Temlik bedeli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5349 E. 2020/3756 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 2 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temlik bedeli↗ karşı edim↗ öğrenme tarihi↗ harçtan muafiyet↗ ttk 309/4↗ temlik sözleşmesi↗ zamanaşımı başlangıcı↗ hesap kat↗ sorumluluk davası↗ kusur sorumluluğu↗ haksız fiil sorumluluğu↗ muafiyet↗ iş bölümü↗ infaz↗ ispat yükü↗ tmsf↗ mahsup↗ temlik↗ temerrüt faizi↗ haksız fiil↗ yönetim kurulu kararı↗ kredi sözleşmesi↗ terkin↗ asıl alacak↗ dosya masrafı↗ kusur↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, dava konusu edilen olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 07.06.2002 olup davanın ise 07.08.2002 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK' nın 309. maddesinde belirtilen öğrenme tarihi ile ilgili 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından zamanaşımı başlangıcının kredi açılması ve kredi limitlerinin sürekli olarak yükseltilmesi nedeniyle zararlandırıcı eylemin devam ettiği gözönüne alınarak son olarak kredi limitinin yükseltildiği 1998 tarihi olarak kabulünün gerektiği söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK'nın 309. maddedeki 5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın zamanaşımına uğramadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere sadece hesap kat ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer masrafları da kapsadığının kabulünün gerektiği ve bu kabul doğrultusunda davacı tarafça kredi sözleşmesindeki temerrüt faizinin talep edilebileceği, banka zararının dava dilekçesinde belirtilen 08.09.1999 tarihi itibariyle 77.604,61 TL tutarında bulunduğu ve davalılar ..., ... ve ...'ın bu zararın tümünden davalı ... 'in de dava dilekçesindeki talep doğrultusunda 11.221,00 TL'lik bölümünden sorumlu olduğu, davanın açılmasından sonra TMSF ile RCT Varlık A.Ş. arasında kredi borcundan kaynaklanan alacak hakkında 21.02.2006 tarihinde temlik sözleşmesi yapıldığı, bilirkişi kurulu raporunda 87.023,00 TL olarak belirtilen temlik bedelinin belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği ayrıca kredi alacağı ile ilgili 11.08.2014 tarihinde 787,98 TL'lik tahsilat yapıldığı söz konusu tahsilatın da belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği ancak temlik ve tahsilat davadan sonra yapıldığından söz konusu mahsup işleminin kararın infazı sırasında yapılabileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 77.604,61 TL asıl alacak ile asıl alacağı 08/09/1999 tarihinden itibaren işletilecek % 128 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Davalı ...'in sorumluluğunun asıl alacağın 11.221,00 TL'lik bölümü ile sınırlandırılmasına,11.08.2014 tarihinde yapılan 788,98.-TL ile 04.05.2007 tarihinde yapılan 87.023,00 TL' lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili, ... vekili, ... vekili temyiz etmiş; davalılardan ... vekilinin temyiz isteminin reddine dair verilen ek karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 5411 sayılı Yasa'nın 140. maddesinde TMSF’nin harçtan muafiyetinin düzenlenmiş bulunmasına göre, davalı ... vekilinin mahkemenin 15.11.2018 tarihli ek kararına ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalılardan ... vekilinin aşağıdaki (4) ve (5) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Dava, mülga TTK 341. ve 342. maddesi uyarınca şirket yöneticilerine karşı açılan sorumluluk davasıdır. Dava dilekçesinde, davalılardan ...'in bankada görevli genel müdür iken dava dışı Mo-Gi Giyim Ltd Şti 'nin bankaya karşı edimlerini yerine getirmediği kayıtlara geçmiş olduğu halde, anılan firma adına gelen ihracat bedelini firmanın kullanımına terk edilmesini şifahi talimatı ile sağlamak suretiyle bankayı zarara uğrattığı iddia edilmiştir. Ancak davacı öne sürdüğü bu eyleme ilişkin iddiasını ispatlayamamıştır. Her ne kadar olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 338. maddesinde sorumluluk davalarında şirket yöneticilerinin ters çevrilmiş ispat yükümlülüğü bulunduğu, diğer bir anlatımla, kendilerine sorumluluk isnat edilen şirket yöneticilerinin, zarara yol açtığı iddia edilen eylemlerden dolayı sorumluluklarının bulunmadığını ispat yükü altında oldukları belirtilmiş ise de, öncelikle davacının zararı ve zararı meydana getiren müsnet eylemi ispatlaması, bundan sonra şirket yöneticisinin meydana gelen zarardan kendisinin sorumlu olmadığını ispatlaması gerekmektedir. Somut olayda davacı, davalıya isnat edilen eylemi ispatlayamamış olup, davalı ... hakkındaki davanın reddi gerekirken davalının söz konusu işlemle ilgili kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını ispat edemediği gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
4- Davalı ..., bankanın yönetim kurulu üyesi olup, sorumluluğu kanundan kaynaklanan bir sorumluluktur. Taraflar arasında konuya ilişkin bir sözleşme ilişkisinin ve buna bağlı olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faizinin bulunmadığı, işin davacı açısından da tica iş olduğu gözetilerek, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalının avans faizi ile sorumlu tutulması gerekirken, kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca kredi faizi oranları üzerinden hesaplanan temerrüt faizi ile davalının sorumluluğuna karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
5-Dava sırasında yapılan ödemelerin davayı konusuz bırakacağı gözetilmeden, ödemelerin infazda nazara alınmasına karar verilmesi doğru olmayıp kararın bu yönden dahi ... yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3187 E. 2022/1229 K.
Ortak:iş bölümü · infaz · temerrüt faizi · asıl alacak · temerrüt
İncelediğiniz kararda… nlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 07.06.2002 olup davanın ise 07.08.2002 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK' nın 309. maddesinde belirtilen «öğrenme tarihi» ile ilgili 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından «zamanaşımı başlangıcının» kredi açılması ve kredi limitlerinin sürekli olarak yükseltilmesi nedeniyle zararlandırıcı eylemin devam ettiği gözönüne alınarak «son» olarak kredi limitinin yükseltildiği 1998 tarihi olarak kabulünün gerektiği söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK'nın 309. maddedeki 5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın zamanaşımına uğramadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere sadece «hesap kat» ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer «masrafları» da kapsadığının kabulünün gerektiği ve bu kabul doğrultusunda davacı tarafça «kredi sözleşmesindeki» «temerrüt faizinin» talep edilebileceği, banka zararının dava dilekçesinde belirtilen 08.09.1999 tarihi itibariyle 77.604,61 TL tutarında bulunduğu ve davalılar ..., ... ve ...'ın bu zararın tümünden davalı ... 'in de dava dilekçesindeki talep doğrultusunda 11.221,00 TL'lik bölümünden sorumlu olduğu, davanın açılmasından sonra TMSF ile RCT Varlık A.Ş. arasında kredi borcundan kaynaklanan alacak hakkında 21.02.2006 tarihinde «temlik sözleşmesi» yapıldığı, bilirkişi kurulu raporunda 87.023,00 TL olarak belirtilen «temlik bedelinin» belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği ayrıca kredi alacağı ile ilgili 11.08.2014 tarihinde 787,98 TL'lik tahsilat yapıldığı söz konusu tahsilatın da belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği ancak temlik ve tahsilat davadan sonra yapıldığından söz konusu «mahsup» işleminin kararın «infazı» sırasında yapılabileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 77.604,61 TL «asıl alacak» ile asıl alacağı 08/09/1999 tarihinden itibaren işletilecek % 128 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davalı ...'in sorumluluğunun asıl alacağın 11.221,00 TL'lik «bölümü» ile sınırlandırılmasına,11.08.2014 tarihinde yapılan 788,98.-TL ile 04.05.2007 tarihinde yapılan 87.023,00 TL' lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına karar …
Taraflar arasında konuya ilişkin bir sözleşme ilişkisinin ve buna bağlı olarak kararlaştırılan bir akdi «temerrüt faizinin» bulunmadığı, işin davacı açısından da tica iş olduğu gözetilerek, «haksız fiil sorumluluğuna» ilişkin ilkeler çerçevesinde davalının «avans faizi» ile sorumlu tutulması gerekirken, «kredi sözleşmesi» hükümleri uyarınca kredi faizi oranları üzerinden hesaplanan temerrüt faizi ile davalının sorumluluğuna karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden daval …
5-Dava sırasında yapılan ödemelerin davayı konusuz bırakacağı gözetilmeden, ödemelerin «infazda» nazara alınmasına karar verilmesi doğru olmayıp kararın bu yönden dahi ... yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, davanın kısmen kabulü ile 77.604,61 TL «asıl alacak» ile asıl alacağa 08/09/1999 tarihinden itibaren işletilecek %128 «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ...’in sorumluluğunun asıl alacağın 11.221,00 TL’lik «bölümü» ile sınırlandırılmasına, 11/08/2014 tarihinde yapılan 788,98 TL ile 04/05/2007 tarihinde yapılan 87.023,00 TL'lik ödemenin «infaz» sırasında nazara alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın davacı vekili ve davalı ... vekili, ... vekili, ... vekilince temyizi ve ek karar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6448 E. 2011/17129 K.
Ortak:temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda… nlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 07.06.2002 olup davanın ise 07.08.2002 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK' nın 309. maddesinde belirtilen «öğrenme tarihi» ile ilgili 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından «zamanaşımı başlangıcının» kredi açılması ve kredi limitlerinin sürekli olarak yükseltilmesi nedeniyle zararlandırıcı eylemin devam ettiği gözönüne alınarak «son» olarak kredi limitinin yükseltildiği 1998 tarihi olarak kabulünün gerektiği söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK'nın 309. maddedeki 5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın zamanaşımına uğramadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere sadece «hesap kat» ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer «masrafları» da kapsadığının kabulünün gerektiği ve bu kabul doğrultusunda davacı tarafça «kredi sözleşmesindeki» «temerrüt faizinin» talep edilebileceği, banka zararının dava dilekçesinde belirtilen 08.09.1999 tarihi itibariyle 77.604,61 TL tutarında bulunduğu ve davalılar ..., ... ve ...'ın bu zararın tümünden davalı ... 'in de dava dilekçesindeki talep doğrultusunda 11.221,00 TL'lik bölümünden sorumlu olduğu, davanın açılmasından sonra TMSF ile RCT Varlık A.Ş. arasında kredi borcundan kaynaklanan alacak hakkında 21.02.2006 tarihinde «temlik sözleşmesi» yapıldığı, bilirkişi kurulu raporunda 87.023,00 TL olarak belirtilen «temlik bedelinin» belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği ayrıca kredi alacağı ile ilgili 11.08.2014 tarihinde 787,98 TL'lik tahsilat yapıldığı söz konusu tahsilatın da belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği ancak temlik ve tahsilat davadan sonra yapıldığından söz konusu «mahsup» işleminin kararın «infazı» sırasında yapılabileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 77.604,61 TL «asıl alacak» ile asıl alacağı 08/09/1999 tarihinden itibaren işletilecek % 128 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davalı ...'in sorumluluğunun asıl alacağın 11.221,00 TL'lik «bölümü» ile sınırlandırılmasına,11.08.2014 tarihinde yapılan 788,98.-TL ile 04.05.2007 tarihinde yapılan 87.023,00 TL' lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına karar …
Taraflar arasında konuya ilişkin bir sözleşme ilişkisinin ve buna bağlı olarak kararlaştırılan bir akdi «temerrüt faizinin» bulunmadığı, işin davacı açısından da tica iş olduğu gözetilerek, «haksız fiil sorumluluğuna» ilişkin ilkeler çerçevesinde davalının «avans faizi» ile sorumlu tutulması gerekirken, «kredi sözleşmesi» hükümleri uyarınca kredi faizi oranları üzerinden hesaplanan temerrüt faizi ile davalının sorumluluğuna karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden daval …
Benzer bu karardaAncak, dava konusu olayın aynı zamanda «haksız eylem» teşkil etmesi sebebiyle olay tarihinden itibaren «temerrüt faizi» istenebilmesi mümkün olup, davacılar vekili de dava dilekçesinde olay tarihinden itibaren «reeskont faizi» talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız eylem · reeskont faizi · husumet
Benzer bu karardaAncak, dava konusu olayın aynı zamanda «haksız eylem» teşkil etmesi sebebiyle olay tarihinden itibaren «temerrüt faizi» istenebilmesi mümkün olup, davacılar vekili de dava dilekçesinde olay tarihinden itibaren «reeskont faizi» talep etmiştir.
Mahkemece, davalı ...’na karşı açılan davanın «husumet» nedeni ile reddine, davalı ...
Müdürlüğüne karşı açılan davanın kısmen kabulü ile davacı ... yönünden 11.604,75-TL maddi, 15.000,00-TL manevi, davacı ... yönünden 10.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihi 28/12/2007’den itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2854 E. 2024/5567 K.
Ortak:haksız fiil sorumluluğu · haksız fiil · yönetim kurulu kararı · asıl alacak · avans faizi · zamanaşımı · zamanaşımı 2 yıllık
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında konuya ilişkin bir sözleşme ilişkisinin ve buna bağlı olarak kararlaştırılan bir akdi «temerrüt faizinin» bulunmadığı, işin davacı açısından da tica iş olduğu gözetilerek, «haksız fiil sorumluluğuna» ilişkin ilkeler çerçevesinde davalının «avans faizi» ile sorumlu tutulması gerekirken, «kredi sözleşmesi» hükümleri uyarınca kredi faizi oranları üzerinden hesaplanan temerrüt faizi ile davalının sorumluluğuna karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden daval …
… nlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 07.06.2002 olup davanın ise 07.08.2002 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK' nın 309. maddesinde belirtilen «öğrenme tarihi» ile ilgili 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından «zamanaşımı başlangıcının» kredi açılması ve kredi limitlerinin sürekli olarak yükseltilmesi nedeniyle zararlandırıcı eylemin devam ettiği gözönüne alınarak «son» olarak kredi limitinin yükseltildiği 1998 tarihi olarak kabulünün gerektiği söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK'nın 309. maddedeki 5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın zamanaşımına uğramadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere sadece «hesap kat» ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer «masrafları» da kapsadığının kabulünün gerektiği ve bu kabul doğrultusunda davacı tarafça «kredi sözleşmesindeki» «temerrüt faizinin» talep edilebileceği, banka zararının dava dilekçesinde belirtilen 08.09.1999 tarihi itibariyle 77.604,61 TL tutarında bulunduğu ve davalılar ..., ... ve ...'ın bu zararın tümünden davalı ... 'in de dava dilekçesindeki talep doğrultusunda 11.221,00 TL'lik bölümünden sorumlu olduğu, davanın açılmasından sonra TMSF ile RCT Varlık A.Ş. arasında kredi borcundan kaynaklanan alacak hakkında 21.02.2006 tarihinde «temlik sözleşmesi» yapıldığı, bilirkişi kurulu raporunda 87.023,00 TL olarak belirtilen «temlik bedelinin» belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği ayrıca kredi alacağı ile ilgili 11.08.2014 tarihinde 787,98 TL'lik tahsilat yapıldığı söz konusu tahsilatın da belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği ancak temlik ve tahsilat davadan sonra yapıldığından söz konusu «mahsup» işleminin kararın «infazı» sırasında yapılabileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 77.604,61 TL «asıl alacak» ile asıl alacağı 08/09/1999 tarihinden itibaren işletilecek % 128 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davalı ...'in sorumluluğunun asıl alacağın 11.221,00 TL'lik «bölümü» ile sınırlandırılmasına,11.08.2014 tarihinde yapılan 788,98.-TL ile 04.05.2007 tarihinde yapılan 87.023,00 TL' lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına karar …
4- Davalı ..., bankanın «yönetim kurulu» üyesi olup, sorumluluğu kanundan kaynaklanan bir sorumluluktur.
Benzer bu karardaD. (İkinci) Bozma Kararı Dairemizin 01.10.2020 tarih, 2018/5349 E. ve 2020/3756 K. sayılı kararıyla davacının, davalı ...'e yönelik isnatlarını ispatlayamadığı, davalı ... hakkındaki davanın reddi gerektiği, davalı ...'ün, bankanın «yönetim kurulu» üyesi olup, sorumluluğunun kanundan kaynaklandığı, «haksız fiil sorumluluğuna» ilişkin ilkeler çerçevesinde adı geçen davalının «avans faizi» ile sorumlu tutulması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… en reddine, davalılar ... ve ... yönünden verilen 05.04.2018 tarihli karar bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu davalılar yönünden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 77.604,61 TL «asıl alacak», 71.453,97 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 149.058,58 TL alacağın asıl alacağa 08/09/1999 tarihinden itibaren işletilecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu davalı yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın «zamanaşımına» uğradığını, müvekkilinin «ibra» edilmiş olduğunu, evvelce verilen bozma ilamları ile kazanılmış haklara riayet edilmediğini, yargılamada usul ve esasa ilişkin hatalar yapıldığını, yapılan icra takipleri ile esasen ortada bir zararın da kalmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari avans faizi · ibra · işlemiş faiz · usulden reddi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… en reddine, davalılar ... ve ... yönünden verilen 05.04.2018 tarihli karar bozma ilamı kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu davalılar yönünden yeniden karar «verilmesine yer olmadığına», davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 77.604,61 TL «asıl alacak», 71.453,97 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 149.058,58 TL alacağın asıl alacağa 08/09/1999 tarihinden itibaren işletilecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu davalı yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 28.12.2012 tarih, 2002/360 E. ve 2012/209 K. sayılı kararı ile davanın «usulden reddine» karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın «zamanaşımına» uğradığını, müvekkilinin «ibra» edilmiş olduğunu, evvelce verilen bozma ilamları ile kazanılmış haklara riayet edilmediğini, yargılamada usul ve esasa ilişkin hatalar yapıldığını, yapılan icra takipleri ile esasen ortada bir zararın da kalmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5349 E. , 2020/3756 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 05.04.2018- 15.11.2018 tarihli ve 2016/35- 2018/324 sayılı asıl ve ek kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili, davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.09.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Cengiz Kadakaloğlu, davalılardan ... vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı Milli Aydın Bankası TAŞ, Tarişbank Denetim kurulu üyeleri ..., ... ile Milli Aydın Bankası TAŞ Tarişbank vekili, davalılardan ... ve Hasan Serbest'in yönetim kurulu üyesi, ... ve ...'in genel müdür, dava dışı ...'ün ise şube müdürü olarak müvekkili bankada görev yaptıkları sırada bankanın kredi müşterilerinden Mo-Gi Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne kullandırılan usulsüz ve mevzuata aykırı krediler nedeniyle bankanın büyük miktarda zarara uğramasına sebebiyet verdiklerini ileri sürerek, 393.920.899.578,00 TL ana para banka zararının üzerinden ve 08.09.1999 tarihinden itibaren %195 faizi ile birlikte davalılardan yargılama sırasında tespit edilecek sorumlulukları oranında müteselsilen tahsilen karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., ... vekilleri ile davalı ... davanın reddini savunmuş, diğer davalı ... davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, dava konusu edilen olay ile ilgili düzenlenen müfettiş raporunun genel müdürlüğe arz tarihinin 07.06.2002 olup davanın ise 07.08.2002 tarihinde açıldığı ve 6762 sayılı TTK' nın 309. maddesinde belirtilen öğrenme tarihi ile ilgili 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, zararı doğuran fiilin vukuu tarihi açısından zamanaşımı başlangıcının kredi açılması ve kredi limitlerinin sürekli olarak yükseltilmesi nedeniyle zararlandırıcı eylemin devam ettiği gözönüne alınarak son olarak kredi limitinin yükseltildiği 1998 tarihi olarak kabulünün gerektiği söz konusu tarih ile dava tarihi arasında 6762 sayılı TTK'nın 309. maddedeki 5 yıllık sürenin de dolmadığı ve davanın zamanaşımına uğramadığı, sorumluluk davasına konu banka zararının Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere sadece hesap kat ihtarında belirtilen miktar kadar olmayıp, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle oluşan faiz ve diğer masrafları da kapsadığının kabulünün gerektiği ve bu kabul doğrultusunda davacı tarafça kredi sözleşmesindeki temerrüt faizinin talep edilebileceği, banka zararının dava dilekçesinde belirtilen 08.09.1999 tarihi itibariyle 77.604,61 TL tutarında bulunduğu ve davalılar ..., ...
ve ...'ın bu zararın tümünden davalı ... 'in de dava dilekçesindeki talep doğrultusunda 11.221,00 TL'lik bölümünden sorumlu olduğu, davanın açılmasından sonra TMSF ile RCT Varlık A.Ş. arasında kredi borcundan kaynaklanan alacak hakkında 21.02.2006 tarihinde temlik sözleşmesi yapıldığı, bilirkişi kurulu raporunda 87.023,00 TL olarak belirtilen temlik bedelinin belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği ayrıca kredi alacağı ile ilgili 11.08.2014 tarihinde 787,98 TL'lik tahsilat yapıldığı söz konusu tahsilatın da belirlenen zarar tutarından düşülmesinin gerektiği ancak temlik ve tahsilat davadan sonra yapıldığından söz konusu mahsup işleminin kararın infazı sırasında yapılabileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 77.604,61 TL asıl alacak ile asıl alacağı 08/09/1999 tarihinden itibaren işletilecek % 128 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Davalı ...'in sorumluluğunun asıl alacağın 11.221,00 TL'lik bölümü ile sınırlandırılmasına,11.08.2014 tarihinde yapılan 788,98.-TL ile 04.05.2007 tarihinde yapılan 87.023,00 TL' lik ödemenin infaz sırasında nazara alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili, ... vekili, ... vekili temyiz etmiş; davalılardan ... vekilinin temyiz isteminin reddine dair verilen ek karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 5411 sayılı Yasa'nın 140. maddesinde TMSF’nin harçtan muafiyetinin düzenlenmiş bulunmasına göre, davalı ... vekilinin mahkemenin 15.11.2018 tarihli ek kararına ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalılardan ... vekilinin aşağıdaki (4) ve (5) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3- Dava, mülga TTK 341. ve 342. maddesi uyarınca şirket yöneticilerine karşı açılan sorumluluk davasıdır. Dava dilekçesinde, davalılardan ...'in bankada görevli genel müdür iken dava dışı Mo-Gi Giyim Ltd Şti 'nin bankaya karşı edimlerini yerine getirmediği kayıtlara geçmiş olduğu halde, anılan firma adına gelen ihracat bedelini firmanın kullanımına terk edilmesini şifahi talimatı ile sağlamak suretiyle bankayı zarara uğrattığı iddia edilmiştir. Ancak davacı öne sürdüğü bu eyleme ilişkin iddiasını ispatlayamamıştır. Her ne kadar olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 338. maddesinde sorumluluk davalarında şirket yöneticilerinin ters çevrilmiş ispat yükümlülüğü bulunduğu, diğer bir anlatımla, kendilerine sorumluluk isnat edilen şirket yöneticilerinin, zarara yol açtığı iddia edilen eylemlerden dolayı sorumluluklarının bulunmadığını ispat yükü altında oldukları belirtilmiş ise de, öncelikle davacının zararı ve zararı meydana getiren müsnet eylemi ispatlaması, bundan sonra şirket yöneticisinin meydana gelen zarardan kendisinin sorumlu olmadığını ispatlaması gerekmektedir.
Somut olayda davacı, davalıya isnat edilen eylemi ispatlayamamış olup, davalı ... hakkındaki davanın reddi gerekirken davalının söz konusu işlemle ilgili kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını ispat edemediği gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
4- Davalı ..., bankanın yönetim kurulu üyesi olup, sorumluluğu kanundan kaynaklanan bir sorumluluktur. Taraflar arasında konuya ilişkin bir sözleşme ilişkisinin ve buna bağlı olarak kararlaştırılan bir akdi temerrüt faizinin bulunmadığı, işin davacı açısından da tica iş olduğu gözetilerek, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin ilkeler çerçevesinde davalının avans faizi ile sorumlu tutulması gerekirken, kredi sözleşmesi hükümleri uyarınca kredi faizi oranları üzerinden hesaplanan temerrüt faizi ile davalının sorumluluğuna karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
5-Dava sırasında yapılan ödemelerin davayı konusuz bırakacağı gözetilmeden, ödemelerin infazda nazara alınmasına karar verilmesi doğru olmayıp kararın bu yönden dahi ... yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin 15/11/2018 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile ek kararın ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılardan ... vekilinin (4) ve (5) nolu bentler dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, (4) ve (5) nolu benttlerde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalılardan ...
ve ...'e iadesine, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, alınmadığı anlaşılan 54,40 TL. temyiz ilam harcı ile 267,80 TL. temyiz başvuru harcının temyiz eden davalı ...'tan alınmasına, 01.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/615847300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz