Cezai Şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2800 E. 2021/1857 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
talil↗ kâr mahrumiyeti↗ bayilik sözleşmesi↗ cezai şart↗ kâr payı↗ dava sebebi↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporlarına göre, kârlılık hesabı yapılırken sözleşmede açık bir hüküm olmamasına rağmen nakliye, fon vs. giderlerin fiyat artışına yansıtıldığı ve bu şekilde davacı tarafından yapılan hesaplamalar sonucu, sözleşmede oluşturulan kâr payı oranı %80 olarak gözükse de, nakliye ve maliyet unsurları hesaba katılmaksızın yapılan hesaplamada kâr payının %80'in altında kaldığı, karlılık dağılım hesaplamasında nakliye, işletme yönetim gideri başlığı altında bir payın düşülemeyeceği, bu durumun sözleşmenin haklı olarak feshedilmesi sebebi olacağı, bu nedenle davacının sözleşmeye dayalı ve haksız feshe dayalı olarak cezai şart ve kâr mahrumiyeti talep edemeyeceği, zira feshin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki LPG Otogaz İstasyonu Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde, sözleşmenin 7. maddesinde; “Bu tarihten sonra LPG 'nin Bayi 14.03.1998 tarih ve 23286 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca LPG 'nin Tüpraş veya diğer rafineri şirketleri tarafından çıkış fiyatlarına yapılacak fiyat ayarlamaları, vergi ve fon artışları, nakliye fiyatlarındaki artışlar, artışın yapıldığı tarihteki fiyatlara aynı oranda yansıtılacaktır.” hükmü uyarınca taraflar arasındaki LPG satışına ilişkin fiyatın nasıl belirleneceği belirtilmiştir. Mahkemece öncelikle sözleşmenin 7. maddesi uyarınca davacı tarafından tespit edilen LPG ürün fiyatının bu madde hükmüne uygun yapılıp yapılmadığının ve yine bu madde hükmü uyarınca tespit edilen fiyat uyarınca bayi kâr oranının %80 olarak uygulanıp uygulanmadığının tespiti gerekmektedir. Ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı 18.09.2009 ve sona erdiği 13.08.2012 tarihleri arasında davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalardaki kâr oranı dağılımının ve fiyat maliyetinin ne şekilde hesaplandığı, söz konusu faturaların davalı defterinde kayıtlı olup olmadığı, söz konusu faturalara göre sözleşmenin 7. maddesini talil edecek bir uygulamanın bulunup bulunmadığının taraf defterleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılması gerekirken yukarıda belirtilen hususlar hep birlikte değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5015 E. 2021/3448 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… üm olmamasına rağmen nakliye, fon vs. giderlerin fiyat artışına yansıtıldığı ve bu şekilde davacı tarafından yapılan hesaplamalar sonucu, sözleşmede oluşturulan kâr «payı» oranı %80 olarak gözükse de, nakliye ve maliyet unsurları hesaba katılmaksızın yapılan hesaplamada kâr payının %80'in altında kaldığı, karlılık dağılım hesaplamasında nakliye, işletme yönetim gideri başlığı altında bir payın düşülemeyeceği, bu durumun sözleşmenin haklı olarak feshedilmesi «sebebi» olacağı, bu nedenle davacının sözleşmeye dayalı ve haksız feshe dayalı olarak «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» talep edemeyeceği, zira feshin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki LPG Otogaz İstasyonu Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kâr «mahrumiyeti» ve «cezai şart» alacağı istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli beş yıl süreli «akaryakıt bayiliği sözleşmesi» ve «asgari alım taahhüdü» düzenlendiği, buna göre sözleşme süresi dolmadan «sözleşmenin feshi» halinde davacıya «kar mahrumiyeti» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 29.03.2013 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, beş yıllık süre için alımı taahhüt edilen miktardan alınan mal bedelinin mahsubu ile hesaplanan ve davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli «makul süre» tespiti neticesinde hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın kabul edilen kısım yönünden faiziyle bi …
Davacı, 02.10.2010 tarihli otogaz «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafça tek taraflı haksız feshi nedeniyle «mahrum» kaldığı karın, aynı tarihli asgari mal «alım taahhütnamesine» dayanılarak tespiti ve tahsili için açılmıştır.
Müvekkil davalı ile davacı şirket arasında 01.03.2008 tarihli LPG «bayilik sözleşmesi» imzalanmış olup 29.03.2013 tarihinde sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle sözleşmenin «yenilenmeyeceği» … 29.03.2013 tarih … numaralı «ihtarnameyle» bildirilmiştir...” şeklinde belirtilmiş olup Mahkemece davalının bu dilekçesi ve yargılamaki diğer beyanları nazara alınarak 02.10.2010 tarihli sözleşme ve «taahhütnamenin» asılları getirtilip, o tarih itibariyle davalıya ait imza asılları da toplanıp huzurda da imzalar alınmak suretiyle anılan sözleşme ve taahhütnamedeki imzanın dava …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:asgari alım taahhüdü · alım taahhüdü · akaryakıt bayilik sözleşmesi · kar mahrumiyeti · makul süre · sözleşmenin feshi · yenileme · havale
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında 02.10.2010 tarihli beş yıl süreli «akaryakıt bayiliği sözleşmesi» ve «asgari alım taahhüdü» düzenlendiği, buna göre sözleşme süresi dolmadan «sözleşmenin feshi» halinde davacıya «kar mahrumiyeti» ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının 29.03.2013 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, beş yıllık süre için alımı taahhüt edilen miktardan alınan mal bedelinin mahsubu ile hesaplanan ve davacının o bölgede yeni bir bayi bulması için gerekli «makul süre» tespiti neticesinde hesaplanan kar mahrumiyetinin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davanın kabul edilen kısım yönünden faiziyle bi …
Davacı, 02.10.2010 tarihli otogaz «bayilik sözleşmesinin» davalı tarafça tek taraflı haksız feshi nedeniyle «mahrum» kaldığı karın, aynı tarihli asgari mal «alım taahhütnamesine» dayanılarak tespiti ve tahsili için açılmıştır.
Davalı işbu davaya sunduğu 29.05.2014 «havale» tarihli cevap dilekçesinde “Davalı ile davacı şirket arasında 02.10.2010 tarihli LPG Bayilik Sözleşmesi imzalanmamıştır.
Müvekkil davalı ile davacı şirket arasında 01.03.2008 tarihli LPG «bayilik sözleşmesi» imzalanmış olup 29.03.2013 tarihinde sözleşmenin süresinin bitmesi nedeniyle sözleşmenin «yenilenmeyeceği» … 29.03.2013 tarih … numaralı «ihtarnameyle» bildirilmiştir...” şeklinde belirtilmiş olup Mahkemece davalının bu dilekçesi ve yargılamaki diğer beyanları nazara alınarak 02.10.2010 tarihli sözleşme ve «taahhütnamenin» asılları getirtilip, o tarih itibariyle davalıya ait imza asılları da toplanıp huzurda da imzalar alınmak suretiyle anılan sözleşme ve taahhütnamedeki imzanın dava …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13070 E. 2010/4513 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · bayilik sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… üm olmamasına rağmen nakliye, fon vs. giderlerin fiyat artışına yansıtıldığı ve bu şekilde davacı tarafından yapılan hesaplamalar sonucu, sözleşmede oluşturulan kâr «payı» oranı %80 olarak gözükse de, nakliye ve maliyet unsurları hesaba katılmaksızın yapılan hesaplamada kâr payının %80'in altında kaldığı, karlılık dağılım hesaplamasında nakliye, işletme yönetim gideri başlığı altında bir payın düşülemeyeceği, bu durumun sözleşmenin haklı olarak feshedilmesi «sebebi» olacağı, bu nedenle davacının sözleşmeye dayalı ve haksız feshe dayalı olarak «cezai şart» ve kâr «mahrumiyeti» talep edemeyeceği, zira feshin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki LPG Otogaz İstasyonu Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kâr «mahrumiyeti» ve «cezai şart» alacağı istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaSHM’nin 2004/558.D.İş.sayılı tespit dosyası ve bilirkişi raporları ile sabit olduğu, «bayilik sözleşmesinin» 1/b maddesine aykırı davranışın davalı bayi açısından «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının sözleşmenin 14/a ve f. maddesi uyarınca haklı nedenle sözleşmeyi feshettiği, davacının sözleşmenin 15/a maddesi uyarınca davalının bu eyleminden dolayı maruz kaldığı zarar ve satış kaybından dolayı «mahrum» kaldığı karı davalıdan talep edebileceği, davacının mahrum kaldığı karın bilirkişilerce 1.743.975.974 TL olarak belirlendiği, davacının manevi zararının da doğduğu, davalı ...gaz A.Ş.’nin davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki bayilik sözleşmesini bilerek kendisine menfaat temin etmek amacı ile diğer davalıya LPG satışı yaptığı hususunu ispatlar nitelikte delilin dosyaya «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davalı ...
Mahkemece, davalı ...gaz A.Ş’nin davacı ile davalı ...A.Ş. arasındaki «bayilik sözleşmesini» bilerek kendisine menfaat temin etmek amacı ile diğer davalıya LPG satışı yaptığı hususunu ispatlar nitelikte delilin dosyaya «ibraz» edilmediği gerekçesiyle davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar kaybı · kazanç kaybı · kâr kaybı · kâr dağıtımı · maddi ve manevi tazminat · tacir · maddi tazminat · haksız rekabet
Benzer bu karardaDavalı ...gaz AŞ’nin basiretli bir «tacir» gibi davranmayıp bayi olmayan diğer davalı ...A.Ş’ye Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın tebliğlerine de (LPG «dağıtım» şirketi başka LPG şirketlerine ait LPG Otogaz Bayilerine LPG satışı yapamaz) aykırı olarak satış yapması eyleminin «haksız rekabet» oluşturduğu nazara alınmayıp yazılı gerekçe ile davalı ...gaz A.Ş yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
A.Ş. hakkındaki davanın reddine, davalı ...Tur.İnş.San.Tic.A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulü ile bu davalının bayilik süresi içinde diğer davalıdan ürün alımı yapmasının «haksız rekabet» dolduğunun tespitine, 1.743,97 YTL «maddi tazminat» ile 1.000,00 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, haksız rekabetin önlenmesi yolundaki talebin sözleşmenin feshedilmiş olması nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dava, davalıların eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunun tespiti, men’i ve «maddi-manevi tazminat» istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili 01.08.2005 tarihli dilekçesinde de bu talebin sözleşmenin kurulduğu tarihten feshedildiği tarihe kadar olan dönemde meydana gelmiş olan «kazanç kaybı» olduğunu açıklamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/388 E. 2019/4508 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · mahsup · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, özellikle asıl davadaki «mahsup» hususu da değerlendirilerek yeniden hesaplama yapılmasına ve davalı-birleşen davada davacı Kozayol Ltd. vekilinin itirazlarının da değerlendirilmesine yönelik ek bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün davalı-birleşen davada davacı Kozayol Ltd. lehine bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece, «bozma sonrası» alınan 20/04/2017 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13678 E. 2010/5442 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… mesi tarafından bakılması gerektiği bu nedenle Tokat Adli Yargı Adalet Komisyonu’nda Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararıyla «görevlendirilen» Asliye Hukuk Mahkemesine «görevsizlik» kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2800 E. , 2021/1857 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 12.02.2015 tarih ve 2012/264-2015/79 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 18.09.2009 Tarihli LPG Otogaz İstasyonu Bayilik Sözleşmesinin imzalandığını, ancak davalının sözleşmenin bitim tarihininden önce sözleşmeyi feshettiğini, fesih gerekçesi olarak davalının uygulamada aldığı kâr oranının sözleşmede anlaşılan %80 oranın altında kaldığına dayandığını, ancak davacının sözleşme maddelerine riayet ettiğini, bu nedenle davalının süresinden önce sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğunu belirterek, sözleşmeye göre fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 15.000.-TL kâr yoksunluğu tazminatı ile 15.000.-TL cezai şart tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, ıslah ile kâr yoksunluğundan kaynaklı tazminat talebini 25.736,06 TL’ye, cezai şart tazminatı talebini ise 182.110.-TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, davacının sözleşmedeki kâr payı oranlarını uygulamadığını, sözleşmenin bu nedenle feshedildiğini, davacının istikrarsız fiyat politikaları nedeniyle sözleşmede %80 olarak belirlenen kâr payı oranının düştüğünü, haklı nedenle feshedilen sözleşme nedeniyle davacının cezai şart ve kâr kaybını talep edemeyeceğini, 5307 sayılı Kanun 7/1. maddesine göre bayilerin tek bir dağıtıcı ile sözleşme yapma zorunluluklarının olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporlarına göre, kârlılık hesabı yapılırken sözleşmede açık bir hüküm olmamasına rağmen nakliye, fon vs. giderlerin fiyat artışına yansıtıldığı ve bu şekilde davacı tarafından yapılan hesaplamalar sonucu, sözleşmede oluşturulan kâr payı oranı %80 olarak gözükse de, nakliye ve maliyet unsurları hesaba katılmaksızın yapılan hesaplamada kâr payının %80'in altında kaldığı, karlılık dağılım hesaplamasında nakliye, işletme yönetim gideri başlığı altında bir payın düşülemeyeceği, bu durumun sözleşmenin haklı olarak feshedilmesi sebebi olacağı, bu nedenle davacının sözleşmeye dayalı ve haksız feshe dayalı olarak cezai şart ve kâr mahrumiyeti talep edemeyeceği, zira feshin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki LPG Otogaz İstasyonu Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kâr mahrumiyeti ve cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde, sözleşmenin 7. maddesinde; “Bu tarihten sonra LPG 'nin Bayi 14.03.1998 tarih ve 23286 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca LPG 'nin Tüpraş veya diğer rafineri şirketleri tarafından çıkış fiyatlarına yapılacak fiyat ayarlamaları, vergi ve fon artışları, nakliye fiyatlarındaki artışlar, artışın yapıldığı tarihteki fiyatlara aynı oranda yansıtılacaktır.” hükmü uyarınca taraflar arasındaki LPG satışına ilişkin fiyatın nasıl belirleneceği belirtilmiştir. Mahkemece öncelikle sözleşmenin 7.
maddesi uyarınca davacı tarafından tespit edilen LPG ürün fiyatının bu madde hükmüne uygun yapılıp yapılmadığının ve yine bu madde hükmü uyarınca tespit edilen fiyat uyarınca bayi kâr oranının %80 olarak uygulanıp uygulanmadığının tespiti gerekmektedir. Ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı 18.09.2009 ve sona erdiği 13.08.2012 tarihleri arasında davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalardaki kâr oranı dağılımının ve fiyat maliyetinin ne şekilde hesaplandığı, söz konusu faturaların davalı defterinde kayıtlı olup olmadığı, söz konusu faturalara göre sözleşmenin 7. maddesini talil edecek bir uygulamanın bulunup bulunmadığının taraf defterleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılması gerekirken yukarıda belirtilen hususlar hep birlikte değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/645917100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz