Maddi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/2693 E. 2013/20125 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zararın ispatı↗ rayiç bedel↗ ispat külfeti↗ kusur oranı↗ hakkaniyet↗ tbk 99↗ yasal faiz↗ kusur↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının işyerinde 28/08/2008 tarihinde yapılan aramada davacının üzerinde mali hak sahibi olduğu NETCAD isimli programın davalının bilgisayarında bulunduğunun tespit edildiği, bilirkişilerce yapılan araştırmada dava konusu bilgisayar programının ömür boyu lisans seçeneğinin yanı sıra 1 yıllık kiralama seçeneğinin de bulunduğu ve bunun bedelinin lisans bedelinin 1/5'i oranında olduğunu, davalının emekli öğretmen olması, emlakçılık yapması ve programın bir çok modülünü kullanabilecek durumda bulunmaması nedeniyle yıllık kiralama seçeneğinin TBK'nın 50. maddesine uygun bulunduğu, dava konusu yazılımın davalının bilgisayarında 1 yıldan fazla kaldığı tespit edildiğinden yıllık kira bedelinin 2 katının uygulanması gerektiği, somut olayda emekli öğretmen olan ve emlakçılık yapan davalının sosyal durumu, yaptığı işe göre programı kullanma oranı, sadece çoğaltma hakkını ihlal etmiş olması, manevi hak ihlalinin bulunmaması, ceza yargılamasında zararı karşılamış olması nedeniyle FSEK'nin 68. maddesindeki tazminatın tek kat olarak uygulanmasının hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle 7.483,50 TL'nin 28/08/2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (3) nolu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, 5846 sayılı FSEK'nin 68/1. fıkrası uyarınca, eser üzerindeki hak sahibi sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal ya da rayiç bedel itibariyle uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebilir. Anılan maddede geçen üç katına kadar artırım seçeneğini kullanım yetkisi davacıya ait olup, mahkeme seçilen talebi değiştiremez. Çünkü, 01.01.1952 tarihinde yürürlüğe giren 5846 sayılı FSEK'nin 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun'la değiştirilmesinden önceki düzenleme biçimine göre, eser sahibi mali haklarına tecavüz durumunda mütecavizle bir sözleşme yapılması halinde talep edebileceği mutat bedelin en çok % 50 fazlasını isteyebilmekteydi ve aynı maddenin (5). fıkrasına göre de % 50 artırım koşulu mütecavizin kusurlu olması şartına bağlanmıştı. Söz konusu (5.) fıkra hükmü uyarınca, mütecavizin kusurunun bulunmaması halinde % 50 artırıma hükmedilemeyeceği gibi, tarafların müşterek kusurlu olması durumunda ise hakimin mutat bedelin % 50'sinin altında bir artırım yapmak konusunda da takdir hakkı bulunmaktaydı (Prof. Dr. Halil Arslanlı, Fikri Hukuk Dersleri, 1954 s.218., Prof. Dr. […] Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Ankara 1988, s.255). Ancak, 5846 sayılı FSEK'nin 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile değişikliğinden sonraki metninde "mutat bedel" kavramı "rayiç bedel", "%50 fazlasını isteyebilme" hakkı da "en çok üç katını isteyebilir" olarak değiştirilmiş ve söz konusu artırımın yapılabilmesini kusur şartına bağlayan 68. maddesinin (5.) fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece, mali hakların ihlali halinde eser sahibinin rayiç bedel üzerinden isteyebileceği artırım oranı mütecaviz aleyhine daha da ağırlaştırıldığı gibi bu artırımın kusur koşuluna bağlanması ve tarafların kusur oranlarına göre gerektiğinde % 50'nin altında bir indirim yapmak konusunda hakime tanınan takdir hakkı ortadan kaldırılmıştır (Prof. Dr. […] Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku Ankara 1998, s.299). Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan 5846 sayılı FSEK'nin 68/1. fıkrasında düzenlenen bu durumda Kanun, rayiç telif ücretinin üç katını mütecavize ödeterek tecavüzün izlerinin tamamen silinmesini sağlamakta, ref'i gerçekleştirmektedir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Dördüncü Bası, İstanbul 2005, s.303). Bu suretle de, hak sahibini zararını ispat külfetinden kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir" diyerek tazminat hesabına açıklık getirilmiştir (HGK 20.03.2002 tarih 176/214 sayılı, HGK 02.04.2003 tarih 260/271 sayılı kararları).
Ancak, öğretide de benimsendiği üzere, 4110 sayılı Kanun'la değişik 5846 sayılı FSEK'nin 68. maddesinin uygulanmasında mütecavizin kusuru aranmamakla birlikte, ortak kusurun varlığı halinde; mahkemece tecavüzün ref'i için alınacak tedbir niteliğini tayin açısından aynı Kanun'un 66/4. maddesi dikkate alınabileceği gibi, belirlenen toplam bedel itibariyle BK'nın 42 ve 43. maddelerinin uygulanması da mümkündür (Prof. Dr. Fırat Öztan, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku, Ankara 2008, s.649 Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2005, s.303).
Bu bilgiler ışığında, mahkemece, BK'nın 43. maddesinin uygulanmasını gerektirir biçimde ortak kusurları bulunup bulunmadığı tartışılmaksızın, emekli öğretmen olan ve emlakçılık yapan davalının sosyal durumu, yaptığı işe göre programı kullanma oranı, sadece çoğaltma hakkını ihlal etmiş olması, manevi hak ihlalinin bulunmaması, ceza yargılamasında zararı karşılamış olması gibi hususları, FSEK'nin 68. maddesindeki tazminatı tek kat olarak uygulanmaya gerekçe yapan kabulü doğru olmadığı gibi, davalının emekli öğretmen olması, emlakçılık yapması ve programın bir çok modülünü kullanabilecek durumda bulunmaması nedeniyle yıllık kiralama seçeneğinin uygulanması da doğru olmamış kararın bu nedenlerle temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12853 E. 2012/4548 K.
Ortak:zararın ispatı · rayiç bedel · ispat külfeti · kusur oranı · kusur
İncelediğiniz karardaBöylece, mali hakların ihlali halinde eser sahibinin «rayiç bedel» üzerinden isteyebileceği artırım oranı mütecaviz aleyhine daha da ağırlaştırıldığı gibi bu artırımın «kusur» koşuluna bağlanması ve tarafların «kusur oranlarına» göre gerektiğinde % 50'nin altında bir indirim yapmak konusunda hakime tanınan takdir hakkı ortadan kaldırılmıştır (Prof.
Ancak, 5846 sayılı FSEK'nin 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile değişikliğinden sonraki metninde "mutat bedel" kavramı "«rayiç bedel»", "%50 fazlasını isteyebilme" hakkı da "en çok üç katını isteyebilir" olarak değiştirilmiş ve söz konusu artırımın yapılabilmesini «kusur» şartına bağlayan 68. maddesinin (5.) fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu suretle de, hak sahibini «zararını ispat külfetinden» kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir" diyerek tazminat hesabına açıklık getirilmiştir (HGK 20.03.2002 tarih 176/214 sayılı, HGK 02.04.2003 tarih 260/271 sayılı kararları).
Benzer bu karardaBöylece, mali hakların ihlali halinde eser sahibinin «rayiç bedel» üzerinden isteyebileceği artırım oranı mütecaviz aleyhine daha da ağırlaştırıldığı gibi bu artırımı «kusur» koşuluna bağlanması ve tarafların «kusur oranlarına» göre gerektiğinde % 50'nin altında bir indirim yapmak konusunda hakime tanınan takdir hakkı ortadan kaldırılmıştır. (Prof.
Dr.ŞAfak N.Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Ankara 1988, s.255) Ancak, 5846 Sayılı FSEK 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 Sayılı Kanun ile değişikliğinden sonraki metninde "mutat bedel" kavramı "«rayiç bedel»", "%50 fazlasını isteyebilme" hakkı da "en çok üç katını isteyebilir" olarak değiştirilmiş ve söz konusu artırımın yapılabilmesini «kusur» şartına bağlayan 68.maddesinin (5).fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır.
… tamamen silinmesini sağlamakta; ref'i gerçekleştirmektedir. (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Dördüncü Bası, İstanbul 2005, s.303) Bu suretle de, hak sahibini «zararını ispat külfetinden» kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat f …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tekel hakkı · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Eurovision Şarkı Yarışması’nın yayını konusunda davacı kurumun «tekel hakkının» bulunduğu, ayrıca FSEK 80. maddesi uyarınca kendi yayınları üzerinde hak sahibi olduğundan davalı eyleminin «maddi tazminat» ödenmesini gerektirdiği ancak manevi tazminat talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 12.400 USD tazminatın FSEK 68. maddesi uyarınca takdiren ik …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1001 E. 2016/2406 K.
Ortak:zararın ispatı · rayiç bedel · ispat külfeti · kusur oranı · kusur
İncelediğiniz karardaBöylece, mali hakların ihlali halinde eser sahibinin «rayiç bedel» üzerinden isteyebileceği artırım oranı mütecaviz aleyhine daha da ağırlaştırıldığı gibi bu artırımın «kusur» koşuluna bağlanması ve tarafların «kusur oranlarına» göre gerektiğinde % 50'nin altında bir indirim yapmak konusunda hakime tanınan takdir hakkı ortadan kaldırılmıştır (Prof.
Ancak, 5846 sayılı FSEK'nin 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile değişikliğinden sonraki metninde "mutat bedel" kavramı "«rayiç bedel»", "%50 fazlasını isteyebilme" hakkı da "en çok üç katını isteyebilir" olarak değiştirilmiş ve söz konusu artırımın yapılabilmesini «kusur» şartına bağlayan 68. maddesinin (5.) fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu suretle de, hak sahibini «zararını ispat külfetinden» kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir" diyerek tazminat hesabına açıklık getirilmiştir (HGK 20.03.2002 tarih 176/214 sayılı, HGK 02.04.2003 tarih 260/271 sayılı kararları).
Benzer bu karardaBöylece, mali hakların ihlali halinde eser sahibinin «rayiç bedel» üzerinden isteyebileceği artırım oranı mütecaviz aleyhine daha da ağırlaştırıldığı gibi bu artırımı «kusur» koşuluna bağlanması ve tarafların «kusur oranlarına» göre gerektiğinde %50'nin altında bir indirim yapmak konusunda hakime tanınan takdir hakkı ortadan kaldırılmıştır. (Prof.
Şafak N.Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Ankara 1988, s.255).Ancak, 5846 Sayılı FSEK 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile değişikliğinden sonraki metninde "mutat bedel" kavramı "«rayiç bedel»", "%50 fazlasını isteyebilme" hakkı da "en çok üç katını isteyebilir" olarak değiştirilmiş ve söz konusu artırımın yapılabilmesini «kusur» şartına bağlayan 68. maddesinin (5). fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır.
… tamamen silinmesini sağlamakta; ref'i gerçekleştirmektedir. (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Dördüncü Bası, İstanbul 2005, s.303) Bu suretle de, hak sahibini «zararını ispat külfetinden» kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat f …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · ihbar olunan · olumsuz oy · ihbar · hukuki yarar · maddi ve manevi tazminat · maddi tazminat
Benzer bu karardaKararı, taraf vekilleri ile «ihbar olunan» ... ...
A.Ş. talebe konu davada «ihbar olunan» konumundadır.
İhbar «dilekçesinin tebliğine», davaya müdahale etmek istemesine rağmen mahkemece davaya müdahilliği istemi hususunda «olumsuz» ya da olumlu bir karar verilmemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, kullanım şekli, oranı ve BK.50- 51. maddesi de dikkate alınarak «maddi tazminatın» 10.000 TL olarak takdir edildiği, FSEK'nın 68. maddesi de gözetilerek tazminat miktarının takdiren 2 misli arttırıldığı, fikirle birlikte davacı eserinin somut unsurlarının kullanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10544 E. 2014/15318 K.
Ortak:zararın ispatı · rayiç bedel · ispat külfeti · kusur oranı · hakkaniyet · kusur · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBöylece, mali hakların ihlali halinde eser sahibinin «rayiç bedel» üzerinden isteyebileceği artırım oranı mütecaviz aleyhine daha da ağırlaştırıldığı gibi bu artırımın «kusur» koşuluna bağlanması ve tarafların «kusur oranlarına» göre gerektiğinde % 50'nin altında bir indirim yapmak konusunda hakime tanınan takdir hakkı ortadan kaldırılmıştır (Prof.
Ancak, 5846 sayılı FSEK'nin 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile değişikliğinden sonraki metninde "mutat bedel" kavramı "«rayiç bedel»", "%50 fazlasını isteyebilme" hakkı da "en çok üç katını isteyebilir" olarak değiştirilmiş ve söz konusu artırımın yapılabilmesini «kusur» şartına bağlayan 68. maddesinin (5.) fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu suretle de, hak sahibini «zararını ispat külfetinden» kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir" diyerek tazminat hesabına açıklık getirilmiştir (HGK 20.03.2002 tarih 176/214 sayılı, HGK 02.04.2003 tarih 260/271 sayılı kararları).
Benzer bu karardaBöylece, mali hakların ihlali halinde eser sahibinin «rayiç bedel» üzerinden isteyebileceği artırım oranı mütecaviz aleyhine daha da ağırlaştırıldığı gibi bu artırımı «kusur» koşuluna bağlanması ve tarafların «kusur oranlarına» göre gerektiğinde % 50' nin altında bir indirim yapmak konusunda hakime tanınan takdir hakkı ortadan kaldırılmşıtır. (Prof.
… seçeneğinin de bulunduğu, yüklendiği tarihte altı yıllık yaşı bulunan ve henüz yükleme tarihinin üzerinden 3 ay geçmiş program için yıllık kiralama seçeneğine göre «rayiç bedelinin» «hakkaniyetli» görüldüğü, davalı şirketin işyeri sahibi, davalı C..
Çünkü, 5846 Sayılı FSEK 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 Sayılı Kanun ile değişikliğinden sonraki metninde "mutat bedel" kavramı "«rayiç bedel»", "%50 fazlasını isteyebilme" hakkı da "en çok üç katını isteyebilir" olarak değiştirilmiş ve söz konusu artırımın yapılabilmesini «kusur» şartına bağlayan 68.maddesinin (5). fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi vekalet ücreti · haksız fiil · dava sebebi
Benzer bu karardaT..'nın da «haksız fiil» faili olması nedeniyle tespit edilen tazminattan sorumlu bulundukları, diğer davalının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı C..
Bu durumda, her ne kadar karar gerekçesindeki 5846 sayılı FSEK'nın 68. maddesi uyarınca «rayiç bedelin» 3 misli arttırımı ile tahsil talebinin mahkemenin takdirinde olduğu görüşü yerinde değil ise de, mahkemece sonuçta talep edilen rayiç bedelin 3 katına hükmedildiğinden anılan hususun neticeye bir etkisinin olmaması nedeni ile bozma «sebebi» yapılmamıştır.
… z davalılar hakkındaki ret nedenlerinin farklı bulunması karşısında hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3. maddesi uyarınca mümeyyiz davalılar lehine ayrıca «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken tüm davalılar yönünden tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de mümeyyiz davalılar yararına bozulması g …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14831 E. 2011/17744 K.
Ortak:zararın ispatı · rayiç bedel · ispat külfeti · kusur oranı · hakkaniyet · kusur
İncelediğiniz karardaBöylece, mali hakların ihlali halinde eser sahibinin «rayiç bedel» üzerinden isteyebileceği artırım oranı mütecaviz aleyhine daha da ağırlaştırıldığı gibi bu artırımın «kusur» koşuluna bağlanması ve tarafların «kusur oranlarına» göre gerektiğinde % 50'nin altında bir indirim yapmak konusunda hakime tanınan takdir hakkı ortadan kaldırılmıştır (Prof.
Ancak, 5846 sayılı FSEK'nin 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile değişikliğinden sonraki metninde "mutat bedel" kavramı "«rayiç bedel»", "%50 fazlasını isteyebilme" hakkı da "en çok üç katını isteyebilir" olarak değiştirilmiş ve söz konusu artırımın yapılabilmesini «kusur» şartına bağlayan 68. maddesinin (5.) fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu suretle de, hak sahibini «zararını ispat külfetinden» kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir" diyerek tazminat hesabına açıklık getirilmiştir (HGK 20.03.2002 tarih 176/214 sayılı, HGK 02.04.2003 tarih 260/271 sayılı kararları).
Benzer bu karardaBöylece, mali hakların ihlali halinde eser sahibinin «rayiç bedel» üzerinden isteyebileceği artırım oranı mütecaviz aleyhine daha da ağırlaştırıldığı gibi bu artırımı «kusur» koşuluna bağlanması ve tarafların «kusur oranlarına» göre gerektiğinde % 50' nin altında bir indirim yapmak konusunda hakime tanınan takdir hakkı ortadan kaldırılmşıtır. (Prof.
Mahkemece karar gerekçesinde 5846 Sayılı FSEK 68/1.fıkrası uyarınca belirlenen «rayiç bedelin» üç katının ulaştığı toplam miktar itibariyle «hakkaniyete» uygun olmadığı belirtilerek BK.43.maddesi uyarınca takdir hakkı kullanılmak suretiyle indirim yapıldığı açıklanmışsa da; yukarıda da açıklandığı üzere Bk.43.maddesine dayalı indirim ancak tarafların ortak «kusurlarının» varlığı halinde dikkate alınabilecektir.
… ecek bedelin 173.283 YTL olarak hesaplandığı, kullanım alanı, süresi dikkate alınarak FSEK’nun 68. maddesi uyarınca bunun bir misli artışla hüküm altına alınmasının «hakkaniyete» daha uygun olduğu gerekçesiyle FSEK’nun 68. maddesi uyarınca takdiren bir misli alınarak 346.566,00 YTL’nin 13.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle ve 2.500,00 YTL manevi tazminatın en yüksek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 25/01/2010 tarihli 2008/8996 esas, 2010/757 sayılı kararıyla davacının FSEK'nun 68/1. fıkrası uyarınca «rayiç bedelin» üç katına hükmedilmesine ilişkin talebi gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, kararda yazılı gerekçelerle iki katına hükmedilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:direnme kararı · sebepsiz zenginleşme · haksız fiil · maddi tazminat
Benzer bu kararda… dığından, bu değerlendirmenin hakim için bir zorunluluk olduğu, söz konusu hükmün Borçlar Kanununun genel hükümleri arasında yer aldığından, tüm borç ilişkileri ile «haksız fiil» ve «sebepsiz zenginleşme» davalarının tamamında uygulanacağı, dolayısıyla da belirtilen hüküm nedeniyle 68.
Madde gereğince talep edilen artış oranının makul olup olmadığı ve «hakkaniyete» uygun olup olmadığı veya keyfi olup olmadığının hakim tarafından kontrol edilmesi gerektiği, hükmolunan artış oranı hakkaniyet ve adalete ve gerek 5846 sayılı yasanın 68/1. maddesi ve gerekse Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi ile Borçlar Kanunu'nun 43. maddesinin amacına uygun olduğu gerekçesiyle «direnme» kararı verilerek FSEK 68.maddesi gereğince takdiren bir misli artırılarak 346.566.00 YTL' nin ticari faiziyle birliktedavalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin «maddi tazminat» isteminin reddine hükmedilmiştir.
… hükümde yer almayan, Dairece de değerlendirilmeyen Türk Medeni Kanunu' nun 2. maddesi ile Borçlar Kanunu' nun 43. maddesine göre değerlendirme yapılıp, bu çerçevede «direnme» olarak adlandırılan karar verildiği, ancak temyize konu kararın, gerçekte HUMK’nun 429/3. maddesi anlamında direnme kararı niteliğinde olmayıp, Özel Daire bozmasın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12188 E. 2013/15382 K.
Ortak:zararın ispatı · rayiç bedel · ispat külfeti
İncelediğiniz karardaBu suretle de, hak sahibini «zararını ispat külfetinden» kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir" diyerek tazminat hesabına açıklık getirilmiştir (HGK 20.03.2002 tarih 176/214 sayılı, HGK 02.04.2003 tarih 260/271 sayılı kararları).
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, 5846 sayılı FSEK'nin 68/1. fıkrası uyarınca, eser üzerindeki hak sahibi sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal ya da «rayiç bedel» itibariyle uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebilir.
Ancak, 5846 sayılı FSEK'nin 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile değişikliğinden sonraki metninde "mutat bedel" kavramı "«rayiç bedel»", "%50 fazlasını isteyebilme" hakkı da "en çok üç katını isteyebilir" olarak değiştirilmiş ve söz konusu artırımın yapılabilmesini «kusur» şartına bağlayan 68. maddesinin (5.) fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır.
Benzer bu karardaBu suretle de, hak sahibini «zararını ispat külfetinden» kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir" diyerek tazminat hesabına açıklık getirilmiştir (HGK 20.03.2002 tarih 176/214 sayılı, HGK 02.04.2003 tarih 260/271 sayılı kararları).
… Suite' eserinin FSEK kapsamında işleme eser niteliğinde olduğu, bestecisinin mali haklarını davacıya devir ettiği, bu eseri davalının çeşitli tarihlerde dokuz kere «temsil» ettiği, her ne kadar davalının eser üzerindeki mali hak sahibinin Mesam olduğu yönünde savunması bulunmaktaysa da sunulan sözleşmelerin sahne temsilini kapsamadığı, UMTE'ye devir edilen haklar arasında da sahne temsili ve nota kiralamasının yer almadığı, kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin kararından sonra davacı meslek birliğine üye olsa bile, eser üzerindeki haklarını birlikten bağımsız talep etme hakkının olduğu, dava hakkının bulunduğu, davalı eylemlerinde izinsiz kullanmaya cevaz veren bir duruma rastlanmadığı, ücretin belirlenmesinde emsal sözleşmelerin sunulduğu, bilirkişi kurulu tarafından bunların çeşitli ihtimallere göre değerlendirildiği, davalının izinsiz şekilde eserin temsil hakkını ihlal ettiği, «rayiç bedel» ile nota kiralama bedelinden sorumlu olacağı, davalının savunduğu tarifenin uygulama yerinin bulunmadığı, davacıyı bağlamayacağı, davacının FSEK'nin 68. maddesine göre tazminat talep edebileceği, rayiç bedelin üç katı gibi nota bedelinin de üç katını isteyebileceği, zira nota kiralama bedelinin temsil hakkının bir kısmını oluşturduğu, ancak davacının «ıslah» dilekçesinde temsil bedelinin üç katını ve nota kiralama bedelinin her bir temsil için bir kat olarak talep ettiği, hesaplamanın buna göre yapıldığı, yabancı olan davacının tazminatını yabancı para üzerinden talep edebileceği, sözleşmeleri yabancı para üzerinden yaptığı, istenilen tazminatın yapılan temsiller karşılığı olduğu, muhtemel tecavüzleri önleme «yetkisinin» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan mali haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının bu yöndeki tecavüzü …
… sayılı Kanun ile değişik 5846 sayılı Kanunun 68/1. maddesinde izni alınmamış eser sahibinin, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya «rayiç bedel» itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebileceğinin hükme bağlanmış olmasına, bu hususun hak sahibinin yetkisi kapsamında kalmasına, Dairemizin ö …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ıslah · yetkisizlik kararı · eksik inceleme · ibraz · temsil
Benzer bu kararda… Suite' eserinin FSEK kapsamında işleme eser niteliğinde olduğu, bestecisinin mali haklarını davacıya devir ettiği, bu eseri davalının çeşitli tarihlerde dokuz kere «temsil» ettiği, her ne kadar davalının eser üzerindeki mali hak sahibinin Mesam olduğu yönünde savunması bulunmaktaysa da sunulan sözleşmelerin sahne temsilini kapsamadığı, UMTE'ye devir edilen haklar arasında da sahne temsili ve nota kiralamasının yer almadığı, kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin kararından sonra davacı meslek birliğine üye olsa bile, eser üzerindeki haklarını birlikten bağımsız talep etme hakkının olduğu, dava hakkının bulunduğu, davalı eylemlerinde izinsiz kullanmaya cevaz veren bir duruma rastlanmadığı, ücretin belirlenmesinde emsal sözleşmelerin sunulduğu, bilirkişi kurulu tarafından bunların çeşitli ihtimallere göre değerlendirildiği, davalının izinsiz şekilde eserin temsil hakkını ihlal ettiği, «rayiç bedel» ile nota kiralama bedelinden sorumlu olacağı, davalının savunduğu tarifenin uygulama yerinin bulunmadığı, davacıyı bağlamayacağı, davacının FSEK'nin 68. maddesine göre tazminat talep edebileceği, rayiç bedelin üç katı gibi nota bedelinin de üç katını isteyebileceği, zira nota kiralama bedelinin temsil hakkının bir kısmını oluşturduğu, ancak davacının «ıslah» dilekçesinde temsil bedelinin üç katını ve nota kiralama bedelinin her bir temsil için bir kat olarak talep ettiği, hesaplamanın buna göre yapıldığı, yabancı olan davacının tazminatını yabancı para üzerinden talep edebileceği, sözleşmeleri yabancı para üzerinden yaptığı, istenilen tazminatın yapılan temsiller karşılığı olduğu, muhtemel tecavüzleri önleme «yetkisinin» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı eylemlerinin davacının eserden doğan mali haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının bu yöndeki tecavüzü …
Bu durum karşısında, «rayiç bedelin» tam belirlenemediği dikkate alınıp, varsa benzer nitelikte eserlerin aynı şekilde Türkiye'de «temsili» ve nota kirası için yapılan sözleşmeler «ibrazı» için taraflara imkan tanınması, somut olayın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 43. maddesi uyarınca, eserin niteliği, kullanım şekli, dokuz ayrı gösterimde kullanılması, bu kullanımın aynı yıl olması, mevcut ve ibrazı mümkün sözleşmeler çerçevesinde uygun rayiç bedel ile nota kirası bedelinin tayin edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Davacının, orkestrasyonu ve aranjmanı dava dışı Rodion Schhedrin'e ait 'Carmen Suite' adlı işleme eserin Türkiye'de «temsil» hakkı sahibi olduğu ve davalının izin almadan bu eseri dokuz ayrı bale gösteriminde kullandığı dosya kapsamıyla sabittir.
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının talep ettiği eserin «temsil» bedeli ile nota kirasının hesaplanmasında üç seçenek üzerinde durulmuş, mahkemece davacının Yeni İsrail Operası ile yaptığı sözleşme esas alınarak düzenlenen seçeneğe itibar edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/2693 E. , 2013/20125 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.10.2012 tarih ve 2011/110-2012/212 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin lisans yoluyla mali hak sahibi olduğu NET CAD isimli bilgisayar yazılımının davalıya ait işyerinde kullanıldığının tespit edildiğini, davalının izinsiz olarak bilgisayarında müvekkilinin hak sahibi olduğu programı kullanmak suretiyle müvekkili şirketin mali haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek FSEK'nin 68. maddesi uyarınca 10.000 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini talep ve dava etmiş, 11/06/2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 61.126 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, emekli öğretmen olan müvekkilinin geçim sıkıntısı içinde açtığı işyerindeki bulunan bilgisayarında bulunan programı kullanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının işyerinde 28/08/2008 tarihinde yapılan aramada davacının üzerinde mali hak sahibi olduğu NETCAD isimli programın davalının bilgisayarında bulunduğunun tespit edildiği, bilirkişilerce yapılan araştırmada dava konusu bilgisayar programının ömür boyu lisans seçeneğinin yanı sıra 1 yıllık kiralama seçeneğinin de bulunduğu ve bunun bedelinin lisans bedelinin 1/5'i oranında olduğunu, davalının emekli öğretmen olması, emlakçılık yapması ve programın bir çok modülünü kullanabilecek durumda bulunmaması nedeniyle yıllık kiralama seçeneğinin TBK'nın 50. maddesine uygun bulunduğu, dava konusu yazılımın davalının bilgisayarında 1 yıldan fazla kaldığı tespit edildiğinden yıllık kira bedelinin 2 katının uygulanması gerektiği, somut olayda emekli öğretmen olan ve emlakçılık yapan davalının sosyal durumu, yaptığı işe göre programı kullanma oranı, sadece çoğaltma hakkını ihlal etmiş olması, manevi hak ihlalinin bulunmaması, ceza yargılamasında zararı karşılamış olması nedeniyle FSEK'nin 68.
maddesindeki tazminatın tek kat olarak uygulanmasının hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle 7.483,50 TL'nin 28/08/2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (3) nolu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, 5846 sayılı FSEK'nin 68/1. fıkrası uyarınca, eser üzerindeki hak sahibi sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal ya da rayiç bedel itibariyle uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebilir. Anılan maddede geçen üç katına kadar artırım seçeneğini kullanım yetkisi davacıya ait olup, mahkeme seçilen talebi değiştiremez. Çünkü, 01.01.1952 tarihinde yürürlüğe giren 5846 sayılı FSEK'nin 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun'la değiştirilmesinden önceki düzenleme biçimine göre, eser sahibi mali haklarına tecavüz durumunda mütecavizle bir sözleşme yapılması halinde talep edebileceği mutat bedelin en çok % 50 fazlasını isteyebilmekteydi ve aynı maddenin (5).
fıkrasına göre de % 50 artırım koşulu mütecavizin kusurlu olması şartına bağlanmıştı. Söz konusu (5.) fıkra hükmü uyarınca, mütecavizin kusurunun bulunmaması halinde % 50 artırıma hükmedilemeyeceği gibi, tarafların müşterek kusurlu olması durumunda ise hakimin mutat bedelin % 50'sinin altında bir artırım yapmak konusunda da takdir hakkı bulunmaktaydı (Prof. Dr. Halil Arslanlı, Fikri Hukuk Dersleri, 1954 s.218., Prof. Dr. […] Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Ankara 1988, s.255). Ancak, 5846 sayılı FSEK'nin 68. maddesinin 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile değişikliğinden sonraki metninde "mutat bedel" kavramı "rayiç bedel", "%50 fazlasını isteyebilme" hakkı da "en çok üç katını isteyebilir" olarak değiştirilmiş ve söz konusu artırımın yapılabilmesini kusur şartına bağlayan 68.
maddesinin (5.) fıkrası da yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece, mali hakların ihlali halinde eser sahibinin rayiç bedel üzerinden isteyebileceği artırım oranı mütecaviz aleyhine daha da ağırlaştırıldığı gibi bu artırımın kusur koşuluna bağlanması ve tarafların kusur oranlarına göre gerektiğinde % 50'nin altında bir indirim yapmak konusunda hakime tanınan takdir hakkı ortadan kaldırılmıştır (Prof. Dr. […] Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku Ankara 1998, s.299). Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan 5846 sayılı FSEK'nin 68/1. fıkrasında düzenlenen bu durumda Kanun, rayiç telif ücretinin üç katını mütecavize ödeterek tecavüzün izlerinin tamamen silinmesini sağlamakta, ref'i gerçekleştirmektedir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Dördüncü Bası, İstanbul 2005, s.303).
Bu suretle de, hak sahibini zararını ispat külfetinden kurtarmak ve böylece ispat edilemeyen zararın eser sahibinin sırtında kalmasına engel olmak amaçlanmış, "sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir" diyerek tazminat hesabına açıklık getirilmiştir (HGK 20.03.2002 tarih 176/214 sayılı, HGK 02.04.2003 tarih 260/271 sayılı kararları).
Ancak, öğretide de benimsendiği üzere, 4110 sayılı Kanun'la değişik 5846 sayılı FSEK'nin 68. maddesinin uygulanmasında mütecavizin kusuru aranmamakla birlikte, ortak kusurun varlığı halinde; mahkemece tecavüzün ref'i için alınacak tedbir niteliğini tayin açısından aynı Kanun'un 66/4. maddesi dikkate alınabileceği gibi, belirlenen toplam bedel itibariyle BK'nın 42 ve 43. maddelerinin uygulanması da mümkündür (Prof. Dr. Fırat Öztan, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku, Ankara 2008, s.649 Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2005, s.303).
Bu bilgiler ışığında, mahkemece, BK'nın 43. maddesinin uygulanmasını gerektirir biçimde ortak kusurları bulunup bulunmadığı tartışılmaksızın, emekli öğretmen olan ve emlakçılık yapan davalının sosyal durumu, yaptığı işe göre programı kullanma oranı, sadece çoğaltma hakkını ihlal etmiş olması, manevi hak ihlalinin bulunmaması, ceza yargılamasında zararı karşılamış olması gibi hususları, FSEK'nin 68. maddesindeki tazminatı tek kat olarak uygulanmaya gerekçe yapan kabulü doğru olmadığı gibi, davalının emekli öğretmen olması, emlakçılık yapması ve programın bir çok modülünü kullanabilecek durumda bulunmaması nedeniyle yıllık kiralama seçeneğinin uygulanması da doğru olmamış kararın bu nedenlerle temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda yazılı nedenle davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/731826000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz