İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5815 E. 2021/6566 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iflas idare memuru↗ iflasın açılması↗ ayıp ihbarı↗ re'sen gözetilme↗ i̇i̇k 194↗ ayıp↗ emredici hüküm↗ satış sözleşmesi↗ icra takibine itiraz↗ kamu düzeni↗ ihbar↗ iflas↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre davalının satın aldığı hazır betonun ayıplı olduğunu iddia ettiği ve bu yönde delil olarak Zonguldak Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 12/11/2012 tarihli yazısına dayandığı, davalının beyanı ile ayıbı 12.11.2012 tarihinde öğrendiğini ileri sürmüş ise de bu ayıbı dosya kapsamına göre 6102 sayılı TTK'nun 18. maddesine uygun olarak 23. maddesi uyarınca ihbar etmediği, aleyhinde yapılan 04/10/2013 tarihli takipte betonun ayıplı olduğunu ileri sürdüğü bu haliyle davalı tarafın ayıp ihbarının yasal süre içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne davalının Kdz. Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2013/5253 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak miktarları olan 127.367,47 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı karşılığı olan 25.473,50 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket iflas idare memuru tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, kararı temyiz eden davalı şirket iflas idare memuru temyiz dilekçesinde, yargılama devam ederken davalı şirket hakkında Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.12.2018 tarih 2014/532 E. sayılı ilamı ile iflas kararı verildiğini belirtmiştir. Dosyanın temyiz incelemesi sırasında davalı şirketin 05.12.2018 tarihinde iflasının açılmasına karar verildiği anlaşılmakla bu durumda mahkemece İİK'nın 194. maddesi gereğince müflisin 2. alacaklılar toplantısının yapılmasını takip eden 10. günün sonuna kadar yargılamanın durdurulması ve yargılamaya iflas idaresinin temsilcilerinin veya vekillerinin huzuru ile devam edilmesi gerekirken yasanın bu emredici hükmü yerine getirilmeksizin yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verildiği görülmüştür. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözetilmesi gereken bir muhakeme hukuku hatası olduğundan hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı şirket iflas idare memurunun sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4835 E. 2022/8917 K.
Ortak:ayıp · kamu düzeni
İncelediğiniz kararda… anı ile ayıbı 12.11.2012 tarihinde öğrendiğini ileri sürmüş ise de bu ayıbı dosya kapsamına göre 6102 sayılı TTK'nun 18. maddesine uygun olarak 23. maddesi uyarınca «ihbar» etmediği, aleyhinde yapılan 04/10/2013 tarihli takipte betonun ayıplı olduğunu ileri sürdüğü bu haliyle davalı tarafın «ayıp ihbarının» yasal süre içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne davalının Kdz.
Bu husus «kamu düzenine» ilişkin olup re'«sen gözetilmesi» gereken bir muhakeme hukuku hatası olduğundan hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… ucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, «kamu düzenine aykırılığın» da tespit edilmemesine ve özellikle davacı tarafça süresinde ve usulüne uygun «ayıp» ihbarında bulunulmadığına göre, verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan re …
Mahkemece, satılan ürünün ayıplı olduğunu davacı-alıcının 13.01.2015 tarihinde öğrendiği ve davanın açıldığı 05.11.2015 tarihine kadar davalı-satıcıya «ayıp» ihaberı yapıldığı ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıplı mal · delil tespiti · bilirkişi raporuna itiraz · kamu düzenine aykırılık · ihtar · ibraz
Benzer bu karardaŞti.'yi hasım göstererek 24.12.2014 tarihinde «delil tespiti» yaptırdığı, bu dosyadan alınan bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edilmediği, bu dosyaya «ibraz» edilen bilirkişi raporlarının davacı vekiline 13.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacının dava konusu betondaki ayıbı en geç 13.01.2015 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği, bu davanın 05.11.2015 tarihinde açıldığı, davacı davalıya 08.04.2015 tarihinde «ihtar» gönderdiklerini ileri sürmekte ise de bu ihtarın davalıya tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı, davacının davalıdan satın aldığı betonun ayıplı ol …
… ucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, «kamu düzenine aykırılığın» da tespit edilmemesine ve özellikle davacı tarafça süresinde ve usulüne uygun «ayıp» ihbarında bulunulmadığına göre, verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan re …
Dava, «ayıplı mal» nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Ancak, davalı-alıcı vekilinin cevap ve «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçelerinde, ayıplı satımı kabul etmemekle birlikte davacının zararının giderilmesi amacıyla yeniden ücretsiz olarak beton verildiğini beyan etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar
İncelediğiniz kararda… anı ile ayıbı 12.11.2012 tarihinde öğrendiğini ileri sürmüş ise de bu ayıbı dosya kapsamına göre 6102 sayılı TTK'nun 18. maddesine uygun olarak 23. maddesi uyarınca «ihbar» etmediği, aleyhinde yapılan 04/10/2013 tarihli takipte betonun ayıplı olduğunu ileri sürdüğü bu haliyle davalı tarafın «ayıp ihbarının» yasal süre içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne davalının Kdz.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · fatura · çek · teslim · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5815 E. , 2021/6566 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Kdz .Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.12.2018 tarih ve 2018/323 E. - 2018/404 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket iflas idare memuru tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla,
dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, taraflar arasında yapılan 18.05.2013 tarihli sözleşme ile davalıya beton satıldığını, davalının ödeme yapmadığını, bu nedenle davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Müdürlüğü tarafından ihale edilen ve 23/02/2012 tarihinde sözleşmesi imzalanan Zonguldak Alaplı 500 kişilik öğrenci yurdu inşaatının ana yüklenicisi olduğunu, bu iş kapsamında inşaatta ihtiyaç duyulan betonun davacı firmadan satın alınması hususunda taraflar arasında satış sözleşmesi imzalandığını ve davacı tarafından üretilen ve teslim edilen betonun adı geçen inşaatta kullanıldığını, mevzuat gereği davacının satmış olduğu betona ait numunelerin idare tarafından testlere tabi tutulduğunu, testler sonucunda beton numunelerinin basınç dayanım değerlerinin projede öngörülen C-25 standardını sağlamadığının görüldüğünü, bunun üzerine idarenin incelemelerini genişlettiğini, yapılan incelemeler sonucunda davacıdan satın alınan betonun düşük kaliteli çıktığını, davalı firmanın idareye beton güçlendirme projesi sunduğunu ve söz konusu projenin onaylandığını, güçlendirme projesi kapsamında davalı firmanın haksız yere ek maliyeti karşılamak zorunda kaldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre davalının satın aldığı hazır betonun ayıplı olduğunu iddia ettiği ve bu yönde delil olarak Zonguldak Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 12/11/2012 tarihli yazısına dayandığı, davalının beyanı ile ayıbı 12.11.2012 tarihinde öğrendiğini ileri sürmüş ise de bu ayıbı dosya kapsamına göre 6102 sayılı TTK'nun 18. maddesine uygun olarak 23. maddesi uyarınca ihbar etmediği, aleyhinde yapılan 04/10/2013 tarihli takipte betonun ayıplı olduğunu ileri sürdüğü bu haliyle davalı tarafın ayıp ihbarının yasal süre içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne davalının Kdz. Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2013/5253 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak miktarları olan 127.367,47 TL üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı karşılığı olan 25.473,50 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket iflas idare memuru tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, kararı temyiz eden davalı şirket iflas idare memuru temyiz dilekçesinde, yargılama devam ederken davalı şirket hakkında Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.12.2018 tarih 2014/532 E. sayılı ilamı ile iflas kararı verildiğini belirtmiştir. Dosyanın temyiz incelemesi sırasında davalı şirketin 05.12.2018 tarihinde iflasının açılmasına karar verildiği anlaşılmakla bu durumda mahkemece İİK'nın 194. maddesi gereğince müflisin 2. alacaklılar toplantısının yapılmasını takip eden 10. günün sonuna kadar yargılamanın durdurulması ve yargılamaya iflas idaresinin temsilcilerinin veya vekillerinin huzuru ile devam edilmesi gerekirken yasanın bu emredici hükmü yerine getirilmeksizin yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verildiği görülmüştür.
Bu husus kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözetilmesi gereken bir muhakeme hukuku hatası olduğundan hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı şirket iflas idare memurunun sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket iflas idare memurunun temyiz isteminin kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket iflas idare memurunun sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/723201200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz