İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4527 E. 2021/6916 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alacağın likit olması↗ imza inkarı↗ icazet↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ kötüniyet tazminatı↗ eş rızası↗ icra takibine itiraz↗ kötü niyet tazminatı↗ tbk 99↗ kâr kaybı↗ kötü niyet↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ kusur↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın toplam tutarı 36.110,00 TL olan 5 adet tediye fişini ibraz edemediği, toplam tutarı 48.113,00 TL olan 13 adet tediye fişindeki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 84.223,00 TL'lik kısmının takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri ayrı ayrı istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 13 adet imzalı ancak davacı tarafından imzası inkar edilen fişlerden 11 adet fişte davacı yetkilisine atfen atılı imza bulunmadığının adli tıp raporu ile tespit edildiği, diğer 2 adet işlem fiş aslının sunulmadığı, bu nedenle 13 adet imzalı fişle yapılan işlem nedeniyle toplam 48.113,00 TL ile hiç bulunamayan 5 adet işlem fişiyle yapılan işlem nedeniyle 36.110,00 TL olmak üzere toplam 84.223,00 TL'den davalının sorumlu bulunduğu, davalının anılan miktara yönelik icra takibine itirazının haksız olduğu gözetilerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde kabul edilen miktar yönünden bir isabetsizlik görülmediği, ancak, 2 adet imzasız fiş ile yapılan işlem yönünden toplam 1.020,00 TL bedelli işlemlerin davacı tarafından yapıldığı, anılan bedelin davacıya ödendiği usulüne uygun delillerle davalı tarafından ispatlanamadığı, anılan bedel yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, icra inkar tazminatının alacağın likit olması nedeniyle yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin reddi, davacı vekilinin istinaf isteminin kısman kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalının Konya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/3596 sayılı esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının 85.243,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacak tutarı olan 85.243,00 TL'ye takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen asıl alacak tutarı olan 85.243,00 TL üzerinden %40 oranında hesaplanan 34.097,20 TL inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin 2, 3 ve 4. bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, davalı bankanın davacı mudinin rızası dışında hesabından çekilen mevduatın tahsili istemine dayalı takibe itirazın iptali davasıdır.
Somut olayda, davacının iddiaları ceza yargılamasına konu edilmiş, olaya ilişkin sanıklardan biri hakkında mahkumiyet hükmü verilmiştir. Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TBK’nın 74. madde hükmü gereği hukuk hakimi kusur belirlemesinde, ceza yargılaması sonucunda verilen beraat hükmü ile bağlı değilse de verilen ceza kararında somut olaya ilişkin tespitleri ile bağlıdır. Somut olayı konu alan, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/361 karar numaralı dosya, iş bu dosyaya yalnızca olaya konu dekont ve fişler, ceza bilirkişi raporu ve gerekçeli kararlar olarak kazandırılmış, beyan ve soruşturma safahatinin de içinde bulunduğu tüm içerik intikal ettirilmemiştir. Bu nedenle, ceza dava dosyasında alınan bilirkişi tespitinde davacı hakkında bir tespitin bulunmayışı ve davacının iddiasını dayanak ettiği işlemlere ilişkin açık bilgilerin kararda da görünmeyişi gözönüne alınarak, ceza dosyasında bulunan tüm delillerin bütün haliyle hüküm yerinde değerlendirilmesi ve buna göre hüküm kurulması gerekirken anılan husus gözardı edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3- Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet Ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrasının g bendi ve 5. fıkrasına göre, hesap açılışlarında banka yetkilileri tarafından 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen şekilde imzalanmış hesap cüzdanı düzenlemek zorunlu olup, kredi kuruluşlarının, düzenledikleri hesap cüzdanını hesap sahibinin tercihi doğrultusunda basılı veya elektronik ortamda hesap sahibine vermekle ya da hesap sahibinin hesap cüzdanını almayı reddettiğini ispatlamakla yükümlüdür. Somut olayda, mudiye mevzuat gereği hesap cüzdanı verilmiş olması halinde, daha sonrasında kaybına ilişkin bildirimde bulunup bulunmadığı banka kayıtlarına göre dava konusu işlemlerin hesap cüzdanına işlenip işlenmediği işlenmiş olduğuna dair kayıt var ise davacının cüzdanı ibraz etmekten kaçınmasının sonucu irdelenip banka kayıtları üzerinde bu yönler incelenerek karar verilmesi gerekirken anılan husus incelenmeksizin karar verilmesi doğru olmamıştır.
4- Davalı temyiz ve bilirkişi raporuna itiraz beyanlarında, davacının rızası olmadığını beyan ettiği işlemlerden sonra defaatle işlem gerçekleştirmesinin dava konusu işlemlere icazet niteliğinde olduğunu belirtmiş, bölge adliye mahkemesince bu hususun icazet olmayacağı kabul edilmiştir.Ancak Dairemiz yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi somut olayın özelliklerine göre, mudinin sonraki işlemlerinin ve olay oluş esnasındaki hesap hareketlerinin niteliğine göre sonraki işlemler icazet anlamına gelebilecektir. Bu nedenle, davacının rızası dışında yapıldığını ileri sürdüğü işlemlerden sonraki işlemlerin olaya icazet niteliğinde olup olmadığı, davaya konu hesapta davacının başkaca kurumsal ödemelerinin bulunup bulunmadığı denetimi ile yine davalı itirazlarında belirtildiği gibi davacının itiraz ettiği işlemlerden önce işlem tutarı kadar bakiye bulundurup bulundurmadığı, bahse konu hazırlık işleminin de davacının itiraz ettiği işlemler olup olmadığı değerlendirilerek hüküm verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin kötüniyet tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10803 E. 2010/1722 K.
Ortak:icazet
İncelediğiniz kararda4- Davalı temyiz ve «bilirkişi raporuna itiraz» beyanlarında, davacının «rızası» olmadığını beyan ettiği işlemlerden sonra defaatle işlem gerçekleştirmesinin dava konusu işlemlere «icazet» niteliğinde olduğunu belirtmiş, bölge adliye mahkemesince bu hususun icazet olmayacağı kabul edilmiştir.Ancak Dairemiz yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi …
Bu nedenle, davacının «rızası» dışında yapıldığını ileri sürdüğü işlemlerden sonraki işlemlerin olaya «icazet» niteliğinde olup olmadığı, davaya konu hesapta davacının başkaca kurumsal ödemelerinin bulunup bulunmadığı denetimi ile yine davalı itirazlarında belirtildiği gibi davacının itiraz ettiği işlemlerden önce işlem tutarı kadar bakiye bulundurup bulundurmadığı, bahse konu hazırlık işleminin de davacının itiraz ettiği işlemler olup olmadığı değerlendirilerek hüküm verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaHer ne kadar ödeme talimatlarının verildiği tarihte usulsüz olduğu iddia edilen talimatları veren kişinin davacının yetkili vekili olduğu iddia ve ispat edilmemiş ise de, davacı bilahare hesap cüzdanına işlenen bu hususlara süresinde karşı çıkmadığına göre, usulsüz işlemlere «icazet» verdiğinin BK’nun 38. maddesi uyarınca kabulü gerekir.
Bu itibarla mahkemece, davaya konu hesaptan talimat belgelerine istinaden para çekilmesi işlemlerine davacının «icazet» vermesi nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üçüncü kişi
Benzer bu karardaDava, davalı banka nezdindeki hesaptan usulsüz şekilde «üçüncü kişiye» yapıldığı iddia olunan ödemelerin tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14915 E. 2014/4070 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borcun üstlenilmesi · feri müdahil · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; toplanan belgelerden, davacınıın zararının karşılanması açısından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 9.500,00 TL'nin 02.12.1999 tarihinden 22.12.1999 tarihine kadar %83 faiz ile ve bu tarihten itibaren değişen oranlarda «avans faizi» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline ve davalının harçtan muaf olduğuna karar verilmiştir.
Karar davalı ve «feri müdahil» vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ...Ş. ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
2- Ancak taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların hesaba yatırıldığı tarihten itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, bankaya el konulduğu tarih olan 22/02/1999 tarihine kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen faiz oranının uy …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3883 E. 2019/1056 K.
Ortak:icazet · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda4- Davalı temyiz ve «bilirkişi raporuna itiraz» beyanlarında, davacının «rızası» olmadığını beyan ettiği işlemlerden sonra defaatle işlem gerçekleştirmesinin dava konusu işlemlere «icazet» niteliğinde olduğunu belirtmiş, bölge adliye mahkemesince bu hususun icazet olmayacağı kabul edilmiştir.Ancak Dairemiz yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi …
Bu nedenle, davacının «rızası» dışında yapıldığını ileri sürdüğü işlemlerden sonraki işlemlerin olaya «icazet» niteliğinde olup olmadığı, davaya konu hesapta davacının başkaca kurumsal ödemelerinin bulunup bulunmadığı denetimi ile yine davalı itirazlarında belirtildiği gibi davacının itiraz ettiği işlemlerden önce işlem tutarı kadar bakiye bulundurup bulundurmadığı, bahse konu hazırlık işleminin de davacının itiraz ettiği işlemler olup olmadığı değerlendirilerek hüküm verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve değerlendirmeye dayalı olarak kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaAğır Ceza Mahkemesinin 2012/91 E, 2014/27 Karar sayılı dosyasındaki kararda davacının «icazetinden» bahsedilmekte ise de, bu ceza davasının «zamanaşımı» nedeniyle ortadan kaldırılması karşısında, 818 sayılı BK 53. maddesi kapsamında hukuk hakimini bağlayıcı maddi olgunun varlığı da söz konusu değildir.
… 2012/91 esas 2014/27 karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; davacının ....000 USD nakden aldığına dair dekontta imzasının olduğunun, böylelikle işleme «icazet» verdiğinin, bankanın sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiği, kararda ise davacının kandırılarak tediye fişini imzalatıldığına yönelik iddia bakımından beyanı dışında destekleyici delil bulunmadığının, tediye fişinde imzasının olduğu işleme icazet verdiğinin tespit edildiği, kararın kesinleştiği, tediye fişinde davacının dava konusu parayı «teslim» aldığının yazılı olduğu, aksinin yazılı belge ile ispatlanabileceği, ceza dosyasındaki «tanık beyanlarının» davacı iddialarını desteklemediği, ....000 USD gibi yüksek meblağlı miktarda hesap açtırıp hesap cüzdanı almamanın ve tediye fişini okumadan imzalamanın hayatın ol …
Her ne kadar tediye fişi ile paranın ödendiği ileri sürülmüş ise de, davacının anlatımı, paranın bankaya yatırılması ve hesabın açılıp çok kısa sürede kapatılması ve davalı bankanın savunmaları karşısında, bu tediye fişinin bir ödeme ve «icazet» belgesi olarak kabulüne olanak vermemektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun ifası · tanık beyanı · bozma sonrası karar · karar verilmesine yer olmadığına · teslim · kesin hüküm
Benzer bu karardaAncak, Mahkemece «bozma sonrası» yapılan yargılamada ... bakımından da ilk karar kesinleştiğinden karar «verilmesine yer olmadığı» yerine davanın reddine karar verildiği böylece kesinleşen ve «kesin» hüküm oluşturan kararın ortadan kaldırdığı anlaşılmakla, ... yönünden verilen usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmiştir.
… 2012/91 esas 2014/27 karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; davacının ....000 USD nakden aldığına dair dekontta imzasının olduğunun, böylelikle işleme «icazet» verdiğinin, bankanın sorumluluğunun bulunmadığının belirtildiği, kararda ise davacının kandırılarak tediye fişini imzalatıldığına yönelik iddia bakımından beyanı dışında destekleyici delil bulunmadığının, tediye fişinde imzasının olduğu işleme icazet verdiğinin tespit edildiği, kararın kesinleştiği, tediye fişinde davacının dava konusu parayı «teslim» aldığının yazılı olduğu, aksinin yazılı belge ile ispatlanabileceği, ceza dosyasındaki «tanık beyanlarının» davacı iddialarını desteklemediği, ....000 USD gibi yüksek meblağlı miktarda hesap açtırıp hesap cüzdanı almamanın ve tediye fişini okumadan imzalamanın hayatın ol …
116 – eBK m 100) bankanın akdi ilişki içinde olduğu kişilere karşı banka personeli “bir «borcun ifası» veya bir borçtan mütevellit bir hakkı kullanmasından ötürü” banka müşterilerinin bir zararına neden olursa, banka ve zarara neden olan banka çalışanı zarardan sorumludur.
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, davacının davalı banka çalışanı ...’a ....000 USD’yi ....01.2001 tarihinde «teslim» ettiği, davacıya teslimden sonra ....01.2001 tarihinde, hesap cüzdanı verildiği, bankada hesabın açılıp 1 dakika içinde kapatıldığı dosya kapsamı, davalı ...’nun ceza dosyasındaki beyanı ve ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4527 E. , 2021/6916 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.12.2016 tarih ve 2014/453 E. - 2016/821 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kısmen kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.12.2019 tarih ve 2017/153 E. - 2019/1605 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait hesaptan talimatı ve bilgisi olmadan para çekildiğini, bu şekilde 29/12/2003-30/03/2006 tarihleri arasında 38 adet işlem yapıldığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hesaptan ödenen tutara ilişkin bilgisi ve onayının mevcut olduğunu, haksız kazanç elde etmek için dava açtığını belirterek davanın reddine, %40 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın toplam tutarı 36.110,00 TL olan 5 adet tediye fişini ibraz edemediği, toplam tutarı 48.113,00 TL olan 13 adet tediye fişindeki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine yönelik itirazın kısmen iptali ile takibin 84.223,00 TL'lik kısmının takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri ayrı ayrı istinaf etmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 13 adet imzalı ancak davacı tarafından imzası inkar edilen fişlerden 11 adet fişte davacı yetkilisine atfen atılı imza bulunmadığının adli tıp raporu ile tespit edildiği, diğer 2 adet işlem fiş aslının sunulmadığı, bu nedenle 13 adet imzalı fişle yapılan işlem nedeniyle toplam 48.113,00 TL ile hiç bulunamayan 5 adet işlem fişiyle yapılan işlem nedeniyle 36.110,00 TL olmak üzere toplam 84.223,00 TL'den davalının sorumlu bulunduğu, davalının anılan miktara yönelik icra takibine itirazının haksız olduğu gözetilerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde kabul edilen miktar yönünden bir isabetsizlik görülmediği, ancak, 2 adet imzasız fiş ile yapılan işlem yönünden toplam 1.020,00 TL bedelli işlemlerin davacı tarafından yapıldığı, anılan bedelin davacıya ödendiği usulüne uygun delillerle davalı tarafından ispatlanamadığı, anılan bedel yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, icra inkar tazminatının alacağın likit olması nedeniyle yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin reddi, davacı vekilinin istinaf isteminin kısman kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalının Konya 3.
İcra Müdürlüğü'nün 2008/3596 sayılı esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının 85.243,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacak tutarı olan 85.243,00 TL'ye takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen asıl alacak tutarı olan 85.243,00 TL üzerinden %40 oranında hesaplanan 34.097,20 TL inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin 2, 3 ve 4. bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, davalı bankanın davacı mudinin rızası dışında hesabından çekilen mevduatın tahsili istemine dayalı takibe itirazın iptali davasıdır.
Somut olayda, davacının iddiaları ceza yargılamasına konu edilmiş, olaya ilişkin sanıklardan biri hakkında mahkumiyet hükmü verilmiştir. Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TBK’nın 74. madde hükmü gereği hukuk hakimi kusur belirlemesinde, ceza yargılaması sonucunda verilen beraat hükmü ile bağlı değilse de verilen ceza kararında somut olaya ilişkin tespitleri ile bağlıdır. Somut olayı konu alan, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/361 karar numaralı dosya, iş bu dosyaya yalnızca olaya konu dekont ve fişler, ceza bilirkişi raporu ve gerekçeli kararlar olarak kazandırılmış, beyan ve soruşturma safahatinin de içinde bulunduğu tüm içerik intikal ettirilmemiştir. Bu nedenle, ceza dava dosyasında alınan bilirkişi tespitinde davacı hakkında bir tespitin bulunmayışı ve davacının iddiasını dayanak ettiği işlemlere ilişkin açık bilgilerin kararda da görünmeyişi gözönüne alınarak, ceza dosyasında bulunan tüm delillerin bütün haliyle hüküm yerinde değerlendirilmesi ve buna göre hüküm kurulması gerekirken anılan husus gözardı edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3- Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet Ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 4. fıkrasının g bendi ve 5. fıkrasına göre, hesap açılışlarında banka yetkilileri tarafından 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen şekilde imzalanmış hesap cüzdanı düzenlemek zorunlu olup, kredi kuruluşlarının, düzenledikleri hesap cüzdanını hesap sahibinin tercihi doğrultusunda basılı veya elektronik ortamda hesap sahibine vermekle ya da hesap sahibinin hesap cüzdanını almayı reddettiğini ispatlamakla yükümlüdür. Somut olayda, mudiye mevzuat gereği hesap cüzdanı verilmiş olması halinde, daha sonrasında kaybına ilişkin bildirimde bulunup bulunmadığı banka kayıtlarına göre dava konusu işlemlerin hesap cüzdanına işlenip işlenmediği işlenmiş olduğuna dair kayıt var ise davacının cüzdanı ibraz etmekten kaçınmasının sonucu irdelenip banka kayıtları üzerinde bu yönler incelenerek karar verilmesi gerekirken anılan husus incelenmeksizin karar verilmesi doğru olmamıştır.
4- Davalı temyiz ve bilirkişi raporuna itiraz beyanlarında, davacının rızası olmadığını beyan ettiği işlemlerden sonra defaatle işlem gerçekleştirmesinin dava konusu işlemlere icazet niteliğinde olduğunu belirtmiş, bölge adliye mahkemesince bu hususun icazet olmayacağı kabul edilmiştir.Ancak Dairemiz yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi somut olayın özelliklerine göre, mudinin sonraki işlemlerinin ve olay oluş esnasındaki hesap hareketlerinin niteliğine göre sonraki işlemler icazet anlamına gelebilecektir. Bu nedenle, davacının rızası dışında yapıldığını ileri sürdüğü işlemlerden sonraki işlemlerin olaya icazet niteliğinde olup olmadığı, davaya konu hesapta davacının başkaca kurumsal ödemelerinin bulunup bulunmadığı denetimi ile yine davalı itirazlarında belirtildiği gibi davacının itiraz ettiği işlemlerden önce işlem tutarı kadar bakiye bulundurup bulundurmadığı, bahse konu hazırlık işleminin de davacının itiraz ettiği işlemler olup olmadığı değerlendirilerek hüküm verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
5- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin kötüniyet tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı taraf lehine BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin kötü niyet tazminatına ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/723498600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz