İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5212 E. 2022/1212 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşterek ve müteselsil kefalet↗ ipotek akit tablosu↗ müteselsil kefalet↗ i̇i̇k 308/b↗ kefalet limiti↗ kefalet sözleşmesi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ müteselsil kefil↗ cy/cy şerhi↗ ipotek↗ infaz↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ ihtiyati haciz↗ işlemiş faiz↗ kefil↗ istirdat↗ geçersizlik↗ haciz↗ kredi sözleşmesi↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı Orjin Elek. Toz Boya Mak. İnş. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 07.01.2008 tarihli 500.000.- TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı ile birlikte diğer kefillerin 500.000.- TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalemlerin kullanılmasının kefalet sözleşmesini geçersiz hale getirmeyeceği, imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında limit miktarının 500.000 TL olarak yazıldığı, bu itibarla limitin belirli kabul edildiği, kefalet ile ipoteğin birbirinden bağımsız teminatlar olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin tekerrüre esas olmamak kaydıyla 237.308,67 TL asıl alacak, 121.502,03 TL işlemiş faiz, 6.075,10 TL faizin %5 gider vergisi, 11.176,88 TL masraf ve 200 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 40’ına tekabül eden 94.923,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın infaz müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava davacının kullandırdığı kredinin tahsili için başlatılan takibe kefilin itirazının iptali, karşı dava, ipoteğin haksız paraya çevrildiği iddiasına dayalı istirdat ve menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizin (Kapatılan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin) 2016/8874 Esas- 2018/3103 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi asıl dava davalısının imzaladığı kefalet sözleşmesi geçerli ise de davalı- karşı davacı kendisinin kefil olduğu ve ipotek verdiği kredi borcunun kapandığını, ikinci bir kredi kullandırıldığını, bu krediye kefaletinin ya da verdiği bir ipoteğin bulunmadığını, ikinci kullandırılan kredi için dava dışı kişiden yeni bir ipotek alındığını, kendi ipoteğinin fek şartlarının oluştuğunu savunmuştur. Nitekim dosyaya ibraz edilen kredi sözleşmelerine ekli kefalet şerhleri suretlerinin bir kısmında kefalet limitlerinin boş bırakıldığı, bir kısmının 500.000.- TL olarak doldurulduğu, kredi sözleşmelerinde kredi kullandıran olarak bazen Manisa Şubesi'nin, bazen de Manisa Sanayi Şubesi'nin gösterildiği, mahkemenin 07.01.2008 tarihinde kullandırılan kredi sözleşmesinin gönderilmesi istemli 29.02.2016 tarihli müzekkereye davalı banka tarafından verilen cevabi yazı ekindeki kredi sözleşmesinin 1. sayfasının 2. maddesinde daha önce dosyaya sunulan sözleşme örneklerinin hilafına bankanın “Manisa Şubesi” olarak belirtildiği, kredi türlerinin farklı gösterildiği, müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet şerhi başlıklı bölümünde davalı- karşı davacının isim ve imzasının yer almadığı görülmektedir. Gerek hükme esas alınan bilirkişi heyetince gerekse mahkemenin karar gerekçesinde davalı- karşı davacının bu yöndeki iddia ve savunmaları değerlendirilmemiştir. Bu durumda mahkemece davalı- karşı davacının iddia ve savunmalarının değerlendirilip bankanın birden fazla kredi sözleşmesine dayalı olarak kredi kullandırıp kullandırmadığı, geçerli kabul edilen kefalet sözleşmesi kapsamında asıl borcun sükut edip etmediği davalı- karşı davacıdan alacağının bulunup bulunmadığı, dava konusu kredinin borçluya hangi şube tarafından hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, asıl borçluya kullandırılan krediler ile geri ödeme tablolarının ne şekilde olduğu ipotek akit tablosu, kredi ve kefalet sözleşmeleri gerektiği takdirde bilirkişi marifetiyle ve yerinde incelenerek davalı-karşı davacının ipoteğinin dava konusu kredi borcunu kapsayıp kapsamadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı-karşı davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı- karşı davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5934 E. 2024/3597 K.
Ortak:müşterek ve müteselsil kefalet · ipotek akit tablosu · müteselsil kefalet · i̇i̇k 308/b · kefalet limiti · kefalet sözleşmesi · müteselsil kefil · cy/cy şerhi
İncelediğiniz karardaNitekim dosyaya «ibraz» edilen «kredi sözleşmelerine» ekli «kefalet» şerhleri suretlerinin bir kısmında «kefalet limitlerinin» boş bırakıldığı, bir kısmının 500.000.- TL olarak doldurulduğu, kredi sözleşmelerinde kredi kullandıran olarak bazen Manisa Şubesi'nin, bazen de Manisa Sanayi Şubesi'nin gösterildiği, mahkemenin 07.01.2008 tarihinde kullandırılan kredi sözleşmesinin gönderilmesi istemli 29.02.2016 tarihli müzekkereye davalı banka tarafından verilen cevabi yazı ekindeki kredi sözleşmesinin 1. sayfasının 2. maddesinde daha önce dosyaya sunulan sözleşme örneklerinin hilafına bankanın “Manisa Şubesi” olarak belirtildiği, kredi türlerinin farklı gösterildiği, müşterek borçlu ve «müşterek müteselsil kefalet» «şerhi» başlıklı bölümünde davalı- karşı davacının isim ve imzasının yer almadığı görülmektedir.
Şti. arasında 07.01.2008 tarihli 500.000.- TL limitli «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı ile birlikte diğer kefillerin 500.000.- TL «kefalet» limitli olarak müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalemlerin kullanılmasının «kefalet sözleşmesini» «geçersiz» hale getirmeyeceği, imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında limit miktarının 500.000 TL olarak yazıldığı, bu itibarla limitin belirli kabul edildiği, kefalet ile ipoteğin birbirinden bağımsız «teminatlar» olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin tekerrüre esas olmamak kaydıyla 237.«308»,67 TL «asıl alacak», 121.502,03 TL «işlemiş faiz», 6.075,10 TL faizin %5 gider vergisi, 11.176,88 TL «masraf» ve 200 TL «ihtiyati haciz» «vekalet ücreti» üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 40’ına tekabül eden 94.923,46 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın «infaz» müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece davalı- karşı davacının iddia ve savunmalarının değerlendirilip bankanın birden fazla «kredi sözleşmesine» dayalı olarak kredi kullandırıp kullandırmadığı, geçerli kabul edilen «kefalet sözleşmesi» kapsamında asıl borcun sükut edip etmediği davalı- karşı davacıdan alacağının bulunup bulunmadığı, dava konusu kredinin borçluya hangi şube tarafından hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, asıl borçluya kullandırılan krediler ile geri ödeme tablolarının ne şekilde olduğu «ipotek akit tablosu», kredi ve kefalet sözleşmeleri gerektiği takdirde bilirkişi marifetiyle ve yerinde incelenerek davalı-karşı davacının ipoteğinin dava konusu kredi borcunu kapsayıp kapsamadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı-karşı davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer bu karardaD. (İkinci) Bozma Kararı Dairemizin 23.02.2022 tarih, 2020/5212 E. ve 2022/1212 K. sayılı kararıyla, asıl dava davalısının imzaladığı «kefalet sözleşmesi» geçerli ise de davalı-karşı davacı kendisinin «kefil» olduğu ve «ipotek» verdiği kredi borcunun kapandığını, ikinci bir kredi kullandırıldığını, bu krediye kefaletinin ya da verdiği bir ipoteğin bulunmadığını, ikinci kullandırılan kredi için dava dışı kişiden yeni bir ipotek alındığını, kendi ipoteğinin fek şartlarının oluştuğunu savunduğu, nitekim dosyaya «ibraz» edilen «kredi sözleşmelerine» ekli kefalet şerhleri suretlerinin bir kısmında «kefalet limitlerinin» boş bırakıldığı, bir kısmının 500.000,00 TL olarak doldurulduğu, kredi sözleşmelerinde kredi kullandıran olarak bazen Manisa Şubesi'nin, bazen de Manisa Sanayi Şubesi'nin gösterildiği, mahkemenin 07.01.2008 tarihinde kullandırılan kredi sözleşmesinin gönderilmesi istemli 29.02.2016 tarihli müzekkereye davalı banka tarafından verilen cevabi yazı ekindeki kredi sözleşmesinin 1. sayfasının 2 nci maddesinde daha önce dosyaya sunulan sözleşme örneklerinin hilafına bankanın “Manisa Şubesi” olarak belirtildiği, kredi türlerinin farklı gösterildiği, müşterek borçlu ve «müşterek müteselsil kefalet» «şerhi» başlıklı bölümünde davalı- karşı davacının isim ve imzasının yer almadığının görüldüğü, gerek hükme esas alınan bilirkişi heyetince gerekse mahkemenin karar gerekçesinde davalı- karşı davacının bu yöndeki iddia ve savunmalarının değerlendirilmediği, bu durumda mahkemece davalı- karşı davacının iddia ve savunmalarının değerlendirilip bankanın birden fazla kredi sözleşmesine dayalı olarak kredi kullandırıp kullandırmadığı, geçerli kabul edilen kefalet sözleşmesi kapsamında asıl borcun sükut edip etmediği davalı-karşı davacıdan alacağının bulunup bulunmadığı, dava konusu kredinin borçluya hangi şube tarafından hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, asıl borçluya kullandırılan krediler ile geri ödeme tablolarının ne şekilde olduğu «ipotek akit tablosu», kredi ve kefalet sözleşmeleri gerektiği takdirde bilirkişi marifetiyle ve yerinde incelenerek davalı-karşı davacının ipoteğinin dava konusu kredi borcunu kapsayıp kapsamadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece 22.04.2014 tarih, 2012/336 E. ve 2014/277 K. sayılı kararı ile davalının «müteselsil kefil» olarak imzaladığı «genel kredi sözleşmesindeki» «kefaletinin limitin» kurşun kalemle yazılıp belirli olmadığından geçerli olmadığı, geçerli bir «kefalet sözleşmesi» bulunmadığından asıl davanın reddi gerektiği, karşı dava açısından ise dava konusu sözleşmeye dayanılarak davalı-karşı davacıya ait taşınmazın 64.000,00 TL bedelle 20.07.2012 tarihinde satıldığı gerekçesi ile asıl davanın reddine davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine, karşı davanın kabulü ile 64.000,00 TL nin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar veril …
Şti. arasında 07.01.2008 tarihli 500.000,00 TL limitli «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı ile birlikte diğer kefillerin 500.000,00 TL «kefalet» limitli olarak müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalemlerin kullanılmasının «kefalet sözleşmesini» «geçersiz» hale getirmeyeceği, imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında limit miktarının 500.000,00 TL olarak yazıldığı, bu itibarla limitin belirli kabul edildiği, kefalet ile ipoteğin birbirinden bağımsız «teminatlar» olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin tekerrüre esas olmamak kaydıyla 237.«308»,67 TL «asıl alacak», 121.502,03 TL «işlemiş faiz», 6.075,10 TL faizin %5 gider vergisi, 11.176,88 TL «masraf» ve 200,00 TL «ihtiyati haciz» «vekalet ücreti» üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 40’ına tekabül eden 94.923,46 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın «infaz» müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, karşı davanın reddine karar verilmiş kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipotek limiti · ipoteğin kaldırılması · ipoteğin fekki · imzaya itiraz · ipoteğin paraya çevrilmesi · kötüniyet tazminatı · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri 1.Davacı/karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalana «genel kredi sözleşmesinin» süresiz olduğunu, sözleşme imza tarihinden bu yana kefilliğin sona erdiğine dair bildirimin kendilerine ulaşmadığını, aksi yöndeki bilirkişi raporunun yanlış olduğunu, kredi miktarının ödenmiş olduğuna dair iddianın doğru olmadığını, bu ödeme yapılmış olsa dahi «kefaleti» sonlandırmayacağını, «kefalet limitinin» 500.000,00 TL, «ipotek limitinin» ise 100.000,00 TL olduğunu, sözleşmelerde davalı tarafın kefaletine ilişkin imzaların bulunmadığı sözleşme asıllarının tespit edilip incelenememesinden bahisle ileri sürülmüş olsa da, davalının «imzaya itirazının» olmadığının belirtildiğini, eğer bu borç ödenmiş olsaydı müvekkil bankadan «ipoteğin fekki» konusunda talepte bulunulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. (Birinci) Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesinin 31.05.2018 tarih, 2016/8874 E. ve 2018/3103 K. sayılı kararıyla asıl davaya dayanak «genel kredi sözleşmesinin» tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalem kullanılması, «kefalet sözleşmesini» «geçersiz» hale getirmeyeceği, limit belirli olduğu gibi, kefalet sözleşmesinin de geçerli olduğu, bu sebeple yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı, yanılgılı değerlendirme ile kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle asıl davada yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, karşı dava açısından davalı-karşı davacı ... tarafından verilen «ipotek» ve kefaletin, birbirinden bağımsız «teminatlar» olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının da doğru görülmediği, mahkemece yapılması gereken iş, dava dosyasını konusunda uzman bir bilirkişi kuruluna tevdi edip, banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırıp, ayrıntılı ve «denetime elverişli» bir rapor alarak, varsa banka alacağı belirlenip, hem asıl davada, hem de karşı davada varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibaret olması gerekti …
Şti. nin kullandığı ve kullanacağı bilcümle kredilerden doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatını» teşkil etmek üzere 100.000,00 TL bedel ile karşı davalı banka lehine 08.01.2008 tarih 241 yevmiye sayılı resmi akit ile «ipotek» tesis edildiği, tesis edilen ipotek incelendiğinde üst sınır ipoteği olduğu (TMK 851 ve 881 maddeleri) olduğunun anlaşıldığı, üst sınır ipoteği muhtemel alacağın teminatı olarak tesis edilen ipotek türü olup, borcun ulaşacağı miktar belirsiz alacağından taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği, «ipotek akit tablosundaki» limitle sınırlandırıldığı, bu kapsamda TMK 883 ve 884 maddelerine göre borç sona erdiğinde «ipoteğin kaldırılmasının» talep edilebileceği, 07.01.2008 tarihli «genel kredi sözleşmesinde» karşı davacının geçerli bir «kefaletinin» bulunduğu ve bu kredi sözleşmesi sebebiyle borcun ödendiği, fakat dava konusu ipoteğin ise kefalet ilişkisinden farklı olduğu, kefaleten sorumluluğun sona ermesi ipotekten dolayı sorumluluğunu sona erdirmeyeceği, dava dışı borçlunun üst sınır ipoteği nedeniyle doğmuş ve doğacak borçlarından dolayı ipotek verildiği nazara alındığında dava dışı şirketin sonradan almış olduğu krediler nedeniyle halen borcunun devam ettiği ve takibe konu yapıldığı, dolayısıyla «ipoteğin paraya çevrilerek» tahsil edilebileceği, karşı davacının sorumluluğu limiti aşmamak kaydıyla taşınmazın değeri kadar olduğu gerekçesiyle karşı davanın reddine ve asıl davanın reddine …
Mahkemece 22.04.2014 tarih, 2012/336 E. ve 2014/277 K. sayılı kararı ile davalının «müteselsil kefil» olarak imzaladığı «genel kredi sözleşmesindeki» «kefaletinin limitin» kurşun kalemle yazılıp belirli olmadığından geçerli olmadığı, geçerli bir «kefalet sözleşmesi» bulunmadığından asıl davanın reddi gerektiği, karşı dava açısından ise dava konusu sözleşmeye dayanılarak davalı-karşı davacıya ait taşınmazın 64.000,00 TL bedelle 20.07.2012 tarihinde satıldığı gerekçesi ile asıl davanın reddine davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine, karşı davanın kabulü ile 64.000,00 TL nin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar veril …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4530 E. 2021/7296 K.
Ortak:genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaŞti. arasında 07.01.2008 tarihli 500.000.- TL limitli «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı ile birlikte diğer kefillerin 500.000.- TL «kefalet» limitli olarak müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalemlerin kullanılmasının «kefalet sözleşmesini» «geçersiz» hale getirmeyeceği, imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında limit miktarının 500.000 TL olarak yazıldığı, bu itibarla limitin belirli kabul edildiği, kefalet ile ipoteğin birbirinden bağımsız «teminatlar» olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin tekerrüre esas olmamak kaydıyla 237.«308»,67 TL «asıl alacak», 121.502,03 TL «işlemiş faiz», 6.075,10 TL faizin %5 gider vergisi, 11.176,88 TL «masraf» ve 200 TL «ihtiyati haciz» «vekalet ücreti» üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 40’ına tekabül eden 94.923,46 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın «infaz» müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
1- Asıl dava davacının kullandırdığı kredinin tahsili için başlatılan takibe «kefilin» itirazının iptali, karşı dava, ipoteğin haksız paraya çevrildiği iddiasına dayalı «istirdat» ve «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Hukuk Dairesi'nin) 2016/8874 Esas- 2018/3103 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi asıl dava davalısının imzaladığı «kefalet sözleşmesi» geçerli ise de davalı- karşı davacı kendisinin «kefil» olduğu ve «ipotek» verdiği kredi borcunun kapandığını, ikinci bir kredi kullandırıldığını, bu krediye kefaletinin ya da verdiği bir ipoteğin bulunmadığını, ikinci kullandırılan kredi …
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü’nün 2011/5834 esas sayılı dosyasına davalının vaki itirazlarının kısmen iptaline, takibin, davalı ... yönünden 214.235,06 TL «asıl alacak», 18.769,37 TL işlemiş «temerrüt faizi», 938,47 TL BSMV olmak üzere toplam 233.943,35 TL üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa % 38 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takipten sonra yapılan ödemelerin ödeme tarihleri itibarıyla mahsubuna, «genel kredi sözleşmesinin» limit hanesi ve tarihinin farklı kalemle yazılmış olmasından dolayı davalı takibe itiraz etmekte ağır kusurlu ve kötü niyetli olmadığından «icra inkar tazminatı» takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Şti. arasında imzalanan, davalı ...’in «kefil» olarak imzaladığı 500.000.-TL limitli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kullandırılan kredinin tahsili için başlatılan takibe «itirazın iptali davası» olduğu, mahkemece benimsenen 09/01/2019 tarihli kök ve 03/04/2019 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulü ile, Manisa 6.
Dava «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vazgeçmiş sayılma · eksik harç · adli yardım talebinin reddi · adli yardım talebi · muhtıra · itirazın iptali davası · adli yardım · iptal davası
Benzer bu karardaDavalı vekilinin «adli yardım talebinin reddine» yönelik Dairemiz kararına itiraz üzerine yapılan itirazın Yargıtay 12.
Hukuk Dairesi’nce reddedilmesinden sonra «eksik harç» ve «masrafların» yatırılması için mahkemece davalı vekiline çıkartılan «muhtıraya» uyulmadığından davalı vekilinin temyiz isteminden «vazgeçmiş sayılmasına» dair 06.04.2021 tarihli ek karar verilmiş, verilen işbu temyiz talebinin reddine dair ek karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Şti. arasında imzalanan, davalı ...’in «kefil» olarak imzaladığı 500.000.-TL limitli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kullandırılan kredinin tahsili için başlatılan takibe «itirazın iptali davası» olduğu, mahkemece benimsenen 09/01/2019 tarihli kök ve 03/04/2019 tarihli ek bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulü ile, Manisa 6.
Karar, davacı vekili ve «adli yardım» talepli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11195 E. 2012/17903 K.
Ortak:dosya masrafı · teminat
İncelediğiniz karardaŞti. arasında 07.01.2008 tarihli 500.000.- TL limitli «genel kredi sözleşmesinin» imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı ile birlikte diğer kefillerin 500.000.- TL «kefalet» limitli olarak müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalemlerin kullanılmasının «kefalet sözleşmesini» «geçersiz» hale getirmeyeceği, imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında limit miktarının 500.000 TL olarak yazıldığı, bu itibarla limitin belirli kabul edildiği, kefalet ile ipoteğin birbirinden bağımsız «teminatlar» olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin tekerrüre esas olmamak kaydıyla 237.«308»,67 TL «asıl alacak», 121.502,03 TL «işlemiş faiz», 6.075,10 TL faizin %5 gider vergisi, 11.176,88 TL «masraf» ve 200 TL «ihtiyati haciz» «vekalet ücreti» üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 40’ına tekabül eden 94.923,46 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın «infaz» müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazda meydana gelen «hasarın» «sigorta teminatı kapsamında» olduğu gerekçesi ile davalı ... hakkında açılan davanın kabulüne ve davalı Manisa Grup Sigorta hakkında açılan davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi sonucu Yargıtay Dairesi’nce, hasarın poliçe kapsamında olması için söz konusu yağmur sularının evin içine sızması gerektiği, dış cephede oluşan hasarın teminat dışı olduğu gerekçesiyle bu kalem tazminatın teminat dışı olduğundan reddi gerektiği yolunda bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyularak, davalı Manisa Grup Sigorta hakkında verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğundan bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına», bina içinde tamir ve boya «masrafları» açısından meydana gelen hasar tazminatı olarak 1.000 TL'nın davalı ...’dan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sigorta teminatı kapsamı · sigorta teminatı · teminat kapsamı · hasar · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazda meydana gelen «hasarın» «sigorta teminatı kapsamında» olduğu gerekçesi ile davalı ... hakkında açılan davanın kabulüne ve davalı Manisa Grup Sigorta hakkında açılan davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi sonucu Yargıtay Dairesi’nce, hasarın poliçe kapsamında olması için söz konusu yağmur sularının evin içine sızması gerektiği, dış cephede oluşan hasarın teminat dışı olduğu gerekçesiyle bu kalem tazminatın teminat dışı olduğundan reddi gerektiği yolunda bozulması üzerine, mahkemece bozma ilamına uyularak, davalı Manisa Grup Sigorta hakkında verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğundan bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına», bina içinde tamir ve boya «masrafları» açısından meydana gelen hasar tazminatı olarak 1.000 TL'nın davalı ...’dan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5212 E. , 2022/1212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13.11.2019 tarih ve 2018/546 E. - 2019/845 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.02.2022 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. Erdinç Yıldız ile davalı-karşı davacı asil ... ve vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin dava dışı Orjin Elektrostatik Toz Boya Makine İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne kullandırdığı ve kullandıracağı 500.000.- TL limitli kredilerden doğmuş doğacak borçları için davalının da müşterek ve müteselsil kefil olup ayrıca ipotek verdiğini, kredi sözleşmesinin süresiz düzenlendiğini, banka ile borçlu arasında cari borç ilişkisinin bulunması halinde kredi borcunun herhangi bir anda sıfırlanmasının kredi sözleşmesini sona erdirmeyeceğini, krediler ödenmeyince tahsili için başlatılan takibe davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, kredi sözleşmesinin 31. sayfasında 07.01.2008 tarihli müşterek borçlu ve müteselsil kefalet şerhinde kefil olunan kredi bedeli ve kefaletin süresinin belirtilmediğini, kime ve ne kadar bedelle kefil olunduğu kısmının boş bırakıldığını, bu haliyle ortada geçerli bir kefaletten söz edilemeyeceğini, açtıkları takibin iptali davası üzerine davacının 31. sayfadaki kefil olunan kredi bedelini sonradan doldurduğunu, evrakta tahrifat yaptığını, kefalet miktarının net ve somut gösterilmesinin şart olduğunu, borçlu şirkete kullandırılan 100.000 TL’lik kredinin ödenip kapandığını, ancak Sanayi Şubesince ikinci bir kredi kullandırıldığını, banka çalışanlarınca ilk sözleşmenin hilafına ve müvekkilinin attığı imzayı kötüye kullanmak suretiyle boş yerlere Sanayi Şubesi ve limit olarak da ilk kullanılan kredinin çok üstünde 500.000 TL yazıldığını, sözleşmeye sonradan ilave edilen yerlere bir kısım yazıların kurşun kalemle yazıldığını, sonradan doldurulan yerlerde henüz yürürlüğe girmemesine rağmen TL para biriminin kullanıldığını, bu durumun dahi sözleşmenin sonradan doldurulduğunu gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında,
müvekkilinin kefil olup ipotek verdiği 100.000 TL’lik kredi ödenip kapandığı halde karşı davalının ikinci bir kredi için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçerek müvekkiline ait taşınmazı 64.000 TL’ye sattırdığını ileri sürerek 64.000 TL’nin karşı davalıdan tahsilini, 36.000 TL yönünden borçlu olunmadığının tespitini, takip miktarının %40’ı oranında kötüniyet tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı Orjin Elek. Toz Boya Mak. İnş. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 07.01.2008 tarihli 500.000.- TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı ile birlikte diğer kefillerin 500.000.- TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalemlerin kullanılmasının kefalet sözleşmesini geçersiz hale getirmeyeceği, imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında limit miktarının 500.000 TL olarak yazıldığı, bu itibarla limitin belirli kabul edildiği, kefalet ile ipoteğin birbirinden bağımsız teminatlar olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin tekerrüre esas olmamak kaydıyla 237.308,67 TL asıl alacak, 121.502,03 TL işlemiş faiz, 6.075,10 TL faizin %5 gider vergisi, 11.176,88 TL masraf ve 200 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 40’ına tekabül eden 94.923,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın infaz müdürlüğünce infazda nazara alınmasına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl dava davacının kullandırdığı kredinin tahsili için başlatılan takibe kefilin itirazının iptali, karşı dava, ipoteğin haksız paraya çevrildiği iddiasına dayalı istirdat ve menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizin (Kapatılan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin) 2016/8874 Esas- 2018/3103 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi asıl dava davalısının imzaladığı kefalet sözleşmesi geçerli ise de davalı- karşı davacı kendisinin kefil olduğu ve ipotek verdiği kredi borcunun kapandığını, ikinci bir kredi kullandırıldığını, bu krediye kefaletinin ya da verdiği bir ipoteğin bulunmadığını, ikinci kullandırılan kredi için dava dışı kişiden yeni bir ipotek alındığını, kendi ipoteğinin fek şartlarının oluştuğunu savunmuştur.
Nitekim dosyaya ibraz edilen kredi sözleşmelerine ekli kefalet şerhleri suretlerinin bir kısmında kefalet limitlerinin boş bırakıldığı, bir kısmının 500.000.- TL olarak doldurulduğu, kredi sözleşmelerinde kredi kullandıran olarak bazen Manisa Şubesi'nin, bazen de Manisa Sanayi Şubesi'nin gösterildiği, mahkemenin 07.01.2008 tarihinde kullandırılan kredi sözleşmesinin gönderilmesi istemli 29.02.2016 tarihli müzekkereye davalı banka tarafından verilen cevabi yazı ekindeki kredi sözleşmesinin 1. sayfasının 2. maddesinde daha önce dosyaya sunulan sözleşme örneklerinin hilafına bankanın “Manisa Şubesi” olarak belirtildiği, kredi türlerinin farklı gösterildiği, müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet şerhi başlıklı bölümünde davalı- karşı davacının isim ve imzasının yer almadığı görülmektedir.
Gerek hükme esas alınan bilirkişi heyetince gerekse mahkemenin karar gerekçesinde davalı- karşı davacının bu yöndeki iddia ve savunmaları değerlendirilmemiştir. Bu durumda mahkemece davalı- karşı davacının iddia ve savunmalarının değerlendirilip bankanın birden fazla kredi sözleşmesine dayalı olarak kredi kullandırıp kullandırmadığı, geçerli kabul edilen kefalet sözleşmesi kapsamında asıl borcun sükut edip etmediği davalı- karşı davacıdan alacağının bulunup bulunmadığı, dava konusu kredinin borçluya hangi şube tarafından hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, asıl borçluya kullandırılan krediler ile geri ödeme tablolarının ne şekilde olduğu ipotek akit tablosu, kredi ve kefalet sözleşmeleri gerektiği takdirde bilirkişi marifetiyle ve yerinde incelenerek davalı-karşı davacının ipoteğinin dava konusu kredi borcunu kapsayıp kapsamadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı-karşı davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı- karşı davacının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı- karşı davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı- karşı davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı- karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 23/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/748898000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz