Borçlu olmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2834 E. 2021/1365 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denetime elverişlilik↗ istirdat↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya iadesi gereken miktarın Nazilli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2339 esas sayılı dosyasında 7.358,14 TL, Nazilli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/4440 esas sayılı dosyasında, 7.046,61 TL, Nazilli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/3584 esas sayılı dosyasında 3.284,81 TL olmak üzere toplam 17.684,56 TL olduğunun tespit edildiği, davacının bilirkişi raporunda belirtilen miktarı ödemesini talep ettiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İşbu karara karşı davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
1-Davalı vekilinin usule ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava icra takiplerine konu alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve fazla tahsil edilen ödemelerin istirdadına ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu bankacılık konusunda uzman olmayan hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenmiş olup söz konusu bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığı gibi hüküm kurmaya da elverişli değildir. Mahkeme kararında yalnızca bilirkişi raporuna dayanılmış tarafların iddia, savunma ve dosya içerisindeki deliller tartışılmamıştır. Mahkeme gerekçesi yeterli olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, her bir icra dosyası ile ilgili icra takiplerinde istenilen banka alacaklarına ilişkin sözleşmelerin tamamının ibrazı sağlanarak, bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıt ve belgelerinin bulunduğu yerde inceleme yaptırılarak yine her bir icra dosyası için alacağın türü de dikkate alınarak icra takip tarihi itibariyle alacak borç durumu tespit edilerek davacı tarafından yapılan ödemeler de dikkate alınarak dava tarihi itibariyle söz konusu icra takiplerinden dolayı davacının borçlu olup olmadığı, fazla ödeme de bulunup bulunmadığı hususları hiç bir tereddüde yer verilmeyecek şekilde tespit ettirilerek oluşacak sonuca göre bir hüküm kurmaktan ibarettir. Mahkemece tüm bu hususlar dikkate alınmayarak yetersiz ve uzman olmayan bilirkişiden rapor alınarak deliller tartışılmaksızın yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/14096 E. 2013/19877 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hesap kat ihtarnamesi · usul ekonomisi · ipoteğin kaldırılması · kat ihtarnamesi · hesap kat · müşterek borçlu müteselsil kefil · i̇i̇k 257 · müteselsil kefil
Benzer bu karardaİcra İflas Kanunu'nun «257». maddesinde düzenlenen «ihtiyati haciz» kararı verilebilmesi şartlarından olan «muacceliyet» şartının «hesap kat ihtarnamesi»/muacceliyet ihtarnamesi düzenlenerek, borçlu ve müşterek müteselsil kefillerin bildirilen adreslerine gönderilmesiyle yerine getirildiği, alacağın rehinle «teminat» altına alınmadığı, hesap ekstresinde yer alan borçlunun adı ile aleyhine ihtiyati haciz istenenlerin «müşterek borçlu müteselsil kefil» olarak imzaladıkları «genel kredi sözleşmesindeki» müşterinin (borçlunun) aynı olduğu anlaşılmakta olup mahkemenin gerekçesi bu nedenlerle yerinde bulunmamaktadır.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/110 esas sayılı dosyası ile «alacak davası» bulunduğu, ayrıca ihtiyati hacze konu alacakla ilgili «ipotek» bulunduğu ve bu «ipoteğin kaldırılması» için Nazilli 1.
Ne var ki «ihtiyati haciz» talep edilen mahkeme ile asıl davanın görüldüğü mahkeme aynı olduğundan, söz konusu talebin salt bu nedenle reddedilmeyerek, asıl davaya ilişkin ihtiyati haciz talebi olarak nitelendirilmesi ve incelenmesi «usul ekonomisine» uygun düşer.
Ancak bu durumda «ihtiyati haciz» istemini inceleyen mahkemenin sadece ihtiyati haciz sırasında sunulan belgelere göre değil, taraflar arasında devam eden davanın ulaştığı aşama esas alınarak, İİK’nın «257» vd. maddeleri uyarınca alacağın varlığına kanaat getirilmesi hâlinde ihtiyati haciz isteminin kabulüne, aksi hâlde ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7199 E. 2023/362 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · resen terkin · şirketin ihyası · tespit davası · ihya · hak düşürücü süre · tebligat · ticaret sicili
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirkete ait «ticaret sicil» kayıtlarına göre şirketin 11.06.2014 tarihinde sicilden «resen terkin» edildiği, eldeki davanın ise 14.06.2021 tarihinde açıldığı, Ticaret Sicili Müdürlüğünün şirketin «son» yetkili müdürü ile şirkete 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında «tebligatları» ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde gerekli ilanları yaptığı ve terkin işleminin usulüne uygun tamamlandığı, usulüne uygun resen terkin işleminden sonra (5) yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın «hizmet tespit davası» olduğu, hizmet tespit davalarında «zamanaşımı» söz konusu olmadığını, davacının tüm iş yaşamını ve emeklilik durumunu etkileyecek olan hizmet tespit davası yargılamasının yapılabilmesi için taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini bu nedenle «şirketin ihyası» davasının kabulü gerektiğinden İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereği sicilden «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3935 E. 2024/5874 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yeniden tescil · şirketin ihyası · münhasırlık · sicilden terkin · derdestlik · ihya · kesin süre · infaz
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Nazilli İş Mahkemesinin 2023/269 E. sayılı dosyasında «ihyası» istenen şirkete karşı açtığı «derdest» davasının bulunduğu, şirket «tasfiye» edilerek «terkin» edilmiş olduğundan devam eden davada taraf teşkilinin sağlanması için şirketin ihyasının gerektiği, devam eden dava varken yapılan tasfiyenin usule uygun olmadığı gerekçesiyle Nazilli İş Mahkemesinin 2023/269 E. sayılı dosyasına «münhasır», bu dosyanın görülüp sonuçlandırılması ve «infazı» işlemleri ile sınırlı olmak üzere «şirketin ihyası» ve «yeniden tesciline», ihyasına karar verilen şirkete ihya ve «tasfiye memuru» olarak davalı «son» tasfiye memurunun atanmasına karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/147 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, davalı şirketin genel kurul kararı ile Ticaret Sicilinden «terkin» edildiğinin öğrenildiğini, dosyalarının Nazilli İş Mahkemesinin 2023/269 E. sayısına kaydedildiğini, mahkemece «şirketin ihyası» için 1 aylık «kesin süre» verildiğini, bir aylık süre içinde davalarını açtıklarını, ...'un şirketin sahibi olup kayıtlarda «tasfiye memuru» olarak göründüğünü, ihyası istenen şirketin ...
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirket ihyası» talebine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2834 E. , 2021/1365 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 14.04.2016 tarih ve 2014/618-2016/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, kredi kartları harcamalarından doğan borçlarını ödeyemeyince hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının yüksek akdi faiz ve temerrüt faizi talep ederek icra takibine geçtiğini, dosyalarda akdi faiz oranı belli olmamakla birlikte temerrüt faizi oranının %25 olduğunu, banka tarafından SGK'ya müzekkere yazılarak ikramiyesine haciz konulduğunu, borçlarını ödemek için emekli olduğunu, takipler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Borçlar Kanunu’nun 76. maddesi ve 88. maddelerinin davacıya uygulanamayacağını, takip kesinleştiğinden sözleşme hükümleri uygulanacağından haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya iadesi gereken miktarın Nazilli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/2339 esas sayılı dosyasında 7.358,14 TL, Nazilli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/4440 esas sayılı dosyasında, 7.046,61 TL, Nazilli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2009/3584 esas sayılı dosyasında 3.284,81 TL olmak üzere toplam 17.684,56 TL olduğunun tespit edildiği, davacının bilirkişi raporunda belirtilen miktarı ödemesini talep ettiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İşbu karara karşı davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
1-Davalı vekilinin usule ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava icra takiplerine konu alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve fazla tahsil edilen ödemelerin istirdadına ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu bankacılık konusunda uzman olmayan hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenmiş olup söz konusu bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığı gibi hüküm kurmaya da elverişli değildir. Mahkeme kararında yalnızca bilirkişi raporuna dayanılmış tarafların iddia, savunma ve dosya içerisindeki deliller tartışılmamıştır. Mahkeme gerekçesi yeterli olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, her bir icra dosyası ile ilgili icra takiplerinde istenilen banka alacaklarına ilişkin sözleşmelerin tamamının ibrazı sağlanarak, bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıt ve belgelerinin bulunduğu yerde inceleme yaptırılarak yine her bir icra dosyası için alacağın türü de dikkate alınarak icra takip tarihi itibariyle alacak borç durumu tespit edilerek davacı tarafından yapılan ödemeler de dikkate alınarak dava tarihi itibariyle söz konusu icra takiplerinden dolayı davacının borçlu olup olmadığı, fazla ödeme de bulunup bulunmadığı hususları hiç bir tereddüde yer verilmeyecek şekilde tespit ettirilerek oluşacak sonuca göre bir hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece tüm bu hususlar dikkate alınmayarak yetersiz ve uzman olmayan bilirkişiden rapor alınarak deliller tartışılmaksızın yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 17.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/646355000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz