Ttk 636/3
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/260 E. 2020/3923 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 636/3↗ ticaret sicili tescili↗ ortaklar kurulu kararı↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ tazminat davası↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ alacak davası↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı şirketin tescil ve ilan edilen son ortaklar kurulu toplantısına ait kararın 30.04.2005 tarihli olup şubenin kapanışına ilişkin olduğu, bunun dışında başkaca bir kararın ticaret sicile tescil edilmediği, davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde mevcut olmadığı, şirketin uzun süreden beri yönetim organlarından yoksun olduğu ve gayrifaal hale geldiği, dolayısıyla davacının şirket ortaklığından beklediği yararın kalmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 2673-8 sicil nosunda kayıtlı "Tever Mobilya Turizm İşletmeciliği Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak re'sen mali müşavir ... 'ın tayinine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, limited şirketin organ yokluğu nedeniyle feshi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı yan dava dilekçesinde; şirketin iki ortaklı olduğunu, 2003-2008 yılları arasında iki ortağın da şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunu, 2008 yılından bu yana şirketin yönetim organının olmadığını iddia etmiştir. Davalı yan ise, davacı aleyhine açılıp kabul edilen ve Yargıtay derecatından geçerek kesinleşen alacak davası bulunduğunu, davacının sırf hükmedilen alacağın tahsiline mani olmak amacıyla ve kötüniyetli olarak işbu davayı tesis etmiş olduğunu savunmuştur.
Davacının iddia ettiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6267 sayılı TTK’nın 540.maddesi hükmü uyarınca; aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. İşbu dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 623/1.maddesi ise “Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir." şeklindedir. Somut davada, davacı, şirketin 2008 yılından bu yana temsilcisi olmadığını savunmuş ise de davalının savunmasında bahsi geçen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1993 Esas-2015/476 Karar sayılı dosyasında yönetim organı olmadığı iddia edilen davalı şirketin davacı ... ...aleyhine müdürlük görevini suistimalden tazminat davası açtığı, açılan işbu davada şirketin kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece şirketin ticaret sicil dosyası getirtilerek ön sözleşmesi de incelenip taraflar arasında görülen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosyası da değerlendirilerek şirketin yönetim organının bulunup bulunmadığı konusunda bir karar verilmelidir. Kaldı ki şirketin yönetim organı olmadığı anlaşıldığı takdirde ise 6102 s. TTK'nın 636/2 maddesi gereğince şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için gerekli süreyi vermeden doğrudan feshe karar verilmesi dahi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirketin feshi | Şirketin feshi ve tasfiyesi | Sözleşmenin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2234 E. 2024/5161 K.
Ortak:tasfiye memuru · fesih · limited şirket · ek tasfiye · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı şirketin tescil ve «ilan» edilen «son» «ortaklar kurulu» toplantısına ait kararın 30.04.2005 tarihli olup şubenin kapanışına ilişkin olduğu, bunun dışında başkaca bir kararın «ticaret sicile tescil» edilmediği, davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde mevcut olmadığı, şirketin uzun süreden beri yönetim organlarından yoksun olduğu ve gayrifaal hale geldiği, dolayısıyla davacının şirket ortaklığından beklediği yararın kalmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 2673-8 sicil nosunda kayıtlı "Tever Mobilya Turizm İşletmeciliği Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru» olarak re'sen mali müşavir ... 'ın tayinine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirketin» organ yokluğu nedeniyle feshi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı yan dava dilekçesinde; şirketin iki ortaklı olduğunu, 2003-2008 yılları arasında iki ortağın da şirketi «temsil» ve ilzama yetkili olduğunu, 2008 yılından bu yana şirketin yönetim organının olmadığını iddia etmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ortaklarından olan ...'a ve ... «mirasçılarına» davalı şirket genel kurulunun toplanmasını ve «organ boşluğunun» tamamlanmasını sağlamak suretiyle şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmeleri konusunda davetiye tebliğ edilerek süre verildiği, verilen süre içerisinde organ boşluğunun giderilemediği, davalı şirket ortaklarından ... ve ... mirasçısı ... katıldıkları duruşmada "davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığını" belirterek şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesini talep ettiği, davalı şirkette organ boşluğunun tamamlanamaması karşısında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki fesih ve «tasfiye» koşullarının oluştuğu, davalı şirketin faaliyetinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davalı şirkete ...'un «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Kararın «tasfiye memuru» tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı «tasfiye memuru» tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:organ boşluğu · usulüne uygun tebligat · ihtarat · şirketin tasfiyesi · mirasçılık · hukuki yarar · tebligat · terkin
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Tasfiye memuru ... istinaf dilekçesinde özetle; şirketin %99 pay sahibi ...'nin yasal «mirasçılarının» tamamının mirası reddetmiş olması nedeni ile «şirketin tasfiyesini» yapacak olsa bile devletin alacağını tahsil etme imkanının bulunmadığını, bu nedenle davacının «hukuki yararının» mevcut olmadığını, davalı şirketi «temsile» yetkili temsilcisi bulunmadığından davalıya «usulüne uygun tebligat» da yapılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 17.06.2009 tarihinde servis taşımacılığı faaliyetine başladığını, mükellefiyet «kaydının» 31.05.2013 tarihinde «terkin» edildiğini, şirketin vergi ve özel usulsüzlük cezalarının bulunduğunu, şirketin %99 hissedarı olan ...'nin 11.06.2015 tarihinde vefat etmesi sonucu «mirasçılarının» da mirasını reddetmeleri üzerine şirkete «tebligat» yapılamadığını, şirketi «temsile» yetkili organın bulunmadığını ve bu eksikliğin giderilmediğini ileri sürerek davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
… nedeniyle şirketten alacaklı olan davacı tarafından açılan işbu davada, İlk Derece Mahkemesi tarafından davalı şirketin ortakları ... ve ...'nin mirasını redetmeyen «mirasçılarına» şirket genel kurulunun toplanması ve «organ boşluğunun» tamamlanmasını sağlamak suretiyle şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmeleri hususunda usulüne uygun şekilde süre verilerek «ihtarat» yapılmasına rağmen organ boşluğunun giderilemediği, şirketin herhangi bir ticari varlığına rastlanılmadığı, gayrifaal olduğu, gelir elde etmediği halde vergi yükümlülüğünün doğduğu gerekçesiyle «tasfiye memuru» ...'un istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ortaklarından olan ...'a ve ... «mirasçılarına» davalı şirket genel kurulunun toplanmasını ve «organ boşluğunun» tamamlanmasını sağlamak suretiyle şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmeleri konusunda davetiye tebliğ edilerek süre verildiği, verilen süre içerisinde organ boşluğunun giderilemediği, davalı şirket ortaklarından ... ve ... mirasçısı ... katıldıkları duruşmada "davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığını" belirterek şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmesini talep ettiği, davalı şirkette organ boşluğunun tamamlanamaması karşısında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki fesih ve «tasfiye» koşullarının oluştuğu, davalı şirketin faaliyetinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, davalı şirkete ...'un «tasfiye memuru» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/260 E. , 2020/3923 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.04.2016 tarih ve 2015/958-2016/272 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı şirket vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 1/2 pay sahibi olduğunu, davalı şirketin diğer 1/2 pay sahibinin ise ... olduğunu, her iki hissedarın aynı zamanda 04.06.2003 tarihinde alınan ortaklar kurulu kararı ile beş yıl süre ile şirketi münferiden temsil ve ilzam yetkisine sahip müdürler olduklarını, şirket paydaşlarının anlaşamamasına bağlı olarak davalı şirketin uzun bir süre önce gayrifaal hale geldiğini ve 04.06.2008 tarihinden itibaren organsız kaldığını, sicil kaydının da kanun gereği askıya alındığını, şirketin uzun süreden beri yönetim organından yoksun olduğu gibi, iki ortaktan oluşan genel kurulun da toplanamadığını ileri sürerek, davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şiket, sicil adresine Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebligat yapılmış olup, yasal sürede davaya herhangi bir cevap vermemiş ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, davalı şirketin tescil ve ilan edilen son ortaklar kurulu toplantısına ait kararın 30.04.2005 tarihli olup şubenin kapanışına ilişkin olduğu, bunun dışında başkaca bir kararın ticaret sicile tescil edilmediği, davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde mevcut olmadığı, şirketin uzun süreden beri yönetim organlarından yoksun olduğu ve gayrifaal hale geldiği, dolayısıyla davacının şirket ortaklığından beklediği yararın kalmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 2673-8 sicil nosunda kayıtlı "Tever Mobilya Turizm İşletmeciliği Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak re'sen mali müşavir ... 'ın tayinine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, limited şirketin organ yokluğu nedeniyle feshi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı yan dava dilekçesinde; şirketin iki ortaklı olduğunu, 2003-2008 yılları arasında iki ortağın da şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunu, 2008 yılından bu yana şirketin yönetim organının olmadığını iddia etmiştir. Davalı yan ise, davacı aleyhine açılıp kabul edilen ve Yargıtay derecatından geçerek kesinleşen alacak davası bulunduğunu, davacının sırf hükmedilen alacağın tahsiline mani olmak amacıyla ve kötüniyetli olarak işbu davayı tesis etmiş olduğunu savunmuştur.
Davacının iddia ettiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6267 sayılı TTK’nın 540.maddesi hükmü uyarınca; aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. İşbu dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 623/1.maddesi ise “Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir." şeklindedir. Somut davada, davacı, şirketin 2008 yılından bu yana temsilcisi olmadığını savunmuş ise de davalının savunmasında bahsi geçen İstanbul Anadolu 4.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1993 Esas-2015/476 Karar sayılı dosyasında yönetim organı olmadığı iddia edilen davalı şirketin davacı ... ...aleyhine müdürlük görevini suistimalden tazminat davası açtığı, açılan işbu davada şirketin kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece şirketin ticaret sicil dosyası getirtilerek ön sözleşmesi de incelenip taraflar arasında görülen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin dosyası da değerlendirilerek şirketin yönetim organının bulunup bulunmadığı konusunda bir karar verilmelidir. Kaldı ki şirketin yönetim organı olmadığı anlaşıldığı takdirde ise 6102 s. TTK'nın 636/2 maddesi gereğince şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için gerekli süreyi vermeden doğrudan feshe karar verilmesi dahi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/607325100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz