6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi Tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4837 E. 2022/8477 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ilamların icrası arabuluculuk başvurusu cebri icra arabuluculuk borçlu olunmadığının tespiti menfi tespit davası kambiyo senedi tespit davası dava şartı yokluğu olumsuz oy istirdat usulden reddi menfi tespit hmk 353(1)b-2

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 5 · HMK — HMK 114HMK 353 · İİK — İİK 32

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin kambiyo senedine dayalı olarak açılan menfi tespit davasında, davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı, anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesine ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, ödendiği belirtilen ve takibe konulan kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yukarıda özetlendiği üzere davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacının istinaf talebi ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.

Ancak, bir ticari davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olabilmesi için konusunun, bir paranın ödenmesi için veya yapılan talep, bir alacak veya tazminat talebi ileri sürülmelidir.

Bu nitelikte bir talep içermeyen menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK’nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması doğru değildir.

Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İİK'nın 32. maddesi uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz. Oysa arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Bu durumda mahkemece arabulucuya başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde değildir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2891 E. 2021/4366 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Borçlu olmadığının tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5144 E. 2021/7204 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kar Payı Alacağı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3656 E. 2020/2359 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6605 E. 2022/991 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4837 E.  ,  2022/8477 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.12.2020 tarih ve 2020/403 E. - 2020/672 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.03.2021 tarih ve 2021/218 E. - 2021/426 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili aleyhine yapılan takibin hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, davalıya bir borcun bulunmadığını, ödemelerin tamamının yapılmasına rağmen ağır kusurlu biçimde senedin takibe konu edildiğini belirterek menfi tespit isteminin kabulü ile davalı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini ve ayrıca takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini, davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden açıldığını, usulü yönden de reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK'nın 5/A m. lafzi olarak yorumlanmaması gerektiğini, esasa ilişkin olarak takibe konu senedin bedelsiz kalma durumunun olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin kambiyo senedine dayalı olarak açılan menfi tespit davasında, davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı, anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesine ilişkin davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nin 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, ödendiği belirtilen ve takibe konulan kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yukarıda özetlendiği üzere davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2.maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115.maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacının istinaf talebi ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.

Ancak, bir ticari davanın açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olabilmesi için konusunun, bir paranın ödenmesi için veya yapılan talep, bir alacak veya tazminat talebi ileri sürülmelidir.

Bu nitelikte bir talep içermeyen menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK’nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması doğru değildir.

Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İİK'nın 32. maddesi uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz. Oysa arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Bu durumda mahkemece arabulucuya başvurulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29.11.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun bulunmasına, 6102 sayılı Yasa'nın 5/a maddesinde getirilen düzenlemenin dava çeşidine ilişkin olmayıp madde metninde de açıkça ifade edildiği üzere dava konusuna ilişkin olmasına, menfi tespit davalarının da konusu itibariyle bir alacağın tahsiline ilişkin bulunmasına göre davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/868142800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.