6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetici ayrılıp rakip şirkete geçtiğinde personel geçişinin haksız rekabeti

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/1156 E. 2025/1093 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Haksız rekabetistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir yöneticinin/ortağın şirketten ayrılıp rakip şirkete geçmesi ve çalışanların rakip şirkete transferi, tek başına haksız rekabet oluşturmaz; ancak yönetimdeki kişinin, işçi geçişlerinin hemen öncesinde bu geçişi kolaylaştıracak şekilde şirket zararına tazminat ödettirmesi, hat/kaynak aktarımı sağlaması gibi dürüstlük kuralına aykırı yöntem veya amaçlarla desteklenen bir ayartma söz konusu olduğunda haksız rekabet gerçekleşir. Haksız rekabet için zarar unsuru değil, zarar tehlikesi yeterlidir. Devam eden bir eylem kalmamışsa men/ortadan kaldırma talebi reddedilir; hükmün ilanı için açık talep şarttır. Zararın tam ispatı mümkün olmadığında TBK 50 uyarınca hakim, olayların olağan akışına göre hakkaniyete uygun tazminat belirleyebilir.

Ele alınan sorunlar

Eski yöneticinin rakip şirkete ortak olması ve bilgi/tecrübesini kullanmasının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Davacı, davalı ...'ın haksız rekabet teşkil eden eylemlerin en başından beri yer aldığını, ticari sırları ve tecrübeyi haksız kullandığını ileri sürerek bu davalı yönünden de davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Davalı ..., davacı şirket yönetiminde yer almadığından TTK 360 kapsamında rekabet etmeme yasağına tabi değildir; çalışma ve teşebbüs özgürlüğü çerçevesinde rakip şirkete ortak olması ve yönetiminde yer alması tek başına haksız rekabet oluşturmaz. Gizli kalmasında davacının menfaati bulunan bilgilerin davalı şirkette kullanıldığına dair delil sunulmamıştır; davacı şirkette görev yapmanın doğal sonucu olan bilgi ve tecrübenin dürüstlük kuralına aykırı olmadıkça başka bir firma aracılığıyla kullanılması haksız rekabet teşkil etmez. Davacının dağıtım ağındaki firmalara ulaşımın önlendiği veya piyasadan çekildiği bilgisinin müşteri/tedarikçilere bildirildiğine dair delil de bulunmamaktadır; serbest piyasa koşullarında tedarikçi ve müşteriler kendi menfaatlerine uygun firmalarla çalışmakta olup dürüstlük kuralına aykırı davranış olmadıkça rakip şirketin bu firmalarla çalışması haksız rekabet oluşturmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Çalışanların rakip şirkete geçişinin (ayartma) haksız rekabet teşkil etmesi → ret

İddia: Davalılar vekili, işçilerin işten ayrılmasında müvekkillerinin etkisi bulunmadığını, işçilerin bağımsız sebeplerle ayrıldığını ve bu geçişin tek başına haksız rekabet teşkil etmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ayartma, bir işletmeye sözleşmesel bağla bağlı kişiyi bu ilişkiyi sona erdirip başkasıyla yeni sözleşme yapmaya yöneltmek amacıyla yapılan faaliyettir; haksız rekabet teşkil edip etmediği TTK 54 kapsamında dürüstlük kuralına aykırılık ölçütüne göre belirlenir. Ayartma, kullanılan yöntem/araçlar bakımından dürüstlük kuralına aykırı olabileceği gibi, güdülen amaç (rakip işletmenin piyasadan silinmesi, ticari sırların elde edilmesi) itibarıyla da aykırı olabilir. Anayasa m.48'deki çalışma ve sözleşme hürriyeti gereğince, çalışanların rakip şirkete geçmesi tek başına haksız rekabet değildir; davalıların çalışanlara gerçek olmayan vaatlerle sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmaya yönelttiğine dair delil bulunmamaktadır. Ancak somut olayda davalı ..., davacı şirket yönetiminden ayrılmadan önce, sonradan davalı şirkete geçecek 5 çalışana şirket zararına kıdem/ihbar tazminatı ödenmesini sağlamış, bu çalışanlar istifa ettirilip yeniden işe alınmış ve kısa süre sonra diğer çalışanlarla birlikte davalı şirkete geçmişlerdir; ayrıca pazarlamada kullanılan şirket hatlarının bir kısmı bu süreçte davalı şirkete aktarılmıştır. Davalı ...'ın yönetimde görevli olduğu dönemde, işçi geçişlerinin hemen öncesinde bu tazminat ödemelerini sağlaması ve hat aktarımı birlikte değerlendirildiğinde, kısa sürede gerçekleşen personel geçişinin davalı ... ve davalı şirketin dürüstlük kuralına aykırı eylemleriyle gerçekleştiğinin kabulü gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Telefon hatlarının önce çalışanlara sonra rakip şirkete devrinin haksız rekabet oluşturması → ret

İddia: Davalılar vekili, hatların şirket hattı olarak kullanılmasında bir sınır bulunmadığını, daha önce ayrılan çalışanların da hatları kullanmaya devam ettiğini, somut bir zarar doğmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Haksız rekabetin gerçekleşmesi için zarar bir unsur olarak düzenlenmemiş olup zarar tehlikesi yeterlidir. Dava konusu hat devirleri ile daha önceki münferit hat devirleri kendi içinde değerlendirilmelidir. İlgili ceza dosyasında sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma isnadından beraat etmiş olması, önceki tarihlerde de bazı ayrılan işçilere hat devri yapıldığının tespitine dayanmaktadır; bu husus haksız rekabet değerlendirmesini değiştirmez. Hatların davacı şirketin işlerinde kullanıldığı açık olup, çalışanlara devrinden hemen sonra rakip davalı şirkete devri, somut bir zarar meydana gelmese de davacı yönünden zarara neden olacağının kabulünü gerektirir; çalışanların davalıya geçişi akabinde hatların davalı şirketçe devralınması dürüstlük kuralına uygun bir davranış değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Haksız rekabetin men'i / ortadan kaldırılması talebi → ret

İddia: Davacı vekili, tespit edilen haksız rekabet eylemlerinin men'ine ve ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda davalı şirketin tüzel kişiliğinin sonlandırılmasına, telefon hatlarının ücretsiz devrine ve tanıtım materyallerinin imhasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Haksız rekabet teşkil eden eylem, 25 işçinin davalı şirkette çalışması değil, çalışanların geçiş sürecindeki dürüstlük kuralına aykırı eylemlerdir ve devam eden bir eylem bulunmamaktadır. Telefon hatlarının davalı şirketteki aboneliği de dava açılmadan önce sona ermiştir. Devam eden bir eylem bulunmadığından men veya ortadan kaldırmaya yönelik karar verilmesi mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Hükmün ilanı talebi → ret

İddia: Davacı vekili, hükmün ilanı ile müşterilere gönderilmesi ve yurt çapında dağıtımının sağlanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK m.59'a göre hükmün ilan edilebilmesi için açıkça talep aranmaktadır; davacının dava dilekçesinde hükmün ilanına yönelik bir talebi bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Diğer davalı ...'ın haksız rekabet eylemlerine iştirakinin bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, davalı ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı ... davalı şirkette ortak ve yönetici olsa da, diğer davalı ...'ın personel geçişi sürecindeki eylemlerine iştirak ettiğine dair delil bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Tazminat miktarının hesaplanması → ret

İddia: Davacı vekili, davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin hesaba katılmadığını ve zararın eksik hesaplandığını; davalılar vekili ise tazminatın hatalı hesaplandığını, illiyet bağının irdelenmediğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Haksız rekabete dayalı tazminat davasında ilke, haksız rekabet teşkil eden davranış nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun ispatıdır; bu tür zararın ispatı diğer davalara göre zordur. TTK 56(1)-e, haksız rekabette bulunanın davranışı sonucu elde etmesi mümkün olan menfaatin karşılığının da maddi tazminat olarak hükmedilebilmesini hakimin yetkisine bırakmıştır. TBK 50 uyarınca zararın miktarı tam olarak ispat edilemediğinde hakim, olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemlere göre zararı hakkaniyete uygun olarak belirler. Haksız rekabet davranışının meydana geldiği tarihten dava tarihine kadar davacıda oluşan kazanç kaybının tespiti gerekmekte olup hesaplamada net kâr esas alınır. Bilirkişi raporunda davacıda haksız rekabetten sonra meydana gelen kazanç kaybı hesaplanmış, mahkemece davanın açıldığı tarihe kadarki 9 aylık süreye göre hesaplama yapılarak tazminata hükmedilmiştir. Çalışanların geçişindeki dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile telefon hatlarının taşınması nedeniyle davacının uğrayacağı zararın kesin tespiti mümkün olmamakla birlikte, mahkemece tespit edilen zararın TBK 50 kapsamında yerinde olduğu kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın çalışanların rakip şirkete geçişinin (ayartma) ne zaman haksız rekabet teşkil edeceğine ilişkin ölçütü (dürüstlük kuralına aykırı yöntem veya güdülen amaç) ve zarar tehlikesinin yeterliliğine ilişkin tespiti, benzer personel/haksız rekabet uyuşmazlıklarında bölgesel emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet ayartma dürüstlük kuralı rekabet etmeme yasağı ticari sır zarar tehlikesi hakkaniyete uygun tazminat

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 360TTK 54TTK 56(1)-eTTK 59 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 50 · Anayasa — Anayasa 48 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-1HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/1156

KARAR NO 2025/1093

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 23/02/2022

NUMARASI 2017/624 Esas 2022/216 Karar

DAVA

Haksız Rekabet

DAVA TARİHİ 06/07/2017

İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/07/2025

Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın davacı ve davalı ... ve ... A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacılar vekili; müvekkili şirketin 15/01/1993 tarihinde kurulduğunu, davalı ...'ın müvekkili şirkette %30 oranında pay sahibi olduğunu ve aynı zamanda uzun yıllardır yönetim kurulu üyeliği ve genel müdürlük yaptığını, 30/09/2016 tarihine kadar imza yetkisine sahip olduğunu, bilahare 28/09/2016 tarihinde kurulan davalı şirkete ortak olduğunu, diğer davalı ...'ın davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyette bulunduğunu, davalıların birlikte hareket ederek müvekkili şirketin çalışanlarının iş akitlerinin sonlandırılmasını sağlayarak davalı şirket bünyesinde çalışmalarını sağladıklarını, müvekkili şirketin hali hazırda 49 personeli bulunmakta iken kalifiye elemanların davalı şirkete geçirilmek suretiyle müvekkili şirketin faaliyetsiz bırakılmaya çalışıldığını, davalıların müvekkilinin ticari sır niteliğindeki bilgileri haksız bir şekilde kullanmak suretiyle parazit rekabette bulunduklarını, müvekkilinin portföyünü ele geçirmeye çalıştıklarını, müvekkilinin müşterileri ve tedarikçileri nezdinde kötülendiğini, ayrıca müvekkili şirketin pazarlamacılarına tahsis ettiği cep telefon hatlarını davalı şirket üzerine geçirmek suretiyle müvekkilinin dağıtım ağında yer alan firmalarla irtibatını kesmeye çalıştıklarını, davalı şirketin kurulmasından sonra müvekkili şirketin kazancının önemli ölçüde azaldığını belirterek davalı tarafın oluşturduğu haksız rekabetin tespiti ile men'ine, haksız rekabet sonucunda oluşan şimdilik 500.000-TL tazminatın davalılardan avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili; müvekkilinin davacı şirket yönetiminde yer almaması nedeniyle rekabet etmeme yükümlülüğünün bulunmadığını, bu nedenle müvekkiline husumet düşmediğini, müvekkili tarafından davacı şirketçe alınan sermaye artımına dair kararın iptali için açılan dava ile davacı şirketin feshi için açılan davanın devam ettiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin geçmiş yıllardan beri ticaret hayatının içinde bulunduğunu, davacı şirketin eldeki ettiği başarının nedeninin müvekkili olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde davacının cirosunun 10 katı büyütüldüğünü, işçilerin işten ayrılmasında müvekkilinin etkisinin bulunmadığını, işçilerin davacı şirkette yaşanan iç sorunlar, müvekkilinin davacı şirketten ayrılması, işçilerden verim alınamaması gibi bağımsız sebepler nedeniyle şirketten ayrıldıklarını, işçilerin ayrılarak davalı şirkette işe başlamalarının tek başına haksız rekabet teşkil etmediğini, ticari sırların ele geçirildiği ve yararlanıldığı hususlarının doğru olmadığını, şirket verilen telefon hatlarının ise şirket hattı olarak kullanılması ile ilgili bir sınır getirilmediğini, daha önceden şirketten ayrılanların da şirket tarafından verilen hatları kullanmaya devam ettiklerini, davalı şirketteki 20 hattan sadece 6 hattın davacı şirketten geldiğini, müvekkilinin kötüniyetli olması halinde tüm hatların kullanılmış olacağını, bu hatların da herhangi bir şekilde müşterilerin yanıltılacak şekilde kullanılmadığını, davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, müvekkillerinin haksız rekabet oluşturacak herhangi bir eylem ve işlemlerinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; müvekkiline husumet düşmediğini, davacının iddialarının hiç bir dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin 1980 yılından beri aynı sektörde ticaret hayatının içinde olduğunu, diğer davalıya şirket hissesi satarak yönetime katılmasını sağladığını, bu hususta hiç bir engel bulunmadığını, davacı şirketin dışında aynı işi yapan binlerce şirket bulunduğunu, davacı şirketin hangi sırlarının kullanıldığı hususunda hiç bir somut iddia ileri sürülmediğini, davacının ağır ithamlarda bulunduğunu, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların gerçeklik payı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, ...'ın müvekkili şirkete ortak olmasına kanunen hiç bir engel bulunmadığını, çalışanların kendi kararlarını kendilerinin verdiklerini, bir çok çalışanın davacı tarafından işten çıkarıldığını, davacı şirketten ayrılarak müvekkili şirkete geçen işçilerin ...

ile birlikte çalışmak isteyen kişiler olduğunu, kaldı ki işçilerin müvekkili şirkette çalışmaya başlamalarının tek başına haksız rekabet oluşturmayacağını, müvekkili şirketin hangi eylemlerinin haksız rekabete neden olduğunun açıkça belirtilmesi gerektiğini, ticari sırların ele geçirildiği ve yararlanıldığı hususlarının doğru olmadığını, şirket tarafından verilen telefon hatlarının ise şirket hattı olarak kullanılması ile ilgili bir sınır getirilmediğini, bu hatların çalışanların şahsi hattı haline getirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; davacı şirket ortağı olan ...'ın şirket yönetiminden ayrıldıktan sonra davalı şirket ortağı olarak davacı şirket çalışanlarının bir kısmının davalı şirkete transferini sağladığı, her iki şirketin aynı sektörde faaliyette bulunduğu, sektör itibariyle çalışacak elemanların yetişmiş kalifiye eleman olması gerektiği, söz konusu elemanların kısa süre içinde davalı şirkete transfer edilmesi ve 5 adet mobil telefonun eski çalışanlarda kalması, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere kısa süre zarfında her iki şirketin 660 ortak müşterinin bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu bağlamda şirket çalışanlarının transferi de 5 adet GSM numaralı telefonların eski çalışanlarla birlikte davalı şirkete devredilmesi eylemlerinin davacı şirket aleyhine haksız rekabet teşkil ettiği, ancak haksız rekabet teşkil eden fiillerin gelinen aşama itibariyle men edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın davalı ...

yönünden reddine, davanın davalılar ... ve ... AŞ yönünden kısmen kabulü ile davacı şirket çalışanlarından 25 çalışanın ayrılıp kısa süre zarfında davalı şirkette çalışmaya başlaması ve ayrıca davacı şirket tarafından çalışanlarına tahsis ettiği 5 adet ... numaralı telefonların bilahare davalı şirkete devredilmesi eylemlerinin davacı şirket aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine; haksız rekabet olarak nitelendirilen eylemlerin men'i ile ortadan kaldırılması yönündeki istemin reddine, davacı tarafın tazminat talebinin kısmen kabulüne, 277.946-TL'nin 28/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılar ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; davanın ... yönünden reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, haksız rekabetin davalılarca hep birlikte gerçekleştirildiğini, ...’ın asıl sermaye sahibi olduğunu, bu kişinin haksız rekabet teşkil eden eylemlerin en başından beri yer aldığını, zararın eksik hesaplandığını, davalıların müvekkilinin çalışanlarının işten ayrılmalarını sağlayıp kendi bünyesinde çalıştırmaları sonrasında müvekkiline ait ticari sırları ve tecrübeyi elde ettiklerini, davalının müvekkilin başarılarından haksız olarak yararlandığını, davalılarının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin müvekkilinde büyük zararlara yol açtığını, bu eylem nedeniyle müvekkilinin iş yapamaz hale geldiğini, kanunda haksız rekabet failinin yaptıklarının yanına kar kalmaması için haksız rekabet neticesinde elde edilmesi mümkün görülen menfaatin de hesaba katılmasını gerekliliğine vurgu yapıldığını, ancak mahkemece haksız rekabet eylemleri nedeniyle davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatinin tespit ettirilmediğini, ayrıca davalıların dava açıldıktan sonra da haksız rekabet eylemlerinin devam ettiğini ve haksız kazanç sağladıklarını, mahkemece davanın gelinin aşaması gerekçe gösterilerek tespit edilen haksız rekabet eylemlerinin men ve ortadan kaldırılması taleplerinin reddedilmesinin doğru olmadığını, haksız rekabetin meni ve ortadan kaldırılması için davalı şirketin tüzel kişiliğinin mahkeme kararıyla sonlandırılması gerektiğini, ayrıca müvekkiline ait ...

hatlarının kapatılarak müvekkiline ücretsiz bir şekilde devrinin, davalı şirketin bastırdığı afişlerin reklam malzemelerin insertlerin ve diğer tanıtıcı vasıtalarını imhasının gerektiğini, hükmün ilanına karar verilmemesinin de doğru olmadığını, müvekkilinin müşterilerine mahkeme ilamı gönderilerek hükmün yurt çapında dağıtımı gazetelerde ve internet sitelerinde ilanı gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2- Davalı ... ve şirket vekili; müvekkili ...'ın davacı şirketin yönetiminde yer almaması nedeniyle rekabet yükümlülüğünden söz edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin kararının gerekçesinde bu hususun tartışılmadığını, davacının 180 civarında olan tedarikçilerinden ve 1.300 olan müşterilerinden hangilerinin davalılar tarafından yanlış ve yanıltıcı beyanlar ile kandırılarak kendilerinin davacı şirketin devamıymış gibi gösterdiklerine ve bu şekilde haksız kazanç elde etmeye çalıştıklarına, davacı şirketin müşteri porföyünü ele geçirmeye çalıştıklarına, davacı şirketin dağıtım ağında yer alan hangi firmalara ulaşılmasının önüne geçildiğine, hangi müşterilere davacı ile ilgili olumsuz bilgi verildiğine, davacı şirkette çalışıp da davalı şirkette çalışmaya başlayan çalışanların davacıların hangi müşterileri ile iletişime geçtiğine dair herhangi bir bilgi ve belge sunulamadığını, bu hususların bilirkişi raporunda da belirtildiğini, salt telefon hatlarının kullanılmaya devam edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya aldatıcı bir hareket olmadığını, davacı tanığının beyanlarından da anlaşılacağı üzere müvekkili çalışanlarının herhangi bir aldatıcı beyanda bulunmadığını, her iki firmanın da portföyünde yer alan ...

bayi yetkilisi olan tanığın da ifade ettiği üzere müşterilen kendilerine en avantajlı imkanları sunan dağıtıcılarla çalıştıklarını, müşterilerin satacakları ürünlerle ilgili piyasa araştırması yaptıklarını, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, müşterilerin ayartılmasının mümkün olmadığını, serbest piyasa gereğince müşterilerin istedikleri tacir ve tedarikçilerle iş yapabileceğini, bu firmaların salt telefonla aldatılabilecek firmalar olmadığını, işçilerin davalı şirkette işe başlatılmasının salt davacıya zarar vermek kastıyla gerçekleşmediğini, çalışanların ... ile yakın ilişkide olan kişiler olduğunu, işçilerin dürüstlük kuralına aykırı olarak ayartıldığına ilişkin bir delil bulunmadığını, tazminatın da hatalı hesaplandığını, bilirkişilerce sadece faaliyet kârı hesaplandığını, haksız rekabet olduğu iddia edilen hangi eylemin buna sebep olduğunun irdelenmediğini, bilirkişi raporlarına yapılan itirazların hiç birisinin karşılanmadığını, davacının dönem net kârlarından yola çıkılarak zarar hesabı yapılmasının finans ve hukuk mantığı ile bağdaşmadığını, müvekkilinin hangi fiillerinin zarara neden olduğunu ve illiyet bağını gösterir bir şekilde inceleme yapılmadığını, dönem net kararının artıp azalmasında bir çok faktörün etkili olacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacılar vekili; müvekkili şirketin % 30 hissedarı olan aynı zamanda şirketin 30/09/2016 tarihine kadar yönetiminde kalan davalı ...'ın 28/09/2016 tarihinde kurulan ve aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirkete sonradan ortak olduğu ve 30/11/2016 tarihinden itibaren davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaya başladığını, davalıların birlikte müvekkilinin 49 çalışanından 25 çalışının istifa etmesini sağlayarak davalı şirkette işe başlattıklarını, kalifiye elemanların davalı şirkete geçirilmek suretiyle müvekkili şirketin faaliyetsiz bırakılmaya çalışıldığını, davalıların müvekkilinin ticari sır niteliğindeki bilgileri haksız bir şekilde kullanmak suretiyle parazit rekabette bulunduklarını, müvekkilinin portföyünü ele geçirmeye çalıştıklarını, müvekkilinin müşterileri ve tedarikçileri nezdinde kötülendiğini, ayrıca müvekkili şirketin pazarlamacılarına tahsis ettiği cep telefon hatlarını davalı şirket üzerine geçirmek suretiyle müvekkilinin dağıtım ağında yer yer alan firmalarla müvekkilinin irtibatını kesmeye çalıştıklarını belirterek haksız rekabetin tespitini, men'ini ve zararın tazminini talep etmiştir.

Davalı ..., davacı şirket yönetiminde yer almamakta olup TTK'nın 360. maddesi kapsamında rekabet etmeme yasağına tabi olmadığı gibi çalışma ve teşebbüs özgürlüğü çerçevesinde davalı şirkete ortak olması ve davalı şirketin yönetiminde yer alması tek başına haksız rekabet olarak kabul edilebilecek bir davranış değildir.Davalı ...'ın, gizli kalmasında davacı şirketin menfaati bulunduğu bilgileri davalı şirkette kullandığını gösteren bir delil sunulmamıştır. Davalı ...'ın davacı şirkette görev yapmasının sonucu olarak bilgi ve tecrübe edinmesi doğal olup, edindiği bu bilgi ve tecrübeyi dürüstlük kuralına aykırı olmadığı sürece başka bir firma aracılığıyla kullanması haksız rekabet teşkil etmemektedir.

Bunun dışında davacı şirketin dağıtım ağında yer alan hangi firmalara ulaşılmasının önüne geçildiği, davacı şirketin piyasadan çekildiği bilgisinin hangi müşterilere ve tedairkçilere bildirildiği hususunda bir bilgi ve belge sunulmamıştır.Tanık beyanlarında da ifade edildiği üzere tedarikçi ve müşterilerin kendi menfaatlerine uygun olan firmaları seçmekte olup serbest piyasa koşullarında dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamalar icra edilmediği sürece davalı şirketin davacının müşteri ağında yer alan firmalarla çalışması, teklif vermesi haksız rekabet teşkil eden davranışlar değildir. Bu nedenle davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ayartma, bir işletmeye sözleşmesel bir bağ ile bağlı olan kişiye, onunla işletme sahibi arasında hâlihazırda olan ilişkiyi sona erdirip bizzat kendisiyle veya başka bir üçüncü kişi ile yeni bir sözleşme yapması için harekete geçirmek amacıyla yapılan faaliyet olarak tanımlanmaktadır (Safiye Nur Bağrıaçık, Üretim ve İş Sırlarının Korunması, 2017, s.151).

Ayartma eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediğinin kural olarak TTK'nın 54. maddesi kapsamında dürüstlük kuralına aykırı davranılıp davranılmadığına göre değerlendirilmesi gerekir. Kanun koyucu bu hükümleri, bütün hukuki ilişkiler için geçerli bir prensip olan doğruluk ve dürüstlük ilkesini iktisadi rekabete iştirak eden her şahsın yaptığı eylem ve işlemlerin haksız olarak nitelendirilip nitelendirilmemesinde bir ölçü olarak koymaktadır. Buna göre, ayartma eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediği, söz konusu eylemin doğruluk ve dürüstlük kurallarını ihlal edecek surette yapılıp yapılmadığına verilecek cevaba göre belirlenir. Ayartma eylemi, uygulanan yöntem ya da araçlar bakımından dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edebileceği gibi rakip işletmenin piyasadan silinmeye, ticari ve işletme sırlarının elde edilmeye çalışılması gibi ayartma eylemi ile güdülen amaç da dürüstlük kuralına aykırı olabilir (Şenocak, Kemal, İşletme Personelinin Ayartılması Meselesinin Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Değerlendirilmesi, s.246 ).Somut olayda ayartıldığı iddia edilen çalışanların şirketteki görevlerinden istifa edip bir kısmı 2016 yılının Ekim ayında olmakla birlikte çoğunluğu Kasım ayında davalı şirkette işe başladıkları hususu ihtilaf dışıdır.Davacının personellerinin davalı şirkete geçişinin haksız rekabet oluşturabilmesi için yukarıda belirtildiği gibi kullanılan yöntem veya araçlar ya da güdülen amaç noktasında dürüstlük kuralına aykırılık bulunması gerekir.

Davalı şirket 28/09/2016 tarihinde kurulmuş olup, ticari faaliyetini gerçekleştirebilmesi için personel ihtiyacı bulunduğu açıktır. Çalışma ve sözleşme özgürlüğünün düzenlendiği Anayasa'nın 48. maddesi gereğince herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olup, davacı şirket çalışanların, davalı rakip sıfatına sahip olsa dahi davalı şirkete geçmesi tek başına haksız rekabet olarak değerlendirilecek bir davranış değildir. Davalıların, çalışanlara gerçek olmayan vaatlerle, onları bağlı bulundukları işverene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmaya yönelttiğine dair bir delil bulunmamakta ise de davalı ...'ın davacı şirkette görevli olduğu 2016 yılı Eylül ayında, daha sonra davalı şirkete geçen çalışanlar arasında yer alan 5 çalışanın önce istifa ettiği, ...

tarafından bu çalışanlara feshe bağlı tazminatların ödenmesinin sağlandığı, akabinde bu çalışanların tekrar işe alındığı ve kısa bir süre sonra diğer çalışanlarla birlikte davalı şirkete geçtikleri anlaşılmaktadır. Yine 5 adet şirket hattının, davalı firmaya geçen çalışanlar arasındaki yer alan imza yetkili ... tarafından davacı şirket adına önce çalışanlara devrinin sağlanmış, hatlar çalışanların geçişinden sonra şirkete devredilmiştir. Davalı ..., davacı şirketin yönetiminden ayrılmasından sonra davacı şirketin 49 çalışanından 25 çalışanın davalı şirkete transferini sağlamış olup, yönetimde görevli olduğu ve işçi geçişlerinin hemen öncesinde, davalı şirkette çalışmaya başlayacak 5 çalışana şirket zararına olarak kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini sağladığı, pazarlamada kullanılan davacı şirket hatlarının bir kısmının davalı şirkete aktarıldığı dikkate alındığında davacı ve davalı şirket arasındaki kısa sürede yapılan personel geçişinin, davalı ...

ve davalı şirketin dürüstlük kuralına aykırı eylemleriyle gerçekleştiğinin kabulü gerektiğinden davalıların aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Bunun dışında davacı şirkete ait telefon hatlarının önce çalışanlara, çalışanların davalı şirkete geçmesi ile birlikte davalı şirkete aktarılması diğer bir haksız rekabet nedeni olarak ileri sürülmüştür.Davalı şirkete geçen 25 çalışan arasında yer alan davacı şirkette çalıştığı dönemde imza yetkisi bulunan ...'ın şirket adına kayıtlı hatlardan 5 adedini, bu hatları şirket adına kullanan çalışanlara 01/10/2016 ve 03/10/2016 tarihinde devrettiği, hattı devralan çalışanların ve devri yapan ...'ın, kısa süre içinde davacı şirketten istifa ederek davalı şirkete geçmelerinin akabinde hatların davalı şirket tarafından devralındığı dosya gelen yazı cevapları ve ...'ın beyanlarından anlaşılmaktadır.

Davacı şirkete ait telefon hatlarının şirketten ayrılacak işçilere devrinin şirketin iç uygulaması olduğu, daha önce işten ayrılan çalışanlara da telefon hatlarının devredildiği ileri sürülmektedir. ... hakkında telefon devrinden kaynaklı olarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma eylemi isnadı ile Bakırköy 41. ASLCM'nin 2017/836 E. Sayılı ceza dava dosyası kapsamında telekomünikasyon şirketlerine yazılan müzekkere cevaplarına göre geçmiş tarihte de işten ayrılan bazı işçilere hat devri yapıldığının tespiti üzerine, ...'ın eyleminin sabit olmaması nedeniyle 21/12/2018 tarihli 2018/822 K. Sayılı ilamla beraatine karar verilmiştir. Ancak haksız rekabetin gerçekleşmesi için zarar bir unsur olarak düzenlenmemiş, zarar tehlikesi yeterli kabul edilmiştir.

Dava konusu hatların devri ile daha önceki münferit hat devirlerinin kendi içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Bahsi geçen hatların davacı şirketin işlerinde kullanıldığı açık olup, çalışanlara devrinden hemen sonra davacının rakibi konumundaki davalı şirkete devri ile doğrudan somut bir zarar meydana gelmese de davacı şirket yönünden zarara neden olacağının kabulü gerekir. Çalışanların davalıya geçişi akabinde bahsi geçen hatların davalı şirketçe devralınması dürüstlük kuralına uygun bir davranış değildir. Bu durumda bahsi geçen telefon hatlarının devri nedeniyle haksız rekabetin meydana geldiğinin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı tarafça haksız rekabetin men'ine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de haksız rekabet teşkil eden eylem 25 adet işçinin davalıda çalışması değil, çalışanların davalı şirkete geçişi sürecindeki dürüstlük kuralına uygun olmayan eylemlerdir.

Devam eden bir eylem bulunmamaktadır. Yine...'den gelen yazı cevabına göre telefon hatlarının davalı şirketteki aboneliğinin 26/06/2017 tarihinde dava açılmadan önce sona erdiği anlaşılmaktadır. Bu noktada devam eden bir eylem bulunmadığından men ya da ortadan kaldırmaya yönelik bir karar verilmesi mümkün değildir.Bunun dışında davacı tarafça hükmün ilanı ve müşterilere gönderilmesi talep edilmiş ise de TTK m.59’da hükmün ilan edilebilmesi için açıkça talep aranmıştır. Davacının dava dilekçesinde hükmün ilanına yönelik bir talebi bulunmamaktadır.Yine davalılardan ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bu davalı ...'ın davalı şirkette ortak ve yönetici ise de diğer davalı ...'ın personel geçişi sürecindeki eylemlerine iştirak ettiğine dair delil bulunmamaktadır.

Bu durumda davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Haksız rekabete dayalı tazminat davasında ilke, haksız rekabet teşkil eden davranış nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun ispat edilmesidir. Diğer davalardan farklı olarak haksız rekabette, bu tür zararın ispat edilmesi zordur. Bunu dikkate alan kanun koyucu, TTK 56(1)-e maddesinde eylemin mali bakımdan karşılıksız kalmaması için, haksız rekabette bulunan tarafın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini hakime bırakmıştır. TBK'nın 50. maddesinde ise, uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemediği takdirde, hakimin olayların olağan akışına ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceği düzenlenmiştir.Eldeki davada haksız rekabet davranışının meydana geldiği tarih ile dava tarihine kadar olan dönemde davacıda oluşan kazanç kaybının tespiti gerekmekte olup hesaplamada net kârın dikkate alınacağı açıktır.Bilirkişi raporunda da davacıda haksız rekabetten sonra meydana gelen kazanç kaybı hesaplanmış olup, mahkemece davanın açıldığı tarihe kadar olan 9 aylık süreye göre hesaplama yapılarak tazminata hükmedilmiştir.Çalışanların davalı şirkete geçişindeki dürüstlük kuralına uygun olmayan davranışlar ile telefon hatlarının davalı şirkete taşınması nedeniyle davacının ne miktar zarara uğrayacağının tesbiti mümkün bulunmamakla birlikte mahkemece tespit edilen zararın TBK'nın 50.

maddesi kapsamında da yerinde olduğunun kabulü gerektiğinden tarafların tazminata yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın ... ve davalı şirket yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden reddine dair verilen kararda isabetsizlik görülmediğinden, davacı vekili ile davalı ... ve davalı şirket vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekili ile davalılar ... ve ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Alınması gereken 18.986,49-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 4.827,32‬-TL harcın mahsubu ile kalan 14.159,17‬-TL harcın davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı ve davalılar ... ve ... A.Ş. tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.03/07/2025

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/72092 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.