İpoteğin Fekki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4471 E. 2021/5774 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava şartı arabuluculuk↗ arabuluculuk dava şartı↗ arabuluculuk başvurusu↗ ipoteğin kaldırılması↗ arabuluculuk↗ ipoteğin fekki↗ menfi tespit davası↗ ticari dava niteliği↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ usulden reddi↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın nitelik olarak menfi tespit davası olduğu, ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmadan önce arabulucuya başvurmadığı ve dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen TTK 5/A (1) maddesi gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, TTK'nın 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğundan menfi tespit davası niteliğindeki ipoteğin kaldırılması davasının sonuç itibariyle bir miktar paranın ödenmesi/ödenmemesi istemine ilişkin olduğu, yasal düzenleme gereğince bu tür davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dava, ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması talepli menfi tespit davası olup ilk derece mahkemesince ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurmadığı ve dava şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK' ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir. Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK' nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu' nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6032 E. 2021/3614 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın nitelik olarak «menfi tespit davası» olduğu, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen TTK 5/A (1) maddesi gereğince arabuluculuk dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması talepli «menfi tespit davası» olup ilk derece mahkemesince ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davacının dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
… 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğundan «menfi tespit davası» niteliğindeki «ipoteğin kaldırılması» davasının sonuç itibariyle bir miktar paranın ödenmesi/ödenmemesi istemine ilişkin olduğu, yasal düzenleme gereğince bu tür davalarda dava açılmadan önce «arabulucuya başvurma» zorunluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK' nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edildiği, tarafların arabuluculuğa başvurmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK' nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da ...' nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olmasının dava şartı kabul edildiği ve tarafların arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulden red · davanın konusu · kambiyo senedi
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK' nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edildiği, tarafların arabuluculuğa başvurmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davalıya para borcunun olmadığının iddia edildiği, dava şartının dava açılmadan önce yerine getirilmediği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin «usulden red» kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olmasının dava şartı kabul edildiği ve tarafların arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5986 E. 2021/3832 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın nitelik olarak «menfi tespit davası» olduğu, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen TTK 5/A (1) maddesi gereğince arabuluculuk dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması talepli «menfi tespit davası» olup ilk derece mahkemesince ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davacının dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
… 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğundan «menfi tespit davası» niteliğindeki «ipoteğin kaldırılması» davasının sonuç itibariyle bir miktar paranın ödenmesi/ödenmemesi istemine ilişkin olduğu, yasal düzenleme gereğince bu tür davalarda dava açılmadan önce «arabulucuya başvurma» zorunluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… sinden anlaşıldığı üzere davaya konu icra takibinin dayanağının kambiyo senetleri olduğu, kambiyo senetlerinden kaynaklanan davaların 6102 sayılı Kanun çerçevesinde «ticari nitelikte» olduğu, davacının davasını Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla açtığı, bu durumda 6102 SK 5/A maddesi ve 6325 SK 18/a maddesi gereği ticari davalarda «zorunlu arabuluculuğa başvurma» dava şartının yerine getirilmeden davanın açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabulucuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu arabuluculuk
Benzer bu kararda… sinden anlaşıldığı üzere davaya konu icra takibinin dayanağının kambiyo senetleri olduğu, kambiyo senetlerinden kaynaklanan davaların 6102 sayılı Kanun çerçevesinde «ticari nitelikte» olduğu, davacının davasını Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla açtığı, bu durumda 6102 SK 5/A maddesi ve 6325 SK 18/a maddesi gereği ticari davalarda «zorunlu arabuluculuğa başvurma» dava şartının yerine getirilmeden davanın açılmış olduğu gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6050 E. 2021/4519 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın nitelik olarak «menfi tespit davası» olduğu, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen TTK 5/A (1) maddesi gereğince arabuluculuk dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması talepli «menfi tespit davası» olup ilk derece mahkemesince ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davacının dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
… 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğundan «menfi tespit davası» niteliğindeki «ipoteğin kaldırılması» davasının sonuç itibariyle bir miktar paranın ödenmesi/ödenmemesi istemine ilişkin olduğu, yasal düzenleme gereğince bu tür davalarda dava açılmadan önce «arabulucuya başvurma» zorunluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, «arabulucuya başvurulmadan» dava açıldığı gerekçesiyle, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava «şartı yokluğu» gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabulucuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3244 E. 2021/5698 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın nitelik olarak «menfi tespit davası» olduğu, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen TTK 5/A (1) maddesi gereğince arabuluculuk dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması talepli «menfi tespit davası» olup ilk derece mahkemesince ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davacının dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
… 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğundan «menfi tespit davası» niteliğindeki «ipoteğin kaldırılması» davasının sonuç itibariyle bir miktar paranın ödenmesi/ödenmemesi istemine ilişkin olduğu, yasal düzenleme gereğince bu tür davalarda dava açılmadan önce «arabulucuya başvurma» zorunluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince TTK’nın 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki davalar yanında, «menfi tespit davalarının» da dava şartı sıfatıyla «arabuluculuk» kapsamında olduğu, davacının «arabuluculuğa başvurduğuna» dair hiçbir belge ve beyanın bulunmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 114/2, 115/1-2 maddeleri gereğince davanın davaşartı yokluğundan usulen reddine karar verilmiş bu ka …
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, «arabuluculuğa başvurulmadan» dava açıldığı gerekçesiyle, TTK'nın 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi göndermesi ile HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4366 E. 2021/5834 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın nitelik olarak «menfi tespit davası» olduğu, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen TTK 5/A (1) maddesi gereğince arabuluculuk dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması talepli «menfi tespit davası» olup ilk derece mahkemesince ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davacının dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
… 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğundan «menfi tespit davası» niteliğindeki «ipoteğin kaldırılması» davasının sonuç itibariyle bir miktar paranın ödenmesi/ödenmemesi istemine ilişkin olduğu, yasal düzenleme gereğince bu tür davalarda dava açılmadan önce «arabulucuya başvurma» zorunluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, «menfi tespit» davasının konusunun, «para alacağına» ilişkin ve «eda davası» olduğu, davanın taraflarca serbestçe üzerinde tasarruf edebilecekleri işlerden kaynaklandığı, davacı tarafından dava açılmadan önce dava şartı olan «arabulucuya başvurunun» zorunlu olduğu, dava dilekçesi kapsamında arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle davanın arabulucuya başvuru dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK' nın 115/2. maddesi gereğince «usulden reddine» karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabulucuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:para alacağı · eda davası · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, «menfi tespit» davasının konusunun, «para alacağına» ilişkin ve «eda davası» olduğu, davanın taraflarca serbestçe üzerinde tasarruf edebilecekleri işlerden kaynaklandığı, davacı tarafından dava açılmadan önce dava şartı olan «arabulucuya başvurunun» zorunlu olduğu, dava dilekçesi kapsamında arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle davanın arabulucuya başvuru dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK' nın 115/2. maddesi gereğince «usulden reddine» karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4551 E. 2021/5618 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın nitelik olarak «menfi tespit davası» olduğu, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen TTK 5/A (1) maddesi gereğince arabuluculuk dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması talepli «menfi tespit davası» olup ilk derece mahkemesince ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davacının dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
… 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğundan «menfi tespit davası» niteliğindeki «ipoteğin kaldırılması» davasının sonuç itibariyle bir miktar paranın ödenmesi/ödenmemesi istemine ilişkin olduğu, yasal düzenleme gereğince bu tür davalarda dava açılmadan önce «arabulucuya başvurma» zorunluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… emeyeceği, davanın İİK'nın 72. maddesi uyarınca davalı alacaklının alacağının tahsili için başlatmış olduğu alacağın tahsiline ilişkin icra takibinden sonra açılmış «menfi tespit davası» olması sebebiyle TTK'nın 5/A maddesi uyarınca «arabulucuya başvurulması» gereken davalardan olduğu, davanın «usulden reddine» dair ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da ...'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmüne yer verildiği, davanın ticari dava olduğu, davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığı gerekçesiyle davanın TTK'nın 5/A maddesi ve HMK'nın 114/2 ile 115/2 maddeleri uyarınca dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/139 E. 2022/3987 K.
Ortak:dava şartı arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın nitelik olarak «menfi tespit davası» olduğu, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen TTK 5/A (1) maddesi gereğince arabuluculuk dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması talepli «menfi tespit davası» olup ilk derece mahkemesince ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davacının dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
… 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğundan «menfi tespit davası» niteliğindeki «ipoteğin kaldırılması» davasının sonuç itibariyle bir miktar paranın ödenmesi/ödenmemesi istemine ilişkin olduğu, yasal düzenleme gereğince bu tür davalarda dava açılmadan önce «arabulucuya başvurma» zorunluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın niteliğe göre dava «şartı arabuluculuğa» tabi olduğu, 6325 sayılı Yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası uyarınca «ara» kararla verilen «kesin süreye» rağmen «arabuluculuk son tutanağının» aslı yada arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin «ibraz» edilmediği gerekçesi ile davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabuluculuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · son tutanak · ara karar · kambiyo senedi · kesin süre · vekalet ücreti · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; uyuşmazlığın niteliğe göre dava «şartı arabuluculuğa» tabi olduğu, 6325 sayılı Yasanın 18/A maddesinin 2. fıkrası uyarınca «ara» kararla verilen «kesin süreye» rağmen «arabuluculuk son tutanağının» aslı yada arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin «ibraz» edilmediği gerekçesi ile davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/(1).b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının «vekalet ücreti» yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilmesine davalı vekili için 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava, «kambiyo senedine» dayalı «menfi tespit» talebine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5433 E. 2021/7131 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · menfi tespit davası · ticari dava niteliği · tespit davası · dava şartı yokluğu · usulden reddi · menfi tespit · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın nitelik olarak «menfi tespit davası» olduğu, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen TTK 5/A (1) maddesi gereğince arabuluculuk dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, «ipoteğin fekki» ve haczin kaldırılması talepli «menfi tespit davası» olup ilk derece mahkemesince ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davacının dava açmadan önce «arabulucuya başvurmadığı» ve dava şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeni ile «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
… 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğundan «menfi tespit davası» niteliğindeki «ipoteğin kaldırılması» davasının sonuç itibariyle bir miktar paranın ödenmesi/ödenmemesi istemine ilişkin olduğu, yasal düzenleme gereğince bu tür davalarda dava açılmadan önce «arabulucuya başvurma» zorunluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu'nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabulucuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca «arabulucuya başvurulması» gerektiği, davanın arabuluculuğa başvurulmadan açıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; «menfi tespit» davasında öncelikli olarak bir alacağın varlığının tartışıldığı bu nedenle alacaklıya dava açarken «arabulucuya başvurma» dava şartının tabi tutulması ancak aynı konu ve alacakla ilgili borçlu tarafından açılacak menfi tespit davasının arabuluculuğa başvurma dava şartına tabi tutulmamasının hak arama yönünden eşitsizliğe yol açacağı, menfi tespit davasında «zorunlu arabuluculuk» kapsamında olduğunun kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince davanın «usulden reddine» ilişkin karar usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu arabuluculuk
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; «menfi tespit» davasında öncelikli olarak bir alacağın varlığının tartışıldığı bu nedenle alacaklıya dava açarken «arabulucuya başvurma» dava şartının tabi tutulması ancak aynı konu ve alacakla ilgili borçlu tarafından açılacak menfi tespit davasının arabuluculuğa başvurma dava şartına tabi tutulmamasının hak arama yönünden eşitsizliğe yol açacağı, menfi tespit davasında «zorunlu arabuluculuk» kapsamında olduğunun kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince davanın «usulden reddine» ilişkin karar usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4471 E. , 2021/5774 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.07.2019 tarih ve 2019/728 E- 2019/344 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.12.2019 tarih ve 2019/1806 E- 2019/1105 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalarının ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması talepli olduğundan dolayı 6102 sayılı Yasa'nın 5/A maddesine göre zorunlu arabulucuya tabi olmadığını, davacının davalı şirket ile taşınmaz satış protokolü düzenlediğini, protokol ile dava konusu taşınmazın davacıya vadeli olarak 750.000,00 TL'ye satışı konusunda anlaştıklarını, anlaşma gereğince 30.03.2019 - 27.06.2019 tarihleri arasında çeşitli tarihlerde çek düzenleneceğini, taşınmazın davacıya devredileceğini ancak borç bitimine kadar taşınmaz üzerine davalı şirket tarafından ipotek tesis edileceğini, borcun bitiminde ise taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılacağını, davacının 01.03.2019 tarihinde taşınmazın tapu kaydını üzerine aldığını, davalının ise taşınmaz üzerine 22.03.2019 tarihinde ipotek tesis ettiğini, davacının sözleşme gereğince üzerine düşen edimlerini tamamen yerine getirdiğini ve taşınmaza ilişkin bütün borçları ödediğini, buna rağmen ipoteğin kalkmadığını, davacının yaptığı inceleme sonrasında taşınmazın üzerine hiç bir ihtarname göndermeksizin ve bilgileri olmaksızın 25.04.2019 tarihinde diğer davalı banka tarafından haciz konulduğunu, davacının herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek, dava konusu taşınmaz üzerine konulan ipoteğin fekki ve haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi, davalılara tebliğ edilmemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın nitelik olarak menfi tespit davası olduğu, ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, bu nedenlerle davacı tarafın dava açmadan önce arabulucuya başvurmadığı ve dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile eklenen TTK 5/A (1) maddesi gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, TTK'nın 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğundan menfi tespit davası niteliğindeki ipoteğin kaldırılması davasının sonuç itibariyle bir miktar paranın ödenmesi/ödenmemesi istemine ilişkin olduğu, yasal düzenleme gereğince bu tür davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir.
Dava, ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması talepli menfi tespit davası olup ilk derece mahkemesince ipoteğin fekki ve haczin kaldırılması taleplerinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiği, davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurmadığı ve dava şartı olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK' ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.
Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir. Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK' nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da Yasa Koyucu' nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı ...Ş.'ye iadesine,
28.09.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/692127700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz