Opsiyon sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/5723 E. 2017/1078 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayrık rapor↗ risk bildirim formu↗ opsiyon sözleşmesi↗ bankanın özen yükümlülüğü↗ opsiyon işlemi↗ genel işlem şartı↗ çerçeve sözleşme↗ aldatma (hile)↗ ön inceleme aşaması↗ iyiniyet kuralı↗ özen yükümlülüğü↗ hile↗ ba formu↗ iyiniyet↗ tbk 99↗ geçersizlik↗ yasal faiz↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, 84.263 Amerikan Dolarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen opsiyon sözleşmesinin geçersiz olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Davacı, banka personeli tarafından yanıltıldığını, sözleşmenin hileli ve aldatmaya dayalı olduğundan geçerli olmadığını, opsiyon sözleşmesinin riskleri konusunda bilgilendirilmediğini ileri sürmüştür. Mahkemece, dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki ayrık görüş ve mahkemenin 2012/366 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporundaki görüş ve değerlendirmelerin benimsendiği ifade edilerek, bu tür işlemlerin Bankacılık Kanununun amacına ve 4 üncü maddedeki bankaların faaliyet konularına uygun düşmediği, çerçeve sözleşmelerindeki uyarı hükümleri defalarca okunduğu halde anlaşılmasının çok güç olduğu ve önceden bir bilgilendirme formu imzalatılarak belirli düşünme süresi verilmeden sözleşme imzalanması aşamasında bu bilgilerin okunmasının yeterli olmayacağı, davalı bankayla sözleşme yapan müşterilerin hemen hemen tamamının
tüm paralarını kaybetmesi karşısında banka çalışanlarının özen yükümlülüklerini yerine getirdiklerini kabul etmenin mümkün olmadığı, başlangıçta kâr eden müşterilerin itiraz etmeyip daha büyük işlemler yapmaları ve sonraki işlemlerde zarar ettikten sonra itiraz etmelerinin yadırganacak çelişkili bir durum olmadığı, işin doğası gereği olduğu, esasen başlangıçta bir miktar kazanılıp sonradan her şeyin kaybedilmesinin ülkemizde bir dönem serbest olan kumar oyunlarının etkilerini çağrıştırdığı, çerçeve sözleşmesinin geçersiz olduğu, buna bağlı olarak yapılan opsiyon işlem sözleşmelerinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece benimsenen mahkemenin 2012/366 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşmede bulunan bazı hükümlerin TBK’nın 20-25. madde hükümlerinde düzenlenen genel işlem şartlarına aykırı bulunduğu belirtilmiş ise de, dava konusu Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi 30/06/2011 tarihli, bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri 30/06/2011 ve 04/07/2011 tarihli olup TBK’nın yürürlük tarihinden evvel akdedilmiş olmakla, somut olaya TBK hükümlerinin uygulanması doğru olmamıştır. Ayrıca; Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesinde Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu başlıklı açıklama ve uyarılarda işlemlere ilişkin risk bildirimleri yapılmış olup, mahkemenin davalı Bankanın bu konudaki üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediği yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Alınan bilirkişi kurul raporunda görüş bildiren 2 bilirkişi taraflar arasında düzenlenen çerçeve sözleşmenin geçerli olduğunu ve kâr ettiğinde itiraz etmeyen davacının zarar ettiğinde itiraz etmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, dosyada hile, aldatma ve sair geçersizlik sebepleri bulunduğuna dair delil bulunmadığını, taraflar arasında mevduat rehni sözleşmesi imzalandığından bankanın davacının mevduatına el koymasının hukuka uygun olduğunu, opsiyon işlemi dekontunda davacının imzası bulunduğundan sözleşmenin geçerli sayılması gerektiğini, davacının 30/12/2011 tarihli 750.000 USD bariyerli opsiyon işlemini kapatmak istediğinde davalı Bankanın talebi kabul etmemesinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının üniversite mezunu olup bankada mevduatının bulunması, yatırım işlemleri gerçekleştirmesi sebebiyle riskleri kavrayabilecek seviyede olduğunun anlaşıldığını belirtmiş; ayrık rapor sunan bilirkişi ise bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sözleşmenin davacı hatası sebebiyle geçerli olarak kurulmadığını, sözleşmedeki hatanın varlığının kabul edilmemesi halinde dahi, sözleşmenin genel işlem şartı niteliği içeren 2.7 nci maddesindeki erken sonlandırma hükmünün ahlak ve adaba aykırılık nedeniyle batıl olduğunu, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin, davacının sözleşmeyi sona erdirmeye ilişkin ilk talebi anında sona erdiğinin kabul edilmesi gerektiğini ifade etmiş; mahkemece yukarıda ifade edildiği gibi ayrık bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir.
Bu durumda; türev işlemlerdeki risklere ilişkin genel bildirim bulunduğu ve davacının dava konusu işlemlerden önce de opsiyon işlemi gerçekleştirdiği anlaşıldığına, bilirkişi raporundaki 2 bilirkişinin bildirdiği görüş ile ayrık rapor arasındaki çelişkinin giderilmediği gibi bir başka uyuşmazlığa ilişkin dosyada verilen bilirkişi raporuna itibar edildiği belirlendiğine göre; mahkemece bilirkişi raporunda yer alan açıklanan çelişki giderilerek, banka kayıtları üzerinde davacı tarafından gerçekleştirilen opsiyon işlemlerinin tamamının, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile birlikte değerlendirilmesi, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yapılıp taraf iddia ve savunmaları da dikkate alınarak düzenlenecek yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Sözleşmenin geçersizliği | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1251 E. 2020/4358 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · genel işlem şartı · çerçeve sözleşme · ba formu · geçersizlik
İncelediğiniz kararda… e değerlendirmelerin benimsendiği ifade edilerek, bu tür işlemlerin Bankacılık Kanununun amacına ve 4 üncü maddedeki bankaların faaliyet konularına uygun düşmediği, «çerçeve sözleşmelerindeki» uyarı hükümleri defalarca okunduğu halde anlaşılmasının çok güç olduğu ve önceden bir bilgilendirme «formu» imzalatılarak belirli düşünme süresi verilmeden sözleşme imzalanması aşamasında bu bilgilerin okunmasının yeterli olmayacağı, davalı bankayla sözleşme yapan müşterilerin hemen hemen tamamının tüm paralarını kaybetmesi karşısında banka çalışanlarının «özen yükümlülüklerini» yerine getirdiklerini kabul etmenin mümkün olmadığı, başlangıçta kâr eden müşterilerin itiraz etmeyip daha büyük işlemler yapmaları ve sonraki işlemlerde zarar ettikten sonra itiraz etmelerinin yadırganacak çelişkili bir durum olmadığı, işin doğası gereği olduğu, esasen başlangıçta bir miktar kazanılıp sonradan her şeyin kaybedilmesinin ülkemizde bir dönem serbest olan kumar oyunlarının etkilerini çağrıştırdığı, çerçeve sözleşmesinin «geçersiz» olduğu, buna bağlı olarak yapılan «opsiyon işlem» sözleşmelerinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alınan bilirkişi kurul raporunda görüş bildiren 2 bilirkişi taraflar arasında düzenlenen «çerçeve sözleşmenin» geçerli olduğunu ve kâr ettiğinde itiraz etmeyen davacının zarar ettiğinde itiraz etmesinin «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu, dosyada «hile», aldatma ve sair «geçersizlik» sebepleri bulunduğuna dair delil bulunmadığını, taraflar arasında mevduat rehni sözleşmesi imzalandığından bankanın davacının mevduatına el koymasının hukuka uygun olduğunu, «opsiyon işlemi» dekontunda davacının imzası bulunduğundan sözleşmenin geçerli sayılması gerektiğini, davacının 30/12/2011 tarihli 750.000 USD bariyerli opsiyon işlemini kapatmak istediğinde davalı Bankanın talebi kabul etmemesinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının üniversite mezunu olup bankada mevduatının bulunması, yatırım işlemleri gerçekleştirmesi sebebiyle riskleri kavrayabilecek seviyede olduğunun anlaşıldığını belirtmiş; «ayrık rapor» sunan bilirkişi ise «bankanın özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin davacı hatası sebebiyle geçerli olarak kurulmadığını, sözleşmedeki hatanın varlığının kabul edilmemesi halinde dahi, sözleşmenin «genel işlem şartı» niteliği içeren 2.7 nci maddesindeki erken sonlandırma hükmünün ahlak ve adaba aykırılık nedeniyle batıl olduğunu, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin, dava …
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapıldığı çekişme konusu olmayan 08.01.2010 tarihli genel türev işlemler «çerçevesi sözleşmesine» dayalı yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile ilgili 08.07.2011, 12.07.2011 ve 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri düzenlendiği, «kamu düzenine» ilişkn TBK hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelere de uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki söz konusu sözleşmelerin özelliği itibariyle bariyer tipi knock out sözleşmesi olduğu ve sadece alt bariyer olup, üst bariyerlerin kararlaştırılmadığı, davacının sözleşmeler öncesi dava dışı HSBC Bank A.Ş ile vadeli döviz «opsiyon işlemlerini» gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme ve «formlarda» opsiyon işlemlerinin niteliği, özellikleri ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgilerin yer aldığı nazara alındığında davacının söz konusu işlemler ve riskler yönünden bilgi sahibi olduğu ancak, türev işlemler çerçeve sözleşmenin 2.7.maddesi uyarınca, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırmayı talep etmesi halinde bankaya tamamen kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verme hakkının tanındığı ve ancak müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve tarafların mutabık olmaları durumanda sözleşmenin sonlandırılmasının mümkün olabileceği düzenlemesi karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin TBK'nun 25 m. hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27. madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece sözleşmede bulunan hükümlerin TBK'nın 20-25. maddelerinde düzenlenen «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, dava konusu Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi 08.01.2010, Bariyerli Opsiyon Dekontu ve Sözleşmeleri ise, 08.07.2011, 12.07.2011, 15.07.2011 tarihli olup, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler olduğu anlaşılmakla, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Konun'un 1. maddesi gereğince uyuşmazlıkta mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması sonucunda sözleşmede yer alan hükümlerin «genel işlem koşullarına» ilişkin TBK 20 ve devamı maddeleri uyarınca denetime tabi tutulamayacağı nazara alınarak inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı de …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel işlem koşulu · i̇i̇k 167 · kamu düzeni
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapıldığı çekişme konusu olmayan 08.01.2010 tarihli genel türev işlemler «çerçevesi sözleşmesine» dayalı yapılan münferit döviz opsiyonu işlemleri ile ilgili 08.07.2011, 12.07.2011 ve 15.07.2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri düzenlendiği, «kamu düzenine» ilişkn TBK hükümlerinin 01.07.2012 tarihinden önce yapılan sözleşmelere de uygulanması gerektiği, taraflar arasındaki söz konusu sözleşmelerin özelliği itibariyle bariyer tipi knock out sözleşmesi olduğu ve sadece alt bariyer olup, üst bariyerlerin kararlaştırılmadığı, davacının sözleşmeler öncesi dava dışı HSBC Bank A.Ş ile vadeli döviz «opsiyon işlemlerini» gerçekleştirildiği, taraflar arasındaki sözleşme ve «formlarda» opsiyon işlemlerinin niteliği, özellikleri ve riskleri hakkında ayrıntılı bilgilerin yer aldığı nazara alındığında davacının söz konusu işlemler ve riskler yönünden bilgi sahibi olduğu ancak, türev işlemler çerçeve sözleşmenin 2.7.maddesi uyarınca, davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırmayı talep etmesi halinde bankaya tamamen kendi insiyatifinde ve tek taraflı olarak belirleyebileceği bir fiyatı verme hakkının tanındığı ve ancak müşterinin bu fiyatı kabul etmesi ve tarafların mutabık olmaları durumanda sözleşmenin sonlandırılmasının mümkün olabileceği düzenlemesi karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin TBK'nun 25 m. hükümlerine aykırı olduğu ve TBK 27. madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle, «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece sözleşmede bulunan hükümlerin TBK'nın 20-25. maddelerinde düzenlenen «genel işlem şartlarına» aykırı olduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, dava konusu Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi 08.01.2010, Bariyerli Opsiyon Dekontu ve Sözleşmeleri ise, 08.07.2011, 12.07.2011, 15.07.2011 tarihli olup, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce imzalanmış sözleşmeler olduğu anlaşılmakla, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Konun'un 1. maddesi gereğince uyuşmazlıkta mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması sonucunda sözleşmede yer alan hükümlerin «genel işlem koşullarına» ilişkin TBK 20 ve devamı maddeleri uyarınca denetime tabi tutulamayacağı nazara alınarak inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı de …
-
Opsiyon sözleşmesinden kaynaklanan tazminat | Sözleşmenin geçersizliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5722 E. 2017/782 K.
Ortak:risk bildirim formu · opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · genel işlem şartı · çerçeve sözleşme · ba formu · geçersizlik · yasal faiz
İncelediğiniz kararda… e değerlendirmelerin benimsendiği ifade edilerek, bu tür işlemlerin Bankacılık Kanununun amacına ve 4 üncü maddedeki bankaların faaliyet konularına uygun düşmediği, «çerçeve sözleşmelerindeki» uyarı hükümleri defalarca okunduğu halde anlaşılmasının çok güç olduğu ve önceden bir bilgilendirme «formu» imzalatılarak belirli düşünme süresi verilmeden sözleşme imzalanması aşamasında bu bilgilerin okunmasının yeterli olmayacağı, davalı bankayla sözleşme yapan müşterilerin hemen hemen tamamının tüm paralarını kaybetmesi karşısında banka çalışanlarının «özen yükümlülüklerini» yerine getirdiklerini kabul etmenin mümkün olmadığı, başlangıçta kâr eden müşterilerin itiraz etmeyip daha büyük işlemler yapmaları ve sonraki işlemlerde zarar ettikten sonra itiraz etmelerinin yadırganacak çelişkili bir durum olmadığı, işin doğası gereği olduğu, esasen başlangıçta bir miktar kazanılıp sonradan her şeyin kaybedilmesinin ülkemizde bir dönem serbest olan kumar oyunlarının etkilerini çağrıştırdığı, çerçeve sözleşmesinin «geçersiz» olduğu, buna bağlı olarak yapılan «opsiyon işlem» sözleşmelerinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alınan bilirkişi kurul raporunda görüş bildiren 2 bilirkişi taraflar arasında düzenlenen «çerçeve sözleşmenin» geçerli olduğunu ve kâr ettiğinde itiraz etmeyen davacının zarar ettiğinde itiraz etmesinin «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu, dosyada «hile», aldatma ve sair «geçersizlik» sebepleri bulunduğuna dair delil bulunmadığını, taraflar arasında mevduat rehni sözleşmesi imzalandığından bankanın davacının mevduatına el koymasının hukuka uygun olduğunu, «opsiyon işlemi» dekontunda davacının imzası bulunduğundan sözleşmenin geçerli sayılması gerektiğini, davacının 30/12/2011 tarihli 750.000 USD bariyerli opsiyon işlemini kapatmak istediğinde davalı Bankanın talebi kabul etmemesinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının üniversite mezunu olup bankada mevduatının bulunması, yatırım işlemleri gerçekleştirmesi sebebiyle riskleri kavrayabilecek seviyede olduğunun anlaşıldığını belirtmiş; «ayrık rapor» sunan bilirkişi ise «bankanın özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin davacı hatası sebebiyle geçerli olarak kurulmadığını, sözleşmedeki hatanın varlığının kabul edilmemesi halinde dahi, sözleşmenin «genel işlem şartı» niteliği içeren 2.7 nci maddesindeki erken sonlandırma hükmünün ahlak ve adaba aykırılık nedeniyle batıl olduğunu, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin, dava …
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında ... adet genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» akdedildiği, davalı bankanın davacı tarafa imzalattığı sözleşmelerin bankaca hazırlanarak karşı tarafa sunulduğu, standart bir sözleşme olduğu, davalı taraf sözleşme içeriğinden davacının haberdar olduğunu savunmuş ise de ayrıntılı olan bu nitelikte bir sözleşmenin kısa sürede okunup değerlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, «opsiyon sözleşmelerinin» diğer yatırım araçlarından farklı olarak özel bilgi ve tecrübe gerektirdiği, davacının risk düzeyini algılama durumunun gerçekleşmediği, her ne kadar sözleşmelerde sermaye piyasası işlemleri «risk bildirim formu» başlığında davacıya "sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskininde bulunabileceğinin" belirtilmiş ise de sözleşmelerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, ayrıca bankaların güven kurumları olması dolayısıyla risklere yeteri kadar dikkat çekmeden opsiyon sözleşmeleri yapılmasının özen borcuna da aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı ile davalı banka arasında 03/05/2011-05/07/2011 tarihleri arasında imzalanan ... adet bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olması sebebiyle alacak miktarı olan 351.608,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümlerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı, bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, davalı bankanın «opsiyon sözleşmelerinin» riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili İstemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında ... adet genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» akdedildiği, davalı bankanın davacı tarafa imzalattığı sözleşmelerin bankaca hazırlanarak karşı tarafa sunulduğu, standart bir sözleşme olduğu, davalı taraf sözleşme içeriğinden davacının haberdar olduğunu savunmuş ise de ayrıntılı olan bu nitelikte bir sözleşmenin kısa sürede okunup değerlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, «opsiyon sözleşmelerinin» diğer yatırım araçlarından farklı olarak özel bilgi ve tecrübe gerektirdiği, davacının risk düzeyini algılama durumunun gerçekleşmediği, her ne kadar sözleşmelerde sermaye piyasası işlemleri «risk bildirim formu» başlığında davacıya "sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskininde bulunabileceğinin" belirtilmiş ise de sözleşmelerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, ayrıca bankaların güven kurumları olması dolayısıyla risklere yeteri kadar dikkat çekmeden opsiyon sözleşmeleri yapılmasının özen borcuna da aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı ile davalı banka arasında 03/05/2011-05/07/2011 tarihleri arasında imzalanan ... adet bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olması sebebiyle alacak miktarı olan 351.608,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümlerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı, bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, davalı bankanın «opsiyon sözleşmelerinin» riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca, 07/06/2011 tarihli türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunun "risk bildirimi” başlıklı kısmının 2 ve devamı maddelerinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedİlebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktaracağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu ve hesap sahibinin tasarr …
-
Opsiyon sözleşmesinden kaynaklanan tazminat | Sözleşmenin geçersizliği
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12583 E. 2017/658 K.
Ortak:risk bildirim formu · opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · genel işlem şartı · çerçeve sözleşme · ba formu · geçersizlik · yasal faiz
İncelediğiniz kararda… e değerlendirmelerin benimsendiği ifade edilerek, bu tür işlemlerin Bankacılık Kanununun amacına ve 4 üncü maddedeki bankaların faaliyet konularına uygun düşmediği, «çerçeve sözleşmelerindeki» uyarı hükümleri defalarca okunduğu halde anlaşılmasının çok güç olduğu ve önceden bir bilgilendirme «formu» imzalatılarak belirli düşünme süresi verilmeden sözleşme imzalanması aşamasında bu bilgilerin okunmasının yeterli olmayacağı, davalı bankayla sözleşme yapan müşterilerin hemen hemen tamamının tüm paralarını kaybetmesi karşısında banka çalışanlarının «özen yükümlülüklerini» yerine getirdiklerini kabul etmenin mümkün olmadığı, başlangıçta kâr eden müşterilerin itiraz etmeyip daha büyük işlemler yapmaları ve sonraki işlemlerde zarar ettikten sonra itiraz etmelerinin yadırganacak çelişkili bir durum olmadığı, işin doğası gereği olduğu, esasen başlangıçta bir miktar kazanılıp sonradan her şeyin kaybedilmesinin ülkemizde bir dönem serbest olan kumar oyunlarının etkilerini çağrıştırdığı, çerçeve sözleşmesinin «geçersiz» olduğu, buna bağlı olarak yapılan «opsiyon işlem» sözleşmelerinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alınan bilirkişi kurul raporunda görüş bildiren 2 bilirkişi taraflar arasında düzenlenen «çerçeve sözleşmenin» geçerli olduğunu ve kâr ettiğinde itiraz etmeyen davacının zarar ettiğinde itiraz etmesinin «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu, dosyada «hile», aldatma ve sair «geçersizlik» sebepleri bulunduğuna dair delil bulunmadığını, taraflar arasında mevduat rehni sözleşmesi imzalandığından bankanın davacının mevduatına el koymasının hukuka uygun olduğunu, «opsiyon işlemi» dekontunda davacının imzası bulunduğundan sözleşmenin geçerli sayılması gerektiğini, davacının 30/12/2011 tarihli 750.000 USD bariyerli opsiyon işlemini kapatmak istediğinde davalı Bankanın talebi kabul etmemesinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının üniversite mezunu olup bankada mevduatının bulunması, yatırım işlemleri gerçekleştirmesi sebebiyle riskleri kavrayabilecek seviyede olduğunun anlaşıldığını belirtmiş; «ayrık rapor» sunan bilirkişi ise «bankanın özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin davacı hatası sebebiyle geçerli olarak kurulmadığını, sözleşmedeki hatanın varlığının kabul edilmemesi halinde dahi, sözleşmenin «genel işlem şartı» niteliği içeren 2.7 nci maddesindeki erken sonlandırma hükmünün ahlak ve adaba aykırılık nedeniyle batıl olduğunu, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin, dava …
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında ... adet genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» akdedildiği, davalı bankanın davacı tarafa imzalattığı sözleşmelerin bankaca hazırlanarak karşı tarafa sunulduğu, standart bir sözleşme olduğu, davalı taraf sözleşme içeriğinden davacının haberdar olduğunu savunmuş ise de ayrıntılı olan bu nitelikte bir sözleşmenin kısa sürede okunup değerlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, «opsiyon sözleşmelerinin» diğer yatırım araçlarından farklı olarak özel bilgi ve tecrübe gerektirdiği, davacının risk düzeyini algılama durumunun gerçekleşmediği, her ne kadar sözleşmelerde sermaye piyasası işlemleri «risk bildirim formu» başlığında davacıya "sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskininde bulunabileceğinin" belirtilmiş ise de sözleşmelerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, ayrıca bankaların güven kurumları olması dolayısıyla risklere yeteri kadar dikkat çekmeden opsiyon sözleşmeleri yapılmasının özen borcuna da aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı ile davalı banka arasında 03/05/2011-05/07/2011 tarihleri arasında imzalanan ... adet bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olması sebebiyle alacak miktarı olan 351.608,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümlerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı, bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, davalı bankanın «opsiyon sözleşmelerinin» riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili İstemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında ... adet genel türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» akdedildiği, davalı bankanın davacı tarafa imzalattığı sözleşmelerin bankaca hazırlanarak karşı tarafa sunulduğu, standart bir sözleşme olduğu, davalı taraf sözleşme içeriğinden davacının haberdar olduğunu savunmuş ise de ayrıntılı olan bu nitelikte bir sözleşmenin kısa sürede okunup değerlendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, «opsiyon sözleşmelerinin» diğer yatırım araçlarından farklı olarak özel bilgi ve tecrübe gerektirdiği, davacının risk düzeyini algılama durumunun gerçekleşmediği, her ne kadar sözleşmelerde sermaye piyasası işlemleri «risk bildirim formu» başlığında davacıya "sermaye piyasalarında yapacağınız işlemler sonucunda kar elde edebileceğiniz gibi zarar riskininde bulunabileceğinin" belirtilmiş ise de sözleşmelerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, ayrıca bankaların güven kurumları olması dolayısıyla risklere yeteri kadar dikkat çekmeden opsiyon sözleşmeleri yapılmasının özen borcuna da aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacı ile davalı banka arasında 03/05/2011-05/07/2011 tarihleri arasında imzalanan ... adet bariyerli opsiyon sözleşmesinin «geçersiz» olması sebebiyle alacak miktarı olan 351.608,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmedeki hükümlerin müzakere edilmeden tek taraflı hazırlandığı, bu hali ile «haksız şart» («genel işlem şartı») niteliğinde olduğu, davalı bankanın «opsiyon sözleşmelerinin» riskleri konusunda davacıyı yeterince aydınlatmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca, 07/06/2011 tarihli türev işlemleri «çerçeve sözleşmesinin» Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunun "risk bildirimi” başlıklı kısmının 2 ve devamı maddelerinde; sermaye işlemlerinin çeşitli oranlarda risklere tabi olduğu, piyasada oluşacak fiyat hareketleri sonucunda aracı kuruluşa yatırılan paranın tümünün kaybedİlebileceği gibi kayıpların yapılacak işlemin türüne göre yatırılan para tutarını dahi aşabileceği, aracı kuruluşun piyasalarda hesap sahibince yapılan işlemlere ilişkin kendisine aktaracağı bilgiler ve yapacağı tavsiyelerin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceğinin hesap sahibince dikkate alınması gerektiği, sermaye piyasası araçlarının alım ve satımına ilişkin olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu ve hesap sahibinin tasarr …
3 benzer karar daha
-
Sözleşmenin geçersizliği | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2160 E. 2023/4449 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · çerçeve sözleşme · ba formu · geçersizlik
İncelediğiniz kararda… e değerlendirmelerin benimsendiği ifade edilerek, bu tür işlemlerin Bankacılık Kanununun amacına ve 4 üncü maddedeki bankaların faaliyet konularına uygun düşmediği, «çerçeve sözleşmelerindeki» uyarı hükümleri defalarca okunduğu halde anlaşılmasının çok güç olduğu ve önceden bir bilgilendirme «formu» imzalatılarak belirli düşünme süresi verilmeden sözleşme imzalanması aşamasında bu bilgilerin okunmasının yeterli olmayacağı, davalı bankayla sözleşme yapan müşterilerin hemen hemen tamamının tüm paralarını kaybetmesi karşısında banka çalışanlarının «özen yükümlülüklerini» yerine getirdiklerini kabul etmenin mümkün olmadığı, başlangıçta kâr eden müşterilerin itiraz etmeyip daha büyük işlemler yapmaları ve sonraki işlemlerde zarar ettikten sonra itiraz etmelerinin yadırganacak çelişkili bir durum olmadığı, işin doğası gereği olduğu, esasen başlangıçta bir miktar kazanılıp sonradan her şeyin kaybedilmesinin ülkemizde bir dönem serbest olan kumar oyunlarının etkilerini çağrıştırdığı, çerçeve sözleşmesinin «geçersiz» olduğu, buna bağlı olarak yapılan «opsiyon işlem» sözleşmelerinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alınan bilirkişi kurul raporunda görüş bildiren 2 bilirkişi taraflar arasında düzenlenen «çerçeve sözleşmenin» geçerli olduğunu ve kâr ettiğinde itiraz etmeyen davacının zarar ettiğinde itiraz etmesinin «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu, dosyada «hile», aldatma ve sair «geçersizlik» sebepleri bulunduğuna dair delil bulunmadığını, taraflar arasında mevduat rehni sözleşmesi imzalandığından bankanın davacının mevduatına el koymasının hukuka uygun olduğunu, «opsiyon işlemi» dekontunda davacının imzası bulunduğundan sözleşmenin geçerli sayılması gerektiğini, davacının 30/12/2011 tarihli 750.000 USD bariyerli opsiyon işlemini kapatmak istediğinde davalı Bankanın talebi kabul etmemesinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının üniversite mezunu olup bankada mevduatının bulunması, yatırım işlemleri gerçekleştirmesi sebebiyle riskleri kavrayabilecek seviyede olduğunun anlaşıldığını belirtmiş; «ayrık rapor» sunan bilirkişi ise «bankanın özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin davacı hatası sebebiyle geçerli olarak kurulmadığını, sözleşmedeki hatanın varlığının kabul edilmemesi halinde dahi, sözleşmenin «genel işlem şartı» niteliği içeren 2.7 nci maddesindeki erken sonlandırma hükmünün ahlak ve adaba aykırılık nedeniyle batıl olduğunu, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin, dava …
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen bedelin tahsili istemine ilişkindir.
… yılı kararı ile sözleşmedeki düzenlemeler karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 25 inci madde hükümlerine aykırı olduğu ve aynı Kanun'un 27 nci madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:aydınlatma yükümlülüğü · genel işlem koşulu · i̇i̇k 167 · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bankanın gerekli «aydınlatma yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin tek taraflı ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, müvekilinin mağdur olduğunu ileri sürerek belirtilen ve resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
… yılı kararı ile sözleşmedeki düzenlemeler karşısında davacının söz konusu sözleşmeleri tek taraflı olarak iptal etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki döviz «opsiyon sözleşmeleri» kapsamında davacıya sözleşmeyi belirli şartlarda ve döviz kurlarının çok yükselmesi durumunda tek taraflı olarak iptal etme hakkı tanıyan bir şartın yer almadığı, bu nedenle sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 25 inci madde hükümlerine aykırı olduğu ve aynı Kanun'un 27 nci madde hükümleri nazara alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle «167».580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 22.10.2020 tarihli, 2019/1251 E. ve 2020/4358 K. sayılı kararıyla 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce imzalanan sözleşmede yer alan hükümlerin «genel işlem koşullarına» ilişkin maddeler uyarınca denetime tabi tutulamayacağı gerekçesiyle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5053 E. 2021/4189 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · çerçeve sözleşme · geçersizlik · yasal faiz
İncelediğiniz kararda… e değerlendirmelerin benimsendiği ifade edilerek, bu tür işlemlerin Bankacılık Kanununun amacına ve 4 üncü maddedeki bankaların faaliyet konularına uygun düşmediği, «çerçeve sözleşmelerindeki» uyarı hükümleri defalarca okunduğu halde anlaşılmasının çok güç olduğu ve önceden bir bilgilendirme «formu» imzalatılarak belirli düşünme süresi verilmeden sözleşme imzalanması aşamasında bu bilgilerin okunmasının yeterli olmayacağı, davalı bankayla sözleşme yapan müşterilerin hemen hemen tamamının tüm paralarını kaybetmesi karşısında banka çalışanlarının «özen yükümlülüklerini» yerine getirdiklerini kabul etmenin mümkün olmadığı, başlangıçta kâr eden müşterilerin itiraz etmeyip daha büyük işlemler yapmaları ve sonraki işlemlerde zarar ettikten sonra itiraz etmelerinin yadırganacak çelişkili bir durum olmadığı, işin doğası gereği olduğu, esasen başlangıçta bir miktar kazanılıp sonradan her şeyin kaybedilmesinin ülkemizde bir dönem serbest olan kumar oyunlarının etkilerini çağrıştırdığı, çerçeve sözleşmesinin «geçersiz» olduğu, buna bağlı olarak yapılan «opsiyon işlem» sözleşmelerinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alınan bilirkişi kurul raporunda görüş bildiren 2 bilirkişi taraflar arasında düzenlenen «çerçeve sözleşmenin» geçerli olduğunu ve kâr ettiğinde itiraz etmeyen davacının zarar ettiğinde itiraz etmesinin «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu, dosyada «hile», aldatma ve sair «geçersizlik» sebepleri bulunduğuna dair delil bulunmadığını, taraflar arasında mevduat rehni sözleşmesi imzalandığından bankanın davacının mevduatına el koymasının hukuka uygun olduğunu, «opsiyon işlemi» dekontunda davacının imzası bulunduğundan sözleşmenin geçerli sayılması gerektiğini, davacının 30/12/2011 tarihli 750.000 USD bariyerli opsiyon işlemini kapatmak istediğinde davalı Bankanın talebi kabul etmemesinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının üniversite mezunu olup bankada mevduatının bulunması, yatırım işlemleri gerçekleştirmesi sebebiyle riskleri kavrayabilecek seviyede olduğunun anlaşıldığını belirtmiş; «ayrık rapor» sunan bilirkişi ise «bankanın özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin davacı hatası sebebiyle geçerli olarak kurulmadığını, sözleşmedeki hatanın varlığının kabul edilmemesi halinde dahi, sözleşmenin «genel işlem şartı» niteliği içeren 2.7 nci maddesindeki erken sonlandırma hükmünün ahlak ve adaba aykırılık nedeniyle batıl olduğunu, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin, dava …
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… le 62.270,25 TL'nin davacıların murisinin davalı banka nezdindeki hesabından tahsil edildiği, dava konusu oluşturan 08.07.2011 ve 20.07.2011 işlem tarihli bariyerli «opsiyon sözleşmelerinin» 19.08.2011 tarihi itibariyle sonlandırılmasına ilişkin davacılar murisi ... tarafından 18.08.2011 tarihinde gönderilen e-posta mesajinın Opsiyon Sözleşmelerinin erken sonlandırılma açısından geçerli kabul edilmesi gerektiği ve 19.08.2011 tarihli Merkez Bankası dolar kuru esas alınarak netleşme fiyatının belirlenmesi halinde, 19.08.2011 erken sonlandırma tarihi itibariyle davacılar murisinden toplam 198.669,00 TL opsiyon «kur farkı» zararı tahsil edilecek iken davacılar murisinin talebinin dikkate alınmayarak opsiyon sözleşmelerinin «vade» bitim tarihlerinde oluşan netleşme fiyatı üzerinden işlem yapılarak, davacılar murisi hesabından toplam 460.503,75 TL tahsil edilmek suretiyle davacılar murisinin 261.834,75 TL «kayba» uğratıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 261.834,75 TL'nin dava tarihinden itibarin işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.
… acağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu, davacılar murisinin 20.04.2011 tarihli opsiyon işleminde zarar etmesine rağmen «opsiyon işlemi» yapmaya devam ettiği ve davalı bankanın şube müdürüne gönderdiği e-postalarda da açık bir «fesih» iradesi bulunmadığı gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulma …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kur farkı · fesih · vade · kâr kaybı · kesin hüküm
Benzer bu kararda… le 62.270,25 TL'nin davacıların murisinin davalı banka nezdindeki hesabından tahsil edildiği, dava konusu oluşturan 08.07.2011 ve 20.07.2011 işlem tarihli bariyerli «opsiyon sözleşmelerinin» 19.08.2011 tarihi itibariyle sonlandırılmasına ilişkin davacılar murisi ... tarafından 18.08.2011 tarihinde gönderilen e-posta mesajinın Opsiyon Sözleşmelerinin erken sonlandırılma açısından geçerli kabul edilmesi gerektiği ve 19.08.2011 tarihli Merkez Bankası dolar kuru esas alınarak netleşme fiyatının belirlenmesi halinde, 19.08.2011 erken sonlandırma tarihi itibariyle davacılar murisinden toplam 198.669,00 TL opsiyon «kur farkı» zararı tahsil edilecek iken davacılar murisinin talebinin dikkate alınmayarak opsiyon sözleşmelerinin «vade» bitim tarihlerinde oluşan netleşme fiyatı üzerinden işlem yapılarak, davacılar murisi hesabından toplam 460.503,75 TL tahsil edilmek suretiyle davacılar murisinin 261.834,75 TL «kayba» uğratıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 261.834,75 TL'nin dava tarihinden itibarin işleyecek «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… n olarak aracı kuruluşun yetkili personelince yapılacak teknik ve temel analizlerin kişiden kişiye farklılık arz edebileceği gibi bu analizlerde yapılan öngörülerin «kesin» olarak gerçekleşmeme olasılığının bulunduğu, yabancı para cinsinden yapılan işlemlerde, belirtilen risklere ek olarak kur riskinin olduğu ve hesap sahibinin tasarr …
… acağını düşünerek bizzat araştırma yapması gerektiğine dair genel bildirim bulunduğu, davacılar murisinin 20.04.2011 tarihli opsiyon işleminde zarar etmesine rağmen «opsiyon işlemi» yapmaya devam ettiği ve davalı bankanın şube müdürüne gönderdiği e-postalarda da açık bir «fesih» iradesi bulunmadığı gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulma …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5564 E. 2015/3271 K.
Ortak:opsiyon sözleşmesi · opsiyon işlemi · çerçeve sözleşme
İncelediğiniz kararda… e değerlendirmelerin benimsendiği ifade edilerek, bu tür işlemlerin Bankacılık Kanununun amacına ve 4 üncü maddedeki bankaların faaliyet konularına uygun düşmediği, «çerçeve sözleşmelerindeki» uyarı hükümleri defalarca okunduğu halde anlaşılmasının çok güç olduğu ve önceden bir bilgilendirme «formu» imzalatılarak belirli düşünme süresi verilmeden sözleşme imzalanması aşamasında bu bilgilerin okunmasının yeterli olmayacağı, davalı bankayla sözleşme yapan müşterilerin hemen hemen tamamının tüm paralarını kaybetmesi karşısında banka çalışanlarının «özen yükümlülüklerini» yerine getirdiklerini kabul etmenin mümkün olmadığı, başlangıçta kâr eden müşterilerin itiraz etmeyip daha büyük işlemler yapmaları ve sonraki işlemlerde zarar ettikten sonra itiraz etmelerinin yadırganacak çelişkili bir durum olmadığı, işin doğası gereği olduğu, esasen başlangıçta bir miktar kazanılıp sonradan her şeyin kaybedilmesinin ülkemizde bir dönem serbest olan kumar oyunlarının etkilerini çağrıştırdığı, çerçeve sözleşmesinin «geçersiz» olduğu, buna bağlı olarak yapılan «opsiyon işlem» sözleşmelerinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Alınan bilirkişi kurul raporunda görüş bildiren 2 bilirkişi taraflar arasında düzenlenen «çerçeve sözleşmenin» geçerli olduğunu ve kâr ettiğinde itiraz etmeyen davacının zarar ettiğinde itiraz etmesinin «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu, dosyada «hile», aldatma ve sair «geçersizlik» sebepleri bulunduğuna dair delil bulunmadığını, taraflar arasında mevduat rehni sözleşmesi imzalandığından bankanın davacının mevduatına el koymasının hukuka uygun olduğunu, «opsiyon işlemi» dekontunda davacının imzası bulunduğundan sözleşmenin geçerli sayılması gerektiğini, davacının 30/12/2011 tarihli 750.000 USD bariyerli opsiyon işlemini kapatmak istediğinde davalı Bankanın talebi kabul etmemesinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının üniversite mezunu olup bankada mevduatının bulunması, yatırım işlemleri gerçekleştirmesi sebebiyle riskleri kavrayabilecek seviyede olduğunun anlaşıldığını belirtmiş; «ayrık rapor» sunan bilirkişi ise «bankanın özen yükümlülüğünü» yerine getirmediğini, sözleşmenin davacı hatası sebebiyle geçerli olarak kurulmadığını, sözleşmedeki hatanın varlığının kabul edilmemesi halinde dahi, sözleşmenin «genel işlem şartı» niteliği içeren 2.7 nci maddesindeki erken sonlandırma hükmünün ahlak ve adaba aykırılık nedeniyle batıl olduğunu, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin, dava …
1- Dava, taraflar arasında akdedilen «opsiyon sözleşmesinin» «geçersiz» olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… e işlemleri konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, tarafların iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına karşı ciddi itirazları değerlendirilerek, vadeli «opsiyon işlem» tipine göre tarafların hak ve yükümlülükleri tespit edilerek, opsiyon hakkını hangi tarafın kullanma hakkının bulunduğu belirlenerek, taraflar arasındaki genel türev «çerçeve sözleşmesinin» «tanımlar» kısmı ile maddeleri ve bariyerli opsiyon dekont sözlemesinin hükümleri bir arada incelenerek, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekil …
Davacı taraf, banka ile bariyerli «opsiyonlu sözleşme» imzaladıklarını, USD kurunun fiyat farkı esasına dayalı vadeli işlem yapıldığını, bankanın sözleşmenin riskleri konusunda kendilerini yeterince uyarmadığını, «vade tarihine» kadar herhangi bir günde işlemi sonlandırabileceklerinin belirtildiğini, 27.10.2011 tarihinde işlemi sonlandırmak isteği halde kabul edilmediğini, bu tarih itibari …
… rli opsiyon dekont sözleşmesinde işlem tipinin Avrupa tipi olduğunun belirtildiğini, bu işlem tipinde vadeden önce opsiyon hakkının kullanılamayacağını, genel türev «çerçeve sözleşmesinin» «tanımlar» kısmında opsiyon hakkının alıcıya tanındığını, «vade tarihi» olan 30.12.2011 tarihinden önce işlemi sonlandırma yükümlülüğü bulunmadığını, bilirkişilerin «uyuşmazlık konusu» olay hakkında bilgilerinin olmadığını, yatırım ve hazine işlemleri konusunda uzman kişilerden rapor alınması gerektiğini belirttiği halde, mahkemece yetersiz, tara …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kur farkı · vade tarihi · tanıma · ek prim · uyuşmazlık konusu · vade · taahhütname
Benzer bu kararda… 2.2011 tarihinde 1,6750 TL kur üzerinden 500.000 USD, yine 1,7000 TL kur üzerinden 500.000 USD satmayı, bankanın ise opsiyon hakkına sahip olabilmek için 11.000 USD «prim» ödemeyi «taahhüt» ettiği, davacının 27.10.2011 tarihinde USD kuru 1.752 TL iken opsiyon hakkını kullanmak istediği, bankanın işlemin sonlandırılması için USD üzerinden «kur farkı» talep ettiği, «vade» sonunda ise 216.500 TL'yi davacını hesabından aldığı, telefon görüşmelerinde işlem tipinin Amerikan opsiyon olarak belirtildiği, vadeye kadar herhangi bir tarihte …
… rli opsiyon dekont sözleşmesinde işlem tipinin Avrupa tipi olduğunun belirtildiğini, bu işlem tipinde vadeden önce opsiyon hakkının kullanılamayacağını, genel türev «çerçeve sözleşmesinin» «tanımlar» kısmında opsiyon hakkının alıcıya tanındığını, «vade tarihi» olan 30.12.2011 tarihinden önce işlemi sonlandırma yükümlülüğü bulunmadığını, bilirkişilerin «uyuşmazlık konusu» olay hakkında bilgilerinin olmadığını, yatırım ve hazine işlemleri konusunda uzman kişilerden rapor alınması gerektiğini belirttiği halde, mahkemece yetersiz, tara …
Davacı taraf, banka ile bariyerli «opsiyonlu sözleşme» imzaladıklarını, USD kurunun fiyat farkı esasına dayalı vadeli işlem yapıldığını, bankanın sözleşmenin riskleri konusunda kendilerini yeterince uyarmadığını, «vade tarihine» kadar herhangi bir günde işlemi sonlandırabileceklerinin belirtildiğini, 27.10.2011 tarihinde işlemi sonlandırmak isteği halde kabul edilmediğini, bu tarih itibari …
… e işlemleri konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, tarafların iddia, savunma ve bilirkişi raporlarına karşı ciddi itirazları değerlendirilerek, vadeli «opsiyon işlem» tipine göre tarafların hak ve yükümlülükleri tespit edilerek, opsiyon hakkını hangi tarafın kullanma hakkının bulunduğu belirlenerek, taraflar arasındaki genel türev «çerçeve sözleşmesinin» «tanımlar» kısmı ile maddeleri ve bariyerli opsiyon dekont sözlemesinin hükümleri bir arada incelenerek, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, yazılı şekil …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/5723 E. , 2017/1078 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/09/2015 tarih ve 2012/390-2015/480 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.02.2017 günü hazır bulunan davacı asil ... vekili Av. ... ile davalı T. Garanti Bankası A.Ş. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının emekli mimar olduğunu, mesleği gereği bankacılık işlemlerini bilmediğini, çağrılması üzerine bankaya gittiğinde iki sayfalık sözleşme imzalattırıldığını, sözleşmeyi daha sonra incelediğinde sözleşmede dengesizlik olduğunu gördüğünü, bankaya gidip sözleşmenin iptalini talep ettiğini, ancak karşısında muhatap bulamadığını, taraflar arasında düzenlenen 04/07/2011 tarihli bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek; davacıdan haksız tahsil edilen 84.262 USD'nin tahsil tarihinden itibaren yabancı paraya uygulanacak en yüksek faiz ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka tarafından davacıya işlem öncesinde, işlemin özellikleri, koşulları ve riskleri bakımından ayrıntılı bilgi verildiğini, dava konusu opsiyon sözleşmesinin geçersiz olduğuna ilişkin davacı iddialarının kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, 84.263 Amerikan Dolarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen opsiyon sözleşmesinin geçersiz olduğu iddiası ile uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Davacı, banka personeli tarafından yanıltıldığını, sözleşmenin hileli ve aldatmaya dayalı olduğundan geçerli olmadığını, opsiyon sözleşmesinin riskleri konusunda bilgilendirilmediğini ileri sürmüştür. Mahkemece, dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki ayrık görüş ve mahkemenin 2012/366 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporundaki görüş ve değerlendirmelerin benimsendiği ifade edilerek, bu tür işlemlerin Bankacılık Kanununun amacına ve 4 üncü maddedeki bankaların faaliyet konularına uygun düşmediği, çerçeve sözleşmelerindeki uyarı hükümleri defalarca okunduğu halde anlaşılmasının çok güç olduğu ve önceden bir bilgilendirme formu imzalatılarak belirli düşünme süresi verilmeden sözleşme imzalanması aşamasında bu bilgilerin okunmasının yeterli olmayacağı, davalı bankayla sözleşme yapan müşterilerin hemen hemen tamamının
tüm paralarını kaybetmesi karşısında banka çalışanlarının özen yükümlülüklerini yerine getirdiklerini kabul etmenin mümkün olmadığı, başlangıçta kâr eden müşterilerin itiraz etmeyip daha büyük işlemler yapmaları ve sonraki işlemlerde zarar ettikten sonra itiraz etmelerinin yadırganacak çelişkili bir durum olmadığı, işin doğası gereği olduğu, esasen başlangıçta bir miktar kazanılıp sonradan her şeyin kaybedilmesinin ülkemizde bir dönem serbest olan kumar oyunlarının etkilerini çağrıştırdığı, çerçeve sözleşmesinin geçersiz olduğu, buna bağlı olarak yapılan opsiyon işlem sözleşmelerinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece benimsenen mahkemenin 2012/366 Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşmede bulunan bazı hükümlerin TBK’nın 20-25. madde hükümlerinde düzenlenen genel işlem şartlarına aykırı bulunduğu belirtilmiş ise de, dava konusu Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi 30/06/2011 tarihli, bariyerli opsiyon dekontu ve sözleşmeleri 30/06/2011 ve 04/07/2011 tarihli olup TBK’nın yürürlük tarihinden evvel akdedilmiş olmakla, somut olaya TBK hükümlerinin uygulanması doğru olmamıştır. Ayrıca; Genel Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesinde Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formu başlıklı açıklama ve uyarılarda işlemlere ilişkin risk bildirimleri yapılmış olup, mahkemenin davalı Bankanın bu konudaki üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediği yönündeki gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Alınan bilirkişi kurul raporunda görüş bildiren 2 bilirkişi taraflar arasında düzenlenen çerçeve sözleşmenin geçerli olduğunu ve kâr ettiğinde itiraz etmeyen davacının zarar ettiğinde itiraz etmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, dosyada hile, aldatma ve sair geçersizlik sebepleri bulunduğuna dair delil bulunmadığını, taraflar arasında mevduat rehni sözleşmesi imzalandığından bankanın davacının mevduatına el koymasının hukuka uygun olduğunu, opsiyon işlemi dekontunda davacının imzası bulunduğundan sözleşmenin geçerli sayılması gerektiğini, davacının 30/12/2011 tarihli 750.000 USD bariyerli opsiyon işlemini kapatmak istediğinde davalı Bankanın talebi kabul etmemesinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacının üniversite mezunu olup bankada mevduatının bulunması, yatırım işlemleri gerçekleştirmesi sebebiyle riskleri kavrayabilecek seviyede olduğunun anlaşıldığını belirtmiş;
ayrık rapor sunan bilirkişi ise bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sözleşmenin davacı hatası sebebiyle geçerli olarak kurulmadığını, sözleşmedeki hatanın varlığının kabul edilmemesi halinde dahi, sözleşmenin genel işlem şartı niteliği içeren 2.7 nci maddesindeki erken sonlandırma hükmünün ahlak ve adaba aykırılık nedeniyle batıl olduğunu, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmenin, davacının sözleşmeyi sona erdirmeye ilişkin ilk talebi anında sona erdiğinin kabul edilmesi gerektiğini ifade etmiş; mahkemece yukarıda ifade edildiği gibi ayrık bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir.
Bu durumda; türev işlemlerdeki risklere ilişkin genel bildirim bulunduğu ve davacının dava konusu işlemlerden önce de opsiyon işlemi gerçekleştirdiği anlaşıldığına, bilirkişi raporundaki 2 bilirkişinin bildirdiği görüş ile ayrık rapor arasındaki çelişkinin giderilmediği gibi bir başka uyuşmazlığa ilişkin dosyada verilen bilirkişi raporuna itibar edildiği belirlendiğine göre; mahkemece bilirkişi raporunda yer alan açıklanan çelişki giderilerek, banka kayıtları üzerinde davacı tarafından gerçekleştirilen opsiyon işlemlerinin tamamının, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile birlikte değerlendirilmesi, konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yapılıp taraf iddia ve savunmaları da dikkate alınarak düzenlenecek yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/318412300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz