Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2717 E. 2021/1297 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dönme hakkı↗ gizli ayıp↗ re'sen gözetilme↗ ihbar yükümlülüğü↗ ayıp↗ ticari dava niteliği↗ garantörlük↗ yenileme↗ kamu düzeni↗ anonim şirket↗ ihbar↗ görevsizlik kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia,savunma,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, distribütör Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi'nin bayii olan davalı ... San. Tic. Ltd. Şirketi'nden satın alınan ve garanti belgesine göre Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından garantilenen ... plakalı taşıtın, alındığı tarihten itibaren, sürekli olarak çeşitli arızalar doğurduğu, defalarca servise gidilmesi ve onarılması bildirilmesine rağmen arızaların tekrarlandığı, bunun araç malikinin taşıttan yararlanmasını engellediği, sürekli tekrarlayan ve onarıldığı bildirilmesine rağmen yenilenen arızaların önceden bilinemeyeceği nedeniyle gizli ayıp niteliğinde olduğu, servis işlerinin davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından bilindiği ihbarının yazılı bir şekilde yapılmamış olmasının ihbar yükümlüğünün yerine getirilmediği sonucu doğuramayacağı, kaldı ki sürekli yenilenen ayıplar nedeniyle davacının böyle bir talepte bulunmak zorunda kaldığı, dolayısıyla Borçlar Kanunu'nun 219. ve devam eden maddelerinde belirtilen satıştan dönme hakkının kullanımının mümkün olduğu davacının aracın iadesi ve bedelinin kendisine ödenme talebinin bu kapsamda kabul edilebilir bir talep olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı her iki davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava, ticari faaliyette kullanılan araç satışından kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup, Yargıtay (kapatılan)13. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2013 gün ve 2013/10274 - 22116 sayılı kararında da belirtildiği üzere 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi kapsamında ticari dava niteliğinde olup genel hükümlere göre TTK'nın 5. maddesi uyarınca müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunan yerlerde Asliye Ticaret Mahkemesince bulunmayan yarlerde ise Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesince davaya bakılmalıdır. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu durumda, mahkemece davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6439 E. 2023/6266 K.
Ortak:dönme hakkı · gizli ayıp · re'sen gözetilme · ihbar yükümlülüğü · ayıp · garantörlük · yenileme · kamu düzeni · görev/görevsizlik · Alacak
İncelediğiniz karardaŞirketi'nden satın alınan ve «garanti» belgesine göre Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından garantilenen ... plakalı taşıtın, alındığı tarihten itibaren, sürekli olarak çeşitli arızalar doğurduğu, defalarca servise gidilmesi ve onarılması bildirilmesine rağmen arızaların tekrarlandığı, bunun araç malikinin taşıttan yararlanmasını engellediği, sürekli tekrarlayan ve onarıldığı bildirilmesine rağmen «yenilenen» arızaların önceden bilinemeyeceği nedeniyle «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, servis işlerinin davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından bilindiği «ihbarının» yazılı bir şekilde yapılmamış olmasının «ihbar yükümlüğünün» yerine getirilmediği sonucu doğuramayacağı, kaldı ki sürekli yenilenen ayıplar nedeniyle davacının böyle bir talepte bulunmak zorunda kaldığı, dolayısıyla Borçlar Kanunu'nun 219. ve devam eden maddelerinde belirtilen satıştan «dönme hakkının» kullanımının mümkün olduğu davacının aracın iadesi ve bedelinin kendisine ödenme talebinin bu kapsamda kabul edilebilir bir talep olduğu gerekçesiyle davanın kabul …
Görev «kamu düzenine» ilişkin olduğundan mahkemece re'«sen gözetilmelidir».
Benzer bu karardaŞirketi'nden satın alınan ve «garanti» belgesine göre Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından garantilenen 10 TE 999 plakalı taşıtın, alındığı tarihten itibaren sürekli olarak çeşitli arızalar doğurduğu, defalarca servise gidilmesi ve onarılması bildirilmesine rağmen arızaların tekrarlandığı, bunun araç malikinin taşıttan yararlanmasını engellediği, sürekli tekrarlayan ve onarıldığı bildirilmesine rağmen «yenilenen» arızaların önceden bilinemeyeceği nedeniyle «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, servis işlerinin davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından bilindiği, «ihbarın» yazılı bir şekilde yapılmamış olmasının «ihbar yükümlüğünün» yerine getirilmediği sonucu doğuramayacağı, kaldı ki sürekli yenilenen ayıplar nedeniyle davacının böyle bir talepte bulunmak zorunda kaldığı, dolayısıyla satıştan «dönme hakkının» kullanımının mümkün olduğu davacının aracın iadesi ve bedelinin kendisine ödenme talebinin bu kapsamda kabul edilebilir bir talep olduğu gerekçesiyle davanın kabul …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «görevsiz» mahkemede alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 10 TE 999 plakalı ticari araç, satın alındığı tarihten itibaren kronik şekilde arıza çıkardığı, bu durumun servis kayıtları ve iş emirleriyle sabit olduğu, aracın gizli ayıplı olduğunun kabulü için yeterli koşulların olduğu ve bilirkişi heyetinin de aynı yönde görüş bildirdiği, davacının her arıza sonucunda aracı yetkili servise götürerek tamir ettirdiği ancak sorunun düzelmediği, aracın her arıza uyarısı verdiğinde tamir edilmesinin davalıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 ve devamı maddeleri uyarınca sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, zira sıfır kilometre «garantili» bir araç alan davacının sürekli arızalarla karşılaşarak aracını tamire götürmek zorunda kalmasının o maldan beklenen faydayı azalttığı ve/veya ortadan kaldırdığı, davacının söz konusu aracı servise götürerek arıza bildiriminde bulunması yeterli olup, ayrıca «ayıp» ihbarında bulunmasına gerek olmadığı, bu durumda davacının satıcı ve distribütöre yönelttiği dava ile satıştan «dönme hakkını» kullanarak «bedel iadesi» isteminde bulunması talebi haklı görüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 53.750,00TL araç bedelinin 12.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle …
Görev «kamu düzenine» ilişkin olduğundan mahkemece re'«sen gözetilmelidir».
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:muayene yükümlülüğü · ayıba karşı tekeffül · cayma hakkı · değer kaybı · ayıp ihbarı · bedel iadesi · keşif · hakkaniyet
Benzer bu karardaHuzurdaki davada bu şartların gerçekleşmediğini, ayıbın sözleşmede yarar ve «hasarın» alıcıya geçmesi anında satılanda mevcut olmadığını, alıcının «muayene yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, ayrıca «ihbar» külfetini yerine getirmediğini, davacı tarafından onarım hakkının kullanıldığını ve yapılan testler neticesinde herhangi bir sorun da tespit edilmediğinden davacının sözleşmeden «cayma hakkını» kullanmasının mümkün olmadığını, uyuşmazlığa konu aracın 02.04.2010 tarihinde trafiğe çıktığını, 26.08.2015 tarihindeki «son» servis «kaydına» göre toplam 293.427 kilometre yol katettiğini, bilirkişilerce araçtan yararlanılmadığını ve giderilemeyen tekrarlayan arıza ile kullanıldığını mevcut kullanım karşısında açıklanamadığını, bu nedenle tamamen kişisel görüş ve yorumlara yer verilecek şekilde bilirkişilerce araç yönünden değerlendirmelerde bulunulduğunu, araç üzerinde yapılan tek «keşif» ile hazırlanan ilk bilirkişi raporunda araçta bir arızanın tespit edilemediğini, sonrasında alınan raporların bilimsellikten uzak biçimde dosya üzerinde yapılan inceleme ile «ayıp» bulunduğunun ifade edildiğini, dava konusu aracın müvekkile iadesi söz konusu olmadan (davacı kendi edimini yerine getirmeden) faiz işletilmesinin mümkün olmadığını, aracın her türlü takyidattan ari bir şekilde müvekkile iadesi ile hukuken geçerli bir «teslim» söz konusu olmadığından faize hükmedilmesi olanaksız olduğunu, ayrıca kullanım bedelinin «hakkaniyet» gereği değerlendirmesi gerektiğini, araçta ayrıca kayıtlı veya kayıt dışı varsa gerçek «değer kaybının» da tespit edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Şti vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ayıp» iddiasını kabul anlamına gelmemek «kaydı» ile davanın süresinde açılmadığını, davacı tarafın «ayıp ihbarı yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, araçta gizli bir ayıbın varlığından söz edilemeyeceği gibi araçta oluşan arızaların aracın kullanımını ve araçtan yararlanmayı etkilemesinden de söz edilemeyeceğini, aracın müvekkili şirketten satın alındıktan sonra toplamda 7 kez servise geldiğini, bunların 4 ünün çeşitli arızalar sebebiyle 3 kez de normal bakım için geldiğini, aracın arıza adı altında servise gelen sonraki 3 başvurusunda davacı tarafından araç kapısı ve tavanından ses geldiği şikâyeti dile getirildiğini, mevcut bir arıza tespiti yapılamamış olmasına karşılık müşteri memnuniyeti kapsamında aracın camları değiştirilerek tavanının kumaşla kaplandığını, bu arıza beyanlarının mekanikle hiçbir ilgisi bulunmadığını, tamamen davacının kişisel talepleriyle ilgili olduğunu, aracın müvekkili şirket dışındaki servis müracaatlarının da mekanik arızalara bağlı olmadığı, rutin bakım ve ses geliyor şikâyetine dayalı olduğunu, ilk «bilirkişi incelemesinde» de bilirkişilerce iddia edildiği gibi bir arızanın tespit edilemediğinin rapor edildiğini, sonraki raporlarda hangi arızanın gizli ayıbın kaynağı olduğunu, araçtan yararlanamamayı nasıl sağladığı gibi hiçbir açıklayıcı bilgiye yer verilmediğini, «son» servis kaydında aracın 293.427 km ye ulaştığını, ekonomik ömrünü tamamlayacak olan araçtan faydalanılamadığından söz edilemeyeceğini, bizzat araç üzerinde inceleme yaparak rapor düzenleyen bilirkişilerin beyanlarından da anlaşılacağı üzere araçta bir ayıbın söz konusu olmadığını, onarım hakkını kullanan davacının «bedel iadesi» talebinde bulunamayacağını, Mahkemece bedel iadesi ile birlikte bu bedele «yasal faiz» işletilmesine karar verilmiş ise de bunun da hatalı olduğunu, aracın halen davacı adına kayıtlı olup müvekkilinin kullanımında olmadığını, ayrıca araç uzun süre da …
2.Davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; aracın ticari araç olması nedeniyle davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, süresinde «ayıp ihbarının» yapılmadığını, araçta ürün kaynaklı ve giderilemeyen bir problem olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «görevsiz» mahkemede alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 10 TE 999 plakalı ticari araç, satın alındığı tarihten itibaren kronik şekilde arıza çıkardığı, bu durumun servis kayıtları ve iş emirleriyle sabit olduğu, aracın gizli ayıplı olduğunun kabulü için yeterli koşulların olduğu ve bilirkişi heyetinin de aynı yönde görüş bildirdiği, davacının her arıza sonucunda aracı yetkili servise götürerek tamir ettirdiği ancak sorunun düzelmediği, aracın her arıza uyarısı verdiğinde tamir edilmesinin davalıların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 ve devamı maddeleri uyarınca sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, zira sıfır kilometre «garantili» bir araç alan davacının sürekli arızalarla karşılaşarak aracını tamire götürmek zorunda kalmasının o maldan beklenen faydayı azalttığı ve/veya ortadan kaldırdığı, davacının söz konusu aracı servise götürerek arıza bildiriminde bulunması yeterli olup, ayrıca «ayıp» ihbarında bulunmasına gerek olmadığı, bu durumda davacının satıcı ve distribütöre yönelttiği dava ile satıştan «dönme hakkını» kullanarak «bedel iadesi» isteminde bulunması talebi haklı görüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 53.750,00TL araç bedelinin 12.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11293 E. 2012/18017 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15730 E. 2012/713 K.
Ortak:garantörlük · ihbar
İncelediğiniz karardaŞirketi'nden satın alınan ve «garanti» belgesine göre Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından garantilenen ... plakalı taşıtın, alındığı tarihten itibaren, sürekli olarak çeşitli arızalar doğurduğu, defalarca servise gidilmesi ve onarılması bildirilmesine rağmen arızaların tekrarlandığı, bunun araç malikinin taşıttan yararlanmasını engellediği, sürekli tekrarlayan ve onarıldığı bildirilmesine rağmen «yenilenen» arızaların önceden bilinemeyeceği nedeniyle «gizli ayıp» niteliğinde olduğu, servis işlerinin davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından bilindiği «ihbarının» yazılı bir şekilde yapılmamış olmasının «ihbar yükümlüğünün» yerine getirilmediği sonucu doğuramayacağı, kaldı ki sürekli yenilenen ayıplar nedeniyle davacının böyle bir talepte bulunmak zorunda kaldığı, dolayısıyla Borçlar Kanunu'nun 219. ve devam eden maddelerinde belirtilen satıştan «dönme hakkının» kullanımının mümkün olduğu davacının aracın iadesi ve bedelinin kendisine ödenme talebinin bu kapsamda kabul edilebilir bir talep olduğu gerekçesiyle davanın kabul …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; araçta üretim hatası bulunduğu, aracın 2 yıllık «garanti» süresinin 08/12/2007 tarihinde dolduğu, tamir işleminin «garanti süresi» içerisinde yapılmakla birlikte arızanın garanti süresi dolduktan sonra oluştuğu, yapılan tamirat ile ilgili belgelerin davacıdan gizlenmediği, ticari araç kullanan ve «tacir» konumunda olan davacının 14/12/2007 tarihinde 2. arızanın oluşması sonrası, araçtaki ayıbı öğrenmesine rağmen öğrenme tarihinden itibaren TTK'nun 25/3 maddesindeki 2 ve 8 günlük süreler içinde davalılara «ihbarda» bulunmadığı gibi 6 ay içerisinde «ihtarname» de göndermediği, gönderilen ihtarnamenin ise 17/06/2008 tarihli olduğu, davalıların «zamanaşımı» itirazlarının yerinde olduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu noktada «ihbarın süresi» içerisinde yapılıp yapılmadığı «garanti» veren açısından önemli değildir.
Dava, «garanti sözleşmesine» istinaden açılmış olup «husumet» de garanti veren davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. ve servis hizmeti veren davalı ....
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar süresi · garanti süresi · garanti kapsamı · garanti sözleşmesi · satış sözleşmesi · ihtarname · tacir · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre; araçta üretim hatası bulunduğu, aracın 2 yıllık «garanti» süresinin 08/12/2007 tarihinde dolduğu, tamir işleminin «garanti süresi» içerisinde yapılmakla birlikte arızanın garanti süresi dolduktan sonra oluştuğu, yapılan tamirat ile ilgili belgelerin davacıdan gizlenmediği, ticari araç kullanan ve «tacir» konumunda olan davacının 14/12/2007 tarihinde 2. arızanın oluşması sonrası, araçtaki ayıbı öğrenmesine rağmen öğrenme tarihinden itibaren TTK'nun 25/3 maddesindeki 2 ve 8 günlük süreler içinde davalılara «ihbarda» bulunmadığı gibi 6 ay içerisinde «ihtarname» de göndermediği, gönderilen ihtarnamenin ise 17/06/2008 tarihli olduğu, davalıların «zamanaşımı» itirazlarının yerinde olduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacıya ait aracın «garanti süresi» içerisine arızalandığı ve servis başvurusunun da bu süre içerisinde yapılmış olduğu çekişmesiz olduğuna göre, uyuşmazlığın çözümü araçtaki arızanın «garanti kapsamında» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava, «garanti sözleşmesine» istinaden açılmış olup «husumet» de garanti veren davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. ve servis hizmeti veren davalı ....
Bu noktada «ihbarın süresi» içerisinde yapılıp yapılmadığı «garanti» veren açısından önemli değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2717 E. , 2021/1297 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.02.2016 tarih ve 2015/80-2016/56 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalılar vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı ...'den araç satın aldığını, Yağcı Otomotiv'in diğer davalı Doğuş Otomotiv'in Balıkesir Bayisi olduğunu, 11.07.2010 günü seyir halinde iken aracın birden çekişten düştüğünü, göstergelerin ikaz vermeye başladığını, aracını servise götürdüğünü, araçta üretim hatasının olduğunun söylendiğini, servisten çıktıktan sonra da aracın 200 metre gidemeden tekrar yolda kaldığını, aracın 16 kez servise gittiğini ve arızaların halen tam olarak giderilmediğini, araçtaki tüm ayıpların ihtarname ile Doğuş Otomotiv A.Ş.'ye ve Yağcı Otomotiv Ltd. Şti'ye tebliğ edildiğini fakat bu konularda geri dönüş yapılmadığını belirterek öncelikle aracın satış bedeli olan 53.750,00 TL'nin temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini yada aynı model ve nitelikteki bir araç ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ltd. Şti'nin vekili, sözkonusu aracın 16 kez değil 7 kez servise getirildiğini, bunun 4'ünün çeşitli arızalar 3'ünün de normal bakım için olduğunu, yol yardımının doğrudan davalı bayi tarafından yapılmadığını, İstanbul’daki genel dağıtıcıdan yardım talep etmesi gerektiğinin kendisine iletildiğini, bu bilgilendirme sonrasında ilk olarak 07.07.2010 tarihinde 15.000 bakımı için servise geldiklerini, arızalı parçanın hemen getirildiğini ve arızanın giderildiğini, bundan sonraki aracın servise müracaatlarının hiçbirisinin bu arızalarla ilgili olmadığını, araçta imalat hatasının bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. vekili, aracın ticari araç olması nedeniyle davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğini, süresinde ayıp ihbarının yaılmadığını, araçta ürün kaynaklı ve giderilemeyen bir problem olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia,savunma,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, distribütör Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi'nin bayii olan davalı ... San. Tic. Ltd. Şirketi'nden satın alınan ve garanti belgesine göre Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından garantilenen ... plakalı taşıtın, alındığı tarihten itibaren, sürekli olarak çeşitli arızalar doğurduğu, defalarca servise gidilmesi ve onarılması bildirilmesine rağmen arızaların tekrarlandığı, bunun araç malikinin taşıttan yararlanmasını engellediği, sürekli tekrarlayan ve onarıldığı bildirilmesine rağmen yenilenen arızaların önceden bilinemeyeceği nedeniyle gizli ayıp niteliğinde olduğu, servis işlerinin davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından bilindiği ihbarının yazılı bir şekilde yapılmamış olmasının ihbar yükümlüğünün yerine getirilmediği sonucu doğuramayacağı, kaldı ki sürekli yenilenen ayıplar nedeniyle davacının böyle bir talepte bulunmak zorunda kaldığı, dolayısıyla Borçlar Kanunu'nun 219.
ve devam eden maddelerinde belirtilen satıştan dönme hakkının kullanımının mümkün olduğu davacının aracın iadesi ve bedelinin kendisine ödenme talebinin bu kapsamda kabul edilebilir bir talep olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı her iki davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava, ticari faaliyette kullanılan araç satışından kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup, Yargıtay (kapatılan)13. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2013 gün ve 2013/10274 - 22116 sayılı kararında da belirtildiği üzere 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi kapsamında ticari dava niteliğinde olup genel hükümlere göre TTK'nın 5. maddesi uyarınca müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunan yerlerde Asliye Ticaret Mahkemesince bulunmayan yarlerde ise Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesince davaya bakılmalıdır. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu durumda, mahkemece davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 16.02.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
01.04.2011 dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 1086 sayılı HUMK 25/3 maddesinde "Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile temyiz incelemesi sonucu kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararların, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlayacağı düzenlenmiştir.
Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK 23/2 maddesi ile de, aynı şekilde hüküm getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olmayıp işbölümü ilişkisi olduğu 01.04.2011 dava tarihinde Tüketici Mahkemesi sıfatıyla Gönen Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davada verilen 02.11.2012 tarihli kararın temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2013 gün ve 2013/10274-22116 sayılı kararı ile uyuşmazlıkta Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuş, kararın kesinleşmesi ile Tüketici Mahkemesince Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edilmiş, Gönen Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.10.2014 gün 1014/21-775 sayılı kararı ile bu kez yetkisizlik kararı verilerek dosya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, İstanbul Asliye 25.
Hukuk Mahkemesince temyize konu hüküm tesis edilmiştir.
Yasal dayanağı yukarıda açıklandığı üzere, Gönen Tüketici Mahkemesi kararının, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince görev noktasından bozulması ve bu kararın kesinleşmesinden sonra artık başka türlü Görevsizlik kararı verilmesi mümkün değildir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin göreve ilişkin bozma kararı, davaya bakan Asliye Hukuk Mahkemesini bağladığı gibi, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesini'de bağlamaktadır.
Çoğunluk görüşünde HMK 23/2 (1086 sayılı HUMK 25/3) maddesinin açık hükmü karşısında isabet bulunmamaktadır.
Davalıların sair temyiz itirazlarının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kararın yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/659433900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz