Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/454 E. 2022/952 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faiz başlangıç tarihi↗ i̇i̇k 265↗ usuli kazanılmış hak↗ muacceliyet↗ kazanılmış hak↗ maddi ve manevi tazminat↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ asıl alacak↗ maddi tazminat↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; davacının bankadan 86.692,00 Euro alacaklı olduğu, bu miktarın 18.02.2004 tarihi itibariyle karşılığının 104.143,10 USD'ye denk geldiği, 140.679,35 TL'nin dava tarihi olan 11.03.2004 tarihindeki kur karşılığının ise 106.076,30 USD olduğu, davacının bu nedenle dava dilekçesinde yer alan 101.249,00 USD'yi talep etme hakkı bulunduğu, ancak yukarıda da belirtildiği gibi davacı yanca temyiz edilmeyen son karar da davacının asıl alacağının toplam 94.605,62 USD üzerinden kabul edildiği, bu kararın da davacı yanca temyiz edilmemesi nedeniyle bu miktarın da davalı yönünden usulü kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulü ile, 94.605,62 USD'nin 18/02/2004 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca ABD doları cinsi dövize uygulanan değişen oranlarda faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu hususta tekrar karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı, tüm taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1- Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesabında bulunanparasının diğer davalı tarafından usulsüz işlemler ile çekildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemenin, davanın kısmen kabulü ile 86.692 Avro’nun Türk Lirası karşılığı olan 140.679,35 TL’nin ve 10.000.- TL manevi tazminatın tahsiline dair 08.04.2004 tarihli kararı, davalıların temyizi üzerine, Dairemizin 28.01.2016 tarihli ve 2014/12685 E., 2016/963 K. sayılı ilamı ile ve “....Hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği nazara alınarak davacının talebi nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın muaccel olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu suretle, temyiz edenin sıfatına göre kazanılmış haklar saklı kalmak kaydıyla davada yer alan talep nazara alınarak alacağın belirlenmesi, yine hesap türü, davacının dava konusu ettiği alacağını bankadan talep ettiği tarih gözetilerek faiz başlangıç ve oranlarının tespiti gerektiğinden..." denilerek davalı banka yararına bozulmuş; bu bozmaya mahkemece uyulması üzerine bu kez manevi tazminatın reddine ve maddi tazminatın kısmen kabulü ile 43.340,00 Amerikan Doları’nın 26.08.2003, 51.265,62 Amerikan Dolarının da 01.09.2003 tarihinden itibaren tahsiline karar verilmiş ve bu karar davalı banka tarafından temyiz edilmiş olmakla, yine Dairemizin 12.09.2019 tarihli ve 2018/4067 E., 2019/5341 K. sayılı ilamı ile “.... mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, faiz başlangıç tarihi olarak talebi aşar şekilde 26.08.2003 ve 01.09.2003 tarihleri esas alınmış, uygulanacak faiz oranı da Dairemiz bozma ilamında belirtildiği şekilde hesaplanmamıştır. Bu durumda, Dairemiz bozma ilamı nazara alınarak, temyiz edenin sıfatına göre kazanılmış haklar saklı kalmak kadıyla faiz başlangıç ve oranlarının tespiti gerekirken,....” şeklinde bozulmuştur. Bu bozma ilamına da uyan mahkemece, yabancı para üzerinden ve tüm davalılardan tahsil yönünde karar verilmiş ve bu karara karşı tüm taraflarca temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Ancak, davacının ilk kararı temyiz etmemesi nedeniyle artık davacı, ancak Türk Lirası olarak alacağını isteyebilecektir. Bu bakımdan davalı banka yönünden usuli kazanılmış hak doğrumuştur. Yine yerel mahkemenin 11.05.2018 tarihli ikinci kararına karşı, davacı ve davalı ... tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmadığından, bu karar davalı ... bakımından kesinleşmiştir. Ayrıca, davacının son kararı faiz başlangıcı yönünden temyiz etmemesi nedeniyle faiz başlangıcının 18.02.2004 tarihi olacağı, bu hususun da davalı bakımından usuli kazanılmış hak oluşturacağı izahtan varestedir.
Bu durumda, yukarıda belirtilen kazanılmış haklar ve özellikle davacının tüm kararları asıl alacak bakımından temyiz etmemesi gözönüne alınarak, ilk kararla oluşan 140.679,35 TL’yi geçmemek üzere; 94.605,62 Amerikan Dolarının (43.340 + 51.265,62), talep tarihi olan 01.12.2003 tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığı hesap edilmek suretiyle bulunacak meblağın 18.02.2004 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı ... bakımından 11.05.2018 tarihinde verilen karar kesinleşmiş olmakla, bu davalıyı da kapsayacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bu yönden de bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin avukatlık ücretine yönelik temyiz isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2444 E. 2024/843 K.
Ortak:faiz başlangıç tarihi · i̇i̇k 265 · usuli kazanılmış hak · muacceliyet · kazanılmış hak · asıl alacak · maddi tazminat · karar verilmesine yer olmadığına · Tazminat
İncelediğiniz kararda… uğu, davacının bu nedenle dava dilekçesinde yer alan 101.249,00 USD'yi talep etme hakkı bulunduğu, ancak yukarıda da belirtildiği gibi davacı yanca temyiz edilmeyen «son» karar da davacının asıl alacağının toplam 94.605,62 USD üzerinden kabul edildiği, bu kararın da davacı yanca temyiz edilmemesi nedeniyle bu miktarın da davalı yönünden «usulü kazanılmış hak» oluşturduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulü ile, 94.605,62 USD'nin 18/02/2004 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca ABD doları cinsi dövize uygulanan değişen oranlarda faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu hususta tekrar karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… şlangıç ve oranlarının tespiti gerektiğinden..." denilerek davalı banka yararına bozulmuş; bu bozmaya mahkemece uyulması üzerine bu kez manevi tazminatın reddine ve «maddi tazminatın» kısmen kabulü ile 43.340,00 Amerikan Doları’nın 26.08.2003, 51.«265»,62 Amerikan Dolarının da 01.09.2003 tarihinden itibaren tahsiline karar verilmiş ve bu karar davalı banka tarafından temyiz edilmiş olmakla, yine Dairemizin 12.09.2019 tarihli ve 2018/4067 E., 2019/5341 K. sayılı ilamı ile “.... mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, «faiz başlangıç tarihi» olarak talebi aşar şekilde 26.08.2003 ve 01.09.2003 tarihleri esas alınmış, uygulanacak faiz oranı da Dairemiz bozma ilamında belirtildiği şekilde hesaplanmamıştır …
Bu bakımdan davalı banka yönünden «usuli kazanılmış hak» doğrumuştur.
Benzer bu kararda… şlangıç ve oranlarının tespiti gerektiğinden..." denilerek davalı banka yararına bozulmuş; bu bozmaya mahkemece uyulması üzerine bu kez manevi tazminatın reddine ve «maddi tazminatın» kısmen kabulü ile 43.340,00 Amerikan Doları’nın 26.08.2003, 51.«265»,62 Amerikan Dolarının da 01.09.2003 tarihinden itibaren tahsiline karar verilmiş ve bu karar davalı banka tarafından temyiz edilmiş olmakla, yine Dairemizin 12.09.2019 tarihli ve 2018/4067 E., 2019/5341 K. sayılı ilamı ile “.... mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, «faiz başlangıç tarihi» olarak talebi aşar şekilde 26.08.2003 ve 01.09.2003 tarihleri esas alınmış, uygulanacak faiz oranı da Dairemiz bozma ilamında belirtildiği şekilde hesaplanmamıştır …
… uğu, davacının bu nedenle dava dilekçesinde yer alan 101.249,00 USD'yi talep etme hakkı bulunduğu, ancak yukarıda da belirtildiği gibi davacı yanca temyiz edilmeyen «son» karar da davacının asıl alacağının toplam 94.605,62 USD üzerinden kabul edildiği, bu kararın da davacı yanca temyiz edilmemesi nedeniyle bu miktarın da davalı yönünden usulî «kazanılmış hak» oluşturduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, 94.605,62 USD'nin 18.02.2004 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca USD cinsi dövize uygulanan değişen oranlarda faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu hususta tekrar karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Bu bakımdan davalı banka yönünden «usuli kazanılmış hak» doğrumuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:re'sen gözetilme · taleple bağlılık · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · direnme kararı · kamu düzeni · kusur
Benzer bu kararda… n davalılar tarafından temyiz edildiğini ancak TL üzerinden karar verilmesinin temyize konu edilmediğini, Yargıtay bozma ilamlarının birbiri ile çelişkili olduğunu, «taleple bağlılık» ilkesinden vazgeçilerek TL üzerinden karar verilmesinin enflasyonist bir dönemde alacaklının parasının erimesi ve adaletin tecelli etmemesine neden olduğunu, Mahkemece «direnme» kararı verilmesi gerektiğini, usuli kazanılmış hakkın usul hukuku bakımından tartışmalı bir konu olduğunu, taleple bağlılık ilkesinin «kamu düzeni» ile ilgili olduğunu ve kamu düzenini ilgilendiren durumlarda usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini, bu hususun Yargıtay içtihatlarında da benimsendiğini, usu …
… USD'nin karşılığının 137.572,56 TL olduğu ve bozma ilamı doğrultusunda davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile (diğer davalı hakkında verilen hükümle «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla) 137.572,56 TL'nin 18.02.2004 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı . …
Davalı banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; «maddi tazminat» davasının kabul edilen kısımları yönünden ve bu miktarlara uygulanan faiz türü ve faiz başlangıç tarihleri açısından kararın bozulması gerektiğini, «faiz başlangıç tarihinin» karar tarihi aksinin kabul edilmediği takdirde dava tarihi olması gerektiğini, davacı iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olmasına rağmen Mahkemece kabul edildiğini, davacı ve diğer davalı arasındaki şahsi ilişkinin ve davacı kusurunun Mahkemece göz ardı edildiğini, Ağır Ceza Mahkemesinde alınan heyet raporunda davalı bankaya herhangi bir «kusuru» izafe edilemeyeceğinin tespit edildiğini ancak Mahkemece bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, safahatta dekontlar üzerindeki imzaların davacıya ait olduğunun tespit edilmesine rağmen bankanın sorumlu tutulduğunu, davalı bankanın gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirdiğini ileri sürerek ve re'«sen gözetilecek» sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4067 E. 2019/5341 K.
Ortak:faiz başlangıç tarihi · i̇i̇k 265 · muacceliyet
İncelediğiniz kararda… şlangıç ve oranlarının tespiti gerektiğinden..." denilerek davalı banka yararına bozulmuş; bu bozmaya mahkemece uyulması üzerine bu kez manevi tazminatın reddine ve «maddi tazminatın» kısmen kabulü ile 43.340,00 Amerikan Doları’nın 26.08.2003, 51.«265»,62 Amerikan Dolarının da 01.09.2003 tarihinden itibaren tahsiline karar verilmiş ve bu karar davalı banka tarafından temyiz edilmiş olmakla, yine Dairemizin 12.09.2019 tarihli ve 2018/4067 E., 2019/5341 K. sayılı ilamı ile “.... mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, «faiz başlangıç tarihi» olarak talebi aşar şekilde 26.08.2003 ve 01.09.2003 tarihleri esas alınmış, uygulanacak faiz oranı da Dairemiz bozma ilamında belirtildiği şekilde hesaplanmamıştır …
… i nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın «muaccel» olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize h …
Bu durumda, yukarıda belirtilen kazanılmış haklar ve özellikle davacının tüm kararları «asıl alacak» bakımından temyiz etmemesi gözönüne alınarak, ilk kararla oluşan 140.679,35 TL’yi geçmemek üzere; 94.605,62 Amerikan Dolarının (43.340 + 51.«265»,62), talep tarihi olan 01.12.2003 tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığı hesap edilmek suretiyle bulunacak meblağın 18.02.2004 tarihinden itibaren bankala …
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, davanın kısmen kabulüne, 43.340,00 USD'nin 26/08/2003 tarihinden itibaren, 51.«265»,62 USD'nin 01/09/2003 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca Amerikan doları cinsi dövize uygulanan değişen oranlarda faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… i nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın «muaccel» olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 sayılı yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize h …
… aşlangıç ve oranlarının tespiti gerektiğinden..." denilerek hüküm davalı banka yararına bozulmuş; mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, «faiz başlangıç tarihi» olarak talebi aşar şekilde 26.08.2003 ve 01.09.2003 tarihleri esas alınmış, uygulanacak faiz oranı da Dairemiz bozma ilamında belirtildiği şekilde hesaplanmamıştır …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/70 E. 2020/3941 K.
Ortak:i̇i̇k 265
İncelediğiniz kararda… şlangıç ve oranlarının tespiti gerektiğinden..." denilerek davalı banka yararına bozulmuş; bu bozmaya mahkemece uyulması üzerine bu kez manevi tazminatın reddine ve «maddi tazminatın» kısmen kabulü ile 43.340,00 Amerikan Doları’nın 26.08.2003, 51.«265»,62 Amerikan Dolarının da 01.09.2003 tarihinden itibaren tahsiline karar verilmiş ve bu karar davalı banka tarafından temyiz edilmiş olmakla, yine Dairemizin 12.09.2019 tarihli ve 2018/4067 E., 2019/5341 K. sayılı ilamı ile “.... mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, «faiz başlangıç tarihi» olarak talebi aşar şekilde 26.08.2003 ve 01.09.2003 tarihleri esas alınmış, uygulanacak faiz oranı da Dairemiz bozma ilamında belirtildiği şekilde hesaplanmamıştır …
Bu durumda, yukarıda belirtilen kazanılmış haklar ve özellikle davacının tüm kararları «asıl alacak» bakımından temyiz etmemesi gözönüne alınarak, ilk kararla oluşan 140.679,35 TL’yi geçmemek üzere; 94.605,62 Amerikan Dolarının (43.340 + 51.«265»,62), talep tarihi olan 01.12.2003 tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığı hesap edilmek suretiyle bulunacak meblağın 18.02.2004 tarihinden itibaren bankala …
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, davanın kısmen kabulüne, 43.340,00 USD'nin 26.08.2003 tarihinden itibaren, 51.«265»,62 USD'nin 01.09.2003 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca Amerikan doları cinsi dövize uygulanan değişen oranlarda faizi ile birlikte dav …
Sonuç: 🔶 iki emsal
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6425 E. 2017/5306 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12685 E. 2016/963 K.
Ortak:muacceliyet
İncelediğiniz kararda… i nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın «muaccel» olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize h …
Benzer bu kararda… i nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın «muaccel» olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 saylı yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize hü …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · kişilik hakları · bilirkişi incelemesi · yasal faiz · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'ün davacıya ait 86.690 Euro parayı «zimmetine» geçirdiği, davalı bankanın da çalışanının bu haksız hareketinden dolayı oluşan zarardan işveren (adam çalıştıran) olarak sorumlu olduğu, ceza yargılamasında yapılan «bilirkişi incelemelerinde» zarar miktarının 86.690 Euro olduğunun belirlendiği, olayın oluş şekli, olaydan sonraki yaşanan süreç ve davacının bankadaki paranın geliriyle geçimini sağlaması nedeniyle manevi açıdan ızdırap çektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 86.692 Euro'nun Türk Parası karşılığı 140.679,35 TL nin 01.12.2003 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
3- Davacının manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların dava konusu işlemlerdeki «kusuru» ve sorumlulukları yatmaktadır.
Somut olayda, dava konusu edilen işlemlerde davacının «kişilik haklarına» tecavüzün bulunduğu sonucuna varılamayacağından, 818 Sayılı BK'nun 49. maddesindeki koşulların oluşmadığı nazara alınarak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bu istemin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7883 E. 2011/3307 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetki itirazı · acente · infaz · yetki · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, «yetki itirazının» reddine karar verilerek devam edilen yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacıları hacca götürmek üzere 3.000,00 Amerikan doları para aldığı, ancak davacıları hacca götürmediği gibi aldığı parayı da iade etmediği, bu durumda davacıların davalı şirkete «acente» aracılığıyla ödemiş oldukları sözkonusu miktarı talep edebilecekleri gerekçesiyle davanın kabulü ile 3.000,00 Amerikan dolarının davalının fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası döviz kurlarına göre bulunacak Türk lirası karşılığına uygulanacak «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Ancak, mahkemece kurulan hüküm «infaza» elverişli olmadığından kararın bu yönden bozulması gerekirse de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/454 E. , 2022/952 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02.11.2021 tarih ve 2020/558 E. - 2021/683 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan 100.000 USD ve 36.000,00 TL parasının davalı ... tarafından davacının duyduğu güven nedeniyle verdiği boş imzalı dekontlar kullanılmak suretiyle çekildiğini, davalı ...'ün, zaman zaman küçük kağıt parçaları üzerine davacının parasının miktarını ve tarihini yazıp verdiğini, davacı paranın dökümünü gösteren banka cüzdanını almak istediğinde davalı ...'ün müvekkiline çeşitli bahanelerle hesap cüzdanın dökümlerini vermediğini, bir süre sonra davacının ısrarları üzerine biri vadeli 50.000 Dolar diğeri vadesiz 50.000 Dolar, üzerinde davacının adı olan banka cüzdanlarını verdiğini, ... Finansbank şubesinde davacının hesabında yapılan kontrol sonrasında 7 bin küsur dolar döviz ve TL hesabında ise 19 Milyar TL para olduğunun, başkaca parasının olmadığının anlaşıldığını, davalılar hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek, 101.249 Amerikan Doları'nın 01.12.2003 tarihinden itibaren, 20.000,00 TL mevduatın da 08.09.2003 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsilini, ayrıca 20.000.- TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davacının Finansbank Antalya şubesindeki 100.000 ABD doları bulunan hesabını önce Euroya (86.690) çevirdiğini ve daha sonra da bu parasını 26.08.2003 tarihinde 40.000 Euro ve 01.09.2003 tarihinde 46.690 Euro olmak üzere tamamen çekerek hesabını kapattığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; davacının bankadan 86.692,00 Euro alacaklı olduğu, bu miktarın 18.02.2004 tarihi itibariyle karşılığının 104.143,10 USD'ye denk geldiği, 140.679,35 TL'nin dava tarihi olan 11.03.2004 tarihindeki kur karşılığının ise 106.076,30 USD olduğu, davacının bu nedenle dava dilekçesinde yer alan 101.249,00 USD'yi talep etme hakkı bulunduğu, ancak yukarıda da belirtildiği gibi davacı yanca temyiz edilmeyen son karar da davacının asıl alacağının toplam 94.605,62 USD üzerinden kabul edildiği, bu kararın da davacı yanca temyiz edilmemesi nedeniyle bu miktarın da davalı yönünden usulü kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulü ile, 94.605,62 USD'nin 18/02/2004 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca ABD doları cinsi dövize uygulanan değişen oranlarda faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu hususta tekrar karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı, tüm taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1- Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesabında bulunanparasının diğer davalı tarafından usulsüz işlemler ile çekildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemenin, davanın kısmen kabulü ile 86.692 Avro’nun Türk Lirası karşılığı olan 140.679,35 TL’nin ve 10.000.- TL manevi tazminatın tahsiline dair 08.04.2004 tarihli kararı, davalıların temyizi üzerine, Dairemizin 28.01.2016 tarihli ve 2014/12685 E., 2016/963 K. sayılı ilamı ile ve “....Hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği nazara alınarak davacının talebi nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın muaccel olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Bu suretle, temyiz edenin sıfatına göre kazanılmış haklar saklı kalmak kaydıyla davada yer alan talep nazara alınarak alacağın belirlenmesi, yine hesap türü, davacının dava konusu ettiği alacağını bankadan talep ettiği tarih gözetilerek faiz başlangıç ve oranlarının tespiti gerektiğinden..." denilerek davalı banka yararına bozulmuş; bu bozmaya mahkemece uyulması üzerine bu kez manevi tazminatın reddine ve maddi tazminatın kısmen kabulü ile 43.340,00 Amerikan Doları’nın 26.08.2003, 51.265,62 Amerikan Dolarının da 01.09.2003 tarihinden itibaren tahsiline karar verilmiş ve bu karar davalı banka tarafından temyiz edilmiş olmakla, yine Dairemizin 12.09.2019 tarihli ve 2018/4067 E., 2019/5341 K. sayılı ilamı ile “....
mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, faiz başlangıç tarihi olarak talebi aşar şekilde 26.08.2003 ve 01.09.2003 tarihleri esas alınmış, uygulanacak faiz oranı da Dairemiz bozma ilamında belirtildiği şekilde hesaplanmamıştır. Bu durumda, Dairemiz bozma ilamı nazara alınarak, temyiz edenin sıfatına göre kazanılmış haklar saklı kalmak kadıyla faiz başlangıç ve oranlarının tespiti gerekirken,....” şeklinde bozulmuştur. Bu bozma ilamına da uyan mahkemece, yabancı para üzerinden ve tüm davalılardan tahsil yönünde karar verilmiş ve bu karara karşı tüm taraflarca temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Ancak, davacının ilk kararı temyiz etmemesi nedeniyle artık davacı, ancak Türk Lirası olarak alacağını isteyebilecektir. Bu bakımdan davalı banka yönünden usuli kazanılmış hak doğrumuştur. Yine yerel mahkemenin 11.05.2018 tarihli ikinci kararına karşı, davacı ve davalı ... tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmadığından, bu karar davalı ... bakımından kesinleşmiştir. Ayrıca, davacının son kararı faiz başlangıcı yönünden temyiz etmemesi nedeniyle faiz başlangıcının 18.02.2004 tarihi olacağı, bu hususun da davalı bakımından usuli kazanılmış hak oluşturacağı izahtan varestedir.
Bu durumda, yukarıda belirtilen kazanılmış haklar ve özellikle davacının tüm kararları asıl alacak bakımından temyiz etmemesi gözönüne alınarak, ilk kararla oluşan 140.679,35 TL’yi geçmemek üzere;
94. 605,62 Amerikan Dolarının (43.340 + 51.265,62), talep tarihi olan 01.12.2003 tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığı hesap edilmek suretiyle bulunacak meblağın 18.02.2004 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı ... bakımından 11.05.2018 tarihinde verilen karar kesinleşmiş olmakla, bu davalıyı da kapsayacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bu yönden de bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin avukatlık ücretine yönelik temyiz isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 09/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/745842300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz