6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Her maddede olumsuz oy verip muhalif kalan ortağın ayrıca toplantı sonunda şerh yazması gerekmez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/537 E. 2020/5167 K. · · İlk derece: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

TTK 446/1-a uyarınca toplantıda hazır bulunan ortağın karara red oyu verip muhalefetini tutanağa geçirmesi, genel kurul kararının iptali davasında re'sen gözetilen dava şartıdır. Ortak her gündem maddesinin oylanmasından sonra olumsuz oy kullanıp muhalif kaldığını ve haklarını saklı tuttuğunu belirtmişse, ayrıca toplantı sonunda yeniden muhalefet şerhi yazmasına gerek yoktur; usulüne uygun muhalefet mevcut sayılır ve uyuşmazlığın esası incelenmelidir.

Ele alınan sorunlar

Muhalefet şerhinin usulüne uygunluğu ve dava şartı (TTK 446/1-a) → kabul

İddia: Davalı, davacının genel kurulda her bir karara özgü ayrı ayrı ve açık muhalefet şerhi tutanağa geçirmediğini, bu nedenle dava şartının bulunmadığını savunmuştur (Bölge Adliye Mahkemesi bu görüşü benimseyerek 1, 3, 4 nolu kararlar yönünden davayı usulden reddetmiştir).

Gerekçe: TTK 446/1-a gereğince toplantıda hazır bulunan ortağın alınan karara red oyu vermesi ve oylamadan sonra da muhalefetini tutanağa geçirmesi dava şartı olup mahkemece re'sen gözetilir. Somut olayda davacı vekili genel kurul tutanağına göre alınan tüm kararlara olumsuz oy vermiş; her gündem maddesine karşı olumsuz oy kullandıktan sonra söz alarak oylamaya ilişkin usuli ve hukuki haklarını saklı tuttuğunu belirtmiştir. Davacı her bir gündem maddesinin oylanmasından sonra muhalif kaldığını belirttiğinden, ayrıca toplantı sonunda yeniden muhalefet şerhi yazması gerekmez; bu durumda usulüne uygun muhalefet şerhi bulunmaktadır. Bu nedenle 1, 3 ve 4 nolu kararlar bakımından da uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmesi gerekirken, dava şartı yokluğundan usulden ret doğru görülmemiştir. (Bozma sebebi)

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ortak her gündem maddesinin oylanmasından sonra olumsuz oy kullanıp muhalif kaldığını belirtmişse, TTK 446/1-a dava şartı gerçekleşmiş sayılır; ayrıca toplantı sonunda yeniden muhalefet şerhi yazması aranmaz.

Usul tespitleri

Dava şartı
Genel kurul kararının iptali davasında toplantıda hazır bulunan ortağın olumsuz oy verip muhalefetini tutanağa geçirmesi (TTK 446/1-a) dava şartıdır ve re'sen gözetilir; her maddede olumsuz oy verip muhalif kalındığında ayrıca toplantı sonunda şerh yazılması gerekmez

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi (TTK 446/1-a) dava şartı re'sen gözetme olumsuz oy

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 446/1-a

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/867 E. 2014/11619 K.

    Ortak: · dava şartı · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının iptalinde üç aylık hak düşürücü süre ve muhalefet şerhi şartı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8751 E. 2023/3091 K.

    Ortak: · dava şartı · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2020/537 E.  ,  2020/5167 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.03.2018 tarih ve 2016/555 E- 2018/296 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.12.2019 tarih ve 2018/1679 E- 2019/1538 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin 300 hissesinin sahibi ve %25 hissedarı olduğunu, davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının 15.03.2016 tarihinde gerçekleştiğini ve müvekkilinin toplantıya katıldığını, yapılan toplantıda alınan (1) nolu karar ile bilanço ve kar zarar hesaplarının oy çokluğu ile ibra edilmesine karar verildiğini ancak kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, toplantıda sunulan bilançonun 2015 yılına ait faaliyet raporunun ve işletme gelir gider tablosunun gerçeği yansıtmadığını, ayrıca bilanço ve kâr zarar hesaplarının oy çokluğu ile ibrasının aynı zamanda şirket müdürünün ibrası anlamına da geldiğinden kararın iptalinin gerektiğini, zira şirket müdürünün kendisinin ibrasına ilişkin oylamaya katılmasının ve kendi lehinde oy kullanmasının mümkün olmadığını, toplantıda kar payı dağıtılmamasına ilişkin olarak (2) nolu karar alındığını ancak kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira karın örtülü olarak yurtdışına kaçırılmakta olduğunu, (3) nolu karar ile şirket müdürü ...’in yeniden şirket müdürü seçilmesine karar verildiğini, şirket müdürü olmasının şirketin zararına olduğunun daha önce açıklandığını, yine davalı şirketin borca batık olduğu ortada iken (4) nolu karar ile İzmir ilinde şube açılmasına karar verildiğini ileri sürerek 15.03.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan (1),(2),(3) ve (4) nolu kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili; davacının genel kurul toplantısında muhalefetini usulüne uygun olarak tutanağa geçirmediğini, karar alındıktan sonra muhalefet şerhini her bir karara özgü ayrı ayrı ve açıkça belirtmesi gerektiğini, ayrıca davacı iddialarının mesnetsiz gerçek dışı iddialar olduğunu, davacının uzun yıllardır davalı şirkete olan özen, bağlılık ve rekabet etmeme yükümlülüklerini ihlal ettiğini, yaşanan ihtilaflar sonucu davacının şubat ayında şirketi terkettiğini, ibra kararının usulüne uygun olmadığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, zira davalı ...’in sadece kendi adına hareket etmediğini, aynı zamanda % 68,75 hissesine sahip olduğu Xteksol Lİmited adına da imza attığını, dolayısıyla müvekkilinin imzası geçersiz olsa dahi büyük hissedarın nisabının karar almak için yeterli olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, ve dosya kapsamına göre; iptali talep edilen 1,2,3,4 nolu kararların davacının olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile kabul edildiği, (1) nolu kararın bilanço ve kar zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin olup, bilançonun kanun, ana sözleşme ve ticari defter kayıtlarına uygun düzenlenmediğinin, şirketin gerçek durumunu yansıtmadığının ispat edilemediği, kararın pay durumuna göre kanun ve ana sözleşmeye uygun nisapla alındığı, (3) nolu kararın şirket müdürü atanmasına, (4) nolu kararın ek iş yeri açılmasına ilişkin olduğu ve bu kararların da iptalini gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı, (2) nolu kararın kar payı dağıtımına ilişkin bulunduğu, şirket ana sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, şirket ortaklar kurulunun TTK.nın bu konudaki düzenlemeleri ile bağlı olduğu ve tahakkuk eden kazanç üzerinde dilediği gibi tasarruf yetkisine sahip olmadığı, şirket ana sözleşmesinin 10.

maddesinde her yıl kar dağıtımının yapılması gerektiğine ilişkin hüküm bulunduğu, bu hükme rağmen herhangi bir gerekçe gösterilmeden kâr payı dağıtmama yönünde alınan kararının kanun, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 15.03.2016 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 2. maddesi gereğince alınan kâr payı dağıtılmamasına ilişkin kararın kanun, ana sözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılığı nedeniyle iptaline, diğer kararlara yönelik iptal isteğinin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce; 1,2,3,4 nolu kararların davacının olumsuz oyuna karşın oy çokluğu ile alındığı, oylama sonrası davacı tarafça olumsuz oy kullanılan her bir maddeye ilişkin olarak muhalefet edildiğinin ve ne tür bir muhalefetten söz edildiğinin açıkça belirtilmediği, bu durumda usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığı ve bu maddeler ile alınan kararlar yönünden dava şartının mevcut olmadığı, (1) nolu gündem maddesi ile alınan karar bilanço ve kar/zarar hesaplarının ibrasına ilişkin olup, ibranın veya ibra edilmemenin yönetici dışındaki ortakların oylarıyla karara bağlanması gerektiği, Polytropon Ltd. Şti.’nin oylamaya katılmadığı düşünülse dahi, davacının 300 payına karşılık Xteksol Limited’in 885 payı ile karar nisabının sağlandığı, genel kurul kararının iptali istemli davanın ancak şirkete karşı açılabileceği bu nedenle davalı şirket müdürü ...’e husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353 1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı şirket hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, 15.03.2016 tarihli genel kurul toplantısının 2 nolu gündem maddesine ilişkin olarak kararın iptaline, 1,3 ve 4 nolu kararlara ilişkin davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı 15.03.2016 tarihinde yapılan genel kurulda alınan 1, 2, 3, ve 4 nolu kararlar için olumsuz oy kullandığını ve muhalefetini usulüne uygun olarak tutanağa geçirdiğini, kararların sözleşmeye, yasaya ve iyiniyet kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek söz konusu kararların iptalini talep etmiştir. Mahkemece, davacının geçerli bir muhalefeti bulunduğu kabul edilerek 2 nolu kararın iptaline, diğer kararlara yönelik istemin ise reddine karar vermiş, kararın davacı vekilince istinafı üzerine, bölge adliye mahkemesince 1, 2, 3, 4 nolu kararların davacının olumsuz oyuna karşın oy çokluğu ile alındığı, oylama sonrasında davacı yanca olumsuz oy kullanılan her bir maddeye ilişkin olarak muhalefet edildiğinin açıkça belirtilmediği dolayısıyla usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığı, dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 1, 3, 4 nolu kararlara yönelik taleplerin reddine, ancak 2 nolu karar yönünden davalı yanca istinaf talebi bulunmadığından 2 nolu gündem maddesinin iptaline, karar verilmiştir.

6102 sayılı TTK'nın 446/1-a maddesi gereğince toplantıda hazır bulunan ortağın alınan karara red oyu vermesi ve oylamadan sonra da muhalefetini tutanağa geçirmesi dava şartı olup mahkemece re’sen gözetilir. Somut olayda davalı şirketin 15.03.2016 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde davacıya vekaleten toplantıya katılan ... alınan tüm kararlara karşı olumsuz oy vermiş; her gündem maddesine karşı olumsuz oy kullandıktan sonra söz alarak “oylamaya ilişkin usuli ve hukuki haklarımızı saklı tutuyoruz” demiş, bilahare gündem maddelerinin oylanmasından sonra tekrar söz alarak “...oylamaya ilişkin usul ve esas yönden her türlü haklarımızı saklı tutuyoruz...yasadan doğan tüm haklarımız saklıdır…” dedikten sonra toplantı tutanağını imzalamıştır.

Davacı her bir gündem maddesinin oylanmasından sonra muhalif kaldığını belirttiğinden ayrıca toplantı sonunda da yeniden muhalefet şerhi yazması gerekmez. Bu durumda mahkemece usulüne uygun muhalefet şerhi bulunduğu kabul edilerek 1,3 ve 4 nolu kararlar bakımından da uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2.maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18.11.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verilmiştir.

KISMİ KARŞI OY

1- Dava, şirket ortağı tarafından açılan şirket genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.

Daire üyeleri arasında, bozma sebebi yapılan konuda bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Karşı oy, sadece ilave bozma sebepleri de konulması hususuna ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi tarafından kararların davacının olumsuz oyuyla alındığı, iptali istenen maddelerden 2 no’lu kararın kanun, ana sözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline, iptali istenen 1, 3 ve 4 no’lu kararlar yönünden ise iptal sebebi bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş, karar sadece davacı ortak tarafından istinaf edilmiş, davalı şirket ise kararı istinaf etmemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının istinafı üzerine dosyayı incelemiş ise de, davacının aleyhine olacak şekilde, davalı istinafa gelmişçesine, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali için, davacı ortağın toplantıya katılıp olumsuz oy kullanması dışında, karara muhalefet şerhi yazmış olması gerekirken, bu şerhin yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.

Davalı taraf, ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmemekle, genel kurul kararı alınırken davacının hem karşı oy kullandığı hem de muhalefetini tutanağa geçirdiği yönünde, davacı lehine bir usulü müktesep hak doğmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, usulü müktesep hak gözetilmeksizin, genel kurul tutanağında davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

2- 6100 sayılı HMK ile getirilen en önemli ilkelerden biri de “TEKSİF” ilkesidir. HMK 140’da anlamını bulan bu ilke, 3.fıkranın son cümlesinde yer alan “Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür” düzenlemesi uyarınca, hakim tarafından ön inceleme duruşmasında tarafların uyuşamadıkları noktalar tespit edilmeli ve mahkemece ancak uyuşmazlık bulunan noktalar yönünden tahkikat sürdürülmelidir.

Oysa, ilk derece mahkemesine göre, anonim şirket genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verebilmek için aranan ön koşullardan biri olan, 6102 sayılı TTK’nın 446/1-a maddesi uyarınca “Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,” unsuru gerçekleşmiştir. Davacıya göre de bu unsur gerçekleşmiştir. Davalı, ilk derece mahkemesi kararını hiç istinaf etmediğinden, davalı taraf yönünden de bir sorun yoktur. Dairemizin oybirliği ile verdiği bozma kararında da esasen muhalefet şerhinin varlığı kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, genel kurul toplantısında alınan kararların TTK 445.maddesi uyarınca, kanuna, esas sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı yönünde toplanmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesinin taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan bir hususu tahkikat konusu yapması ve bu sebepten davanın reddine karar vermesi doğru olmamıştır.

3- 6100 sayılı HMK’nın 355.maddesinde yer alan “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir” düzenlemesi uyarınca, kural olarak bölge adliye mahkemeleri istinaf sebepleriyle bağlı olarak inceleme yapar. Ancak kamu düzenine aykırılık halinde, istinaf sebepleriyle bağlı değildir. Oysa HMK’nın 369/1.maddesinde yer alan “Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir” düzenlemesi uyarınca, Yargıtay, kural olarak temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü hususlar yönünden de bozma yapabilecektir.

Kamu düzeni kavramı en net haliyle Yargıtay HGK’nın 26.11.2014 tarih ve 2013/1135-2014/973 sayılı kararında tartışılmıştır. Söz konusu kararda “Kamu düzeni doktrinde genel olarak; “bir toplumun, belirli bir zaman dilimi içerisinde, siyasi, sosyal, ekonomik, ahlaki ve hukuki açılardan temel yapısını belirleyen ve temel çıkarlarını koruyan kurum ve kurallar bütünüdür.” şeklinde tanımlanmaktadır… Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek haller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali halinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali halinde veya … Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. İç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak

prensiplere, medeni toplulukların , toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir...” şeklindeki içtihadı ile her emredici hükme aykırılığın kamu düzenine aykırılık olarak algılanmaması gerektiğine açıkça vurgu yapılmıştır.

O halde, sadece bir şirket ile ortağı arasındaki hukuki ilişkide, “toplantı tutanağına muhalefet şerhi konulup konulmadığı” hususunun incelenmesi bir kamu düzenine aykırılık olmadığı halde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, istinaf sebepleri dışına çıkılarak, bir Yargıtay rolünde, kendisini istinaf sebebiyle sınırlamaksızın, her emredici kanun hükmüne aykırılık halini re’sen incelemesinin mümkün olmadığı, bu nedenle kararın esasen bu gerekçeyle de bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan Daire çoğunluğunca bu hususun bozma sebebi sayılmamasını doğru bulmuyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/630452100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı —

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1679 E. 2019/1538 K.

Muhalefet şerhi belirsizse dava şartı yokluğu, ibrada oy yasağı ihlali yoklukla malul

Gerekçe özeti

Genel kurul kararının iptali davasında, ortağın olumsuz oy kullandığı her bir gündem maddesi için hangi karara ve ne tür bir muhalefete ilişkin olduğunu açıkça belirtmeksizin genel nitelikte beyanda bulunması, usulüne uygun bir muhalefet şerhi sayılmaz ve bu kararlara yönelik dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Yönetici ibrasına ilişkin kararlarda oy yasağına aykırı davranılması kararı yoklukla malul kılar ve muhalefet şerhi konulmasa da dava açılabilir; ancak yasağa aykırı katılan oy çıkarıldığında dahi karar nisabı sağlanıyorsa karar geçerlidir. Genel kurul kararının iptali davası şirkete karşı açılabilir; şirket müdürüne husumet yöneltilmesi pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektirir. Ortaklar kurulu, anasözleşmede kar dağıtımı öngörülmüşse ve bilançoya göre kazanç oluşmuşsa, herhangi bir gerekçe göstermeksizin kar payı dağıtmama kararı alamaz; bu durum kanun, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık oluşturur.

Emsal değeri

Genel kurul kararının iptali davasında muhalefet şerhinin her bir karar için ayrı ve açık olması gerektiği, aksi halde dava şartı yokluğundan usulden ret gerektiği; ibrada oy yasağına aykırı davranılmasının kararı yoklukla malul kılsa da nisap hesabından yasak oy çıkarıldığında yeterli nisap sağlanıyorsa kararın geçerli kalacağı ve iptal davasında şirket müdürüne husumet yöneltilemeyeceği yönlerinden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: genel kurul kararının iptali muhalefet şerhi dava şartı karar nisabı oy yasağı ibra pasif husumet afaki iyiniyet kuralları kar payı dağıtımı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1679

KARAR NO 2019/1538

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/03/2018

NUMARASI 2016/555 E.- 2018/296 K.

DAVA

Genel Kurul Kararının İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/12/2019

Davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 300 hissesinin sahibi ve %25 hissedarı olduğunu, davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının 15.03.2016 tarihinde gerçekleştiğini ve müvekkilinin toplantıya katıldığını, yapılan toplantıda alınan 1 nolu karar ile bilanço ve kar zarar hesaplarının oy çokluğu ile ibra edilmesine karar verildiğini, ancak kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, toplantıda sunulan bilançonun 2015 yılına ait faaliyet raporunun ve işletme gelir gider tablosunun gerçeği yansıtmadığını, ayrıca bilanço ve kar zarar hesaplarının oy çokluğu ile ibrasının aynı zamanda şirket müdürünün ibrası anlamına da geldiğinden kararın iptalinin gerektiğini, zira şirket müdürünün kendisinin ibrasına ilişkin oylamaya katılmasının ve kendi lehinde oy kullanmasının mümkün olmadığını, toplantıda kar payı dağıtılmamasına ilişkin de 2 nolu karar ile karar verildiğini, ancak kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira karın örtülü olarak yurtdışına kaçırılmakta olduğunu, 3 nolu karar ile şirket müdürü ....

yeniden şirket müdürü seçilmesine karar verildiğini, ancak kendisinin şirket müdürü olmasının şirketin zararına olduğunun daha önce açıklandığını, yine davalı şirketin borca batık olduğu ortada iken 4 nolu karar ile İzmir ilinde şube açılmasına karar verildiğini ileri sürerek 15.03.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 1,2,3 ve 4 nolu kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, davacının genel kurul toplantısında muhalefetini usulüne uygun olarak tutanağa geçirmediğini, davacının karar alındıktan sonra muhalefet şerhini her bir karara özgü ayrı ayrı ve açıkça belirtmesi gerektiğini, ayrıca davacı iddialarının mesnetsiz gerçek dışı iddialar olduğunu, davacının uzun yıllardır davalı şirkete olan özen, bağlılık ve rekabet etmeme yükümlülüklerini ihlal ettiğini, yaşanan ihtilaflar sonucu davacının Şubat ayında şirket terkettiğini, o günden sonra da şirkete uğramadığını, hatta Nisan ayında hisselerini devretmek istediğini, ancak kendisine teklif edilen fiyattan memnun olmadığını, ibra kararının usulüne uygun olmadığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, zira davalı ...

sadece kendi adına hareket etmediğini, aynı zamanda %68,75 hissesine sahip olduğu ... Lİmited adına da imza attığını, dolayısıyla müvekkilinin imzası geçersiz olsa dahi büyük hissedarın nisabının karar almak için yeterli olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın süresinde açıldığı, dava konusu genel kurul toplantısının çağrılı olduğu ve çağrının kanun ve ana sözleşmeye uygun şekilde yapıldığı, toplantı ve karar nisaplarına aykırılık saptanmadığı, davacının iptalini istediği 1 nolu karar bilanço ve kar zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin olup, bilançonun kanun ve ana sözleşmeye ve ticari defter kayıtlarına uygun düzenlenmediğine, şirketin gerçek durumunun gösterilmesine engel teşkil edecek şekilde düzenlendiğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı, kararın pay durumuna göre kanun ve ana sözleşmeye uygun nisapla alındığı, bu kararın iptalini gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı, yine davacının iptalini istediği istediği 3 nolu kararın şirket müdürü atanmasına ve 4 nolu kararın ek iş yeri açılmasına ilişkin olup, bu kararların da iptalini gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığı, 2 nolu kararın kar payı dağıtımına ilişkin bulunduğu, ortaklar kurulunun bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmaktan keyfi bir şekilde sarfı nazar edemeyeceği, diğer yandan şirket ana sözleşmesinin 10.

maddesinde yer alan her yıl kar dağıtımının yapılması gerektiğinin hüküm altına alındığı, buna rağmen herhangi bir gerekçe gösterilmeden kar payı dağıtmama yönünde alınan kararının kanun, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 15/03/2016 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 2. maddesi gereğince alınan kar payı dağıtılmamasına ilişkin kararın iptaline, diğer kararlara yönelik iptal isteğinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- 1 nolu karar ile bilanço ve kar zarar hesaplarının oy çokluğu ile ibra edilmesine karar verildiğini, ancak kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, toplantıda sunulan bilançonun 2015 yılına ait faaliyet raporunun ve işletme gelir gider tablosunun gerçeği yansıtmadığını, 2- Bilanço ve kara zarar hesaplarının oy çokluğu ile ibrasının aynı zamanda şirket müdürünün ibrası anlamına da geldiğinden kararın iptalinin gerektiğini, zira şirket müdürünün kendisinin ibrasına ilişkin oylamaya katılmasının ve kendi lehinde oy kullanmasının mümkün olmadığını, ... kendi hakkındaki ibraya katılmamış olsa idi müvekkilinin kullandığı olumsuz oy ile ibranın hukuken mümkün olmayacağını,3- 3 nolu karar ile şirket müdürü ...’in yeniden şirket müdürü seçilmesine karar verildiğini, ancak kendisinin şirket müdürü olmasının şirketin zararına olduğunun daha önce açıklandığını,4-Yine davalı şirketin borca batık olduğu ortada iken 4 nolu karar ile İzmir ilinde şube açılmasına karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

GEREKÇE

Dava, TTK’nun 445.maddesi uyarınca davalı şirketin 15.03.2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Davalı şirketin sicil kayıtlarının incelenmesinden, davalı şirketin halihazırda 3 ortaklı olduğu, ortaklarının davacı, ... Ltd. Şti. ve ... Limited olduğu, 885 payın ... Limited’e, 300 payın davacıya ve 15 payın ... Ltd. Şti.’ne ait olduğu, yetkilisinin 28.09.2012 tarihinden itibaren ... Ltd. Şti.-... olduğu görülmüştür.Genel kurul kararlarının yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK'nın 446.

maddesi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesi gerekir, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımaz.Somut olayda 15.03.2016 tarihli genel kurul toplantısında, oylama öncesinde faaliyet raporu ve gelir gider tablosu okunduktan sonra, davacı tarafın söz alarak itirazlarını dile getirdiği ve ...’i 2013,2014 ve 2015 yılı faaliyetlerinden dolayı ibra etmediklerini belirttiği, oylamaya geçildiği ve 1,2,3,4 nolu kararların davacının olumsuz oyuna karşın oy çokluğu ile alındığı, 1,2 ve 3 nolu kararların alınmasından sonra davacı vekilinin söz alarak “Oylamaya ilişkin usuli ve hukuki haklarımızı saklı tutuyoruz.” dediği, 4 nolu karar için ayrı bir beyanda bulunmadığı, ayrıca oylama bittikten sonra yeniden söz alarak “Yapılan oylamalara ilişkin usul ve esas yönden her türlü haklarımı saklı tutuyoruz.

Sunduğumuz tutanağa eklenen itiraz ve beyan dilekçemizde yer alan hususlarda müvekkilimize açıklama yapılmasını talep ediyoruz. Yasadan doğan tüm haklarımız saklıdır...” dediği görülmüştür. Görüldüğü üzere oylama sonrası davacı tarafça olumsuz oy kullanılan her bir maddeye ilişkin olarak muhalefet edildiği ve ne tür bir muhalefetten söz edildiği açıkça belirtilmemiş olup, bu durumda usulüne uygun bir muhalefet şerhi bulunmadığı ve bu maddeler ile alınan kararlar yönünden dava şartının mevcut olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Öte yandan 1 nolu gündem maddesi ile alınan karar bilanço ve kar/zarar hesaplarının ibrasına ilişkin olup, TTK’nun 424.m. uyarınca bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, kararda aksine açıklık bulunmadığı takdirde yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur.

Oysa TTK’nun 436/2 maddesi “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.” hükmünü içermektedir. Dolayısıyla ibranın veya ibra edilmemenin yönetici dışındaki ortakların oylarıyla karara bağlanması gerekmektedir(Emsal: Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 22/09/2016 tarihli 2015/15396 E., 2016/7426 K. sayılı kararı). Anılan yasa maddesinde düzenlenen oy kullanma yasağına aykırı davranılarak yöneticilerin ibrasına veya ibra edilmemesine ilişkin olarak alınan karar, karar nisabı bulunmadığından yoklukla malul olup bu karara karşı ortaklar muhalefet şerhi koymamış olsalar bile dava açabilirler.

Somut olaya döndüğümüzde ise şirket yöneticisinin şirkette 15 paya sahip ... Ltd. Şti.ve dolayısıyla onun temsilcisi ... olduğu, dolayısıyla ... Ltd. Şti.’nin oylamaya katılmadığı düşünülse dahi, davacının 300 payına karşılık ... Limited’in 885 payı ile karar nisabının sağlandığı açıktır.Bununla birlikte genel kurul kararının iptali istemli bu dava şirkete karşı açılabilecek olup, davalı şirket müdürü olan davalı ... husumet yöneltilmesi de doğru görülmemiştir. Ne var ki ilk derece mahkemesince bu davalıya yönelik dava ile ilgili ayrı bir hüküm kurulmamıştır. O halde ilk derece mahkemesince istinaf istemine konu 1,3 ve 4 nolu kararlar yönünden davalı şirkete yönelik davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi, diğer davalıya yönelik davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerekirke, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353(1)b-2 m.

uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davalı şirket hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, 15.03.2016 tarihli genel kurul toplantısının 2 nolu gündem maddesine ilişkin olarak kararın iptaline, 1,3 ve 4 nolu kararlara ilişkin davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, diğer davalı hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin tamamının davalı taraftan tahsiline karar verilmiş ve bu husus davalı tarafça istinaf konusu edilmemiş olduğundan, yeni kurulan hükümde de bu hususa dikkat edilmiştir. Ayrıca Dairemiz kabulüne göre her bir davalı yönünden red nedeni farklı ise de, ilk derece mahkemesince verilen hüküm davalı tarafça istinaf edilmediğinden AAÜT 3/2 maddesi uygulanmamış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2018 Tarihli 2016/555 Esas 2018/296 Karar sayılı hükmünün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davalı ... Hiz. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın KISMEN KABULÜ ile, 15.03.2016 tarihli genel kurul toplantısının 2 nolu gündem maddesine ilişkin olarak kararın İPTALİNE, 1,3 ve 4 nolu gündem maddelerine ilişkin kararlara yönelik davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,Davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan REDDİNE,”İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak;"Alınması gereken 44,40- TL maktu harçtan 29,20- TL peşin harcın mahsubu ile 15,20-TL eksik harcın davalı ...

Hiz. Ltd. Şti.’nden alınarak hazineye irad kaydına, Davacı tarafından ödenen 29,20-TL başvurma harcı ile 29,20 -TL peşin harcın davalı ... Hiz. Ltd. Şti.’nden alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan toplam 1.940,80-TL yargılama giderinin davalı ... Hiz. Ltd. Şti.’nden alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 2.725-TL vekalet ücretinin davalı ... Hiz. Ltd. Şti.’nden alınarak davacıya ödenmesine, Davalılar için AAÜT uyarınca takdir olunan 2.725-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 35,90- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, istinaf başvuru harcı olarak yatırılan 98,10 TL’nin hazineye irad kaydına,Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin, tarafların istinaf aşamasındaki haklılık durumu dikkate alınarak davacının kendi üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2019

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.