Hmk 166
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2994 E. 2021/1580 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 166↗ müdürün azli↗ çağrı usulsüzlüğü↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ karar nisabı↗ izafeten dava↗ dava dilekçesinin tebliği↗ ticaret sicili tescili↗ ortaklar kurulu kararı↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ iptal davası↗ limited şirket↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ terkin↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu ortaklar kuruluna çağrının usulsüz olması durumunda dahi bu hususun ortaklara sadece iptal davası açma hakkı verebileceği, sırf bu nedenle ortaklar kurulu kararlarının geçersiz sayılamayacağı, dava konusu 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacıların hazır oldukları halde kararların alınması sırasında toplantıyı terk ettikleri ve davacılara ait %34 dışındaki payların tamamı temsil edilmek suretiyle kalan ortakların oybirliği ile müdürün azli ve yeni müdürün seçilmesine karar verildiği, davaya konu ortaklar kurulu toplantısında müdürün azli ve yeni müdürün seçiminin, gerek TTK’nın 162. maddesinde ve gerekse anasözleşmede belirlenen nisaba uygun olarak gerçekleştirildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, davalı ... aleyhine de dava açmış ise de; ortak durumunda olan Rezzak’a kişisel yönden husumet düşmeyeceği gerekçesiyle, bu davalı yönünden davanın husumetten reddine, asıl davada ve birleşen davada davalı sıfatı bulunan davalılar Özbekistan SSG Devlet Koop. Komitesi ve APTKO UZSELHOZSNABREMONT ile Adalet Bakanlığı temyiz dilekçelerinin reddine karar verilerek adı geçenler hakkında evvelce verilen kararlar kesinleştiğinden bu davalılar hakkında yeniden hüküm tesis edilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, davalı limited şirketin 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu kararının iptali, birleşen dava ise, 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu kararının ticaret siciline tescili isteminin reddine ilişkin ticaret sicil müdürlüğü kararının iptali ile 13.06.1997 tarihli ortaklar kurulu kararlarının sicile tescilinin sağlanmasına ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, HMK m. 166 vd. uyarınca aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir ise de, bu durum asıl ve birleşen davanın ayrı dava olma niteliğini değiştirmez. Bir başka ifade ile birleştirilen davalar mahkemece birlikte incelenir ise de yargılamanın sonunda, birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Oysa, asıl ve birleşen davalar bakımından somut olayda mahkemece, “davacı tarafça davalı ... Limited Şirketi’ne karşı açılan asıl ve birleşen davanın reddine” yine “davacı tarafça davalı ...’a karşı açılan asıl ve birleşen davanın husumetten reddine” şeklinde karar vermiştir. Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen davalar için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu gibi tek bir dava varmışcasına hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerekmiştir.
Ayrıca, mahkemece hükmün 1 nolu bendinde “asıl davada ve birleşen davada davalı sıfatı bulunan davalılar Özbekistan SSG Devlet Koop. Komitesi ve APTKO UZSELHOZSNABREMONT ve Adalet Bakanlığının temyiz dilekçesinin reddine karar verilerek kararların kesinleştiği gerekçesiyle bu davalılar hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm tesisi de doğru olmamıştır. Zira, bozma öncesinde yapılan yargılamada kurulan hüküm için bu davalıların vaki temyiz istemleri reddedilmiş isede karar için açıkça bir onama yapılmamış olmakla yeniden karar verilmesi gerekir.
Birleşen davada davalı ... sicili müdürlüğüne husumet yöneltilebilecekken temsilcide yanılma sonucu İstanbul Ticaret Sicil Müdürülüğüne izafeten Adalet Bakanlığı temsilci olarak gösterilmiş ve sonucunda Adalet Bakanlığı’na tebligat yapılarak ticaret sicil müdürlüğüne hiç tebligat yapılmadan davanın sürdürülmüş ve karar verilmiş, ise de, bu doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, öncelikle ticaret sicil müdürlüğüne dava dilekçesi tebliğ edilip cevap verirse buna göre deliller toplanıp inceleme yapılır. Sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılması da doğru olmamıştır.
Sonuç olarak, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı sonuçlandırılıp haklarında ayrı ayrı hüküm kurmak ve ticaret sicil müdürlüğüne duruşma günü bildirir davetiye tebliği gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yukarıda özetlenen şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9369 E. 2012/4235 K.
Ortak:müdürün azli · çağrı usulsüzlüğü · ortaklar kurulu kararının iptali · karar nisabı · izafeten dava · ortaklar kurulu kararı · ticaret sicili müdürlüğü · iptal davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu ortaklar kuruluna «çağrının usulsüz» olması durumunda dahi bu hususun ortaklara sadece «iptal davası» açma hakkı verebileceği, sırf bu nedenle «ortaklar kurulu» kararlarının «geçersiz» sayılamayacağı, dava konusu 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacıların hazır oldukları halde kararların alınması sırasında toplantıyı «terk» ettikleri ve davacılara ait %34 dışındaki payların tamamı «temsil» edilmek suretiyle kalan ortakların oybirliği ile «müdürün azli» ve yeni müdürün seçilmesine karar verildiği, davaya konu ortaklar kurulu toplantısında müdürün azli ve yeni müdürün seçiminin, gerek TTK’nın 162. maddesinde ve gerekse anasözleşmede belirlenen «nisaba» uygun olarak gerçekleştirildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, davalı ... aleyhine de dava açmış ise de; ortak durumunda olan Rezzak’a kişisel yönden «husumet» düşmeyeceği gerekçesiyle, bu davalı yönünden davanın husumetten reddine, asıl davada ve birleşen davada davalı sıfatı bulunan davalılar Özbekistan SSG Devlet Koop.
1-Asıl dava, davalı «limited şirketin» 08.05.2000 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptali», birleşen dava ise, 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu kararının «ticaret siciline tescili» isteminin reddine ilişkin «ticaret sicil müdürlüğü» kararının iptali ile 13.06.1997 tarihli ortaklar kurulu kararlarının sicile tescilinin sağlanmasına ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
Birleşen davada davalı ... sicili müdürlüğüne «husumet» yöneltilebilecekken «temsilcide» yanılma sonucu İstanbul Ticaret Sicil Müdürülüğüne «izafeten» Adalet Bakanlığı temsilci olarak gösterilmiş ve sonucunda Adalet Bakanlığı’na «tebligat» yapılarak «ticaret sicil müdürlüğüne» hiç tebligat yapılmadan davanın sürdürülmüş ve karar verilmiş, ise de, bu doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın iptali istenen «ortaklar kurulu» kararından önce yine usulsüz olarak «şirket merkezi» dışında ortaklar kurulunu toplayarak müdür olan davacı ...’un görevine «son» verilmesine ilişkin karar aldığı, bu kararın mahkemece «yokluk» ile malul olduğuna ilişkin karar verildiği, dava konusu 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu kararının da bu nedenle «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile 08.05.2000 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptaline», birleşen davada ise tasfiyeye ilişkin usulüne uygun olarak alınan 13.6.1997 tarihli kararın tescili isteminin reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle, «ticaret sicil müdürlüğünün» red işleminin iptaline karar verilmiştir.
Ortaklar kuruluna «çağrı usulsüz» ise de, Dairemiz’in uygulamalarında bu hususun ortaklara sadece «iptal davası» açma hakkı verebileceği, sırf bu nedenle «ortaklar kurulu» kararlarının «geçersiz» sayılmayacağı kabul edilmiştir.
Davacı ..., anasözleşme ile müdür olarak atandıktan sonra 20.06.1994 tarihli «ortaklar kurulu» ile yeniden müdür olarak atanmış olup, davalı şirketin anasözleşmesinin 9. maddesine göre müdürlerin şirketin ödenmiş esas sermayesinin %51’ini «temsil» eden hissedarların kararı ile değiştirilebileceğinin düzenlenmiş olması karşısında, davaya konu ortaklar kurulu toplantısında «müdürün azli» ve yeni müdürün seçimi, gerek TTK’nın 162. maddesinde ve gerekse anasözleşmede belirlenen «nisaba» uygun olarak gerçekleştirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet kuralları · yokluk · şirket merkezi mahkemesi · şirket müdürü · iyiniyet · feragat · hukuki yarar · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’ın iptali istenen «ortaklar kurulu» kararından önce yine usulsüz olarak «şirket merkezi» dışında ortaklar kurulunu toplayarak müdür olan davacı ...’un görevine «son» verilmesine ilişkin karar aldığı, bu kararın mahkemece «yokluk» ile malul olduğuna ilişkin karar verildiği, dava konusu 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu kararının da bu nedenle «iyiniyet kuralları» ile bağdaşmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile 08.05.2000 tarihli «ortaklar kurulu kararının iptaline», birleşen davada ise tasfiyeye ilişkin usulüne uygun olarak alınan 13.6.1997 tarihli kararın tescili isteminin reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle, «ticaret sicil müdürlüğünün» red işleminin iptaline karar verilmiştir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulunun usulsüz davet ile «şirket merkezi» dışında davalı ...’a ait işyerinde toplandığını ve davalı ...’ın şirket tarafından kendisi hakkında başlatılan takiplerden «feragat» edilerek takiplerin sonuçsuz kalması için «şirket müdürü» olan müvekkili ...’un azline ve müdür olarak davalı ...’ın işçisinin seçilmesine ilişkin alınan kararların batıl olduğunu ileri sürerek, iş bu davayı açmıştır.
1-Asıl dava, «limited şirket» «ortaklar kurulu» kararının «yokluk» ile malul olduğunun tesbiti, birleşen dava ise «ticaret sicil müdürlüğü» işleminin iptali istemine ilişkindir.
Ayrıca, davacılar tarafından yeni müdür olarak seçilen Elaaddin isimli kişinin davalı ... hakkında şirketin başlattığı takiplerden «feragat» etmek, dolayısı ile takipleri sonuçsuz bırakmak için seçildiği iddia edilmiş ise de, bu iddia ispat edilemediği gibi, iddianın sabit olması halinde dahi TTK’nın 556. maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 342 ve 309. maddelerine göre müdürün hukuki ve cezai sorumluluğu sözkonusu olabilecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4076 E. 2019/3397 K.
Ortak:karar verilmesine yer olmadığına
İncelediğiniz karardaKomitesi ve APTKO UZSELHOZSNABREMONT ve Adalet Bakanlığının temyiz dilekçesinin reddine karar verilerek kararların kesinleştiği gerekçesiyle bu davalılar hakkında karar «verilmesine yer olmadığına»” şeklinde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürünün azli» hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine dair kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün azli
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürünün azli» hususundaki davanın konusuz kalmış olması nedeniyle esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davacının şirket yetkilisi olarak seçilmesi talebinin reddine dair kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6111 E. 2013/21601 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davaların birleştirilmesi · muvafakat · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen dava ile eldeki dava arasında bağlantı bulunduğu, «davaların birleştirilmesi» yönünde anılan mahkemenin de «muvafakatinin» olduğu gerekçesiyle, davaların birleştirilmesine karar verilmiştir.
Dava, markaya tecavüz, «haksız rekabetin» durdurulması, önlenmesi, bu yöndeki ürünlere el konulması ve bu ürünlerine imhası talebine ilişkin olup, eldeki dava ile dava konusu markanın hükümsüzlüğü talebiyle açılan davalar arasında bağlantı bulunduğundan bahisle mahkemece birleştirme kararı verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1914 E. 2018/7421 K.
Ortak:husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu ortaklar kuruluna «çağrının usulsüz» olması durumunda dahi bu hususun ortaklara sadece «iptal davası» açma hakkı verebileceği, sırf bu nedenle «ortaklar kurulu» kararlarının «geçersiz» sayılamayacağı, dava konusu 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacıların hazır oldukları halde kararların alınması sırasında toplantıyı «terk» ettikleri ve davacılara ait %34 dışındaki payların tamamı «temsil» edilmek suretiyle kalan ortakların oybirliği ile «müdürün azli» ve yeni müdürün seçilmesine karar verildiği, davaya konu ortaklar kurulu toplantısında müdürün azli ve yeni müdürün seçiminin, gerek TTK’nın 162. maddesinde ve gerekse anasözleşmede belirlenen «nisaba» uygun olarak gerçekleştirildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, davalı ... aleyhine de dava açmış ise de; ortak durumunda olan Rezzak’a kişisel yönden «husumet» düşmeyeceği gerekçesiyle, bu davalı yönünden davanın husumetten reddine, asıl davada ve birleşen davada davalı sıfatı bulunan davalılar Özbekistan SSG Devlet Koop.
Limited Şirketi’ne karşı açılan asıl ve birleşen davanın reddine” yine “davacı tarafça davalı ...’a karşı açılan asıl ve birleşen davanın «husumetten» reddine” şeklinde karar vermiştir.
Birleşen davada davalı ... sicili müdürlüğüne «husumet» yöneltilebilecekken «temsilcide» yanılma sonucu İstanbul Ticaret Sicil Müdürülüğüne «izafeten» Adalet Bakanlığı temsilci olarak gösterilmiş ve sonucunda Adalet Bakanlığı’na «tebligat» yapılarak «ticaret sicil müdürlüğüne» hiç tebligat yapılmadan davanın sürdürülmüş ve karar verilmiş, ise de, bu doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaSomut olayda, asıl ve birleşen davalarda davacıların aktif taraf sıfatının («husumet») varlığına ilişkin olan ve mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu husus hakkında usulü eksiklik tamamlanmadan, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek ve anılan poliçelere dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:açık muvafakat · dain-i mürtehin · rehin hakkı · icazet · sigorta tazminatı · rehin · muvafakat · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaTarım Kredi Koop. «rehin hakkı» bulunduğundan, «sigortadan tazminat» talep etme hakkı da öncelikle ona aittir.
Sigortalı ancak lehine «rehin» verilen alacaklının «açık muvafakatini» almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur.
Tarım Kredi Koop.'dan açılan davaya «muvafakat» veya «icazetleri» olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için asıl ve birleşen davacılara süre verilmesi ve bu usulü eksiklik tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekir.
1-Asıl ve birleşen davalar, bitkisel ürün «sigorta poliçenden» kaynaklanan tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18115 E. 2015/3241 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay devir sözleşmesi · ödeme planı · terditli dava · anonim şirket
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nde devam eden davanın «pay devir sözleşmesine» konu hisse senet satışı ve bu satışın değerlendirilmesi ile ilgili olup, bağlayıcı pay devir sözleşmesinde devir bedeli ve ödeme esasının yeniden düzenlenmesine yönelik «terditli» istem bulunduğu, mahkeme dosyasında ise 31.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nde belirlenecek «ödeme planı» doğrultusunda alacağın tahsiline yönelik karar verileceği gerekçesi ile mahkeme dosyasının İstanbul 31.
1-Dava, «anonim şirket» hisse satış bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın aralarında İstanbul 31.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2994 E. , 2021/1580 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06.12.2018 tarih ve 2017/202-2018/1308 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin duruşmalı olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 23.02.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilleri ile davalıların Öztürk Dış Ticaret Ltd. Şti’nin ortakları olduklarını, davalı ...’ın şirkete ait borcundan kurtulmak ve kendi belirlediği kişiyi müdür olarak seçmek için şirket merkezi dışında davet usulüne uymaksızın ortaklar kurulunu topladığını ve müvekkillerinin katılımı olmaksızın şirket müdürü olan müvekkili davacı ...’nin görevine son verilerek yerine şirket hissedarı olmayan dava dışı bir kişinin seçildiğini, alınan kararın yokluk ile malul olduğunu ileri sürerek, 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu kararının iptalini, talep ve dava etmiş, birleşen dosyada ise İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun 12.06.2000 tarihli 46725 sayılı tasfiye kararının sicile tescili talebinin reddine dair ticaret sicil memurunun işleminin iptaline ve tasfiye kararının ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca dava konusu ortaklar kuruluna çağrının usulsüz olması durumunda dahi bu hususun ortaklara sadece iptal davası açma hakkı verebileceği, sırf bu nedenle ortaklar kurulu kararlarının geçersiz sayılamayacağı, dava konusu 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu toplantısında davacıların hazır oldukları halde kararların alınması sırasında toplantıyı terk ettikleri ve davacılara ait %34 dışındaki payların tamamı temsil edilmek suretiyle kalan ortakların oybirliği ile müdürün azli ve yeni müdürün seçilmesine karar verildiği, davaya konu ortaklar kurulu toplantısında müdürün azli ve yeni müdürün seçiminin, gerek TTK’nın 162.
maddesinde ve gerekse anasözleşmede belirlenen nisaba uygun olarak gerçekleştirildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, davalı ... aleyhine de dava açmış ise de; ortak durumunda olan Rezzak’a kişisel yönden husumet düşmeyeceği gerekçesiyle, bu davalı yönünden davanın husumetten reddine, asıl davada ve birleşen davada davalı sıfatı bulunan davalılar Özbekistan SSG Devlet Koop. Komitesi ve APTKO UZSELHOZSNABREMONT ile Adalet Bakanlığı temyiz dilekçelerinin reddine karar verilerek adı geçenler hakkında evvelce verilen kararlar kesinleştiğinden bu davalılar hakkında yeniden hüküm tesis edilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, davalı limited şirketin 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu kararının iptali, birleşen dava ise, 08.05.2000 tarihli ortaklar kurulu kararının ticaret siciline tescili isteminin reddine ilişkin ticaret sicil müdürlüğü kararının iptali ile 13.06.1997 tarihli ortaklar kurulu kararlarının sicile tescilinin sağlanmasına ilişkin olup mahkemece yukarıda özetlenen şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, HMK m. 166 vd. uyarınca aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir ise de, bu durum asıl ve birleşen davanın ayrı dava olma niteliğini değiştirmez. Bir başka ifade ile birleştirilen davalar mahkemece birlikte incelenir ise de yargılamanın sonunda, birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Oysa, asıl ve birleşen davalar bakımından somut olayda mahkemece, “davacı tarafça davalı ... Limited Şirketi’ne karşı açılan asıl ve birleşen davanın reddine” yine “davacı tarafça davalı ...’a karşı açılan asıl ve birleşen davanın husumetten reddine” şeklinde karar vermiştir.
Bu durumda mahkemece, asıl ve birleşen davalar için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu gibi tek bir dava varmışcasına hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerekmiştir.
Ayrıca, mahkemece hükmün 1 nolu bendinde “asıl davada ve birleşen davada davalı sıfatı bulunan davalılar Özbekistan SSG Devlet Koop. Komitesi ve APTKO UZSELHOZSNABREMONT ve Adalet Bakanlığının temyiz dilekçesinin reddine karar verilerek kararların kesinleştiği gerekçesiyle bu davalılar hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm tesisi de doğru olmamıştır. Zira, bozma öncesinde yapılan yargılamada kurulan hüküm için bu davalıların vaki temyiz istemleri reddedilmiş isede karar için açıkça bir onama yapılmamış olmakla yeniden karar verilmesi gerekir.
Birleşen davada davalı ... sicili müdürlüğüne husumet yöneltilebilecekken temsilcide yanılma sonucu İstanbul Ticaret Sicil Müdürülüğüne izafeten Adalet Bakanlığı temsilci olarak gösterilmiş ve sonucunda Adalet Bakanlığı’na tebligat yapılarak ticaret sicil müdürlüğüne hiç tebligat yapılmadan davanın sürdürülmüş ve karar verilmiş, ise de, bu doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, öncelikle ticaret sicil müdürlüğüne dava dilekçesi tebliğ edilip cevap verirse buna göre deliller toplanıp inceleme yapılır. Sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılması da doğru olmamıştır.
Sonuç olarak, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı sonuçlandırılıp haklarında ayrı ayrı hüküm kurmak ve ticaret sicil müdürlüğüne duruşma günü bildirir davetiye tebliği gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yukarıda özetlenen şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılara iadesine, 23.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/659685900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz