Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1356 E. 2021/1114 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 222↗ aaüt↗ ticari defter ve kayıtlar↗ ticari defter kayıtları↗ maktu vekalet ücreti↗ münhasırlık↗ ara karar↗ kesinlik sınırı↗ kesin süre↗ tbk 99↗ marka hakkına tecavüz↗ maddi ve manevi tazminat↗ ticari defter↗ tacir↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ iltibas↗ hmk 353(1)b-2↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” ibaresinin TPMK nezdinde 151576 sayısı ile tescilli marka olduğu, davalıya ait herhangi bir tasarım kaydının bulunmadığı, davalının “Çayder Filiz Çayı” biçimindeki ambalaj kullanımının iltibas yaratarak davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığı, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi dikkate alınarak maddi tazminat miktarının takdir edildiği gerekçesiyle davalının davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” marka ve tasarımını "Çayder Filiz Çayı” marka ve tasarımı adı altında piyasaya sürmek suretiyle oluşan haksız rekabetinin men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, “Çayder Filiz Çayı” markası adı altında davalı tarafça marka hakkında tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerinin el konulmasına ve imhasına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerinin üretmeye yarayan kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası taleplerinin başka türlü üretimi bulunması ve tecavüzü önlenmesi bakımından imhanın kaçınılmazlığı ispatlanamadığından reddine, karar kesinleştiğinde masrafın davalıdan karşılanmak suretiyle hüküm özetlerinin birkez Türkiye’de yayınlanan gazetelerden birinde iki kez de mahalli gazetelerde ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacının marka ve tasarım hakkına dayalı haksız rekabet ve markaya tecavüzün men’i, tecavüze konu çay, poşet, paketlere ve bu ürünleri üretmeye özgü kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası ile maddi ve manevi tazminat istemidir.
İlk derece mahkemesince davalıya ait “çay ürünü ambalaj kullanımının” davacı marka ve tasarımı ile iltibas yarattığı gerekçesiyle haksız rekabetinin men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına ve tecavüze elverişli davalıya ait çay poşet ve paketlerine el konulması ve imhasına karar verilmiş olmakla, bu ambalaj ve poşetlerin münhasıran basımında kullanılan film ve kalıplara el konulmasına ilişkin talebin de kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Ayrıca, davacı vekili maddi tazminat talebini 556 sayılı KHK'nın 66/2-b madde kapsamında “davalı tarafın markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca” göre hesaplanmasını talep etmiş ve 21.08.2015 tarihli delil listesinde davalı ticari defter ve kayıtlarına dayandıklarını, ticari defterlerindeki kayıtları kabul ettiklerini bildirmiştir. İlk derece mahkemesince 29.03.2016 ve 28.06.2016 tarihli celselerde verilen ara kararla, davaya konu ürünün satışına başlandığı takvim yılından itibaren (2015 yılı ve 2015’ten 5 yıl öncesine ait) davanın açıldığı 10.08.2015 tarihi de dahil olmak üzere elde ettiği kazancı gösteren ticari defter ve kayıtların iki haftalık kesin süre içinde sunulması, aksi halde dosyanın mevcut haliyle karar verileceği hususu davalı tarafa 25.07.2016 tarihinde tebliğ edilmişse de davalı tarafından ticari defter ve kayıtlar sunulmamıştır.
6100 sayılı HMK'nın 222/5 maddesinde; “Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” düzenlemesi mevcuttur.
Bu halde, münhasıran davalı ticari defter ve kayıtlarına dayanan davacının maddi tazminat talebinin tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, TBK'nın 50. maddesi kapsamında tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
4-Ayrıca kabul şekline göre de, ilk derece mahkemesince maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü nedeniyle talepler bakımından ayrı ayrı 1.980,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmişse de, ilk derece mahkemesince davaya Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılmış olduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 2. bölümünde Fikri Sınai Haklar Mahkemesi bakımından yer alan maktu vekalet ücreti miktarından az olmamak kaydıyla maddi tazminat istemi yönünden Tarife’nin 3. kısmı uyarınca ve manevi tazminat istemi yönünden de Tarife’nin 10. maddesindeki esaslar uyarınca her iki istem yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince AAÜT’nde Asliye Mahkemesince bakılan davalar bakımından belirtilen asgari sınır dahilinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de kararın fer’isi niteliğindeki vekalet ücretine ilişkin hüküm bölümüne yönelik istinaf talebinin karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı içerisinde kaldığı şeklindeki hatalı gerekçeyle reddedilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2306 E. 2020/285 K.
Ortak:kesin süre · marka hakkına tecavüz · ticari defter · maddi tazminat · haksız rekabet · ibraz · iltibas · kesin hüküm
İncelediğiniz kararda… raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” ibaresinin TPMK nezdinde 151576 sayısı ile tescilli marka olduğu, davalıya ait herhangi bir tasarım «kaydının» bulunmadığı, davalının “Çayder Filiz Çayı” biçimindeki ambalaj kullanımının «iltibas» yaratarak davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» yarattığı, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi dikkate alınarak «maddi tazminat» miktarının takdir edildiği gerekçesiyle davalının davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” marka ve tasarımını "Çayder Filiz Çayı” marka ve tasarımı adı altında piyasaya sürmek suretiyle oluşan haksız rekabetinin men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, “Çayder Filiz Çayı” markası adı altında davalı tarafça marka hakkında tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerinin el konulmasına ve imhasına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerinin üretmeye yarayan kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası taleplerinin başka türlü üretimi bulunması ve tecavüzü önlenmesi bakımından imhanın kaçınılmazlığı ispatlanamadığından reddine, karar kesinleştiğinde «masrafın» davalıdan karşılanmak suretiyle hüküm özetlerinin birkez Türkiye’de yayınlanan gazetelerden birinde iki kez de mahalli gazetelerde «ilanına» karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince 29.03.2016 ve 28.06.2016 tarihli celselerde verilen «ara» kararla, davaya konu ürünün satışına başlandığı takvim yılından itibaren (2015 yılı ve 2015’ten 5 yıl öncesine ait) davanın açıldığı 10.08.2015 tarihi de «dahil» olmak üzere elde ettiği kazancı gösteren «ticari defter» ve kayıtların iki haftalık «kesin süre» içinde sunulması, aksi halde dosyanın mevcut haliyle karar verileceği hususu davalı tarafa 25.07.2016 tarihinde tebliğ edilmişse de davalı tarafından ticari defter …
İlk derece mahkemesince davalıya ait “çay ürünü ambalaj kullanımının” davacı marka ve tasarımı ile «iltibas» yarattığı gerekçesiyle «haksız rekabetinin» men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına ve tecavüze elverişli davalıya ait çay poşet ve paketlerine el konulması ve imhasına karar verilmiş olmakla, bu ambalaj ve poşetlerin «münhasıran» basımında kullanılan film ve kalıplara el konulmasına ilişkin talebin de kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görül …
Benzer bu karardaMahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde HMK 220/3. maddesi uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek bu sonuca göre maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat isteminin de, bu yolla tespit edilecek tecavüzün boyutuna göre değerlendirilmesi gerekirken, davalı tarafın «ticari defterlerinin ibraz» edilmediği gerekçesiyle 6098 sayılı TBK’nın 50 ve devamı maddeleri uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle temyiz eden …
Mahkemece, bilirkişi rapor içeriklerine göre davalının Vatan Çay Tiryaki Çayı biçimindeki markayı ambalaj kullanım biçimine göre kullanmasının «iltibas» yaratması nedeniyle davacının Çaykur Tiryaki Çayı «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının Vatan Çay Tiryaki Çayı şeklindeki ambalajının ise davacının Çaykur Tiryaki Çayı markası ile karıştırılma ihtimali nedeniyle marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, markaların benzer ve farklı özelliklerini irdeleyen bilirkişi raporuna göre de davalının kullandığı markanın davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve haksız rekabete yol açtığı, her ne kadar bilirkişi raporunda maddi ve manevi tazminat hususunda net bir hesaplama yapılmamış ise de, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden davacının «maddi tazminat» talepli davasında BK 50. maddesi uyarınca maddi tazminatın mahkemece belirlendiği, manevi tazminatın da zenginleşme aracı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabu …
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, «haksız rekabet» ile «tescilli tasarım» ve marka haklarına dayalı tecavüzün tespiti, men ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşteri çevresi · ticari defter ibrazı · ihtarat · tescilsiz tasarım · kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde HMK 220/3. maddesi uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek bu sonuca göre maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat isteminin de, bu yolla tespit edilecek tecavüzün boyutuna göre değerlendirilmesi gerekirken, davalı tarafın «ticari defterlerinin ibraz» edilmediği gerekçesiyle 6098 sayılı TBK’nın 50 ve devamı maddeleri uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle temyiz eden …
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, «haksız rekabet» ile «tescilli tasarım» ve marka haklarına dayalı tecavüzün tespiti, men ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
… arım KHK'nın 52/2-b maddesine dayandırmış olup, buna göre her bir hak kategorisi yönünden, markanın ve tasarımın ayrı ayrı davalının elde etmesi muhtemel kazançtaki «payı» esas alınarak belirlenmesi, davacının elde ettiği kazancın belirlenmesi için de öncelikle davalının «ticari defter» ve belgelerinin incelenmesi gerekmektedir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3396 E. 2023/2712 K.
Ortak:ticari defter kayıtları · münhasırlık · kesin süre · marka hakkına tecavüz · ticari defter · maddi tazminat · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” ibaresinin TPMK nezdinde 151576 sayısı ile tescilli marka olduğu, davalıya ait herhangi bir tasarım «kaydının» bulunmadığı, davalının “Çayder Filiz Çayı” biçimindeki ambalaj kullanımının «iltibas» yaratarak davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» yarattığı, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi dikkate alınarak «maddi tazminat» miktarının takdir edildiği gerekçesiyle davalının davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” marka ve tasarımını "Çayder Filiz Çayı” marka ve tasarımı adı altında piyasaya sürmek suretiyle oluşan haksız rekabetinin men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, “Çayder Filiz Çayı” markası adı altında davalı tarafça marka hakkında tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerinin el konulmasına ve imhasına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerinin üretmeye yarayan kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası taleplerinin başka türlü üretimi bulunması ve tecavüzü önlenmesi bakımından imhanın kaçınılmazlığı ispatlanamadığından reddine, karar kesinleştiğinde «masrafın» davalıdan karşılanmak suretiyle hüküm özetlerinin birkez Türkiye’de yayınlanan gazetelerden birinde iki kez de mahalli gazetelerde «ilanına» karar verilmiştir.
3-Ayrıca, davacı vekili «maddi tazminat» talebini 556 sayılı KHK'nın 66/2-b madde kapsamında “davalı tarafın markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca” göre hesaplanmasını talep etmiş ve 21.08.2015 tarihli delil listesinde davalı «ticari defter» ve kayıtlarına dayandıklarını, «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul ettiklerini bildirmiştir.
Bu halde, «münhasıran» davalı «ticari defter» ve kayıtlarına dayanan davacının «maddi tazminat» talebinin tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, TBK'nın 50. maddesi kapsamında tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi tarafından «uyuşmazlık konusu» marka ve tasarımlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda inceleme konusu marka ve tasarım ile davacının tescilli marka ve tasarımı ile «iltibasa» sebep olacak düzeyde benzer olduğu, bu benzerliğin karıştırılma tehlikesine yol açtığı, bu nedenle davalının kullanımı ile davacının marka ve tasarım hakkına tecavüz ettiği ve «haksız rekabete» sebep olduğu, davacının «maddi tazminat» yönünden davalının «ticari defterlerine» dayandığı, davalı tarafından sunulan ticari defterler davalının tüm faaliyetlerinden elde ettiği kazancı gösterdiğinden yardımcı defter kayıtlarının sunulması istenildiği, ancak davalı tarafından yardımcı kayıtlar sunulmadığı, davalının yalnızca dava konusu ürünün satışına ait olduğunu iddia ettiği faturalar sunduğu, ancak bu faturalar 2013 ve 2014 yıllarına ait olması, sunulan toplu kayıtları içeren ticari defterlerin ise 2015 yılına ait olması nedeniyle faturalarının «ticari defterlerde kayıtlı» olup olmadıkları tespit edilemediği, ticari defterler ile doğrulanamayan «fatura» tek başına bir ispat vasıtası sayılamayacağı, «münhasıran» davalı ticari defter ve kayıtlarına dayanan davacının maddi tazminat talebinin davalının davaya konu ürününe ait kayıtların ayrıntılarının yer aldığı ticari defterlerini «ibrazdan kaçınmış» olması nedeniyle tümden kabulüne karar verildiği, manevi tazminat talebinin ise manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması, olayın gerçekleşme şekli ve ağırlığı dikkate alınarak kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davacının haksız rekabetin men' ine yönelik davasının kabulüne, davalının davacıya ait Çaykur Tiryaki Çayı marka ve tasarımını "Vatan Çay Tiryaki Çayı" markası ve tasarımı adı altında piyasaya sürmesi suretiyle oluşan haksız rekabetinin men'ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, marka ve tasarım hakkına tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerine el konulmasına ve imhasına, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 4.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının maddi tazminat talebinin kabulüne 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar kesinleştiğinde kararın «ilanına» karar verilmiştir.
… arih, 2019/236 E. ve 2020/285 K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesince, kararın gerekçe kısmında davalının eyleminin hem marka, hem de tasarım hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» olduğu belirtildiği halde hüküm fıkrasında tasarım hakkı yönünden bir hüküm kurulmaması çelişkili oluşturduğu, davacı, tazminat tercihini marka hakkı yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine, tasarım hakkı yönünden ise 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine dayandırdığı, buna göre her bir hak kategorisi yönünden, markanın ve tasarımın ayrı ayrı davalının elde etmesi muhtemel kazançtaki «payı» esas alınarak belirlenmesi, davacının elde ettiği kazancın belirlenmesi için de öncelikle davalının «ticari defter» ve belgelerinin incelenmesi gerektiği, Mahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm ticari defter ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek bu sonuca göre maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat is …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin «marka hakkına tecavüz» edildiği ve «haksız rekabet» oluştuğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, tasarım hakkına tecavüz iddiası üzerine yapılan değerlendirmelerinin de hatalı olduğunu, müvekkili şirkete ait «ticari defterlerin» sunulduğunu, ayrıca müvekkilinin «iltibasa» konu çay paketlerini yaptırdığı firmanın, bu paketlere ilişkin faturalarının da dosyaya sunulduğunu, faturalardan da anlaşılacağı üzere 2400 adet paket yaptırıldığını, bunların toplam 1108 adeti satıldığını, iltibasa konu çay paketlerinden satılan miktar neticesinde söz konusu tarih itibariyle kazanılan toplam satış bedelinin 5.674,10 TL olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı lehine bu meblağdan daha fazla bir «maddi tazminata» hükmedilebilmesinin mümkün olmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ibrazdan kaçınma · müşteri çevresi · ihtarat · tescilsiz tasarım · maddi hata · tazminat davası · kazanılmış hak · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi tarafından «uyuşmazlık konusu» marka ve tasarımlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda inceleme konusu marka ve tasarım ile davacının tescilli marka ve tasarımı ile «iltibasa» sebep olacak düzeyde benzer olduğu, bu benzerliğin karıştırılma tehlikesine yol açtığı, bu nedenle davalının kullanımı ile davacının marka ve tasarım hakkına tecavüz ettiği ve «haksız rekabete» sebep olduğu, davacının «maddi tazminat» yönünden davalının «ticari defterlerine» dayandığı, davalı tarafından sunulan ticari defterler davalının tüm faaliyetlerinden elde ettiği kazancı gösterdiğinden yardımcı defter kayıtlarının sunulması istenildiği, ancak davalı tarafından yardımcı kayıtlar sunulmadığı, davalının yalnızca dava konusu ürünün satışına ait olduğunu iddia ettiği faturalar sunduğu, ancak bu faturalar 2013 ve 2014 yıllarına ait olması, sunulan toplu kayıtları içeren ticari defterlerin ise 2015 yılına ait olması nedeniyle faturalarının «ticari defterlerde kayıtlı» olup olmadıkları tespit edilemediği, ticari defterler ile doğrulanamayan «fatura» tek başına bir ispat vasıtası sayılamayacağı, «münhasıran» davalı ticari defter ve kayıtlarına dayanan davacının maddi tazminat talebinin davalının davaya konu ürününe ait kayıtların ayrıntılarının yer aldığı ticari defterlerini «ibrazdan kaçınmış» olması nedeniyle tümden kabulüne karar verildiği, manevi tazminat talebinin ise manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması, olayın gerçekleşme şekli ve ağırlığı dikkate alınarak kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davacının haksız rekabetin men' ine yönelik davasının kabulüne, davalının davacıya ait Çaykur Tiryaki Çayı marka ve tasarımını "Vatan Çay Tiryaki Çayı" markası ve tasarımı adı altında piyasaya sürmesi suretiyle oluşan haksız rekabetinin men'ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, marka ve tasarım hakkına tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerine el konulmasına ve imhasına, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 4.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının maddi tazminat talebinin kabulüne 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar kesinleştiğinde kararın «ilanına» karar verilmiştir.
… arih, 2019/236 E. ve 2020/285 K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesince, kararın gerekçe kısmında davalının eyleminin hem marka, hem de tasarım hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» olduğu belirtildiği halde hüküm fıkrasında tasarım hakkı yönünden bir hüküm kurulmaması çelişkili oluşturduğu, davacı, tazminat tercihini marka hakkı yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine, tasarım hakkı yönünden ise 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine dayandırdığı, buna göre her bir hak kategorisi yönünden, markanın ve tasarımın ayrı ayrı davalının elde etmesi muhtemel kazançtaki «payı» esas alınarak belirlenmesi, davacının elde ettiği kazancın belirlenmesi için de öncelikle davalının «ticari defter» ve belgelerinin incelenmesi gerektiği, Mahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm ticari defter ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek bu sonuca göre maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat is …
… aya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davalının ünvanının karar başlığında yanlış yazılmasının «maddi hataya» dayalı olup mahallinde her zaman düzeltilebileceği anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemişti …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «haksız rekabet» ile «tescilli tasarım» ve marka haklarına dayalı tecavüzün tespiti, men ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1671 E. 2023/5439 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · ticari defter · maddi tazminat · ilan · haksız rekabet · iltibas · e-defter
İncelediğiniz kararda… raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” ibaresinin TPMK nezdinde 151576 sayısı ile tescilli marka olduğu, davalıya ait herhangi bir tasarım «kaydının» bulunmadığı, davalının “Çayder Filiz Çayı” biçimindeki ambalaj kullanımının «iltibas» yaratarak davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» yarattığı, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi dikkate alınarak «maddi tazminat» miktarının takdir edildiği gerekçesiyle davalının davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” marka ve tasarımını "Çayder Filiz Çayı” marka ve tasarımı adı altında piyasaya sürmek suretiyle oluşan haksız rekabetinin men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, “Çayder Filiz Çayı” markası adı altında davalı tarafça marka hakkında tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerinin el konulmasına ve imhasına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerinin üretmeye yarayan kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası taleplerinin başka türlü üretimi bulunması ve tecavüzü önlenmesi bakımından imhanın kaçınılmazlığı ispatlanamadığından reddine, karar kesinleştiğinde «masrafın» davalıdan karşılanmak suretiyle hüküm özetlerinin birkez Türkiye’de yayınlanan gazetelerden birinde iki kez de mahalli gazetelerde «ilanına» karar verilmiştir.
3-Ayrıca, davacı vekili «maddi tazminat» talebini 556 sayılı KHK'nın 66/2-b madde kapsamında “davalı tarafın markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca” göre hesaplanmasını talep etmiş ve 21.08.2015 tarihli delil listesinde davalı «ticari defter» ve kayıtlarına dayandıklarını, «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul ettiklerini bildirmiştir.
Bu halde, «münhasıran» davalı «ticari defter» ve kayıtlarına dayanan davacının «maddi tazminat» talebinin tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, TBK'nın 50. maddesi kapsamında tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi heyeti tarafından «uyuşmazlık konusu» markalar üzerinde görsel, anlamsal ve fonetik olarak yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda inceleme konusu ürünün davacının tescilli markası ile tecavüz şartlarını oluşturduğu, marka hakkının ihlali niteliğinin bulunduğu, kullanımların «iltibasa» sebep olacak düzeyde benzer olduğu, bu hali ile davacının eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği, davacının maddi ve manevi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede davalının «ticari defterleri» üzerinde inceleme yaptırıldığı, zarar miktarının tam olarak tayin edilememesi nedeniyle davacının «maddi tazminat» talepli davasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi uyarınca maddi tazminat miktarı olayların akışı ve zarar görenin aldığı önlemlere göre belirlendiği, manevi tazminatın da zenginleşme aracı olmadığı nazara alındığı gerekçesiyle «haksız rekabetin» ve marka hakkındaki tecavüzün men'ine üretilen çay poşet ve paketlerine el konulmasına, imhasına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne 8.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hüküm özetinin «ilanına» karar verilmiştir.
… ğını, davacının çay ürününde kullanmasıyla tanınmış bir çay markası haline geldiğini, davalının çay emtiası yönünden "Filiz" ibareli tescilli markası bulunmadığını, «maddi tazminatın» 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre hesaplanmasını talep ettiklerini ileri sürerek «haksız rekabetin» ve «marka hakkına tecavüzün» men'ine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ve «belirsiz alacak davası» şeklinde şimdilik 20.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketleri ile bu ürünleri üretmeye yarayan kalıp, klişe gibi araçlara el konulup imhalarına, hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «haksız rekabetin» ve «marka hakkına tecavüzün» men'i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:belirsiz alacak davası · hakkaniyet · alacak davası · uyuşmazlık konusu · ortalama tüketici · ayırt edicilik · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… kasti bir şekilde incelenmediği ve değerlendirme dışı bırakıldığını, dava konusu marka ile davacının mesnet markaları arasında en ufak bir benzerlik bulunmadığını, «ortalama tüketicinin» tanınmış “doğadan” markasını, davacının markası ile karıştırma ihtimali olmadığını, davalının marka kullanımlarının "doğadan" ana unsurunu taşıdığı ve ambalajın alt tarafında, daha farklı ve daha az belirgin bir yazı karakteri ile "altın filiz" ibaresini içerdiğini, "Filiz" ibaresinin çay emtiası için «ayırt ediciliği» «son» derece düşük olduğunu, müvekkilinin kullanımlarının herhangi bir şekilde "Filiz" ibareli davacı marka haklarını ihlal etmesi söz konusu olmadığını belirterek İlk D …
… ğını, davacının çay ürününde kullanmasıyla tanınmış bir çay markası haline geldiğini, davalının çay emtiası yönünden "Filiz" ibareli tescilli markası bulunmadığını, «maddi tazminatın» 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre hesaplanmasını talep ettiklerini ileri sürerek «haksız rekabetin» ve «marka hakkına tecavüzün» men'ine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ve «belirsiz alacak davası» şeklinde şimdilik 20.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketleri ile bu ürünleri üretmeye yarayan kalıp, klişe gibi araçlara el konulup imhalarına, hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kullanımıyla davacının markaları arasında «iltibasa» mahal verir nitelikte benzerlik bulunmadığını, davalının "Filiz" markasının tanınmış olmadığını, "Filiz" ibaresinin çay emtiası yönünden «ayırt ediciliğinin» düşük olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi heyeti tarafından «uyuşmazlık konusu» markalar üzerinde görsel, anlamsal ve fonetik olarak yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda inceleme konusu ürünün davacının tescilli markası ile tecavüz şartlarını oluşturduğu, marka hakkının ihlali niteliğinin bulunduğu, kullanımların «iltibasa» sebep olacak düzeyde benzer olduğu, bu hali ile davacının eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği, davacının maddi ve manevi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede davalının «ticari defterleri» üzerinde inceleme yaptırıldığı, zarar miktarının tam olarak tayin edilememesi nedeniyle davacının «maddi tazminat» talepli davasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi uyarınca maddi tazminat miktarı olayların akışı ve zarar görenin aldığı önlemlere göre belirlendiği, manevi tazminatın da zenginleşme aracı olmadığı nazara alındığı gerekçesiyle «haksız rekabetin» ve marka hakkındaki tecavüzün men'ine üretilen çay poşet ve paketlerine el konulmasına, imhasına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne 8.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hüküm özetinin «ilanına» karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Marka ve Tasarıma Tecavüz ve Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1554 E. 2023/5387 K.
Ortak:münhasırlık · kesin süre · marka hakkına tecavüz · ticari defter · dosya masrafı · maddi tazminat · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” ibaresinin TPMK nezdinde 151576 sayısı ile tescilli marka olduğu, davalıya ait herhangi bir tasarım «kaydının» bulunmadığı, davalının “Çayder Filiz Çayı” biçimindeki ambalaj kullanımının «iltibas» yaratarak davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» yarattığı, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi dikkate alınarak «maddi tazminat» miktarının takdir edildiği gerekçesiyle davalının davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” marka ve tasarımını "Çayder Filiz Çayı” marka ve tasarımı adı altında piyasaya sürmek suretiyle oluşan haksız rekabetinin men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, “Çayder Filiz Çayı” markası adı altında davalı tarafça marka hakkında tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerinin el konulmasına ve imhasına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerinin üretmeye yarayan kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası taleplerinin başka türlü üretimi bulunması ve tecavüzü önlenmesi bakımından imhanın kaçınılmazlığı ispatlanamadığından reddine, karar kesinleştiğinde «masrafın» davalıdan karşılanmak suretiyle hüküm özetlerinin birkez Türkiye’de yayınlanan gazetelerden birinde iki kez de mahalli gazetelerde «ilanına» karar verilmiştir.
Bu halde, «münhasıran» davalı «ticari defter» ve kayıtlarına dayanan davacının «maddi tazminat» talebinin tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, TBK'nın 50. maddesi kapsamında tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
İlk derece mahkemesince davalıya ait “çay ürünü ambalaj kullanımının” davacı marka ve tasarımı ile «iltibas» yarattığı gerekçesiyle «haksız rekabetinin» men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına ve tecavüze elverişli davalıya ait çay poşet ve paketlerine el konulması ve imhasına karar verilmiş olmakla, bu ambalaj ve poşetlerin «münhasıran» basımında kullanılan film ve kalıplara el konulmasına ilişkin talebin de kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görül …
Benzer bu kararda… 21.1) nolu çay paketi tasarımını taklit etmek suretiyle müvekkilinin marka ve tasarımdan kaynaklı haklarına tecavüz ettiğini, davalının bu eylemlerinin aynı zamanda «haksız rekabete» yol açtığını, müvekkilinin maddi zarara uğratıldığı gibi davalı tarafından müvekkilinin ürünleri taklit edilerek piyasaya sürülen çayların, kalite standartlarının düşük olması nedeniyle müvekkilinin itibar ve şöhretinin zedelenmesi nedeniyle manevi zararlara sebep olduğunu ileri sürerek davalının eylemlerinin müvekkilinin marka ve tasarımından kaynaklı haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve bu eylemlerin men'ine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının b bendi ve 151 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca «belirsiz alacak davası» olarak 20.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, tecavüz teşkil eden çay, poşet ve paketler ile bu ürünlerin üretiminde kullanılan kalıp, klişe gibi üretim araçlarına el konulmasına ve imhasına, kararın «ilanına» karar verilmesini talep etmiş, 03.06.2021 tarihli «ıslah» dilekçesi ile «maddi tazminat» talebini 108.093,38 TL'ye yükseltmiştir.
Hukuk Dairesinin 09.07.2020 tarih 2020/501 E.-2020/501 K. sayılı kararı ile "Mahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek ve davalının hem marka hem de tasarımdan kaynaklı haklara tecavüz ettiği gözetilerek her bir sınai hakkın tanınmışlık ve etki düzeyi, marka ve tasarımın davalının elde ettiği kazançtaki payları değerlendirilerek, maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat isteminin de, bu yolla tespit edilecek tecavüzün boyutuna göre değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın kaldırılarak Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
… ce Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla inceleme konusu marka ve tasarım ile davacının tescilli markası "Tiryaki Çayı" ile ambalaj tasarımının «iltibasa» sebep olacak düzeyde benzer olduğu, bu benzerliğin karıştırılma tehlikesine yol açtığı, bu nedenle davalının "Güzel Çay Herdem Tiryaki Çayı" biçimindeki markayı ve ambalaj tasarımını kullanımı ile davacının marka ve tasarım hakkına tecavüz ettiği ve «haksız rekabete» sebep olacağı gerekçesiyle itibarla davalının haksız rekabetinin men'ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, davacının maddi ve manevi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede ise; davacının «maddi tazminat» talebini 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının b bendi uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç miktarına göre hesaplanması yöntemine dayandırdığı, buna göre tecavüz edenin «defter» kayıt ve belgeleri incelenerek, sırf dava konusu markayı kullanmak suretiyle ne kadar gelir elde ettiği belirlenerek, bu toplam satış hasılatından üretime ilişkin olarak yapılan gider ve «masraflar» düşüldükten sonra, yani bir başka deyişle tecavüz edenin elde ettiği net kara göre maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği (Yargıtay 11.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşteri çevresi · ihtarat · belirsiz alacak davası · hakkaniyet · alacak davası · ıslah · taşıyan · eksik inceleme
Benzer bu kararda… 21.1) nolu çay paketi tasarımını taklit etmek suretiyle müvekkilinin marka ve tasarımdan kaynaklı haklarına tecavüz ettiğini, davalının bu eylemlerinin aynı zamanda «haksız rekabete» yol açtığını, müvekkilinin maddi zarara uğratıldığı gibi davalı tarafından müvekkilinin ürünleri taklit edilerek piyasaya sürülen çayların, kalite standartlarının düşük olması nedeniyle müvekkilinin itibar ve şöhretinin zedelenmesi nedeniyle manevi zararlara sebep olduğunu ileri sürerek davalının eylemlerinin müvekkilinin marka ve tasarımından kaynaklı haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve bu eylemlerin men'ine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının b bendi ve 151 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca «belirsiz alacak davası» olarak 20.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, tecavüz teşkil eden çay, poşet ve paketler ile bu ürünlerin üretiminde kullanılan kalıp, klişe gibi üretim araçlarına el konulmasına ve imhasına, kararın «ilanına» karar verilmesini talep etmiş, 03.06.2021 tarihli «ıslah» dilekçesi ile «maddi tazminat» talebini 108.093,38 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «belirsiz alacak davası» olarak açılamayacağını, müvekkilinin 35 yıldır sektörde çay üretimiyle iştigal ettiğini, adına kayıtlı markalarının bulunduğunu, 2017 yılında " Güzel Çay Herdem Tiryaki Çayı Doğal Lezzet" ibareli markayı adına tescil ettirdiğini, tescilli markanın kullanımının tecavüz teşkil etmeyeceğini, kaldı ki müvekkilinin markası ve kullanımı itibariyle «iltibasa» mahal verir nitelikte bir benzerliğin bulunmadığını, davacı markalarında yer alan "TİRYAKİ" ibaresinin tek başına davacının tekeline bırakılamayacağını, bu ibareyi «taşıyan» tescilli birçok markanın bulunduğunu, maddi ve manevi tazminat koşulları oluşmadığını, talep edilen tazminatların fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemişt …
Hukuk Dairesinin 09.07.2020 tarih 2020/501 E.-2020/501 K. sayılı kararı ile "Mahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek ve davalının hem marka hem de tasarımdan kaynaklı haklara tecavüz ettiği gözetilerek her bir sınai hakkın tanınmışlık ve etki düzeyi, marka ve tasarımın davalının elde ettiği kazançtaki payları değerlendirilerek, maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat isteminin de, bu yolla tespit edilecek tecavüzün boyutuna göre değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın kaldırılarak Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
… runa göre davalının ürün satışından elde ettiği satış karından giderlerin düşülmesi halinde davalının net karının 108.093,38 TL olduğunun tespit edildiği, davacının «ıslah» dilekçesi nazara alınarak «maddi tazminat» talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin ise manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması, olayın gerçekleşme şekli ve ağırlığı dikkate alınarak kısmen kabulü …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5798 E. 2024/2225 K.
Ortak:haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” ibaresinin TPMK nezdinde 151576 sayısı ile tescilli marka olduğu, davalıya ait herhangi bir tasarım «kaydının» bulunmadığı, davalının “Çayder Filiz Çayı” biçimindeki ambalaj kullanımının «iltibas» yaratarak davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» yarattığı, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi dikkate alınarak «maddi tazminat» miktarının takdir edildiği gerekçesiyle davalının davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” marka ve tasarımını "Çayder Filiz Çayı” marka ve tasarımı adı altında piyasaya sürmek suretiyle oluşan haksız rekabetinin men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, “Çayder Filiz Çayı” markası adı altında davalı tarafça marka hakkında tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerinin el konulmasına ve imhasına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerinin üretmeye yarayan kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası taleplerinin başka türlü üretimi bulunması ve tecavüzü önlenmesi bakımından imhanın kaçınılmazlığı ispatlanamadığından reddine, karar kesinleştiğinde «masrafın» davalıdan karşılanmak suretiyle hüküm özetlerinin birkez Türkiye’de yayınlanan gazetelerden birinde iki kez de mahalli gazetelerde «ilanına» karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince davalıya ait “çay ürünü ambalaj kullanımının” davacı marka ve tasarımı ile «iltibas» yarattığı gerekçesiyle «haksız rekabetinin» men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına ve tecavüze elverişli davalıya ait çay poşet ve paketlerine el konulması ve imhasına karar verilmiş olmakla, bu ambalaj ve poşetlerin «münhasıran» basımında kullanılan film ve kalıplara el konulmasına ilişkin talebin de kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görül …
2-Dava, davacının marka ve tasarım hakkına dayalı «haksız rekabet» ve markaya tecavüzün men’i, tecavüze konu çay, poşet, paketlere ve bu ürünleri üretmeye özgü kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası ile maddi ve manevi tazminat istemidir.
Benzer bu kararda… başka bir bitkinin dallarının uç kısmının değil, doğrudan doğruya Çaykurun “filiz” markalarının akla geldiğini, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında «iltibasa» yol açacak derecede benzerlik bulunduğunu, emsal mahkeme kararlarının da bu yönde olduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline, 2016/31626 numaralı ''özçay çay …
… erini, piyasadaki sair markalarda da benzer kullanımlarının olduğunu, davacının çay bitkisinin çeşitli kısımlarını, tamamen kendi tekeline almaya çalışarak piyasada «haksız rekabete» yol açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… sında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, markalarda ortak olarak yer alan "filiz" ibaresinin, niteliği itibariyle iltibasa sebebiyet verecek bir ibare olmadığı, dava konusu markadaki kullanımların 556 sayılı KHK’nın 12 nci maddesi kapsamında değerlendirilebileceği, aynı 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının somut uyuşmazlık bakımından uygulanabilir olmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığına dair emarelerin dosyada mevcut bulunmadığı, davalının 2002/25199 sayılı markasının, dava konusu marka açısından «müktesep hak» teşkil edeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… sında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, markalarda ortak olarak yer alan "filiz" ibaresinin, niteliği itibariyle iltibasa sebebiyet verecek bir ibare olmadığı, dava konusu markadaki kullanımların 556 sayılı KHK’nın 12 nci maddesi kapsamında değerlendirilebileceği, aynı 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının somut uyuşmazlık bakımından uygulanabilir olmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığına dair emarelerin dosyada mevcut bulunmadığı, davalının 2002/25199 sayılı markasının, dava konusu marka açısından «müktesep hak» teşkil edeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… kırılık bulunmadığı, bir bütün olarak değerlendirildiğinde "ÖZÇAY Çay Filizi+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "filiz" ibareli markalar arasında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "Filiz" ibaresinin, çay emtiası yönünden «ayırt ediciliğinin» yüksek olmadığı, bunun yanında esasen davalı Şirketin adına tescilli 2002/25199 sayılı markadan kaynaklı olarak dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakka sahip o …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/1356 E. , 2021/1114 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.09.2017 tarih ve 2016/13 E. - 2017/268 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.01.2020 tarih ve 2019/1097 E. - 2020/76 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının Kamu İktisadi Devlet Teşekküllü olarak çayda tekelleşmenin kaldırılmasından önce Türkiye'de çay üretip satmaya yetkili tek kuruluş olduğunu, Çaykur Filiz Çayı'na ait çay paketlerini şekil, renk ve dizayn olarak yıllardır kullanıldığını ve meşhur hale getirdiğini, davacının “Çaykur Filiz Çayı” markasına ilişkin olarak 89419 ve 151576 numaralı marka yenileme belgeleri ve 2009/05418 numaralı tasarım tescil belgesi bulunduğunu, 556 sayılı KHK'nin 7/1-(ı) bendi çerçevesinde herkes tarafından bilinen tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davalının davacı çaylarını taklit ederek “Çayder Filiz Çayı” markası altında ürünlerini piyasaya sürüp haksız rekabette bulunduğunu, davacının elde edilecek gelirden mahrum kaldığını, davalı tarafından piyasaya sürülen taklit çayların küflenmiş, sağlığa aykırı, çöp ve lif oranının fazla olduğunu, tüketicilerin bu çayları davacıya ait çay zannederek satın aldıklarını ve davacının itibar ve şöhretinin zedelenmesine neden olduklarını ileri sürerek haksız rekabetin men’ine, marka hakkına tecavüzün durdurulmasına, tecavüz teşkil edecek şekilde üretilen çay, poşet, paketlere ve bu ürünleri üretmeye özgü kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhasına, kararın ilgililere tebliği ile kamuya yayın yoluyla duyurulmasına, HMK'nın 107.
maddesi kapsamında şimdilik 10.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” ibaresinin TPMK nezdinde 151576 sayısı ile tescilli marka olduğu, davalıya ait herhangi bir tasarım kaydının bulunmadığı, davalının “Çayder Filiz Çayı” biçimindeki ambalaj kullanımının iltibas yaratarak davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığı, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi dikkate alınarak maddi tazminat miktarının takdir edildiği gerekçesiyle davalının davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” marka ve tasarımını "Çayder Filiz Çayı” marka ve tasarımı adı altında piyasaya sürmek suretiyle oluşan haksız rekabetinin men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, “Çayder Filiz Çayı” markası adı altında davalı tarafça marka hakkında tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerinin el konulmasına ve imhasına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerinin üretmeye yarayan kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası taleplerinin başka türlü üretimi bulunması ve tecavüzü önlenmesi bakımından imhanın kaçınılmazlığı ispatlanamadığından reddine, karar kesinleştiğinde masrafın davalıdan karşılanmak suretiyle hüküm özetlerinin birkez Türkiye’de yayınlanan gazetelerden birinde iki kez de mahalli gazetelerde ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacının marka ve tasarım hakkına dayalı haksız rekabet ve markaya tecavüzün men’i, tecavüze konu çay, poşet, paketlere ve bu ürünleri üretmeye özgü kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası ile maddi ve manevi tazminat istemidir.
İlk derece mahkemesince davalıya ait “çay ürünü ambalaj kullanımının” davacı marka ve tasarımı ile iltibas yarattığı gerekçesiyle haksız rekabetinin men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına ve tecavüze elverişli davalıya ait çay poşet ve paketlerine el konulması ve imhasına karar verilmiş olmakla, bu ambalaj ve poşetlerin münhasıran basımında kullanılan film ve kalıplara el konulmasına ilişkin talebin de kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Ayrıca, davacı vekili maddi tazminat talebini 556 sayılı KHK'nın 66/2-b madde kapsamında “davalı tarafın markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca” göre hesaplanmasını talep etmiş ve 21.08.2015 tarihli delil listesinde davalı ticari defter ve kayıtlarına dayandıklarını, ticari defterlerindeki kayıtları kabul ettiklerini bildirmiştir. İlk derece mahkemesince 29.03.2016 ve 28.06.2016 tarihli celselerde verilen ara kararla, davaya konu ürünün satışına başlandığı takvim yılından itibaren (2015 yılı ve 2015’ten 5 yıl öncesine ait) davanın açıldığı 10.08.2015 tarihi de dahil olmak üzere elde ettiği kazancı gösteren ticari defter ve kayıtların iki haftalık kesin süre içinde sunulması, aksi halde dosyanın mevcut haliyle karar verileceği hususu davalı tarafa 25.07.2016 tarihinde tebliğ edilmişse de davalı tarafından ticari defter ve kayıtlar sunulmamıştır.
6100 sayılı HMK'nın 222/5 maddesinde; “Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” düzenlemesi mevcuttur.
Bu halde, münhasıran davalı ticari defter ve kayıtlarına dayanan davacının maddi tazminat talebinin tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, TBK'nın 50. maddesi kapsamında tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
4-Ayrıca kabul şekline göre de, ilk derece mahkemesince maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü nedeniyle talepler bakımından ayrı ayrı 1.980,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmişse de, ilk derece mahkemesince davaya Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılmış olduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 2. bölümünde Fikri Sınai Haklar Mahkemesi bakımından yer alan maktu vekalet ücreti miktarından az olmamak kaydıyla maddi tazminat istemi yönünden Tarife’nin 3. kısmı uyarınca ve manevi tazminat istemi yönünden de Tarife’nin 10. maddesindeki esaslar uyarınca her iki istem yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince AAÜT’nde Asliye Mahkemesince bakılan davalar bakımından belirtilen asgari sınır dahilinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de kararın fer’isi niteliğindeki vekalet ücretine ilişkin hüküm bölümüne yönelik istinaf talebinin karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı içerisinde kaldığı şeklindeki hatalı gerekçeyle reddedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2,3,4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/639584100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz