlerinde marka olarak kullanıldığı tüm yerlerden (tabela, internet sitesi, el ilanları) silinmesi talebinin reddine; davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin unvanındaki "..." kelimesinin davacı şirkete ait unvanla iltibas oluşturduğunun ve bu iltibas olgusunun davacı şirket yönünden haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve bu haksız rekabetin önlenmesine;
davacının maddi ve manevi tazminat talebi ispatlanamadığından reddine; karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı davalıdan alınmak üzere Türkiye'de yayınlanan ve trajı 100.000'in üzerinde bulunan bir gazetede bir kereye mahsus ilanına; fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili, mahkemece davalının unvanındaki "..." ibaresinin kaldırılmasına rağmen, davalı tarafından "..."markası tescili hukuka aykırı olduğundan TTK 52 gereğince değiştirilmesine-silinmesine karar verilmemesinin doğru olmadığını, çünkü davalının "...' kelimesini kullanmaya devam edeceğinden verilen kararın bir anlamı olmayacağını, haksız rekabetin nasıl ve ne şekilde önleneceğine ilişkin bir açıklama yapılmadığını; mahkeme kararının çelişkilerle dolu ve uygulanabilirliği olmayan bir karar olduğunu; davalının kuruluşundan sonra müvekkilinin ticari defterlerine bakıldığında öz kaynaklarının her yıl azaldığını, net satış gelirlerinin düştüğünü, 2016-2017 yıllarında faaliyet zararı ettiğinin görüldüğünü, bu nedenle maddi ve manevi zarar taleplerinin reddinin de doğru olmadığını belirterek, hükmün reddedilen kısmının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2- Davalı vekili, davacının unvanının "... Şti." olup, müvekkilin unvanının "... San. ve Tic. Ltd. Şti." olduğunu, her iki unvanın da birbirinden farklı olduğunu, unvanların hiçbirinin sahibine mutlak hak vermediğini; tarafların iştigal alanları da farklı olduğundan iltibas oluşturmayacağını ve haksız rekabete sebebiyet vermeyeceğini; davacının araç alım satım işi, müvekkilinin ise oto dizayn işini yaptığı, bilinç düzeyi yüksek sektörel müşteriye hitap edildiğinden unvanının karıştırılamayacağını; hükme esas alınan raporda bilirkişi heyetinin sözde davacının atölyesi yani oto dizayn işinin yapıldığı yer olarak belirttiği ancak adresini belirtilmemiş ve sergi salonuna yaklaşık 2,3 km uzaklıkta olduğunu söyledikleri yerin, davacıya ait olmadığını, zira 20/03/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda belirtildiği gibi davacının araç montaj, imalat ve dizayn işlerinin yapıldığı bir atölyesi bulunmadığını, davacı daha çok alım satım işiyle iştigal ettiğini, söz konusu yerin davacının ortağı ...'ın sahibi olduğu dava dışı ....
A.Ş.'ye ait olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının kabul edilmediğini; cevap dilekçesinde belirttikleri gibi ''Hisse Devri ve Tasfiye Protokolü'' düzenlendikten sonra davacı şirketin atıl duruma getirildiğini, ticari faaliyetlerin, oto dizayn faaliyetlerini dava dışı şirket üzerinden yürütüldüğünü ve ticari kazancın da buradan elde edildiğini belirterek, hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalının ticari unvanındaki "..." ibaresinin davacının unvanına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, davalının ticaret kaydından ve kullandığı yerlerden silinmesi, haksız rekabetin tespiti, haksız rekabet nedeniyle 10.000-TL maddi tazminat ve ticaret unvanına tecavüz ile haksız rekabetten dolayı 10.000-TL manevi tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 46/1 maddesi,"Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına,işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir.";
50. Maddesi, "Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir."; 52/1 maddesi,"Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.";55/1-a-4 maddesi "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;
...
4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak." şeklinde düzenlenmiştir."Başkalarının markası ya da ticaret unvanı ile iltibasa yol açan bir ticaret unvanının kullanılması haksız rekabet teşkil edecek olup her ne kadar tescilli olduğu biçimde ticaret unvanının kullanılması, haksız rekabet davası yönünden bir hukuka uygunluk nedeni teşkil etmekte ise de bu durum ticaret unvanının terkini davası yönünden bir engel oluşturmamalıdır."(Yargıtay HGK'nın 2021/11-94 E. ve 2023/66 K. sayılı ilamı) Davacı şirketin ticaret unvanı "...." olup, ana sözleşmenin tescil tarihi 28/04/2011'dir.Davalı şirketin ticaret unvanı ise "... San. ve Tic. Ltd.
Şti." olup, ana sözleşmenin tescil tarihi 13/05/2015'tir.Tarafların ticaret sicildeki meslek gruplarının "52-Kara Taşıtları, Yedek Parçaları ve Ekipmanları", Nace kodlarının da "29.10.04-Minibüs, midibüs, otobüs, troleybüs,metrobüs, vb. yolcu nakil araçlarının imalatı" şeklinde aynı olduğu dosyada bulunan sicil evrakından anlaşılmaktadır.TTK'nın 45. maddesine göre, bir ticaret unvanına Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde ek yapılır. TTK'nın 46. maddesine göre de ekler tacirin kimliği, işletmesinin genişliği ve önemi ve finansal durumu hakkında 3. kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamalıdır.Somut olayda, davacı taraf "..." unvanını daha önce tescil ettirmiş olup, aynı alanda faaliyet gösteren davalının "..." unvanının davacının unvanı ile benzeştiği ve "..." ibaresinin aynı olduğu, bu ibareye eklenen "-lar" ekinin de ayırt edici özellik arz etmediği, bu durumda sonradan tescil edilen davalının unvanında yer alan "..." ibaresinin kullanılmasının davacının ticaret unvanına tecavüz sayılması gerekmektedir.
Bu ayniyetin 3. kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunduğu ve bu kullanımın TTK'nın 52. maddesinde tanımlandığı gibi ticari dürüstlüğe aykırı olduğu anlaşılmakla, tescilli ticaret unvanına yönelik tecavüze, davalının ticari unvanının tescili ve dava tarihi gözetildiğinde suskun kalma halinin mevcut olmadığı gözetildiğinde davalının savunmalarının yerinde olmadığı kanaatine varılmaktadır.Bu durumda, davalının ticaret unvanı üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına engel olacak nitelikte olmayıp, bu unvanın kullanılması ticari dürüstlüğe aykırıdır.Bu nedenle, mahkemece davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin ticaret sicilinden silinmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ayrıca eldeki davada davacının, davalının marka hakkına dayalı bir talebi bulunmadığından, davalının tescilli markasını kullanma hakkını engelleyecek mahiyette, sicilden silinmesine karar verilen unvanın kullandığı yerlerden silinmesi talebi kabul edilmemiştir.
Ayrıca davacı aynı zamanda davalının müvekkilinin unvanını kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiğini iddia etmiş ve haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Ne var ki davalının haksız rekabete yol açtığı ileri sürülen unvanı tescilli olup, tescilli unvanın sicilden terkin edilmesi anına kadar kullanımının haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilemeyeceğinden, bu dönem için unvana tecavüz ve haksız rekabetten bahsedilemez (Yargıtay 11. HD'nin 2014/12235 E., 2014/18166 K. Sayılı ve 24/11/2014 tarihli emsal kararı). Mahkeme tarafından yanılgılı değerlendirmeyle, davalının unvanındaki "..." ibaresinin davacıya ait unvanla iltibas oluşturduğundan davacı yönünden haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve bu haksız rekabetin önlenmesine karar verilmiştir.Mahkemece, davalının haksız rekabet teşkil eden başkaca bir eylemine gerekçede değinilmemiştir.
Bu husus davacı tarafından da istinaf edilmediğinden, davalının başkaca bir eyleminin haksız rekabet teşkil etmediği hususu kesinleşmiştir. Buna göre, davalının bu talebe yönelik istinaf istemi yerinde görülerek, davacının haksız rekabete yönelik iddiası sübut bulmadığından, bu kapsamdaki taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. TTK'nın 52. maddesinde ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibinin, zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebileceği düzenlenmiştir. Davacı da dava dilekçesinde, 10.000-TL maddi ve 10.000-TL manevi tazminat talep etmiştir.Hüküm kurmaya ve denetime elverişli olan 20/02/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davacının müşterilerinin davalıdan hizmet aldığı ve davalının faaliyeti sebebiyle davacının zarara uğradığının belirlenmediği görüşünü belirtmiştir.Davacı da, ticari kayıtlarındaki net satış gelirlerinin düşmesi iddiasının davalıdan kaynaklandığı hususunda somut bir delil sunmamıştır.
Bu nedenle TTK 52 kapsamındaki maddi tazminat istemi yerinde bulunmamıştır.Davacının manevi tazminat istemi açısından ise, davalının dürüstlüğe aykırılık teşkil eden davacının unvanına tecavüz eylemi sabit bulunduğundan, eldeki davada manevi tazminat şartlarının mevcut olduğunun kabulü gerekmiştir. Buna göre tarafların aynı alanda ve yakın adreslerde faaliyet gösterdiği gözetildiğinde, 10.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden karar verilerek davanın kısmen kabulüne ,fazla istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne; İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/02/2021 Tarih 2016/1151 Esas 2021/157 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulüne;Davacının ticaret unvanına yapılan tecavüzün tespiti ile davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin Ticaret Sicilinden terkinine, söz konusu ibarenin davalı tarafından her ne şekilde olursa olsun ticari tanıtım faaliyetlerinde marka olarak kullanıldığı tüm yerlerden (tabela, internet sitesi, el ilanları) silinmesi talebinin reddine,Manevi tazminat talebinin kabulüne ,10.000-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebi ispatlanamadığından reddine,Davacının haksız rekabetin tesbiti ve meni talebinin reddine,Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı bilahare davalı şirketten alınmak üzere Türkiye'de yayınlanan ve tirajı 100.000'in üzerinde bulunan bir gazetede bir kereye mahsus ilanına,İlk derece yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 1.298,50-TL karar harcından mahkeme veznesine yatırılan 341,55-TL harcın mahsubu ile kalan 956,95-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından peşin yatırılan 370,75-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 4.000-TL bilirkişi ücreti, 248,90-TL tebligat-posta masrafı olmak üzere 4.248,90-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.125-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine ticaret unvanına yapılan tecavüz istemi nedeniyle takdir olunan 30.000-TL ve manevi tazminat yönünden 10.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı lehine haksız rekabetin meni istemi nedeniyle takdir olunan 30.000-TL ve maddi tazminat yönünden 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (Davacı 80,70-TL davalı 80,70-TL) karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendilerine iadesine,Davacı tarafından yapılan 22-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 11-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 88,60-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 45-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1.
maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/74682 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi