Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4530 E. 2021/7296 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vazgeçmiş sayılma↗ eksik harç↗ adli yardım talebinin reddi↗ adli yardım talebi↗ muhtıra↗ itirazın iptali davası↗ adli yardım↗ bsmv↗ genel kredi sözleşmesi↗ iptal davası↗ kefil↗ temerrüt faizi↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davanın, davacı banka ile dava dışı Orjin Elkrostatik Toz Boya Makine İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan, davalı ...’in kefil olarak imzaladığı 500.000.-TL limitli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali davası olduğu, mahkemece benimsenen 09/01/2019 tarihli kök ve 03/04/2019 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulü ile, Manisa 6. İcra Müdürlüğü’nün 2011/5834 esas sayılı dosyasına davalının vaki itirazlarının kısmen iptaline, takibin, davalı ... yönünden 214.235,06 TL asıl alacak, 18.769,37 TL işlemiş temerrüt faizi, 938,47 TL BSMV olmak üzere toplam 233.943,35 TL üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa % 38 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takipten sonra yapılan ödemelerin ödeme tarihleri itibarıyla mahsubuna, genel kredi sözleşmesinin limit hanesi ve tarihinin farklı kalemle yazılmış olmasından dolayı davalı takibe itiraz etmekte ağır kusurlu ve kötü niyetli olmadığından icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve adli yardım talepli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı vekilinin adli yardım talebinin reddine yönelik Dairemiz kararına itiraz üzerine yapılan itirazın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nce reddedilmesinden sonra eksik harç ve masrafların yatırılması için mahkemece davalı vekiline çıkartılan muhtıraya uyulmadığından davalı vekilinin temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına dair 06.04.2021 tarihli ek karar verilmiş, verilen işbu temyiz talebinin reddine dair ek karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra takibine konu alacaklar likit ve belirlenebilir olması nedeniyle mahkemece hükmolunan miktar üzerinden İİK 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle icra inkar tazminatına hükmedilmemesi uygun görülmemiş, hükmün davacı lehine bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5212 E. 2022/1212 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü’nün 2011/5834 esas sayılı dosyasına davalının vaki itirazlarının kısmen iptaline, takibin, davalı ... yönünden 214.235,06 TL «asıl alacak», 18.769,37 TL işlemiş «temerrüt faizi», 938,47 TL BSMV olmak üzere toplam 233.943,35 TL üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa % 38 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takipten sonra yapılan ödemelerin ödeme tarihleri itibarıyla mahsubuna, «genel kredi sözleşmesinin» limit hanesi ve tarihinin farklı kalemle yazılmış olmasından dolayı davalı takibe itiraz etmekte ağır kusurlu ve kötü niyetli olmadığından «icra inkar tazminatı» takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şti. arasında imzalanan, davalı ...’in «kefil» olarak imzaladığı 500.000.-TL limitli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kullandırılan kredinin tahsili için başlatılan takibe «itirazın iptali davası» olduğu, mahkemece benimsenen 09/01/2019 tarihli kök ve 03/04/2019 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulü ile, Manisa 6.
Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaŞti. arasında 07.01.2008 tarihli 500.000.- TL limitli «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı ile birlikte diğer kefillerin 500.000.- TL «kefalet» limitli olarak müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalemlerin kullanılmasının «kefalet sözleşmesini» «geçersiz» hale getirmeyeceği, imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında limit miktarının 500.000 TL olarak yazıldığı, bu itibarla limitin belirli kabul edildiği, kefalet ile ipoteğin birbirinden bağımsız «teminatlar» olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin tekerrüre esas olmamak kaydıyla 237.«308»,67 TL «asıl alacak», 121.502,03 TL «işlemiş faiz», 6.075,10 TL faizin %5 gider vergisi, 11.176,88 TL «masraf» ve 200 TL «ihtiyati haciz» «vekalet ücreti» üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 40’ına tekabül eden 94.923,46 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın «infaz» müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
1- Asıl dava davacının kullandırdığı kredinin tahsili için başlatılan takibe «kefilin» itirazının iptali, karşı dava, ipoteğin haksız paraya çevrildiği iddiasına dayalı «istirdat» ve «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Hukuk Dairesi'nin) 2016/8874 Esas- 2018/3103 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi asıl dava davalısının imzaladığı «kefalet sözleşmesi» geçerli ise de davalı- karşı davacı kendisinin «kefil» olduğu ve «ipotek» verdiği kredi borcunun kapandığını, ikinci bir kredi kullandırıldığını, bu krediye kefaletinin ya da verdiği bir ipoteğin bulunmadığını, ikinci kullandırılan kredi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşterek ve müteselsil kefalet · ipotek akit tablosu · müteselsil kefalet · i̇i̇k 308/b · kefalet limiti · kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · cy/cy şerhi
Benzer bu karardaNitekim dosyaya «ibraz» edilen «kredi sözleşmelerine» ekli «kefalet» şerhleri suretlerinin bir kısmında «kefalet limitlerinin» boş bırakıldığı, bir kısmının 500.000.- TL olarak doldurulduğu, kredi sözleşmelerinde kredi kullandıran olarak bazen Manisa Şubesi'nin, bazen de Manisa Sanayi Şubesi'nin gösterildiği, mahkemenin 07.01.2008 tarihinde kullandırılan kredi sözleşmesinin gönderilmesi istemli 29.02.2016 tarihli müzekkereye davalı banka tarafından verilen cevabi yazı ekindeki kredi sözleşmesinin 1. sayfasının 2. maddesinde daha önce dosyaya sunulan sözleşme örneklerinin hilafına bankanın “Manisa Şubesi” olarak belirtildiği, kredi türlerinin farklı gösterildiği, müşterek borçlu ve «müşterek müteselsil kefalet» «şerhi» başlıklı bölümünde davalı- karşı davacının isim ve imzasının yer almadığı görülmektedir.
Şti. arasında 07.01.2008 tarihli 500.000.- TL limitli «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı ile birlikte diğer kefillerin 500.000.- TL «kefalet» limitli olarak müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalemlerin kullanılmasının «kefalet sözleşmesini» «geçersiz» hale getirmeyeceği, imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında limit miktarının 500.000 TL olarak yazıldığı, bu itibarla limitin belirli kabul edildiği, kefalet ile ipoteğin birbirinden bağımsız «teminatlar» olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin tekerrüre esas olmamak kaydıyla 237.«308»,67 TL «asıl alacak», 121.502,03 TL «işlemiş faiz», 6.075,10 TL faizin %5 gider vergisi, 11.176,88 TL «masraf» ve 200 TL «ihtiyati haciz» «vekalet ücreti» üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 40’ına tekabül eden 94.923,46 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın «infaz» müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece davalı- karşı davacının iddia ve savunmalarının değerlendirilip bankanın birden fazla «kredi sözleşmesine» dayalı olarak kredi kullandırıp kullandırmadığı, geçerli kabul edilen «kefalet sözleşmesi» kapsamında asıl borcun sükut edip etmediği davalı- karşı davacıdan alacağının bulunup bulunmadığı, dava konusu kredinin borçluya hangi şube tarafından hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, asıl borçluya kullandırılan krediler ile geri ödeme tablolarının ne şekilde olduğu «ipotek akit tablosu», kredi ve kefalet sözleşmeleri gerektiği takdirde bilirkişi marifetiyle ve yerinde incelenerek davalı-karşı davacının ipoteğinin dava konusu kredi borcunu kapsayıp kapsamadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı-karşı davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Hukuk Dairesi'nin) 2016/8874 Esas- 2018/3103 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi asıl dava davalısının imzaladığı «kefalet sözleşmesi» geçerli ise de davalı- karşı davacı kendisinin «kefil» olduğu ve «ipotek» verdiği kredi borcunun kapandığını, ikinci bir kredi kullandırıldığını, bu krediye kefaletinin ya da verdiği bir ipoteğin bulunmadığını, ikinci kullandırılan kredi …
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5934 E. 2024/3597 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · iptal davası · kefil · kredi sözleşmesi · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü’nün 2011/5834 esas sayılı dosyasına davalının vaki itirazlarının kısmen iptaline, takibin, davalı ... yönünden 214.235,06 TL «asıl alacak», 18.769,37 TL işlemiş «temerrüt faizi», 938,47 TL BSMV olmak üzere toplam 233.943,35 TL üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa % 38 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takipten sonra yapılan ödemelerin ödeme tarihleri itibarıyla mahsubuna, «genel kredi sözleşmesinin» limit hanesi ve tarihinin farklı kalemle yazılmış olmasından dolayı davalı takibe itiraz etmekte ağır kusurlu ve kötü niyetli olmadığından «icra inkar tazminatı» takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şti. arasında imzalanan, davalı ...’in «kefil» olarak imzaladığı 500.000.-TL limitli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kullandırılan kredinin tahsili için başlatılan takibe «itirazın iptali davası» olduğu, mahkemece benimsenen 09/01/2019 tarihli kök ve 03/04/2019 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulü ile, Manisa 6.
Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaŞti. arasında 07.01.2008 tarihli 500.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı ile birlikte diğer kefillerin 500.000,00 TL «kefalet» limitli olarak müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalemlerin kullanılmasının «kefalet sözleşmesini» «geçersiz» hale getirmeyeceği, imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında limit miktarının 500.000,00 TL olarak yazıldığı, bu itibarla limitin belirli kabul edildiği, kefalet ile ipoteğin birbirinden bağımsız «teminatlar» olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin tekerrüre esas olmamak kaydıyla 237.«308»,67 TL «asıl alacak», 121.502,03 TL «işlemiş faiz», 6.075,10 TL faizin %5 gider vergisi, 11.176,88 TL «masraf» ve 200,00 TL «ihtiyati haciz» «vekalet ücreti» üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 40’ına tekabül eden 94.923,46 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın «infaz» müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, karşı davanın reddine karar verilmiş kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece 22.04.2014 tarih, 2012/336 E. ve 2014/277 K. sayılı kararı ile davalının «müteselsil kefil» olarak imzaladığı «genel kredi sözleşmesindeki» «kefaletinin limitin» kurşun kalemle yazılıp belirli olmadığından geçerli olmadığı, geçerli bir «kefalet sözleşmesi» bulunmadığından asıl davanın reddi gerektiği, karşı dava açısından ise dava konusu sözleşmeye dayanılarak davalı-karşı davacıya ait taşınmazın 64.000,00 TL bedelle 20.07.2012 tarihinde satıldığı gerekçesi ile asıl davanın reddine davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine, karşı davanın kabulü ile 64.000,00 TL nin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar veril …
… ıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma sonrasında yapılan her iki bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere dava dışı borçlu şirket ile 07.01.2008 tarihli «genel kredi sözleşmesinde» 100.000,00 TL lik kredi verildiği, toplam 31 sayfa olan sözleşmede borçlu ve 4 «kefil» imzasının bulunduğu, kefillerin Yunus Güvengil, ..., Mustafa Ülker, Emine Ülker olduğu, kredi hesaplarının 12.01.2009 tarihinde kapandığı, ödenmemiş olsa idi takip hesabına devredileceği, oysa takip hesabına devredilmediği, dava dışı borçlunun 05.05.2009 tarihli genel kredi sözleşmesinde banka kayıtlarında her ne kadar davalı ...'in de kefil olarak imzaladığı kayıtlı ise de sözleşmenin aslına veya kopyasına yerinde yapılan incelemede ulaşılamadığı, dosyaya «ibraz» edilemediği, dolayısıyla davalının 05.05.2009 tarihli kredi sözleşmesinden dolayı geçerli bir kefilliğinin varlığının ispat edilemediği, 01.09.2009 tarihli kredi sözleşmesinde davalının kefilliğinin bulunmadığı, 07.06.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinde her ne kadar banka kayıtlarında davalının da kefil olduğu kayıtlı ise de kefil olduğuna ilişkin genel kredi sözleşmesinin aslının veya kopyasının dosyaya ibraz edilmediği, bankada mevcut olmadığı bilirkişilerce tespit edilmiş olup, davalının 07.01.2008 tarihli genel kredi sözleşmesi dışında kefil olduğu bir kredi sözlemesinin bulunmadığı dosya kapsamı ile sabit olduğu, 07.01.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin takip hesabına aktarılmadığı, dolayısıyla borcun ödenerek kapandığı ve bu nedenle davalının dava dışı borçlunun bu tarihten sonra almış olduğu kredilerde kefilliğinin bulunmadığı, «kefalet» nedeniyle sorumluluğunun kalmadığı nazara alınarak dava konusu Manisa 6.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşterek ve müteselsil kefalet · ipotek akit tablosu · ipotek limiti · müteselsil kefalet · ipoteğin kaldırılması · i̇i̇k 308/b · ipoteğin fekki · imzaya itiraz
Benzer bu karardaD. (İkinci) Bozma Kararı Dairemizin 23.02.2022 tarih, 2020/5212 E. ve 2022/1212 K. sayılı kararıyla, asıl dava davalısının imzaladığı «kefalet sözleşmesi» geçerli ise de davalı-karşı davacı kendisinin «kefil» olduğu ve «ipotek» verdiği kredi borcunun kapandığını, ikinci bir kredi kullandırıldığını, bu krediye kefaletinin ya da verdiği bir ipoteğin bulunmadığını, ikinci kullandırılan kredi için dava dışı kişiden yeni bir ipotek alındığını, kendi ipoteğinin fek şartlarının oluştuğunu savunduğu, nitekim dosyaya «ibraz» edilen «kredi sözleşmelerine» ekli kefalet şerhleri suretlerinin bir kısmında «kefalet limitlerinin» boş bırakıldığı, bir kısmının 500.000,00 TL olarak doldurulduğu, kredi sözleşmelerinde kredi kullandıran olarak bazen Manisa Şubesi'nin, bazen de Manisa Sanayi Şubesi'nin gösterildiği, mahkemenin 07.01.2008 tarihinde kullandırılan kredi sözleşmesinin gönderilmesi istemli 29.02.2016 tarihli müzekkereye davalı banka tarafından verilen cevabi yazı ekindeki kredi sözleşmesinin 1. sayfasının 2 nci maddesinde daha önce dosyaya sunulan sözleşme örneklerinin hilafına bankanın “Manisa Şubesi” olarak belirtildiği, kredi türlerinin farklı gösterildiği, müşterek borçlu ve «müşterek müteselsil kefalet» «şerhi» başlıklı bölümünde davalı- karşı davacının isim ve imzasının yer almadığının görüldüğü, gerek hükme esas alınan bilirkişi heyetince gerekse mahkemenin karar gerekçesinde davalı- karşı davacının bu yöndeki iddia ve savunmalarının değerlendirilmediği, bu durumda mahkemece davalı- karşı davacının iddia ve savunmalarının değerlendirilip bankanın birden fazla kredi sözleşmesine dayalı olarak kredi kullandırıp kullandırmadığı, geçerli kabul edilen kefalet sözleşmesi kapsamında asıl borcun sükut edip etmediği davalı-karşı davacıdan alacağının bulunup bulunmadığı, dava konusu kredinin borçluya hangi şube tarafından hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, asıl borçluya kullandırılan krediler ile geri ödeme tablolarının ne şekilde olduğu «ipotek akit tablosu», kredi ve kefalet sözleşmeleri gerektiği takdirde bilirkişi marifetiyle ve yerinde incelenerek davalı-karşı davacının ipoteğinin dava konusu kredi borcunu kapsayıp kapsamadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı/karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalana «genel kredi sözleşmesinin» süresiz olduğunu, sözleşme imza tarihinden bu yana kefilliğin sona erdiğine dair bildirimin kendilerine ulaşmadığını, aksi yöndeki bilirkişi raporunun yanlış olduğunu, kredi miktarının ödenmiş olduğuna dair iddianın doğru olmadığını, bu ödeme yapılmış olsa dahi «kefaleti» sonlandırmayacağını, «kefalet limitinin» 500.000,00 TL, «ipotek limitinin» ise 100.000,00 TL olduğunu, sözleşmelerde davalı tarafın kefaletine ilişkin imzaların bulunmadığı sözleşme asıllarının tespit edilip incelenememesinden bahisle ileri sürülmüş olsa da, davalının «imzaya itirazının» olmadığının belirtildiğini, eğer bu borç ödenmiş olsaydı müvekkil bankadan «ipoteğin fekki» konusunda talepte bulunulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Şti. nin kullandığı ve kullanacağı bilcümle kredilerden doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatını» teşkil etmek üzere 100.000,00 TL bedel ile karşı davalı banka lehine 08.01.2008 tarih 241 yevmiye sayılı resmi akit ile «ipotek» tesis edildiği, tesis edilen ipotek incelendiğinde üst sınır ipoteği olduğu (TMK 851 ve 881 maddeleri) olduğunun anlaşıldığı, üst sınır ipoteği muhtemel alacağın teminatı olarak tesis edilen ipotek türü olup, borcun ulaşacağı miktar belirsiz alacağından taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği, «ipotek akit tablosundaki» limitle sınırlandırıldığı, bu kapsamda TMK 883 ve 884 maddelerine göre borç sona erdiğinde «ipoteğin kaldırılmasının» talep edilebileceği, 07.01.2008 tarihli «genel kredi sözleşmesinde» karşı davacının geçerli bir «kefaletinin» bulunduğu ve bu kredi sözleşmesi sebebiyle borcun ödendiği, fakat dava konusu ipoteğin ise kefalet ilişkisinden farklı olduğu, kefaleten sorumluluğun sona ermesi ipotekten dolayı sorumluluğunu sona erdirmeyeceği, dava dışı borçlunun üst sınır ipoteği nedeniyle doğmuş ve doğacak borçlarından dolayı ipotek verildiği nazara alındığında dava dışı şirketin sonradan almış olduğu krediler nedeniyle halen borcunun devam ettiği ve takibe konu yapıldığı, dolayısıyla «ipoteğin paraya çevrilerek» tahsil edilebileceği, karşı davacının sorumluluğu limiti aşmamak kaydıyla taşınmazın değeri kadar olduğu gerekçesiyle karşı davanın reddine ve asıl davanın reddine …
Şti. arasında 07.01.2008 tarihli 500.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı ile birlikte diğer kefillerin 500.000,00 TL «kefalet» limitli olarak müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalemlerin kullanılmasının «kefalet sözleşmesini» «geçersiz» hale getirmeyeceği, imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında limit miktarının 500.000,00 TL olarak yazıldığı, bu itibarla limitin belirli kabul edildiği, kefalet ile ipoteğin birbirinden bağımsız «teminatlar» olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin tekerrüre esas olmamak kaydıyla 237.«308»,67 TL «asıl alacak», 121.502,03 TL «işlemiş faiz», 6.075,10 TL faizin %5 gider vergisi, 11.176,88 TL «masraf» ve 200,00 TL «ihtiyati haciz» «vekalet ücreti» üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 40’ına tekabül eden 94.923,46 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın «infaz» müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, karşı davanın reddine karar verilmiş kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
-
Haksız Rekabetten Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6572 E. 2015/13907 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · maddi tazminat · husumet
Benzer bu karardaY..'a karşı açılan davada «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece, 10.938,79 TL «maddi tazminatın» 02.11.2010 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, diğer davalı A..
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9902 E. 2015/9514 K.
Ortak:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü’nün 2011/5834 esas sayılı dosyasına davalının vaki itirazlarının kısmen iptaline, takibin, davalı ... yönünden 214.235,06 TL «asıl alacak», 18.769,37 TL işlemiş «temerrüt faizi», 938,47 TL BSMV olmak üzere toplam 233.943,35 TL üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa % 38 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takipten sonra yapılan ödemelerin ödeme tarihleri itibarıyla mahsubuna, «genel kredi sözleşmesinin» limit hanesi ve tarihinin farklı kalemle yazılmış olmasından dolayı davalı takibe itiraz etmekte ağır kusurlu ve kötü niyetli olmadığından «icra inkar tazminatı» takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
İcra takibine konu alacaklar likit ve belirlenebilir olması nedeniyle mahkemece hükmolunan miktar üzerinden İİK 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle icra inkar tazminatına hükmedilmemesi uygun görülmemiş, hükmün davacı lehine bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece itirazın 59.769,80 TL yönünden iptaline ve davacı-karşı davalının «icra inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmiştir.
O halde, mahkemece, alacağın likit olduğu kabul edilerek davacı-karşı davalı lehine «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde talebin reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı-karşı davalı lehine bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu kararda3- Ayrıca, mahkemece davalı-karşı davacı tarafça açılan karşı davanın reddine karar verildiği halde, kendisini bir vekille «temsil» ettiren davacı-karşı davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken sadece asıl dava için vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı-karşı davalı lehine bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4530 E. , 2021/7296 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19.07.2019 tarih ve 2018/257 E. - 2019/484 K. sayılı kararın davacı vekili ve adli yardım talepli olarak davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce davalı vekilinin adli yardım talebinin reddine yönelik karara itirazın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nce reddedilmesinden sonra mahkemece temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına dair karar verilmiş olup, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı Orjin Elektrostatik Toz Boya Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, ayrıca davalının, dava dışı anılan şirketin davacı bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerden doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 75.000-TL bedelle ipotek teminatı verdiğini, söz konusu kredi borcunun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kefiller aleyhine yapılan ilamsız icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesi vermemiş, 03.09.2013 tarihli duruşmaya katılarak; ''borcunu ödeyeceğini, ancak ne kadar borcu kaldığını bilmediğini, bir taahhüt veremeyeceğini'' beyan etmiştir.
Davalı vekili 22.04.2014 tarihli duruşmaya katılarak, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davanın, davacı banka ile dava dışı Orjin Elkrostatik Toz Boya Makine İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan, davalı ...’in kefil olarak imzaladığı 500.000.-TL limitli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali davası olduğu, mahkemece benimsenen 09/01/2019 tarihli kök ve 03/04/2019 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulü ile, Manisa 6. İcra Müdürlüğü’nün 2011/5834 esas sayılı dosyasına davalının vaki itirazlarının kısmen iptaline, takibin, davalı ... yönünden 214.235,06 TL asıl alacak, 18.769,37 TL işlemiş temerrüt faizi, 938,47 TL BSMV olmak üzere toplam 233.943,35 TL üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa % 38 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takipten sonra yapılan ödemelerin ödeme tarihleri itibarıyla mahsubuna, genel kredi sözleşmesinin limit hanesi ve tarihinin farklı kalemle yazılmış olmasından dolayı davalı takibe itiraz etmekte ağır kusurlu ve kötü niyetli olmadığından icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve adli yardım talepli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı vekilinin adli yardım talebinin reddine yönelik Dairemiz kararına itiraz üzerine yapılan itirazın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nce reddedilmesinden sonra eksik harç ve masrafların yatırılması için mahkemece davalı vekiline çıkartılan muhtıraya uyulmadığından davalı vekilinin temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına dair 06.04.2021 tarihli ek karar verilmiş, verilen işbu temyiz talebinin reddine dair ek karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İcra takibine konu alacaklar likit ve belirlenebilir olması nedeniyle mahkemece hükmolunan miktar üzerinden İİK 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle icra inkar tazminatına hükmedilmemesi uygun görülmemiş, hükmün davacı lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/721317800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz