Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/12 E. 2020/3403 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 886↗ ttk 882↗ pervasızca davranış↗ taşıyıcının sınırlı sorumluluğu↗ teslim tutanağı↗ sınırlı sorumluluk↗ ara karar↗ cy/cy şerhi↗ taşıma sözleşmesi↗ taşıyıcı↗ kusur↗ hasar↗ eksik inceleme↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında davaya konu balların İzmir’e taşınması için taşıma sözleşmesi yapıldığı, davacının 1720 kg balı 86 adet kapaklı alüminyum tencere içerisinde çuvala sarılı halde davalıya teslim ettiği, davalı taşımacının uzun mesafe taşıma ara aktarmaları, elleçmeleri, istiflemeleri dikkate alarak eşyayı taşımaya uygun hale getirmesini davacıdan istemesi veya kendisi istiflemeye uygun hale getirmesi gerekmesine rağmen bu hususlara riayet etmeden taşıma yaptığı, özenli taşıma yükümlülüğünü yerine getirmediği, nakliye sonrasında davaya konu balların petekli bal özelliğini kaybettiği ve satış değerini yitirmiş olduğu, davalının zararın meydana gelmesindeki kusurunun 3/4 oranında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 64.800.- TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacının 86 adet tencere içindeki 1720 kg balı, çuvala sarılı şekilde 07/12/2014 tarihinde davalıya teslim ettiğini, taşıma sırasında oluşan hasar sonrası bal peteklerini kırılmış, akmış ve bal özelliğini kaybetmiş bir şekilde teslim aldığını iddia etmiş, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/17 D.İş sayılı dosyasından 24/04/2015 tarihinde yapılan tespitte 70 adet farklı boyutlardaki tencereler içinde bulunan balın hasarlanmış, satış değerini yitirmiş olduğu tespit edilmiş, hükme esas alınan 29/04/2016 tarihli bilirkişi raporunda da tespit raporunda yer alan adet üzerinden ve taraf kusur oranları dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Davalı vekilince rapora itiraz edilmiştir.
Mahkemece hasarın her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı TTK 886. madde koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun düzenlendiği TTK 882. madde uyarınca yapılması gerekir. TTK 882. madde kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru değildir.
Ayrıca, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06/12/2014 tarihli teslim tutanağında “14 adet hasarlı teslim” şerhini içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde hasarın varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan teslimden dört ay sonra yapılan tespit raporundaki verilerin esas alınarak tazminat hesabının yapılması da doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, davalı vekilinin somut itirazlarını da karşılayacak yeni bir bilirkişi raporu veya ek rapor alınarak oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile ve yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/6825 E. 2023/6563 K.
Ortak:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · teslim tutanağı · sınırlı sorumluluk · ara karar · cy/cy şerhi · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · hasar · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı TTK 886. madde koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği TTK 882. madde uyarınca yapılması gerekir.
Ayrıca, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06/12/2014 tarihli «teslim tutanağında» “14 adet hasarlı teslim” «şerhini» içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde «hasarın» varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında davaya konu balların İzmir’e taşınması için «taşıma sözleşmesi» yapıldığı, davacının 1720 kg balı 86 adet kapaklı alüminyum tencere içerisinde çuvala sarılı halde davalıya «teslim» ettiği, davalı taşımacının uzun mesafe taşıma «ara» aktarmaları, elleçmeleri, istiflemeleri dikkate alarak eşyayı taşımaya uygun hale getirmesini davacıdan istemesi veya kendisi istiflemeye uygun hale getirmesi gere …
Benzer bu karardaBozma Kararı Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06.12.2014 tarihli «teslim tutanağında» “14 adet hasarlı teslim” «şerhini» içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde hasarın varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan teslimden dört ay sonra yapılan tespit raporundaki verilerin esas alınarak tazminat hesabının yapılması da doğru olmadığı, bu durumda Mahkemece, davalı vekilinin somut itirazlarını da karşılayacak yeni bir bilirkişi raporu veya ek rapor alınarak oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile ve yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması yerinde görülmediği gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
… reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Kanun'un 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilir …
… ın kabulünde olduğunu, aksini iddia etmediğini, sorumluluk belgesinde davacının zararlardan sorumluluğu kabul ettiğini, bilirkişinin bozma gerekçesini anlamadığını, «teslim» ile tespit tarihleri arasında 16 ayın bulunduğunu, muhafaza koşulları tartışılmadan yapılan değerlendirmenin hatalı ve noksan incelemeye dayandığını, bozma ilamı ile 6102 sayılı Kanun’un 882 nci maddesi uyarınca «sınırlı sorumluluğun» kesinlik kazandığını, müvekkilinin gönderinin niteliğine uygunsuz ambalajlandığı yönündeki uyarısı ile sorumluluğunu yerine getirdiğini, 1.440 kg. üzerinde hesaplama yapılmasının da bozma ilamına aykırılık taşıdığını, tespit aşamasındaki fotoğraflardan anlaşılacağı üzere tencerelerde ezilme ve kırılma bulunmadığını, iki yıldan fazla davacı uhdesinde bulunan balların bu süreçte «hasar» görmesinin ve özelliğini kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili yönünden «müktesep hak» teşkil eden bozma gerekçeleri dikkate alındığında kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pervasızca hareket · sorumluluk sınırı · taşıtan · teamül · delil tespiti · müktesep hak · illiyet bağı · kazanılmış hak
Benzer bu kararda… ı belirtilen kararı ile davalının kasten veya pervasızca bir davranışta bulunması halinin ispatı açısından davalının aktif, icrai bir hareketi görülmemekle birlikte «pervasızca hareket» bağlamında değerlendirilebilecek surette ihmali davranışının bulunduğu, zira alelade tencereler içerisinde ve tenceleri koli, kasa-sandık vb. muhafaza edici eşya içinde değil yine alelade çuvallara doldurulmuş şekilde davalı tarafından kabul edildiği, halin icabı ve genel «teamüller», ticari standartlar bağlamında yetersiz ambalajlamanın her halükarda «taşıtan» taraf için sınırsız ve istisnasız bir mükellefiyet getirmediği, ek raporda da «delil tespiti» sonrası düzenlenen rapora atfen “bal peteklerinin kırılmış, bozulmuş, birbiri içine geçip bütünlüğü bozulmuş” olmasına dair tespitten hareketle bu halin malın evsafı ve kalitesine yönelik olması itibari ile malın tüketim ve satım kabiliyetine tesir eder vasıfta olduğundan, ayrıca muhafaza yükümlülüğün bulunmadığı, bu durumun muhafaza süresi ve bu esnada davacının muhafaza yükümlülüğünden değil 135 gün geçse de uygun olmayan taşıma koşullarından kaynaklandığı, «illiyet bağının» kusurlu taşımadan ileri geldiği, zira tencere ve kapakların da vuruk ve eziklerin, darbe ve isabetlerin bulunduğunun belirtildiği, davalı taşımacının uzun mesafe taşıma «ara» aktarmaları, elleçmeleri, istiflemeleri dikkate alarak eşyayı taşımaya uygun hale getirmesini davacıdan istemesi veya kendisi istiflemeye uygun hale getirmesi gerekmesine rağmen bu hususlara riayet etmeden taşıma yaptığı, özenli taşıma yükümlülüğünü yerine getirmediği, nakliye sonrasında davaya konu balların petekli bal özelliğini kaybettiği ve satış değerini yitirdiği, davalının zararın meydana gelmesindeki kusurunun 3/4 oranında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, evvelki kararın sadece davalı tarafça temyizi sebepli usuli «müktesep hak» ilkesi mucibince 64.800,00 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmakla davalı yararına oluşan yöntemsel «kazanılmış hak» uyarınca 6102 sayılı Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında davalının «sorumluluk sınırlarına» göre bir inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bozmaya aykırı olarak davalının tazmin yükümünün 6102 sayılı Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında kalmadığı, ihmali davranışla 886 ncı maddesi kapsamına girdiği kabul edilip «sınırlı sorumluluk» hükümlerinin uygulanmaması yerinde olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
… ın kabulünde olduğunu, aksini iddia etmediğini, sorumluluk belgesinde davacının zararlardan sorumluluğu kabul ettiğini, bilirkişinin bozma gerekçesini anlamadığını, «teslim» ile tespit tarihleri arasında 16 ayın bulunduğunu, muhafaza koşulları tartışılmadan yapılan değerlendirmenin hatalı ve noksan incelemeye dayandığını, bozma ilamı ile 6102 sayılı Kanun’un 882 nci maddesi uyarınca «sınırlı sorumluluğun» kesinlik kazandığını, müvekkilinin gönderinin niteliğine uygunsuz ambalajlandığı yönündeki uyarısı ile sorumluluğunu yerine getirdiğini, 1.440 kg. üzerinde hesaplama yapılmasının da bozma ilamına aykırılık taşıdığını, tespit aşamasındaki fotoğraflardan anlaşılacağı üzere tencerelerde ezilme ve kırılma bulunmadığını, iki yıldan fazla davacı uhdesinde bulunan balların bu süreçte «hasar» görmesinin ve özelliğini kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili yönünden «müktesep hak» teşkil eden bozma gerekçeleri dikkate alındığında kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14188 E. 2018/5106 K.
Ortak:ara karar · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · hasar · teslim · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında davaya konu balların İzmir’e taşınması için «taşıma sözleşmesi» yapıldığı, davacının 1720 kg balı 86 adet kapaklı alüminyum tencere içerisinde çuvala sarılı halde davalıya «teslim» ettiği, davalı taşımacının uzun mesafe taşıma «ara» aktarmaları, elleçmeleri, istiflemeleri dikkate alarak eşyayı taşımaya uygun hale getirmesini davacıdan istemesi veya kendisi istiflemeye uygun hale getirmesi gere …
Davacının 86 adet tencere içindeki 1720 kg balı, çuvala sarılı şekilde 07/12/2014 tarihinde davalıya «teslim» ettiğini, taşıma sırasında oluşan «hasar» sonrası bal peteklerini kırılmış, akmış ve bal özelliğini kaybetmiş bir şekilde teslim aldığını iddia etmiş, İzmir 3.
Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı TTK 886. madde koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği TTK 882. madde uyarınca yapılması gerekir.
Benzer bu karardaDavacı, davalı tarafından taşınan bal emtiasının «hasar» gördüğünü, malları müşterilerine «teslim» edemediğini, bu ballardan elde etmeyi umduğu gelirden «mahrum» kaldığını ileri sürerek tazmin talebinde bulunmuş olup dava «taşıma sözleşmesine» dayalıdır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «taşıyıcının» uzun mesafe taşıma, «ara» aktarmaları, elleçlemeleri, istiflemeleri, dikkate alarak eşyayı taşımaya uygun hale getirmesini davacıdan istemesi, istiflemeye uygun hale getirmeden bu taşımayı …
1-) Dava, «taşıma sözleşmesi» nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüketici sıfatı · çekişmesiz yargı · ticari dava niteliği · kâr mahrumiyeti · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar ile «ticari nitelikteki» «çekişmesiz yargı» işleri dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür.
Davacının mesleki amaçla hareket etmesi nedeniyle «tüketici sıfatı» taşımayacağı da gözetildiğinde tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğundan söz edilemeyecektir.
6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi gereğince de mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, «kamu düzenine» ilişkin olup aynı zamanda HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır.
Davacı, davalı tarafından taşınan bal emtiasının «hasar» gördüğünü, malları müşterilerine «teslim» edemediğini, bu ballardan elde etmeyi umduğu gelirden «mahrum» kaldığını ileri sürerek tazmin talebinde bulunmuş olup dava «taşıma sözleşmesine» dayalıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/429 E. 2024/4024 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet indirimi · müstahsil makbuzu · kişilik haklarına saldırı · belirsiz alacak davası · faiz başlangıç tarihi · yoksun kalınan kâr · sahtelik · ticari itibar
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının internet sitesindeki yazıdan sonra müvekkilinin sattığı malların «sahteliğine» dair bir algı oluşup satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, müvekkilinin «haksız rekabet» nedeniyle uğradığı zararın tam olarak belirlenmesi, eğer bu hususun belirlenmesi mümkün değilse dosyanın yeniden «bilirkişi incelemesine» gönderilerek maddi zararın hükme elverişli olarak net bir biçimde tespiti gerektiğini, tazminat miktarının yetersiz incelemeyle eksik ve hatalı belirlendiğini, Mahkemece mevcut ve gelecekteki zarar ayrımı yapılmadan sadece takdir «yetkisinin» kullanılmasıyla tazminat belirlenemeyeceğini, Mahkemenin tazminatı hangi nedene dayalı olarak belirlediğine ilişkin herhangi bir gerekçe göstermediğini, somut olayda maddi zararın ancak bilirkişi marifetiyle belirlenebileceğini, bilirkişi raporunu Mahkeme yeterli gördüğünden değer arttırımın bilirkişi raporunda belirlenen değere göre yapıldığını, Mahkemenin kendi kanaatine göre herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın «maddi tazminat» belirleyemeyeceğini, müvekkilinin zararının bilirkişi raporunda belirlenenden çok daha fazla olduğunu, başka bir sebeple zarar ettiğine dair verinin bulunmadığını, bu sebeple tazminattan indirim yapılamayacağını, dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmında müvekkilinin yıllara göre satışlarının incelenerek uğradığı maddi zararların tazminini talep ettiklerinin anlaşıldığını, bu sebeple sadece 2016-2017 yılları arasında oluşan zararın hesaplanmasının müvekkilinin zararlarını kapsamadığını, haksız rekabet teşkil eden eylemin dava tarihinden sonra dahi devam etmesi sebebiyle «hakkaniyet» gereği tüm zararların tespit edilerek tazmini gerektiğini, haksız rekabet davalarında «gerçekleşmiş zararlar» ile «yoksun kalınan» kâr, yani gelecekteki zararın da talep edilebileceğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin gerekçeli kararında «yargılama giderleri», «harç» ve «vekalet ücretin» hatalı hesaplandığını, faiz miktarı, «faiz başlangıç tarihi» ve faizin karar tarihine kadar işletilmesi hususunun da usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, faizin haksız fiilden başlatılması gerektiğini ileri sürerek kararın b …
… ından toplumda müvekkilinin sattığı balın sahte olduğu yönünde bir algı oluştuğunu, bu nedenle müvekkilinin satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, davalının eyleminin «haksız rekabete» sebebiyet verdiğini, aynı zamanda müvekkilinin «kişilik haklarına saldırı» teşkil ettiğini ileri sürerek «belirsiz alacak davası» niteliğinde şimdilik 5.000,00 TL «maddi tazminat» ile 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat miktarının eksik ve hatalı belirlendiğini, yapılan «hakkaniyet indiriminin» hukuka aykırılık taşıdığı, «haksız eylemin» dava tarihinden sonra dahi devam ettiğini, müvekkilinin «haksız rekabet» nedeniyle uğradığı zararın tüm dönemleri kapsayacak şekilde tam olarak belirlemesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, zararın bilirkişinin belirlediğinden çok daha fazla olduğunu, «yargılama giderleri», «harç» ve «vekalet ücretinin», faiz miktarının, «faiz başlangıç tarihinin» hatalı belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının sadece “Balbudak” markası olduğu halde bu ibareyi küçük, “Anzer” ibaresini büyük yazmak suretiyle marka «hakkını kötüye kullandığını», anzer balının satış «yetkisinin» kooperatife ait olduğunu, anzer balının floraya uygunluğunun Hacettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü tarafından tahlil edildiğini, davacının sattığı ürünlerin anzer balı florasına uygunluğunu ispatlayamadığını, buna ilişkin tahlil sunmadığını, piyasa fiyatı üzerinden fiyatlandırma ile haksız kazanç sağladığını, asıl «haksız rekabetin» davacı tarafından gerçekleştirildiğini, davacının üreticiden satın alımına ilişkin «müstahsil makbuzu» sunması gerektiğini, müvekkilinin internet sitesinde kamu adına uyarı görevi yaptığını, balların «sahteliğine» dair bir söylemde bulunmadığını, «haksız eylem» gerçekleştirmediğini, müvekkilinin 2009 yılında coğrafi işaret için başvurduğunu, internet sitesindeki yazının sadece 15 gün kaldığını, iki yıllık zarar hesabının …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/12 E. , 2020/3403 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27/05/2019 tarih ve 2019/272-2019/312 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 86 tencere 1720 kg. Balın, Hizan'dan İzmir'e taşınması için davalı şirkete sağlam teslim edildiğini, varış yerinde tencerelerin ezilmiş, bal petekleri kırılmış, birbirine karışmış, akmış ve özelliğini kaybetmiş bir şekilde bulunduğunu, istiflemenin yanlış yapıldığını, aktarma istasyonlarında gerekli özenin gösterilmediğini, balların kilogramını 60 TL'den satın aldığını, İzmir'de ise kilogramının 175-200 TL karşılığında satıldığını, diğer zararlarının yanında kilogram başına 20 TL kâr mahrumiyetinin bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 142.170.- TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, gönderici tarafından taşıyıcının hasarlardan sorumlu olmadığına dair imzalanan belge uyarınca davalıya sorumluluk yüklenemeyeceğini, ambalajlamanın yetersiz olduğunu, teslim tutanağında sadece 14 adet tencerenin hasarlı olduğunun belirtildiğini, tüm emtianın hasarlı olduğu iddiasını kabul etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında davaya konu balların İzmir’e taşınması için taşıma sözleşmesi yapıldığı, davacının 1720 kg balı 86 adet kapaklı alüminyum tencere içerisinde çuvala sarılı halde davalıya teslim ettiği, davalı taşımacının uzun mesafe taşıma ara aktarmaları, elleçmeleri, istiflemeleri dikkate alarak eşyayı taşımaya uygun hale getirmesini davacıdan istemesi veya kendisi istiflemeye uygun hale getirmesi gerekmesine rağmen bu hususlara riayet etmeden taşıma yaptığı, özenli taşıma yükümlülüğünü yerine getirmediği, nakliye sonrasında davaya konu balların petekli bal özelliğini kaybettiği ve satış değerini yitirmiş olduğu, davalının zararın meydana gelmesindeki kusurunun 3/4 oranında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 64.800.- TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacının 86 adet tencere içindeki 1720 kg balı, çuvala sarılı şekilde 07/12/2014 tarihinde davalıya teslim ettiğini, taşıma sırasında oluşan hasar sonrası bal peteklerini kırılmış, akmış ve bal özelliğini kaybetmiş bir şekilde teslim aldığını iddia etmiş, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/17 D.İş sayılı dosyasından 24/04/2015 tarihinde yapılan tespitte 70 adet farklı boyutlardaki tencereler içinde bulunan balın hasarlanmış, satış değerini yitirmiş olduğu tespit edilmiş, hükme esas alınan 29/04/2016 tarihli bilirkişi raporunda da tespit raporunda yer alan adet üzerinden ve taraf kusur oranları dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır. Davalı vekilince rapora itiraz edilmiştir.
Mahkemece hasarın her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı TTK 886. madde koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun düzenlendiği TTK 882. madde uyarınca yapılması gerekir. TTK 882. madde kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru değildir.
Ayrıca, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06/12/2014 tarihli teslim tutanağında “14 adet hasarlı teslim” şerhini içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde hasarın varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan teslimden dört ay sonra yapılan tespit raporundaki verilerin esas alınarak tazminat hesabının yapılması da doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, davalı vekilinin somut itirazlarını da karşılayacak yeni bir bilirkişi raporu veya ek rapor alınarak oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile ve yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 01/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/596289900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz