Sözleşmenin geçersizliği | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1251 E. 2020/4358 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
opsiyon sözleşmesi↗ opsiyon işlemi↗ genel işlem şartı↗ genel işlem koşulu↗ çerçeve sözleşme↗ i̇i̇k 167↗ ba formu↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ tbk 99↗ kamu düzeni↗ geçersizlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapıldığı çekişme konusu olmayan 08.01.2010 tarihli genel türev işlemler çerçevesi sözleşmesine dayalı yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile ilgili 08.07.2011, 12.07.2011 ve 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri düzenlendiği, kamu düzenine ilişkn TBK hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelere de uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki söz konusu sözleşmelerin özelliği itibariyle bariyer tipi knock out sözleşmesi olduğu ve sadece alt bariyer olup, üst bariyerlerin kararlaştırılmadığı, davacının sözleşmeler öncesi dava dışı HSBC Bank A.Ş ile vadeli döviz opsiyon işlemlerini gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme ve formlarda opsiyon işlemlerinin niteliği, özellikleri ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgilerin yer aldığı nazara alındığında davacının söz konusu işlemler ve riskler yönünden bilgi sahibi olduğu ancak, türev işlemler çerçeve sözleşmenin 2.7.maddesi uyarınca, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırmayı talep etmesi halinde bankaya tamamen kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verme hakkının tanındığı ve ancak müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve tarafların mutabık olmaları durumanda sözleşmenin sonlandırılmasının mümkün olabileceği düzenlemesi karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz opsiyon sözleşmeleri kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin TBK'nun 25 m. hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27. madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, 167.580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen opsiyon sözleşmesinin geçersiz olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece sözleşmede bulunan hükümlerin TBK'nın 20-25. maddelerinde düzenlenen genel işlem şartlarına aykırı olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, dava konusu Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi 08.01.2010, Bariyerli Opsiyon Dekontu ve Sözleşmeleri ise, 08.07.2011, 12.07.2011, 15.07.2011 tarihli olup, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler olduğu anlaşılmakla, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Konun'un 1. maddesi gereğince uyuşmazlıkta mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması sonucunda sözleşmede yer alan hükümlerin genel işlem koşullarına ilişkin TBK 20 ve devamı maddeleri uyarınca denetime tabi tutulamayacağı nazara alınarak inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5564 E. 2015/3271 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · çerçeve sözleşme
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapıldığı çekişme konusu olmayan 08.01.2010 tarihli genel türev işlemler «çerçevesi sözleşmesine» dayalı yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile ilgili 08.07.2011, 12.07.2011 ve 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri düzenlendiği, «kamu düzenine» ilişkn TBK hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelere de uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki söz konusu sözleşmelerin özelliği itibariyle bariyer tipi knock out sözleşmesi olduğu ve sadece alt bariyer olup, üst bariyerlerin kararlaştırılmadığı, davacının sözleşmeler öncesi dava dışı HSBC Bank A.Ş ile vadeli döviz «opsiyon işlemlerini» gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme ve «formlarda» opsiyon işlemlerinin niteliği, özellikleri ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgilerin yer aldığı nazara alındığında davacının söz konusu işlemler ve riskler yönünden bilgi sahibi olduğu ancak, türev işlemler çerçeve sözleşmenin 2.7.maddesi uyarınca, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırmayı talep etmesi halinde bankaya tamamen kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verme hakkının tanındığı ve ancak müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve tarafların mutabık olmaları durumanda sözleşmenin sonlandırılmasının mümkün olabileceği düzenlemesi karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin TBK'nun 25 m. hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27. madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… e işlemleri konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, tarafların iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına karşı ciddi itirazları değerlendirilerek, vadeli «opsiyon işlem» tipine göre tarafların hak ve yükümlülükleri tespit edilerek, opsiyon hakkını hangi tarafın kullanma hakkının bulunduğu belirlenerek, taraflar arasındaki genel türev «çerçeve sözleşmesinin» «tanımlar» kısmı ile maddeleri ve bariyerli opsiyon dekont sözlemesinin hükümleri bir arada incelenerek, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekil …
Davacı taraf, banka ile bariyerli «opsiyonlu sözleşme» imzaladıklarını, USD kurunun fiyat farkı esasına dayalı vadeli işlem yapıldığını, bankanın sözleşmenin riskleri konusunda kendilerini yeterince uyarmadığını, «vade tarihine» kadar herhangi bir günde işlemi sonlandırabileceklerinin belirtildiğini, 27.10.2011 tarihinde işlemi sonlandırmak isteği halde kabul edilmediğini, bu tarih itibari …
… rli opsiyon dekont sözleşmesinde işlem tipinin Avrupa tipi olduğunun belirtildiğini, bu işlem tipinde vadeden önce opsiyon hakkının kullanılamayacağını, genel türev «çerçeve sözleşmesinin» «tanımlar» kısmında opsiyon hakkının alıcıya tanındığını, «vade tarihi» olan 30.12.2011 tarihinden önce işlemi sonlandırma yükümlülüğü bulunmadığını, bilirkişilerin «uyuşmazlık konusu» olay hakkında bilgilerinin olmadığını, yatırım ve hazine işlemleri konusunda uzman kişilerden rapor alınması gerektiğini belirttiği halde, mahkemece yetersiz, tara …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kur farkı · vade tarihi · tanıma · ek prim · uyuşmazlık konusu · vade · taahhütname
Benzer bu kararda… 2.2011 tarihinde 1,6750 TL kur üzerinden 500.000 USD, yine 1,7000 TL kur üzerinden 500.000 USD satmayı, bankanın ise opsiyon hakkına sahip olabilmek için 11.000 USD «prim» ödemeyi «taahhüt» ettiği, davacının 27.10.2011 tarihinde USD kuru 1.752 TL iken opsiyon hakkını kullanmak istediği, bankanın işlemin sonlandırılması için USD üzerinden «kur farkı» talep ettiği, «vade» sonunda ise 216.500 TL'yi davacını hesabından aldığı, telefon görüşmelerinde işlem tipinin Amerikan opsiyon olarak belirtildiği, vadeye kadar herhangi bir tarihte …
… rli opsiyon dekont sözleşmesinde işlem tipinin Avrupa tipi olduğunun belirtildiğini, bu işlem tipinde vadeden önce opsiyon hakkının kullanılamayacağını, genel türev «çerçeve sözleşmesinin» «tanımlar» kısmında opsiyon hakkının alıcıya tanındığını, «vade tarihi» olan 30.12.2011 tarihinden önce işlemi sonlandırma yükümlülüğü bulunmadığını, bilirkişilerin «uyuşmazlık konusu» olay hakkında bilgilerinin olmadığını, yatırım ve hazine işlemleri konusunda uzman kişilerden rapor alınması gerektiğini belirttiği halde, mahkemece yetersiz, tara …
Davacı taraf, banka ile bariyerli «opsiyonlu sözleşme» imzaladıklarını, USD kurunun fiyat farkı esasına dayalı vadeli işlem yapıldığını, bankanın sözleşmenin riskleri konusunda kendilerini yeterince uyarmadığını, «vade tarihine» kadar herhangi bir günde işlemi sonlandırabileceklerinin belirtildiğini, 27.10.2011 tarihinde işlemi sonlandırmak isteği halde kabul edilmediğini, bu tarih itibari …
… e işlemleri konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, tarafların iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına karşı ciddi itirazları değerlendirilerek, vadeli «opsiyon işlem» tipine göre tarafların hak ve yükümlülükleri tespit edilerek, opsiyon hakkını hangi tarafın kullanma hakkının bulunduğu belirlenerek, taraflar arasındaki genel türev «çerçeve sözleşmesinin» «tanımlar» kısmı ile maddeleri ve bariyerli opsiyon dekont sözlemesinin hükümleri bir arada incelenerek, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekil …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4275 E. 2021/3656 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · çerçeve sözleşme
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapıldığı çekişme konusu olmayan 08.01.2010 tarihli genel türev işlemler «çerçevesi sözleşmesine» dayalı yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile ilgili 08.07.2011, 12.07.2011 ve 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri düzenlendiği, «kamu düzenine» ilişkn TBK hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelere de uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki söz konusu sözleşmelerin özelliği itibariyle bariyer tipi knock out sözleşmesi olduğu ve sadece alt bariyer olup, üst bariyerlerin kararlaştırılmadığı, davacının sözleşmeler öncesi dava dışı HSBC Bank A.Ş ile vadeli döviz «opsiyon işlemlerini» gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme ve «formlarda» opsiyon işlemlerinin niteliği, özellikleri ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgilerin yer aldığı nazara alındığında davacının söz konusu işlemler ve riskler yönünden bilgi sahibi olduğu ancak, türev işlemler çerçeve sözleşmenin 2.7.maddesi uyarınca, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırmayı talep etmesi halinde bankaya tamamen kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verme hakkının tanındığı ve ancak müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve tarafların mutabık olmaları durumanda sözleşmenin sonlandırılmasının mümkün olabileceği düzenlemesi karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin TBK'nun 25 m. hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27. madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… , mahkemece hükme esas alındığı belirtilen 12.04.2016 tarihi bilirkişi raporunda “bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmesine göre taraflar arasında yapılmış iki adet «opsiyon sözleşmesi» bulunduğu, anılan sözleşmelerde davacının opsiyon satıcısı, davalının opsiyon alıcısı, işlemin Amerikan Tipi Knock-Out Bariyerli, Avrupa Tipi USD Call /TL Put olduğu, Amerikan Tipi Knock-Out Bariyerli, Avrupa Tipi USD Call /TL Put ibaresindeki virgülden önceki kısmın Avrupa tipi opsiyonun taşıdığı bariyerin özelliğini, Amerikan tipi ifadesinin ise, Knock-out bariyerin özelliğini tanımladığı, her iki opsiyonun da Avrupa tipi olması nedeniyle vadelerinde sadece opsiyon alıcısı tarafından kullanılabileceği, davacının iddia ettiği gibi opsiyon tipinin Amerikan tipi olarak kabulü halinde dahi, opsiyon alıcısı olarak opsiyonu kullanma hakkının sadece davalı bankaya ait olacağı ve bu nedenle opsiyon satıcısı olan davacı opsiyonun vadesinden önce kullanılması kararını veremeyeceğinden sonucun değişmeyeceği, opsiyon satıcısı olan davacının erken sonlandırma talebi olabileceği ancak opsiyon sahibi olmaması nedeniyle erken sonlandırmaya karar verme hakkının olmadığı, opsiyon sahibinin davacının erken sonlandırma talebini kabul etmesi durumunda ise, USD cinsinden fiyat verebileceği, erken sonlandırma kavramının genel türev işlemler «çerçeve sözleşmesinin» 2.7. maddesinde tanımlandığı, buna göre müşterinin var olan bir işlemin vadesini beklemeden sonlandırmayı talep edebileceği, bu durumda bankanın kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verebileceği, erken sonlandırma, opsiyonun kullanılması durumunda yapılacak olan netleşme değil, belirli bir fiyat ödeyerek satılan opsiyonun sona erdirilmesine yol açan pozisyon kapatma kavramına karşılık geldiğinden nasıl ki, 11.07.2011 ve 12.07.2012 tarihli opsiyon sözleşmeleri USD üzerinden «prim» (opsiyonun fiyatı) ödenerek alınıp satıldıysa, pozisyon kapatmanın fiyatının da USD üzerinden olmasının mümkün olabileceği” kanaati bildirilmiş, ancak, önceki bili …
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda davaya konu «opsiyon işlemlerinin» Amerikan Tipi olarak kabul edilemeyeceği, davacı ile yapılmış bulunan telefon görüşmelerinin bariyer üzerine odaklandığı, Amerikan özelliğinin yalnızca bariyer için geçerli olup, opsiyonun Avrupa tipi olduğu, opsiyon alıcısının davalı banka olması nedeniyle opsiyonu bankanın kullanabileceği, opsiyon alıcısının bir banka olmasından dolayı ve bankaların kurumsal, müşterilerini «aydınlatma yükümlülüğüne» sahip bir «güven kuruluşu» niteliği taşıması nedeniyle davacıdan satın alınmış olan opsiyonları geri satıp pozisyonu vadeden önce kapatarak erken sonlandırabileceği, 27.10.2011 tarihinde opsiyonları davacıya geri satarak ödemesi gereken tutarın iki opsiyon için toplam olarak 89.«194»,92 TL olduğu, bu tutarın %5 BSMV sinin 89.194,82*0,05=4.459,75 TL olduğu, davalı bankanın davacıdan tahsil etmiş olduğu 206.200 TL netleşme tutarı yerine 89.194,82 TL tutarında opsiyonların geri satın alınması nedeniyle opsiyon «primi» tahsil edilmesi gerektiği, davalı bankanın davacıdan tahsil etmiş olduğu 10.310 TL BSMV tutarı yerine 4.459,75 TL tahsil edilmesi gerektiği, bu durumda bankanın davacıdan talep edeceği tutarın 89.194,82+4.459,75=93.654,57 TL olduğu, erken sonlandırma kararının verilmesi durumunda «gecikme faizinin» de olmayacağı, 211,85 TL tutarındaki gecikme faizinin de bankaca iade edilmesi gerektiği, bu nedenle davacının davalıdan iadesini talep edeceği tutarın 216.510+211,85-93.654,57=123.067,28 TL olduğunun belirtildiği gerekçesiyle bu rapor doğrultusunda davanın kabulü ile 5.000.- TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1- Dava, davalı banka ile bariyerli «opsiyon sözleşmesi» imzalandığı, USD kurunun fiyat farkı esasına dayalı vadeli işlem yapıldığı, bankanın sözleşmenin riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, «vade tarihine» kadar herhangi bir günde işlemin sonlandırılabileceğinin belirtildiği, 27.10.2011 tarihinde işlemin sonlandırılmak istendiği, bu tarih itibariyle bankaya 67.725.- …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatma yükümlülüğü · güven kuruluşu · kabul beyanı · gecikme faizi · i̇i̇k 194 · vade tarihi · bozma sonrası karar · vekalet ücreti takdiri
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda davaya konu «opsiyon işlemlerinin» Amerikan Tipi olarak kabul edilemeyeceği, davacı ile yapılmış bulunan telefon görüşmelerinin bariyer üzerine odaklandığı, Amerikan özelliğinin yalnızca bariyer için geçerli olup, opsiyonun Avrupa tipi olduğu, opsiyon alıcısının davalı banka olması nedeniyle opsiyonu bankanın kullanabileceği, opsiyon alıcısının bir banka olmasından dolayı ve bankaların kurumsal, müşterilerini «aydınlatma yükümlülüğüne» sahip bir «güven kuruluşu» niteliği taşıması nedeniyle davacıdan satın alınmış olan opsiyonları geri satıp pozisyonu vadeden önce kapatarak erken sonlandırabileceği, 27.10.2011 tarihinde opsiyonları davacıya geri satarak ödemesi gereken tutarın iki opsiyon için toplam olarak 89.«194»,92 TL olduğu, bu tutarın %5 BSMV sinin 89.194,82*0,05=4.459,75 TL olduğu, davalı bankanın davacıdan tahsil etmiş olduğu 206.200 TL netleşme tutarı yerine 89.194,82 TL tutarında opsiyonların geri satın alınması nedeniyle opsiyon «primi» tahsil edilmesi gerektiği, davalı bankanın davacıdan tahsil etmiş olduğu 10.310 TL BSMV tutarı yerine 4.459,75 TL tahsil edilmesi gerektiği, bu durumda bankanın davacıdan talep edeceği tutarın 89.194,82+4.459,75=93.654,57 TL olduğu, erken sonlandırma kararının verilmesi durumunda «gecikme faizinin» de olmayacağı, 211,85 TL tutarındaki gecikme faizinin de bankaca iade edilmesi gerektiği, bu nedenle davacının davalıdan iadesini talep edeceği tutarın 216.510+211,85-93.654,57=123.067,28 TL olduğunun belirtildiği gerekçesiyle bu rapor doğrultusunda davanın kabulü ile 5.000.- TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1- Dava, davalı banka ile bariyerli «opsiyon sözleşmesi» imzalandığı, USD kurunun fiyat farkı esasına dayalı vadeli işlem yapıldığı, bankanın sözleşmenin riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, «vade tarihine» kadar herhangi bir günde işlemin sonlandırılabileceğinin belirtildiği, 27.10.2011 tarihinde işlemin sonlandırılmak istendiği, bu tarih itibariyle bankaya 67.725.- …
… ilirkişi raporu doğrultusunda yapılan değerlendirme sonucu ortaya konulan hesaplama neticesine göre hüküm tesisi cihetine gidildiği belirtilmiş olmasına rağmen, ... «bozma sonrası» alınan 12.04.2016 tarihli bilirkişi raporunun ... işlemde «sözleşmeye aykırılık» bulunmadığı yönündeki görüşlerine aykırı yönde, Dairemiz bozma ilamı uyarınca uyuşmazlığı çözüme kavuşturma hususunda yeterli görülmeyen, bozma öncesi alınan 26.3. …
… ı Bankanın bu şartlara aykırı hareket etmediğinin anlaşılması, sözleşmenin 4. maddesinde müşterinin, Bankanın tüm şubelerinde bulunan her türlü mevduat hesaplarının «teminat» oluşturduğunu ve bu amaçla Bankaya rehinli bulunduğunu «kabul, beyan» ve «taahhüt» etmesi, Bankanın davacının hesabındaki mevduatı teminat almasında da bir usulsüzlüğün bulunmaması gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın ne …
-
Sözleşmenin geçersizliği | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2160 E. 2023/4449 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · genel işlem koşulu · çerçeve sözleşme · i̇i̇k 167 · ba formu · geçersizlik · Sözleşmenin geçersizliği, Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapıldığı çekişme konusu olmayan 08.01.2010 tarihli genel türev işlemler «çerçevesi sözleşmesine» dayalı yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile ilgili 08.07.2011, 12.07.2011 ve 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri düzenlendiği, «kamu düzenine» ilişkn TBK hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelere de uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki söz konusu sözleşmelerin özelliği itibariyle bariyer tipi knock out sözleşmesi olduğu ve sadece alt bariyer olup, üst bariyerlerin kararlaştırılmadığı, davacının sözleşmeler öncesi dava dışı HSBC Bank A.Ş ile vadeli döviz «opsiyon işlemlerini» gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme ve «formlarda» opsiyon işlemlerinin niteliği, özellikleri ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgilerin yer aldığı nazara alındığında davacının söz konusu işlemler ve riskler yönünden bilgi sahibi olduğu ancak, türev işlemler çerçeve sözleşmenin 2.7.maddesi uyarınca, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırmayı talep etmesi halinde bankaya tamamen kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verme hakkının tanındığı ve ancak müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve tarafların mutabık olmaları durumanda sözleşmenin sonlandırılmasının mümkün olabileceği düzenlemesi karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin TBK'nun 25 m. hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27. madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece sözleşmede bulunan hükümlerin TBK'nın 20-25. maddelerinde düzenlenen «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, dava konusu Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi 08.01.2010, Bariyerli Opsiyon Dekontu ve Sözleşmeleri ise, 08.07.2011, 12.07.2011, 15.07.2011 tarihli olup, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler olduğu anlaşılmakla, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Konun'un 1. maddesi gereğince uyuşmazlıkta mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması sonucunda sözleşmede yer alan hükümlerin «genel işlem koşullarına» ilişkin TBK 20 ve devamı maddeleri uyarınca denetime tabi tutulamayacağı nazara alınarak inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı de …
Benzer bu kararda… yılı kararı ile sözleşmedeki düzenlemeler karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 25 inci madde hükümlerine aykırı olduğu ve aynı Kanun'un 27 nci madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkindir.
Bozma Kararı Dairemizin 22.10.2020 tarihli, 2019/1251 E. ve 2020/4358 K. sayılı kararıyla 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce imzalanan sözleşmede yer alan hükümlerin «genel işlem koşullarına» ilişkin maddeler uyarınca denetime tabi tutulamayacağı gerekçesiyle bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatma yükümlülüğü · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bankanın gerekli «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin tek taraflı ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, müvekilinin mağdur olduğunu ileri sürerek belirtilen ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2400 E. 2019/2291 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · geçersizlik
İncelediğiniz kararda1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapıldığı çekişme konusu olmayan 08.01.2010 tarihli genel türev işlemler «çerçevesi sözleşmesine» dayalı yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile ilgili 08.07.2011, 12.07.2011 ve 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri düzenlendiği, «kamu düzenine» ilişkn TBK hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelere de uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki söz konusu sözleşmelerin özelliği itibariyle bariyer tipi knock out sözleşmesi olduğu ve sadece alt bariyer olup, üst bariyerlerin kararlaştırılmadığı, davacının sözleşmeler öncesi dava dışı HSBC Bank A.Ş ile vadeli döviz «opsiyon işlemlerini» gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme ve «formlarda» opsiyon işlemlerinin niteliği, özellikleri ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgilerin yer aldığı nazara alındığında davacının söz konusu işlemler ve riskler yönünden bilgi sahibi olduğu ancak, türev işlemler çerçeve sözleşmenin 2.7.maddesi uyarınca, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırmayı talep etmesi halinde bankaya tamamen kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verme hakkının tanındığı ve ancak müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve tarafların mutabık olmaları durumanda sözleşmenin sonlandırılmasının mümkün olabileceği düzenlemesi karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin TBK'nun 25 m. hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27. madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne, davacı ile davalı banka arasında 03/05/2011-05/07/2011 tarihleri arasında imzalanan 8 adet bariyerli «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olması sebebiyle alacak miktarı olan 351.608,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12968 E. 2018/6350 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · çerçeve sözleşme
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapıldığı çekişme konusu olmayan 08.01.2010 tarihli genel türev işlemler «çerçevesi sözleşmesine» dayalı yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile ilgili 08.07.2011, 12.07.2011 ve 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri düzenlendiği, «kamu düzenine» ilişkn TBK hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelere de uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki söz konusu sözleşmelerin özelliği itibariyle bariyer tipi knock out sözleşmesi olduğu ve sadece alt bariyer olup, üst bariyerlerin kararlaştırılmadığı, davacının sözleşmeler öncesi dava dışı HSBC Bank A.Ş ile vadeli döviz «opsiyon işlemlerini» gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme ve «formlarda» opsiyon işlemlerinin niteliği, özellikleri ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgilerin yer aldığı nazara alındığında davacının söz konusu işlemler ve riskler yönünden bilgi sahibi olduğu ancak, türev işlemler çerçeve sözleşmenin 2.7.maddesi uyarınca, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırmayı talep etmesi halinde bankaya tamamen kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verme hakkının tanındığı ve ancak müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve tarafların mutabık olmaları durumanda sözleşmenin sonlandırılmasının mümkün olabileceği düzenlemesi karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin TBK'nun 25 m. hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27. madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamından sonra yaptırılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde alınan 12.4.2016 tarihli bilirkişi raporunda; bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmesine göre taraflar arasında yapılmış iki adet «opsiyon sözleşmesi» bulunduğu, anılan sözleşmelerde davacının opsiyon satıcısı, davalının opsiyon alıcısı, işlemin ''..., ...l /TL Put'' olduğu, bir opsiyonun aynı zamanda hem ... hem Avrupa Tipi olamayacağı, ''..., ... /TL Put'' ibaresindeki virgülden önceki kısmın Avrupa tipi opsiyonun taşıdığı bariyerin özelliğini, Amerikan tipi ifadesinin ise, ... bariyerin özelliğini tanımladığı, her iki opsiyonun da Avrupa tipi olması nedeniyle vadelerinde sadece opsiyon alıcısı tarafından kullanılabileceği, davacının iddia ettiği gibi opsiyon tipinin Amerikan tipi olarak kabulü halinde dahi, opsiyon alıcısı olarak opsiyonu kullanma hakkının sadece davalı bankaya ait olacağı ve bu nedenle opsiyon satıcısı olan davacı opsiyonun vadesinden önce kullanılması kararını veremeyeceğinden sonucun değişmeyeceği, opsiyon satıcısı olan davacının erken sonlandırma talebi olabileceği ancak opsiyon sahibi olmaması nedeniyle erken sonlandırmaya karar verme hakkının olmadığı, opsiyon sahibinin davacının erken sonlandırma talebini kabul etmesi durumunda ise, USD cinsinden fiyat verebileceği, bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmesinde netleşmenin var olduğu ve TL üzerinden yapılacağı, netleşmenin opsiyonun uygulanması durumunda ortaya çıkan bir sonuç olduğu, erken sonlandırma kavramının genel türev işlemler «çerçeve sözleşmesinin» 2.7. maddesinde tanımlandığı, buna göre müşterinin var olan bir işlemin vadesini beklemeden sonlandırmayı talep edebileceği, bu durumda bankanın kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verebileceği, müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve erken sonlandırmada mutabık kalınması halinde erken sonlandırma fiyatının ödenmesi ile tarafların o işlemle ilgili bütün yükümlülüklerinin sona erdiği, teknik olarak erken sonlandırmanın opsiyonun kullanılması durumunda yapılacak olan netleşme değil, belirli bir fiyat ödeyerek satılan opsiyonun sona erdirilmesine yol açan pozisyon kapatma kavramına karşılık geldiği, bu nedenle opsiyon sözleşmeleri USD üzerinden «prim» ödenerek alınıp satıldıysa, pozisyon kapatmanın fiyatının da USD üzerinden olmasının mümkün olduğu, erken sonlandırma, opsiyonun kullanılması durumunda yapılacak o …
Mahkemece de işbu «bozma sonrası» alınan 12.04.2016 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan değerlendirme sonucu ortaya konulan hesaplama neticesine göre hüküm tesisi cihetine gidildiği belirtilmiş olmasına rağmen, «opsiyon sözleşmesinde» netleşme dövizinin dekontta belirtilen net tutarın hesaplanacağı para birimi olduğunun düzenlendiği, taraflar arasındaki dekont sözleşmelerinde ise netleşmenin TL üzerinden yapılacağı öngörüldüğünden davalının netleşmeyi TL üzerinden yapmamasının «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğundan bahisle, bozma sonrası alınan 12.04.2016 tarihli bilirkişi raporunun, yukarıda açıklanan ve yapılan işlemde sözleşmeye aykırılık bulunmadığı yönündeki görüşlerine aykırı yönde, Dairemiz bozma ilamı uyarınca uyuşmazlığı çözüme kavuşturma hususunda yeterli görülmeyen, bozma öncesi alınan 26.3.2013 tarihli bilirkişi raporundaki ''...opsiyon dekont sözleşmelerinde netleşmenin TL üzerinden yapılacağı hususunun açık bir şekilde yer aldığı, bu hale göre davalı bankanın «opsiyon işlemlerinin» erken sonlandırılmasına yönelik davacı talebine ilişkin netleşmeyi TL üzerinden yapması gerekirken bu işlemi dolar üzerinden yapmış olmasının sözleşme hükümlerine …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, opsiyonun Avrupa tipi olduğu, «opsiyon sözleşmesinin» «tanımlar» bölümünde, netleşme dövizinin dekontta belirtilen net tutarın hesaplanacağı para birimi olduğunun düzenlendiği, taraflar arasındaki dekont sözleşmelerinde ise netleşmenin TL üzerinden yapılacağı öngörüldüğünden, davalının netleşmeyi TL üzerinden yapmamasının «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu, opsiyonun Avrupa tipi; davacının erken sonlandırma talebinin 27/10/2011 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmakla, bu tarihte opsiyonları davacıya geri satarak ödemesi gereken tutarın iki opsiyon için toplam olarak 89.«194»,92 TL, %5 BSMV sinin 4.459,75 TL olduğu, davalı bankanın davacıdan tahsil etmiş olduğu 206.200 TL netleşme tutarı yerine 89.194,82 TL tutarında opsiyonların geri satın alınması nedeniyle opsiyon «primi» tahsil edilmesi gerektiği, davalı bankanın davacıdan tahsil etmiş olduğu 10.310 TL BSMV tutarı yerine 4.459,75 TL tahsil edilmesi gerektiği, bu durumda bankanın davacıdan talep edeceği tutarın 93.654,57 TL olduğu, erken sonlandırma kararının verilmesi durumunda «gecikme faizi» de olmayacağından hareketle 211,85 TL tutarındaki gecikme faizinin de bankaca iade edilmesi gerektiği, bu nedenle davacının davalıdan iadesini talep edeceği tutarın 123.067, 28 TL olduğu, taleple bağlı kalınarak 5.000,00 TL'nin ödenmesi gerektiği, «ıslah» dilekçesi ile bu miktara «ihtar» tarihi itibarıyla faiz uygulanması talep edilmiş ise de, «ihtarnamede» davalıdan opsiyonun sonuçlandırmasının talep edildiği ve sonuçlandırılmadığı taktirde 38.500 TL'den fazla bir kayıp halinde davalıdan talep edileceğinin bildirildiği, davalıdan açık bir şekilde ne kadar miktarın talep edildiğinin belirli olmadığı ve bu nedenle, davalının «temerrüdünün ihtar» tarihinde oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 5.000,00 TL 'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin hakl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt ihtarı · gecikme faizi · i̇i̇k 194 · vade tarihi · bozma sonrası karar · tanıma · sözleşmeye aykırılık · ek prim
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, opsiyonun Avrupa tipi olduğu, «opsiyon sözleşmesinin» «tanımlar» bölümünde, netleşme dövizinin dekontta belirtilen net tutarın hesaplanacağı para birimi olduğunun düzenlendiği, taraflar arasındaki dekont sözleşmelerinde ise netleşmenin TL üzerinden yapılacağı öngörüldüğünden, davalının netleşmeyi TL üzerinden yapmamasının «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğu, opsiyonun Avrupa tipi; davacının erken sonlandırma talebinin 27/10/2011 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmakla, bu tarihte opsiyonları davacıya geri satarak ödemesi gereken tutarın iki opsiyon için toplam olarak 89.«194»,92 TL, %5 BSMV sinin 4.459,75 TL olduğu, davalı bankanın davacıdan tahsil etmiş olduğu 206.200 TL netleşme tutarı yerine 89.194,82 TL tutarında opsiyonların geri satın alınması nedeniyle opsiyon «primi» tahsil edilmesi gerektiği, davalı bankanın davacıdan tahsil etmiş olduğu 10.310 TL BSMV tutarı yerine 4.459,75 TL tahsil edilmesi gerektiği, bu durumda bankanın davacıdan talep edeceği tutarın 93.654,57 TL olduğu, erken sonlandırma kararının verilmesi durumunda «gecikme faizi» de olmayacağından hareketle 211,85 TL tutarındaki gecikme faizinin de bankaca iade edilmesi gerektiği, bu nedenle davacının davalıdan iadesini talep edeceği tutarın 123.067, 28 TL olduğu, taleple bağlı kalınarak 5.000,00 TL'nin ödenmesi gerektiği, «ıslah» dilekçesi ile bu miktara «ihtar» tarihi itibarıyla faiz uygulanması talep edilmiş ise de, «ihtarnamede» davalıdan opsiyonun sonuçlandırmasının talep edildiği ve sonuçlandırılmadığı taktirde 38.500 TL'den fazla bir kayıp halinde davalıdan talep edileceğinin bildirildiği, davalıdan açık bir şekilde ne kadar miktarın talep edildiğinin belirli olmadığı ve bu nedenle, davalının «temerrüdünün ihtar» tarihinde oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, 5.000,00 TL 'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin hakl …
Mahkemece de işbu «bozma sonrası» alınan 12.04.2016 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan değerlendirme sonucu ortaya konulan hesaplama neticesine göre hüküm tesisi cihetine gidildiği belirtilmiş olmasına rağmen, «opsiyon sözleşmesinde» netleşme dövizinin dekontta belirtilen net tutarın hesaplanacağı para birimi olduğunun düzenlendiği, taraflar arasındaki dekont sözleşmelerinde ise netleşmenin TL üzerinden yapılacağı öngörüldüğünden davalının netleşmeyi TL üzerinden yapmamasının «sözleşmeye aykırılık» oluşturduğundan bahisle, bozma sonrası alınan 12.04.2016 tarihli bilirkişi raporunun, yukarıda açıklanan ve yapılan işlemde sözleşmeye aykırılık bulunmadığı yönündeki görüşlerine aykırı yönde, Dairemiz bozma ilamı uyarınca uyuşmazlığı çözüme kavuşturma hususunda yeterli görülmeyen, bozma öncesi alınan 26.3.2013 tarihli bilirkişi raporundaki ''...opsiyon dekont sözleşmelerinde netleşmenin TL üzerinden yapılacağı hususunun açık bir şekilde yer aldığı, bu hale göre davalı bankanın «opsiyon işlemlerinin» erken sonlandırılmasına yönelik davacı talebine ilişkin netleşmeyi TL üzerinden yapması gerekirken bu işlemi dolar üzerinden yapmış olmasının sözleşme hükümlerine …
1- Davacı tarafça, davalı banka ile bariyerli «opsiyon sözleşmesi» imzaladıkları, USD kurunun fiyat farkı esasına dayalı vadeli işlem yapıldığı, bankanın sözleşmenin riskleri konusunda kendisini yeterince aydınlatmadığı, «vade tarihine» kadar herhangi bir günde işlemi sonlandırabileceğinin belirtildiği, 27.10.2011 tarihinde işlemi sonlandırmak isteği halde kabul edilmediği, bu tarih itibariyle ban …
Ancak, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamından sonra yaptırılan «bilirkişi incelemesi» neticesinde alınan 12.4.2016 tarihli bilirkişi raporunda; bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmesine göre taraflar arasında yapılmış iki adet «opsiyon sözleşmesi» bulunduğu, anılan sözleşmelerde davacının opsiyon satıcısı, davalının opsiyon alıcısı, işlemin ''..., ...l /TL Put'' olduğu, bir opsiyonun aynı zamanda hem ... hem Avrupa Tipi olamayacağı, ''..., ... /TL Put'' ibaresindeki virgülden önceki kısmın Avrupa tipi opsiyonun taşıdığı bariyerin özelliğini, Amerikan tipi ifadesinin ise, ... bariyerin özelliğini tanımladığı, her iki opsiyonun da Avrupa tipi olması nedeniyle vadelerinde sadece opsiyon alıcısı tarafından kullanılabileceği, davacının iddia ettiği gibi opsiyon tipinin Amerikan tipi olarak kabulü halinde dahi, opsiyon alıcısı olarak opsiyonu kullanma hakkının sadece davalı bankaya ait olacağı ve bu nedenle opsiyon satıcısı olan davacı opsiyonun vadesinden önce kullanılması kararını veremeyeceğinden sonucun değişmeyeceği, opsiyon satıcısı olan davacının erken sonlandırma talebi olabileceği ancak opsiyon sahibi olmaması nedeniyle erken sonlandırmaya karar verme hakkının olmadığı, opsiyon sahibinin davacının erken sonlandırma talebini kabul etmesi durumunda ise, USD cinsinden fiyat verebileceği, bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmesinde netleşmenin var olduğu ve TL üzerinden yapılacağı, netleşmenin opsiyonun uygulanması durumunda ortaya çıkan bir sonuç olduğu, erken sonlandırma kavramının genel türev işlemler «çerçeve sözleşmesinin» 2.7. maddesinde tanımlandığı, buna göre müşterinin var olan bir işlemin vadesini beklemeden sonlandırmayı talep edebileceği, bu durumda bankanın kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verebileceği, müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve erken sonlandırmada mutabık kalınması halinde erken sonlandırma fiyatının ödenmesi ile tarafların o işlemle ilgili bütün yükümlülüklerinin sona erdiği, teknik olarak erken sonlandırmanın opsiyonun kullanılması durumunda yapılacak olan netleşme değil, belirli bir fiyat ödeyerek satılan opsiyonun sona erdirilmesine yol açan pozisyon kapatma kavramına karşılık geldiği, bu nedenle opsiyon sözleşmeleri USD üzerinden «prim» ödenerek alınıp satıldıysa, pozisyon kapatmanın fiyatının da USD üzerinden olmasının mümkün olduğu, erken sonlandırma, opsiyonun kullanılması durumunda yapılacak o …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5053 E. 2021/4189 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · çerçeve sözleşme · geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapıldığı çekişme konusu olmayan 08.01.2010 tarihli genel türev işlemler «çerçevesi sözleşmesine» dayalı yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile ilgili 08.07.2011, 12.07.2011 ve 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri düzenlendiği, «kamu düzenine» ilişkn TBK hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelere de uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki söz konusu sözleşmelerin özelliği itibariyle bariyer tipi knock out sözleşmesi olduğu ve sadece alt bariyer olup, üst bariyerlerin kararlaştırılmadığı, davacının sözleşmeler öncesi dava dışı HSBC Bank A.Ş ile vadeli döviz «opsiyon işlemlerini» gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme ve «formlarda» opsiyon işlemlerinin niteliği, özellikleri ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgilerin yer aldığı nazara alındığında davacının söz konusu işlemler ve riskler yönünden bilgi sahibi olduğu ancak, türev işlemler çerçeve sözleşmenin 2.7.maddesi uyarınca, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırmayı talep etmesi halinde bankaya tamamen kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verme hakkının tanındığı ve ancak müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve tarafların mutabık olmaları durumanda sözleşmenin sonlandırılmasının mümkün olabileceği düzenlemesi karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin TBK'nun 25 m. hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27. madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.
… le 62.270,25 TL'nin davacıların murisinin davalı banka nezdindeki hesabından tahsil edildiği, dava konusu oluşturan 08.07.2011 ve 20.07.2011 işlem tarihli bariyerli «opsiyon sözleşmelerinin» 19.08.2011 tarihi itibariyle sonlandırılmasına ilişkin davacılar murisi ... tarafından 18.08.2011 tarihinde gönderilen e-posta mesajinın Opsiyon Sözleşmelerinin erken sonlandırılma açısından geçerli kabul edilmesi gerektiği ve 19.08.2011 tarihli Merkez Bankası dolar kuru esas alınarak netleşme fiyatının belirlenmesi halinde, 19.08.2011 erken sonlandırma tarihi itibariyle davacılar murisinden toplam 198.669,00 TL opsiyon «kur farkı» zararı tahsil edilecek iken davacılar murisinin talebinin dikkate alınmayarak opsiyon sözleşmelerinin «vade» bitim tarihlerinde oluşan netleşme fiyatı üzerinden işlem yapılarak, davacılar murisi hesabından toplam 460.503,75 TL tahsil edilmek suretiyle davacılar murisinin 261.834,75 TL «kayba» uğratıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 261.834,75 TL'nin dava tarihinden itibarin işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… acağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu, davacılar murisinin 20.04.2011 tarihli opsiyon işleminde zarar etmesine rağmen «opsiyon işlemi» yapmaya devam ettiği ve davalı bankanın şube müdürüne gönderdiği e-postalarda da açık bir «fesih» iradesi bulunmadığı gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulma …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kur farkı · fesih · vade · kâr kaybı · yasal faiz · kesin hüküm
Benzer bu kararda… le 62.270,25 TL'nin davacıların murisinin davalı banka nezdindeki hesabından tahsil edildiği, dava konusu oluşturan 08.07.2011 ve 20.07.2011 işlem tarihli bariyerli «opsiyon sözleşmelerinin» 19.08.2011 tarihi itibariyle sonlandırılmasına ilişkin davacılar murisi ... tarafından 18.08.2011 tarihinde gönderilen e-posta mesajinın Opsiyon Sözleşmelerinin erken sonlandırılma açısından geçerli kabul edilmesi gerektiği ve 19.08.2011 tarihli Merkez Bankası dolar kuru esas alınarak netleşme fiyatının belirlenmesi halinde, 19.08.2011 erken sonlandırma tarihi itibariyle davacılar murisinden toplam 198.669,00 TL opsiyon «kur farkı» zararı tahsil edilecek iken davacılar murisinin talebinin dikkate alınmayarak opsiyon sözleşmelerinin «vade» bitim tarihlerinde oluşan netleşme fiyatı üzerinden işlem yapılarak, davacılar murisi hesabından toplam 460.503,75 TL tahsil edilmek suretiyle davacılar murisinin 261.834,75 TL «kayba» uğratıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 261.834,75 TL'nin dava tarihinden itibarin işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… n olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu ve hesap sahibinin tasarr …
… acağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu, davacılar murisinin 20.04.2011 tarihli opsiyon işleminde zarar etmesine rağmen «opsiyon işlemi» yapmaya devam ettiği ve davalı bankanın şube müdürüne gönderdiği e-postalarda da açık bir «fesih» iradesi bulunmadığı gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulma …
-
Opsiyon sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5723 E. 2017/1078 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · genel işlem şartı · çerçeve sözleşme · ba formu · geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapıldığı çekişme konusu olmayan 08.01.2010 tarihli genel türev işlemler «çerçevesi sözleşmesine» dayalı yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile ilgili 08.07.2011, 12.07.2011 ve 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri düzenlendiği, «kamu düzenine» ilişkn TBK hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelere de uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki söz konusu sözleşmelerin özelliği itibariyle bariyer tipi knock out sözleşmesi olduğu ve sadece alt bariyer olup, üst bariyerlerin kararlaştırılmadığı, davacının sözleşmeler öncesi dava dışı HSBC Bank A.Ş ile vadeli döviz «opsiyon işlemlerini» gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme ve «formlarda» opsiyon işlemlerinin niteliği, özellikleri ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgilerin yer aldığı nazara alındığında davacının söz konusu işlemler ve riskler yönünden bilgi sahibi olduğu ancak, türev işlemler çerçeve sözleşmenin 2.7.maddesi uyarınca, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırmayı talep etmesi halinde bankaya tamamen kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verme hakkının tanındığı ve ancak müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve tarafların mutabık olmaları durumanda sözleşmenin sonlandırılmasının mümkün olabileceği düzenlemesi karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin TBK'nun 25 m. hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27. madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece sözleşmede bulunan hükümlerin TBK'nın 20-25. maddelerinde düzenlenen «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, dava konusu Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi 08.01.2010, Bariyerli Opsiyon Dekontu ve Sözleşmeleri ise, 08.07.2011, 12.07.2011, 15.07.2011 tarihli olup, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler olduğu anlaşılmakla, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Konun'un 1. maddesi gereğince uyuşmazlıkta mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması sonucunda sözleşmede yer alan hükümlerin «genel işlem koşullarına» ilişkin TBK 20 ve devamı maddeleri uyarınca denetime tabi tutulamayacağı nazara alınarak inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı de …
Benzer bu kararda… e değerlendirmelerin benimsendiği ifade edilerek, bu tür işlemlerin Bankacılık Kanununun amacına ve 4 üncü maddedeki bankaların faaliyet konularına uygun düşmediği, «çerçeve sözleşmelerindeki» uyarı hükümleri defalarca okunduğu halde anlaşılmasının çok güç olduğu ve önceden bir bilgilendirme «formu» imzalatılarak belirli düşünme süresi verilmeden sözleşme imzalanması aşamasında bu bilgilerin okunmasının yeterli olmayacağı, davalı bankayla sözleşme yapan müşterilerin hemen hemen tamamının tüm paralarını kaybetmesi karşısında banka çalışanlarının «özen yükümlülüklerini» yerine getirdiklerini kabul etmenin mümkün olmadığı, başlangıçta kâr eden müşterilerin itiraz etmeyip daha büyük işlemler yapmaları ve sonraki işlemlerde zarar ettikten sonra itiraz etmelerinin yadırganacak çelişkili bir durum olmadığı, işin doğası gereği olduğu, esasen başlangıçta bir miktar kazanılıp sonradan her şeyin kaybedilmesinin ülkemizde bir dönem serbest olan kumar oyunlarının etkilerini çağrıştırdığı, çerçeve sözleşmesinin «geçersiz» olduğu, buna bağlı olarak yapılan «opsiyon işlem» sözleşmelerinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alınan bilirkişi kurul raporunda görüş bildiren 2 bilirkişi taraflar arasında düzenlenen «çerçeve sözleşmenin» geçerli olduğunu ve kâr ettiğinde itiraz etmeyen davacının zarar ettiğinde itiraz etmesinin «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu, dosyada «hile», aldatma ve sair «geçersizlik» sebepleri bulunduğuna dair delil bulunmadığını, taraflar arasında mevduat rehni sözleşmesi imzalandığından bankanın davacının mevduatına el koymasının hukuka uygun olduğunu, «opsiyon işlemi» dekontunda davacının imzası bulunduğundan sözleşmenin geçerli sayılması gerektiğini, davacının 30/12/2011 tarihli 750.000 USD bariyerli opsiyon işlemini kapatmak istediğinde davalı Bankanın talebi kabul etmemesinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının üniversite mezunu olup bankada mevduatının bulunması, yatırım işlemleri gerçekleştirmesi sebebiyle riskleri kavrayabilecek seviyede olduğunun anlaşıldığını belirtmiş; «ayrık rapor» sunan bilirkişi ise «bankanın özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin davacı hatası sebebiyle geçerli olarak kurulmadığını, sözleşmedeki hatanın varlığının kabul edilmemesi halinde dahi, sözleşmenin «genel işlem şartı» niteliği içeren 2.7 nci maddesindeki erken sonlandırma hükmünün ahlak ve adaba aykırılık nedeniyle batıl olduğunu, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin, dava …
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayrık rapor · bankanın özen yükümlülüğü · iyiniyet kuralı · özen yükümlülüğü · hile · iyiniyet · yasal faiz · eksik inceleme
Benzer bu karardaAlınan bilirkişi kurul raporunda görüş bildiren 2 bilirkişi taraflar arasında düzenlenen «çerçeve sözleşmenin» geçerli olduğunu ve kâr ettiğinde itiraz etmeyen davacının zarar ettiğinde itiraz etmesinin «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu, dosyada «hile», aldatma ve sair «geçersizlik» sebepleri bulunduğuna dair delil bulunmadığını, taraflar arasında mevduat rehni sözleşmesi imzalandığından bankanın davacının mevduatına el koymasının hukuka uygun olduğunu, «opsiyon işlemi» dekontunda davacının imzası bulunduğundan sözleşmenin geçerli sayılması gerektiğini, davacının 30/12/2011 tarihli 750.000 USD bariyerli opsiyon işlemini kapatmak istediğinde davalı Bankanın talebi kabul etmemesinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının üniversite mezunu olup bankada mevduatının bulunması, yatırım işlemleri gerçekleştirmesi sebebiyle riskleri kavrayabilecek seviyede olduğunun anlaşıldığını belirtmiş; «ayrık rapor» sunan bilirkişi ise «bankanın özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin davacı hatası sebebiyle geçerli olarak kurulmadığını, sözleşmedeki hatanın varlığının kabul edilmemesi halinde dahi, sözleşmenin «genel işlem şartı» niteliği içeren 2.7 nci maddesindeki erken sonlandırma hükmünün ahlak ve adaba aykırılık nedeniyle batıl olduğunu, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin, dava …
Bu durumda; türev işlemlerdeki risklere ilişkin genel bildirim bulunduğu ve davacının dava konusu işlemlerden önce de «opsiyon işlemi» gerçekleştirdiği anlaşıldığına, bilirkişi raporundaki 2 bilirkişinin bildirdiği görüş ile «ayrık rapor» arasındaki çelişkinin giderilmediği gibi bir başka uyuşmazlığa ilişkin dosyada verilen bilirkişi raporuna itibar edildiği belirlendiğine göre; mahkemece bilirkişi raporunda yer alan açıklanan çelişki giderilerek, banka kayıtları üzerinde davacı tarafından gerçekleştirilen opsiyon işlemlerinin tamamının, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile birlikte değerlendirilmesi, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yapılıp taraf iddia ve savunmaları da dikkate alınarak düzenlenecek yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, 84.263 Amerikan Dolarının dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… e değerlendirmelerin benimsendiği ifade edilerek, bu tür işlemlerin Bankacılık Kanununun amacına ve 4 üncü maddedeki bankaların faaliyet konularına uygun düşmediği, «çerçeve sözleşmelerindeki» uyarı hükümleri defalarca okunduğu halde anlaşılmasının çok güç olduğu ve önceden bir bilgilendirme «formu» imzalatılarak belirli düşünme süresi verilmeden sözleşme imzalanması aşamasında bu bilgilerin okunmasının yeterli olmayacağı, davalı bankayla sözleşme yapan müşterilerin hemen hemen tamamının tüm paralarını kaybetmesi karşısında banka çalışanlarının «özen yükümlülüklerini» yerine getirdiklerini kabul etmenin mümkün olmadığı, başlangıçta kâr eden müşterilerin itiraz etmeyip daha büyük işlemler yapmaları ve sonraki işlemlerde zarar ettikten sonra itiraz etmelerinin yadırganacak çelişkili bir durum olmadığı, işin doğası gereği olduğu, esasen başlangıçta bir miktar kazanılıp sonradan her şeyin kaybedilmesinin ülkemizde bir dönem serbest olan kumar oyunlarının etkilerini çağrıştırdığı, çerçeve sözleşmesinin «geçersiz» olduğu, buna bağlı olarak yapılan «opsiyon işlem» sözleşmelerinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Opsiyon sözleşmesinden kaynaklanan tazminat | Sözleşmenin geçersizliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5722 E. 2017/782 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · genel işlem şartı · çerçeve sözleşme · ba formu · geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapıldığı çekişme konusu olmayan 08.01.2010 tarihli genel türev işlemler «çerçevesi sözleşmesine» dayalı yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile ilgili 08.07.2011, 12.07.2011 ve 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri düzenlendiği, «kamu düzenine» ilişkn TBK hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelere de uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki söz konusu sözleşmelerin özelliği itibariyle bariyer tipi knock out sözleşmesi olduğu ve sadece alt bariyer olup, üst bariyerlerin kararlaştırılmadığı, davacının sözleşmeler öncesi dava dışı HSBC Bank A.Ş ile vadeli döviz «opsiyon işlemlerini» gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme ve «formlarda» opsiyon işlemlerinin niteliği, özellikleri ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgilerin yer aldığı nazara alındığında davacının söz konusu işlemler ve riskler yönünden bilgi sahibi olduğu ancak, türev işlemler çerçeve sözleşmenin 2.7.maddesi uyarınca, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırmayı talep etmesi halinde bankaya tamamen kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verme hakkının tanındığı ve ancak müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve tarafların mutabık olmaları durumanda sözleşmenin sonlandırılmasının mümkün olabileceği düzenlemesi karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin TBK'nun 25 m. hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27. madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece sözleşmede bulunan hükümlerin TBK'nın 20-25. maddelerinde düzenlenen «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, dava konusu Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi 08.01.2010, Bariyerli Opsiyon Dekontu ve Sözleşmeleri ise, 08.07.2011, 12.07.2011, 15.07.2011 tarihli olup, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler olduğu anlaşılmakla, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Konun'un 1. maddesi gereğince uyuşmazlıkta mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması sonucunda sözleşmede yer alan hükümlerin «genel işlem koşullarına» ilişkin TBK 20 ve devamı maddeleri uyarınca denetime tabi tutulamayacağı nazara alınarak inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı de …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında ... adet genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» akdedildiği, davalı bankanın davacı tarafa imzalattığı sözleşmelerin bankaca hazırlanarak karşı tarafa sunulduğu, standart bir sözleşme olduğu, davalı taraf sözleşme içeriğinden davacının haberdar olduğunu savunmuş ise de ayrıntılı olan bu nitelikte bir sözleşmenin kısa sürede okunup değerlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, «opsiyon sözleşmelerinin» diğer yatırım araçlarından farklı olarak özel bilgi ve tecrübe gerektirdiği, davacının risk düzeyini algılama durumunun gerçekleşmediği, her ne kadar sözleşmelerde sermaye piyasası işlemleri «risk bildirim formu» başlığında davacıya "sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskininde bulunabileceğinin" belirtilmiş ise de sözleşmelerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, ayrıca bankaların güven kurumları olması dolayısıyla risklere yeteri kadar dikkat çekmeden opsiyon sözleşmeleri yapılmasının özen borcuna da aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı ile davalı banka arasında 03/05/2011-05/07/2011 tarihleri arasında imzalanan ... adet bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olması sebebiyle alacak miktarı olan 351.608,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümlerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı, bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, davalı bankanın «opsiyon sözleşmelerinin» riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili İstemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:risk bildirim formu · haksız şart · yasal faiz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında ... adet genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» akdedildiği, davalı bankanın davacı tarafa imzalattığı sözleşmelerin bankaca hazırlanarak karşı tarafa sunulduğu, standart bir sözleşme olduğu, davalı taraf sözleşme içeriğinden davacının haberdar olduğunu savunmuş ise de ayrıntılı olan bu nitelikte bir sözleşmenin kısa sürede okunup değerlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, «opsiyon sözleşmelerinin» diğer yatırım araçlarından farklı olarak özel bilgi ve tecrübe gerektirdiği, davacının risk düzeyini algılama durumunun gerçekleşmediği, her ne kadar sözleşmelerde sermaye piyasası işlemleri «risk bildirim formu» başlığında davacıya "sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskininde bulunabileceğinin" belirtilmiş ise de sözleşmelerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, ayrıca bankaların güven kurumları olması dolayısıyla risklere yeteri kadar dikkat çekmeden opsiyon sözleşmeleri yapılmasının özen borcuna da aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı ile davalı banka arasında 03/05/2011-05/07/2011 tarihleri arasında imzalanan ... adet bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olması sebebiyle alacak miktarı olan 351.608,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümlerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı, bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, davalı bankanın «opsiyon sözleşmelerinin» riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca, 07/06/2011 tarihli türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunun "risk bildirimi” başlıklı kısmının 2 ve devamı maddelerinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedİlebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktaracağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu ve hesap sahibinin tasarr …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1251 E. , 2020/4358 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.12.2016 tarih ve 2014/598-2016/1245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.10.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil ile davalı banka şubesi arasında 08.07.2011- 12.07.2011- 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon sözleşmeleri imzalandığını, türev araçlar ve opsiyon sözleşmeleri konusunda hiçbir bilgisi olmadığı anlaşılan davalı bankanın müşteri temsilcisi tarafından telefonda konuşarak müvekkil şehir dışında iken hiçbir riski olmadığı telkinleri doğrultusunda sözleşme dahi imzalatmadan telefonda işlem yaptığını, bariyerli opsiyon sözleşmesinin müvekkili ile akdedilirken SPK seri: V No 46 sayılı tebliğin amir hükümlerine riayet edilmediğini, müvekkilini bankanın işlemi içeriği hakkında bilgilendirmediğini ve sözleşmenin ayrılmaz parçası olan müşteri tanıma formunun müvekkilinden edinilmediğini, bankanın müşterisini tanımadığını ve müşterinin imzaladığı sözleşme ile üstlendiği taahhütleri anlamadığını, yine yatırımını nasıl değerlendireceğini bilmediğini, müşteri tanıma formu ve genel türev işlemler çerçeve sözleşmesi, opsiyon sözleşmesi yapıldıktan sonra müvekkilinin imzasının sonradan alındığını, SPK Tebliği gereğince bariyerli opsiyon sözleşmesinin geçersiz olduğunu, müvekkili ile işlem yapan şube personellerinin tebliğ hükümleri gereğine mesleki yeterliliklerinin bulunmadığını, müvekkilinin toplamda, 167.580,00 TL'nin tahsil tarihlerinden itibaren işleyen faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava konusu edilen opsiyon işlemi ve riskleri konusunda bilgi sahibi olduğunu, daha önce birçok kez müvekkili banka dışındaki bankalar ile opsiyon işlemi yaptığını, davacının bilinçli olarak dava konusu işlemleri serbest iradesi ile gerçekleştirdiğini, dava konusu işlemlerin SPK mevzuatına tabi olmadığını, müvekkili bankaca yapılan işlemlerde taraflar arasında imzalanmış olan opsiyon sözleşmelerine ve bankacılık teammüllerine aykırı bir husus bulunmadığını, her işlem öncesi davacı tarafa yeterince bilgi verildiğini, davacı tarafından imzalanan genel türev ürünler çerçeve sözleşmesinde de işlemin riskleri, risk bildirim formunda açıklık kazandığını, davacının ilk kez opsiyon işlemi yapmadığını bildirerek savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapıldığı çekişme konusu olmayan 08.01.2010 tarihli genel türev işlemler çerçevesi sözleşmesine dayalı yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile ilgili 08.07.2011, 12.07.2011 ve 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri düzenlendiği, kamu düzenine ilişkn TBK hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelere de uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki söz konusu sözleşmelerin özelliği itibariyle bariyer tipi knock out sözleşmesi olduğu ve sadece alt bariyer olup, üst bariyerlerin kararlaştırılmadığı, davacının sözleşmeler öncesi dava dışı HSBC Bank A.Ş ile vadeli döviz opsiyon işlemlerini gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme ve formlarda opsiyon işlemlerinin niteliği, özellikleri ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgilerin yer aldığı nazara alındığında davacının söz konusu işlemler ve riskler yönünden bilgi sahibi olduğu ancak, türev işlemler çerçeve sözleşmenin 2.7.maddesi uyarınca, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırmayı talep etmesi halinde bankaya tamamen kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verme hakkının tanındığı ve ancak müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve tarafların mutabık olmaları durumanda sözleşmenin sonlandırılmasının mümkün olabileceği düzenlemesi karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz opsiyon sözleşmeleri kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin TBK'nun 25 m.
hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27. madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, 167.580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen opsiyon sözleşmesinin geçersiz olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece sözleşmede bulunan hükümlerin TBK'nın 20-25. maddelerinde düzenlenen genel işlem şartlarına aykırı olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, dava konusu Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi 08.01.2010, Bariyerli Opsiyon Dekontu ve Sözleşmeleri ise, 08.07.2011, 12.07.2011, 15.07.2011 tarihli olup, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler olduğu anlaşılmakla, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Konun'un 1. maddesi gereğince uyuşmazlıkta mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması sonucunda sözleşmede yer alan hükümlerin genel işlem koşullarına ilişkin TBK 20 ve devamı maddeleri uyarınca denetime tabi tutulamayacağı nazara alınarak inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 22.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/619557100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz