6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Düzeltilerek karar verilirken hükmün tamamının yeniden kurulması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2306 E. 2019/3876 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Gerekçe özeti

İstinaf mercii, ilk derece kararının herhangi bir sebeple düzeltilmesi gerektiğine hükmettiğinde kararı tamamen kaldırıp esas hakkındaki tüm hükmü yeniden kurmalıdır; kararın yalnız bir bölümünün kaldırılıp o bölüm için yeniden hüküm kurulması, aynı dosyada infazı kabil birden fazla karar doğurup infazda tereddüde yol açar. Esasa ilişkin olarak ise rekabet yasağı kaydının geçerliliği yalnız işçinin üretim sırlarına nüfuz imkânına bağlı değildir; hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve bu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli zarar verecek nitelikte olması da kaydı geçerli kılar.

Ele alınan sorunlar

İstinaf itirazının kabulü hâlinde ilk derece kararının tamamen kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması zorunluluğu → kabul

Gerekçe: Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş ya da kararın gerekçesinde hata edilmişse, istinaf mercii ilk derece kararını düzelterek esas hakkında yeniden karar verir. Bu hükme göre istinaf istemi üzerine incelenen kararların bir bütün olarak değerlendirilmesi ve kararın herhangi bir sebeple düzeltilmesi gerektiğine hükmedildiğinde ilk derece mahkemesi kararı tamamen kaldırılarak esas hakkındaki tüm hükmün yeniden kurulması gerekir. Aksi hâl, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve hükmün kapsamına ilişkin düzenlemeye aykırı biçimde infazda tereddüde sebebiyet verebilir. Bu nedenle vekâlet ücretine ilişkin istinaf itirazının kabulü üzerine ilk derece kararının tamamen kaldırılıp esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken yalnız vekâlet ücretine ilişkin kısmın kaldırılarak yeniden hüküm tesisi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Rekabet yasağı kaydının geçerliliğinde üretim sırlarına nüfuz imkânının tek koşul sayılması → kabul

İddia: Davacı, davalının hat sorumlusu pozisyonu nedeniyle iş ve üretim sırları ile müşteri çevresi hakkında bilgi sahibi olduğunu, bu bilgilerin rakip firmada kullanılmasının kendisini zarara uğratacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Somut olaya uygulanması gereken hükme göre rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Bu hükme göre rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için aranan tek şart, hizmet ilişkisinin işçiye işverenin üretim sırlarına nüfuz etme imkânı sağlaması değildir; yapılan işin işçiye işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması hâlinde dahi rekabet yasağı kaydı geçerli olur. Somut olayda davalı, işverene ait iş yerinde hat sorumlusu olarak çalışmış olup iş tanımına göre işverence üretilen formüllerin doğru uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmek gibi görevleri bulunmaktadır; yapılan iş hem üretim sırlarına nüfuz etmeye hem de yapılan işin niteliği hakkında bilgi edinmeye elverişlidir. Bu itibarla aksi yöndeki kabul doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

İstinaf merciinin düzeltme hâlinde hükmün tamamını yeniden kurması gereğine ve rekabet yasağı kaydının geçerlilik koşullarının üretim sırrıyla sınırlı olmadığına ilişkin bağlayıcı Yargıtay tespitleri emsal değeri taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı cezai şart üretim sırrı müşteri çevresi istinafta düzelterek yeniden hüküm infazda tereddüt

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı HMK — 6100 sayılı HMK 353/1-b-26100 sayılı HMK 297 · TBK — TBK 444/2 · 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun — 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 4

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Üretim sırları

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2023 E. 2021/2136 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3705 E. 2019/1860 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15290 E. 2017/2808 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/2306 E.  ,  2019/3876 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/04/2017 tarih ve 2015/1171 Esas 2017/424 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/03/2018 tarih ve 2017/620-2018/227 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle

dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkili şirket nezdinde 09.02.2007-12.02.2014 tarihleri arasında belirsiz süreli iş sözleşmesiyle hat sorumlusu olarak çalıştığını, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı tarafından 12.02.2014 tarihinde tek taraflı olarak feshedildiğini ve davalının fesihten kısa bir süre sonra aynı sektörde faaliyet gösteren bir firmada çalışmaya başladığını, bunun taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık oluşturduğunu zira davalının taraflar arasındaki sözleşmeyle, 2 yıl süreyle aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmamayı taahhüt ettiğini, davalının davacıya ait iş yerindeki hat sorumlusu pozisyonu hasebiyle davacı şirketin iş ve üretim sırları ile müşteri çevresi gibi hususlarda bilgi sahibi olduğunu, bu bilgilerin rakip firmada kullanılmasından davacı şirketin zarar göreceğini ileri sürerek, 10.000,00 Euro cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sözleşmedeki görev tanımına göre davalının, kendisine iş yerindeki uzmanlardan gelen bilgiye göre hareket ettiği, görevinin, karışımların doğru hazırlandığını, üretim esnasında arıza olup olmadığını, üretilen ürünlerin kendisine verilen talimatlara göre paketlenip paketlenmediğini kontrol etmek ve makinelerin temizliğini yapmak ile herhangi bir sıkıntı halinde ilgili uzman kişiye haber vermekten ibaret olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan iş gerekliliklerini gösterir belgede söz konusu işi yapacak kişinin, teknik lise mezunu olması şartının arandığı, davalının ise ilkokul mezunu olduğu, gerek iş yerindeki pozisyonunun gerekse de eğitiminin davacı şirkette çalıştığı sırada işverenin üretim sırlarını öğrenmesini mümkün kılmadığı, taraflar arasındaki rekabet etmeme yasağının yer bakımından Marmara ve Ege Bölgeleri ile süre bakımından ise 2 yılla sınırlandırıldığı, işin türü bakımından ise herhangi bir sınırlama öngörülmediği, coğrafi sınırlama ve süre bakımından getirilen sınırlama ile rekabet yasağına tabi olan işin türü bakımından bir sınırlama getirilmemesi birlikte değerlendirildiğinde, rekabet sözleşmesinin davalı işçinin ekonomik geleceğini ortadan kaldıracağı, anayasal çalışma hürriyetine aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davanın reddine karar karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı bu nedenle davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak, 30.994.- TL üzerinden harcı yatırılarak açılmış bir davanın esastan reddi karşısında, karar tarihindeki AAÜT esas alınarak bu tutar üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan davalı vekiline vekalet ücreti takdirine ilişkin 4.bendinin HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına;

bu hususta yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle,"Davalı tarafın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından 3.719,28 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine" karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

1-) 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesiyle, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar vereceği düzenleme altına alınmıştır. Zikredilen Yasa hükmüne göre, bölge adliye mahkemesince, istinaf istemi gereği incelenen kararların bir bütün olarak değerlendirilmesi ve kararın herhangi bir sebeple düzeltilmesi gerektiğine hükmedildiğinde ise ilk derece mahkemesi kararı tamamen kaldırılarak esas hakkındaki tüm hükmün yeniden kurulması gerekmektedir. Aksi hal, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK 297.maddesin aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir.

Belirtilen sebeplerle, bölge adliye mahkemesince, davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazının kabulü neticesinde ilk derece mahkemesi kararı tamamen kaldırılıp, esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının sadece vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının re’sen bozularak kaldırılmasını gerektirmiştir.

2-) Kabule göre de, dava, davalı işçinin, rekabet etmeme sözleşmesine aykırı davrandığı iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince davalının, iş yerindeki pozisyonu ve eğitimi itibariyle davacının üretim sırlarına nüfuz etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin bu yönü hedefleyen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. Ancak, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 4. maddesine göre somut olaya uygulanması gereken TBK’nın 444/2 maddesi, “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmünü haizdir.

Anılan Yasa hükmüne göre, rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için aranan tek şart hizmet ilişkisinin işçiye işverenin üretim sırlarına nüfuz etme imkanı sağlaması olmayıp, yapılan işin işçiye işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlaması halinde dahi rekabet yasağı kaydının geçerli olacağı kabul edilmektedir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davalının davacıya ait iş yerinde hat sorumlusu olarak çalışmış olduğu, iş tanımına göre, işverence üretilen formüllerin doğru olarak uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmek gibi görevlerinin bulunduğu, davalı işçi tarafından yapılan işin işverenin üretim sırlarına nüfuz etme imkanı sağlamaya elverişli olduğu gibi, yapılan işin niteliği hakkında da bilgi edinmeye imkan sağladığı anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, aksi yöndeki kabul doğru görülmemiş, hükmün anılan sebeple de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517146000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/620 E. 2018/227 K. · Diğer usuli işlem

Rekabet yasağı sözleşmesinde işçinin üretim sırlarına nüfuz imkânı bulunmalı

Gerekçe özeti

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi ve cezai şartın istenebilmesi için işçinin, işverenin müşteri çevresi, üretim sırları veya işleyişi hakkında bilgi edinme imkânı sağlayan bir pozisyonda çalışmış olması ve bu bilgileri kullanarak işverene zarar verebilme ihtimalinin somut olarak bulunması gerekir; işçinin eğitimi ve görevinin niteliği itibariyle bu tür bilgilere nüfuz etmesi mümkün değilse, sözleşmede belirlenen süre ve coğrafi sınırlamalar geçerli olsa bile cezai şart talep edilemez. Ayrıca, dava değeri para alacağı üzerinden belirlenip harcı buna göre yatırılmış bir davanın esastan reddi hâlinde, davalı yararına nispi (maktu değil) vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.

Emsal değeri

Kararın esas sorunundaki gerekçesi (rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği için işçinin fiilen üretim sırlarına/müşteri çevresine nüfuz edebilecek bir pozisyonda olması gerektiği ve bu şartın somut olayda incelenmesi) özgün nitelikte olup, benzer nitelikte vasıfsız işçilerle yapılan rekabet yasağı sözleşmelerinin geçerliliğinin değerlendirilmesinde bölgesel ikna edici emsal değeri taşır. Vekalet ücretinin nispi olması gerektiğine ilişkin düzeltme de usuli emsal niteliğindedir.

Kavramlar: rekabet yasağı sözleşmesi cezai şart üretim sırları müşteri çevresi TBK 444 818 sayılı BK 348/2 nispi vekalet ücreti

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/620

KARAR NO 2018/227

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 11/04/2017

NUMARASI 2015/1171 Esas 2017/424 Karar

DAVA

Tazminat (Rekabet Etmeme Yasağına Aykırılıktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/03/2018

Davanın reddine ilişkin hükmün taraflar vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalının 21.04.2003-30.04.2005 ve 09.02.2007-12.02.2014 tarihleri arasında davacı şirkette hat sorumlusu olarak çalıştığını, davalının iş akdini tek taraflı ve haklı nedene dayanmaksızın feshettiğini, hat sorumlusunun; hammadde üretiminde kullanılan malzemenin içeriği, miktarı, esas formülleri hammadde reçetelerini, hangi müşterinin hangi hammaddeyi satın aldığına ilişkin bilgiler ile, müşterinin hammaddede aradığı nitelikler gibi bilgileri haiz olduğunu, bu hususların ilgili görev tanımında belirtildiğini, davacı şirketin plastik hammadde imal ve satış alanında iştigal ettiğini, davalının görevi gereği davacı şirketin iş ve üretim sırları işe müşteri çevresi gibi hususlarda bilgi sahibi olduğunu, bu bilgilerin rakip firmada kullanılmasından davacı şirketin zarar göreceğini, bu sebeple TBK.444 hükmü uyarınca işçi ile Rekabet Yasağı Sözleşmesi İmzalandığını, davalının iş akdini haklı bir neden olmaksızın sona erdirdiğini ve dava dışı rakip bir firmada çalışmaya başladığını, davacı şirket ile davalı arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesine göre yasağın coğrafi sınırının Marmara ve Ege bölgeleri;

yasak süresinin 2 yıl; cezai şartın ise 30.000-euro olarak kararlaştırıldığını, davalının buna rağmen İstanbul'da faaliyet gösteren dava dışı rakip şirkette çalışmaya başladığını öne sürerek 10.000-euro cezai şartın dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, rekabet yasağı sözleşmesi'nde belirlenen 30.000-euro cezai şartın kişilik haklarına ihlal edecek derecede ağır olduğunu, bu şartın tenkise dahi söz konusu edilmeyerek mutlak olarak batıl addedilmesi gerektiğini, rekabet yasağı sözleşmesi'nde tarih bulunmadığını, bu sözleşmenin davalıya iş akdinin devamı esnasında imzalatıldığını, davalının geçim derdinden istifade edilerek imzalatıldığı,davalının ustabaşı olduğun vasıfsız eleman olması hasebiyle davacı şirketi zarara uğratabilecek bilgileri haiz olamayacağını,davalının iki yıl çalışamaması veya vasıfsız işçi olarak herhangi başka bir alanda çalışmasının daha ağır şartlarda çalışarak daha düşük gelir etmesi sonucunu doğuracağını, asgari ücretle çalışan bir işçinin iki yıl boyunca hiçbir iş yapmadan hayatını idame ettiremeyeceğini, davalının vasıfları itibariyle Marmara ve Ege bölgeleri dışında çalışabileceği kayda değer bir işyeri bulunmadığını, bu nedenle rekabet yasağı sözleşmesinin davalının Türkiye bazında çalışma imkanının sınırlanması anlamına geldiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, yasağın yer bakımından Marmara ve Ege Bölgeleri ile sınırlandırıldığı, süre bakımından iki yıllık bir süre ile sınırlandırıldığı, işin türü bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmediği, coğrafi sınırlama ve süre bakımından getirilen sınırlama ile rekabet yasağına tabi olan işin türü bakımından bir sınırlama getirilmemesi birlikte değerlendirildiğinde, rekabet sözleşmesinin davalı işçinin ekonomik geleceğini ortadan kaldıracağı, anayasal çalışma hürriyetine aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olmadığı kanaatine varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, rekabet sözleşmesinin TBK'nun 444. Maddesine uygun olduğunu, işçinin vasıflarından ziyade hizmet ilişkisinin ön planda olduğunu, davalının görev tanımında yer alan rolleri itibariyle davacının üretim sırlarına sahip olduğunu kabul edilmesinin gerektiğini zira üretilen emtianın üretim sırrı sayılabilecek kimyasal formül- reçeteye göre belirlendiğini, davacının korunmaya değer menfaati olduğunu , belirtilen yer ve sürede müvekkil nezdinde yaptığı işleri rakip firmada yapmasının yasaklandığını,sözleşmenin belli bölümlerinin sınırı aştığı kabul edilse bile sözleşmenin tamamının geçersiz kılınması gibi bir durumun mümkün olamayacağını zira TBK'nun 445/2 maddesinde hakime sınırlama hakkı getirildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporununda eksik incelemeye ve araştırmaya dayalı olarak hazırlandığını öne sürmüştür.

2-İstinaf yoluna başvuran davalı vekili, dava değeri itibariyle kendilerine eksik vekalet ücreti tahakkuk ettirildiğini belirterek kararın düzeltilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Taraflar arasındaki iş sözleşmesi kapsamında 09/02/2007 tarihinde işe başlayan davalının, 12/02/2014 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığı anlaşılmaktadır.Hat sorumlu görev tanımıyla davacı nezdinde çalışan davalının görevinin özellikleri görev tanım formunda belirtilmiştir.

İş sözleşmesin özel şartlar başlıklı 11-p maddesindeki düzenlemeye göre: işgören işten ayrılış tarihinden itibaren 1 yıl süreyle aynı sektörde rakip firmalarda çalışamaz, çalıştığı tespit edilmesi halinde 10.000-$ tazminat ödemeyi kabul eder. Taraflar arasındaki tarihsiz ve davacının imzası olmayan Rekabet Yasağı Sözleşmesinde ise daha ayrıntılı düzenlemeler yer almaktadır. Bu sözleşmenin 6. Maddesinde rekabet yasağının süresi 2 yıl, ve 7. Maddesinde de yer bakımından sınırı Marmara Bölgesi ve Ege Bölgesi olarak gösterilmiştir. Rekabet yasağına giren işlerin davacının faaliyet sahasına giren işlerin tümü olduğu belirtilmiş ve aykırılık halinde işçinin 30.000-€ cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmıştır.

Davalının iş sözleşmesini feshettikten sonra, 2 yıl geçmeden İstanbul'da aynı iş kolunda işe girdiği anlaşılmaktadır. Davacı firmada çalışırken sahip olduğu görev tanımı ve gereklerini analiz eden bilirkişi, davalı işgörenin vasıfsız bir işçi olduğunu, eğitiminin davacının üretim sırlarına vakıf olmasına engel olduğunu, davalı işgörenin kendisine ar-ge ve ilgili üretim birimlerinden gelen talimatları uyguladığını ve makinelerin temizliğini yaptığını, aksama durumunda üstlerini bilgilendirdiğini açıklayarak davalının, davacıya ait üretim sırlarını ve tekniklerin bilmesinin mümkün olmadığına belirtmiştir. Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin tarihi olmamakla birlikte davalının işe giriş tarihi gözetildiğinde, bu sözleşmenin de iş akdiyle birlikte davalıya imzalatıldığının kabulü gerekir.Rekabet yasağı sözleşmesinin imzalandığı tarihte 818 sayılı BK yürürlüktedir.

818 sayılı BK'nın 348/2.maddesine göre: Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir.

Davalının işten ayrıldığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı TBK 444/2. maddesi uyarınca işçinin rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin geçerli olabilmesi için de işçinin işverenin müşteri çevresi ve üretim sırları hakkında ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlayacak pozisyonda çalışmış olması yanında, işçinin bu bilgileri kullanması neticesinde işverene bir zarar verebilme ihtimalinin de bulunması gerekmektedir.

Davalının eğitimi ve davacı şirket tarafından işletilen işletmedeki pozisyonu itibariyle davacının üretim sırlarına nüfuz etmesinin (üretilen mamullerin formülleri kapsamında üretime katılacak bileşenlerin niteliği ve miktarlarının kendisine verilmiş olmasının üretim sırlarına nüfuz olarak kabul edilemeyeceği, davalının üretim formülünü üretme ve keşfetme yönünde bir ar-ge konumu olmadığı gibi, organik mamullerin kimyasal formüllerini anlamasının mümkün olamayacağı, kendisine doğrudan bu formüllerin verilmiş olamayacağı, davalının organik temelli mamullerin formüllerini anlayıp değerlendirme yönünde bir üst düzey eğitiminin bulunmadığı, davalının sadece üretim makinelerine yönlendirilecek hammaddeler ve miktarlarının bildirilmiş olmasının gerektiği ve bu bildirimin de üretim sırlarına nüfuz anlamında kabul edilemeyeceği, davalının talimatla çalışan ve dosyada bulunan 17/03/2015 tarihli P19/F02 no.lu hat sorumlusunun süreç görevlerini açıklayan belgeye göre üretim organizasyonunda en alt pozisyonda yer aldığı, davalının çalıştığı pozisyondaki iş gerekliliklerine ilişkin yetkinlik listesinde meslek liselerinin plastik teknolojisi bölümlerinden mezun olmanın öngörüldüğü, fakat dosyada davalının meslek lisesinin plastik teknolojisi bölümünden mezun olduğunu gösteren diplomasının bulunmadığı, davalının dosyada ilkokul diploma örneğinin bulunduğu, tarihi belli olmayan fakat davacıya ait işyerine başvurmaya yönelik olduğu düşünülebilecek ya da davacı firmada çalışırken arada sunulmuş olabilecek elle doldurulan bir bildirim formunda davalının ilkokul mezunu olduğunu beyan ettiği, bu eğitim ve pozisyondaki birinin formüllere ve üretim sırlarına nüfuzunun mümkün olamayacağı) böylelikle yeni girdiği işyerindeki çalışmasıyla davacıya bir zarar vermesinin mümkün olmadığı kabul edilmek durumundadır.

Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik olarak verilen karar dosya içeriğine usul ve yasaya uygun olup, istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı tarafın başvurunun reddi gerekir.

Davada talep edilen 10.000- € nun dava tarihindeki karşılığı olarak 30.994- TL üzerinden harcı yatırılarak açılmış bir davanın esastan reddi karşısında, karar tarihindeki AAÜT esas alınarak bu tutar üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmadığından; kararın bu yönden kaldırılarak düzeltilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/04/2017 Tarih 2015/1171 Esas- 2017/424 Karar sayılı hükmün davalı vekiline vekalet ücreti takdirine ilişkin 4.bendinin HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

"Davalı tarafın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından 3.719,28- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine"

Alınması gereken 35,90- TL harcın, davacı tarafından yatırılan 677,29 TL peşin harçtan mahsubu ile fazlalık olan 641,39- TL'nin istek halinde davacıya iadesine,

İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 31,40-TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,

Davalı tarafından yapılan 18,-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/03/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.