Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/15729 E. 2012/14489 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fon alacağı↗ fon bankası↗ munzam zarar↗ gecikme faizi↗ kötüniyet tazminatı↗ cy/cy şerhi↗ tmsf↗ sebepsiz zenginleşme↗ işlemiş faiz↗ temlik↗ haksız fiil↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, BK’nun 105 maddesine dayalı tazminat taleplerinde BK’nun 125 maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/496 E 2009/573 K.sayılı kararında da munzam zarar talebinin hukuki sebebinin nev’ine bakılmaksızın bir dava olarak 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun kabul edildiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda fon alacaklarına ilişkin dava ve taleplerde zamanaşımı süresi 20 yıl olarak kabul edilmiş ise de TMSF’nin icra takibine konu yaptığı munzam zarar ve gecikme faizi talebinin Bankacılık Kanunu’ndan doğan bir talep olmayıp doğrudan BK’nun 105. maddesine dayalı olduğu, icra takibine konu edilen son alacak 1997 tarihini taşıdığından davalının 2009 yılında davacı aleyhine başlattığı takibe konu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı TMSF vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Pamukbank TAŞ’a ait bilgisayarlar davacı tarafından taşınmış ve bankaya eksik teslim edilmiştir. Eksik teslimden dolayı açılan tazminat davasında 293,82 TL’nin 11.01.1992 tarihinden itibaren faizi ile birlikte Alman Lufthansa A.Ş’den tahsili ile Pamukbank TAŞ’a ödenmesine karar verilmiştir. Alman Lufthansa A.Ş’nin ödemede gecikmesi nedeniyle BK’nun 105.maddesi gereğince faizle karşılanmayan munzam zararın tahsili için dava açılmıştır. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/496 Esas sayılı dosyasında toplam 2.026,30 TL munzam zarar doğduğu belirlenmiş ancak talep 500,00 TL olup bu miktara hükmedilmiştir. Bakiye 1.526,30 TL ve işlemiş faiz olmak üzere 2.817,97TL’nin tahsili için 18.11.2009 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. Alman Lufthansa A.Ş takip konusu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle takibe itiraz etmiştir. İcra takibine konu edilen alacak ise 1997-1999 yıllarına aittir. Dava konusu alacak 06.01.2006 tarihinde TMSF tarafından temlik alınmıştır. Mahkemece, dava konusu alacağın fon alacağı olmayıp BK’nun 105. maddesi uyarınca munzam zarar istemine ilişkin olduğundan BK’nun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacı ...Ş’nin borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Oysa Fon bankalarının alacakları genelde sözleşmelere -kredi sözleşmelerine- dayanmaktadır. Ancak bir alacak sözleşmeye dayanabileceği gibi haksız fiile veya sebepsiz zenginleşmeye yahut doğrudan kanuna dayanabilir. BK’nun 162. maddesine göre de kanun veya akit ile ya da işin mahiyeti icabı olarak men edilmiş olmadıkça her alacak temlik edilebilir (Seza Reisoğlu, Bankacılık Kanunu Şerhi, 2002 Baskı, syf. 856). Davaya konu alacak 06.01.2006 tarihinde TMSF’ye temlik edilmiş olup, anılan banka 18.06.2002 tarihinde TMSF'ye devredilmiştir. 5411 sayılı Kanun’un 132. maddesine göre Fon tarafından devralınmış alacaklar Fon alacağı haline gelir. 5411 sayılı Kanun’un 141.maddesinde bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olacağı düzenlenmiş olup, aynı kanunun geçici 16.maddesinde ise “Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir” hükmü mevcuttur.
Bu durumda dava konusu alacağın Fon alacağı niteliğinde olduğu ve 5411 sayılı Kanun'un 141.maddesinde yer alan yirmi yıllık zamanaşımı süresinin 18.11.2009 takip tarihinde henüz dolmadığı, zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde BK’nun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca 5411 sayılı Kanun’un 138/1 maddesinde “Fon'un taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen Fon aleyhine neticelenmesi hâlinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezalar Fon hakkında uygulanmaz” hükmü düzenlenmiş olmakla mahkemece bu hüküm nazara alınmadan TMSF aleyhine %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/9183 E. 2023/188 K.
Ortak:munzam zarar · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/496 E 2009/573 K.sayılı kararında da «munzam zarar» talebinin hukuki «sebebinin» nev’ine bakılmaksızın bir dava olarak 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunun kabul edildiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda fon alacaklarına ilişkin dava ve taleplerde zamanaşımı süresi 20 yıl olarak kabul edilmiş ise de TMSF’nin icra takibine konu yaptığı munzam zarar ve «gecikme faizi» talebinin Bankacılık Kanunu’ndan doğan bir talep olmayıp doğrudan BK’nun 105. maddesine dayalı olduğu, icra takibine konu edilen «son» alacak 1997 tarihini taşıdığından davalının 2009 yılında davacı aleyhine başlattığı takibe konu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, %40 «kötüniyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, dava konusu alacağın «fon alacağı» olmayıp BK’nun 105. maddesi uyarınca «munzam zarar» istemine ilişkin olduğundan BK’nun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacı ...Ş’nin borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, BK’nun 105 maddesine dayalı tazminat taleplerinde BK’nun 125 maddesinde öngörülen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin geçerli olduğu, İstanbul 1.
Benzer bu karardaDava, 818 sayılı Kanun'un 105 inci maddesine dayanan «munzam zararın» tazmini istemine ilişkin olup uyuşmazlık, uygulanacak «zamanaşımı» süresinin başlangıcı ve munzam zararın söz konusu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7490 E. 2013/11638 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17585 E. 2013/19992 K.
Ortak:fon alacağı · sebepsiz zenginleşme · haksız fiil · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece, dava konusu alacağın «fon alacağı» olmayıp BK’nun 105. maddesi uyarınca «munzam zarar» istemine ilişkin olduğundan BK’nun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık «zamanaşımı» süresine tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacı ...Ş’nin borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Ancak bir alacak sözleşmeye dayanabileceği gibi «haksız fiile» veya «sebepsiz zenginleşmeye» yahut doğrudan kanuna dayanabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, BK’nun 105 maddesine dayalı tazminat taleplerinde BK’nun 125 maddesinde öngörülen 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin geçerli olduğu, İstanbul 1.
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusu alacağın «fon alacağı» olmayıp TTK’nın 309. maddesi kapsamında 2 ve 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerine ilişkin olduğundan zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak bir alacak sözleşmeye dayanabileceği gibi «haksız fiile» veya «sebepsiz zenginleşmeye» yahut doğrudan kanuna da dayanabilir.
… , savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 336. maddesine göre açılan sorumluluk davalarında 5411 sayılı Bankacılık Yasasının 141. maddesinde yer alan 20 yıllık «zamanaşımı» süresinin bu davanın bankacılık yasasından kaynaklanmaması sebebiyle uygulanamayacağı, TTK’nın 309. maddesi uyarınca davanın zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde zarar doğuran fiilin meydana gelmesi tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, tüzel kişilerle ilgili olarak kabul edilen genel prensibin davayı açmaya yetkili organın zarar ve faili «öğrenmesi tarihi» olduğu, 309. madde kapsamında düzenlenen bir diğer zaman aşımı süresinin de ceza zaman aşımı olduğu ancak dava konusu olayda davalılar hakkında bir ceza davası açılmadığı, yapılan soruşturma sonucu Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca bankacılık yasasına muhalefet suçundan yeterli delil elde edilemediğinden «takipsizlik» kararı verildiği, soruşturma raporunun 02/09/2002 tarihli olmasının sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu olayda zarara sebebiyet verdiği iddia edilen fiillerin 199 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:öğrenme tarihi · takipsizlik kararı · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… , savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 336. maddesine göre açılan sorumluluk davalarında 5411 sayılı Bankacılık Yasasının 141. maddesinde yer alan 20 yıllık «zamanaşımı» süresinin bu davanın bankacılık yasasından kaynaklanmaması sebebiyle uygulanamayacağı, TTK’nın 309. maddesi uyarınca davanın zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde zarar doğuran fiilin meydana gelmesi tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, tüzel kişilerle ilgili olarak kabul edilen genel prensibin davayı açmaya yetkili organın zarar ve faili «öğrenmesi tarihi» olduğu, 309. madde kapsamında düzenlenen bir diğer zaman aşımı süresinin de ceza zaman aşımı olduğu ancak dava konusu olayda davalılar hakkında bir ceza davası açılmadığı, yapılan soruşturma sonucu Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca bankacılık yasasına muhalefet suçundan yeterli delil elde edilemediğinden «takipsizlik» kararı verildiği, soruşturma raporunun 02/09/2002 tarihli olmasının sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu olayda zarara sebebiyet verdiği iddia edilen fiillerin 199 …
1– Dava, banka «yönetim kurulu» üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir.
Davalıların «yönetim kurulu» üyesi oldukları banka TMSF'ye devredilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18383 E. 2013/18495 K.
Ortak:munzam zarar · dava sebebi
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/496 E 2009/573 K.sayılı kararında da «munzam zarar» talebinin hukuki «sebebinin» nev’ine bakılmaksızın bir dava olarak 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunun kabul edildiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda fon alacaklarına ilişkin dava ve taleplerde zamanaşımı süresi 20 yıl olarak kabul edilmiş ise de TMSF’nin icra takibine konu yaptığı munzam zarar ve «gecikme faizi» talebinin Bankacılık Kanunu’ndan doğan bir talep olmayıp doğrudan BK’nun 105. maddesine dayalı olduğu, icra takibine konu edilen «son» alacak 1997 tarihini taşıdığından davalının 2009 yılında davacı aleyhine başlattığı takibe konu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, %40 «kötüniyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Alman Lufthansa A.Ş’nin ödemede gecikmesi nedeniyle BK’nun 105.maddesi gereğince faizle karşılanmayan «munzam zararın» tahsili için dava açılmıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/496 Esas sayılı dosyasında toplam 2.026,30 TL «munzam zarar» doğduğu belirlenmiş ancak talep 500,00 TL olup bu miktara hükmedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de davacının bu davayı açmada haksız ve kötü niyetli olduğu, B tipi likit fon ile «yasal faiz» arasındaki farkı talep etmesini gerektirir haklı «sebebin» bulunmadığı gerekçesi doğru değildir.
Davacı, daha önce açtığı davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak talepte bulunmuş, işbu davada ise parasının B tipi likit fonda bulunduğundan, fon getirisinin önceki dava sonucunda aldığı alacak ve faiz miktarından daha fazla olduğunu ileri sürmüş olup, talebi 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde tanımlanan «munzam zarar» davasıdır.
Mahkemece, davacının talebinin «munzam zarar» davası olarak nitelendirilerek, esasa girilip, gerekli inceleme yapılarak, sonuca göre karar vermek gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolandırıcılık · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın önceki davasında «yasal faizi» ile birlikte ana paranın verilmesine hükmedildiği, önceki davada da B tipi likit fon talep edebileceği halde bu davayı açtığı, haksız ve kötü niyetli olduğu, B tipi likit fon ile yasal faiz arasındaki farkın talep etmesini gerektirir haklı bir sebep bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı bankanın B tipi likit fon hesabındaki davacıya ait paranın, internet «dolandırıcılığı» neticesinde bozdurulup başka hesaba aktarılması sebebiyle, karşılanamayan zararın tahsili isteminden ibarettir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de davacının bu davayı açmada haksız ve kötü niyetli olduğu, B tipi likit fon ile «yasal faiz» arasındaki farkı talep etmesini gerektirir haklı «sebebin» bulunmadığı gerekçesi doğru değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/15729 E. , 2012/14489 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/12/2010 tarih ve 2010/86-2010/1279 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Pamukbank A.Ş. tarafından taşınmak üzere müvekkiline teslim edilen bilgisayarların kaybolması üzerine açılan davada 293,82 TL’nin 11.01.1992 tarihinden itibaren faizi ile birlikte müvekkilinden tahsiline karar verildiğini, ödemenin geç yapıldığı iddiasıyla davalının munzam zarar talebi ile İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/496 E.sayılı dosyası ile dava açtığını, toplam 2.026,30 TL munzam zarar doğduğunun belirlendiğini, ancak talep 500,00 TL olup bu miktara hükmedilmesi üzerine davalının bakiye 1.526,30 TL ve işlemiş faiz olmak üzere 2.817,97TL’nin tahsili için icra takibi başlattığını, munzam zarar talebi 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan takip ve dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TMSF’nin devir ve temlik aldığı batık banka alacakları yönünden zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, fon aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, BK’nun 105 maddesine dayalı tazminat taleplerinde BK’nun 125 maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/496 E 2009/573 K.sayılı kararında da munzam zarar talebinin hukuki sebebinin nev’ine bakılmaksızın bir dava olarak 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun kabul edildiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda fon alacaklarına ilişkin dava ve taleplerde zamanaşımı süresi 20 yıl olarak kabul edilmiş ise de TMSF’nin icra takibine konu yaptığı munzam zarar ve gecikme faizi talebinin Bankacılık Kanunu’ndan doğan bir talep olmayıp doğrudan BK’nun 105. maddesine dayalı olduğu, icra takibine konu edilen son alacak 1997 tarihini taşıdığından davalının 2009 yılında davacı aleyhine başlattığı takibe konu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı TMSF vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Pamukbank TAŞ’a ait bilgisayarlar davacı tarafından taşınmış ve bankaya eksik teslim edilmiştir. Eksik teslimden dolayı açılan tazminat davasında 293,82 TL’nin 11.01.1992 tarihinden itibaren faizi ile birlikte Alman Lufthansa A.Ş’den tahsili ile Pamukbank TAŞ’a ödenmesine karar verilmiştir. Alman Lufthansa A.Ş’nin ödemede gecikmesi nedeniyle BK’nun 105.maddesi gereğince faizle karşılanmayan munzam zararın tahsili için dava açılmıştır. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/496 Esas sayılı dosyasında toplam 2.026,30 TL munzam zarar doğduğu belirlenmiş ancak talep 500,00 TL olup bu miktara hükmedilmiştir. Bakiye 1.526,30 TL ve işlemiş faiz olmak üzere 2.817,97TL’nin tahsili için 18.11.2009 tarihinde icra takibi başlatılmıştır.
Alman Lufthansa A.Ş takip konusu alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle takibe itiraz etmiştir. İcra takibine konu edilen alacak ise 1997-1999 yıllarına aittir. Dava konusu alacak 06.01.2006 tarihinde TMSF tarafından temlik alınmıştır. Mahkemece, dava konusu alacağın fon alacağı olmayıp BK’nun 105. maddesi uyarınca munzam zarar istemine ilişkin olduğundan BK’nun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacı ...Ş’nin borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Oysa Fon bankalarının alacakları genelde sözleşmelere -kredi sözleşmelerine- dayanmaktadır. Ancak bir alacak sözleşmeye dayanabileceği gibi haksız fiile veya sebepsiz zenginleşmeye yahut doğrudan kanuna dayanabilir.
BK’nun 162. maddesine göre de kanun veya akit ile ya da işin mahiyeti icabı olarak men edilmiş olmadıkça her alacak temlik edilebilir (Seza Reisoğlu, Bankacılık Kanunu Şerhi, 2002 Baskı, syf. 856). Davaya konu alacak 06.01.2006 tarihinde TMSF’ye temlik edilmiş olup, anılan banka 18.06.2002 tarihinde TMSF'ye devredilmiştir. 5411 sayılı Kanun’un 132. maddesine göre Fon tarafından devralınmış alacaklar Fon alacağı haline gelir. 5411 sayılı Kanun’un 141.maddesinde bu kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olacağı düzenlenmiş olup, aynı kanunun geçici 16.maddesinde ise “Bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümler makable şamildir” hükmü mevcuttur.
Bu durumda dava konusu alacağın Fon alacağı niteliğinde olduğu ve 5411 sayılı Kanun'un 141.maddesinde yer alan yirmi yıllık zamanaşımı süresinin 18.11.2009 takip tarihinde henüz dolmadığı, zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde BK’nun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca 5411 sayılı Kanun’un 138/1 maddesinde “Fon'un taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen Fon aleyhine neticelenmesi hâlinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezalar Fon hakkında uygulanmaz” hükmü düzenlenmiş olmakla mahkemece bu hüküm nazara alınmadan TMSF aleyhine %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 27.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062622100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz