Menfi Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4837 E. 2022/8477 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilamların icrası↗ arabuluculuk başvurusu↗ cebri icra↗ arabuluculuk↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ menfi tespit davası↗ kambiyo senedi↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ olumsuz oy↗ istirdat↗ usulden reddi↗ menfi tespit↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin kambiyo senedine dayalı olarak açılan menfi tespit davasında, davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı, anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesine ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ödendiği belirtilen ve takibe konulan kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yukarıda özetlendiği üzere davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacının istinaf talebi ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Ancak, bir ticari davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olabilmesi için konusunun, bir paranın ödenmesi için veya yapılan talep, bir alacak veya tazminat talebi ileri sürülmelidir.
Bu nitelikte bir talep içermeyen menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK’nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması doğru değildir.
Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İİK'nın 32. maddesi uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz. Oysa arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Bu durumda mahkemece arabulucuya başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2891 E. 2021/4366 K.
Ortak:ilamların icrası · arabuluculuk başvurusu · cebri icra · arabuluculuk · menfi tespit davası · kambiyo senedi · tespit davası · dava şartı yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin «kambiyo senedine» dayalı olarak açılan «menfi tespit» davasında, davadan önce «arabuluculuğa başvurulmadığı», anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesine ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bu nitelikte bir talep içermeyen «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK’nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması doğru değildir.
Bu durumda mahkemece «arabulucuya başvurulmadığından» davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, somut uyuşmazlıkta, davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK'nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup tarafların arabulucuya başvurmadığı anlaşıldığından mahkemece dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak «menfi tespit» davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak «cebri icraya» konu edilip «infaz» edilemeyeceğinden, ticari davalarda «arabuluculuğa başvuruyu» dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak «menfi tespit davalarını» arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A-1 maddesi ve 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereği, «arabuluculuğa başvurmadan» dava açılmış olduğu gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı arabuluculuk · dava dilekçesinin tebliği · davanın konusu · emredici hüküm · tazminat davası · infaz · bono · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaHMK’nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan «menfi tespit davası, konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve «tazminat davası» olarak nitelendirilemez.
Dava, «bonoya» dayalı «menfi tespit» talebine ilişkindir.
Davalıya dava «dilekçesi tebliğ» edilmemiştir.
Karara karşı, davalı tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5144 E. 2021/7204 K.
Ortak:ilamların icrası · arabuluculuk başvurusu · cebri icra · arabuluculuk · menfi tespit davası · tespit davası · dava şartı yokluğu · olumsuz oy · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu nitelikte bir talep içermeyen «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK’nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması doğru değildir.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin «kambiyo senedine» dayalı olarak açılan «menfi tespit» davasında, davadan önce «arabuluculuğa başvurulmadığı», anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesine ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece «arabulucuya başvurulmadığından» davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Benzer bu karardaAncak «menfi tespit» davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak «cebri icraya» konu edilip «infaz» edilemeyeceğinden, ticari davalarda «arabuluculuğa başvuruyu» dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak «menfi tespit davalarını» arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamanın sonucunda, «arabulucuya başvurulmadan» iş bu davanın açıldığının anlaşılması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nın 5/A. maddesi ile 6325 sayılı Kanun'un 18/A. maddesi uyarınca dava «şartı yokluğu» sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Menfi «tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK’nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi sayısız hukuki sakıncalara da neden olacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı arabuluculuk · davanın konusu · emredici hüküm · tazminat davası · infaz
Benzer bu karardaHMK’nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan «menfi tespit davası, konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve «tazminat davası» olarak nitelendirilemez.
Buna göre; (a) Öncelikle konusu, bir miktar paranın ödenmesi olmalı, (b) Sonra «dava konusu» olan bir miktar paranın ödenmesi için yapılan talep, bir alacak veya tazminat talebi olarak ileri sürülmelidir.
Zaten ileri ve özgürlükçü hukuk düzenlerinde zorunlu ve «emredici» kuralların dar yorumlanması esastır.
Bu itibarla kanun hükmünde öngörülen açık ifadelere rağmen dava «şartı arabuluculuğun» uygulama alanının genişletilmesi doğru değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3656 E. 2020/2359 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin «kambiyo senedine» dayalı olarak açılan «menfi tespit» davasında, davadan önce «arabuluculuğa başvurulmadığı», anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesine ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece «arabulucuya başvurulmadığından» davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır."düzenlemesine göre; davacının alacak talebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre «mutlak ticari» davalardan olduğu, mutlak ticari alacak talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu ve davacının arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince. ilk derece mahkemesince ticari davada «arabulucuk» dava şartının aranmasının hukuka uygun olduğu, dosyada davacının dava açmadan önce «arabuluculuk başvurusu» yapmadığını ilk derece mahkemesinin «ihtarı» üzerine 24/01/2019 tarihli dilekçe ile beyan ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddi» yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak ticari dava · ihtar
Benzer bu kararda… üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır."düzenlemesine göre; davacının alacak talebinin, Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre «mutlak ticari» davalardan olduğu, mutlak ticari alacak talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu ve davacının arabulucuya başvurmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» sebebiyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince. ilk derece mahkemesince ticari davada «arabulucuk» dava şartının aranmasının hukuka uygun olduğu, dosyada davacının dava açmadan önce «arabuluculuk başvurusu» yapmadığını ilk derece mahkemesinin «ihtarı» üzerine 24/01/2019 tarihli dilekçe ile beyan ettiği, ilk derece mahkemesinin davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddi» yönündeki kararında isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6605 E. 2022/991 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin «kambiyo senedine» dayalı olarak açılan «menfi tespit» davasında, davadan önce «arabuluculuğa başvurulmadığı», anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesine ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece «arabulucuya başvurulmadığından» davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmesi yerinde değildir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüş olup, işbu davanın açılmasından önce davacının arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesince davanın ticari dava olduğu dikkate alındığında, ilk davanın açıldığı tarih olan 29/01/2019 tarihi itibariyle davacının TTK 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin görüldüğü, bu nedenle mahkemece verilen davanın «usulden reddi» kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu arabuluculuk · yetkisizlik kararı · vekalet ücreti · istinaf yoluna başvurulabilirlik
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
Karara karşı, davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
… Adliye Mahkemesince davanın ticari dava olduğu dikkate alındığında, ilk davanın açıldığı tarih olan 29/01/2019 tarihi itibariyle davacının TTK 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin görüldüğü, bu nedenle mahkemece verilen davanın «usulden reddi» kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4837 E. , 2022/8477 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.12.2020 tarih ve 2020/403 E. - 2020/672 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.03.2021 tarih ve 2021/218 E. - 2021/426 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili aleyhine yapılan takibin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, davalıya bir borcun bulunmadığını, ödemelerin tamamının yapılmasına rağmen ağır kusurlu biçimde senedin takibe konu edildiğini belirterek menfi tespit isteminin kabulü ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini ve ayrıca takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini, davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden açıldığını, usulü yönden de reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK'nın 5/A m. lafzi olarak yorumlanmaması gerektiğini, esasa ilişkin olarak takibe konu senedin bedelsiz kalma durumunun olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin kambiyo senedine dayalı olarak açılan menfi tespit davasında, davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı, anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesine ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ödendiği belirtilen ve takibe konulan kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yukarıda özetlendiği üzere davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacının istinaf talebi ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.
Ancak, bir ticari davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olabilmesi için konusunun, bir paranın ödenmesi için veya yapılan talep, bir alacak veya tazminat talebi ileri sürülmelidir.
Bu nitelikte bir talep içermeyen menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK’nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması doğru değildir.
Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İİK'nın 32. maddesi uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz. Oysa arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Bu durumda mahkemece arabulucuya başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29.11.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun bulunmasına, 6102 sayılı Yasa'nın 5/a maddesinde getirilen düzenlemenin dava çeşidine ilişkin olmayıp madde metninde de açıkça ifade edildiği üzere dava konusuna ilişkin olmasına, menfi tespit davalarının da konusu itibariyle bir alacağın tahsiline ilişkin bulunmasına göre davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/868142800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz