Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4396 E. 2021/3198 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilamların icrası↗ dava şartı arabuluculuk↗ arabuluculuk dava şartı↗ arabuluculuk başvurusu↗ cebri icra↗ mutlak ticari dava↗ arabuluculuk↗ bankacılık işlemi↗ menfi tespit davası↗ ilamsız icra takibi↗ davanın konusu↗ ticari dava niteliği↗ emredici hüküm↗ kötüniyet tazminatı↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ tazminat davası↗ infaz↗ olumsuz oy↗ istirdat↗ usulden reddi↗ kredi sözleşmesi↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılamaya göre, bankacılık işlemi niteliğindeki tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsiline yönelik yapılan ilamsız icra takibinin dayanağı olan tarımsal kredi sözleşmesinde davacının kefilliğinin bulunmamasına dayalı olarak menfi tespit davası açıldığı, Tarımsal Kredi Sözleşmesi'ne dayalı davalar TTK'nın 4/1-f maddesi kapsamında mutlak ticari dava niteliği bulunduğundan görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğu, yargı çevresinde münferit yargılama yapan ticaret mahkemesi bulunmadığından davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, diğer yandan eldeki davanın 6102 sayılı TTK’nun 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabi davalardan olduğunun anlaşıldığı, davacının dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmadığı, davada davacının dava açmadan önce 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabulucuya başvurmadan dava açtığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, davaya esastan karar verilmediğinden davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı, dava açmadan önce arabuluculuğa başvurduğuna dair beyanda bulunmadığı gibi dosya içerisinde de arabuluculağa başvuruya (ve sona ermesine) ilişkin belge de bulunmadığı, bu durumda 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde yasaya aykırı bir hal söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir ticari davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olabilmesi bazı koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Buna göre; (a) Öncelikle konusu, bir miktar paranın ödenmesi olmalı, (b) Sonra dava konusu olan bir miktar paranın ödenmesi için yapılan talep, bir alacak veya tazminat talebi olarak ileri sürülmelidir. Bu koşulların bulunması halinde dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olacaktır. Bu koşulların gerçekleşmediği ticari davalarda davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmeyecektir.
Kanun maddesinin metni ve gerekçesi bu kadar açık ve net olup zorlamayla da olsa genişletici bir yorum yapılmasına elverişli değildir. Zaten ileri ve özgürlükçü hukuk düzenlerinde zorunlu ve emredici kuralların dar yorumlanması esastır. Menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK’nun 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi sayısız hukuki sakıncalara da neden olacaktır. Bu itibarla kanun hükmünde öngörülen açık ifadelere rağmen dava şartı arabuluculuğun uygulama alanının genişletilmesi doğru değildir.
HMK’nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan menfi tespit davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemez. Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Başka bir deyişle, menfi tespit davasının niteliği gereği verilen kararlarda, yalnızca davacının borçlu olup olmadığı belirlenmekte, borçlu olmadığı kısma ilişkin olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İİK'nın 32. maddesi uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz. Oysa arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Ancak menfi tespit davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak cebri icraya konu edilip infaz edilemeyeceğinden, ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece arabulucuya başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2891 E. 2021/4366 K.
Ortak:ilamların icrası · dava şartı arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · cebri icra · arabuluculuk · menfi tespit davası · davanın konusu · emredici hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılamaya göre, «bankacılık işlemi» niteliğindeki tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklı alacağın tahsiline yönelik yapılan «ilamsız icra takibinin» dayanağı olan tarımsal kredi sözleşmesinde davacının kefilliğinin bulunmamasına dayalı olarak «menfi tespit davası» açıldığı, Tarımsal Kredi Sözleşmesi'ne dayalı davalar TTK'nın 4/1-f maddesi kapsamında «mutlak ticari» dava niteliği bulunduğundan «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğu, yargı çevresinde münferit yargılama yapan ticaret mahkemesi bulunmadığından davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, diğer yandan eldeki davanın 6102 sayılı TTK’nun 5/A maddesi kapsamında dava «şartı arabuluculuğa» tabi davalardan olduğunun anlaşıldığı, davacının dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurmadığı», davada davacının dava açmadan önce 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabulucuya başvurmadan dava açtığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine», davaya esastan karar verilmediğinden davalının «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak «menfi tespit» davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak «cebri icraya» konu edilip «infaz» edilemeyeceğinden, ticari davalarda «arabuluculuğa başvuruyu» dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak «menfi tespit davalarını» arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemesince, davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurduğuna» dair beyanda bulunmadığı gibi dosya içerisinde de arabuluculağa başvuruya (ve sona ermesine) ilişkin belge de bulunmadığı, bu durumda 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırı bir hal söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, somut uyuşmazlıkta, davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK'nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup tarafların arabulucuya başvurmadığı anlaşıldığından mahkemece dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak «menfi tespit» davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak «cebri icraya» konu edilip «infaz» edilemeyeceğinden, ticari davalarda «arabuluculuğa başvuruyu» dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak «menfi tespit davalarını» arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A-1 maddesi ve 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereği, «arabuluculuğa başvurmadan» dava açılmış olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · kambiyo senedi · bono · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaDava, «bonoya» dayalı «menfi tespit» talebine ilişkindir.
Davalıya dava «dilekçesi tebliğ» edilmemiştir.
Karara karşı, davalı tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesince, somut uyuşmazlıkta, davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK'nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup tarafların arabulucuya başvurmadığı anlaşıldığından mahkemece dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5144 E. 2021/7204 K.
Ortak:ilamların icrası · dava şartı arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · cebri icra · arabuluculuk · menfi tespit davası · davanın konusu · emredici hüküm · dava şartı · Borçlu olmadığının tespiti
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılamaya göre, «bankacılık işlemi» niteliğindeki tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklı alacağın tahsiline yönelik yapılan «ilamsız icra takibinin» dayanağı olan tarımsal kredi sözleşmesinde davacının kefilliğinin bulunmamasına dayalı olarak «menfi tespit davası» açıldığı, Tarımsal Kredi Sözleşmesi'ne dayalı davalar TTK'nın 4/1-f maddesi kapsamında «mutlak ticari» dava niteliği bulunduğundan «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğu, yargı çevresinde münferit yargılama yapan ticaret mahkemesi bulunmadığından davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, diğer yandan eldeki davanın 6102 sayılı TTK’nun 5/A maddesi kapsamında dava «şartı arabuluculuğa» tabi davalardan olduğunun anlaşıldığı, davacının dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurmadığı», davada davacının dava açmadan önce 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabulucuya başvurmadan dava açtığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine», davaya esastan karar verilmediğinden davalının «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak «menfi tespit» davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak «cebri icraya» konu edilip «infaz» edilemeyeceğinden, ticari davalarda «arabuluculuğa başvuruyu» dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak «menfi tespit davalarını» arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemesince, davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurduğuna» dair beyanda bulunmadığı gibi dosya içerisinde de arabuluculağa başvuruya (ve sona ermesine) ilişkin belge de bulunmadığı, bu durumda 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırı bir hal söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak «menfi tespit» davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak «cebri icraya» konu edilip «infaz» edilemeyeceğinden, ticari davalarda «arabuluculuğa başvuruyu» dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak «menfi tespit davalarını» arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamanın sonucunda, «arabulucuya başvurulmadan» iş bu davanın açıldığının anlaşılması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nın 5/A. maddesi ile 6325 sayılı Kanun'un 18/A. maddesi uyarınca dava «şartı yokluğu» sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bir ticari davanın açılmasından önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olabilmesi bazı koşulların gerçekleşmesine bağlıdır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4837 E. 2022/8477 K.
Ortak:ilamların icrası · arabuluculuk başvurusu · cebri icra · arabuluculuk · menfi tespit davası · tespit davası · dava şartı yokluğu · olumsuz oy · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılamaya göre, «bankacılık işlemi» niteliğindeki tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklı alacağın tahsiline yönelik yapılan «ilamsız icra takibinin» dayanağı olan tarımsal kredi sözleşmesinde davacının kefilliğinin bulunmamasına dayalı olarak «menfi tespit davası» açıldığı, Tarımsal Kredi Sözleşmesi'ne dayalı davalar TTK'nın 4/1-f maddesi kapsamında «mutlak ticari» dava niteliği bulunduğundan «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğu, yargı çevresinde münferit yargılama yapan ticaret mahkemesi bulunmadığından davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, diğer yandan eldeki davanın 6102 sayılı TTK’nun 5/A maddesi kapsamında dava «şartı arabuluculuğa» tabi davalardan olduğunun anlaşıldığı, davacının dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurmadığı», davada davacının dava açmadan önce 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabulucuya başvurmadan dava açtığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine», davaya esastan karar verilmediğinden davalının «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Ancak «menfi tespit» davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak «cebri icraya» konu edilip «infaz» edilemeyeceğinden, ticari davalarda «arabuluculuğa başvuruyu» dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak «menfi tespit davalarını» arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemesince, davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurduğuna» dair beyanda bulunmadığı gibi dosya içerisinde de arabuluculağa başvuruya (ve sona ermesine) ilişkin belge de bulunmadığı, bu durumda 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırı bir hal söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu nitelikte bir talep içermeyen «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK’nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması doğru değildir.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin «kambiyo senedine» dayalı olarak açılan «menfi tespit» davasında, davadan önce «arabuluculuğa başvurulmadığı», anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesine ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece «arabulucuya başvurulmadığından» davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borçlu olunmadığının tespiti · kambiyo senedi
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin «kambiyo senedine» dayalı olarak açılan «menfi tespit» davasında, davadan önce «arabuluculuğa başvurulmadığı», anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesine ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, ödendiği belirtilen ve takibe konulan kambiyo senedinden dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yukarıda özetlendiği üzere davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3656 E. 2020/2359 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · mutlak ticari dava · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılamaya göre, «bankacılık işlemi» niteliğindeki tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklı alacağın tahsiline yönelik yapılan «ilamsız icra takibinin» dayanağı olan tarımsal kredi sözleşmesinde davacının kefilliğinin bulunmamasına dayalı olarak «menfi tespit davası» açıldığı, Tarımsal Kredi Sözleşmesi'ne dayalı davalar TTK'nın 4/1-f maddesi kapsamında «mutlak ticari» dava niteliği bulunduğundan «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğu, yargı çevresinde münferit yargılama yapan ticaret mahkemesi bulunmadığından davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, diğer yandan eldeki davanın 6102 sayılı TTK’nun 5/A maddesi kapsamında dava «şartı arabuluculuğa» tabi davalardan olduğunun anlaşıldığı, davacının dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurmadığı», davada davacının dava açmadan önce 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabulucuya başvurmadan dava açtığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine», davaya esastan karar verilmediğinden davalının «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurduğuna» dair beyanda bulunmadığı gibi dosya içerisinde de arabuluculağa başvuruya (ve sona ermesine) ilişkin belge de bulunmadığı, bu durumda 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırı bir hal söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece «arabulucuya başvurulmadığından» davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu kararda… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır."düzenlemesine göre; davacının alacak talebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre «mutlak ticari» davalardan olduğu, mutlak ticari alacak talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu ve davacının arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince. ilk derece mahkemesince ticari davada «arabulucuk» dava şartının aranmasının hukuka uygun olduğu, dosyada davacının dava açmadan önce «arabuluculuk başvurusu» yapmadığını ilk derece mahkemesinin «ihtarı» üzerine 24/01/2019 tarihli dilekçe ile beyan ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddi» yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince. ilk derece mahkemesince ticari davada «arabulucuk» dava şartının aranmasının hukuka uygun olduğu, dosyada davacının dava açmadan önce «arabuluculuk başvurusu» yapmadığını ilk derece mahkemesinin «ihtarı» üzerine 24/01/2019 tarihli dilekçe ile beyan ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddi» yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4471 E. 2021/5774 K.
Ortak:dava şartı arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılamaya göre, «bankacılık işlemi» niteliğindeki tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklı alacağın tahsiline yönelik yapılan «ilamsız icra takibinin» dayanağı olan tarımsal kredi sözleşmesinde davacının kefilliğinin bulunmamasına dayalı olarak «menfi tespit davası» açıldığı, Tarımsal Kredi Sözleşmesi'ne dayalı davalar TTK'nın 4/1-f maddesi kapsamında «mutlak ticari» dava niteliği bulunduğundan «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğu, yargı çevresinde münferit yargılama yapan ticaret mahkemesi bulunmadığından davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, diğer yandan eldeki davanın 6102 sayılı TTK’nun 5/A maddesi kapsamında dava «şartı arabuluculuğa» tabi davalardan olduğunun anlaşıldığı, davacının dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurmadığı», davada davacının dava açmadan önce 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabulucuya başvurmadan dava açtığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine», davaya esastan karar verilmediğinden davalının «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurduğuna» dair beyanda bulunmadığı gibi dosya içerisinde de arabuluculağa başvuruya (ve sona ermesine) ilişkin belge de bulunmadığı, bu durumda 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırı bir hal söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak «menfi tespit» davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak «cebri icraya» konu edilip «infaz» edilemeyeceğinden, ticari davalarda «arabuluculuğa başvuruyu» dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak «menfi tespit davalarını» arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın nitelik olarak «menfi tespit davası» olduğu, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen TTK 5/A (1) maddesi gereğince arabuluculuk dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması talepli «menfi tespit davası» olup ilk derece mahkemesince ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davacının dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
… 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğundan «menfi tespit davası» niteliğindeki «ipoteğin kaldırılması» davasının sonuç itibariyle bir miktar paranın ödenmesi/ödenmemesi istemine ilişkin olduğu, yasal düzenleme gereğince bu tür davalarda dava açılmadan önce «arabulucuya başvurma» zorunluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipoteğin kaldırılması · ipoteğin fekki
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın nitelik olarak «menfi tespit davası» olduğu, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen TTK 5/A (1) maddesi gereğince arabuluculuk dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğundan «menfi tespit davası» niteliğindeki «ipoteğin kaldırılması» davasının sonuç itibariyle bir miktar paranın ödenmesi/ödenmemesi istemine ilişkin olduğu, yasal düzenleme gereğince bu tür davalarda dava açılmadan önce «arabulucuya başvurma» zorunluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması talepli «menfi tespit davası» olup ilk derece mahkemesince ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davacının dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5986 E. 2021/3832 K.
Ortak:dava şartı arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılamaya göre, «bankacılık işlemi» niteliğindeki tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklı alacağın tahsiline yönelik yapılan «ilamsız icra takibinin» dayanağı olan tarımsal kredi sözleşmesinde davacının kefilliğinin bulunmamasına dayalı olarak «menfi tespit davası» açıldığı, Tarımsal Kredi Sözleşmesi'ne dayalı davalar TTK'nın 4/1-f maddesi kapsamında «mutlak ticari» dava niteliği bulunduğundan «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğu, yargı çevresinde münferit yargılama yapan ticaret mahkemesi bulunmadığından davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, diğer yandan eldeki davanın 6102 sayılı TTK’nun 5/A maddesi kapsamında dava «şartı arabuluculuğa» tabi davalardan olduğunun anlaşıldığı, davacının dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurmadığı», davada davacının dava açmadan önce 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabulucuya başvurmadan dava açtığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine», davaya esastan karar verilmediğinden davalının «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurduğuna» dair beyanda bulunmadığı gibi dosya içerisinde de arabuluculağa başvuruya (ve sona ermesine) ilişkin belge de bulunmadığı, bu durumda 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırı bir hal söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak «menfi tespit» davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak «cebri icraya» konu edilip «infaz» edilemeyeceğinden, ticari davalarda «arabuluculuğa başvuruyu» dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak «menfi tespit davalarını» arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda… sinden anlaşıldığı üzere davaya konu icra takibinin dayanağının kambiyo senetleri olduğu, kambiyo senetlerinden kaynaklanan davaların 6102 sayılı Kanun çerçevesinde «ticari nitelikte» olduğu, davacının davasını Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla açtığı, bu durumda 6102 SK 5/A maddesi ve 6325 SK 18/a maddesi gereği ticari davalarda «zorunlu arabuluculuğa başvurma» dava şartının yerine getirilmeden davanın açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının «arabulucuya başvurmadan» 09/12/2019 tarihinde eldeki davayı açtığı, bu durumda ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu arabuluculuk
Benzer bu kararda… sinden anlaşıldığı üzere davaya konu icra takibinin dayanağının kambiyo senetleri olduğu, kambiyo senetlerinden kaynaklanan davaların 6102 sayılı Kanun çerçevesinde «ticari nitelikte» olduğu, davacının davasını Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla açtığı, bu durumda 6102 SK 5/A maddesi ve 6325 SK 18/a maddesi gereği ticari davalarda «zorunlu arabuluculuğa başvurma» dava şartının yerine getirilmeden davanın açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6050 E. 2021/4519 K.
Ortak:dava şartı arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece yapılan yargılamaya göre, «bankacılık işlemi» niteliğindeki tarımsal «kredi sözleşmesinden» kaynaklı alacağın tahsiline yönelik yapılan «ilamsız icra takibinin» dayanağı olan tarımsal kredi sözleşmesinde davacının kefilliğinin bulunmamasına dayalı olarak «menfi tespit davası» açıldığı, Tarımsal Kredi Sözleşmesi'ne dayalı davalar TTK'nın 4/1-f maddesi kapsamında «mutlak ticari» dava niteliği bulunduğundan «görevli» mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğu, yargı çevresinde münferit yargılama yapan ticaret mahkemesi bulunmadığından davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, diğer yandan eldeki davanın 6102 sayılı TTK’nun 5/A maddesi kapsamında dava «şartı arabuluculuğa» tabi davalardan olduğunun anlaşıldığı, davacının dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurmadığı», davada davacının dava açmadan önce 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabulucuya başvurmadan dava açtığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine», davaya esastan karar verilmediğinden davalının «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğa başvurduğuna» dair beyanda bulunmadığı gibi dosya içerisinde de arabuluculağa başvuruya (ve sona ermesine) ilişkin belge de bulunmadığı, bu durumda 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırı bir hal söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak «menfi tespit» davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak «cebri icraya» konu edilip «infaz» edilemeyeceğinden, ticari davalarda «arabuluculuğa başvuruyu» dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak «menfi tespit davalarını» arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, «arabulucuya başvurulmadan» dava açıldığı gerekçesiyle, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava «şartı yokluğu» gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4396 E. , 2021/3198 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.03.2019 tarih ve 2019/96 E. - 2019/166 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.09.2019 tarih ve 2019/851 E- 2019/1045 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle
dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka şubesinde 2010 yılında Genel Tarımsal Kredi Sözleşmesine kefil olarak imza attığını, söz konusu kredi sözleşmesine ilişkin imzası bulunan dosya kapatıldığı halde, imzasının, beyanının ve kabulünün bulunmayan başka bir dönemsel Genel Tarımsal Kredi Sözleşmesine ilişkin kendisinin yükümlülüklerini devam ettirdiğini ve kefil gösterdiğini tespit ettiğini, belirterek icra dosyasında borcunun olmadığının tespitine, kendisinden haksız yere tahsil edilen paranın yasal faizi ile tarafına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine, % 40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya göre, bankacılık işlemi niteliğindeki tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsiline yönelik yapılan ilamsız icra takibinin dayanağı olan tarımsal kredi sözleşmesinde davacının kefilliğinin bulunmamasına dayalı olarak menfi tespit davası açıldığı, Tarımsal Kredi Sözleşmesi'ne dayalı davalar TTK'nın 4/1-f maddesi kapsamında mutlak ticari dava niteliği bulunduğundan görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğu, yargı çevresinde münferit yargılama yapan ticaret mahkemesi bulunmadığından davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakıldığı, diğer yandan eldeki davanın 6102 sayılı TTK’nun 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabi davalardan olduğunun anlaşıldığı, davacının dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmadığı, davada davacının dava açmadan önce 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabulucuya başvurmadan dava açtığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, davaya esastan karar verilmediğinden davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacı, dava açmadan önce arabuluculuğa başvurduğuna dair beyanda bulunmadığı gibi dosya içerisinde de arabuluculağa başvuruya (ve sona ermesine) ilişkin belge de bulunmadığı, bu durumda 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde yasaya aykırı bir hal söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir ticari davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olabilmesi bazı koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Buna göre; (a) Öncelikle konusu, bir miktar paranın ödenmesi olmalı, (b) Sonra dava konusu olan bir miktar paranın ödenmesi için yapılan talep, bir alacak veya tazminat talebi olarak ileri sürülmelidir. Bu koşulların bulunması halinde dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olacaktır. Bu koşulların gerçekleşmediği ticari davalarda davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmeyecektir.
Kanun maddesinin metni ve gerekçesi bu kadar açık ve net olup zorlamayla da olsa genişletici bir yorum yapılmasına elverişli değildir. Zaten ileri ve özgürlükçü hukuk düzenlerinde zorunlu ve emredici kuralların dar yorumlanması esastır. Menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK’nun 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi sayısız hukuki sakıncalara da neden olacaktır. Bu itibarla kanun hükmünde öngörülen açık ifadelere rağmen dava şartı arabuluculuğun uygulama alanının genişletilmesi doğru değildir.
HMK’nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan menfi tespit davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemez. Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Başka bir deyişle, menfi tespit davasının niteliği gereği verilen kararlarda, yalnızca davacının borçlu olup olmadığı belirlenmekte, borçlu olmadığı kısma ilişkin olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İİK'nın 32.
maddesi uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz. Oysa arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Ancak menfi tespit davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak cebri icraya konu edilip infaz edilemeyeceğinden, ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece arabulucuya başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 01.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/657654200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz