İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4354 E. 2020/2853 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
komisyon sözleşmesi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ itirazın iptali davası↗ ilamsız icra takibi↗ cari hesap↗ sözleşmenin feshi↗ ek prim↗ kötü niyet tazminatı↗ iptal davası↗ komisyon↗ vade↗ kötü niyet↗ feragat↗ hukuki yarar↗ çek↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sunulan kayıtlar ve özelikle kredi kartı hesap ekstreleri ve çek teslimine ilişkin belgeler incelendiğinde, takip tarihinden sonra da, davacı ... şirketinin, davalı tarafından düzenlenen poliçelere dayalı olarak tahsilatlara devam ettiği, bu tahsilatların müşteri kredi kartlarından ve ileri vade tarihli çeklerden yapıldığı, taraflar arasında sözleşmenin başından beri işletilen sisteme göre, taksitli ödeme gerektiren poliçe bedelleri sonradan ödendiği gibi bir kısım poliçe primlerinin de ileri tarihli çekle veya kredi kartıyla ödendiği, sonradan yapılan bu ödemelerin cari hesap kaydından düşülmemesi sebebiyle, aslında borç bulunmadığı halde cari hesap eksterilerinde borç varmış gibi bir kayıt ortaya çıktığı, davalının poliçe bedellerini zamanında aktarmadığı anlaşılmakta ise de sözleşmenin başından beri poliçe bedellerinin geç ödendiği ve davacı yanca buna ilişkin bir itirazda bulunulmadığı, bu durumda geç yapılan ödemelerinin davacının kabulünde olduğunun kabulü gerektiğinden ödemelerin zamanında yapılmaması sebebiyle sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, kredi kartları ve ileri tarihli çeklerle davalıdan yapılan tahsilatın toplamının 608.733,97 TL olduğu gözetildiğinde davalının bir borcu bulunmadığı, kaldı ki ceza mahkemesi tarafından da tüm prim borçlarının ödendiğinden bahisle davalının beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu tespitin hukuk mahkemesi bakımından da bağlayıcı olduğu bu nedenle asıl davadaki talebin yerinde görülmediği, davalı yanca asıl davada davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmişse de kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı, karşı davada, davacının, komisyon ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zarara ilişkin talebinden feragat ettiği, ayrıca karşı davada ipoteğin haksız takip sonucu paraya çevrildiğinden bahisle uğranılan zararın tazmini talep edilmişse de, taşınmazın karşı davacının akrabası olan dava dışı bir şahsa ait olduğu, dolayısıyla bir zarar oluşmuşsa da bu zararın karşı davacı nezdinde değil bu kişi nezdinde oluştuğu, bu nedenle anılan talep bakımından hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Asıl dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı acentanın bir kısım poliçe primlerini müşterilerin kredi kartından taksitle tahsil ettiği, bir kısım poliçe primleri karşılığında ise müşterilerden ileri vadeli çek alıp, davacıya verdiği, davacı ... şirketinin takipten ve işbu itirazın iptali davasından sonra davaya konu poliçe primlerini müşterilerin kredi kartından ve ileri tarihli çeklerle tahsil etmeye devam ettiği, bu yöntemle yapılan tahsilat toplamının 608.733,97 TL olduğu, takibin 601.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla yapıldığı gözetildiğinde halihazırda acentanın uhdesinde bulunup da davacıya aktarılmayan prim bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak HGK’nın 30.03.2005 gün, 2005/19-200 Esas- 2005/210 Karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, itirazın iptali davasına konu alacağın takipten sonra ancak henüz itirazın iptali davasının açılmadığı dönemde ödendiği durumlarda ödenen kısım bakımından davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı kabul edilmelidir. İtirazın iptali davasına konu alacağın itirazın iptali davasının açılmasından sonra ödendiği durumlarda ise ödenen kısım bakımından davanın konusuz kaldığı gözetilmeli ve alacağın ödenen kısmı bakımından konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm tesis edilmelidir. Bu durumda, mahkemece, iş bu itirazın iptali davasından önce ve dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler tespit edilerek, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl davada verilen hükmün davacı karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-) Davalı karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı, karşı davada, 3.000,00 TL acentalık komisyonu ile, acentalık sözleşmenin haksız feshi sebebiyle uğradığını iddia ettiği 3.000,00 TL zararın tahsilini talep etmiş, ayrıca yine acentalık sözleşmenin feshi sebebiyle aleyhinde başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin iptalini talep etmiştir. İptali istenilen takibin 30.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, karşı davanın reddi sebebiyle, davacı aleyhine 9.150,00 TL vekalet ücretine hükmedilmişse de, yukarıda zikredilen ve dava değerini oluşturan istemlerin tutarı gözetildiğinde mahkemece hangi tutar baz alınarak 9.150,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılamadığından karşı davada verilen hükmün karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3511 E. 2024/1060 K.
Ortak:ipoteğin paraya çevrilmesi · itirazın iptali davası · ilamsız icra takibi · cari hesap · sözleşmenin feshi · ek prim · kötü niyet tazminatı · iptal davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sunulan kayıtlar ve özelikle kredi kartı hesap ekstreleri ve «çek» «teslimine» ilişkin belgeler incelendiğinde, takip tarihinden sonra da, davacı ... şirketinin, davalı tarafından düzenlenen poliçelere dayalı olarak tahsilatlara devam ettiği, bu tahsilatların müşteri kredi kartlarından ve ileri «vade» tarihli çeklerden yapıldığı, taraflar arasında sözleşmenin başından beri işletilen sisteme göre, taksitli ödeme gerektiren poliçe bedelleri sonradan ödendiği gibi bir kısım poliçe «primlerinin» de ileri tarihli çekle veya kredi kartıyla ödendiği, sonradan yapılan bu ödemelerin «cari hesap» kaydından düşülmemesi sebebiyle, aslında borç bulunmadığı halde cari hesap eksterilerinde borç varmış gibi bir kayıt ortaya çıktığı, davalının poliçe bedellerini zamanında aktarmadığı anlaşılmakta ise de sözleşmenin başından beri poliçe bedellerinin geç ödendiği ve davacı yanca buna ilişkin bir itirazda bulunulmadığı, bu durumda geç yapılan ödemelerinin davacının kabulünde olduğunun kabulü gerektiğinden ödemelerin zamanında yapılmaması sebebiyle sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, kredi kartları ve ileri tarihli çeklerle davalıdan yapılan tahsilatın toplamının 608.733,97 TL olduğu gözetildiğinde davalının bir borcu bulunmadığı, kaldı ki ceza mahkemesi tarafından da tüm prim borçlarının ödendiğinden bahisle davalının beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu tespitin hukuk mahkemesi bakımından da bağlayıcı olduğu bu nedenle asıl davadaki talebin yerinde görülmediği, davalı yanca asıl davada davacının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesi talep edilmişse de kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı, karşı davada, davacının, «komisyon» ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zarara ilişkin talebinden «feragat» ettiği, ayrıca karşı davada ipoteğin haksız takip sonucu paraya çevrildiğinden bahisle uğranılan zararın tazmini talep edilmişse de, taşınmazın karşı davacının akrabası olan dava dışı bir şahsa ait olduğu, dolayısıyla bir zarar oluşmuşsa da bu zararın karşı davacı nezdinde değil bu kişi nezdinde oluştuğu, bu nedenle anılan talep bakımından «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiştir.
Ancak HGK’nın 30.03.2005 gün, 2005/19-200 Esas- 2005/210 Karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, itirazın iptali davasına konu alacağın takipten sonra ancak henüz itirazın iptali davasının açılmadığı dönemde ödendiği durumlarda ödenen kısım bakımından davacının «itirazın iptali davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı kabul edilmelidir.
3-) Davalı karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı, karşı davada, 3.000,00 TL acentalık «komisyonu» ile, acentalık sözleşmenin haksız feshi sebebiyle uğradığını iddia ettiği 3.000,00 TL zararın tahsilini talep etmiş, ayrıca yine acentalık «sözleşmenin feshi» sebebiyle aleyhinde başlatılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takibin iptalini talep etmiştir.
Benzer bu karardaAncak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.03.2005 gün, 2005/19-200 E.- 2005/210 K. sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, itirazın iptali davasına konu alacağın takipten sonra ancak henüz itirazın iptali davasının açılmadığı dönemde ödendiği durumlarda ödenen kısım bakımından davacının «itirazın iptali davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı kabul edilmelidir.
Davalı karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı, karşı davada, 3.000,00 TL acentalık «komisyonu» ile, acentalık sözleşmenin haksız feshi sebebiyle uğradığını iddia ettiği 3.000,00 TL zararın tahsilini talep etmiş, ayrıca yine acentalık «sözleşmenin feshi» sebebiyle aleyhinde başlatılan «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takibin iptalini talep etmiştir.
dava, «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket merkezi mahkemesi · acente · kötüniyet tazminatı · acentelik · ciro · muacceliyet · ipotek · ticari defter
Benzer bu kararda… ayısı belirtilen kararı ile alınan 30.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; davacı şirkete ileri vadeli olarak verilen çeklerin veriliş tarihi ve keşide/«ciro» tarihleri yönünden bir tespit yapılamadığından, ileri tarihli olarak verilen çeklerin ne kadarının dava tarihinden öncesine, ne kadarının bu tarihten sonrasına ait olduğu yönünde bir tespit yapılamadığı, «cari hesap» yönünden yapılan incelemede, dava tarihinden önce yapılan ödeme miktarının 155.122,41 TL, dava tarihinden sonra yapılan ödeme miktarının ise 132.718,62 TL olduğunun, davalı tarafından davacı şirkete verilen çeklerin ticari kayıtlar üzerinde tespitinin bilirkişi olarak uzmanlık alanında kalmadığının belirtildiği; ikinci olarak başka bir bilirkişiden alınan 22.02.2022 tarihli raporda; davacı «defterlerinin» de incelenmesi sonucunda, davacının davalı acentanın cari hesabına mahsuben doğrudan dava dışı 3 üncü kişi sigortalılardan yapılan 246.831,73 TL tutarındaki tahsilatın mevcut olduğunun, bu tahsilatın 146.768,44 TL’sinin takipten sonra davadan önce, 100.045,29 TL’sinin ise davadan sonra yapıldığının belirtildiğinin; üçüncü olarak bir başka bilirkişiden alınan 08.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının, davalı «acenta» borcuna/cari hesabına mahsuben, doğrudan davalı «acenteden» ya da davalı adına, dava dışı 3 üncü kişi sigortalılardan yapılan 608.733,97 TL tutarındaki tahsilatın 320.892,94 TL'sinin «çek» tahsilatı olduğunun önceki rapor içeriklerinden çek «teslimatlarının»/tahsilatlarının takip tarihinden önce yapıldığı kanaatine varılmış olsa da çeklerin hangi tarihte davacı tarafından teslim alındığına dair detay tespite rastlanmadığı, davacı «şirket merkezinin» İstanbul'da olması nedeniyle yerinde tespit de yapılamadığının, tarafların iddiaları karşısında, davacı ... şirketinin «ticari defterlerinin» “çek girişleri” yönünden incelenmesi gerektiğinin, bu konudaki takdir ve değerlendirmenin Mahkemede olduğunun; 608.733,97 TL tutarındaki tahsilatın 287.481,03 TL'sinin 45.900,00 TL'lik kısmının gayrimenkul ipoteğinin nakde çevrilmesi, 241.941,03 TL'lik kısmının nakit, banka, kredi kartı vb ödeme araçlarıyla tahsil edildiği ve tahsil tarihlerinin takip tarihinden sonra olduğunun, takdir edilirse tahsilatların doğrudan davalıdan mı yoksa davalı adına dava dışı 3 üncü kişi sigortalılardan mı yapıldığı hususunda davacı şirket defterlerinin incelenmesinin yerinde olacağının, davacı şirket merkezinin İstanbul'da olması nedeniyle yerinde tespit yapılamadığının bildirildiği; «son» olarak hesap uzmanı bilirkişiden Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda hesaplama yapılması hususunda ek rapor alındığı, 17.08.2022 tarihli ek raporda; takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce yapılan ödemelerin 146.786,44 TL , dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin 100.045,29 TL olduğunun belirtildiği, böylece 601.000,00 TL’nin takip miktarı olduğu, takip ve dava tarihi arası yapılan ödemelerin 146.786,44 TL olduğu ve 454.213,56 TL’nin ise dava tarihinden sonra fiilen ve ileri tarihli çeklerle yapılan ödeme miktarı olduğunun anlaşıldığı, asıl davada 17.08.2022 tarihli hesap uzmanı bilirkişinin düzenlediği ek rapor da dikkate alındığında; icra takip tarihinden sonra ve fakat dava tarihinden önce ödenen 146.786,44 TL yönünden davacının «hukuki yararının» bulunmadığı; bakiye 454.213,56 TL yönünden ise dava tarihinden sonra yapılan ödemeler de dikkate alınarak konusuz kalan dava ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermek gerektiği; bozma konusu olmadığından önceki kararda belirtilen gerekçelerle davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin de reddinin gerektiği, karşı davada davanın esası yönünden bozma olmadığından önceki karada belirtilen gerekçelerle karşı davanın da reddi yanında karşı davaya konu değer 36.000,00 TL üzerinden karşı davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada; icra takip tarihinden sonra dava tarihinden önce ödenen 146.786,44 TL yönünden davacının hukuki yararı bulunmadığı …
… avada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; alınan raporların hiçbirinde davadan sonra 454.213,56 TL ödeme yaptıkları tespitinin yer almadığını, davacının henüz «muaccel» olmayan taksitli satışları da «dahil» ederek takip başlattığını, davacının muaccel olan tüm «prim» alacaklarını «acentelikleri» feshedildikten sonra bizzat tahsil ettiğini, karşı davalarının da kabulünün gerektiğini zira «ipotek» paraya çevrilerek elde edilen bedel katılmadan dahi talep edilenden fazla bir ödemenin yapıldığını, karşı davanın 6.000,00 TL değerinde olduğunu buna rağmen 36.000,00 TL ipotek bedeli üzerinden «vekalet ücretine» hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3287 E. 2013/19589 K.
Ortak:itirazın iptali davası · iptal davası · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaAncak HGK’nın 30.03.2005 gün, 2005/19-200 Esas- 2005/210 Karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, itirazın iptali davasına konu alacağın takipten sonra ancak henüz itirazın iptali davasının açılmadığı dönemde ödendiği durumlarda ödenen kısım bakımından davacının «itirazın iptali davası» açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı kabul edilmelidir.
Mahkemece, karşı davanın reddi sebebiyle, davacı aleyhine 9.150,00 TL «vekalet ücretine» hükmedilmişse de, yukarıda zikredilen ve dava değerini oluşturan istemlerin tutarı gözetildiğinde mahkemece hangi tutar baz alınarak 9.150,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılamadığından karşı davada verilen hükmün karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda126/4. maddesi gereği «zamanaşımı» süresinin 5 yıl olarak düzenlendiği, acentalık sözleşmesinin, davacı tarafından 20/03/2002 tarihinde feshedildiği, talep edilen alacağın «fesih» öncesi ilişkiye dayanmakta olduğu, «itirazın iptali davası» ve icra takibi ile «zamanaşımının kesilmeyeceği», zira bu işlemlerin 60.000,00 TL'lik «bölüme» ilişkin olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
… llerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Ancak, davada «ıslah» edilmiş şekli ile davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken, ıslah edilen tutarın «vekalet ücreti takdirinde» nazara alınmaması doğru olmamış ve kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımının kesilmesi · vekalet ücreti takdiri · iş bölümü · fesih · alacak davası · ıslah · zamanaşımı
Benzer bu kararda126/4. maddesi gereği «zamanaşımı» süresinin 5 yıl olarak düzenlendiği, acentalık sözleşmesinin, davacı tarafından 20/03/2002 tarihinde feshedildiği, talep edilen alacağın «fesih» öncesi ilişkiye dayanmakta olduğu, «itirazın iptali davası» ve icra takibi ile «zamanaşımının kesilmeyeceği», zira bu işlemlerin 60.000,00 TL'lik «bölüme» ilişkin olduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
… llerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Ancak, davada «ıslah» edilmiş şekli ile davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken, ıslah edilen tutarın «vekalet ücreti takdirinde» nazara alınmaması doğru olmamış ve kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi …
Mahkemece, davanın acentalık sözleşmesinden kaynaklanan «alacak davası» olduğu, B.K.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1928 E. 2012/8383 K.
Ortak:ek prim
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sunulan kayıtlar ve özelikle kredi kartı hesap ekstreleri ve «çek» «teslimine» ilişkin belgeler incelendiğinde, takip tarihinden sonra da, davacı ... şirketinin, davalı tarafından düzenlenen poliçelere dayalı olarak tahsilatlara devam ettiği, bu tahsilatların müşteri kredi kartlarından ve ileri «vade» tarihli çeklerden yapıldığı, taraflar arasında sözleşmenin başından beri işletilen sisteme göre, taksitli ödeme gerektiren poliçe bedelleri sonradan ödendiği gibi bir kısım poliçe «primlerinin» de ileri tarihli çekle veya kredi kartıyla ödendiği, sonradan yapılan bu ödemelerin «cari hesap» kaydından düşülmemesi sebebiyle, aslında borç bulunmadığı halde cari hesap eksterilerinde borç varmış gibi bir kayıt ortaya çıktığı, davalının poliçe bedellerini zamanında aktarmadığı anlaşılmakta ise de sözleşmenin başından beri poliçe bedellerinin geç ödendiği ve davacı yanca buna ilişkin bir itirazda bulunulmadığı, bu durumda geç yapılan ödemelerinin davacının kabulünde olduğunun kabulü gerektiğinden ödemelerin zamanında yapılmaması sebebiyle sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, kredi kartları ve ileri tarihli çeklerle davalıdan yapılan tahsilatın toplamının 608.733,97 TL olduğu gözetildiğinde davalının bir borcu bulunmadığı, kaldı ki ceza mahkemesi tarafından da tüm prim borçlarının ödendiğinden bahisle davalının beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu tespitin hukuk mahkemesi bakımından da bağlayıcı olduğu bu nedenle asıl davadaki talebin yerinde görülmediği, davalı yanca asıl davada davacının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesi talep edilmişse de kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı, karşı davada, davacının, «komisyon» ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zarara ilişkin talebinden «feragat» ettiği, ayrıca karşı davada ipoteğin haksız takip sonucu paraya çevrildiğinden bahisle uğranılan zararın tazmini talep edilmişse de, taşınmazın karşı davacının akrabası olan dava dışı bir şahsa ait olduğu, dolayısıyla bir zarar oluşmuşsa da bu zararın karşı davacı nezdinde değil bu kişi nezdinde oluştuğu, bu nedenle anılan talep bakımından «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı acentanın bir kısım poliçe «primlerini» müşterilerin kredi kartından taksitle tahsil ettiği, bir kısım poliçe primleri karşılığında ise müşterilerden ileri vadeli «çek» alıp, davacıya verdiği, davacı ... şirketinin takipten ve işbu itirazın iptali davasından sonra davaya konu poliçe primlerini müşterilerin kredi kartından ve ileri …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tali «acenta» «prim» borcuna yönelik olarak «ispat yükünün» davalıda olduğu, borcu ödediğini ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
2-Ancak, dava tali acentalık sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davalının «prim» borcunu ödediğini belirtmesi nedeniyle «ispat yükünün» davalıda olduğu, borcun ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı asilde duruşmadaki imzalı beyanında, davalının kredi kartıyla «prim» borçlarını ödediğinin doğru olduğunu, talep edilen alacağın ödenen miktarlar düşüldükten sonra kalan bakiye alacağın tahsili istemine ilişkin olduğunu iddia etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:prim alacağı · acente · ispat yükü · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · eksik inceleme · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tali «acenta» «prim» borcuna yönelik olarak «ispat yükünün» davalıda olduğu, borcu ödediğini ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptaline, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
… da belirttiği Vakıfbank ait kredi kartı ekstreleri incelenmek ve Cıtıbank’a ait kredi kartı ekstreleri getirtilmek suretiyle, davalının yaptığı ödemelerle davacının «defter» ve kayıtlarında gözüken ödemeler karşılaştırılıp, davacının ne kadar «prim alacağı» olduğu belirlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davalının «ibraz» ettiği kredi kartı ekstreleri incelenmemiş ve davacının «defterlerindeki» ödeme kayıtları ile karşılaştırma yapılmadan alacak miktarı belirlenmiş olup, alınan rapor bu haliyle hüküm kurmaya elverişli değildir.
2-Ancak, dava tali acentalık sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davalının «prim» borcunu ödediğini belirtmesi nedeniyle «ispat yükünün» davalıda olduğu, borcun ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8379 E. 2017/7337 K.
Ortak:ek prim
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sunulan kayıtlar ve özelikle kredi kartı hesap ekstreleri ve «çek» «teslimine» ilişkin belgeler incelendiğinde, takip tarihinden sonra da, davacı ... şirketinin, davalı tarafından düzenlenen poliçelere dayalı olarak tahsilatlara devam ettiği, bu tahsilatların müşteri kredi kartlarından ve ileri «vade» tarihli çeklerden yapıldığı, taraflar arasında sözleşmenin başından beri işletilen sisteme göre, taksitli ödeme gerektiren poliçe bedelleri sonradan ödendiği gibi bir kısım poliçe «primlerinin» de ileri tarihli çekle veya kredi kartıyla ödendiği, sonradan yapılan bu ödemelerin «cari hesap» kaydından düşülmemesi sebebiyle, aslında borç bulunmadığı halde cari hesap eksterilerinde borç varmış gibi bir kayıt ortaya çıktığı, davalının poliçe bedellerini zamanında aktarmadığı anlaşılmakta ise de sözleşmenin başından beri poliçe bedellerinin geç ödendiği ve davacı yanca buna ilişkin bir itirazda bulunulmadığı, bu durumda geç yapılan ödemelerinin davacının kabulünde olduğunun kabulü gerektiğinden ödemelerin zamanında yapılmaması sebebiyle sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, kredi kartları ve ileri tarihli çeklerle davalıdan yapılan tahsilatın toplamının 608.733,97 TL olduğu gözetildiğinde davalının bir borcu bulunmadığı, kaldı ki ceza mahkemesi tarafından da tüm prim borçlarının ödendiğinden bahisle davalının beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu tespitin hukuk mahkemesi bakımından da bağlayıcı olduğu bu nedenle asıl davadaki talebin yerinde görülmediği, davalı yanca asıl davada davacının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesi talep edilmişse de kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı, karşı davada, davacının, «komisyon» ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zarara ilişkin talebinden «feragat» ettiği, ayrıca karşı davada ipoteğin haksız takip sonucu paraya çevrildiğinden bahisle uğranılan zararın tazmini talep edilmişse de, taşınmazın karşı davacının akrabası olan dava dışı bir şahsa ait olduğu, dolayısıyla bir zarar oluşmuşsa da bu zararın karşı davacı nezdinde değil bu kişi nezdinde oluştuğu, bu nedenle anılan talep bakımından «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı acentanın bir kısım poliçe «primlerini» müşterilerin kredi kartından taksitle tahsil ettiği, bir kısım poliçe primleri karşılığında ise müşterilerden ileri vadeli «çek» alıp, davacıya verdiği, davacı ... şirketinin takipten ve işbu itirazın iptali davasından sonra davaya konu poliçe primlerini müşterilerin kredi kartından ve ileri …
Benzer bu kararda1-Dava, acentalık sözleşmesi gereğince «prim alacağına» ilişkin «icra takibine itirazın» iptali ve «icra inkar tazminatı» istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu sağlık sigorta poliçe primlerinin davalı tarafından tahsil edildiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:prim alacağı · icra takibine itiraz · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda1-Dava, acentalık sözleşmesi gereğince «prim alacağına» ilişkin «icra takibine itirazın» iptali ve «icra inkar tazminatı» istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu sağlık sigorta poliçe primlerinin davalı tarafından tahsil edildiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 16.771,64 TL yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, kabul edilen miktar üzerinden % 20 oranında hesaplanan 3.354,32 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava dosyasına sunulan sağlık «sigorta poliçelerinin» davalı acentanın aracı kılınarak yapıldığı anlaşılmakla bu kabul üzerinden değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14661 E. 2018/6036 K.
Ortak:ek prim · kötü niyet tazminatı · kötü niyet
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sunulan kayıtlar ve özelikle kredi kartı hesap ekstreleri ve «çek» «teslimine» ilişkin belgeler incelendiğinde, takip tarihinden sonra da, davacı ... şirketinin, davalı tarafından düzenlenen poliçelere dayalı olarak tahsilatlara devam ettiği, bu tahsilatların müşteri kredi kartlarından ve ileri «vade» tarihli çeklerden yapıldığı, taraflar arasında sözleşmenin başından beri işletilen sisteme göre, taksitli ödeme gerektiren poliçe bedelleri sonradan ödendiği gibi bir kısım poliçe «primlerinin» de ileri tarihli çekle veya kredi kartıyla ödendiği, sonradan yapılan bu ödemelerin «cari hesap» kaydından düşülmemesi sebebiyle, aslında borç bulunmadığı halde cari hesap eksterilerinde borç varmış gibi bir kayıt ortaya çıktığı, davalının poliçe bedellerini zamanında aktarmadığı anlaşılmakta ise de sözleşmenin başından beri poliçe bedellerinin geç ödendiği ve davacı yanca buna ilişkin bir itirazda bulunulmadığı, bu durumda geç yapılan ödemelerinin davacının kabulünde olduğunun kabulü gerektiğinden ödemelerin zamanında yapılmaması sebebiyle sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, kredi kartları ve ileri tarihli çeklerle davalıdan yapılan tahsilatın toplamının 608.733,97 TL olduğu gözetildiğinde davalının bir borcu bulunmadığı, kaldı ki ceza mahkemesi tarafından da tüm prim borçlarının ödendiğinden bahisle davalının beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu tespitin hukuk mahkemesi bakımından da bağlayıcı olduğu bu nedenle asıl davadaki talebin yerinde görülmediği, davalı yanca asıl davada davacının «kötü niyet tazminatına» mahkum edilmesi talep edilmişse de kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı, karşı davada, davacının, «komisyon» ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zarara ilişkin talebinden «feragat» ettiği, ayrıca karşı davada ipoteğin haksız takip sonucu paraya çevrildiğinden bahisle uğranılan zararın tazmini talep edilmişse de, taşınmazın karşı davacının akrabası olan dava dışı bir şahsa ait olduğu, dolayısıyla bir zarar oluşmuşsa da bu zararın karşı davacı nezdinde değil bu kişi nezdinde oluştuğu, bu nedenle anılan talep bakımından «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı acentanın bir kısım poliçe «primlerini» müşterilerin kredi kartından taksitle tahsil ettiği, bir kısım poliçe primleri karşılığında ise müşterilerden ileri vadeli «çek» alıp, davacıya verdiği, davacı ... şirketinin takipten ve işbu itirazın iptali davasından sonra davaya konu poliçe primlerini müşterilerin kredi kartından ve ileri …
Benzer bu kararda… davalıdan alacağı bulunduğunu iddia eden davacının bunu ispatla yükümlü olduğu ancak davacı tarafından bu hususu ispata yarar bir delil sunulamadığı, davalı tarafça «kötü niyet tazminatı» talep edilmişse de huzurdaki uyuşmazlığın alacağa ilişkin olduğu, davalı yanın hangi hukuki «sebebe» istinaden böyle bir talepte bulunduğunu açıklayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, fiili olarak yürütülen tali acentalık ilişkisi kapsamında davalı tarafından üretilen poliçelere ait «primlerinin» davacıya intikal ettirilmediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Bu durumda, öncelikle, ispat yükümlülüğü kendi uhdesinde bulunan davacıya iddiasını ispat zınınında, «defter» ve belgeleri ile taraflar arasında yürütülen sözleşme kapsamında davalının düzenlediği ve «primlerini» tahsil ettiği poliçeler «ibraz» ettirilip akabinde konusunda uzman bilirkişilerin zikredilen belgeler üzerinde yapacağı incelemeyle, davacının bu ilişki kapsamında alacağı olup olmadığı varsa ne …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet sözleşmesi · dava sebebi · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaBu durumda, öncelikle, ispat yükümlülüğü kendi uhdesinde bulunan davacıya iddiasını ispat zınınında, «defter» ve belgeleri ile taraflar arasında yürütülen sözleşme kapsamında davalının düzenlediği ve «primlerini» tahsil ettiği poliçeler «ibraz» ettirilip akabinde konusunda uzman bilirkişilerin zikredilen belgeler üzerinde yapacağı incelemeyle, davacının bu ilişki kapsamında alacağı olup olmadığı varsa ne …
… davalıdan alacağı bulunduğunu iddia eden davacının bunu ispatla yükümlü olduğu ancak davacı tarafından bu hususu ispata yarar bir delil sunulamadığı, davalı tarafça «kötü niyet tazminatı» talep edilmişse de huzurdaki uyuşmazlığın alacağa ilişkin olduğu, davalı yanın hangi hukuki «sebebe» istinaden böyle bir talepte bulunduğunu açıklayamadığı gerekçesiyle davanın ve davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yazılı şekilde dava edilen alacağın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu, herhangi bir «defter» ve belge incelenmesine dayanmayan soyut niteliği hasebiyle karar vermeye yeterli değildir.
Yanlar arasında imzalanmış «hizmet sözleşmesinde», davalının yükümlülükleri ayrıntılı olarak açıklanmış, bu kapsamda, poliçe tanzimi, bu poliçelere ilişkin primlerin tahsili ve davacıya gün sonu itibariyle intikal ettirilmesi davalının yükümlülüğünde bırakılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/4354 E. , 2020/2853 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 18/04/2019 tarih ve 2014/732-2019/348 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı - karşı davalı vekili asıl davada, müvekkili ile davalı arasında akdedilen acentelik sözleşmesi uyarınca davalının müvekkili şirket adına sigorta sözleşmesi yapmaya ve bu sözleşmeden doğan primleri tahsil edip, müvekkili şirkete intikal ettirmeye yetkili kılındığını, ancak davalı acentenin sözleşme hükümlerine aykırı olarak sigortalılardan değişik tarihlerde tahsil ettiği toplam 601.453,83 TL sigorta primini müvekkili şirkete intikal ettirmeyerek zimmetinde tuttuğunu, bunun üzerine müvekkili tarafından gönderilen ihtarnameler ile davalının acenteliğine son verilerek, birikmiş sigorta primlerinin ödenmesinin talep edildiğini, ancak çekilen ihtar ve sözlü taleplere rağmen davalının borçlarını ödemediğini, davalı acentenin müvekkili şirkete 18.10.2007 tarihi itibariyle 601.453,83 TL asıl alacak ve 37.306,84 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 638.760,67 TL borcunun bulunduğunu, bu borcun tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı - karşı davacı vekili, asıl davada, tahsil edilen primlerin anlaşma hükmünün aksine hiçbir kesinti olmadan doğrudan şirket hesabına yatırıldığını, müvekkilinin alması gereken komisyonun şirket tarafından sonradan ödendiğini, dolayısıyla şirketin iddia ettiği alacağın maddi gerçekliğinin olmadığını, davacının acentelik sözleşmesini haksız olarak feshettiğini savunarak, davanın reddi ile takipte istenen miktar borcun olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini istemiş; açılan karşı davada ise fesih tarihine kadar oluşan komisyon alacağı için şimdilik 3.000,00 TL ile acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL tazminatın faizleriyle birlikte tahsili ile devam eden ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takibin iptali ve ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı- karşı davalı Birlik Sigorta A.Ş. vekili, karşı davanın haksız olduğunu, acentelik sözleşmesinin davalı-karşı davacı acentenin sözleşme şartlarına uymaması nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini savunarak, karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sunulan kayıtlar ve özelikle kredi kartı hesap ekstreleri ve çek teslimine ilişkin belgeler incelendiğinde, takip tarihinden sonra da, davacı ... şirketinin, davalı tarafından düzenlenen poliçelere dayalı olarak tahsilatlara devam ettiği, bu tahsilatların müşteri kredi kartlarından ve ileri vade tarihli çeklerden yapıldığı, taraflar arasında sözleşmenin başından beri işletilen sisteme göre, taksitli ödeme gerektiren poliçe bedelleri sonradan ödendiği gibi bir kısım poliçe primlerinin de ileri tarihli çekle veya kredi kartıyla ödendiği, sonradan yapılan bu ödemelerin cari hesap kaydından düşülmemesi sebebiyle, aslında borç bulunmadığı halde cari hesap eksterilerinde borç varmış gibi bir kayıt ortaya çıktığı, davalının poliçe bedellerini zamanında aktarmadığı anlaşılmakta ise de sözleşmenin başından beri poliçe bedellerinin geç ödendiği ve davacı yanca buna ilişkin bir itirazda bulunulmadığı, bu durumda geç yapılan ödemelerinin davacının kabulünde olduğunun kabulü gerektiğinden ödemelerin zamanında yapılmaması sebebiyle sözleşmeyi feshetmesinin haksız olduğu, kredi kartları ve ileri tarihli çeklerle davalıdan yapılan tahsilatın toplamının 608.733,97 TL olduğu gözetildiğinde davalının bir borcu bulunmadığı, kaldı ki ceza mahkemesi tarafından da tüm prim borçlarının ödendiğinden bahisle davalının beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu tespitin hukuk mahkemesi bakımından da bağlayıcı olduğu bu nedenle asıl davadaki talebin yerinde görülmediği, davalı yanca asıl davada davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmişse de kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı, karşı davada, davacının, komisyon ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zarara ilişkin talebinden feragat ettiği, ayrıca karşı davada ipoteğin haksız takip sonucu paraya çevrildiğinden bahisle uğranılan zararın tazmini talep edilmişse de, taşınmazın karşı davacının akrabası olan dava dışı bir şahsa ait olduğu, dolayısıyla bir zarar oluşmuşsa da bu zararın karşı davacı nezdinde değil bu kişi nezdinde oluştuğu, bu nedenle anılan talep bakımından hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Asıl dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı acentanın bir kısım poliçe primlerini müşterilerin kredi kartından taksitle tahsil ettiği, bir kısım poliçe primleri karşılığında ise müşterilerden ileri vadeli çek alıp, davacıya verdiği, davacı ... şirketinin takipten ve işbu itirazın iptali davasından sonra davaya konu poliçe primlerini müşterilerin kredi kartından ve ileri tarihli çeklerle tahsil etmeye devam ettiği, bu yöntemle yapılan tahsilat toplamının 608.733,97 TL olduğu, takibin 601.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla yapıldığı gözetildiğinde halihazırda acentanın uhdesinde bulunup da davacıya aktarılmayan prim bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak HGK’nın 30.03.2005 gün, 2005/19-200 Esas- 2005/210 Karar sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, itirazın iptali davasına konu alacağın takipten sonra ancak henüz itirazın iptali davasının açılmadığı dönemde ödendiği durumlarda ödenen kısım bakımından davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı kabul edilmelidir. İtirazın iptali davasına konu alacağın itirazın iptali davasının açılmasından sonra ödendiği durumlarda ise ödenen kısım bakımından davanın konusuz kaldığı gözetilmeli ve alacağın ödenen kısmı bakımından konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm tesis edilmelidir. Bu durumda, mahkemece, iş bu itirazın iptali davasından önce ve dava açıldıktan sonra yapılan ödemeler tespit edilerek, yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, asıl davada verilen hükmün davacı karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-) Davalı karşı davacı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı, karşı davada, 3.000,00 TL acentalık komisyonu ile, acentalık sözleşmenin haksız feshi sebebiyle uğradığını iddia ettiği 3.000,00 TL zararın tahsilini talep etmiş, ayrıca yine acentalık sözleşmenin feshi sebebiyle aleyhinde başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin iptalini talep etmiştir. İptali istenilen takibin 30.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, karşı davanın reddi sebebiyle, davacı aleyhine 9.150,00 TL vekalet ücretine hükmedilmişse de, yukarıda zikredilen ve dava değerini oluşturan istemlerin tutarı gözetildiğinde mahkemece hangi tutar baz alınarak 9.150,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılamadığından karşı davada verilen hükmün karşı davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı - karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, asıl davada verilen hükmün davacı - karşı davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı - karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, karşı davada verilen hükmün davalı - karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 15/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/606437600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz