Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4835 E. 2022/8917 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıplı mal↗ ayıp↗ delil tespiti↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ kamu düzenine aykırılık↗ kamu düzeni↗ sulh hukuk mahkemesi↗ ihtar↗ sulh↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/26 D.İş dosyası ile dava dışı Dolunay ... Ltd. Şti.'yi hasım göstererek 24.12.2014 tarihinde delil tespiti yaptırdığı, bu dosyadan alınan bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edilmediği, bu dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarının davacı vekiline 13.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacının dava konusu betondaki ayıbı en geç 13.01.2015 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği, bu davanın 05.11.2015 tarihinde açıldığı, davacı davalıya 08.04.2015 tarihinde ihtar gönderdiklerini ileri sürmekte ise de bu ihtarın davalıya tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı, davacının davalıdan satın aldığı betonun ayıplı olduğu hususunu hemen satıcıya bildirmesi gerektiği halde bildirmediği, bu nedenle satılanı ayıpla birlikte kabul ettiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle davacı tarafça süresinde ve usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulmadığına göre, verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, satılan ürünün ayıplı olduğunu davacı-alıcının 13.01.2015 tarihinde öğrendiği ve davanın açıldığı 05.11.2015 tarihine kadar davalı-satıcıya ayıp ihaberı yapıldığı ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı-alıcı vekilinin cevap ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde, ayıplı satımı kabul etmemekle birlikte davacının zararının giderilmesi amacıyla yeniden ücretsiz olarak beton verildiğini beyan etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının satılan betonun ayıplı olduğundan haberdar olduğunun kabulü gerekir. Ancak ayıbın davalının sattığı üründe mi yoksa davalının ileri sürdüğü gibi betonun hızlı dökülmesi için müteahhitin su katması ile mi oluştuğu taraf iddialarını inceleyip değerlendiren hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu alınarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle istinaf başvurularını esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp
İncelediğiniz kararda… ucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, «kamu düzenine aykırılığın» da tespit edilmemesine ve özellikle davacı tarafça süresinde ve usulüne uygun «ayıp» ihbarında bulunulmadığına göre, verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan re …
Mahkemece, satılan ürünün ayıplı olduğunu davacı-alıcının 13.01.2015 tarihinde öğrendiği ve davanın açıldığı 05.11.2015 tarihine kadar davalı-satıcıya «ayıp» ihaberı yapıldığı ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ihbar · ticari defter · fatura · çek · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5815 E. 2021/6566 K.
Ortak:ayıp · kamu düzeni
İncelediğiniz kararda… ucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, «kamu düzenine aykırılığın» da tespit edilmemesine ve özellikle davacı tarafça süresinde ve usulüne uygun «ayıp» ihbarında bulunulmadığına göre, verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan re …
Mahkemece, satılan ürünün ayıplı olduğunu davacı-alıcının 13.01.2015 tarihinde öğrendiği ve davanın açıldığı 05.11.2015 tarihine kadar davalı-satıcıya «ayıp» ihaberı yapıldığı ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… anı ile ayıbı 12.11.2012 tarihinde öğrendiğini ileri sürmüş ise de bu ayıbı dosya kapsamına göre 6102 sayılı TTK'nun 18. maddesine uygun olarak 23. maddesi uyarınca «ihbar» etmediği, aleyhinde yapılan 04/10/2013 tarihli takipte betonun ayıplı olduğunu ileri sürdüğü bu haliyle davalı tarafın «ayıp ihbarının» yasal süre içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne davalının Kdz.
Bu husus «kamu düzenine» ilişkin olup re'«sen gözetilmesi» gereken bir muhakeme hukuku hatası olduğundan hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iflas idare memuru · iflasın açılması · ayıp ihbarı · re'sen gözetilme · i̇i̇k 194 · emredici hüküm · satış sözleşmesi · icra takibine itiraz
Benzer bu karardaDosyanın temyiz incelemesi sırasında davalı şirketin 05.12.2018 tarihinde «iflasının açılmasına» karar verildiği anlaşılmakla bu durumda mahkemece İİK'nın «194». maddesi gereğince müflisin 2. alacaklılar toplantısının yapılmasını takip eden 10. günün sonuna kadar yargılamanın durdurulması ve yargılamaya iflas idaresinin «temsilcilerinin» veya vekillerinin huzuru ile devam edilmesi gerekirken yasanın bu «emredici» hükmü yerine getirilmeksizin yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verildiği görülmüştür.
1- Dava, «satış sözleşmesinden» kaynaklanan alacak talebine dayalı olarak başlatılan «icra takibine itirazın» iptaline ilişkindir.
… anı ile ayıbı 12.11.2012 tarihinde öğrendiğini ileri sürmüş ise de bu ayıbı dosya kapsamına göre 6102 sayılı TTK'nun 18. maddesine uygun olarak 23. maddesi uyarınca «ihbar» etmediği, aleyhinde yapılan 04/10/2013 tarihli takipte betonun ayıplı olduğunu ileri sürdüğü bu haliyle davalı tarafın «ayıp ihbarının» yasal süre içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne davalının Kdz.
Karar, davalı şirket «iflas idare memuru» tarafından temyiz edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4835 E. , 2022/8917 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19.12.2017 tarih ve 2015/388 E- 2017/509 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.04.2021 tarih ve 2018/1597 E- 2021/594 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin müteahhit olarak inşaatını yaptığı ... ilinde bulunan inşaatın hazır beton malzemesini 2014 yılında davalıdan satın alarak inşaatında kullandığını, inşaatın beton imalatının belirli bir kısmının tamamlanmış şekilde devam edilirken davalıdan satın alınan betonun gerekli mevzuata standartlara, fen ve tekniğine uygun olmadığının tespit edildiğini ve bunun üzerine ... Belediyesi İmar Müdürlüğünce inşaatın mühürlendiğini ve inşaatın yıkılmasının istendiğini, bunun üzerine bozuk hazır beton nedeniyle imal edilen beton duvar, kolon, kiriş vb. imalatları yıktırdığını yeniden inşaat ve beton atma işlemi yaparak inşaatını uygun hale getirdiğini, bu aşamalarda müvekkilinin yaptığı masrafların ...
2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/26 değişik iş dosyası ile tespit edildiğini, zararlarının karşılanmadığını ileri sürerek davalının kusurlu standarda aykırı beton satışı yapması nedeniyle maddi zararlarının tespiti ile fazlasını talep dava etmek hakları saklı kalmak üzere şimdilik 80.000,00 TL’sinin, temerrüt tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; dava şartlarının oluşmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin söz konusu olup husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin anlaşılan standartlara uygun olarak betonu davacıya teslim ettiğini ancak davacının teslim aldıktan sonra betonun hızlı dökülmesi için müteahhidin betona su katıp dökmesinden dolayı sadece dayanımı düşük olan iki tane kolonun bulunduğunu, aynı katın dört kolon iyi çıkıp bir kolonun kötü çıkmasının söz konusu olamayacağını, davacının yaptığını iddia ettiği masrafların gerçeği yansıtmadığını, davacının kendi hata kusur ve sorumluluğunu müvekkiline yüklemeye çalıştığını ileri sürerek öncelikle davanın zamanaşımı, hak düşürücü süre, dava şartları ve husumet yokluğundan reddine, mahkemenin farklı bir kanaatte olması durumunda davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının, ...
2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/26 D.İş dosyası ile dava dışı Dolunay ... Ltd. Şti.'yi hasım göstererek 24.12.2014 tarihinde delil tespiti yaptırdığı, bu dosyadan alınan bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edilmediği, bu dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarının davacı vekiline 13.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacının dava konusu betondaki ayıbı en geç 13.01.2015 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği, bu davanın 05.11.2015 tarihinde açıldığı, davacı davalıya 08.04.2015 tarihinde ihtar gönderdiklerini ileri sürmekte ise de bu ihtarın davalıya tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı, davacının davalıdan satın aldığı betonun ayıplı olduğu hususunu hemen satıcıya bildirmesi gerektiği halde bildirmediği, bu nedenle satılanı ayıpla birlikte kabul ettiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle davacı tarafça süresinde ve usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulmadığına göre, verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, satılan ürünün ayıplı olduğunu davacı-alıcının 13.01.2015 tarihinde öğrendiği ve davanın açıldığı 05.11.2015 tarihine kadar davalı-satıcıya ayıp ihaberı yapıldığı ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı-alıcı vekilinin cevap ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde, ayıplı satımı kabul etmemekle birlikte davacının zararının giderilmesi amacıyla yeniden ücretsiz olarak beton verildiğini beyan etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının satılan betonun ayıplı olduğundan haberdar olduğunun kabulü gerekir. Ancak ayıbın davalının sattığı üründe mi yoksa davalının ileri sürdüğü gibi betonun hızlı dökülmesi için müteahhitin su katması ile mi oluştuğu taraf iddialarını inceleyip değerlendiren hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu alınarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle istinaf başvurularını esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/881932300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz