Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5967 E. 2021/3724 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahsil cirosu↗ şahsi def'i↗ temlik cirosu↗ bedelsizlik↗ rehin↗ ciro↗ def'i↗ hamil↗ temlik↗ protokol↗ çek↗ menfi tespit↗ teminat↗ hmk 353(1)b-2↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı ile davalı Verona şirketi arasında akdedilen protokol kapsamında verilen 135.000 USD tutarlı beş adet çekin mal teslimi yapılmaması sebebiyle bedelsiz kaldığı, davalı Verona şirketinin çekleri diğer davalı bankaya ciro ettiği, 31.10.2015 tarihli protokol kapsamında çekleri davacıya iade etmeyerek davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davaya konu çekler üzerinde tahsil cirosu olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı, davalı bankanın iyi niyetli hamil olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabülüne, davacının dava konusu beş(5) adet çekten dolayı davalı Verona şirketine borçlu bulunmadığının tespitine, davalı banka aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından ve uyuşmazlığa konu 22.02.2016 tarih 45.000-USD bedelli çek temlik cirosuyla ciro edilmiş olup, teminat amacıyla bankaya verildiğini gösteren bir delil bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacı tarafından keşide edilerek davalı Verona Ltd. şirketine verilen ve bu davalı tarafından da davalı bankaya ciro edilen çeklere dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince de kabul edildiği üzere, davacı ile davalı Verona şirketinin 10.09.2015 tarihli protokol ve 31.10.2015 tarihli ek protokolle, davaya konu çeklerin mal teslimi karşılığı düzenlendiği, ancak teslim yapılamadığından davacıya iade edileceği kararlaştırılmıştır. Her ne kadar davalı banka çekleri temlik cirosu ile aldığından şahsi def’i mahiyetindeki bu husus davalı bankaya karşı ileri sürülemez ise de davacının delil olarak dayandığı ve davalı bankaya hitaben düzenlenen 04.09.2015 tarihli belgede davalı Verona şirketinin “dört adet çekin teminata alınması” isteminde bulunduğu, banka tarafından da “dört adet çek teslim alındı” açıklamasıyla çeklerin alındığı yazılıdır. Bu belgeye göre, çeklerin teminat olarak bankaya verildiği ve bankanın da bu suretle çekleri aldığını kabul etmek gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 818. maddesinde poliçeye ilişkin hükümlerin çek hakkında da uygulanacağı belirtilmiş olup, anılan maddede rehin cirosunun düzenlendiği 689. madde düzenlemesine atıf bulunmadığından çeklerde rehin caiz değildir. Bu durumda her biri 22.500-USD bedelli olan 20.01.2016, 30.01.2016, 20.02.2016 ve 28.02.2016 keşide tarihli dört adet çek yönünden 04.09.2015 tarihli belgeye itibar edilmeyerek ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1045 E. 2023/801 K.
Ortak:tahsil cirosu · şahsi def'i · temlik cirosu · bedelsizlik · rehin · ciro · def'i · hamil · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı ile davalı Verona şirketi arasında akdedilen «protokol» kapsamında verilen 135.000 USD tutarlı beş adet çekin mal «teslimi» yapılmaması sebebiyle «bedelsiz» kaldığı, davalı Verona şirketinin çekleri diğer davalı bankaya «ciro» ettiği, 31.10.2015 tarihli protokol kapsamında çekleri davacıya iade etmeyerek davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davaya konu çekler üzerinde «tahsil cirosu» olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı, davalı bankanın iyi niyetli «hamil» olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabülüne, davacının dava konusu beş(5) adet çekten dolayı davalı Verona şirketine borçlu bulunmadığının tespitine, davalı banka …
Her ne kadar davalı banka çekleri «temlik cirosu» ile aldığından «şahsi def»’i mahiyetindeki bu husus davalı bankaya karşı ileri sürülemez ise de davacının delil olarak dayandığı ve davalı bankaya hitaben düzenlenen 04.09.2015 tarihli belgede davalı Verona şirketinin “dört adet çekin «teminata» alınması” isteminde bulunduğu, banka tarafından da “dört adet «çek» «teslim» alındı” açıklamasıyla çeklerin alındığı yazılıdır.
… Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından ve uyuşmazlığa konu 22.02.2016 tarih 45.000-USD bedelli «çek» «temlik» cirosuyla «ciro» edilmiş olup, «teminat» amacıyla bankaya verildiğini gösteren bir delil bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı Verona Şirketi arasında imzalanan 10.09.2015 tarihli «protokol» ile davacıya «teslim» edilecek mallar karşılığında «teminat» amacıyla davalıya beş adet «çek» verildiğini, mal tesliminde aksaklık olması durumunda teslim edilen mal miktarı dışındaki «bedelsiz» kalan çeklerin mallar teslim edilene kadar «ciro» ve tahsil edilemeyeceğinin kararlaştırıldığını, ancak protokole konu malların davacıya teslim edilmediğini, 31.10.2015 tarihli ek protokolle davalı Verona Şirketi'nin söz konusu çekleri kullandıkları kredilerin teminatı olarak davalı bankaya verdiklerini, kredi borcunun yapılandırılmasını takiben çekleri bankadan alarak davacıya teslim etmeyi kabul ve «taahhüt» ettiğini, davalı bankanın bu çekleri kredi borcunun teminatı olarak «rehin cirosu» olarak aldığını, çeklerin bankaya rehin cirosu ile devredilmesinin yasaya aykırı olduğunu, bankanın «yetkili hamil» olmadığını ileri sürerek davacının 135.000,00 USD borçlu olmadığının tespitine, dava konusu çeklerin davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
… DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2017 tarihli ve 2016/180 E., 2017/162 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı Verona Şirketi arasında akdedilen «protokol» kapsamında verilen 135.000,00 USD tutarlı beş adet çekin mal «teslimi» yapılmaması sebebiyle «bedelsiz» kaldığı, davalı Verona Şirketi'nin çekleri diğer davalı bankaya «ciro» ettiği, 31.10.2015 tarihli protokol kapsamında çekleri davacıya iade etmeyerek davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davaya konu çekler üzerinde «tahsil cirosu» olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı, davalı bankanın iyi niyetli «hamil» olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabülüne, davacının dava konusu beş adet çekten dolayı davalı Verona Şirketi'ne borçlu olmadığının tespitine, davalı banka aleyh …
Her ne kadar davalı banka çekleri «temlik cirosu» ile aldığından «şahsi def»’i mahiyetindeki bu husus davalı bankaya karşı ileri sürülemez ise de davacının delil olarak dayandığı ve davalı bankaya hitaben düzenlenen 04.09.2015 tarihli belgede davalı Verona şirketinin “dört adet çekin «teminata» alınması” isteminde bulunduğu, banka tarafından da “dört adet «çek» «teslim» alındı” açıklamasıyla çeklerin alındığı yazılıdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:mücerretlik ilkesi · rehin cirosu · teslim tutanağı · mücerretlik · yetkili hamil · borçlu olunmadığının tespiti · kazanılmış hak · taahhütname
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı Verona Şirketi arasında imzalanan 10.09.2015 tarihli «protokol» ile davacıya «teslim» edilecek mallar karşılığında «teminat» amacıyla davalıya beş adet «çek» verildiğini, mal tesliminde aksaklık olması durumunda teslim edilen mal miktarı dışındaki «bedelsiz» kalan çeklerin mallar teslim edilene kadar «ciro» ve tahsil edilemeyeceğinin kararlaştırıldığını, ancak protokole konu malların davacıya teslim edilmediğini, 31.10.2015 tarihli ek protokolle davalı Verona Şirketi'nin söz konusu çekleri kullandıkları kredilerin teminatı olarak davalı bankaya verdiklerini, kredi borcunun yapılandırılmasını takiben çekleri bankadan alarak davacıya teslim etmeyi kabul ve «taahhüt» ettiğini, davalı bankanın bu çekleri kredi borcunun teminatı olarak «rehin cirosu» olarak aldığını, çeklerin bankaya rehin cirosu ile devredilmesinin yasaya aykırı olduğunu, bankanın «yetkili hamil» olmadığını ileri sürerek davacının 135.000,00 USD borçlu olmadığının tespitine, dava konusu çeklerin davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kambiyo hukukundaki «mücerretlik ilkesi» uyarınca davacı ile davalı arasındaki ihtilafların davalı bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, müvekkili bankanın iyi niyetli üçüncü şahıs konumunda olduğunu, dava konusu çeklerin «teminat» değil, «temlik cirosu» ile «teslim» alındığını, davacı ile diğer davalı arasında imzalanan «protokolün» müvekkilini bağlamayacağını, dava konusu çekler üzerinde 6102 sayılı Kanun'un 689 uncu maddesine uygun herhangi bir kayıt bulunmadığını, davalı Verona Deri ...
Şti. tarafından müvekkili bankaya hitaben düzenlenen belgede dava konusu çeklerin «teminata» verildiğine dair ibare bulunduğu belirtilmiş ise de, tek taraflı olarak düzenlenen bu yazıdaki ifadelerin müvekkili bankayı bağlamayacağını, bankanın «teslim tutanağında» çeklerin teminata alınacağına dair herhangi bir ibarenin de bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Şirketi'ne verilen ve bu davalı tarafından da davalı bankaya «ciro» edilen çeklerden dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3533 E. 2023/7361 K.
Ortak:temlik
İncelediğiniz kararda… Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından ve uyuşmazlığa konu 22.02.2016 tarih 45.000-USD bedelli «çek» «temlik» cirosuyla «ciro» edilmiş olup, «teminat» amacıyla bankaya verildiğini gösteren bir delil bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davalı banka çekleri «temlik cirosu» ile aldığından «şahsi def»’i mahiyetindeki bu husus davalı bankaya karşı ileri sürülemez ise de davacının delil olarak dayandığı ve davalı bankaya hitaben düzenlenen 04.09.2015 tarihli belgede davalı Verona şirketinin “dört adet çekin «teminata» alınması” isteminde bulunduğu, banka tarafından da “dört adet «çek» «teslim» alındı” açıklamasıyla çeklerin alındığı yazılıdır.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; «temlik» eden banka tarafından «genel kredi sözleşmelerine» dayalı olarak davalı asıl borçlu Veron Dış Tic....A.Ş.'ye 100.000,00 TL tutarında «ticari kredi» kullandırıldığı, davalı asıl borçlu ile davalı «kefil» Vera İnş....A.Ş.'nin 16.12.2015 tarihinde «temerrüde» düşürüldüğü, diğer davalılar Elkon İnş...A.Ş. ve ... bakımından ise takip tarihinde temerrüt oluştuğu, bu konuda aksine davacı tarafında itirazlarının yerinde olmadığı, bankacı bilirkişi marifetiyle genel kredi sözleşmelerine ve dosya kapsamına uygun olarak tespit olunan «akdi faiz» oranları, «temerrüt faiz» oranları, temerrüt tarihleri, icra takibiyle istenilen tutarlar ve «taleple bağlılık ilkesi» nazara alınarak yapılan hesaplama neticesinde «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla davalılardan .... ve Vera İnşaat Tic.
A.Ş. ile ... yönünden 103.564,90 TL «asıl alacak», 3.693,10 TL «işlemiş faiz» ve 184,65 TL BSMV gideri olmak üzere toplam 107.442,65 TL'nin icra takibinde belirtilen şartlarla icra takibinin devamına, asıl alacak likit (belirlenebilir) olduğundan % 20'si oranında «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği, fazlaya ilişkin davalılar tarafından yapılan itirazın ise yerinde olduğu, davalı ... yönünden sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmadığı, «temlik» eden bankanın yasal unsurları gözetilmeksizin yapılan «kefalet sözleşmesine» dayanılarak ve basiretli bir «tacire» uygun olmayacak şekilde bu davalı hakkında icra takibi başlatması sebebiyle davacı aleyhine asıl alacağın % 20'si oranında «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerektiği, temlik ... davacının bu husustan temlikname gereği sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalılardan ... yönünden açılan …
… n davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön görülmediği gibi imza ve yazıların davalıya ait olmadığını bilebilecek durumda olan «temlik» eden bankanın ... hakkında icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu kabul edilerek davacı aleyhine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmediği, «hesap kat ihtarnamesinde» davalılara borcun ödenmesi için 7 ... atıfet süresi verildiği, davalılardan asıl borçlu olan Veron Dış Tic....A.Ş.'nin sözleşmede belirtilen adresine gönderilen ih …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefalet · hesap kat ihtarnamesi · taleple bağlılık ilkesi · kat ihtarnamesi · re'sen gözetilme · taleple bağlılık · akdi faiz · kefalet sözleşmesi
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; «temlik» eden banka tarafından «genel kredi sözleşmelerine» dayalı olarak davalı asıl borçlu Veron Dış Tic....A.Ş.'ye 100.000,00 TL tutarında «ticari kredi» kullandırıldığı, davalı asıl borçlu ile davalı «kefil» Vera İnş....A.Ş.'nin 16.12.2015 tarihinde «temerrüde» düşürüldüğü, diğer davalılar Elkon İnş...A.Ş. ve ... bakımından ise takip tarihinde temerrüt oluştuğu, bu konuda aksine davacı tarafında itirazlarının yerinde olmadığı, bankacı bilirkişi marifetiyle genel kredi sözleşmelerine ve dosya kapsamına uygun olarak tespit olunan «akdi faiz» oranları, «temerrüt faiz» oranları, temerrüt tarihleri, icra takibiyle istenilen tutarlar ve «taleple bağlılık ilkesi» nazara alınarak yapılan hesaplama neticesinde «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla davalılardan .... ve Vera İnşaat Tic.
… n davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön görülmediği gibi imza ve yazıların davalıya ait olmadığını bilebilecek durumda olan «temlik» eden bankanın ... hakkında icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu kabul edilerek davacı aleyhine «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmediği, «hesap kat ihtarnamesinde» davalılara borcun ödenmesi için 7 ... atıfet süresi verildiği, davalılardan asıl borçlu olan Veron Dış Tic....A.Ş.'nin sözleşmede belirtilen adresine gönderilen ih …
A.Ş. ile ...'ın sözleşmede yer ... adreslerine gönderilen «hesap kat ihtarnamesi» ise bila tebliğ olduğundan davalı kefillerin takip tarihi olan 24.02.2016 tarihinde «temerrüde» düştüklerinin kabulü gerektiği, bu davalılar yönünden takip tarihine kadar işlemiş herhangi bir «temerrüt faizi» bulunmadığı gözetilerek hüküm kurulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
A.Ş., ... ve ...'in «müteselsil kefaletleriyle» nakit krediler kullandırıldığını, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine kredi «hesaplarının kat» edilerek borçlulara noterden «ihtarname» gönderildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen borç ödenmediğinden başlatılan icra takibine davalılar tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile % 20 «icra inkar tazminatına» hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/5967 E. , 2021/3724 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.03.2017 tarih ve 2016/180 E. - 2017/162 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.06.2020 tarih ve 2017/4581 E. - 2020/1030 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı Verona şirketi arasında imzalanan 10/09/2015 tarihli protokol ile davacıya teslim edilecek mallar karşılığında teminat amacıyla davalıya beş(5) adet çek verildiğini, mal tesliminde aksaklık olması durumunda teslim edilen mal miktarı dışındaki bedelsiz kalan çeklerin mallar teslim edilene kadar ciro ve tahsil edilemeyeceğinin kararlaştırıldığını, ancak protokole konu malların davacıya teslim edilmediğini, 31.10.2015 tarihli ek protokolle davalı Verona şirketinin söz konusu çekleri kullandıkları kredilerin teminatı olarak bankaya verdiği, kredi borcunun yapılandırılmasını takiben çekleri bankadan alarak davacıya teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı bankanın bu çekleri kredi borcunun teminatı olarak rehin cirosu olarak aldığını, çeklerin bankaya rehin teminat cirosu ile devredilmesinin yasaya aykırı olduğunu, bankanın yetkili hamil olmadığını ileri sürerek davacının 135.000 USD borçlu bulunmadığının tespitine, dava konusu çeklerin davacıya iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Verona şirket vekili, davalının dava konusu çeklerden alacaklı olmadığını protokoller ile davadan çok önce kabul ettiklerini, davanın açılmasına davalının sebebiyet vermediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka vekili, davaya konu beş (5) adet çekin kredi borçlusu diğer davalıdan temlik cirosuyla iktisap edildiğini, davacı ile banka arasında herhangi bir akdi ilişki söz konusu olmadığını, bankanın çeklerin yetkili ve iyi niyetli hamili olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı ile davalı Verona şirketi arasında akdedilen protokol kapsamında verilen 135.000 USD tutarlı beş adet çekin mal teslimi yapılmaması sebebiyle bedelsiz kaldığı, davalı Verona şirketinin çekleri diğer davalı bankaya ciro ettiği, 31.10.2015 tarihli protokol kapsamında çekleri davacıya iade etmeyerek davanın açılmasına sebebiyet verdiği, davaya konu çekler üzerinde tahsil cirosu olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı, davalı bankanın iyi niyetli hamil olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabülüne, davacının dava konusu beş(5) adet çekten dolayı davalı Verona şirketine borçlu bulunmadığının tespitine, davalı banka aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından ve uyuşmazlığa konu 22.02.2016 tarih 45.000-USD bedelli çek temlik cirosuyla ciro edilmiş olup, teminat amacıyla bankaya verildiğini gösteren bir delil bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacı tarafından keşide edilerek davalı Verona Ltd. şirketine verilen ve bu davalı tarafından da davalı bankaya ciro edilen çeklere dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince de kabul edildiği üzere, davacı ile davalı Verona şirketinin 10.09.2015 tarihli protokol ve 31.10.2015 tarihli ek protokolle, davaya konu çeklerin mal teslimi karşılığı düzenlendiği, ancak teslim yapılamadığından davacıya iade edileceği kararlaştırılmıştır. Her ne kadar davalı banka çekleri temlik cirosu ile aldığından şahsi def’i mahiyetindeki bu husus davalı bankaya karşı ileri sürülemez ise de davacının delil olarak dayandığı ve davalı bankaya hitaben düzenlenen 04.09.2015 tarihli belgede davalı Verona şirketinin “dört adet çekin teminata alınması” isteminde bulunduğu, banka tarafından da “dört adet çek teslim alındı” açıklamasıyla çeklerin alındığı yazılıdır. Bu belgeye göre, çeklerin teminat olarak bankaya verildiği ve bankanın da bu suretle çekleri aldığını kabul etmek gerekir.
6102 sayılı TTK'nın 818. maddesinde poliçeye ilişkin hükümlerin çek hakkında da uygulanacağı belirtilmiş olup, anılan maddede rehin cirosunun düzenlendiği 689. madde düzenlemesine atıf bulunmadığından çeklerde rehin caiz değildir. Bu durumda her biri 22.500-USD bedelli olan 20.01.2016, 30.01.2016, 20.02.2016 ve 28.02.2016 keşide tarihli dört adet çek yönünden 04.09.2015 tarihli belgeye itibar edilmeyerek ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/667373700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz