Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3396 E. 2023/2712 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibrazdan kaçınma↗ müşteri çevresi↗ ihtarat↗ ticari defter ve kayıtlar↗ tescilsiz tasarım↗ ticari defter kayıtları↗ maddi hata↗ münhasırlık↗ tazminat davası↗ kesin süre↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ marka hakkına tecavüz↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr payı↗ maddi ve manevi tazminat↗ ticari defter↗ fatura↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ ilan↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ iltibas↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; haksız rekabetin men'ine ve maddi tazminata yönelik davanın kabulüne, manevi tazminata yönelik davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili kuruma ait marka ve tasarım tescili olarak kullandığı Çaykur Tiryaki Çayı paketlerini renk, tasarım, ambalaj ve isim ile taklit ederek Vatan Çay Tiryaki Çayı olarak piyasaya sürdüğünü, davalının haksız rekabeti nedeniyle müvekkili kurumun maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek davalının haksız rekabetinin men'ine ve müvekkili kurumun marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına, maddi zarar miktarının belirlenmesi mümkün olmadığından belirsiz alacak olarak 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2018 tarihli ve 2016/108 E., 2018/77 K. sayılı kararıyla; Vatan Çay Tiryaki Çayı biçimindeki markayı ambalaj kullanım biçimine göre kullanmasının iltibas yaratması nedeniyle davacının Çaykur Tiryaki Çayı marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalının Vatan Çay Tiryaki Çayı şeklindeki ambalajının ise davacının Çaykur Tiryaki Çayı markası ile karıştırılma ihtimali nedeniyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, markaların benzer ve farklı özelliklerini irdeleyen bilirkişi raporuna göre de davalının kullandığı markanın davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve haksız rekabete yol açtığı, bilirkişi raporunda maddi ve manevi tazminat hususunda net bir hesaplama yapılmamış ise de, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden davacının maddi tazminat talepli davasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci maddesi uyarınca maddi tazminatın mahkemece belirlendiği, manevi tazminatın da zenginleşme aracı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile takdiren 7.000,00 TL maddi tazminat ile takdiren 4.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, haksız rekabetinin men'ine, marka hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, Vatan Çay Tiryaki Çayı markası adı altında davalı tarafça marka hakkında tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerinin el konulmasına ve imhasına, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerinin üretmeye yarayan özgü kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası taleplerinin başka türlü üretimi bulunması ve tecavüzü önlenmesi bakımından imhanın kaçınılmazlığı ispatlanamadığı gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.03.2019 tarihli ve 2019/303 E., 2019/355 K. sayılı kararıyla; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 13.01.2020 tarih, 2019/236 E. ve 2020/285 K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesince, kararın gerekçe kısmında davalının eyleminin hem marka, hem de tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğu belirtildiği halde hüküm fıkrasında tasarım hakkı yönünden bir hüküm kurulmaması çelişkili oluşturduğu, davacı, tazminat tercihini marka hakkı yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine, tasarım hakkı yönünden ise 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine dayandırdığı, buna göre her bir hak kategorisi yönünden, markanın ve tasarımın ayrı ayrı davalının elde etmesi muhtemel kazançtaki payı esas alınarak belirlenmesi, davacının elde ettiği kazancın belirlenmesi için de öncelikle davalının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi gerektiği, Mahkemece, maddi tazminat hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi için ihtaratlı kesin süre verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve müşteri çevresi itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek bu sonuca göre maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat isteminin de, bu yolla tespit edilecek tecavüzün boyutuna göre değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi tarafından uyuşmazlık konusu marka ve tasarımlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda inceleme konusu marka ve tasarım ile davacının tescilli marka ve tasarımı ile iltibasa sebep olacak düzeyde benzer olduğu, bu benzerliğin karıştırılma tehlikesine yol açtığı, bu nedenle davalının kullanımı ile davacının marka ve tasarım hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabete sebep olduğu, davacının maddi tazminat yönünden davalının ticari defterlerine dayandığı, davalı tarafından sunulan ticari defterler davalının tüm faaliyetlerinden elde ettiği kazancı gösterdiğinden yardımcı defter kayıtlarının sunulması istenildiği, ancak davalı tarafından yardımcı kayıtlar sunulmadığı, davalının yalnızca dava konusu ürünün satışına ait olduğunu iddia ettiği faturalar sunduğu, ancak bu faturalar 2013 ve 2014 yıllarına ait olması, sunulan toplu kayıtları içeren ticari defterlerin ise 2015 yılına ait olması nedeniyle faturalarının ticari defterlerde kayıtlı olup olmadıkları tespit edilemediği, ticari defterler ile doğrulanamayan fatura tek başına bir ispat vasıtası sayılamayacağı, münhasıran davalı ticari defter ve kayıtlarına dayanan davacının maddi tazminat talebinin davalının davaya konu ürününe ait kayıtların ayrıntılarının yer aldığı ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olması nedeniyle tümden kabulüne karar verildiği, manevi tazminat talebinin ise manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması, olayın gerçekleşme şekli ve ağırlığı dikkate alınarak kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davacının haksız rekabetin men' ine yönelik davasının kabulüne, davalının davacıya ait Çaykur Tiryaki Çayı marka ve tasarımını "Vatan Çay Tiryaki Çayı" markası ve tasarımı adı altında piyasaya sürmesi suretiyle oluşan haksız rekabetinin men'ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, marka ve tasarım hakkına tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerine el konulmasına ve imhasına, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 4.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının maddi tazminat talebinin kabulüne 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar kesinleştiğinde kararın ilanına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin marka hakkına tecavüz edildiği ve haksız rekabet oluştuğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, tasarım hakkına tecavüz iddiası üzerine yapılan değerlendirmelerinin de hatalı olduğunu, müvekkili şirkete ait ticari defterlerin sunulduğunu, ayrıca müvekkilinin iltibasa konu çay paketlerini yaptırdığı firmanın, bu paketlere ilişkin faturalarının da dosyaya sunulduğunu, faturalardan da anlaşılacağı üzere 2400 adet paket yaptırıldığını, bunların toplam 1108 adeti satıldığını, iltibasa konu çay paketlerinden satılan miktar neticesinde söz konusu tarih itibariyle kazanılan toplam satış bedelinin 5.674,10 TL olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı lehine bu meblağdan daha fazla bir maddi tazminata hükmedilebilmesinin mümkün olmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabet ile tescilli tasarım ve marka haklarına dayalı tecavüzün tespiti, men ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davalının ünvanının karar başlığında yanlış yazılmasının maddi hataya dayalı olup mahallinde her zaman düzeltilebileceği anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2306 E. 2020/285 K.
Ortak:müşteri çevresi · ihtarat · tescilsiz tasarım · kesin süre · marka hakkına tecavüz · kâr payı · ticari defter · maddi tazminat · Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
İncelediğiniz kararda… arih, 2019/236 E. ve 2020/285 K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesince, kararın gerekçe kısmında davalının eyleminin hem marka, hem de tasarım hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» olduğu belirtildiği halde hüküm fıkrasında tasarım hakkı yönünden bir hüküm kurulmaması çelişkili oluşturduğu, davacı, tazminat tercihini marka hakkı yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine, tasarım hakkı yönünden ise 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine dayandırdığı, buna göre her bir hak kategorisi yönünden, markanın ve tasarımın ayrı ayrı davalının elde etmesi muhtemel kazançtaki «payı» esas alınarak belirlenmesi, davacının elde ettiği kazancın belirlenmesi için de öncelikle davalının «ticari defter» ve belgelerinin incelenmesi gerektiği, Mahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm ticari defter ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek bu sonuca göre maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat is …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin «marka hakkına tecavüz» edildiği ve «haksız rekabet» oluştuğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, tasarım hakkına tecavüz iddiası üzerine yapılan değerlendirmelerinin de hatalı olduğunu, müvekkili şirkete ait «ticari defterlerin» sunulduğunu, ayrıca müvekkilinin «iltibasa» konu çay paketlerini yaptırdığı firmanın, bu paketlere ilişkin faturalarının da dosyaya sunulduğunu, faturalardan da anlaşılacağı üzere 2400 adet paket yaptırıldığını, bunların toplam 1108 adeti satıldığını, iltibasa konu çay paketlerinden satılan miktar neticesinde söz konusu tarih itibariyle kazanılan toplam satış bedelinin 5.674,10 TL olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı lehine bu meblağdan daha fazla bir «maddi tazminata» hükmedilebilmesinin mümkün olmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
… Mahkemesinin 13.02.2018 tarihli ve 2016/108 E., 2018/77 K. sayılı kararıyla; Vatan Çay Tiryaki Çayı biçimindeki markayı ambalaj kullanım biçimine göre kullanmasının «iltibas» yaratması nedeniyle davacının Çaykur Tiryaki Çayı «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının Vatan Çay Tiryaki Çayı şeklindeki ambalajının ise davacının Çaykur Tiryaki Çayı markası ile karıştırılma ihtimali nedeniyle marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, markaların benzer ve farklı özelliklerini irdeleyen bilirkişi raporuna göre de davalının kullandığı markanın davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve haksız rekabete yol açtığı, bilirkişi raporunda maddi ve manevi tazminat hususunda net bir hesaplama yapılmamış ise de, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden davacının «maddi tazminat» talepli davasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci maddesi uyarınca maddi tazminatın mahkemece belirlendiği, manevi tazminatın da zenginleşme aracı olma …
Benzer bu karardaMahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde HMK 220/3. maddesi uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek bu sonuca göre maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat isteminin de, bu yolla tespit edilecek tecavüzün boyutuna göre değerlendirilmesi gerekirken, davalı tarafın «ticari defterlerinin ibraz» edilmediği gerekçesiyle 6098 sayılı TBK’nın 50 ve devamı maddeleri uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle temyiz eden …
Mahkemece, bilirkişi rapor içeriklerine göre davalının Vatan Çay Tiryaki Çayı biçimindeki markayı ambalaj kullanım biçimine göre kullanmasının «iltibas» yaratması nedeniyle davacının Çaykur Tiryaki Çayı «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının Vatan Çay Tiryaki Çayı şeklindeki ambalajının ise davacının Çaykur Tiryaki Çayı markası ile karıştırılma ihtimali nedeniyle marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, markaların benzer ve farklı özelliklerini irdeleyen bilirkişi raporuna göre de davalının kullandığı markanın davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve haksız rekabete yol açtığı, her ne kadar bilirkişi raporunda maddi ve manevi tazminat hususunda net bir hesaplama yapılmamış ise de, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden davacının «maddi tazminat» talepli davasında BK 50. maddesi uyarınca maddi tazminatın mahkemece belirlendiği, manevi tazminatın da zenginleşme aracı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabu …
… arım KHK'nın 52/2-b maddesine dayandırmış olup, buna göre her bir hak kategorisi yönünden, markanın ve tasarımın ayrı ayrı davalının elde etmesi muhtemel kazançtaki «payı» esas alınarak belirlenmesi, davacının elde ettiği kazancın belirlenmesi için de öncelikle davalının «ticari defter» ve belgelerinin incelenmesi gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı
Benzer bu karardaMahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde HMK 220/3. maddesi uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek bu sonuca göre maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat isteminin de, bu yolla tespit edilecek tecavüzün boyutuna göre değerlendirilmesi gerekirken, davalı tarafın «ticari defterlerinin ibraz» edilmediği gerekçesiyle 6098 sayılı TBK’nın 50 ve devamı maddeleri uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle temyiz eden …
-
Marka ve Tasarıma Tecavüz ve Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1554 E. 2023/5387 K.
Ortak:müşteri çevresi · ihtarat · münhasırlık · kesin süre · marka hakkına tecavüz · ticari defter · maddi tazminat · ilan
İncelediğiniz kararda… arih, 2019/236 E. ve 2020/285 K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesince, kararın gerekçe kısmında davalının eyleminin hem marka, hem de tasarım hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» olduğu belirtildiği halde hüküm fıkrasında tasarım hakkı yönünden bir hüküm kurulmaması çelişkili oluşturduğu, davacı, tazminat tercihini marka hakkı yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine, tasarım hakkı yönünden ise 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine dayandırdığı, buna göre her bir hak kategorisi yönünden, markanın ve tasarımın ayrı ayrı davalının elde etmesi muhtemel kazançtaki «payı» esas alınarak belirlenmesi, davacının elde ettiği kazancın belirlenmesi için de öncelikle davalının «ticari defter» ve belgelerinin incelenmesi gerektiği, Mahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm ticari defter ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek bu sonuca göre maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat is …
İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi tarafından «uyuşmazlık konusu» marka ve tasarımlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda inceleme konusu marka ve tasarım ile davacının tescilli marka ve tasarımı ile «iltibasa» sebep olacak düzeyde benzer olduğu, bu benzerliğin karıştırılma tehlikesine yol açtığı, bu nedenle davalının kullanımı ile davacının marka ve tasarım hakkına tecavüz ettiği ve «haksız rekabete» sebep olduğu, davacının «maddi tazminat» yönünden davalının «ticari defterlerine» dayandığı, davalı tarafından sunulan ticari defterler davalının tüm faaliyetlerinden elde ettiği kazancı gösterdiğinden yardımcı defter kayıtlarının sunulması istenildiği, ancak davalı tarafından yardımcı kayıtlar sunulmadığı, davalının yalnızca dava konusu ürünün satışına ait olduğunu iddia ettiği faturalar sunduğu, ancak bu faturalar 2013 ve 2014 yıllarına ait olması, sunulan toplu kayıtları içeren ticari defterlerin ise 2015 yılına ait olması nedeniyle faturalarının «ticari defterlerde kayıtlı» olup olmadıkları tespit edilemediği, ticari defterler ile doğrulanamayan «fatura» tek başına bir ispat vasıtası sayılamayacağı, «münhasıran» davalı ticari defter ve kayıtlarına dayanan davacının maddi tazminat talebinin davalının davaya konu ürününe ait kayıtların ayrıntılarının yer aldığı ticari defterlerini «ibrazdan kaçınmış» olması nedeniyle tümden kabulüne karar verildiği, manevi tazminat talebinin ise manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması, olayın gerçekleşme şekli ve ağırlığı dikkate alınarak kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davacının haksız rekabetin men' ine yönelik davasının kabulüne, davalının davacıya ait Çaykur Tiryaki Çayı marka ve tasarımını "Vatan Çay Tiryaki Çayı" markası ve tasarımı adı altında piyasaya sürmesi suretiyle oluşan haksız rekabetinin men'ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, marka ve tasarım hakkına tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerine el konulmasına ve imhasına, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 4.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının maddi tazminat talebinin kabulüne 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar kesinleştiğinde kararın «ilanına» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin «marka hakkına tecavüz» edildiği ve «haksız rekabet» oluştuğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, tasarım hakkına tecavüz iddiası üzerine yapılan değerlendirmelerinin de hatalı olduğunu, müvekkili şirkete ait «ticari defterlerin» sunulduğunu, ayrıca müvekkilinin «iltibasa» konu çay paketlerini yaptırdığı firmanın, bu paketlere ilişkin faturalarının da dosyaya sunulduğunu, faturalardan da anlaşılacağı üzere 2400 adet paket yaptırıldığını, bunların toplam 1108 adeti satıldığını, iltibasa konu çay paketlerinden satılan miktar neticesinde söz konusu tarih itibariyle kazanılan toplam satış bedelinin 5.674,10 TL olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı lehine bu meblağdan daha fazla bir «maddi tazminata» hükmedilebilmesinin mümkün olmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 09.07.2020 tarih 2020/501 E.-2020/501 K. sayılı kararı ile "Mahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek ve davalının hem marka hem de tasarımdan kaynaklı haklara tecavüz ettiği gözetilerek her bir sınai hakkın tanınmışlık ve etki düzeyi, marka ve tasarımın davalının elde ettiği kazançtaki payları değerlendirilerek, maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat isteminin de, bu yolla tespit edilecek tecavüzün boyutuna göre değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın kaldırılarak Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
… 21.1) nolu çay paketi tasarımını taklit etmek suretiyle müvekkilinin marka ve tasarımdan kaynaklı haklarına tecavüz ettiğini, davalının bu eylemlerinin aynı zamanda «haksız rekabete» yol açtığını, müvekkilinin maddi zarara uğratıldığı gibi davalı tarafından müvekkilinin ürünleri taklit edilerek piyasaya sürülen çayların, kalite standartlarının düşük olması nedeniyle müvekkilinin itibar ve şöhretinin zedelenmesi nedeniyle manevi zararlara sebep olduğunu ileri sürerek davalının eylemlerinin müvekkilinin marka ve tasarımından kaynaklı haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve bu eylemlerin men'ine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının b bendi ve 151 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca «belirsiz alacak davası» olarak 20.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, tecavüz teşkil eden çay, poşet ve paketler ile bu ürünlerin üretiminde kullanılan kalıp, klişe gibi üretim araçlarına el konulmasına ve imhasına, kararın «ilanına» karar verilmesini talep etmiş, 03.06.2021 tarihli «ıslah» dilekçesi ile «maddi tazminat» talebini 108.093,38 TL'ye yükseltmiştir.
… ile davalının davacıya ait Çaykur Tiryaki Çayı marka ve tasarımını "Güzel Çay Herdem Tiryaki Çayı" markası ve tasarımı adı altında piyasaya sürmesi suretiyle oluşan «haksız rekabetinin» men'ine, «marka hakkına tecavüz» eden fillerin durdurulmasına, "Güzel Çay Herdem Tiryaki Çayı" markası adı altında davalı tarafça marka hakkında tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerinin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:belirsiz alacak davası · hakkaniyet · alacak davası · ıslah · taşıyan · dosya masrafı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… 21.1) nolu çay paketi tasarımını taklit etmek suretiyle müvekkilinin marka ve tasarımdan kaynaklı haklarına tecavüz ettiğini, davalının bu eylemlerinin aynı zamanda «haksız rekabete» yol açtığını, müvekkilinin maddi zarara uğratıldığı gibi davalı tarafından müvekkilinin ürünleri taklit edilerek piyasaya sürülen çayların, kalite standartlarının düşük olması nedeniyle müvekkilinin itibar ve şöhretinin zedelenmesi nedeniyle manevi zararlara sebep olduğunu ileri sürerek davalının eylemlerinin müvekkilinin marka ve tasarımından kaynaklı haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve bu eylemlerin men'ine, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 6769 sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının b bendi ve 151 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca «belirsiz alacak davası» olarak 20.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, tecavüz teşkil eden çay, poşet ve paketler ile bu ürünlerin üretiminde kullanılan kalıp, klişe gibi üretim araçlarına el konulmasına ve imhasına, kararın «ilanına» karar verilmesini talep etmiş, 03.06.2021 tarihli «ıslah» dilekçesi ile «maddi tazminat» talebini 108.093,38 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «belirsiz alacak davası» olarak açılamayacağını, müvekkilinin 35 yıldır sektörde çay üretimiyle iştigal ettiğini, adına kayıtlı markalarının bulunduğunu, 2017 yılında " Güzel Çay Herdem Tiryaki Çayı Doğal Lezzet" ibareli markayı adına tescil ettirdiğini, tescilli markanın kullanımının tecavüz teşkil etmeyeceğini, kaldı ki müvekkilinin markası ve kullanımı itibariyle «iltibasa» mahal verir nitelikte bir benzerliğin bulunmadığını, davacı markalarında yer alan "TİRYAKİ" ibaresinin tek başına davacının tekeline bırakılamayacağını, bu ibareyi «taşıyan» tescilli birçok markanın bulunduğunu, maddi ve manevi tazminat koşulları oluşmadığını, talep edilen tazminatların fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemişt …
Hukuk Dairesinin 09.07.2020 tarih 2020/501 E.-2020/501 K. sayılı kararı ile "Mahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm «ticari defter» ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek ve davalının hem marka hem de tasarımdan kaynaklı haklara tecavüz ettiği gözetilerek her bir sınai hakkın tanınmışlık ve etki düzeyi, marka ve tasarımın davalının elde ettiği kazançtaki payları değerlendirilerek, maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat isteminin de, bu yolla tespit edilecek tecavüzün boyutuna göre değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın kaldırılarak Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
… ce Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla inceleme konusu marka ve tasarım ile davacının tescilli markası "Tiryaki Çayı" ile ambalaj tasarımının «iltibasa» sebep olacak düzeyde benzer olduğu, bu benzerliğin karıştırılma tehlikesine yol açtığı, bu nedenle davalının "Güzel Çay Herdem Tiryaki Çayı" biçimindeki markayı ve ambalaj tasarımını kullanımı ile davacının marka ve tasarım hakkına tecavüz ettiği ve «haksız rekabete» sebep olacağı gerekçesiyle itibarla davalının haksız rekabetinin men'ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, davacının maddi ve manevi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede ise; davacının «maddi tazminat» talebini 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının b bendi uyarınca sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç miktarına göre hesaplanması yöntemine dayandırdığı, buna göre tecavüz edenin «defter» kayıt ve belgeleri incelenerek, sırf dava konusu markayı kullanmak suretiyle ne kadar gelir elde ettiği belirlenerek, bu toplam satış hasılatından üretime ilişkin olarak yapılan gider ve «masraflar» düşüldükten sonra, yani bir başka deyişle tecavüz edenin elde ettiği net kara göre maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği (Yargıtay 11.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1356 E. 2021/1114 K.
Ortak:ticari defter kayıtları · münhasırlık · kesin süre · marka hakkına tecavüz · ticari defter · maddi tazminat · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaİlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi tarafından «uyuşmazlık konusu» marka ve tasarımlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda inceleme konusu marka ve tasarım ile davacının tescilli marka ve tasarımı ile «iltibasa» sebep olacak düzeyde benzer olduğu, bu benzerliğin karıştırılma tehlikesine yol açtığı, bu nedenle davalının kullanımı ile davacının marka ve tasarım hakkına tecavüz ettiği ve «haksız rekabete» sebep olduğu, davacının «maddi tazminat» yönünden davalının «ticari defterlerine» dayandığı, davalı tarafından sunulan ticari defterler davalının tüm faaliyetlerinden elde ettiği kazancı gösterdiğinden yardımcı defter kayıtlarının sunulması istenildiği, ancak davalı tarafından yardımcı kayıtlar sunulmadığı, davalının yalnızca dava konusu ürünün satışına ait olduğunu iddia ettiği faturalar sunduğu, ancak bu faturalar 2013 ve 2014 yıllarına ait olması, sunulan toplu kayıtları içeren ticari defterlerin ise 2015 yılına ait olması nedeniyle faturalarının «ticari defterlerde kayıtlı» olup olmadıkları tespit edilemediği, ticari defterler ile doğrulanamayan «fatura» tek başına bir ispat vasıtası sayılamayacağı, «münhasıran» davalı ticari defter ve kayıtlarına dayanan davacının maddi tazminat talebinin davalının davaya konu ürününe ait kayıtların ayrıntılarının yer aldığı ticari defterlerini «ibrazdan kaçınmış» olması nedeniyle tümden kabulüne karar verildiği, manevi tazminat talebinin ise manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması, olayın gerçekleşme şekli ve ağırlığı dikkate alınarak kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davacının haksız rekabetin men' ine yönelik davasının kabulüne, davalının davacıya ait Çaykur Tiryaki Çayı marka ve tasarımını "Vatan Çay Tiryaki Çayı" markası ve tasarımı adı altında piyasaya sürmesi suretiyle oluşan haksız rekabetinin men'ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, marka ve tasarım hakkına tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerine el konulmasına ve imhasına, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 4.000,00 TL manevi «tazminatın dava» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının maddi tazminat talebinin kabulüne 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar kesinleştiğinde kararın «ilanına» karar verilmiştir.
… arih, 2019/236 E. ve 2020/285 K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesince, kararın gerekçe kısmında davalının eyleminin hem marka, hem de tasarım hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» olduğu belirtildiği halde hüküm fıkrasında tasarım hakkı yönünden bir hüküm kurulmaması çelişkili oluşturduğu, davacı, tazminat tercihini marka hakkı yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine, tasarım hakkı yönünden ise 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine dayandırdığı, buna göre her bir hak kategorisi yönünden, markanın ve tasarımın ayrı ayrı davalının elde etmesi muhtemel kazançtaki «payı» esas alınarak belirlenmesi, davacının elde ettiği kazancın belirlenmesi için de öncelikle davalının «ticari defter» ve belgelerinin incelenmesi gerektiği, Mahkemece, «maddi tazminat» hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm ticari defter ve kayıtlarını «ibraz» etmesi için «ihtaratlı» «kesin süre» verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve «müşteri çevresi» itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek bu sonuca göre maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat is …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin «marka hakkına tecavüz» edildiği ve «haksız rekabet» oluştuğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, tasarım hakkına tecavüz iddiası üzerine yapılan değerlendirmelerinin de hatalı olduğunu, müvekkili şirkete ait «ticari defterlerin» sunulduğunu, ayrıca müvekkilinin «iltibasa» konu çay paketlerini yaptırdığı firmanın, bu paketlere ilişkin faturalarının da dosyaya sunulduğunu, faturalardan da anlaşılacağı üzere 2400 adet paket yaptırıldığını, bunların toplam 1108 adeti satıldığını, iltibasa konu çay paketlerinden satılan miktar neticesinde söz konusu tarih itibariyle kazanılan toplam satış bedelinin 5.674,10 TL olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı lehine bu meblağdan daha fazla bir «maddi tazminata» hükmedilebilmesinin mümkün olmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” ibaresinin TPMK nezdinde 151576 sayısı ile tescilli marka olduğu, davalıya ait herhangi bir tasarım «kaydının» bulunmadığı, davalının “Çayder Filiz Çayı” biçimindeki ambalaj kullanımının «iltibas» yaratarak davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» yarattığı, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi dikkate alınarak «maddi tazminat» miktarının takdir edildiği gerekçesiyle davalının davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” marka ve tasarımını "Çayder Filiz Çayı” marka ve tasarımı adı altında piyasaya sürmek suretiyle oluşan haksız rekabetinin men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, “Çayder Filiz Çayı” markası adı altında davalı tarafça marka hakkında tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerinin el konulmasına ve imhasına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerinin üretmeye yarayan kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası taleplerinin başka türlü üretimi bulunması ve tecavüzü önlenmesi bakımından imhanın kaçınılmazlığı ispatlanamadığından reddine, karar kesinleştiğinde «masrafın» davalıdan karşılanmak suretiyle hüküm özetlerinin birkez Türkiye’de yayınlanan gazetelerden birinde iki kez de mahalli gazetelerde «ilanına» karar verilmiştir.
3-Ayrıca, davacı vekili «maddi tazminat» talebini 556 sayılı KHK'nın 66/2-b madde kapsamında “davalı tarafın markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca” göre hesaplanmasını talep etmiş ve 21.08.2015 tarihli delil listesinde davalı «ticari defter» ve kayıtlarına dayandıklarını, «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul ettiklerini bildirmiştir.
Bu halde, «münhasıran» davalı «ticari defter» ve kayıtlarına dayanan davacının «maddi tazminat» talebinin tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, TBK'nın 50. maddesi kapsamında tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maktu vekalet ücreti · ara karar · kesinlik sınırı · tacir · dosya masrafı · cy/cy kaydı · dahili dava · vekalet ücreti
Benzer bu kararda4-Ayrıca kabul şekline göre de, ilk derece mahkemesince maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü nedeniyle talepler bakımından ayrı ayrı 1.980,00 TL «maktu vekalet ücretine» hükmedilmişse de, ilk derece mahkemesince davaya Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılmış olduğundan, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 2. bölümünde Fikri Sınai Haklar Mahkemesi bakımından yer alan maktu vekalet ücreti miktarından az olmamak kaydıyla «maddi tazminat» istemi yönünden Tarife’nin 3. kısmı uyarınca ve manevi tazminat istemi yönünden de Tarife’nin 10. maddesindeki esaslar uyarınca her iki istem yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince AAÜT’nde Asliye Mahkemesince bakılan davalar bakımından belirtilen asgari sınır dahilinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de kararın fer’isi niteliğindeki vekalet ücretine ilişkin hüküm bölümüne yönelik istinaf talebinin karar tarihi itibariyle «kesinlik sınırı» içerisinde kaldığı şeklindeki hatalı gerekçeyle reddedilmesi doğru görülmemiştir.
… raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” ibaresinin TPMK nezdinde 151576 sayısı ile tescilli marka olduğu, davalıya ait herhangi bir tasarım «kaydının» bulunmadığı, davalının “Çayder Filiz Çayı” biçimindeki ambalaj kullanımının «iltibas» yaratarak davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» yarattığı, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi dikkate alınarak «maddi tazminat» miktarının takdir edildiği gerekçesiyle davalının davacıya ait “Çaykur Filiz Çayı” marka ve tasarımını "Çayder Filiz Çayı” marka ve tasarımı adı altında piyasaya sürmek suretiyle oluşan haksız rekabetinin men’ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, “Çayder Filiz Çayı” markası adı altında davalı tarafça marka hakkında tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerinin el konulmasına ve imhasına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerinin üretmeye yarayan kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası taleplerinin başka türlü üretimi bulunması ve tecavüzü önlenmesi bakımından imhanın kaçınılmazlığı ispatlanamadığından reddine, karar kesinleştiğinde «masrafın» davalıdan karşılanmak suretiyle hüküm özetlerinin birkez Türkiye’de yayınlanan gazetelerden birinde iki kez de mahalli gazetelerde «ilanına» karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince 29.03.2016 ve 28.06.2016 tarihli celselerde verilen «ara» kararla, davaya konu ürünün satışına başlandığı takvim yılından itibaren (2015 yılı ve 2015’ten 5 yıl öncesine ait) davanın açıldığı 10.08.2015 tarihi de «dahil» olmak üzere elde ettiği kazancı gösteren «ticari defter» ve kayıtların iki haftalık «kesin süre» içinde sunulması, aksi halde dosyanın mevcut haliyle karar verileceği hususu davalı tarafa 25.07.2016 tarihinde tebliğ edilmişse de davalı tarafından ticari defter …
6100 sayılı HMK'nın 222/5 maddesinde; “Taraflardan biri «tacir» olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın «ticari defterlerindeki kayıtları» kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, «ibrazı» talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” düzenlemesi mevcuttur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4594 E. 2020/2537 K.
Ortak:tescilsiz tasarım · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… Mahkemesinin 13.02.2018 tarihli ve 2016/108 E., 2018/77 K. sayılı kararıyla; Vatan Çay Tiryaki Çayı biçimindeki markayı ambalaj kullanım biçimine göre kullanmasının «iltibas» yaratması nedeniyle davacının Çaykur Tiryaki Çayı «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının Vatan Çay Tiryaki Çayı şeklindeki ambalajının ise davacının Çaykur Tiryaki Çayı markası ile karıştırılma ihtimali nedeniyle marka hakkına tecavüz ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, markaların benzer ve farklı özelliklerini irdeleyen bilirkişi raporuna göre de davalının kullandığı markanın davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve haksız rekabete yol açtığı, bilirkişi raporunda maddi ve manevi tazminat hususunda net bir hesaplama yapılmamış ise de, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden davacının «maddi tazminat» talepli davasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci maddesi uyarınca maddi tazminatın mahkemece belirlendiği, manevi tazminatın da zenginleşme aracı olma …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin «marka hakkına tecavüz» edildiği ve «haksız rekabet» oluştuğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, tasarım hakkına tecavüz iddiası üzerine yapılan değerlendirmelerinin de hatalı olduğunu, müvekkili şirkete ait «ticari defterlerin» sunulduğunu, ayrıca müvekkilinin «iltibasa» konu çay paketlerini yaptırdığı firmanın, bu paketlere ilişkin faturalarının da dosyaya sunulduğunu, faturalardan da anlaşılacağı üzere 2400 adet paket yaptırıldığını, bunların toplam 1108 adeti satıldığını, iltibasa konu çay paketlerinden satılan miktar neticesinde söz konusu tarih itibariyle kazanılan toplam satış bedelinin 5.674,10 TL olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı lehine bu meblağdan daha fazla bir «maddi tazminata» hükmedilebilmesinin mümkün olmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
… scili olarak kullandığı Çaykur Tiryaki Çayı paketlerini renk, tasarım, ambalaj ve isim ile taklit ederek Vatan Çay Tiryaki Çayı olarak piyasaya sürdüğünü, davalının «haksız rekabeti» nedeniyle müvekkili kurumun maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek davalının haksız rekabetinin men'ine ve müvekkili kurumun «marka hakkına tecavüz» fiillerinin durdurulmasına, maddi zarar miktarının belirlenmesi mümkün olmadığından belirsiz alacak olarak 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacı markası ile davalı markası arasında 556 sayılı KHK anlamında benzerlik veya «iltibas» ihtimali bulunmadığı ve «marka hakkına tecavüz» fiilerinin gerçekleşmediği, davalı tarafça "Kuleli Çay Tiryaki" şeklindeki ürün ambalajı şeklindeki kullanımın, davacı tarafa ait "Tiryaki Çayı" şeklindeki markası ile iltibas yaratacak şekilde kullanılmaması nedeniyle, TTK'nun 54. vd. maddeleri anlamında «haksız rekabet» hükümlerinin oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «tescilli tasarım» ve «marka hakkına tecavüzden» kaynaklı maddi ve manevi tazminat ile ürünlerin toplatılması istemine ilişkindir.
Davacıya ait 89365 tescil numaralı “Tiryaki Çayı” markasının esas unsurunun “Tiryaki” ibaresi olduğu göz önüne alındığında, davalı yana ait paket ambalajında “Tiryaki” ibaresinin kullanılmasının davacının «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiğinin kabulü gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici
Benzer bu kararda… tescil numaralı ambalaj tasarımı ile davalı tarafça kullanılan ambalaj tasarımı arasında genel görünüm, şekil, renk, yazı karakteri, desen ve kompozisyon bakımından «ortalama tüketici» kesimi açısından ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali bulunduğu hususu da gözetilerek, marka ve tasarım açısından ayrı ayrı değerlendirilme yapılması ve sonuc …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3396 E. , 2023/2712 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/118 Esas, 2021/101 Karar
HÜKÜM
Haksız rekabetin men'ine ve maddi tazminata yönelik davanın kabulü, manevi tazminata yönelik davanın kısmen kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tecavüzün tespiti, men ve önlenmesi, maddi ve manevi tazmiant davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; haksız rekabetin men'ine ve maddi tazminata yönelik davanın kabulüne, manevi tazminata yönelik davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili kuruma ait marka ve tasarım tescili olarak kullandığı Çaykur Tiryaki Çayı paketlerini renk, tasarım, ambalaj ve isim ile taklit ederek Vatan Çay Tiryaki Çayı olarak piyasaya sürdüğünü, davalının haksız rekabeti nedeniyle müvekkili kurumun maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek davalının haksız rekabetinin men'ine ve müvekkili kurumun marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına, maddi zarar miktarının belirlenmesi mümkün olmadığından belirsiz alacak olarak 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2018 tarihli ve 2016/108 E., 2018/77 K. sayılı kararıyla; Vatan Çay Tiryaki Çayı biçimindeki markayı ambalaj kullanım biçimine göre kullanmasının iltibas yaratması nedeniyle davacının Çaykur Tiryaki Çayı marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalının Vatan Çay Tiryaki Çayı şeklindeki ambalajının ise davacının Çaykur Tiryaki Çayı markası ile karıştırılma ihtimali nedeniyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, markaların benzer ve farklı özelliklerini irdeleyen bilirkişi raporuna göre de davalının kullandığı markanın davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve haksız rekabete yol açtığı, bilirkişi raporunda maddi ve manevi tazminat hususunda net bir hesaplama yapılmamış ise de, uğranılan zarar miktarı tam olarak ispat edilemediğinden davacının maddi tazminat talepli davasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 inci maddesi uyarınca maddi tazminatın mahkemece belirlendiği, manevi tazminatın da zenginleşme aracı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile takdiren 7.000,00 TL maddi tazminat ile takdiren 4.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, haksız rekabetinin men'ine, marka hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, Vatan Çay Tiryaki Çayı markası adı altında davalı tarafça marka hakkında tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerinin el konulmasına ve imhasına, tecavüz teşkil eden çay poşet ve paketlerinin üretmeye yarayan özgü kalıp, klişe gibi araçlara el konulması ve imhası taleplerinin başka türlü üretimi bulunması ve tecavüzü önlenmesi bakımından imhanın kaçınılmazlığı ispatlanamadığı gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.03.2019 tarihli ve 2019/303 E., 2019/355 K. sayılı kararıyla; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 13.01.2020 tarih, 2019/236 E. ve 2020/285 K. sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesince, kararın gerekçe kısmında davalının eyleminin hem marka, hem de tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğu belirtildiği halde hüküm fıkrasında tasarım hakkı yönünden bir hüküm kurulmaması çelişkili oluşturduğu, davacı, tazminat tercihini marka hakkı yönünden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine, tasarım hakkı yönünden ise 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine dayandırdığı, buna göre her bir hak kategorisi yönünden, markanın ve tasarımın ayrı ayrı davalının elde etmesi muhtemel kazançtaki payı esas alınarak belirlenmesi, davacının elde ettiği kazancın belirlenmesi için de öncelikle davalının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi gerektiği, Mahkemece, maddi tazminat hesabı yönünden, öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220 ve devamı maddeleri uyarınca davalı tarafa ilgili döneme ilişkin tüm ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi için ihtaratlı kesin süre verilmesi ve sunulmaması halinde, davalının dava konusu emtiadan hangi miktarda üretmiş olabileceği konusunda gerektiğinde 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davacı tarafın görüşü de sorularak, davalıya işletmenin büyüklüğü, hacmi ve müşteri çevresi itibariyle üretip pazarlamış olabileceği taklit markalı ve tasarımlı ürün miktarı belirlenerek bu sonuca göre maddi tazminat hesabı yapılması ve manevi tazminat isteminin de, bu yolla tespit edilecek tecavüzün boyutuna göre değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi tarafından uyuşmazlık konusu marka ve tasarımlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda inceleme konusu marka ve tasarım ile davacının tescilli marka ve tasarımı ile iltibasa sebep olacak düzeyde benzer olduğu, bu benzerliğin karıştırılma tehlikesine yol açtığı, bu nedenle davalının kullanımı ile davacının marka ve tasarım hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabete sebep olduğu, davacının maddi tazminat yönünden davalının ticari defterlerine dayandığı, davalı tarafından sunulan ticari defterler davalının tüm faaliyetlerinden elde ettiği kazancı gösterdiğinden yardımcı defter kayıtlarının sunulması istenildiği, ancak davalı tarafından yardımcı kayıtlar sunulmadığı, davalının yalnızca dava konusu ürünün satışına ait olduğunu iddia ettiği faturalar sunduğu, ancak bu faturalar 2013 ve 2014 yıllarına ait olması, sunulan toplu kayıtları içeren ticari defterlerin ise 2015 yılına ait olması nedeniyle faturalarının ticari defterlerde kayıtlı olup olmadıkları tespit edilemediği, ticari defterler ile doğrulanamayan fatura tek başına bir ispat vasıtası sayılamayacağı, münhasıran davalı ticari defter ve kayıtlarına dayanan davacının maddi tazminat talebinin davalının davaya konu ürününe ait kayıtların ayrıntılarının yer aldığı ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olması nedeniyle tümden kabulüne karar verildiği, manevi tazminat talebinin ise manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması, olayın gerçekleşme şekli ve ağırlığı dikkate alınarak kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davacının haksız rekabetin men' ine yönelik davasının kabulüne, davalının davacıya ait Çaykur Tiryaki Çayı marka ve tasarımını "Vatan Çay Tiryaki Çayı" markası ve tasarımı adı altında piyasaya sürmesi suretiyle oluşan haksız rekabetinin men'ine, marka ve tasarım hakkına tecavüz eden fillerin durdurulmasına, marka ve tasarım hakkına tecavüz şeklinde üretilen çay poşet ve paketlerine el konulmasına ve imhasına, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 4.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının maddi tazminat talebinin kabulüne 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar kesinleştiğinde kararın ilanına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin marka hakkına tecavüz edildiği ve haksız rekabet oluştuğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, tasarım hakkına tecavüz iddiası üzerine yapılan değerlendirmelerinin de hatalı olduğunu, müvekkili şirkete ait ticari defterlerin sunulduğunu, ayrıca müvekkilinin iltibasa konu çay paketlerini yaptırdığı firmanın, bu paketlere ilişkin faturalarının da dosyaya sunulduğunu, faturalardan da anlaşılacağı üzere 2400 adet paket yaptırıldığını, bunların toplam 1108 adeti satıldığını, iltibasa konu çay paketlerinden satılan miktar neticesinde söz konusu tarih itibariyle kazanılan toplam satış bedelinin 5.674,10 TL olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı lehine bu meblağdan daha fazla bir maddi tazminata hükmedilebilmesinin mümkün olmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabet ile tescilli tasarım ve marka haklarına dayalı tecavüzün tespiti, men ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davalının ünvanının karar başlığında yanlış yazılmasının maddi hataya dayalı olup mahallinde her zaman düzeltilebileceği anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/950295400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz