Ortağın dolaylı zarar iddiasında aktif husumet yokluğundan usulden ret
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2025/1598 E. 2025/1814 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Şirket ortağının doğrudan/dolaylı zarar iddiasına dayalı tazminat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Şirket yöneticisinin kötü yönetimi/malvarlığını kendine mal etmesi nedeniyle oluşan zarar, şirketin doğrudan zararı, ortağın ise dolaylı zararı niteliğindedir. Ortak, bu tür dolaylı zarar için ancak tazminatın şirkete ödenmesi yönünde dava açabilir; kendisine ödenmesini isteyemez. Ayrıca ortağın bu davayı açabilmesi için zararın doğumu anında ve dava/yargılama süreci boyunca ortaklık sıfatının devam etmesi gerekir; dava açılmadan önce ortaklık sıfatını kaybetmiş olan kişi, tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla da olsa dava açamaz ve dava aktif husumet yokluğundan usulden reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Davacının uğradığı zararın doğrudan mı dolaylı zarar mı olduğu ve dava açma ehliyeti → ret
İddia: Davacı vekili, müvekkilinin uğradığı zararın doğrudan zarar niteliğinde olduğunu, bu nedenle tazminatın doğrudan kendisine ödenmesini talep edebileceğini, ilk derece mahkemesinin bunu göz ardı ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: TTK 553(1) uyarınca şirket yöneticileri, yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK 553-555 maddeleri gereğince şirket alacaklıları ve pay sahipleri şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açabilir. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşmeye aykırı davranışları, ortaklığın doğrudan zarar görmesine, bunun sonucu olarak da ortakların ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Ortak veya alacaklının sorumluluk davası yoluyla kendi adına istemde bulunabilmesinin koşulu, ileri sürülen zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticisinin kötü yönetimi nedeniyle şirketin zarara uğratılması iddiası şirketin dolaylı zararı niteliğinde olduğundan, ortaklar veya alacaklılar ancak yöneticinin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunabilir. Davacının ileri sürdüğü tüm zarar iddiaları, davalı şirket yöneticisinin şirketin parası ile kendi adına gayrimenkul alması, şirketin varlığını mal edinmesi iddiasına dayandığından bu zarar dolaylı zarar niteliğindedir. Zarar gören şahıs sıfatıyla dava açan ortakların bu sıfatının gerek zararın doğumu gerekse davanın açıldığı ve yargılama süreci boyunca devam etmesi zorunludur. Davacının şirketin zararının tazmini için tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla dava açması mümkün olsa da, davadan önce şirket ortağı sıfatını kaybettiğinden şirkete ödenmesi kaydıyla da dava açamaz; bu nedenle davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddinde isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirket ortağının, yöneticinin kötü yönetimi nedeniyle uğradığı zararın doğrudan mı dolaylı mı olduğu ve ortaklık sıfatının zararın doğumu ile dava/yargılama süreci boyunca devam etmesi gerektiği yönündeki tespit açısından emsal niteliktedir; bölgesel ve ikna edici etkiye sahiptir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Şirket ortağının dolaylı zarar iddiasına dayalı davada, zararın doğumu ile dava ve yargılama süreci boyunca ortaklık sıfatının devam etmesi gerekliliği (aktif husumet/dava ehliyeti)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar↗ dolaylı zarar↗ aktif husumet↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ dava şartı↗ sorumluluk davası↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO 2025/1598
KARAR NO 2025/1814
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 26/06/2025
NUMARASI 2025/365 Esas - 2025/628 Karar
DAVA
Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/11/2025
Davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili; Davacı müvekkil ... İstanbul Ticaret Sicilinin ... numarasında kayıtlı bulunan ... Ltd Şti'nin 4 ortağından birisi olduğunu, adı geçen şirketin diğer ortakları ise davacı müvekkilin öz kardeşi olan davalı ..., ... ve babaları ... olup, davalının şirkette müdür olduğu dönem itibari ile şirket kayıtlarında oynama yapmak ve şirketi ve davacı müvekkili kasten zarara uğratmak, kendi adına onlarca taşınmaz satın almak sureti ile şirket ortağı olan davacı müvekkili doğrudan zarara uğrattığını,davacı müvekkilce davalıya hisse devir tarihine kadar davalı tarafından davacı müvekkile verilen doğrudan zarar nedeniyle şimdilik 10.000-TLnin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 23.08.2021 tarihinden önce davalı adına tapuda tescil edilmiş olan tüm taşınmaz mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davanın görevsiz mahkemede açılmasından dolayı reddini, davacı tarafın taleplerinde hukuki yarar olmadığı ve taleplerinin zamanaşımına uğradığından dolayı davanın reddini, aksi halde talepleri doğrultusunda karar verilmesini, taşınmazlar dava konusu olmadığından dolayı ihtiyati tedbir taleplerinin reddini, davanın ...' a ihbar edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; davalı şirket müdürünün şirket kazancını kendisine mal ederek mal varlığı edinmesi iddiası davacı açısından dolaylı zarar olarak ortaya çıktığı, dolaylı zararda, meydana gelen zararın şirkete ödenmesi talep edilmesi gerektiği Davacı ise belirlenecek zararın kendisine ödenmesini talep ettiği için, iş bu davanın dinlenebilirliği olmadığını, biran için davacının zararın şirkete ödenmesini talep ettiği kabul edilse bile, dava tarihi itibariyle davacının şirket ortaklığı son bulduğundan, yine bu davanın dinlenebilirliği olmadığı, iş bu davanın davacı açısından, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d bendinde düzenlenen aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.(Yargıtay 11.
HD nin 2023/2620 Esas ve 2024/5209 Karar sayılı ilamı)
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; davacı müvekkil, şirketin zarar ettiğine ve CBS soruşturmalarına dahil edileceğine inandırılmış, elindeki paylar bu nedenle davalıya devredilmiş, şirket ortağı olan davalı tarafından yapılan usulsüzlükler nedeniyle davacı müvekkil doğrudan zarara uğradığını, davacı müvekkilin davalı tarafın yaptığı işlemler nedeniyle doğan tazminatların doğrudan şirkete ödenmesini talep etmesinde de kendisi adına herhangi bir hukuki faydası bulunmadığını, davacı müvekkil dava konusu şirketteki paylarını devrettiğini, işbu davanın açılmasından sonra da davalı taraf kendi hisselerini 3. başka bir kişiye devrettiğini, bu aşamada dava konusu şirkette ne davacı müvekkilin ne de davalı tarafın hiç bir pay sahipliği kalmadığını, davacı müvekkilin uğradığı zararın doğrudan zarar olduğu ve ancak kendisine ödeme yapılmasını talep edebileceği göz ardı edildiğinin ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacı şirket ortağı tarafından davalı limited şirket müdürünün yaptığı işlemler ile müvekkilinin zararına neden olduğu ileri sürülerek uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.TTK'nın 553(1). maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar.
Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin kötü yönetimi nedeniyle zarara uğratılması iddiaları şirketin dolaylı zararı niteliğinde olduğundan şirket ortaklarının veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.Davacı tarafından ileri sürülen tüm zarar iddiaları şirketin gerçek kişi davalı şirket yöneticisinin şirketin paraları ile kendi adına gayrimenkul aldığı, şirketin varlığını mal edindiği iddiasına dayalıdır.Dolayısıyla zarar gören şahıs sıfatıyla dava açan ortakların bu sıfatlarının gerek zararın doğumu gerekse davanın açıldığı ve yargılama sürecinde bulunması zorunludur.
(Yargıtay 11 HD nin 2013/9176 esas,2014/16815 karar sayılı ve 04.11.2014 tarihli ilamı aynı yöndedir.) Davacının şirketin zararının tazmini için tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla dava açması mümkün ise de; davadan evvel şirket ortağı sıfatını kaybettiği, şirkete ödenmesi kaydıyla da dava açamayacağından davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.10/11/2025
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/637 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi