Fon alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/17585 E. 2013/19992 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 20 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fon alacağı↗ öğrenme tarihi↗ ttk 309/4↗ takipsizlik kararı↗ tmsf↗ sebepsiz zenginleşme↗ haksız fiil↗ yönetim kurulu kararı↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 336. maddesine göre açılan sorumluluk davalarında 5411 sayılı Bankacılık Yasasının 141. maddesinde yer alan 20 yıllık zamanaşımı süresinin bu davanın bankacılık yasasından kaynaklanmaması sebebiyle uygulanamayacağı, TTK’nın 309. maddesi uyarınca davanın zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde zarar doğuran fiilin meydana gelmesi tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, tüzel kişilerle ilgili olarak kabul edilen genel prensibin davayı açmaya yetkili organın zarar ve faili öğrenmesi tarihi olduğu, 309. madde kapsamında düzenlenen bir diğer zaman aşımı süresinin de ceza zaman aşımı olduğu ancak dava konusu olayda davalılar hakkında bir ceza davası açılmadığı,
yapılan soruşturma sonucu Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca bankacılık yasasına muhalefet suçundan yeterli delil elde edilemediğinden takipsizlik kararı verildiği, soruşturma raporunun 02/09/2002 tarihli olmasının sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu olayda zarara sebebiyet verdiği iddia edilen fiillerin 1998-2001 yılları arasında gerçekleştiği, davanın ise 28/08/2007 tarihinde açıldığı, bu durumda 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1– Dava, banka yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir. Mahkemece, dava konusu alacağın fon alacağı olmayıp TTK’nın 309. maddesi kapsamında 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerine ilişkin olduğundan zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bir alacak sözleşmeye dayanabileceği gibi haksız fiile veya sebepsiz zenginleşmeye yahut doğrudan kanuna da dayanabilir. Davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları banka TMSF'ye devredilmiştir. 5411 sayılı Kanun’un 132. maddesine göre Fon tarafından devralınmış alacaklar Fon alacağı haline gelir. 5411 sayılı Kanun’un 141. maddesinde bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olacağı düzenlenmiş olup, aynı kanunun geçici 16.maddesinde ise “Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir” hükmü mevcuttur.
Bu durumda dava konusu alacağın Fon alacağı niteliğinde olduğu ve 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesinde yer alan yirmi yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihinde henüz dolmadığı, zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5163 E. 2014/12206 K.
Ortak:fon alacağı · sebepsiz zenginleşme · zamanaşımı · zamanaşımı 20 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece, dava konusu alacağın «fon alacağı» olmayıp TTK’nın 309. maddesi kapsamında 2 ve 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerine ilişkin olduğundan zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… , savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 336. maddesine göre açılan sorumluluk davalarında 5411 sayılı Bankacılık Yasasının 141. maddesinde yer alan 20 yıllık «zamanaşımı» süresinin bu davanın bankacılık yasasından kaynaklanmaması sebebiyle uygulanamayacağı, TTK’nın 309. maddesi uyarınca davanın zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde zarar doğuran fiilin meydana gelmesi tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, tüzel kişilerle ilgili olarak kabul edilen genel prensibin davayı açmaya yetkili organın zarar ve faili «öğrenmesi tarihi» olduğu, 309. madde kapsamında düzenlenen bir diğer zaman aşımı süresinin de ceza zaman aşımı olduğu ancak dava konusu olayda davalılar hakkında bir ceza davası açılmadığı, yapılan soruşturma sonucu Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca bankacılık yasasına muhalefet suçundan yeterli delil elde edilemediğinden «takipsizlik» kararı verildiği, soruşturma raporunun 02/09/2002 tarihli olmasının sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu olayda zarara sebebiyet verdiği iddia edilen fiillerin 199 …
Ancak bir alacak sözleşmeye dayanabileceği gibi «haksız fiile» veya «sebepsiz zenginleşmeye» yahut doğrudan kanuna da dayanabilir.
Benzer bu karardaBuna göre dava konusu alacak 5411 sayılı kanunun 132.maddesi uyarınca fona devredilmediğinden «fon alacağı» olarak nitelendirilemez ve dolayısıyla da aynı yasanın 141.maddesi hükmü uyarınca 20 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması da mümkün değildir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre İMKB ortalamalarına göre fazladan ödenen kısmın 2.116.272,36 TL olduğu, bundan daha önce «kesin» hükme bağlanan l64.341,09 TL düşüldüğünde davacı bankanın 1.951.931,27 TL'nin iadesini talep edebileceği, davalıya ödenmiş bulunan fazla miktardaki faiz tutarının «sebepsiz zenginleşme» teşkil ettiği, sebepsiz zenginleşmenin başladığı l6.03.2001 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.951.931,26 TL'nin 16.03.2001 tarihinden itibaren işletilecek değişen o …
Davalı savunmasında, «gabin» iddiasına dayalı davanın , akdin kurulması tarihinden itibaren bir yıl içerisinde açılması gerektiğini, bu sürenin «hak düşürücü süre» olduğunu, bankanın ödenen kısım ile ilgili olarak sözleşmeye uyum ve bağlılık iradesini açıkça ortaya koymuş olduğunu, bu iradenin açıklanmasından sonra huzurdaki davanın dinlenmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın öncelikle hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 141.maddesi gereğince, Fon alacaklarına ilişkin «zamanaşımı» süresinin 20 yıl olduğu davalının zamanaşımına ilişkin itirazının reddine karar verilerek işin esası hakkında karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gabin · hak düşürücü süre · istirdat · avans faizi · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre İMKB ortalamalarına göre fazladan ödenen kısmın 2.116.272,36 TL olduğu, bundan daha önce «kesin» hükme bağlanan l64.341,09 TL düşüldüğünde davacı bankanın 1.951.931,27 TL'nin iadesini talep edebileceği, davalıya ödenmiş bulunan fazla miktardaki faiz tutarının «sebepsiz zenginleşme» teşkil ettiği, sebepsiz zenginleşmenin başladığı l6.03.2001 tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.951.931,26 TL'nin 16.03.2001 tarihinden itibaren işletilecek değişen o …
Bankası T.A.Ş Şubesindeki davalı hesabından 14.03.2001- 20.02.2001 tarihleri arasındaki gecelik faiz işlemleri nedeniyle banka yönünden «gabin» teşkil edecek şekilde ve Borçlar Kanununun 20.maddesine aykırı olarak fazla ödendiği öne sürülen faiz tutarının «istirdadı» istemine ilişkindir.
Davalı savunmasında, «gabin» iddiasına dayalı davanın , akdin kurulması tarihinden itibaren bir yıl içerisinde açılması gerektiğini, bu sürenin «hak düşürücü süre» olduğunu, bankanın ödenen kısım ile ilgili olarak sözleşmeye uyum ve bağlılık iradesini açıkça ortaya koymuş olduğunu, bu iradenin açıklanmasından sonra huzurdaki davanın dinlenmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın öncelikle hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 141.maddesi gereğince, Fon alacaklarına ilişkin «zamanaşımı» süresinin 20 yıl olduğu davalının zamanaşımına ilişkin itirazının reddine karar verilerek işin esası hakkında karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7490 E. 2013/11638 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15729 E. 2012/14489 K.
Ortak:fon alacağı · sebepsiz zenginleşme · haksız fiil · zamanaşımı · zamanaşımı 20 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece, dava konusu alacağın «fon alacağı» olmayıp TTK’nın 309. maddesi kapsamında 2 ve 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerine ilişkin olduğundan zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak bir alacak sözleşmeye dayanabileceği gibi «haksız fiile» veya «sebepsiz zenginleşmeye» yahut doğrudan kanuna da dayanabilir.
… , savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 336. maddesine göre açılan sorumluluk davalarında 5411 sayılı Bankacılık Yasasının 141. maddesinde yer alan 20 yıllık «zamanaşımı» süresinin bu davanın bankacılık yasasından kaynaklanmaması sebebiyle uygulanamayacağı, TTK’nın 309. maddesi uyarınca davanın zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde zarar doğuran fiilin meydana gelmesi tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, tüzel kişilerle ilgili olarak kabul edilen genel prensibin davayı açmaya yetkili organın zarar ve faili «öğrenmesi tarihi» olduğu, 309. madde kapsamında düzenlenen bir diğer zaman aşımı süresinin de ceza zaman aşımı olduğu ancak dava konusu olayda davalılar hakkında bir ceza davası açılmadığı, yapılan soruşturma sonucu Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca bankacılık yasasına muhalefet suçundan yeterli delil elde edilemediğinden «takipsizlik» kararı verildiği, soruşturma raporunun 02/09/2002 tarihli olmasının sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu olayda zarara sebebiyet verdiği iddia edilen fiillerin 199 …
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusu alacağın «fon alacağı» olmayıp BK’nun 105. maddesi uyarınca «munzam zarar» istemine ilişkin olduğundan BK’nun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacı ...Ş’nin borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Ancak bir alacak sözleşmeye dayanabileceği gibi «haksız fiile» veya «sebepsiz zenginleşmeye» yahut doğrudan kanuna dayanabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, BK’nun 105 maddesine dayalı tazminat taleplerinde BK’nun 125 maddesinde öngörülen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin geçerli olduğu, İstanbul 1.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:munzam zarar · gecikme faizi · kötüniyet tazminatı · işlemiş faiz · temlik · kredi sözleşmesi · kötüniyet · menfi tespit
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/496 E 2009/573 K.sayılı kararında da «munzam zarar» talebinin hukuki «sebebinin» nev’ine bakılmaksızın bir dava olarak 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunun kabul edildiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda fon alacaklarına ilişkin dava ve taleplerde zamanaşımı süresi 20 yıl olarak kabul edilmiş ise de TMSF’nin icra takibine konu yaptığı munzam zarar ve «gecikme faizi» talebinin Bankacılık Kanunu’ndan doğan bir talep olmayıp doğrudan BK’nun 105. maddesine dayalı olduğu, icra takibine konu edilen «son» alacak 1997 tarihini taşıdığından davalının 2009 yılında davacı aleyhine başlattığı takibe konu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, %40 «kötüniyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ayrıca 5411 sayılı Kanun’un 138/1 maddesinde “Fon'un taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen Fon aleyhine neticelenmesi hâlinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezalar Fon hakkında uygulanmaz” hükmü düzenlenmiş olmakla mahkemece bu hüküm nazara alınmadan TMSF aleyhine %40 «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Alman Lufthansa A.Ş’nin ödemede gecikmesi nedeniyle BK’nun 105.maddesi gereğince faizle karşılanmayan «munzam zararın» tahsili için dava açılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/17585 E. , 2013/19992 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.04.2012 tarih ve 2007/683-2012/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili kurum tarafından yönetimine el konulan EGS Bank A.Ş. yönetim kurulu üyeleri olduklarını, davalılardan ... tarafından personel kredisi ve iş avansı kullanıldığını, bundan adı geçenin izin ücreti alacaklarının düşüldüğünü ancak geri kalan miktarın geri ödenmesinde usulsüzlükler tespit edildiğini, ayrıca banka nezdinde hesabı olan kişiler adına sahte hesaplar açılarak işlemler gerçekleştirildiği ve bu şekilde bankanın zarara uğratıldığını ileri sürerek, davalıların sorumlu oldukları miktarların kendilerinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın zamanaşımına uğradığını bildirmişler ve davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 336. maddesine göre açılan sorumluluk davalarında 5411 sayılı Bankacılık Yasasının 141. maddesinde yer alan 20 yıllık zamanaşımı süresinin bu davanın bankacılık yasasından kaynaklanmaması sebebiyle uygulanamayacağı, TTK’nın 309. maddesi uyarınca davanın zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde zarar doğuran fiilin meydana gelmesi tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, tüzel kişilerle ilgili olarak kabul edilen genel prensibin davayı açmaya yetkili organın zarar ve faili öğrenmesi tarihi olduğu, 309. madde kapsamında düzenlenen bir diğer zaman aşımı süresinin de ceza zaman aşımı olduğu ancak dava konusu olayda davalılar hakkında bir ceza davası açılmadığı,
yapılan soruşturma sonucu Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca bankacılık yasasına muhalefet suçundan yeterli delil elde edilemediğinden takipsizlik kararı verildiği, soruşturma raporunun 02/09/2002 tarihli olmasının sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu olayda zarara sebebiyet verdiği iddia edilen fiillerin 1998-2001 yılları arasında gerçekleştiği, davanın ise 28/08/2007 tarihinde açıldığı, bu durumda 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zaman aşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1– Dava, banka yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir. Mahkemece, dava konusu alacağın fon alacağı olmayıp TTK’nın 309. maddesi kapsamında 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerine ilişkin olduğundan zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak bir alacak sözleşmeye dayanabileceği gibi haksız fiile veya sebepsiz zenginleşmeye yahut doğrudan kanuna da dayanabilir. Davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları banka TMSF'ye devredilmiştir. 5411 sayılı Kanun’un 132. maddesine göre Fon tarafından devralınmış alacaklar Fon alacağı haline gelir. 5411 sayılı Kanun’un 141. maddesinde bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olacağı düzenlenmiş olup, aynı kanunun geçici 16.maddesinde ise “Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir” hükmü mevcuttur.
Bu durumda dava konusu alacağın Fon alacağı niteliğinde olduğu ve 5411 sayılı Kanun'un 141. maddesinde yer alan yirmi yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihinde henüz dolmadığı, zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/641854000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz