Düzeltilerek karar verilirken hükmün tamamının yeniden kurulması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2306 E. 2019/3876 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
İstinaf mercii, ilk derece kararının herhangi bir sebeple düzeltilmesi gerektiğine hükmettiğinde kararı tamamen kaldırıp esas hakkındaki tüm hükmü yeniden kurmalıdır; kararın yalnız bir bölümünün kaldırılıp o bölüm için yeniden hüküm kurulması, aynı dosyada infazı kabil birden fazla karar doğurup infazda tereddüde yol açar. Esasa ilişkin olarak ise rekabet yasağı kaydının geçerliliği yalnız işçinin üretim sırlarına nüfuz imkânına bağlı değildir; hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve bu bilgilerin kullanılmasının işverene önemli zarar verecek nitelikte olması da kaydı geçerli kılar.
Ele alınan sorunlar
İstinaf itirazının kabulü hâlinde ilk derece kararının tamamen kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması zorunluluğu → kabul
Gerekçe: Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş ya da kararın gerekçesinde hata edilmişse, istinaf mercii ilk derece kararını düzelterek esas hakkında yeniden karar verir. Bu hükme göre istinaf istemi üzerine incelenen kararların bir bütün olarak değerlendirilmesi ve kararın herhangi bir sebeple düzeltilmesi gerektiğine hükmedildiğinde ilk derece mahkemesi kararı tamamen kaldırılarak esas hakkındaki tüm hükmün yeniden kurulması gerekir. Aksi hâl, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve hükmün kapsamına ilişkin düzenlemeye aykırı biçimde infazda tereddüde sebebiyet verebilir. Bu nedenle vekâlet ücretine ilişkin istinaf itirazının kabulü üzerine ilk derece kararının tamamen kaldırılıp esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken yalnız vekâlet ücretine ilişkin kısmın kaldırılarak yeniden hüküm tesisi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Rekabet yasağı kaydının geçerliliğinde üretim sırlarına nüfuz imkânının tek koşul sayılması → kabul
İddia: Davacı, davalının hat sorumlusu pozisyonu nedeniyle iş ve üretim sırları ile müşteri çevresi hakkında bilgi sahibi olduğunu, bu bilgilerin rakip firmada kullanılmasının kendisini zarara uğratacağını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Somut olaya uygulanması gereken hükme göre rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Bu hükme göre rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için aranan tek şart, hizmet ilişkisinin işçiye işverenin üretim sırlarına nüfuz etme imkânı sağlaması değildir; yapılan işin işçiye işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması hâlinde dahi rekabet yasağı kaydı geçerli olur. Somut olayda davalı, işverene ait iş yerinde hat sorumlusu olarak çalışmış olup iş tanımına göre işverence üretilen formüllerin doğru uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmek gibi görevleri bulunmaktadır; yapılan iş hem üretim sırlarına nüfuz etmeye hem de yapılan işin niteliği hakkında bilgi edinmeye elverişlidir. Bu itibarla aksi yöndeki kabul doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
İstinaf merciinin düzeltme hâlinde hükmün tamamını yeniden kurması gereğine ve rekabet yasağı kaydının geçerlilik koşullarının üretim sırrıyla sınırlı olmadığına ilişkin bağlayıcı Yargıtay tespitleri emsal değeri taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı↗ cezai şart↗ üretim sırrı↗ müşteri çevresi↗ istinafta düzelterek yeniden hüküm↗ infazda tereddüt↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2023 E. 2021/2136 K.
Ortak:müşteri çevresi · rekabet yasağı · cezai şart
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sözleşmedeki görev «tanımına» göre davalının, kendisine iş yerindeki uzmanlardan gelen bilgiye göre hareket ettiği, görevinin, karışımların doğru hazırlandığını, üretim esnasında arıza olup olmadığını, üretilen ürünlerin kendisine verilen talimatlara göre paketlenip paketlenmediğini kontrol etmek ve makinelerin temizliğini yapmak ile herhangi bir sıkıntı halinde ilgili uzman kişiye haber vermekten ibaret olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan iş gerekliliklerini gösterir belgede söz konusu işi yapacak kişinin, teknik lise mezunu olması şartının arandığı, davalının ise ilkokul mezunu olduğu, gerek iş yerindeki pozisyonunun gerekse de eğitiminin davacı şirkette çalıştığı sırada işverenin «üretim sırlarını» öğrenmesini mümkün kılmadığı, taraflar arasındaki «rekabet etmeme yasağının» yer bakımından Marmara ve Ege Bölgeleri ile süre bakımından ise 2 yılla sınırlandırıldığı, işin türü bakımından ise herhangi bir sınırlama öngörülmediği, «coğrafi sınırlama» ve süre bakımından getirilen sınırlama ile «rekabet yasağına» tabi olan işin türü bakımından bir sınırlama getirilmemesi birlikte değerlendirildiğinde, rekabet sözleşmesinin davalı işçinin ekonomik geleceğini ortadan kaldıracağı, anayasal «çalışma hürriyetine» aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-) Kabule göre de, dava, davalı işçinin, rekabet etmeme sözleşmesine aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince davalının, iş yerindeki pozisyonu ve eğitimi itibariyle davacının «üretim sırlarına» nüfuz etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin bu yönü hedefleyen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
… k, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 4. maddesine göre somut olaya uygulanması gereken TBK’nın 444/2 maddesi, “Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak niteli …
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağına» ilişkin 9. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, bu nedenle «geçersiz sözleşmeyle» öngörülen «cezai şartın» talep edilemeyeceği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle davalı şirkete «husumet» yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
2-) Dava, davalı işçinin «hizmet sözleşmesindeki» «rekabet yasağı» «kaydına» aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre, «rekabet yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · çalışma hürriyeti · geçersiz sözleşme · tanıma · pasif husumet yokluğu · hizmet sözleşmesi · oy yasağı · pasif husumet
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin «rekabet yasağına» ilişkin 9. maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan «çalışma hürriyeti» ilkesine aykırı olması ve tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün bulunmaması nedeniyle «geçersiz» olduğu, bu nedenle «geçersiz sözleşmeyle» öngörülen «cezai şartın» talep edilemeyeceği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, bu nedenle davalı şirkete «husumet» yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» diğer davalı hakkındaki davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı şirket hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» bahisle reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davalı işçinin davacı şirkette çalıştığı pozisyonun iş sırlarını, müşteri çevresini ve yapılan işleri öğrenmeye müsait olduğu, taraf şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiği ve davalı işçinin davalı şirkette çalıştığı pozisyonun da önceki işiyle benzer olduğu, «rekabet yasağı» «kaydının» geçerli olabilmesi için somut bir zarar oluşmasına gerek olmayıp, zarar oluşması ihtimalinin dahi yeterli olduğu, yukarıda belirtilen hususlar gözetildiğinde zarar …
2-) Dava, davalı işçinin «hizmet sözleşmesindeki» «rekabet yasağı» «kaydına» aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesi hükmüne göre, «rekabet yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.
-
Rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3705 E. 2019/1860 K.
Ortak:müşteri çevresi · rekabet yasağı · cezai şart
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sözleşmedeki görev «tanımına» göre davalının, kendisine iş yerindeki uzmanlardan gelen bilgiye göre hareket ettiği, görevinin, karışımların doğru hazırlandığını, üretim esnasında arıza olup olmadığını, üretilen ürünlerin kendisine verilen talimatlara göre paketlenip paketlenmediğini kontrol etmek ve makinelerin temizliğini yapmak ile herhangi bir sıkıntı halinde ilgili uzman kişiye haber vermekten ibaret olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan iş gerekliliklerini gösterir belgede söz konusu işi yapacak kişinin, teknik lise mezunu olması şartının arandığı, davalının ise ilkokul mezunu olduğu, gerek iş yerindeki pozisyonunun gerekse de eğitiminin davacı şirkette çalıştığı sırada işverenin «üretim sırlarını» öğrenmesini mümkün kılmadığı, taraflar arasındaki «rekabet etmeme yasağının» yer bakımından Marmara ve Ege Bölgeleri ile süre bakımından ise 2 yılla sınırlandırıldığı, işin türü bakımından ise herhangi bir sınırlama öngörülmediği, «coğrafi sınırlama» ve süre bakımından getirilen sınırlama ile «rekabet yasağına» tabi olan işin türü bakımından bir sınırlama getirilmemesi birlikte değerlendirildiğinde, rekabet sözleşmesinin davalı işçinin ekonomik geleceğini ortadan kaldıracağı, anayasal «çalışma hürriyetine» aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-) Kabule göre de, dava, davalı işçinin, rekabet etmeme sözleşmesine aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince davalının, iş yerindeki pozisyonu ve eğitimi itibariyle davacının «üretim sırlarına» nüfuz etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin bu yönü hedefleyen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
… k, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 4. maddesine göre somut olaya uygulanması gereken TBK’nın 444/2 maddesi, “Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak niteli …
Benzer bu karardaKararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, belirsiz süreli iş sözleşmesinde sözleşme sonrası «rekabet yasağının» akdin sona ermesini izleyen 2 yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgelerinde işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyasalları alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde olan veya ihtimali bulunan iş ve faaliyetlerle sınırlandırıldığı, rekabet yasağına getirilen sınırlamanın kanuna uygun ve geçerli olduğu, ancak kimya teknisyeni olan davalının işverenin ticari veya teknik sırları hakkında bilgi edinme imkanına sahip olacak bir konumda olmadığı, davalı iş yerinin arge departmanında geliştirilen ve kendisine gönderilen veya bu şekilde temin ettiği boya veya boya kimyasallarının «ticari sır» niteliğinde olacak şekilde kapalı/kodlu formüllerini tanımlayıp açılımını yapamayacağı, davacı «şirkete zarar» verebilecek nitelikte bir konumda çalışmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Özel Şartlar başlığı altında (c) bendinde «rekabet yasağına» ilişkin olarak “işçinin, işverenin mesleki, ticari ve teknik sırlarını «saklamakla yükümlü» olduğu, bu nedenden dolayı, «hizmet sözleşmesinin» sona ermesini izleyen iki yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgesinde, işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyası alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde o …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:üretim sırları · ticari sır · saklama yükümlülüğü · rekabet yasağı sözleşmesi · sözleşmenin ihlali · şirket zararı · hizmet sözleşmesi · oy yasağı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, belirsiz süreli iş sözleşmesinde sözleşme sonrası «rekabet yasağının» akdin sona ermesini izleyen 2 yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgelerinde işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyasalları alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde olan veya ihtimali bulunan iş ve faaliyetlerle sınırlandırıldığı, rekabet yasağına getirilen sınırlamanın kanuna uygun ve geçerli olduğu, ancak kimya teknisyeni olan davalının işverenin ticari veya teknik sırları hakkında bilgi edinme imkanına sahip olacak bir konumda olmadığı, davalı iş yerinin arge departmanında geliştirilen ve kendisine gönderilen veya bu şekilde temin ettiği boya veya boya kimyasallarının «ticari sır» niteliğinde olacak şekilde kapalı/kodlu formüllerini tanımlayıp açılımını yapamayacağı, davacı «şirkete zarar» verebilecek nitelikte bir konumda çalışmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Özel Şartlar başlığı altında (c) bendinde «rekabet yasağına» ilişkin olarak “işçinin, işverenin mesleki, ticari ve teknik sırlarını «saklamakla yükümlü» olduğu, bu nedenden dolayı, «hizmet sözleşmesinin» sona ermesini izleyen iki yıl boyunca Ege ve Marmara Bölgesinde, işverenin faaliyet gösterdiği boya ve boya kimyası alanı ile kısmen veya tamamen rekabet halinde o …
Öğretide «rekabet yasağı sözleşmesi», işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle «hizmet sözleşmesi» sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır.
-
Rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15290 E. 2017/2808 K.
Ortak:müşteri çevresi · rekabet yasağı · cezai şart
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sözleşmedeki görev «tanımına» göre davalının, kendisine iş yerindeki uzmanlardan gelen bilgiye göre hareket ettiği, görevinin, karışımların doğru hazırlandığını, üretim esnasında arıza olup olmadığını, üretilen ürünlerin kendisine verilen talimatlara göre paketlenip paketlenmediğini kontrol etmek ve makinelerin temizliğini yapmak ile herhangi bir sıkıntı halinde ilgili uzman kişiye haber vermekten ibaret olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan iş gerekliliklerini gösterir belgede söz konusu işi yapacak kişinin, teknik lise mezunu olması şartının arandığı, davalının ise ilkokul mezunu olduğu, gerek iş yerindeki pozisyonunun gerekse de eğitiminin davacı şirkette çalıştığı sırada işverenin «üretim sırlarını» öğrenmesini mümkün kılmadığı, taraflar arasındaki «rekabet etmeme yasağının» yer bakımından Marmara ve Ege Bölgeleri ile süre bakımından ise 2 yılla sınırlandırıldığı, işin türü bakımından ise herhangi bir sınırlama öngörülmediği, «coğrafi sınırlama» ve süre bakımından getirilen sınırlama ile «rekabet yasağına» tabi olan işin türü bakımından bir sınırlama getirilmemesi birlikte değerlendirildiğinde, rekabet sözleşmesinin davalı işçinin ekonomik geleceğini ortadan kaldıracağı, anayasal «çalışma hürriyetine» aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle taraflar arasındaki «rekabet yasağı sözleşmesinin» geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2-) Kabule göre de, dava, davalı işçinin, rekabet etmeme sözleşmesine aykırı davrandığı iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince davalının, iş yerindeki pozisyonu ve eğitimi itibariyle davacının «üretim sırlarına» nüfuz etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin bu yönü hedefleyen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
… k, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 4. maddesine göre somut olaya uygulanması gereken TBK’nın 444/2 maddesi, “Rekabet «yasağı» «kaydı», ancak hizmet ilişkisi işçiye «müşteri çevresi» veya «üretim sırları» ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak niteli …
Benzer bu kararda1- Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Özel Şartlar başlığı altında (e) bendinde «rekabet yasağına» ilişkin olarak “işçinin, işverenin mesleki, ticari ve teknik sırlarını «saklamakla yükümlü» olduğu, bu nedenden dolayı, «hizmet sözleşmesinin» sona ermesini izleyen iki yıl boyunca ... ve ...
Öğretide «rekabet yasağı sözleşmesi», işçinin iş ilişkisi içinde işverenin müşterilerine nüfuz etmesi yahut iş sırlarına vakıf olması nedeniyle «hizmet sözleşmesi» sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içerisinde işçinin işverenle rekabet teşkil eden davranış içerisine girmesini yasaklayan sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:karşı edim · üretim sırları · çalışma hürriyeti · ticari sır · saklama yükümlülüğü · rekabet yasağı sözleşmesi · sözleşmenin ihlali · hakkaniyet
Benzer bu kararda1- Dava, «rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali» iddiasına dayalı «cezai şart» istemine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun «rekabet yasağına» ilişkin 445/ 2. fıkrasında, hâkimin, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği «karşı edimi» de «hakkaniyete» uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği düzenlenmiştir.
Bölgelerinin tamamını kapsar şekilde davacı tarafça tek taraflı olarak bir çalışma «yasağı» getirilmiş olmasının «çalışma hürriyetini» ihlal edici nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Özel Şartlar başlığı altında (e) bendinde «rekabet yasağına» ilişkin olarak “işçinin, işverenin mesleki, ticari ve teknik sırlarını «saklamakla yükümlü» olduğu, bu nedenden dolayı, «hizmet sözleşmesinin» sona ermesini izleyen iki yıl boyunca ... ve ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/2306 E. , 2019/3876 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/04/2017 tarih ve 2015/1171 Esas 2017/424 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/03/2018 tarih ve 2017/620-2018/227 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle
dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirket nezdinde 09.02.2007-12.02.2014 tarihleri arasında belirsiz süreli iş sözleşmesiyle hat sorumlusu olarak çalıştığını, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı tarafından 12.02.2014 tarihinde tek taraflı olarak feshedildiğini ve davalının fesihten kısa bir süre sonra aynı sektörde faaliyet gösteren bir firmada çalışmaya başladığını, bunun taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık oluşturduğunu zira davalının taraflar arasındaki sözleşmeyle, 2 yıl süreyle aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmamayı taahhüt ettiğini, davalının davacıya ait iş yerindeki hat sorumlusu pozisyonu hasebiyle davacı şirketin iş ve üretim sırları ile müşteri çevresi gibi hususlarda bilgi sahibi olduğunu, bu bilgilerin rakip firmada kullanılmasından davacı şirketin zarar göreceğini ileri sürerek, 10.000,00 Euro cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sözleşmedeki görev tanımına göre davalının, kendisine iş yerindeki uzmanlardan gelen bilgiye göre hareket ettiği, görevinin, karışımların doğru hazırlandığını, üretim esnasında arıza olup olmadığını, üretilen ürünlerin kendisine verilen talimatlara göre paketlenip paketlenmediğini kontrol etmek ve makinelerin temizliğini yapmak ile herhangi bir sıkıntı halinde ilgili uzman kişiye haber vermekten ibaret olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan iş gerekliliklerini gösterir belgede söz konusu işi yapacak kişinin, teknik lise mezunu olması şartının arandığı, davalının ise ilkokul mezunu olduğu, gerek iş yerindeki pozisyonunun gerekse de eğitiminin davacı şirkette çalıştığı sırada işverenin üretim sırlarını öğrenmesini mümkün kılmadığı, taraflar arasındaki rekabet etmeme yasağının yer bakımından Marmara ve Ege Bölgeleri ile süre bakımından ise 2 yılla sınırlandırıldığı, işin türü bakımından ise herhangi bir sınırlama öngörülmediği, coğrafi sınırlama ve süre bakımından getirilen sınırlama ile rekabet yasağına tabi olan işin türü bakımından bir sınırlama getirilmemesi birlikte değerlendirildiğinde, rekabet sözleşmesinin davalı işçinin ekonomik geleceğini ortadan kaldıracağı, anayasal çalışma hürriyetine aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davanın reddine karar karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı bu nedenle davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak, 30.994.- TL üzerinden harcı yatırılarak açılmış bir davanın esastan reddi karşısında, karar tarihindeki AAÜT esas alınarak bu tutar üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan davalı vekiline vekalet ücreti takdirine ilişkin 4.bendinin HMK 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına;
bu hususta yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle,"Davalı tarafın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından 3.719,28 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya ödenmesine" karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesiyle, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar vereceği düzenleme altına alınmıştır. Zikredilen Yasa hükmüne göre, bölge adliye mahkemesince, istinaf istemi gereği incelenen kararların bir bütün olarak değerlendirilmesi ve kararın herhangi bir sebeple düzeltilmesi gerektiğine hükmedildiğinde ise ilk derece mahkemesi kararı tamamen kaldırılarak esas hakkındaki tüm hükmün yeniden kurulması gerekmektedir. Aksi hal, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK 297.maddesin aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir.
Belirtilen sebeplerle, bölge adliye mahkemesince, davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazının kabulü neticesinde ilk derece mahkemesi kararı tamamen kaldırılıp, esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının sadece vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının re’sen bozularak kaldırılmasını gerektirmiştir.
2-) Kabule göre de, dava, davalı işçinin, rekabet etmeme sözleşmesine aykırı davrandığı iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkin olup, bölge adliye mahkemesince davalının, iş yerindeki pozisyonu ve eğitimi itibariyle davacının üretim sırlarına nüfuz etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin bu yönü hedefleyen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. Ancak, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 4. maddesine göre somut olaya uygulanması gereken TBK’nın 444/2 maddesi, “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmünü haizdir.
Anılan Yasa hükmüne göre, rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için aranan tek şart hizmet ilişkisinin işçiye işverenin üretim sırlarına nüfuz etme imkanı sağlaması olmayıp, yapılan işin işçiye işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlaması halinde dahi rekabet yasağı kaydının geçerli olacağı kabul edilmektedir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davalının davacıya ait iş yerinde hat sorumlusu olarak çalışmış olduğu, iş tanımına göre, işverence üretilen formüllerin doğru olarak uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmek gibi görevlerinin bulunduğu, davalı işçi tarafından yapılan işin işverenin üretim sırlarına nüfuz etme imkanı sağlamaya elverişli olduğu gibi, yapılan işin niteliği hakkında da bilgi edinmeye imkan sağladığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, aksi yöndeki kabul doğru görülmemiş, hükmün anılan sebeple de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517146000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz