6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yazılımın sunuluş biçiminin benzerliğiyle karıştırılmaya yol açan haksız rekabet

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1506 E. 2021/1247 K. · · İlk derece: 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Gerekçe özeti

TTK 55/1-a-4 uyarınca, iki yazılım farklı programlama dili ve kodlarla yazılmış olsa dahi, modül isimleri, çalışma mantığı, kullanıcı arayüzleri ve içerikleri (sergilenme biçimi) itibariyle benzer/aynı olup aynı çalışma mantığında üretilmişse, davalının eylemi başkasının iş ürünleriyle karıştırılmaya yol açan önlem alma niteliğinde haksız rekabet oluşturur; ayrıca TTK 54-55 kapsamında bir kişinin, rakip şirkette çalıştığı dönemde iştirak ettiği projeleri kendi bağımsız faaliyeti gibi sunması, rakibin iş tecrübelerini kendine mal eden, müşteri ilişkilerini etkileyen aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı bir ticari uygulama olarak haksız rekabet teşkil eder. Buna karşılık, iş ürününden yetkisiz yararlanma veya iş sırrının hukuka aykırı değerlendirilmesi ileri sürülmemişse eylem TTK 55/1-c-d kapsamında değerlendirilemez.

Ele alınan sorunlar

Yazılımın çalışma mantığı, modül ve arayüz benzerliğiyle karıştırılmaya yol açan haksız rekabet (TTK 55/1-a-4) → kabul

İddia: Davacı, davalının ürettiği EHSCore programının kendi İSGPro programındaki modül, arayüz ve içerikleri birebir kullandığını, bu suretle haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 54. maddesi uyarınca haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olup, 55. maddedeki haller örnek niteliğindedir; 55/1-a-4'te başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak haksız rekabet sayılmıştır. Bilirkişi raporunda davalı programındaki uygulama modül isimlerinin, çalışma mantığının, kullanıcı arayüzlerinin, form ifadelerinin, formüllerin ve alt modül isimlerinin davacı programı ile benzer/aynı olduğu; programların farklı programlama dili ve kodlarla yazılmış olmakla birlikte aynı çalışma mantığında üretildiği tespit edilmiştir. Yazılımın bizatihi kendisi (fikir ve sanat eseri) benzer olmasa da eserin sergilenme biçimi itibariyle programlar benzerdir; bu hali ile davalının eylemi TTK 55/1-a-4'te düzenlenen karıştırılmaya yol açan önlemler alma şeklindeki haksız rekabeti oluşturur. Bu yön haksız rekabet kabul edilerek karar verilmesi gerekirken davanın reddi isabetsizdir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Rakip şirkette çalışılan dönemdeki projelerin kendi bağımsız faaliyeti gibi sunulmasının haksız rekabet oluşturması → kabul

İddia: Davacı, davalının internet sitesinde davacının müşterileriyle yürütülen projeleri davalının kendi deneyimi/müşterisiymiş gibi gösterdiğini, bunun haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde haksız rekabet halleri örnek kabilinden sayılmış olup, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı her türlü davranış ve ticari uygulama haksız ve hukuka aykırıdır. Davalının internet sitesindeki ifadeler, davacı şirkette sigortalı çalışan olduğu dönemde iştirak ettiği iş sağlığı ve güvenliği projelerini davalıya ait bağımsız faaliyetler olarak sunmakta olup, bu durum davacı şirkete ait iş tecrübelerinin davalıya mal edilmesi sonucunu doğuran, müşteri ilişkilerini etkileyen aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı bir ticari uygulamadır; haksız rekabet oluşturur. Bu eylem yönünden de haksız rekabet kabul edilerek karar verilmesi gerekirken aksinin kabulü isabetsizdir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İş sırrının hukuka aykırı değerlendirilmesi (TTK 55/1-c-d) yönünden temyiz itirazlarının reddi → ret

İddia: Davacı, davalının eylemlerinin TTK 55/1-c-d kapsamında iş ürünü/iş sırrından yetkisiz yararlanma niteliğinde haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalıya kendisine emanet edilmiş bir iş ürününden yetkisiz yararlandığı veya iş ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp yararlandığı ileri sürülmediği gibi, üretim veya iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmesi ya da gizlice ele geçirdiği bilgileri değerlendirmesi de söz konusu olmadığından, isnat edilen eylemler TTK 55/1-c-d kapsamında değerlendirilemez; bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Farklı kod ve dille yazılsa da modül/arayüz/çalışma mantığı benzerliğiyle karıştırılmaya yol açan yazılımın TTK 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet oluşturması ve rakip şirketteki projelerin kendi bağımsız faaliyeti gibi sunulmasının haksız rekabet sayılması bakımından bağlayıcı emsal (bozma) niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız rekabet karıştırılmaya yol açan önlemler yazılımın sergilenme biçimi iş ürününden yararlanma iş sırrı dürüstlük kuralı aldatıcı ticari uygulama

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2880 E. 2024/5243 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/886 E. 2024/3484 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4290 E. 2012/10811 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Hakimin davayı aydınlatma ödevi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9037 E. 2018/2336 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/1506 E.  ,  2021/1247 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.03.2018 tarih ve 2016/226 E. - 2018/168 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.01.2020 tarih ve 2018/1079 E. - 2020/78 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının 23.08.2008-15.11.2012 tarihleri arasında müvekkili şirkette çalıştığını, askerlik hizmetini ifa edeceği gerekçesiyle işinden ayrılan davalının daha sonra HAG Teknoloji unvanlı bir işletme açtığını, davalının müvekkilinin geliştirdiği yazılımların birebir aynısını pazarladığını ve müvekkiline ait bir çok materyali izinsiz kullandığını, davalının web sitesinin müvekkilinin web sitesinden iktibas edilerek hazırlandığını, davalının bu web sitesinde müvekkilinin müşterilerini kendi müşterisi gibi göstermekte olduğunu, davalının geliştirdiğini iddia ettiği EHSCore isimli yazılımın müvekkilinin geliştirdiği İSGPro yazılımının aynısı olduğunu, davalının müvekkili şirkette çalıştığı dönemde elde ettiği bir kısım verileri reklam ve tanıtımlarında kullanmakta olduğunu, davalının bu eylemlerinin TTK 55/1-c-d m.

uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, ayrıca davalının sektörde tanınabilir hale gelmek adına geliştirdiğini iddia ettiği yazılımı son derece cüzi bedelle pazarlamaya çalıştığını ve bu eyleminin ise TTK 55/1-a maddesine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespitine ve sonlandırılmasına, davalının bu eylemleri yapmaktan men edilmesine, hükmün ilanına, yargılama sırasında ortaya çıkacak gerçek zarar miktarına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacı tarafça sözü edilen web sitesi faaliyetleri Hag Teknoloji ticari işletmesi altında yürütülmekte olduğunu, müvekkilinin askerlik dönüşü bu şirketi kurmadığını, bu süreçte bir bankada iki yıla yakın bir süre yazılım mühendisi olarak çalıştığını, şirketin 3 yıla yakın bir süre sonra kurulduğunu, dolayısıyla müvekkilinin iş deneyiminin davacının tahmin ettiğinden farklı derinlikte ve davacının iş ilişkisiyle doğrudan alakalı olmadığını, müvekkili işletme yetkililerinin kendi becerileri ve çalışmaları sonucunda EHSCore yazılımını oluşturduklarını, internet sitesindeki birebir aynı olduğu iddia edilen ifadelerin her internet sitesinde bulunan başlıklar olduğunu, müvekkilinin yalnızca çalıştığı müşterilere yer verecek şekilde kendi faaliyetleri kapsamında bir internet sitesi hazırladığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının davacı ile aynı sektörde benzer bir işletme çalıştırdığı, ancak üretimi ve geliştirmesi aynı olmayan bir program üzerinden piyasaya hitap ettiği, taraflar arasında birlikte çalıştıkları dönemde şirket bünyesinde çalıştığı süre zarfında öğrenmiş olduğu sır niteliğindeki bilgileri başkalarına açıklamaması ya da başka bir firmada çalışması durumunda müeyyide uygulanacağına dair bir akit imzalamadıkları, davacının üretimini yaptığı program üzerinde davalının işten ayrıldığı tarihte hak sahipliğinin de bulunmadığı, aradan geçen uzun zamanda davalının tecrübelerini kendi işine aktarmasında hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı, hukuka aykırılık ve rekabet ihlaline ilişkin inandırıcı bir delilin de dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; davacı iddialarının doğru olduğu kabul edilse dahi, davalıya isnat edilen eylemlerin TTK 55/1-c-d kapsamında değerlendirilemeyeceği, zira davalının kendisine emanet edilmiş bir iş ürününden yetkisiz yararlandığı veya iş ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp yararlandığı ileri sürülmediği gibi, davacı iddiaları doğrultusunda üretim veya iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmesi, gizlice ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmesi de söz konusu olmadığı, ancak davacı iddiası, davalının davacı işyerinde çalıştığı sürede elde ettiği bir takım bilgileri kendi yazılımda kullandığı ve davacı yazılımı ile birebir aynı yazılımı oluşturup bu şekilde iktibas yaratıldığı yönünde olup, bu iddiaların TTK 55/1-a-4 m.

uyarınca yapılan değerlendirmede, davalı ve davacının programlarının işleyişi, genel algoritması ve modülleri çok benzer olmakla birlikte, programların özünü oluşturan ve kopyacılığın sınırlarını belirleyen kodların tamamen aynı olmadığı, fikir ve akış diyagramlarının aynı olduğu ancak davalının ilgili projeyi farklı bir kod mantığı ile tekrar yazmış olduğu, davalı web sitesinde verilen hizmetten söz edilirken ekip üyelerinin hizmetinden söz edildiği, davalı firmanın hizmetinden söz edilmediği anlaşılmış, salt davalının davacı şirkette çalıştığı dönemde elde ettiği bir kısım verileri kendi yazılımlarında, internet sitesinde ve reklam broşürlerinde kullanmış olması haksız rekabet eylemine neden olmayacaktır, zira davacı işi gereği bu teknik bilgilere sahip bir mühendis olup bu bilgileri kullanmaması düşünülemeyeceği, davalı yazılımının, davacı yazılımları ile karışıklığa veya karıştırılmaya yol açması da söz konusu olmadığına göre, somut olayda bu maddenin koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakta olup, gerekçe yönünden ilk derece mahkemesi kararının isabetli olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, aşağıda belirtilen hususlar dışında, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonlandırılması ve maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalının ürettiği ‘’EHSCore’’ isimli iş sağlığı ve güvenliği programının, davacının önceden ürettiği ‘’İSGPro’’ isimli iş sağlığı ve güvenliği programına benzediğini, davacı programında kullanılan modüllerin, arayüzlerinin bire bir davalı yazılımında kullanıldığı ve ayrıca davalının internet sitesinde kendi müşterisi gibi gösterdiği şirketlerin aslında davacının müşterileri olduğunu ileri sürmüş, ilk derece mahkemesince, bilirkişi raporuyla programda tespit edilen benzerlikler olsa da programların farklı programlama dilinde, farklı yazılım kodlarıyla yazıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince ise, davacının gerekçe yönünden istinaf istemleri kabul edilmiş ancak taraflara ait iş sağlığı ve güvenliği programlarının genel algoritması, modüllerinde benzerlik olduğu, fikir ve akış diyagramlarının aynı olduğu ancak davalının ilgili projeyi farklı bir kod mantığı ile tekrar yazmış olduğu, davalı web sitesinde verilen hizmetten söz edilirken davacı firmanın hizmetinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

6102 sayılı TTK'nın 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Kanunun “dürüstük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar” başlığı altında haksız rekabet hallerinin örnek mahiyetinde sayıldığı bu bağlamda, TTK ve 55-b.a.4’de “başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek”;

aynı madde ve fıkranın b.1-a hükmünde ise “başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” hali haksız rekabet teşkil eden eylemlerden sayılmıştır.

Dosyaya kazandırılan 26.01.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davalının programındaki ‘’uygulama modül’’ isimlerinin davacının önceden üretip pazarladığı programdaki isimlere benzer olduğu, programların çalışma mantıkları ve kullanıcı arayüzlerinin benzer olduğu, ‘’Düzenleyici ve Önleyici Faaliyet’’ modülü ve bu modülde kullanılan formlardaki ifadelerin aynı olduğu, örnek formül olarak gösterilen ‘’Risk=olasılık * şiddetin karesi’’ formülünün aynı olduğu, ‘’Tanımlar’’ modülündeki alt modül isimlerinin aynı olduğu, ‘’Muayeneler’’ modülündeki veri girişlerinin aynı olduğu, programların farklı programlama dilinde, farklı yazılım kodlarıyla yazıldığı ve programların klasörleme mantıklarının farklı olduğu tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporundaki tespitler göz önüne alındığında, davalıya ait EHSCore adlı program ile davacıya ait İSGPro isimli programın aynı çalışma mantığında üretildiği, fikir ve sanat eseri olan yazılımın bizatihi kendisinin benzer olmadığı ancak eserin sergilenme biçimi itibarıyle programların benzer olduğu, bu hali ile davalının eylemlerinin 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesinde yerini bulan başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak şeklindeki haksız rekabet halini oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, bu yönler itibariyle haksız rekabet oluştuğu kabul edilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış olup, kararın bu nedenle bozulması gererkmiştir.

2- Davacı, davalıya ait internet sitesinde "hakkımızda" bölümündeki ‘’Ekibimiz geçmişteki Pfizer Türkiye, Abdi İbrahim ve Thy gibi büyük şirketler ile yürütülen İSG Yazılımı Projelerindeki deneyimlerini DEBİS projesinde birleştirmiştir.’’şeklindeki ifadelerin, davacının müşterilerinin davalının müşterisiymiş gibi anlaşılacağı gerekçesiyle

haksız rekabet oluşturduğu iddiasında bulunmuştur. 6102 sayılı TTK’nın haksız rekabete ilişkin 54. ve devamı maddelerin doğrudan davacının iddiasına isabet eden haller belirtilmemiş olsa da, yukarıda belirtildiği gibi 55. maddeki haksız rekabet halleri örnek kabilinden sayılmış olup, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı her türlü davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olup haksız rekabet halini oluşturacaktır. Davalının internet sitesindeki kullanılan ifadeler davalının ekibinin davacının dava dışı şirketlerle gerçekleştirdiği iş sağlığı ve güvenliği projelerinin davacıya ait bağımsız faaliyetler olarak sunulmasına ilişkindir.

Oysa davalı, dava dışı şirketlerle yürütülen iş sağlığı ve güvenliği yazılımı faaliyetlerine davacı şirkette sigortalı çalışan olduğu dönemde iştirak etmiş olup, bu hali ile davalının eyleminin davacı şirkete ait iş tecrübelerinin davalıya mal edilmesi sonucunu doğuracak nitelikte olduğu ve bu durumun rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir ticari uygulama olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının işbu eyleminin de davacı aleyhine haksız rekabet oluşturduğunun kabul edilip neticesine göre karar verilmesi gerekirken, bölge adliye mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz istemlerinin reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/644081200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1079 E. 2020/78 K.

Eski çalışanın edindiği bilgiyi kullanması TTK 55 kapsamında haksız rekabet sayılmadı

Gerekçe özeti

Bir işçinin, çalıştığı şirketten ayrıldıktan sonra edindiği teknik bilgi ve tecrübeyi kendi işinde kullanması, kendisine emanet edilmiş bir iş ürününden yetkisiz yararlanma veya iş/üretim sırlarının hukuka aykırı ifşası niteliğinde değilse TTK 55/1-c-d maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturmaz. Aynı şekilde, geliştirilen yazılımın işleyiş ve algoritma bakımından benzer olması, ancak kaynak kodları ve programlama tekniği farklıysa ve karşı tarafın ürünüyle karıştırılmaya (iltibas/iktibas) yol açmıyorsa, TTK 55/1-a-4 maddesi kapsamında haksız rekabet oluşmaz. Hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra TBK 396/son uyarınca sır saklama yükümlülüğünün devam etmesi, tek başına haksız rekabet iddiasının esasına etki etmez.

Emsal değeri

Eski çalışanın edindiği teknik bilgi ve tecrübeyi benzer bir yazılım geliştirerek kullanmasının, kaynak kod ve programlama tekniği farklı olup karıştırılmaya yol açmadığı sürece TTK 55/1-a-4, 55/1-c ve 55/1-d maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturmayacağına ilişkin somut değerlendirme kriterlerini içermesi nedeniyle emsal niteliktedir.

Kavramlar: haksız rekabet iş ürününden yetkisiz yararlanma üretim ve iş sırlarının ifşası iltibas/iktibas karıştırılmaya yol açma sır saklama yükümlülüğü hukuki nitelendirme

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1079

KARAR NO 2020/78

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/03/2018

NUMARASI 2016/226 Esas- 2018/168 Karar

DAVA

Haksız Rekabetin Tespiti-Men’i-Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/01/2020

Davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin geliştirdiği özellikle ... ve ... yazılımları ile kurumsal firmalara İş Sağlığı ve Güvenliği alanında hizmet veren ve sektöründe lider konumunda olan bir bilişim şirketi olduğunu, davalının 23.08.2008-15.11.2012 tarihleri arasında müvekkili şirkette çalıştığını, askerlik hizmetini ifa edeceği gerekçesiyle işinden ayrılan davalının daha sonra ... unvanlı bir işletme açtığının öğrenildiğini, ancak davalının işletmesine ilişkin web sayfasının incelenmesinin ve müvekkili müşterilerinden alınan duyumların, davalının müvekkilinin geliştirdiği yazılımların birebir aynısını pazarladığını ve müvekkiline ait bir çok materyali izinsiz kullandığını ortaya koyduğunu, şöyle ki davalının web sitesinin müvekkilinin web sitesinden iktibas edilerek hazırlandığını, davalının bu web sitesinde müvekkilinin müşterilerini kendi müşterisi gibi göstermekte olduğunu, davalının geliştirdiğini iddia ettiği ...

isimli yazılımın müvekkilinin geliştirdiği ... yazılımının aynısı olduğunu, davalının müvekkili şirkette çalıştığı dönemde elde ettiği bir kısım verileri reklam ve tanıtımlarında kullanmakta olduğunu, davalının bu eylemlerinin TTK 55/1-c-d m. uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, ayrıca davalının sektörde tanınabilir hale gelmek adına geliştirdiğini iddia ettiği yazılımı son derece cüzi bedelle pazarlamaya çalıştığını ve bu eyleminin ise gerek TTK 55/1-a maddesine gerekse 4054 sayılı Yasa hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin olası müşterileri ile sözleşme yapma olanağını elinden almakta olduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, haksız rekabetin sonlandırılmasına, davalının bu eylemleri yapmaktan men edilmesine, verilecek hükmün ilanına, yargılama sırasında ortaya çıkacak gerçek zarar miktarına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, zira davacı tarafça sözü edilen web sitesi faaliyetleri ... ticari işletmesi altında yürütülmekte olduğunu, ayrıca müvekkilinin askerlik dönüşü bu şirketi kurmadığını, bu süreçte bir bankada iki yıla yakın bir süre yazılım mühendisi olarak çalıştığını, şirketin 3 yıla yakın bir süre sonra kurulduğunu, dolayısıyla müvekkilinin iş deneyiminin davacının tahmin ettiğinden farklı derinlikte ve davacının iş ilişkisiyle doğrudan alakalı olmadığını, müvekkili işletme yetkililerinin iş güvenliği uzmanı olduklarını, aynı zamanda yazılım mühendisleri olmaları nedeniyle kendi becerileri ve çalışmaları sonucunda ... yazılımını oluşturduklarını, müvekkilinin internet sitesinde davacının sitesindeki birebir aynı olduğu iddia edilen ifadelerin her internet sitesinde bulunan başlıklar olduğunu, müvekkilinin yalnızca çalıştığı müşterilere yer verecek şekilde kendi faaliyetleri kapsamında bir internet sitesi hazırladığını, davacı iddialarının asılsız olduğunu, müvekkilinin haksız rekabet teşkil edecek bir eyleminin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının davacı ile aynı sektörde benzer bir işletme çalıştırdığı, ancak üretimi ve geliştirmesi aynı olmayan bir program üzerinden piyasaya hitap ettiği, taraflar arasında birlikte çalıştıkları dönemde şirket bünyesinde çalıştığı süre zarfında öğrenmiş olduğu sır niteliğindeki bilgileri başkalarına açıklamaması ya da başka bir firmada çalışması durumunda müeyyide uygulanacağına dair bir akit imzalamadıkları, davacının üretimini yaptığı program üzerinde davalının işten ayrıldığı tarihte hak sahipliğinin de bulunmadığı, aradan geçen uzun zamanda davalının tecrübelerini kendi işine aktarmasında hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı, hukuka aykırılık ve rekabet ihlaline ilişkin inandırıcı bir delilin de dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Bilirkişi raporunun geneli ile sonuç kısmının çelişkili olduğunu, raporda iddialarını destekler bir çok tespit olduğunu, raporda öz olarak davalı yazılımının özgün olmadığının, müvekkili şirkette çalıştığı süreçte elde ettiği verileri yazılımında kullandığının teyit edildiğini, ancak sonuç kısmının bu tespitlere aykırı olduğunu, bilirkişilerin sonuç ve kanaat kısmında farklı sonuca ulaşmalarının nedeninin sadece kaynak kodları özelinde hukuksal değerlendirme yapma çabalarının bir ürünü olduğunu, ayrıca raporda davalının verilerin bir kısmının birebir aynen kullanmakla birlikte bir kısım verileri değiştirdiğinin ifade edildiğini ki esasen doğal olanın da bu olduğunu, zira gelişen tekonoloji, artan ihtiyaçlar vs hususları nazara alındığında birebir iktibasın mantıklı olmayacağını, 2-Bilirkişi heyetince veritabanı yapılarının incelenmediğini, anlaşıldığı kadarıyla sadece arayüzler ve kaynak kodları üzerinden değerlendirme yapıldığını, oysa veritabanlarının incelenmesi sonucu davalının yaptığı iktibasın hem niteliksel hem niceliksel boyutunun kolaylıkla görülebileceğini, 3-Davalının ...

projesinde çalıştığı hususunun tanık beyanı ile sabit olduğunu, kaldı ki davalının aksi yönde bir itirazının da olmadığını, buna rağmen bilirkişi heyetince aksi bir sonuca varıldığını, oysa davalının her iki projede de çalıştığını, davalının ... projesinde çalıştığına dair ... Sözleşmesini sunduklarını, sözleşmenin 3.sayfası 3.7 maddesinde davalının bu projede yazılım mühendisi sıfatıyla görevlendirildiğinin belirtildiğini, 4-Bir kısım iddialarının ise bilirkişi raporunda tartışılmadığı gibi mahkemece de dikkate alınmadığını, zira davalı web sitesinde hazihazırda müvekkili müşterisi ..., ... gibi bir kısım şirketlerin isimlerini zikretmekte ve kendi müşterisiymiş gibi algı yaratmakta olduğunu, yine müvekkilinin müşterisi olan ...

firmasına ait bir kısım özel bilgileri internet sitesinde ve tanıtım videosunda kullanmakta olduğunu, 5-Müvekkilinin davalı ile rekabet etmeme ve elde ettiği ilgileri 3. kişilerle paylaşmama sözleşmesi imzalamamış olmasının taleplerinin kabulü için olmazsa olmaz bir unsur olmadığını, işçinin üretim ve iş sırlarını saklama yükümlülüğünü TBK 396/son m. düzenlendiğini, ayrıca müvekkili yazılımlarının patentlerinin alınmamış olmasının da davalının elde ettiği verileri mutlak şekilde kullanabileceği anlamına gelmediğini, davalı eylemlerinin TTK 55/1-c-d m. uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve talepleri gibi davanın kabulünü veya mahkemesine iadesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, TTK 54 vd m. uyarınca haksız rekabetin tespiti, sonlandırılması, önlenmesi ve uğranılan zararın tazmini istemlerine ilişkindir. Davacı, 23.08.2008-15.11.2012 tarihleri arasında kendi bünyesinde yazılım mühendisi olarak çalışan davalının, işten ayrıldıktan birkaç yıl sonra kendi şahıs firmasını kurduğunu, bu şahıs firması aracılığıyla kendisinin geliştirdiği yazılımların birebir aynısını pazarladığını ve müvekkiline ait bir çok materyali izinsiz kullandığını, davalı eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise davacı iddialarının asılsız olduğunu, davacı şirketten ayrıldıktan yaklaşık 3 yıl sonra kendisi gibi yazılım mühendisi olan kişilerle firmasını kurduğunu, kendi becerileri ve çalışmaları sonucu bir yazılım geliştirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, davalı eylemlerinin TTK’nun 55/1c-d maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüştür. TTK 55/1-c maddesi “Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; (1) Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, (2) Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği halde yararlanmak,(3) Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak,” şeklinde, 55/1-d maddesi ise “Üretim veya iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek, özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur.” şeklinde düzenlenmiştir.

Davacı iddialarının doğru olduğu kabul edilse dahi, davalıya isnat edilen eylemlerin TTK 55/1-c-d m. kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır. Zira davalının kendisine emanet edilmiş bir iş ürününden yetkisiz yararlandığı veya iş ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp yararlandığı ileri sürülmediği gibi, davacı iddiaları doğrultusunda üretim veya iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmesi, gizlice ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmesi de söz konusu değildir. (Davalının, yaklaşık 4,5 yıl süreyle davacı işyerinde çalıştığı tarafların kabulünde olup, TBK 396/son m. uyarınca hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra da sır saklama yükümlülüğünün devam etmesinin ise doğrudan bu davanın esasına bir etkisi bulunmamaktadır.)Ancak davacı iddiası, davalının davacı işyerinde çalıştığı sürede elde ettiği bir takım bilgileri kendi yazılımda kullandığı ve davacı yazılımı ile birebir aynı yazılımı oluşturduğu, bu şekilde iktibas yaratılarak haksız rekabet edildiği yönündedir.

Bu durumda hukuki nitelendirme hakime ait olduğuna göre davacı iddiası doğrultusunda davalı eyleminin TTK 55/1-a-4 m. uyarınca haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği üzerinde durulmalıdır. TTK 55. maddesinin "a) dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar" kategorisinin (4) numaralı alt bendinde, yanıltıcı duruma( karışıklığa veya karıştırılmaya) yol açma(iltibas ve iktibas) fiili, "başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklinde ifade edilmiştir. Dosya kapsamında mevcut bilirkişi heyet raporu incelendiğinde, davalı ve davacının programlarının işleyişi, genel algoritması ve modülleri çok benzer olmakla birlikte, programların özünü oluşturan ve kopyacılığın sınırlarını belirleyen kodların tamamen aynı olmadığı, fikir ve akış diyagramlarının aynı olduğu ancak davalının ilgili projeyi farklı bir kod mantığı ile tekrar yazmış olduğu, çalışma mantığı ve arayüzler ile kullanılan ifadelerin aynı olsa bile farklı programlama tekniği ile elde edilen sonuçlar oldukları, davalı yazılımının hem iş güvenliği uzmanları ile OSGB’lere hem de işyeri hekimlerine bir arada hizmet verebilmekte olduğu, davacının ise uzman ve hekimler için iki ayrı ayrı yazılım programlarının olduğu, ayrıca davalı web sitesinde davacının kendi müşterisi olduğunu belirttiği firmalara verilen hizmetten söz edilirken ekip üyelerinin hizmetinden söz edildiği, davalı firmanın hizmetinden söz edilmediği hususlarının tespit edildiği görülmüştür.

Salt davalının davacı şirkette çalıştığı dönemde elde ettiği bir kısım verileri kendi yazılımlarında, internet sitesinde ve reklam broşürlerinde kullanmış olması haksız rekabet eylemine neden olmayacaktır, zira davacı işi gereği bu teknik bilgilere sahip bir mühendis olup bu bilgileri kullanmaması düşünülemez. Davalı yazılımının, davacı yazılımları ile karışıklığa veya karıştırılmaya yol açması da söz konusu olmadığına göre, somut olayda bu maddenin koşullarının da oluşmadığı anlaşılmaktadır. O halde ilk derece mahkemesince davanın reddi yönünde verilen kararda sonucu itibariyle bir isabetsizlik görülmemiş ise de, hükmün gerekçesinde değişiklik yapıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353(1)b-2 m.

uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; Kocaeli 2..Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/226 Esas 2018/168 Karar sayılı ve 15/03/2018 tarihli hükmünün HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın REDDİNE,” İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 54,40-TL harçtan, toplam 29,20 -TL harcın mahsubu ile 25,20- TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça yapılan 79,90- TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 2.180- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 35,90- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, istinaf başvuru harcı olarak yatırılan 98,10- TL’nin hazineye irad kaydına, Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/01/2020

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.