Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4910 E. 2020/2896 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hak arama özgürlüğü↗ eksik araştırma↗ müspet zarar↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ franchise sözleşmesi↗ adil yargılanma hakkı↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ yoksun kalınan kâr↗ bozma sonrası karar↗ tahkikat↗ savunma hakkı↗ vekile tebliğ↗ kâr mahrumiyeti↗ kısıtlılık↗ sözleşmenin feshi↗ mevduat hesabı↗ müteselsil kefil↗ cezai şart↗ kefil↗ içtihadı birleştirme kararı↗ görevsizlik kararı↗ ıslah↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalılar arasında imzalanan Lisans (Franchising) Sözleşmesi konusunda tarafların anlaştıkları, davalıların, davacı şirket tarafından belirlenenler dışında yiyecek ve meşrubat ürünleri dışında yiyecek ve meşrubat ürünleri için My Pide By Dürüm Sistem şartnamelerine uymayan veya lisans veren tarafından konulmuş yöntemlere uygun olarak hazırlanmamış yiyecek ve meşrubat ürünleri satması nedeniyle davalıların sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, bu durumda sözleşmenin feshinde davacının haklı olduğu, sözleşmenin davalılar Adil ve Sezai tarafından müşterek müteselsil kefil olarak imzalandığını, bu nedenle bu davalılarında sözleşme hükümleri gereğince sorumlu oldukları, sözleşme ile düzenlenen cezai şart, yoksun kalınan kar, müspet ve menfi bilumum ticari zararlar bakımından alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, hem cezai şart, menfi ve müspet zararları ile kâr mahrumiyeti talep edilmiş ise de sözleşmenin feshi nedeni ile cezai şartın, menfi müspet zararın ve kâr mahrumiyetinin birlikte talep edilemeyeceği anlaşıldığından, davanın kabulüne, 10.000,00 USD’nin dava tarihi olan 26/05/2009 tarihinden itibaren, 40.000,00 USD’nin ıslah tarihi olan 13/12/2018 tarihinden itibaren, TC Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı Devlet Bankalarınca Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli en yüksek vadeli mevduat hesabına ödenen faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı dava dilekçesiyle sözleşme haksız feshedildiği için 10.000 USD tazminatın tahsilini talep etmiş, mahkemece verilen ilk karar, Dairemizin 2016/7281 Esas, 2016/7686 Karar sayılı, 03.10.2016 tarihli ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak verilen görevsizlik kararı üzerine yapılan yargılama sırasında davacı 12.12.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 50.000 USD'ye çıkartmış, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama sırasında davacı 12/12/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını artırmışsa da ıslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E.- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, bozma sonrası ıslahın söz konusu olmayacağı nazara alınarak hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün resen bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca kabule göre de dosya kapsamında, davacı vekilinin ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edilmediği anlaşılmış olup, Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir. 1086 sayılı HUMK 73 ve 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun davet edilmeden hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Bu durumda, HMK'nın 177 maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma dışında mahkemeye sunduğu yazılı ıslah dilekçesinin, davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilip, varsa davalı tarafın da ıslah dilekçesine savunmaları kapsamında inceleme yapılıp neticesine göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel Kurul Kararının Yokluğunun Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7148 E. 2013/6544 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık
İncelediğiniz kararda1086 sayılı HUMK 73 ve 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
3- Ayrıca kabule göre de dosya kapsamında, davacı vekilinin «ıslah» dilekçesinin davalı «vekiline tebliğ» edilmediği anlaşılmış olup, Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Benzer bu karardaAyrıca 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Ancak, Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tespit davası · komisyon · cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davanın esasa ilişkin olduğu gözetilip, davanın esas «defterine» «kaydı» ile taraflara duruşma günü tebliğ edilip, duruşma yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar nazara alınmadan dava değişik iş defterine kaydedilerek duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/765 E sayılı dosyası ile genel kurulun toplandığı, yönetim, denetleme ve araştırma «komisyonunun» seçildiği, dayanak mahkeme kararının temyiz aşamasında olduğu, talep doğrultusunda karar verilmesi halinde dayanak mahkeme kararının ve temyiz incelemesinin hükümsüz ve konusuz kalacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, 18.02.2012 tarihinde yapılan davalı şirket olağanüstü genel kurulunun yok hükmünde olduğunun «tespiti davası» olup, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilip duruşma açılmadan talebin reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7281 E. 2016/7687 K.
Ortak:yoksun kalınan kâr · müteselsil kefil · cezai şart · kefil · görevsizlik kararı · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… rın sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, bu durumda sözleşmenin feshinde davacının haklı olduğu, sözleşmenin davalılar Adil ve Sezai tarafından müşterek «müteselsil kefil» olarak imzalandığını, bu nedenle bu davalılarında sözleşme hükümleri gereğince sorumlu oldukları, sözleşme ile düzenlenen «cezai şart», «yoksun kalınan» kar, müspet ve menfi bilumum ticari zararlar bakımından alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, hem cezai şart, menfi ve müspet zararları ile kâr «mahrumiyeti» talep edilmiş ise de «sözleşmenin feshi» nedeni ile cezai şartın, menfi «müspet zararın» ve kâr mahrumiyetinin birlikte talep edilemeyeceği anlaşıldığından, davanın kabulüne, 10.000,00 USD’nin dava tarihi olan 26/05/2009 tarihinden itibaren, 40.000,00 USD’nin «ıslah» tarihi olan 13/12/2018 tarihinden itibaren, TC Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı Devlet Bankalarınca Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli en yüksek vadeli «mevduat hesabına» ödenen faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
… lep etmiş, mahkemece verilen ilk karar, Dairemizin 2016/7281 Esas, 2016/7686 Karar sayılı, 03.10.2016 tarihli ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak verilen «görevsizlik» kararı üzerine yapılan yargılama sırasında davacı 12.12.2018 tarihli «ıslah» dilekçesi ile talebini 50.000 USD'ye çıkartmış, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti. arasında 12/05/2008 tarihli sözleşme ile işletme lisansı hususunda tarafların anlaştıklarını, davalıların yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, «sözleşmenin ihlal» edildiğini, sözleşmenin tek taraflı feshedildiğini, davalılar aleyhine açılan takip dosyasının davalı ... haricindeki diğer davalılar bakımından kesinleştiğini, hakkındaki itirazın iptali davasının devam ettiğini, lisansın bir veya birden çok ihlal sebebiyle lisans veren tarafından sona erdirilmesi durumunda lisan alanın başkaca hiçbir şarta gerek kalmadan 50.000 «cezai şartı» lisans verene ödemesi gerektiğini, sözleşmenin davalılar ... ve ... tarafından müşterek «müteselsil kefil» olarak imzalandığını, davalılara yapılan başvurulardan sonuç alınamadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşme ile düzenlenen cezai şart, «yoksun kalınan» kar, müspet ve menfi bilumum ticari zararlar bakımından şimdilik 10.000 ...'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Haklar Hukuk Mahkemesinin «görev alanına» girdiğinden ve ...'nın 188 sayılı kararı gereğince bu mahkemenin kurulu olmadığı yerlerde 3 no.'lu Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiğinden bahisle «görevsizlik» kararı verildiği, 6102 Sayılı TTK'nın 4/d maddesi gereği mülkiyet hukukuna dair mevzuatta" öngörülen hususlardan doğan davaların ticari dava olduğu, bu davaların Ticaret Mahkemeleri tarafından görüleceği, birden fazla Ticaret Mahkemesi faaliyet gösteren yerlerde HSYK tarafından bazı davalara bakmakla «görevlendirme» yapabileceği, somut uyuşmazlığın, Asliye Ticaret Mahkemesi kurulu olmaması ve ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin «görevsizlik» kararı verdiği tarihte yürürlükte bulunan TTK m.5/4 hükmü uyarınca görevsizlik kararı verilmeyip ilgili mahkemece görülmeye devam olunması gerektiği gerekçesiyle davanın görev yönünden dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin ihlali · dava şartı yokluğu · usulden reddi · iş mahkemesi görev alanı · haksız rekabet · görevli mahkeme
Benzer bu karardaHaklar Hukuk Mahkemesinin «görev alanına» girdiğinden ve ...'nın 188 sayılı kararı gereğince bu mahkemenin kurulu olmadığı yerlerde 3 no.'lu Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiğinden bahisle «görevsizlik» kararı verildiği, 6102 Sayılı TTK'nın 4/d maddesi gereği mülkiyet hukukuna dair mevzuatta" öngörülen hususlardan doğan davaların ticari dava olduğu, bu davaların Ticaret Mahkemeleri tarafından görüleceği, birden fazla Ticaret Mahkemesi faaliyet gösteren yerlerde HSYK tarafından bazı davalara bakmakla «görevlendirme» yapabileceği, somut uyuşmazlığın, Asliye Ticaret Mahkemesi kurulu olmaması ve ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin «görevsizlik» kararı verdiği tarihte yürürlükte bulunan TTK m.5/4 hükmü uyarınca görevsizlik kararı verilmeyip ilgili mahkemece görülmeye devam olunması gerektiği gerekçesiyle davanın görev yönünden dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Şti. arasında 12/05/2008 tarihli sözleşme ile işletme lisansı hususunda tarafların anlaştıklarını, davalıların yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, «sözleşmenin ihlal» edildiğini, sözleşmenin tek taraflı feshedildiğini, davalılar aleyhine açılan takip dosyasının davalı ... haricindeki diğer davalılar bakımından kesinleştiğini, hakkındaki itirazın iptali davasının devam ettiğini, lisansın bir veya birden çok ihlal sebebiyle lisans veren tarafından sona erdirilmesi durumunda lisan alanın başkaca hiçbir şarta gerek kalmadan 50.000 «cezai şartı» lisans verene ödemesi gerektiğini, sözleşmenin davalılar ... ve ... tarafından müşterek «müteselsil kefil» olarak imzalandığını, davalılara yapılan başvurulardan sonuç alınamadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşme ile düzenlenen cezai şart, «yoksun kalınan» kar, müspet ve menfi bilumum ticari zararlar bakımından şimdilik 10.000 ...'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Şti.'ne verilen ve davacı adına tescilli bulunan ... markası dolayısıyla, davalıların sözleşmenin tek taraflı feshinden sonra yaptıkları «haksız rekabetin» önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ve feshedilen sözleşmeler uyarınca verilen ürünlerin iadesi istemlerine ilişkin olduğu, ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12942 E. 2012/8609 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · savunma hakkının kısıtlanması · savunma hakkı · kısıtlılık · Tazminat
İncelediğiniz kararda1086 sayılı HUMK 73 ve 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
3- Ayrıca kabule göre de dosya kapsamında, davacı vekilinin «ıslah» dilekçesinin davalı «vekiline tebliğ» edilmediği anlaşılmış olup, Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Benzer bu karardaAdil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğinde olup, duruşma gün ve saatinden önce dosyanın ele alınarak hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Anayasa'nın 36.ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava sebebi
Benzer bu kararda2-Bozma «sebebine» göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10180 E. 2013/9170 K.
Ortak:hak arama özgürlüğü · adil yargılanma hakkı
İncelediğiniz kararda3- Ayrıca kabule göre de dosya kapsamında, davacı vekilinin «ıslah» dilekçesinin davalı «vekiline tebliğ» edilmediği anlaşılmış olup, Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
1086 sayılı HUMK 73 ve 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun davet edilmeden hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Benzer bu kararda2- Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahiptir.
Adil yargılanma hakkı «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fatura alacağı · tacirler arası hizmet sözleşmesi · aktif husumet yokluğu · peşin karar harcı · tacirler arası dava · aktif husumet · hizmet sözleşmesi · husumet yokluğu
Benzer bu karardaDava, «tacirler arası hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkiline verilen vekaletname kapsamında gerçekleştirdiği hizmetler karşılığının ödenmediğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda değinilen gerekçe ile davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
… rlendirilmesi, gerektiğinde davalının varsa ödemelerinin davacı şirkete mi intikal ettirildiği vekaletnamede vekil olarak tayin edilen ve davacı şirketin de yetkili «temsilcisi» olan ... 'na verilen vekalet «yetkisinin» davacı şirketi temsilen mi verildiği hususunun, ödemebelgeleri ve şirket «defter» kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak araştırılması ve sonucuna göre «aktif husumetin» değerlendirilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı gerekçe ile «aktif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Davacı şirketin, bir başka «fatura alacağı» nedeniyle açtığı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4910 E. , 2020/2896 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17/06/2019 tarih ve 2017/3-2019/248 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davalılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı Yenbo Gıda Turz. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında 12/05/2008 tarihli sözleşme ile işletme lisansı hususunda tarafların anlaştıklarını, davalıların yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, sözleşmenin ihlal edildiğini, sözleşmenin tek taraflı feshedildiğini, davalılar aleyhine açılan takip dosyasının davalı ... haricindeki diğer davalılar bakımından kesinleştiğini, Sezai hakkındaki itirazın iptali davasının devam ettiğini, lisansın bir veya birden çok ihlal sebebiyle lisans veren tarafından sona erdirilmesi durumunda lisan alanın başkaca hiçbir şarta gerek kalmadan 50.000 USD cezai şartı lisans verene ödemesi gerektiğini, sözleşmenin davalılar Adil ve Sezai tarafından müşterek müteselsil kefil olarak imzalandığını, davalılara yapılan başvurulardan sonuç alınamadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşme ile düzenlenen cezai şart, yoksun kalınan kar, müspet ve menfi bilumum ticari zararlar bakımından şimdilik 10.000 USD'nin davalılardan tahsilini talep etmiş, 28.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 50.000 USD’ye yükseltmiştir.
Davalılar vekili; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalılar arasında imzalanan Lisans (Franchising) Sözleşmesi konusunda tarafların anlaştıkları, davalıların, davacı şirket tarafından belirlenenler dışında yiyecek ve meşrubat ürünleri dışında yiyecek ve meşrubat ürünleri için My Pide By Dürüm Sistem şartnamelerine uymayan veya lisans veren tarafından konulmuş yöntemlere uygun olarak hazırlanmamış yiyecek ve meşrubat ürünleri satması nedeniyle davalıların sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, bu durumda sözleşmenin feshinde davacının haklı olduğu, sözleşmenin davalılar Adil ve Sezai tarafından müşterek müteselsil kefil olarak imzalandığını, bu nedenle bu davalılarında sözleşme hükümleri gereğince sorumlu oldukları, sözleşme ile düzenlenen cezai şart, yoksun kalınan kar, müspet ve menfi bilumum ticari zararlar bakımından alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, hem cezai şart, menfi ve müspet zararları ile kâr mahrumiyeti talep edilmiş ise de sözleşmenin feshi nedeni ile cezai şartın, menfi müspet zararın ve kâr mahrumiyetinin birlikte talep edilemeyeceği anlaşıldığından, davanın kabulüne, 10.000,00 USD’nin dava tarihi olan 26/05/2009 tarihinden itibaren, 40.000,00 USD’nin ıslah tarihi olan 13/12/2018 tarihinden itibaren, TC Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı Devlet Bankalarınca Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli en yüksek vadeli mevduat hesabına ödenen faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı dava dilekçesiyle sözleşme haksız feshedildiği için 10.000 USD tazminatın tahsilini talep etmiş, mahkemece verilen ilk karar, Dairemizin 2016/7281 Esas, 2016/7686 Karar sayılı, 03.10.2016 tarihli ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak verilen görevsizlik kararı üzerine yapılan yargılama sırasında davacı 12.12.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 50.000 USD'ye çıkartmış, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama sırasında davacı 12/12/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını artırmışsa da ıslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E.- 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, bozma sonrası ıslahın söz konusu olmayacağı nazara alınarak hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün resen bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca kabule göre de dosya kapsamında, davacı vekilinin ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edilmediği anlaşılmış olup, Anayasa'nın 36'ncı maddesine göre herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkı hak arama özgürlüğünün uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir. 1086 sayılı HUMK 73 ve 6100 sayılı HMK'nın 27'inci maddeleri uyarınca taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun davet edilmeden hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Bu durumda, HMK'nın 177 maddesinin 2.
fıkrası uyarınca davacının duruşma dışında mahkemeye sunduğu yazılı ıslah dilekçesinin, davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilip, varsa davalı tarafın da ıslah dilekçesine savunmaları kapsamında inceleme yapılıp neticesine göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz istemlerinin REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 15/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/606503600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz