Şirketin feshi davasında denetim kayyımı atanmasına itirazın reddi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1755 E. 2023/1727 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
TTK'da özel düzenleme bulunmadığından şirketin feshi davası kapsamındaki ihtiyati tedbir talepleri HMK m.389 çerçevesinde değerlendirilir. Şirket yönetiminin fiilen görevden alınmadığı, yalnızca yönetim kararlarının bir denetim/onay kayyımının onayına bağlandığı bir tedbir, yönetim kayyımı niteliğinde değildir ve mevcut zorunlu organların varlığı bu tür bir denetim kayyımı atanmasını engellemez. Dava sürecinde şirket malvarlığının korunması ve olası pay bedeli ödemesi ihtimalinde şirketin aktif değerinin muhafazası amacıyla, mevcut delil durumu ve taraflar arası uyuşmazlıklar gözetilerek denetim kayyımı atanması ve bu tedbirin teminatsız uygulanması mümkündür; koşulların değişmesi halinde tedbir HMK m.396 uyarınca her zaman kaldırılabilir veya değiştirilebilir.
Ele alınan sorunlar
Şirkete denetim kayyımı atanmasının hukuka uygunluğu → ret
İddia: Davalı vekili, şirketin zorunlu organlarının mevcut bulunduğunu, bu nedenle onay ve denetim kayyımı atanamayacağını, kayyım atanma şartlarının oluşmadığını, şirketin iyi yönetilmediği iddiasının ancak sorumluluk davasının konusu olabileceğini, davacıların yaklaşık ispatı dahi yerine getirmediğini, atanan denetim ve onay kayyımı ile aslında bir yönetim kayyımı atanmış olduğunu, çünkü şirket yöneticilerinin fiilen bir işlevinin kalmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: TTK'da ihtiyati tedbire ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, talep HMK m.389 kapsamında değerlendirilmelidir. HMK m.389 gereğince, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hale geleceği veya gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağı endişesi varsa ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Somut olayda şirkete yönetim kayyımı değil, denetim kayyımı atanmıştır; denetim kayyımının görevi, şirket yönetiminin faaliyetlerinin ana sözleşmeye ve ortakların/hak sahiplerinin haklarını koruyucu nitelikte olup olmadığını denetlemektir; bu bir kontrol mekanizmasıdır, yönetim yetkisinin devri değildir. Davacıların hukuki himaye talebinin karşılanabilmesi ve şirket malvarlığının dava sürecinde korunması amacıyla, mahkemenin belirlediği kayyım aracılığıyla yönetimin takip edilmesi anlamına gelen denetim kayyımı atanması dosya içeriğine uygundur. Ayrıca mahkemece fesih yerine davacıların gerçek pay değerlerinin ödenerek şirketten çıkarılmalarına karar verilebileceğinden, bu ihtimalde şirketin karar tarihindeki aktif değerini kaybetmesinin önüne geçilmesi için, mevcut delil durumu ve taraflar arasındaki diğer uyuşmazlıklar gözetilerek, denetim kayyımı onayına bağlı tedbirin teminatsız olarak uygulanması HMK m.389 vd. hükümlerine uygun bulunmuştur. Ayrıca HMK m.396 kapsamında koşulların değişmesi halinde tedbirin kaldırılması veya değiştirilmesi her zaman istenebilir. Sonuç olarak ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya, dosya içeriğine uygun olup, tarafların menfaatleri de gözetilerek şirket malvarlığının korunması için bu tedbirin yeterli görülmesi doğrudur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Tedbirin teminatsız olarak verilmesi → ret
İddia: Davalı vekili, denetim kayyımı atanması talebinin kabul edilmemesi halinde en azından davacıların teminat ödemesine karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe: Atanan kayyım denetim ve onay kayyımı olup şirketin mevcut yönetimine el çektirilmediğinden, ayrıca mevcut delil durumu ve taraflar arasındaki diğer uyuşmazlıklar da gözetilerek takdiren teminat alınmasına gerek görülmemiştir; bu husus HMK m.389 vd. hükümlerine uygun bulunmuştur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Şirketin feshi davasında, şirket yönetimine el çektirilmeden yalnızca yönetim kararlarının bir kayyımın onayına bağlanması şeklindeki 'denetim ve onay kayyımı' tedbirinin, yönetim kayyımından ayrı ve zorunlu organların varlığına engel olmayan bir tedbir türü olarak HMK m.389 kapsamında kabul edilebilir olduğu ve teminatsız uygulanabileceği yönündeki değerlendirme bakımından bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin feshi davası (TTK 531)↗ ihtiyati tedbir (HMK 389)↗ denetim ve onay kayyımı↗ yönetim kayyımı↗ teminat↗ tedbirin değiştirilmesi/kaldırılması (HMK 396)↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/1755
KARAR NO 2023/1727
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/06/2023 (Ara Karar)
NUMARASI 2021/548 Esas
TALEP İhtiyati Tedbire İtiraz
İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/11/2023
13/06/2023 tarihli ara kararın, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...'ın davalı şirkette %40 hissesinin bulunduğunu, %60 hissenin de murisin kardeşi ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı ...'a ait olduğunu, murisin vefat tarihi olan 23/05/2021'den önce kanser tedavisi sürecinde şirket işlemlerinden haberdar edilmediğini, müvekkillerinin bu konuda talepte bulunmalarına rağmen kendilerine bilgi verilmediğini, şirket dışında bir geliri olmayan İbrahim'in kendisine pahalı 2 adet taşınmaz satın alması nedeniyle zimmet ve mal kaçırma şüphesi uyandırdığını, yaklaşık 10 yıldır kâr payı dağıtılmadığını; dava devam ederken icra edilmiş 2020 ve 2021 yıllarına ait 02/08/2022 tarihli genel kurulda yönetim kurulu başkanı İbrahim'in ibra edilmemesine rağmen kendisi ile kızı ...'ın 3 yıllığına yönetim kurulu üyeliğine ve tekrardan yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini, her ikisine de şirketi temsil konusunda münhasır imza yetkisi verildiğini, yönetim kurulu üyesi ...'e ait olan ...
Kumaşçılık isimli şirketin, davalı şirketten edinilen gayri resmi kazançlar ile kurulduğunu; davalıya ait araçların tümünün, ... ve aile üyelerine devredilmiş olduğunu ayrıca davalının hesabından ... Kumaşçılık'a taşınmaz satın alınmış olup, şirketin müvekkillerinden mal kaçırmak gayesi ile yönetildiğini; 02/08/2022 tarihli genel kurulun iptali istemli ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin iki ayrı dava açıldığını ve davaların halen derdest olduğunu; yönetim kurulu üyelerinin sıfatlarını kötüye kullanarak şirketten mal kaçırarak ve aynı konuda faaliyet gösteren farklı şirketler kurarak özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiklerini; İbrahim'in farklı işlemler yaparak müvekkillerin şirketteki hisselerini kendi üzerine geçirmeye çalıştığını, bu kapsamda 02/08/2022 tarihli genel kurul toplantısında hazirun cetvelinin gerçeğe aykırı bir şekilde düzenlendiğinin tespit edildiğini, müvekkillerin şirkette sahip oldukları payın toplamda %40 hisseye tekabül eden 17.600.000-TL tutarında ve 17.600 adet paydan ibaret olduğunu ancak hazirun cetvelinde müvekkillere ait pay tutarının her bir kişi için hatalı olarak 2.487.973,47-TL ve toplamda 9.951.893,88-TL olarak gösterildiğini, bu açıklamalar kapsamında yönetim kurulu üyelerinin şirketin içini boşaltarak ve şirketi zarara uğratarak telafisi güç ve imkansız zararlara sebep verebileceği, müvekkillerin zararına işlemler yapabileceğinin açık olduğunu ve şirketin yönetim yetkisinin kötü niyetli kullanıldığını ileri sürerek, şirketin feshi talepli açtıkları dava kapsamında yöneticilerin şirketteki temsil yetkisinin tedbiren kaldırılarak şirket yönetimine kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ARA KARAR
Mahkemece, şirket yöneticisinin temsil yetkisinin tedbiren tamamen kaldırılması halinde yönetimdeki sürekliliğin aksayacağından, yöneticinin temsil ve ilzam yetkisinin muhafaza edilmek suretiyle temsil-ilzam yetkisinin kullanılmasının mahkemece atanacak bir denetim ve onay kayyımının onayına bağlanmak suretiyle gerekli hukuki korumanın sağlanabileceği, atanan kayyımın denetim ve onay kayyımı olup şirketin mevcut yönetimi el çektirilmediğinden takdiren teminat alınmasına gerek görülmediği gerekçesiyle, TTK'nın 630/2, 636/4 638/2 ile HMK'nın 389 ve devamı maddeleri gereğince davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına, işbu dava ile sınırlı olarak şirketin temsil ve hukuki haklarının korunması bakımından kayyımın denetim ve onay kayyımı olarak atanmasına;
yönetim kurulunun, yönetim kurulu üyelerinin ve müdürlerin şirketle ilgili her türlü karar ve tasarruf işleminin (şirket malvarlığı üzerinde tasarruf etme, şirkete ait banka hesaplarından para çekme, kambiyo evrakı düzenleme ve şirket adına harcama yapma dahil her türlü işlemin) geçerliliğinin kayyımın onayına bağlanmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir kararına karşı istinaf yoluna başvuran davalı vekili, müvekkili şirketin zorunlu organlarının mevcut bulunduğundan onay ve denetim kayyımı atanamayacağını, kayyım atanma şartlarının bulunmadığını, şirketin iyi yönetilmediği iddiasının ancak sorumluluk davasının konusu olabileceğini, davacılar tarafından yaklaşık ispatın dahi yerine getirilmediğini, denetim ve onay kayyımının atanmasıyla aslında yönetim kayyımının atanmış olduğunu, zira şirket yöneticilerinin her hangi bir işlevi kalmadığını ve ayrıca kararın teminatsız olarak verilmesinin doğru olmadığını belirterek, mahkemenin 13/06/2023 tarihli müvekkili şirkete denetim kayyımı atanması kararının kaldırılmasına ancak bu talebin kabul edilmemesi halinde davacıların teminat ödemelerinine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Talep davacıların TTK'nın 531. maddesi gereğince açtığı, şirketin feshi davası kapsamında anonim şirkete denetim kayyımı atanmasına ilişkin ara karara yönelik itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılması istemine ilişkindir. Maddede ihtiyati tedbir için özel bir düzenleme öngörülmediğinden, talep HMK m.389 kapsamında değerlendirilmelidir.HMK'nın 389. maddesi gereğince, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yada ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir.Şirkete yönetim kayyımı atanmamıştır. Denetim kayyımının görevinin şirket yönetiminin faaliyetlerinin ana sözleşmeye ve ortaklar ile hak sahiplerinin hakkını korumaya dönük olup olmadığını denetleme bakımından bir kontrol mekanizması olduğu kabul edilmelidir.
Davacıların hukuki himaye talebinin karşılanabilmesi ve şirketin mal varlığının muhafazası ile yönetimin dava sürecinde mahkemenin belirlediği kayyım tarafından takibi anlamına gelebilecek denetim kayyımı atanmasının dosya içeriğine uygun kabul edilmelidir. Mahkemece fesih yerine, davacıların karar tarihindeki gerçek pay değerlerinin ödenip çıkarılmalarına da karar verebileceğinden, mahkemenin takdirinin bu yönde olması halinde şirketin karar tarihindeki aktif değerini kaybetmesinin önüne geçilebilmesi için mevcut delil durumuna ve taraflar arasında mevcut diğer uyuşmazlıklara göre takdiren teminatsız olarak şirketin faaliyetlerinin denetim kayyımının onayına tutulması HMK'nın 389 vd. maddelerine uygun bulunmuştur.
Öte yandan HMK'nın 396. maddesi kapsamında durum ve koşulların değişmesi halinde ihtiyati tedbirin kaldırılması yahut değiştirilmesi de her zaman istenebilir. Sonuç olarak ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya, dosya içeriğine uygun olup, şirket ve tarafların menfaatleri de gözetilerek, şirket malvarlığının korunması için bu tedbirin yeterli olacağı kayyım tayinine ilişkin ihtiyati tedbir kararının dosya kapsamı delillere uygun olduğu kanaatine varılmış, ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/11/2023
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/60427 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi