Sözleşmenin Feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4451 E. 2020/3069 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kişilik haklarının ihlali↗ kişilik haklarına saldırı↗ kişilik hakları↗ illiyet bağı↗ sözleşmeye aykırılık↗ taşıma sözleşmesi↗ tbk 99↗ maddi ve manevi tazminat↗ maddi tazminat↗ temerrüt↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalıya taşıma ücreti olarak verildiği sabit görülen 300,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, TBK.114 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 58.maddesi uyarınca manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüyle 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin fazla talebin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, manevi zarar mal varlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. TBK’nun 58. maddesine göre, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Kişilik haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için TBK’nun 58. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise kişilik haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208). Somut olayda, her ne kadar mahkemece davacının ve ailesinin, eşyalarının belirlenen günde taşınmaması, taşımanın ertesi güne kalması ve arkadaş toplantısına yetişilememesinden ötürü üzülmüş olmaları dolayısıyla manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de, bu durumun MK'nun 24 ve TBK’nun 58 maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulü mümkün değildir. Her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiği ispat edilememiştir. Diğer yandan davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 29.09.2012 tarihli tutanağa göre, taşımanın yapılacağı tarihte, saat 13.30’da taşımayı gerçekleştirecek araç ve şoför halen sitede bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede taşıma işlemi için herhangi bir saat belirlenmediği hususu da gözetildiğinde, davalı tarafın taşıma işlemini en azından gün içerisinde gerçekleştireceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı, TBK’nun 58 maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2862 E. 2018/6288 K.
Ortak:kişilik haklarının ihlali · kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · illiyet bağı · sözleşmeye aykırılık
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise «kişilik haklarına saldırı» olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır (Bkz.
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece davacının ve ailesinin, eşyalarının belirlenen günde taşınmaması, taşımanın ertesi güne kalması ve arkadaş toplantısına yetişilememesinden ötürü üzülmüş olmaları dolayısıyla manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de, bu durumun MK'nun 24 ve TBK’nun 58 maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün değildir.
Benzer bu karardaHer «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, her ne kadar mahkemece davacının manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de, bu durumun MK'nın 24 ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla, davacının «kişilik haklarına saldırı» bulunmadığı, BK'nın 49. (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta tazminatı · muafiyet · yenileme · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 7 ay boyunca işsiz kaldığı, 30 günlük «muafiyetin» ardından 6 ay için tazminat talep edebileceği, ikinci yapılan poliçe «yenileme» niteliğinde olduğundan 90 günlük muafiyet süresinin uygulanmayacağı, kredi veren bankaya yapılması gereken 950,76 TL aylık kredi ödeme tutarı üzerinden 6 aylık dön …
2- Dava işsizlik «sigorta poliçesinden» kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf «sigorta tazminatının» davalı tarafça ödenmemesi nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürmüş ve mahkemece davacının işsiz kaldığı dönemde davalının ödeme yapmamasının davacının manevi ızdırabına neden olduğu gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4839 E. 2017/7572 K.
Ortak:kişilik haklarının ihlali · kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · illiyet bağı · sözleşmeye aykırılık · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise «kişilik haklarına saldırı» olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır (Bkz.
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece davacının ve ailesinin, eşyalarının belirlenen günde taşınmaması, taşımanın ertesi güne kalması ve arkadaş toplantısına yetişilememesinden ötürü üzülmüş olmaları dolayısıyla manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de, bu durumun MK'nun 24 ve TBK’nun 58 maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün değildir.
Benzer bu karardaHer «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da «sözleşmenin ihlal» edilmesi nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda davacının, davalı tarafın «sözleşmeyi ihlal» etmesi nedeniyle manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de bu durumun MK'nin 24 ve BK'nin 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla, davacının «kişilik haklarına saldırı» bulunmadığı, BK'nin 49. (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisiz temsil · sözleşmenin ihlali · hakkaniyet · cezai şart · fesih · yetkisizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin «yetkisiz temsil» ile imzalandığı, fakat davalının bir aylık da olsa sözleşmeyi kısmen ifası ile kabul ettiği, bu nedenle sözleşmenin davalıyı da bağladığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8. maddesinde sözleşmenin 18 ay boyunca geçerli olduğu, sözleşme sona erme tarihinden 1 ay öncesine kadar «fesih» edilmediği takdirde otomatik olarak 18 ay daha uzayacağının kararlaştırıldığı, feshe ilişkin bir belgenin sunulmadığı dolayısıyla sözleşme süresinin 36 ay olduğu, sözleşmenin 9. maddesine göre davalının davacıya sözleşme konusu reklamlarda görev alması karşılığında, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren, her ay sonunda 850 ABD Doları ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, dolayısıyla ücret alacağının toplamda 36Ayx850USD olduğu, sözleşme uyarınca 800USD'nin tahsil edildiğinin tarafların kabulünde olduğu, bu nedenle kalan ücret alacağının 29.800 USD olduğu, 13.1 madde de 5.000 USD «cezai şartın» kararlaştırıldığı, bu nedenle toplam talep edilebilecek «maddi tazminatın» 34.800 USD olduğu, fakat TBK'nin 50 ve devamı maddeleri uyarınca «hakkaniyet» gereği takdiren indirilmesi suretiyle ücret alacağı için 25.000USD ile 5.000 USD cezai şartın toplamı ile 30.000 USD'nin tahsiline, davacının söz konusu sözleşmeni …
Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda davacının, davalı tarafın «sözleşmeyi ihlal» etmesi nedeniyle manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de bu durumun MK'nin 24 ve BK'nin 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün değildir.
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da «sözleşmenin ihlal» edilmesi nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12806 E. 2017/2949 K.
Ortak:kişilik hakları · illiyet bağı · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise «kişilik haklarına saldırı» olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır (Bkz.
2- Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece «maddi tazminat» isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, manevi zarar mal varlığında bir azalmayı değil ve fakat «kişilik haklarına» vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder.
Benzer bu karardaCumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı, kızına istinat edilen «dolandırıcılık» suçundan dolayı büyük elem ızdırap yaşadığı, yargı camiasında da bu olayın duyulduğu ve arkadaşlarının içine çıkamaz hale geldiği gerekçesiyle, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacının «maddi tazminat» talebinden vazgeçmesi sebebiyle maddi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
2- Dava, davalı bankanın «haksız eylemi» nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, «maddi tazminat» talebinin vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ancak, manevi zarar mal varlığında bir azalmayı değil ve fakat «kişilik haklarına» vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerçek zarar · haksız eylem · tazminat davası · üçüncü kişi · dolandırıcılık · çek · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDavalı banka da, ...'a «teslim» edilen çeklere ilişkin bizzat ... tarafından da ödemeler yapıldığını, davacı ...’nın bu çeklerden haberdar olduğunu savunduğuna göre, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durularak davacı ...’nın «üçüncü kişiye» teslim edilen «çek» yapraklarına ilişkin ödeme yapıp yapmadığının belirlenmesi, davacı ...’nın ödeme yaptığı ve çeklerden haberdar olduğunun tespiti halinde «gerçekleşen zarar» ile bankanın eylemi arasında «illiyet bağı» kurulamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalı bankanın bu savunması üzerinde durulmaksızın «eksik incelemeye» dayalı olarak davacı ... yönünden manevi tazminat talebinin kısmen kabulü doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda davacı ..., davalı bankanın sahte talimatla «çek» «defterlerini» «üçüncü kişiye» «teslim» ettiğini ve bu çeklerin eski eşi Serdar tarafından doladırıcılık suçunda kullanılması nedeniyle hakkında ceza davası açıldığını ileri sürmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın işlemleri nedeniyle davacı ... hakkında haksız yere «dolandırıcılık» suçundan dava açıldığı, davacının bundan dolayı büyük bir elem ızdırap yaşadığı, davacı ...'nın babası ...’nın ağır ceza mahkemesinde üç sefer tanık olarak dinlendiği ve söz konusu soruşturmalar zamanında ...
Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı, kızına istinat edilen «dolandırıcılık» suçundan dolayı büyük elem ızdırap yaşadığı, yargı camiasında da bu olayın duyulduğu ve arkadaşlarının içine çıkamaz hale geldiği gerekçesiyle, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacının «maddi tazminat» talebinden vazgeçmesi sebebiyle maddi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/508 E. 2016/3266 K.
Ortak:illiyet bağı
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise «kişilik haklarına saldırı» olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır (Bkz.
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefalet · rücu hakkı · müteselsil kefil · kefalet · rücu · kefil · kredi sözleşmesi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, «müteselsil kefalette» alacaklının borçlu yahut kefillere direk olarak başvurabileceği, adi kefaletten farklı olarak ilk önce krediyi kullanan asıl borçluya başvurma şartının olmadığı, kendisine başvurulan «kefilin» ödediği para için asıl borçluya veyahut diğer kefillere «rücu hakkının» bulunduğu ayrıca, davacının aleyhinde icra takibi yapılması nedeniyle üzüldüğü ve küçük düştüğünün kabulü gerektiği gerekçesiyle, 70.000,00 TL'nin dava tarihinden …
2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise, davacı tarafça, dava dışı banka ile akdedilen «kredi sözleşmesinin» müşterek borçlu ve «müteselsil kefili» olarak ödenen bedelin asıl borçlu ile diğer kefillerden tahsili ve manevi tazminat istemli olarak açılan işbu davada, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir Ancak, davacının kefil olarak ödediği bedelin diğer kefillerden «rücu» talebine yönelik olarak kefillerin payları hesap edilmek suretiyle değerlendirme yapılması gerekirken diğer kefillerden biri olan davalının ödenen bedelin tümünden …
Somut olayda, davacının «kefaletinin» bulunduğu «kredi sözleşmesine» ilişkin olarak açılan davada manevi tazminata hükmedilmesi için gerekli olan şartların oluşmadığı nazara alınmaksızın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
1- HUMK'nın 434/3 maddesi atfı ile aynı Yasa'nın 432/«son» maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine ilişkin karara karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 7 günlük süre içerisinde temyiz yoluna başvurulabileceğinden ve davalı ... vekili tarafından süresinde temyiz isteminin reddine dair ek karar temyiz edilmediğinden mümeyyiz davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1822 E. 2022/5885 K.
Ortak:kişilik haklarının ihlali · kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · illiyet bağı · sözleşmeye aykırılık · maddi tazminat · temerrüt · Sözleşmenin Feshi
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise «kişilik haklarına saldırı» olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır (Bkz.
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece davacının ve ailesinin, eşyalarının belirlenen günde taşınmaması, taşımanın ertesi güne kalması ve arkadaş toplantısına yetişilememesinden ötürü üzülmüş olmaları dolayısıyla manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de, bu durumun MK'nun 24 ve TBK’nun 58 maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün değildir.
Benzer bu karardaBu şartlar ise «kişilik haklarına saldırı» olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır (Bkz.
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
… ller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar davalı taraf, davacının mali durumunun kötü olduğuna, bu yüzden de satışların semeresiz kalacağı savunmasına, keşide («vade) tarihi» mal «teslim» yükümünden (03.11.2012) altı ay sonra (20.05.2013) olan ilk çekin ödenmeme durumunu delil olarak göstermiş ise de, altı ay boyunca mal alamayan davacının çekleri ödeyemez duruma gelmesine bu süreçte mal teslim etmeyerek davalının sebep olduğu, zira davacının mal alımının tamamına yakını davalıdan yaptığı, ancak davacının davalıdan mal alamayarak bu süreçte ticaretini devam ettiremez hale geldiği ve davalıya keşide ettiği çekleri ödeyemediği gibi üçüncü kişilere de borçlarını ödeyemez hale geldiği, bu sebeple sözleşmenin feshinde davalının haksız olduğu ve mütemerrit davrandığı, bu durumda «sözleşmenin feshine» kendi «kusuru» ile sebebiyet verip mütemerrit davranan davalı-karşı davacının «cezai şart» talep etme hakkı bulunmadığından karşı davanın reddi gerektiği, davadan önce davacı tarafından davalıya gönderilen «ihtarname» ile artık sözleşmenin ileriye dönük feshedildiği böylece geriye kalan malların aynen ifasının talep edilmediği, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle sözleşmenin ayakta kaldığı 01.04.2013 ila 20.05.2013 tarihleri arası için «müspet zararını», sözleşmenin feshinden sonrası için ise «menfi zararını» talep ettiği, sözleşme feshedildiğinden, artık «temerrüt tarihi» itibari ile davacının TBK 125. maddedeki haklardan yalnızca birine haiz olduğunun kabulü gerektiği, davacının dava açılmadan önce gönderdiği ihtarnamelerden, önce sözleşmenin ayakta durma iradesi olduğu, yani TBK 125.maddede sayılan «seçimlik haklarından» ilkini talep ettiği, davalı tarafın buna kayıtsız kalması sebebiyle, artık maddede sayılı ikinci seçimlik hakkını kullanarak sözleşmeyi ileriye dönük sonlandırdığı, bu durumda davacının TBK 125/2. maddesine göre malların tesliminden vazgeçtiğinin ve malın teslim edilmemesinden kaynaklı müspet zararını talep ettiği, davacının, davalının malları teslim etmemesinden kaynaklı bütün zararlarını (her bir zararı ispatlamak koşuluyla) mahkemeden talep edebileceği, lakin müspet zarar olarak yalnızca "ikame alım" «zararını ispat» edebildiği, bu durumda davacının teslim alamadığı ürünler için 3.kişilere ödediği bedelden sözleşme bedeli çıkarıldığında (1.096.996,50 TL - 953.344,12 TL) davacının ikame mal temini sebebiyle KDV hariç 143.652,38 TL zarara uğradığının ispat edilmiş olduğu, ayrıca davacının 3.kişiler nezdinde itibarının zedelendiğinin kabulü gerektiği, itibar, 4721 sayılı TMK'nın 8. ve devamı maddelerine göre kişiliğin ayrılmaz bir parçası olduğundan ve itibara verilen zarar «tüzel kişiliğe» verilmiş sayılacağından, davacının TMK 25.maddesine göre manevi tazminat talep etme hakkının bulunduğu gerekçeleri ile, asıl davanın kısmen kabul kısmen reddi ile taleple bağlı kalınarak 45.000,00-TL «maddi tazminatın» 01/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki «avans faizi» ile birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, ayrıca manevi tazminat davasının kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 01/04/20 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mal tedarik sözleşmesi · ileri tarihli çek · tedarik sözleşmesi · seçimlik haklar · menfi zarar · borçlunun temerrüdü · müspet zarar · zararın ispatı
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davacı/karşı davalı yanın istinaf başvurusu yönünden; TBK m.125 uyarınca «borçlunun temerrüdü» halinde alacaklı ya edimin ifasını ve gecikme nedeniyle uğradığı zararının tazminini veya bunlardan vazgeçtiğini belirterek borcun «ifa» edilmemesinden kaynaklanan zararının tazminini veyahutta sözleşmeden dönerek, sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğradığı zararının tazminini talep edebileceği, somut olayda asıl dava davacısının karşı tarafı temerrüde düşürdükten sonra ve karşı tarafın temerrüdü devam ettiğinden sözleşmeyi haklı olarak feshetmiş olduğu, buna göre aynen ifa ve gecikme nedeniyle zararını veya borcun ifa edilmemesinden kaynaklanan zararını («mahrum kalınan» kar) talep edemeyeceği, TBK 125/«son» maddesine göre ancak sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğradığı zararının («müspet zarar») giderilmesini talep edebileceği, bu itibarla mahkemece yapılan değerlendirmenin doğru olduğu, davalı/karşı davacının istinaf başvurusu yönünden ise; taraflar arasında «mal tedarik sözleşmesi» bulunduğu, sözleşmeye göre sözleşmede belirlenen ürünlerin talep edilmesi halinde tedarikçi tarafından alıcı davacıya «tesliminin» kararlaştırıldığı, davalının mal bedeli için «ileri tarihli çek» almış olmasına rağmen mal tedarikini durdurduğu, asıl dava davacısının bunun üzerine «ihtarname» ile mal tedariki ediminin yerine getirilmesini talep ettiği, buna rağmen mal tedarikinin gerçekleşmediği, asıl dava davacısının mal tedarik edilmemesi üzerine ihtarname ile sözleşmeyi feshettiği, sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde, asıl dava davacısının verdiği çeklerin karşılıksız çıkmadığı, verilen ilk çekin karşılıksız çıkma tarihinin sözleşmenin feshinden sonra olduğu, dolayısıyla davalının bu dönem içinde asıl dava davacısının mali durumunun kötü olduğunu ve ödemelerini yapamayacak duruma geldiğini davalı ispatlayamadığı, dolayısıyla «sözleşmenin feshine» karşı davacının «haksız eylemi» nedeniyle sebep olduğu, ayrıca kendi haksız eylemi nedeniyle sözleşmenin feshine neden olduğundan ve ilk çekin karşılıksız çıkması tarihinde sözleşme feshedilmiş olup buna göre sözleşmede kararlaştırılan «cezai şartı» talep edemeyeceği gerekçeleri ile davacı/karşı davalı ve davalı/karşı davacının istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
… ller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar davalı taraf, davacının mali durumunun kötü olduğuna, bu yüzden de satışların semeresiz kalacağı savunmasına, keşide («vade) tarihi» mal «teslim» yükümünden (03.11.2012) altı ay sonra (20.05.2013) olan ilk çekin ödenmeme durumunu delil olarak göstermiş ise de, altı ay boyunca mal alamayan davacının çekleri ödeyemez duruma gelmesine bu süreçte mal teslim etmeyerek davalının sebep olduğu, zira davacının mal alımının tamamına yakını davalıdan yaptığı, ancak davacının davalıdan mal alamayarak bu süreçte ticaretini devam ettiremez hale geldiği ve davalıya keşide ettiği çekleri ödeyemediği gibi üçüncü kişilere de borçlarını ödeyemez hale geldiği, bu sebeple sözleşmenin feshinde davalının haksız olduğu ve mütemerrit davrandığı, bu durumda «sözleşmenin feshine» kendi «kusuru» ile sebebiyet verip mütemerrit davranan davalı-karşı davacının «cezai şart» talep etme hakkı bulunmadığından karşı davanın reddi gerektiği, davadan önce davacı tarafından davalıya gönderilen «ihtarname» ile artık sözleşmenin ileriye dönük feshedildiği böylece geriye kalan malların aynen ifasının talep edilmediği, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle sözleşmenin ayakta kaldığı 01.04.2013 ila 20.05.2013 tarihleri arası için «müspet zararını», sözleşmenin feshinden sonrası için ise «menfi zararını» talep ettiği, sözleşme feshedildiğinden, artık «temerrüt tarihi» itibari ile davacının TBK 125. maddedeki haklardan yalnızca birine haiz olduğunun kabulü gerektiği, davacının dava açılmadan önce gönderdiği ihtarnamelerden, önce sözleşmenin ayakta durma iradesi olduğu, yani TBK 125.maddede sayılan «seçimlik haklarından» ilkini talep ettiği, davalı tarafın buna kayıtsız kalması sebebiyle, artık maddede sayılı ikinci seçimlik hakkını kullanarak sözleşmeyi ileriye dönük sonlandırdığı, bu durumda davacının TBK 125/2. maddesine göre malların tesliminden vazgeçtiğinin ve malın teslim edilmemesinden kaynaklı müspet zararını talep ettiği, davacının, davalının malları teslim etmemesinden kaynaklı bütün zararlarını (her bir zararı ispatlamak koşuluyla) mahkemeden talep edebileceği, lakin müspet zarar olarak yalnızca "ikame alım" «zararını ispat» edebildiği, bu durumda davacının teslim alamadığı ürünler için 3.kişilere ödediği bedelden sözleşme bedeli çıkarıldığında (1.096.996,50 TL - 953.344,12 TL) davacının ikame mal temini sebebiyle KDV hariç 143.652,38 TL zarara uğradığının ispat edilmiş olduğu, ayrıca davacının 3.kişiler nezdinde itibarının zedelendiğinin kabulü gerektiği, itibar, 4721 sayılı TMK'nın 8. ve devamı maddelerine göre kişiliğin ayrılmaz bir parçası olduğundan ve itibara verilen zarar «tüzel kişiliğe» verilmiş sayılacağından, davacının TMK 25.maddesine göre manevi tazminat talep etme hakkının bulunduğu gerekçeleri ile, asıl davanın kısmen kabul kısmen reddi ile taleple bağlı kalınarak 45.000,00-TL «maddi tazminatın» 01/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki «avans faizi» ile birlikte davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, ayrıca manevi tazminat davasının kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 01/04/20 …
2- Asıl dava, sözleşmenin haklı nedenle feshi nedeniyle TBK'nın 125/2.maddesi gereğince «müspet zararın» ve sözleşmenin yürürlükte olduğu tarihte karşı tarafın «temerrüdü» nedeniyle uğranılan «menfi zararın» tazmini ile sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini, karşı dava ise, sözleşme gereğince ödenmeyen «çek» bedellerinden kaynaklı «cezai şart» alacağın tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, «sözleşmenin feshine» kendi «kusuru» ile sebebiyet verip mütemerrit davranan davalı/karşı davacının «cezai şart» talebine yönelik karşı davasının reddine, asıl davanın ise «müspet zarar» ve manevi tazminata ilişkin talepler yönünden kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, Bölge Adliye Ma …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8824 E. 2013/7977 K.
Ortak:illiyet bağı
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise «kişilik haklarına saldırı» olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır (Bkz.
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır.(Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geç teslim · yargılama gideri · vekalet ücreti · teslim
Benzer bu karardaSafa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, kaybolan valizdeki eşyaların yerine yenisi alındığına ve valizin daha sonra «teslim» edilmiş olmasına göre, kişilik hakklarına saldırı bulunmadığı, B.K'nun 49. maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, mahkemece, davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- (...) nolu bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delilerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. ...- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, dava, hava yoluyla yapılan taşıma sırasında valizin «geç teslimi» nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1295 E. 2020/4362 K.
Ortak:illiyet bağı · maddi ve manevi tazminat · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalıya taşıma ücreti olarak verildiği sabit görülen 300,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, TBK.114 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 58.maddesi uyarınca manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüy …
Bu şartlar ise «kişilik haklarına saldırı» olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır (Bkz.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının hukuka aykırı olarak «teminat mektubu» düzenleyip borçlandırması neticesinde 36.694,02 TL ödemek zorunda kaldığı, davalının «temerrüte» düşürülmediği, faiz talebinin reddi gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararına ilişkin delil sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı, davacının şahsiyet haklarına bir saldırının olmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının «maddi manevi tazminat» isteminin reddine, «istirdat» talebinin kısmen kabulü ile 36.694,02 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın tara …
Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gayri nakdi kredi · tazmin talebi · ticari itibar · teminat mektubu · eş rızası · muvafakat · istirdat · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaSomut olayda, taraflar arasında imzalanan nakdi ve «gayri nakdi kredi sözleşmesi» bağlamında davacı kredi müşterisinin talebiyle dava dışı 3. kişi lehine düzenlenen «teminat mektubunun» işlevinin sona erip kredi müşterisi tarafından bankaya iadesinden sonra 3. kişinin davalıdan talebi üzerine, davacı kredi müşterisinin «rızası» ve haberi olmaksızın, davalı banka tarafından iade edilen teminat mektubunun yerine başka bir teminat mektubu düzenlenip 3. kişiye verilmesi ve daha sonra 3. kişinin «tazmin talebinin» kabulü ile tazmin edilmesinin davacının «ticari itibarını» sarsan ve manevi zarara uğramasına neden olan eylem olduğu halde somut olayın bu özelliği dikkate alınmaksızın manevi tazminat isteminin reddi doğru görülmediğinde …
2- Dava, davalı bankanın davacının izni ve «muvafakatı» dışında düzenlemiş olduğu «teminat mektubu» nedeniyle ödenmek zorunda kalınan bedelin «istirdadı» ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, davalının hukuka aykırı olarak teminat mektubu düzenle …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının hukuka aykırı olarak «teminat mektubu» düzenleyip borçlandırması neticesinde 36.694,02 TL ödemek zorunda kaldığı, davalının «temerrüte» düşürülmediği, faiz talebinin reddi gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararına ilişkin delil sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı, davacının şahsiyet haklarına bir saldırının olmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının «maddi manevi tazminat» isteminin reddine, «istirdat» talebinin kısmen kabulü ile 36.694,02 TL'nin dava tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın tara …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14491 E. 2016/8838 K.
Ortak:kişilik haklarının ihlali · kişilik haklarına saldırı · kişilik hakları · illiyet bağı · sözleşmeye aykırılık · taşıma sözleşmesi · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaBu şartlar ise «kişilik haklarına saldırı» olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır (Bkz.
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
2- Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece «maddi tazminat» isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve «illiyet bağı» bulunmasıdır. (Bkz. ... .... ...., yirminci baskı, S.202-208) Somut olayda, her ne kadar mahkemece davacının tatile gitmek amacıyla yola çıkıp eşyasının kaybolması nedeniyle çektiği sıkıntı ve uğradığı hayal kırıklığı dolayısıyla manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de, bu durumun MK'nın ... ve BK'nın 49. (TBK 58) maddeleri anlamında «kişilik haklarının ihlaline» neden olacağının kabulü mümkün değildir.
Her «sözleşmeye aykırılık» manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle «kişilik haklarının ihlal» edildiği ispat edilememiştir.
Bu itibarla, davacının «kişilik haklarına saldırı» bulunmadığı, BK'nın 49. (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- Ayrıca, mahkemece davacı tarafça talep edilen «maddi tazminat» istemi yönünden «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak rapor alınmasına ve anılan rapor göz önünde bulundurularak karar verildiği belirtilmesine rağmen, bilirkişi raporunda tespit edilen miktarın dışında ve gerekçesi de açıklanmaksızın, «denetime elverişli» olmayan bir şekilde istemin kısmen kabulü ile ....500,00 TL maddi tazimata hükmedilmesi de doğru olmamış, bu nedenle de kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir. ...- Yukarıda (...) ve (...) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle, bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi · vekalet ücreti
Benzer bu karardaBu itibarla, davacının «kişilik haklarına saldırı» bulunmadığı, BK'nın 49. (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir. ...- Ayrıca, mahkemece davacı tarafça talep edilen «maddi tazminat» istemi yönünden «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak rapor alınmasına ve anılan rapor göz önünde bulundurularak karar verildiği belirtilmesine rağmen, bilirkişi raporunda tespit edilen miktarın dışında ve gerekçesi de açıklanmaksızın, «denetime elverişli» olmayan bir şekilde istemin kısmen kabulü ile ....500,00 TL maddi tazimata hükmedilmesi de doğru olmamış, bu nedenle de kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir. ...- Yukarıda (...) ve (...) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle, bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4451 E. , 2020/3069 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/02/2015 tarih ve 2013/234-2015/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 29.09.2012 tarihli adi yazılı sözleşme imzalandığını, bu sözleşmedeki taşıma ücretine mahsuben davacının davalının banka hesabına 300,00 TL kapora yatırdığını, bu sözleşmeye göre davacının ev eşyasının 29.09.2012 tarihinde Koşuyolu semtinden alınarak Namık Kemal Mahallesine taşınmasının kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre davalının o gün sabah saat 8.00 itibariyle taşımaya başlanması gerektiğini, davacının avukat olup taşımadan bir gün sonrası olan 30.09.2012 tarihinde, bir kısmı uzak illerden gelen üniversite arkadaşlarıyla her yıl yapılmakta olan kahvaltılık toplantıya katılacak olması nedeniyle taşıma işlerinin erken saatte başlamasının son derece önemli olduğunu, bu durumun davalı firmaya iletildiğini, davalının bu konuda güvence verdiğini, taşımanın yapılması gereken 29.09.2012 tarihinde, davalı şirketin çalışanları olduğu belirtilen birkaç kişinin saat 09.30 civarında geldiklerini, ancak hiçbir şey söylemeden evden ayrıldıklarını, taşımayı yapacak olan aracın da sitenin bahçesine girip beklemeye başladığını, bu aşamada davacının davalı firma yetkilileri ile görüşme yaptığını, davalı firma yetkilisinin son derece kaba ve umarsamaz cevaplar vererek, elemanların birazdan geleceğini, davacının kendilerine hiçbir şey yapamayacağını, taşımada kullanılacak aracı da geri çekeceğini belirterek davacıyı oyaladığını, saat 13.30 olmasına rağmen nakliye işine başlanamadığını, site müdürünün, güvenlik görevlisinin ve kapıcının katılımıyla 29.09.2012 tarihli tutanağın düzenlendiğini ve sonrasında davalının bir türlü taşımaya başlamaması nedeniyle müvekkilinin başka bir firmayla anlaşma yaparak eşyaların taşınmasını sağladığını, taşınma ve yeni eve yerleşme işlemlerinin gece yarısına kadar sürdüğünü, davalının sözleşmeye uymayan, davacıya kaba davranışlar içeren davranışları sonucu bu taşımanın gerçekleşmediğini, kaporanın davacıya iade edilmediğini, davalının sözleşmeye aykırı ve aynı zaman haksız fiil niteliğindeki davranışları nedeniyle davacının manevi zarara uğradığını, davalı firma yetkilisinin oyalamaya yönelik kaba ve umursamaz tavır ve sözleri sonucunda ve ayrıca davacının katılmayı planladığı yıllık toplantıya katılamaması sonucu üzüldüğünü ve böylece manevi zarara uğradığını belirterek sonuçta, 300,00 TL kapora bedelinin ve 10.000 TL manevi tazminatın 29.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalıya taşıma ücreti olarak verildiği sabit görülen 300,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, TBK.114 maddesi yollamasıyla aynı yasanın 58.maddesi uyarınca manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüyle 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, manevi tazminata ilişkin fazla talebin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, manevi zarar mal varlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. TBK’nun 58. maddesine göre, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Kişilik haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için TBK’nun 58. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir.
Bu şartlar ise kişilik haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208). Somut olayda, her ne kadar mahkemece davacının ve ailesinin, eşyalarının belirlenen günde taşınmaması, taşımanın ertesi güne kalması ve arkadaş toplantısına yetişilememesinden ötürü üzülmüş olmaları dolayısıyla manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de, bu durumun MK'nun 24 ve TBK’nun 58 maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulü mümkün değildir. Her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da meydana gelen olay nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiği ispat edilememiştir.
Diğer yandan davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 29.09.2012 tarihli tutanağa göre, taşımanın yapılacağı tarihte, saat 13.30’da taşımayı gerçekleştirecek araç ve şoför halen sitede bulunmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede taşıma işlemi için herhangi bir saat belirlenmediği hususu da gözetildiğinde, davalı tarafın taşıma işlemini en azından gün içerisinde gerçekleştireceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı, TBK’nun 58 maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/606806700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz