6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yer ve süre yönünden ölçüsüz rekabet yasağı çalışma hürriyetine aykırı ve geçersizdir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5108 E. 2020/2422 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Gerekçe özeti

Sözleşme özgürlüğü Anayasa'nın çalışma ve sözleşme hürriyetine ilişkin hükümleri ile BK 19-20 çerçevesinde sınırlıdır; yer (ilçe) sınırı belirtilmeyen ve süre yönünden (iki yıl) ölçüsüz olan rekabet yasağı hükmü çalışma hürriyetini ihlal ettiğinden geçersizdir ve bu hükme dayalı cezai şart talep edilemez. Haksız portföy transferine dayalı cezai şart ve manevi tazminat ise ispatlanamadığında reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Haksız portföy transferine dayalı cezai şart ve manevi tazminat istemi → ret

İddia: Davacı, davalının elde ettiği müşteri portföyünü kullanarak haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek haksız portföy transferi nedeniyle cezai şart ve manevi tazminat talep etmiştir.

Gerekçe: Haksız portföy transferine dayalı cezai şart ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay'ca benimsenen İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Yer ve süre yönünden sınırı aşan rekabet yasağı hükmünün geçerliliği ve cezai şart → ret

İddia: Davalı, rekabet etmeme yasağına ilişkin sözleşme hükmünün BK'nın 348. maddesi karşısında geçersiz olduğunu savunmuştur.

Gerekçe: Anayasa'nın 48 ve devamı maddelerinde herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş; BK'nın 19. maddesinde bir akdin konusunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe belirlenebileceği, 20. maddesinde ise konusu imkânsız, gayrimuhik yahut ahlaka aykırı olan akdin batıl olacağı düzenlenmiştir. Sözleşme özgürlüğü sınırsız olmayıp, Anayasa ve BK'nın anılan hükümleriyle sınırlandırılmıştır. Somut sözleşmede rekabet yasağının geçerli olacağı ilçe sınırları belirtilmediği gibi, öngörülen iki yıllık süre de çalışma hürriyeti ilkesine aykırıdır; taraflar sözleşme hükmüyle bu özgürlüğü ihlal edecek bir düzenleme yapamaz. Buna göre cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmadığından hüküm davalı yararına bozulmalıdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Yer ve süre yönünden ölçüsüz (ilçe sınırı belirtilmeyen, iki yıllık) rekabet yasağı hükmünün çalışma hürriyetine aykırılık nedeniyle geçersiz olduğu ve buna dayalı cezai şart talep edilemeyeceği yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rekabet yasağı cezai şart çalışma hürriyeti sözleşme özgürlüğü butlan haksız portföy transferi haksız rekabet

Atıf yapılan mevzuat: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası — Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 48 · BK — BK 19BK 20

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Cezai şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18347 E. 2015/3086 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çalışma ve sözleşme hürriyeti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9424 E. 2012/16195 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13747 E. 2012/356 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Sözleşme

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3828 E. 2015/11197 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1461 E. 2017/4271 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çalışma ve sözleşme hürriyeti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9270 E. 2018/2596 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5797 E. 2011/16679 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4955 E. 2017/6834 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/5108 E.  ,  2020/2422 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/05/2017 tarih ve 2014/307 E- 2017/408 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 07/06/2018 tarih ve 2017/825 E- 2018/685 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 03/03/2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı ile imzalanan müşteri temsilciliği sözleşmesi uyarınca davacı bünyesinde bağımsız emlak danışmanı iken davalının 10/08/2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, iki ay sonra 15/10/2009 tarihinde davacı ile aynı faaliyet konusunda davalı şirketi kurup davacının yakınında bir adreste yoğun rekabet oluşturacak şekilde ticari faaliyete başladığını, davalının eyleminin sözleşme ve TTK hükümleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu, sözleşmenin 4/9. maddesi hükmüne göre sözleşmenin sona ermesinden itibaren 2 yıl içinde davacının yürüttüğü işe benzer ya da davacının işi ile bir başka şekilde bağlantılı işi, sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapmayacağı, aksi halde 20.000 USD cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının 15/10/2009 tarihinde diğer davalı şirketi kurarak, henüz iki yıllık süre dolmadan aynı faaliyetlere başladığını;

elde ettiği müşteri portföyünü kullanarak haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek haksız rekabetin men'ine, fiili durumun ortadan kaldırılmasına, rekabet yasağını ihlali nedeniyle şimdilik 2.500 USD cezai şart ile haksız portföy transferi nedeniyle şimdilik 2500 USD maddi tazminatın 3095 sayılı Kanun 4.a maddesi uyarınca işleyecek faizle ve 1.000 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte, davalılardan müteselsilen tahsiline; hükmün gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davalının davacı şirketin iş yerinde 02/01/2009 tarihinden 07/08/2009 tarihinde kadar çalıştığını, onun personeli olarak işlerini sürdürdüğünü, sözleşme yapılırken imzalatılan borcun tahsili amacı ile icra takibine konu senetlerden dolayı İstanbul 7. İş Mahkemesinin 2009/975 esas sayılı dosyasında görülmekte olan davanın beklenilmesi gerektiğini, rekabet etmeme yasağına ilişkin hükmün BK'nın 348. madde karşısında geçersiz olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davacının rekabet yasağı ihlali nedeniyle cezai şart isteminin kabulüne, 2.500 USD'nin 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca faiziyle davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, haksız rekabetin önlenmesine dair istemi yönünden hüküm tesisine mahal bulunmadığına, davacının haksız rekabet nedeniyle tazminat ve koşulları bulunmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince haksız portföy transferine dayalı cezai şart ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre bu red kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından bu karara yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, taraflar arasında yapılan müşteri temsilciliği sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükmün ihlal edildiği iddiasına dayalı cezai şart istemine ilişkindir.

Taraflar arasında imzalanan 2009 tarihli sözleşmenin 4.9 maddesinde, davalının sözleşmenin geçerli olduğu süre ile, sözleşmenin sona erdirilmesinden itibaren iki yıl içerisinde sözleşme çerçevesinde yürüttüğü işe benzer ya da rekabet halinde Remax franchise alanının işi ile bir başka şekilde bağlı işi sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapmayacağını taahhüt ettiği düzenlenmiş olup, davacı tarafından dava dilekçesinde davalının anılan maddede yasaklanan işi yaptığı ileri sürülerek işbu dava açılmış olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Oysa, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlıklı 48 ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu bildirilmiş, BK.'nun 19. maddesinin ilk fıkrasında, bir akdin mevzuunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağı belirtildikten sonra, 2. fıkrasında bu serbestinin sınırları gösterilmiş, 20. maddesinde ise bir akdin mevzuunun gayri mümkün veya gayri muhik yahut ahlaka (adaba) mugayir olması halinde o akdin batıl olacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla sözleşmenin tarafları, sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğu söylenemez.

Diğer bir ifade ile Anayasa'nın ve BK.'nun anılan hükümleri sözleşme özgürlüğünün sınırlarını çizmiştir.

Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmede rekabet yasağının geçerli olacağı ilçe sınırlarının belirtilmediği gibi, maddede belirlenen iki yıl da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olup; tarafların aralarında imzalayacakları bir sözleşme hükmü ile bu özgürlüğü ihlal anlamına gelecek herhangi bir düzenleme yapmaları mümkün olmayıp, buna göre cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü doğru olmadığından hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen haksız portföy transferine dayalı cezai şart ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1.

maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (3) Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587690500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Kısmen onandı, kısmen bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/825 E. 2018/685 K.

İş sözleşmesindeki rekabet yasağı ve cezai şart geçerliliği

Gerekçe özeti

İş sözleşmesindeki rekabet yasağı şartı, işçinin müşteri çevresini veya iş sırlarını öğrenmiş olması nedeniyle işverene hissedilir zarar verebilecek nitelikte olması ve zaman, yer, işin türü bakımından uygun sınırlarla belirlenmiş olması koşuluyla geçerlidir; bu koşulları taşıyan bir rekabet yasağı şartının ihlali cezai şart talebini haklı kılar. Franchise ilişkisi kapsamında ticari faaliyet sürdürülmesi, iş sözleşmesini imzalayan tarafın cezai şart talep hakkını, franchise alanın faaliyetinin bağımsız ve sözleşmedeki yükümlülükler kapsamında kalması koşuluyla ortadan kaldırmaz. Haksız rekabet iddiasına dayalı tazminat taleplerinde, müşteri/portföy kullanımına ilişkin somut bir ispat vasıtası bulunmadığında bu talepler reddedilir. Yabancı para birimi üzerinden açılan kısmi davada, harcın TL karşılığı üzerinden hesaplanmış olması, talebin TL'ye çevrildiği anlamına gelmez ve hükmün yabancı para birimi üzerinden kurulmasına engel değildir.

Emsal değeri

Kararın rekabet yasağı şartının geçerlilik koşulları (BK 348-349), franchise ilişkisinde cezai şart talep hakkının işveren sözleşme tarafına ait olduğuna dair değerlendirmesi ve yabancı para birimi üzerinden açılan kısmi davada harcın TL karşılığı üzerinden hesaplanmasının hükmün döviz cinsinden kurulmasına engel olmadığına ilişkin gerekçesi, benzer uyuşmazlıklarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: rekabet yasağı cezai şart haksız rekabet franchise kısmi dava yabancı para birimi üzerinden talep husumet

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/825

KARAR NO 2018/685

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/05/2017

NUMARASI 2014/307 Esas- 2017/408 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/06/2018 (07/07/2018 yazım tarihli )

Davanın reddine ilişkin hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili,davalı ile imzalanan müşteri temsilciliği sözleşmesi uyarınca davacı bünyesinde bağımsız emlak danışmanı iken davalının 10/08/2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini, iki ay sonra 15/10/2009 tarihinde davacı ile aynı faaliyet konusunda davalı şirketi kurup davacının yakınında bir adreste yoğun rekabet oluşturacak şekilde ticari faaliyete başladığını, davalının eyleminin sözleşme ve TTK hükümleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu, sözleşmenin 4/9.maddesi hükmüne göre sözleşmenin sona ermesinden itibaren 2 yıl içinde davacının yürüttüğü işe benzer ya dadavacının işi ile bir başka şekilde bağlantılı işi, sözleşmenin geçerli olduğu ilçe sınırları dahilinde yapamayacağı, aksi halde 20.000 usd cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını,davalının 15/10/2009 tarihinde diğer davalı şirketi kurarak, henüz iki yıllık süre dolmadan aynı faaliyetlere başladığını;elde ettiği müşteri portföyünü kullanarak haksız rekabette bulunduğunu , haksız rekabetin men'ine, fiili durumun ortadan kaldırılmasına,rekabet yasağını ihlali nedeniyle şimdilik 2.500-usd cezai şart ile haksız portföy transferi nedeniyle şimdilik 2500- usd maddi tazminatın 3095 sayılı kanun 4.a maddesi uyarınca ve 1.000- TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte, davalılardan müteselsilen tahsiline;hükmün gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davalının davacı şirketin iş yerinde 02/01/2009 tarihinden 07/08/2009 tarihinde kadar çalıştığını, onun personeli olarak işlerini sürdürdüğünü, sözleşme yapılırken imzalatılan borcun tahsili amacı ile icra takibine konu senetlerden dolayı İst.

7. İş Mahkemesinin 2009/975 esas sayılı dosyasında görülmekte olan davanın beklenilmesi gerektiğini,rekabet etmeme yasağına ilişkin hükmün BK348.madde karşısında geçersiz olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece,davacının rekabet yasağı ihlali nedeniyle cezai şart isteminin kabulüne, 2.500 USD nin 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca faiziyle davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, haksız rekabetin önlenmesine dair istemi yönünden hüküm tesisine mahal bulunmadığına, davacının haksız rekabet nedeniyle tazminat ve koşulları bulunmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili, haksız portföy tazminatı açısından davalının fatura kesmiş olması gerektiğinin aranmasının yanlış olduğunu, önemli olanın davacının müşteri portföyünde yer alan şahıslarla hukuki ilişki içine girmiş olup olmadığının tespiti olduğunu, davalı şirketin faaliyet adresinde bulunduğu taşınmazın bile davacı portföyünde bulunduğunu, haksız rekabet tespit edildiğine göre manevi tazminat koşullarının oluştuğunu öne sürerek, kararın bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.

2-Davalı vekili,sözleşmede yer alan cezai şart istemini talep edebilecek olanın davacıya franchise kullandıran dava dışı Türkiye... firması olduğu, dava açılma tarihinde istenen 2500- USD nin 1514- TL üzerinden harcı yatırılarak talepte bulunulduğu, mahkeme kararında ise 2500 usd nin 3095/4 a ya göre faiz işletilmesine hüküm verilmesinin kanuna aykırı olduğu öne sürerek kararın bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan BK nun 348.maddesinde;iş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir iş akdinde her iki taraf ,akdin hitamından sonra işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir işi yapmamasını ve rakip bir müessese de çalışmamasını ve böyle bir müessesede çalışmamasını şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuz ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verecek ise caizdir"denilmiştir.

349.madde de ise işçinin iktisada istikbalinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman ,mahal ve işin nevi noktasında hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir.

Somut olayda iş sözleşmesi ile davalı ;işten ayrıldıktan sonra 2 yıl süre ile Beşiktaş ilçe sınırları içerisinde davacı şirket ile aynı işi yapmamayı taahhüt etmiştir.Sözleşme deki yasağın yer ,zaman ve işin nevi bakımından açıkça sınırlandırıldığı gözetildiğinde rekabet yasağı hükmü geçerli olup,davalı istifa etmek suretiyle işten ayrıldıktan sonra aynı bölge de aynı faaliyet alanında şirket kurmak suretiyle faaliyete başladığı ,davalının gayrımenkul danışmanı olduğu bu suretle davacının müşteri çevresi hakkında bilgi sahibi olduğu ve pozisyonu itibariyle işverenin zararına sebeb olabilecek durumdadır.

Davacı vekili davalının müşteri portfoyünü kullanmak suretiyle haksız rekabette bulunduğunu bu suretle haksız rekabetin meni'ni ve maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini de talep etmiştir. Dosya kapsamında; davalının davacı tarafın müşteri ve emlak porföyünü kullanarak haksız kazanç elde ettiği yönünde bir ispat vasıtası bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu kalem istek yönünden davanın reddedilmiş olması dosya kapsamı deliller içeriğine uygundur. Haksız rekabet fiili işlendiğinin sabit olmaması karşısın da haksız rekabetin engellenmesi ve maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinde sonuç itibariyle bir isabetsizlik yoktur.

Davalı taraf ise davacının dava dışı ana ... Türkiye firmasının verdiği franchise kapsamında faaliyette bulunduğu, cezai şartı talep etme hakkının olmadığını ileri sürülmekte ise de davalı ile iş sözleşmesini imzalayanın davacı şirket olduğu ,davalıda davacıya ait işyerinde çalıştığı sabit olduğuna göre franchise alınarak ticari faaliyetin sürdürülmesi ,bu kapsamda franchise alanın işyerinde ki faaliyeti bağımsız olup sözleşme ile üstlendikleri yükümlülükleri kapsamında kalmak koşuluyla davacı tarafından rekabet yasağı ihlali nedeniyle cezai şart talep edebileceğinden davalının husumete yönelik itirazları ve istinaf sebebleri yerinde bulunmamaktadır.

Davacı kısmi dava açmış olup, talebi yabancı para birimidir. Yabancı para üzerinden yapılan taleplerde dava dilekçesinde TL karşılığının gösterilmesi yasal bir zorunluluk olup ; alınacak harcın belirlenmesi yönünde TL karşılığının belirtilmesi, davanın sonuçlandırılmasında talebin TL ye çevrildiğini göstermeyeceğinden kararın USD para birimine göre sonuçlandırılmasında TBK 99/son (BK 83/son) gereği aykırılık bulunmadığından ;Sonuç olarak her iki tarafın istinaf sebebleri yerinde görülmemiş ,her iki yan vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davacı tarafın istinaf başvurusu açısından alınması gereken 35,90- TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davalı tarafın istinaf başvusu açısından alınması gereken 607,48-TL istinaf karar harcından, davalılar tarafından peşin yatırılan 151,87- TL harcın mahsubu ile bakiye 455.61- TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğine ,

HMk 362/1 gereği tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde yargıtayda temyizi kabil olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.07/06/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.