Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/12685 E. 2016/963 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adam çalıştıranın sorumluluğu↗ zimmet↗ kusur sorumluluğu↗ kişilik hakları↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ muacceliyet↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ yasal faiz↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'ün davacıya ait 86.690 Euro parayı zimmetine geçirdiği, davalı bankanın da çalışanının bu haksız hareketinden dolayı oluşan zarardan işveren (adam çalıştıran) olarak sorumlu olduğu, ceza yargılamasında yapılan bilirkişi incelemelerinde zarar miktarının 86.690 Euro olduğunun belirlendiği, olayın oluş şekli, olaydan sonraki yaşanan süreç ve davacının bankadaki paranın geliriyle geçimini sağlaması nedeniyle manevi açıdan ızdırap çektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 86.692 Euro'nun Türk Parası karşılığı 140.679,35 TL nin 01.12.2003 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesabındaki parasının diğer davalı banka çalışanının usulsüz işlemleri ile çekildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, dava dilekçesinde 101.249 Amerikan dolarının 01.12.2003 tarihinden itibaren, 20.000,00 TL (20.000.000.000. eski TL) mevduatın da 08.09.2003 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsili istenmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, 86.692 Euro'nun Türk Parası karşılığı 140.679,35 TL nin 01.12.2003 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmiştir. Hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği nazara alınarak davacının talebi nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın muaccel olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 saylı yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu suretle, temyiz edenin sıfatına göre kazanılmış haklar saklı kalmak kaydıyla davada yer alan talep nazara alınarak alacağın belirlenmesi, yine hesap türü, davacının dava konusu ettiği alacağını bankadan talep ettiği tarih gözetilerek faiz başlangıç ve oranlarının tespiti gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Davacının manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların dava konusu işlemlerdeki kusuru ve sorumlulukları yatmaktadır. Bilindiği üzere, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini dava edebilir. Somut olayda, dava konusu edilen işlemlerde davacının kişilik haklarına tecavüzün bulunduğu sonucuna varılamayacağından, 818 Sayılı BK'nun 49. maddesindeki koşulların oluşmadığı nazara alınarak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bu istemin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4067 E. 2019/5341 K.
Ortak:muacceliyet · Alacak
İncelediğiniz kararda… i nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın «muaccel» olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 saylı yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize hü …
Benzer bu kararda… i nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın «muaccel» olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 sayılı yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize h …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faiz başlangıç tarihi · i̇i̇k 265
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, davanın kısmen kabulüne, 43.340,00 USD'nin 26/08/2003 tarihinden itibaren, 51.«265»,62 USD'nin 01/09/2003 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca Amerikan doları cinsi dövize uygulanan değişen oranlarda faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… aşlangıç ve oranlarının tespiti gerektiğinden..." denilerek hüküm davalı banka yararına bozulmuş; mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, «faiz başlangıç tarihi» olarak talebi aşar şekilde 26.08.2003 ve 01.09.2003 tarihleri esas alınmış, uygulanacak faiz oranı da Dairemiz bozma ilamında belirtildiği şekilde hesaplanmamıştır …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6425 E. 2017/5306 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14786 E. 2013/14519 K.
Ortak:kişilik hakları · kusur
İncelediğiniz kararda3- Davacının manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların dava konusu işlemlerdeki «kusuru» ve sorumlulukları yatmaktadır.
Somut olayda, dava konusu edilen işlemlerde davacının «kişilik haklarına» tecavüzün bulunduğu sonucuna varılamayacağından, 818 Sayılı BK'nun 49. maddesindeki koşulların oluşmadığı nazara alınarak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bu istemin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaManevi tazminat isteminin temelinde, davalının bu işlemdeki «kusuru» yatmaktadır.
Somut olayda, dava konusu edilen çekin kaybolması nedeniyle davacının «kişilik haklarına» tecavüzün bulunduğu sonucuna varılamayacağından, 818 Sayılı BK'nın 49. maddesindeki koşulların oluşmadığı nazara alınarak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, bu istemin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/454 E. 2022/952 K.
Ortak:muacceliyet
İncelediğiniz kararda… i nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın «muaccel» olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 saylı yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize hü …
Benzer bu kararda… i nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın «muaccel» olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize h …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faiz başlangıç tarihi · i̇i̇k 265 · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · asıl alacak · maddi tazminat · karar verilmesine yer olmadığına · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… uğu, davacının bu nedenle dava dilekçesinde yer alan 101.249,00 USD'yi talep etme hakkı bulunduğu, ancak yukarıda da belirtildiği gibi davacı yanca temyiz edilmeyen «son» karar da davacının asıl alacağının toplam 94.605,62 USD üzerinden kabul edildiği, bu kararın da davacı yanca temyiz edilmemesi nedeniyle bu miktarın da davalı yönünden «usulü kazanılmış hak» oluşturduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulü ile, 94.605,62 USD'nin 18/02/2004 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca ABD doları cinsi dövize uygulanan değişen oranlarda faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu hususta tekrar karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… şlangıç ve oranlarının tespiti gerektiğinden..." denilerek davalı banka yararına bozulmuş; bu bozmaya mahkemece uyulması üzerine bu kez manevi tazminatın reddine ve «maddi tazminatın» kısmen kabulü ile 43.340,00 Amerikan Doları’nın 26.08.2003, 51.«265»,62 Amerikan Dolarının da 01.09.2003 tarihinden itibaren tahsiline karar verilmiş ve bu karar davalı banka tarafından temyiz edilmiş olmakla, yine Dairemizin 12.09.2019 tarihli ve 2018/4067 E., 2019/5341 K. sayılı ilamı ile “.... mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, «faiz başlangıç tarihi» olarak talebi aşar şekilde 26.08.2003 ve 01.09.2003 tarihleri esas alınmış, uygulanacak faiz oranı da Dairemiz bozma ilamında belirtildiği şekilde hesaplanmamıştır …
Ayrıca, davacının «son» kararı faiz başlangıcı yönünden temyiz etmemesi nedeniyle faiz başlangıcının 18.02.2004 tarihi olacağı, bu hususun da davalı bakımından «usuli kazanılmış hak» oluşturacağı izahtan varestedir.
Bu bakımdan davalı banka yönünden «usuli kazanılmış hak» doğrumuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2444 E. 2024/843 K.
Ortak:muacceliyet · kusur
İncelediğiniz kararda… i nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın «muaccel» olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 saylı yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize hü …
3- Davacının manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların dava konusu işlemlerdeki «kusuru» ve sorumlulukları yatmaktadır.
Benzer bu kararda… i nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın «muaccel» olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize h …
Davalı banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; «maddi tazminat» davasının kabul edilen kısımları yönünden ve bu miktarlara uygulanan faiz türü ve faiz başlangıç tarihleri açısından kararın bozulması gerektiğini, «faiz başlangıç tarihinin» karar tarihi aksinin kabul edilmediği takdirde dava tarihi olması gerektiğini, davacı iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olmasına rağmen Mahkemece kabul edildiğini, davacı ve diğer davalı arasındaki şahsi ilişkinin ve davacı kusurunun Mahkemece göz ardı edildiğini, Ağır Ceza Mahkemesinde alınan heyet raporunda davalı bankaya herhangi bir «kusuru» izafe edilemeyeceğinin tespit edildiğini ancak Mahkemece bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, safahatta dekontlar üzerindeki imzaların davacıya ait olduğunun tespit edilmesine rağmen bankanın sorumlu tutulduğunu, davalı bankanın gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirdiğini ileri sürerek ve re'«sen gözetilecek» sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:re'sen gözetilme · faiz başlangıç tarihi · taleple bağlılık · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · i̇i̇k 265 · usuli kazanılmış hak · direnme kararı
Benzer bu kararda… şlangıç ve oranlarının tespiti gerektiğinden..." denilerek davalı banka yararına bozulmuş; bu bozmaya mahkemece uyulması üzerine bu kez manevi tazminatın reddine ve «maddi tazminatın» kısmen kabulü ile 43.340,00 Amerikan Doları’nın 26.08.2003, 51.«265»,62 Amerikan Dolarının da 01.09.2003 tarihinden itibaren tahsiline karar verilmiş ve bu karar davalı banka tarafından temyiz edilmiş olmakla, yine Dairemizin 12.09.2019 tarihli ve 2018/4067 E., 2019/5341 K. sayılı ilamı ile “.... mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, «faiz başlangıç tarihi» olarak talebi aşar şekilde 26.08.2003 ve 01.09.2003 tarihleri esas alınmış, uygulanacak faiz oranı da Dairemiz bozma ilamında belirtildiği şekilde hesaplanmamıştır …
… USD'nin karşılığının 137.572,56 TL olduğu ve bozma ilamı doğrultusunda davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile (diğer davalı hakkında verilen hükümle «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla) 137.572,56 TL'nin 18.02.2004 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, davalı . …
… n davalılar tarafından temyiz edildiğini ancak TL üzerinden karar verilmesinin temyize konu edilmediğini, Yargıtay bozma ilamlarının birbiri ile çelişkili olduğunu, «taleple bağlılık» ilkesinden vazgeçilerek TL üzerinden karar verilmesinin enflasyonist bir dönemde alacaklının parasının erimesi ve adaletin tecelli etmemesine neden olduğunu, Mahkemece «direnme» kararı verilmesi gerektiğini, usuli kazanılmış hakkın usul hukuku bakımından tartışmalı bir konu olduğunu, taleple bağlılık ilkesinin «kamu düzeni» ile ilgili olduğunu ve kamu düzenini ilgilendiren durumlarda usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini, bu hususun Yargıtay içtihatlarında da benimsendiğini, usu …
Davalı banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; «maddi tazminat» davasının kabul edilen kısımları yönünden ve bu miktarlara uygulanan faiz türü ve faiz başlangıç tarihleri açısından kararın bozulması gerektiğini, «faiz başlangıç tarihinin» karar tarihi aksinin kabul edilmediği takdirde dava tarihi olması gerektiğini, davacı iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olmasına rağmen Mahkemece kabul edildiğini, davacı ve diğer davalı arasındaki şahsi ilişkinin ve davacı kusurunun Mahkemece göz ardı edildiğini, Ağır Ceza Mahkemesinde alınan heyet raporunda davalı bankaya herhangi bir «kusuru» izafe edilemeyeceğinin tespit edildiğini ancak Mahkemece bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, safahatta dekontlar üzerindeki imzaların davacıya ait olduğunun tespit edilmesine rağmen bankanın sorumlu tutulduğunu, davalı bankanın gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirdiğini ileri sürerek ve re'«sen gözetilecek» sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/886 E. 2021/5802 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, davanın kısmen kabulü ile 77.692,71 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın davalı banka aleyhine açtığı manevi tazminat talepli davada; daha önce verilen karar kesinleşmekle yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/12685 E. , 2016/963 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/04/2014 tarih ve 2004/356-2014/155 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/09/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılardan .... vekili Av. ... ve davalı asil ... ile vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan 100.000 USD ve 36.000,00 TL parasının davalı ... tarafından davacının duyduğu güven nedeniyle verdiği boş imzalı dekontlar kullanılmak suretiyle çekildiğini, davalı ...'ün, zaman zaman küçük kağıt parçaları üzerine davacının parasının miktarını ve tarihini yazıp verdiğini, davacı paranın dökümünü gösteren banka cüzdanını almak istediğinde davalı ...'ün müvekkiline çeşitli bahanelerle hesap cüzdanın dökümlerini vermediğini, bir süre sonra davacının ısrarları üzerine biri vadeli 50.000 dolar diğeri vadesiz 50.000 dolar, üzerinde davacnın adı olan banka cüzdanlarını verdiğini, .... şubesinde davacının hesabında yapılan kontrol sonrasında 7 bin küsur dolar döviz ve TL hesabında ise 19 Milyar TL para olduğunun, başkaca parasının olmadığının anlaşıldığını, davalılar hakkında ....
Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek, 101.249 Amerikan dolarının 01.12.2003 tarihinden itibaren, 20.000,00 TL mevduatın da 08.09.2003 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsilini, ayrıca 20.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davacının .... .... şubesindeki 100.000 ABD doları bulunan hesabını önce Euroya (86.690) çevirdiğini ve daha sonra da bu parasını 26.08.2003 tarihinde 40.000 Euro ve 01.09.2003 tarihinde 46.690 Euro olmak üzere tamamen çekerek hesabını kapattığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'ün davacıya ait 86.690 Euro parayı zimmetine geçirdiği, davalı bankanın da çalışanının bu haksız hareketinden dolayı oluşan zarardan işveren (adam çalıştıran) olarak sorumlu olduğu, ceza yargılamasında yapılan bilirkişi incelemelerinde zarar miktarının 86.690 Euro olduğunun belirlendiği, olayın oluş şekli, olaydan sonraki yaşanan süreç ve davacının bankadaki paranın geliriyle geçimini sağlaması nedeniyle manevi açıdan ızdırap çektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 86.692 Euro'nun Türk Parası karşılığı 140.679,35 TL nin 01.12.2003 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesabındaki parasının diğer davalı banka çalışanının usulsüz işlemleri ile çekildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, dava dilekçesinde 101.249 Amerikan dolarının 01.12.2003 tarihinden itibaren, 20.000,00 TL (20.000.000.000. eski TL) mevduatın da 08.09.2003 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsili istenmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, 86.692 Euro'nun Türk Parası karşılığı 140.679,35 TL nin 01.12.2003 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmiştir. Hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği nazara alınarak davacının talebi nazara alınmaksızın hangi tarihteki kur oranlarının uygulandığı da anlaşılmaksızın istenebilecek bedelin TL karşılığına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın muaccel olduğu tarihe kadar hesabın niteliğine göre işleyecek faize, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ise 3095 saylı yasa hükümleri uyarınca belirlenecek faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Bu suretle, temyiz edenin sıfatına göre kazanılmış haklar saklı kalmak kaydıyla davada yer alan talep nazara alınarak alacağın belirlenmesi, yine hesap türü, davacının dava konusu ettiği alacağını bankadan talep ettiği tarih gözetilerek faiz başlangıç ve oranlarının tespiti gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
3- Davacının manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların dava konusu işlemlerdeki kusuru ve sorumlulukları yatmaktadır. Bilindiği üzere, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini dava edebilir. Somut olayda, dava konusu edilen işlemlerde davacının kişilik haklarına tecavüzün bulunduğu sonucuna varılamayacağından, 818 Sayılı BK'nun 49. maddesindeki koşulların oluşmadığı nazara alınarak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bu istemin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde yazılı nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 28/01/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Mevduat, Bankacılık Kanunu'nun 3. maddesinde tanımlanmış olup yerleşmiş Yargıtay kararlarına göre ödünç ve usulsüz tevdi akdinin unsurlarını içinde barındıran karma ve kendine özgü bir sözleşmedir. Ödünç ve usulsüz tevdi sözleşmelerinin konusunu aynen iade yerine mislen iade borcu doğuran para, misli eşya veya kıymetli evrak oluşturmaktadır. Bu iki sözleşmede de para veya şeyin mülkiyeti ödünç alana veya müstevdiye geçmektedir. Dolayısıyla bankanın da müşterilerinden mevduat olarak tahsil ettiği paralar misli eşya olarak bankanın mülkiyetine geçmektedir. Banka, Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi gereğince mevduatı kendisinden istenildiğinde vade veya ihbara ilişkin şartlar saklı kalmak kaydıyla mevduat sahibine derhal ödemek zorundadır.
Banka hiçbir gerekçeyle mevduatı ödemekten kaçınamayacağından, müşterisine karşı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi ve mevduat sözleşmesine göre sorumludur. Banka çalışanı ile mevduat müşterisinin arasında sözleşme bulunmadığı için çalışanın akdi mesuliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle, banka çalışanının eylemi müşteri için haksız fiil oluşturuyorsa ancak bu takdirde müşteriye karşı banka ile birlikte eksik teselsül hükümlerine göre sorumlu olacaktır.
Somut olayda, davacının davalı Banka nezdinde bulunan mevduat hesabından davalı Banka çalışanına verilen boş imzalı dekontların çalışan davalı tarafından kullanılması suretiyle çekildiği ve bu suretle zimmete geçirildiği mahkemece kabul edilmiş ve Sayın Çoğunluk tarafından da mahkemenin bu gerekçesi benimsenerek her iki davalı sorumlu tutulmuştur. Ancak, olayın bu oluş şekline göre davalı Banka ile davacı arasında mevduat sözleşmesi bulunmakta olup, banka çalışanının bu paraları emniyeti suistimal veya zimmet suretiyle kendisine mal edinmesi davacıya değil bankaya yönelik haksız fiil oluşturur. Yani haksız fiil, mevduat sahibine değil bankaya yöneliktir. Zira, bankaya tevdi edilen para bankanın mülkiyetine geçmiştir.
Zimmete geçirilen para da bankanın parasıdır. Davacının bankadan olan alacağı aynen devam etmektedir. Bu husus, Dairemizin internet bankacılığı nedeniyle bankanın sorumluluğuna dair verdiği tüm kararlarda (örn, 2011/15084 E 2012/21221 K, 2010/12269 E 2010/12911 K, 2009/13324 E 2011/6181 K...) aynen bu şekilde kabul edilmiş, mevduatın mülkiyetinin bankada olması ve davacının bankadan olan alacağının aynen devam etmesi nedeniyle davacının, talebini akidi bankaya yöneltmesi gerektiği gerekçesiyle mevduatın çekilmesinde kusuru bulunduğu ileri sürülen 3. kişilere pasif husumet düşmeyeceği kabul edilmiştir. Somut davada da davacının davalı Banka'dan alacağı aynen devam etmekte olup Dairemizce de mahkemenin buna yönelik kabulü aynen benimsenmiş olduğundan davalı Banka çalışanına bu davada husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle bozma ilamındaki gerekçelere ilaveten kararın bu yönden de bozulması görüşünde olduğumdan karara katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215264200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz