Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/6825 E. 2023/6563 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pervasızca hareket↗ pervasızca davranış↗ ambalaj yetersizliği↗ taşıyıcının sınırlı sorumluluğu↗ sorumluluk sınırı↗ teslim tutanağı↗ taşıtan↗ sınırlı sorumluluk↗ teamül↗ delil tespiti↗ müktesep hak↗ illiyet bağı↗ kâr mahrumiyeti↗ ara karar↗ cy/cy şerhi↗ taşıma sözleşmesi↗ kazanılmış hak↗ taşıyıcı↗ dava sebebi↗ hasar↗ eksik inceleme↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 27.05.2019 tarih, 2019/272 E. ve 2019/312 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 64.800,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece hasarın her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06.12.2014 tarihli teslim tutanağında “14 adet hasarlı teslim” şerhini içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde hasarın varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan teslimden dört ay sonra yapılan tespit raporundaki verilerin esas alınarak tazminat hesabının yapılması da doğru olmadığı, bu durumda Mahkemece, davalı vekilinin somut itirazlarını da karşılayacak yeni bir bilirkişi raporu veya ek rapor alınarak oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile ve yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması yerinde görülmediği gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kasten veya pervasızca bir davranışta bulunması halinin ispatı açısından davalının aktif, icrai bir hareketi görülmemekle birlikte pervasızca hareket bağlamında değerlendirilebilecek surette ihmali davranışının bulunduğu, zira alelade tencereler içerisinde ve tenceleri koli, kasa-sandık vb. muhafaza edici eşya içinde değil yine alelade çuvallara doldurulmuş şekilde davalı tarafından kabul edildiği, halin icabı ve genel teamüller, ticari standartlar bağlamında yetersiz ambalajlamanın her halükarda taşıtan taraf için sınırsız ve istisnasız bir mükellefiyet getirmediği, ek raporda da delil tespiti sonrası düzenlenen rapora atfen “bal peteklerinin kırılmış, bozulmuş, birbiri içine geçip bütünlüğü bozulmuş” olmasına dair tespitten hareketle bu halin malın evsafı ve kalitesine yönelik olması itibari ile malın tüketim ve satım kabiliyetine tesir eder vasıfta olduğundan, ayrıca muhafaza yükümlülüğün bulunmadığı, bu durumun muhafaza süresi ve bu esnada davacının muhafaza yükümlülüğünden değil 135 gün geçse de uygun olmayan taşıma koşullarından kaynaklandığı, illiyet bağının kusurlu taşımadan ileri geldiği, zira tencere ve kapakların da vuruk ve eziklerin, darbe ve isabetlerin bulunduğunun belirtildiği, davalı taşımacının uzun mesafe taşıma ara aktarmaları, elleçmeleri, istiflemeleri dikkate alarak eşyayı taşımaya uygun hale getirmesini davacıdan istemesi veya kendisi istiflemeye uygun hale getirmesi gerekmesine rağmen bu hususlara riayet etmeden taşıma yaptığı, özenli taşıma yükümlülüğünü yerine getirmediği, nakliye sonrasında davaya konu balların petekli bal özelliğini kaybettiği ve satış değerini yitirdiği, davalının zararın meydana gelmesindeki kusurunun 3/4 oranında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, evvelki kararın sadece davalı tarafça temyizi sebepli usuli müktesep hak ilkesi mucibince 64.800,00 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 14 adet kabın hasarlandığının bozma ilamı ile kesinleştiğini, bilirkişi raporundaki 70 kabın hasarlandığına yönelik değerlendirmesinin bozma gerekçesine aykırılık taşıdığını, tutanak içeriğinin davacının kabulünde olduğunu, aksini iddia etmediğini, sorumluluk belgesinde davacının zararlardan sorumluluğu kabul ettiğini, bilirkişinin bozma gerekçesini anlamadığını, teslim ile tespit tarihleri arasında 16 ayın bulunduğunu, muhafaza koşulları tartışılmadan yapılan değerlendirmenin hatalı ve noksan incelemeye dayandığını, bozma ilamı ile 6102 sayılı Kanun’un 882 nci maddesi uyarınca sınırlı sorumluluğun kesinlik kazandığını, müvekkilinin gönderinin niteliğine uygunsuz ambalajlandığı yönündeki uyarısı ile sorumluluğunu yerine getirdiğini, 1.440 kg. üzerinde hesaplama yapılmasının da bozma ilamına aykırılık taşıdığını, tespit aşamasındaki fotoğraflardan anlaşılacağı üzere tencerelerde ezilme ve kırılma bulunmadığını, iki yıldan fazla davacı uhdesinde bulunan balların bu süreçte hasar görmesinin ve özelliğini kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili yönünden müktesep hak teşkil eden bozma gerekçeleri dikkate alındığında kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 882 ve 886 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
Mahkemenin 27.05.2019 tarih, 2019/272 E. ve 2019/312 K. sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne, 64.800,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece hasarın her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Kanun'un 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı belirtilmek suretiyle Mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmakla davalı yararına oluşan yöntemsel kazanılmış hak uyarınca 6102 sayılı Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında davalının sorumluluk sınırlarına göre bir inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bozmaya aykırı olarak davalının tazmin yükümünün 6102 sayılı Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında kalmadığı, ihmali davranışla 886 ncı maddesi kapsamına girdiği kabul edilip sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmaması yerinde olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/12 E. 2020/3403 K.
Ortak:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · teslim tutanağı · sınırlı sorumluluk · ara karar · cy/cy şerhi · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · hasar · Tazminat
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06.12.2014 tarihli «teslim tutanağında» “14 adet hasarlı teslim” «şerhini» içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde hasarın varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan teslimden dört ay sonra yapılan tespit raporundaki verilerin esas alınarak tazminat hesabının yapılması da doğru olmadığı, bu durumda Mahkemece, davalı vekilinin somut itirazlarını da karşılayacak yeni bir bilirkişi raporu veya ek rapor alınarak oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile ve yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması yerinde görülmediği gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
… reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Kanun'un 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilir …
… ın kabulünde olduğunu, aksini iddia etmediğini, sorumluluk belgesinde davacının zararlardan sorumluluğu kabul ettiğini, bilirkişinin bozma gerekçesini anlamadığını, «teslim» ile tespit tarihleri arasında 16 ayın bulunduğunu, muhafaza koşulları tartışılmadan yapılan değerlendirmenin hatalı ve noksan incelemeye dayandığını, bozma ilamı ile 6102 sayılı Kanun’un 882 nci maddesi uyarınca «sınırlı sorumluluğun» kesinlik kazandığını, müvekkilinin gönderinin niteliğine uygunsuz ambalajlandığı yönündeki uyarısı ile sorumluluğunu yerine getirdiğini, 1.440 kg. üzerinde hesaplama yapılmasının da bozma ilamına aykırılık taşıdığını, tespit aşamasındaki fotoğraflardan anlaşılacağı üzere tencerelerde ezilme ve kırılma bulunmadığını, iki yıldan fazla davacı uhdesinde bulunan balların bu süreçte «hasar» görmesinin ve özelliğini kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili yönünden «müktesep hak» teşkil eden bozma gerekçeleri dikkate alındığında kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı TTK 886. madde koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği TTK 882. madde uyarınca yapılması gerekir.
Ayrıca, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06/12/2014 tarihli «teslim tutanağında» “14 adet hasarlı teslim” «şerhini» içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde «hasarın» varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında davaya konu balların İzmir’e taşınması için «taşıma sözleşmesi» yapıldığı, davacının 1720 kg balı 86 adet kapaklı alüminyum tencere içerisinde çuvala sarılı halde davalıya «teslim» ettiği, davalı taşımacının uzun mesafe taşıma «ara» aktarmaları, elleçmeleri, istiflemeleri dikkate alarak eşyayı taşımaya uygun hale getirmesini davacıdan istemesi veya kendisi istiflemeye uygun hale getirmesi gere …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi 2015/17 D.İş sayılı dosyasından 24/04/2015 tarihinde yapılan tespitte 70 adet farklı boyutlardaki tencereler içinde bulunan balın hasarlanmış, satış değerini yitirmiş olduğu tespit edilmiş, hükme esas alınan 29/04/2016 tarihli bilirkişi raporunda da tespit raporunda yer alan adet üzerinden ve taraf «kusur» oranları dikkate alınarak hesaplama yapılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14188 E. 2018/5106 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · ara karar · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · hasar · teslim · Tazminat
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06.12.2014 tarihli «teslim tutanağında» “14 adet hasarlı teslim” «şerhini» içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde hasarın varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan teslimden dört ay sonra yapılan tespit raporundaki verilerin esas alınarak tazminat hesabının yapılması da doğru olmadığı, bu durumda Mahkemece, davalı vekilinin somut itirazlarını da karşılayacak yeni bir bilirkişi raporu veya ek rapor alınarak oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile ve yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması yerinde görülmediği gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
… ın kabulünde olduğunu, aksini iddia etmediğini, sorumluluk belgesinde davacının zararlardan sorumluluğu kabul ettiğini, bilirkişinin bozma gerekçesini anlamadığını, «teslim» ile tespit tarihleri arasında 16 ayın bulunduğunu, muhafaza koşulları tartışılmadan yapılan değerlendirmenin hatalı ve noksan incelemeye dayandığını, bozma ilamı ile 6102 sayılı Kanun’un 882 nci maddesi uyarınca «sınırlı sorumluluğun» kesinlik kazandığını, müvekkilinin gönderinin niteliğine uygunsuz ambalajlandığı yönündeki uyarısı ile sorumluluğunu yerine getirdiğini, 1.440 kg. üzerinde hesaplama yapılmasının da bozma ilamına aykırılık taşıdığını, tespit aşamasındaki fotoğraflardan anlaşılacağı üzere tencerelerde ezilme ve kırılma bulunmadığını, iki yıldan fazla davacı uhdesinde bulunan balların bu süreçte «hasar» görmesinin ve özelliğini kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili yönünden «müktesep hak» teşkil eden bozma gerekçeleri dikkate alındığında kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Kanun'un 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilir …
Benzer bu karardaDavacı, davalı tarafından taşınan bal emtiasının «hasar» gördüğünü, malları müşterilerine «teslim» edemediğini, bu ballardan elde etmeyi umduğu gelirden «mahrum» kaldığını ileri sürerek tazmin talebinde bulunmuş olup dava «taşıma sözleşmesine» dayalıdır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «taşıyıcının» uzun mesafe taşıma, «ara» aktarmaları, elleçlemeleri, istiflemeleri, dikkate alarak eşyayı taşımaya uygun hale getirmesini davacıdan istemesi, istiflemeye uygun hale getirmeden bu taşımayı …
1-) Dava, «taşıma sözleşmesi» nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tüketici sıfatı · çekişmesiz yargı · ticari dava niteliği · kamu düzeni · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu karardaDava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar ile «ticari nitelikteki» «çekişmesiz yargı» işleri dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür.
Davacının mesleki amaçla hareket etmesi nedeniyle «tüketici sıfatı» taşımayacağı da gözetildiğinde tüketici mahkemelerinin «görevli» olduğundan söz edilemeyecektir.
6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi gereğince de mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, «kamu düzenine» ilişkin olup aynı zamanda HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır.
Bu durumda mahkemece «görevsizlik» kararı verilerek dosyanın ticaret mahkemesine gönderilmesine hükmetmek gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5930 E. 2018/133 K.
Ortak:sorumluluk sınırı · sınırlı sorumluluk · taşıyıcı · hasar · eksik inceleme · teslim
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06.12.2014 tarihli «teslim tutanağında» “14 adet hasarlı teslim” «şerhini» içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde hasarın varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan teslimden dört ay sonra yapılan tespit raporundaki verilerin esas alınarak tazminat hesabının yapılması da doğru olmadığı, bu durumda Mahkemece, davalı vekilinin somut itirazlarını da karşılayacak yeni bir bilirkişi raporu veya ek rapor alınarak oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile ve yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması yerinde görülmediği gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
… ın kabulünde olduğunu, aksini iddia etmediğini, sorumluluk belgesinde davacının zararlardan sorumluluğu kabul ettiğini, bilirkişinin bozma gerekçesini anlamadığını, «teslim» ile tespit tarihleri arasında 16 ayın bulunduğunu, muhafaza koşulları tartışılmadan yapılan değerlendirmenin hatalı ve noksan incelemeye dayandığını, bozma ilamı ile 6102 sayılı Kanun’un 882 nci maddesi uyarınca «sınırlı sorumluluğun» kesinlik kazandığını, müvekkilinin gönderinin niteliğine uygunsuz ambalajlandığı yönündeki uyarısı ile sorumluluğunu yerine getirdiğini, 1.440 kg. üzerinde hesaplama yapılmasının da bozma ilamına aykırılık taşıdığını, tespit aşamasındaki fotoğraflardan anlaşılacağı üzere tencerelerde ezilme ve kırılma bulunmadığını, iki yıldan fazla davacı uhdesinde bulunan balların bu süreçte «hasar» görmesinin ve özelliğini kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili yönünden «müktesep hak» teşkil eden bozma gerekçeleri dikkate alındığında kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Kanun'un 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilir …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece 6102 sayılı ...'nin 886. maddesi uyarınca davalının «sorumluluk sınırlamalarından» yararlanıp yararlanamayacağı, davalının «sınırlı sorumluluğa» tabi olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın ...'nin 880. maddesine göre eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, ...'nin 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» üst «sorumluluk sınırı» tespit edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Gönderinin münferit parçalarının «zıyaı» veya «hasarı» hâlinde «taşıyıcının sorumluluğu»; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.
Genel kural, «taşıyıcının» «zıya» ve hasardan «sınırlı sorumluluğunun» olduğu şeklinde ise de 6102 sayılı ...'nin 886. maddesinde de «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teslimde gecikme · zıya · sorumluluk sınırlaması · taşıyıcının sorumluluğu · zayi · fatura · avans faizi
Benzer bu kararda… rkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının davacıyla arasındaki taşıma ilişkisini inkar etmediği, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi neticesinde kargonun «zayi» olduğu, davacıdan «teslim» aldığı 2 adet koliyi alıcısına teslim ettiğini veya davacının iddia ettiği kargo içeriğinin aksini de ispat edemediği, zayi olan emtianın değeri için davacı tarafından sunulan «fatura» bedelinin esas alınacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 23.914,35 TL’nin 25/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» hesabının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Genel kural, «taşıyıcının» «zıya» ve hasardan «sınırlı sorumluluğunun» olduğu şeklinde ise de 6102 sayılı ...'nin 886. maddesinde de «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir.
2-Dava, taşıma esnasında gerçekleşen «zıya» nedeniyle tazminat istemine ilişkindir Mahkemece, davalı tarafından taşıma ilişkisinin inkar edilmediği, taşınan 2 adet kolinin davalı «taşıyıcının» uhdesinde iken «zayi» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gönderinin münferit parçalarının «zıyaı» veya «hasarı» hâlinde «taşıyıcının sorumluluğu»; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14576 E. 2018/5599 K.
Ortak:sorumluluk sınırı · sınırlı sorumluluk · taşıyıcı · hasar · eksik inceleme · teslim
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06.12.2014 tarihli «teslim tutanağında» “14 adet hasarlı teslim” «şerhini» içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde hasarın varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan teslimden dört ay sonra yapılan tespit raporundaki verilerin esas alınarak tazminat hesabının yapılması da doğru olmadığı, bu durumda Mahkemece, davalı vekilinin somut itirazlarını da karşılayacak yeni bir bilirkişi raporu veya ek rapor alınarak oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile ve yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması yerinde görülmediği gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
… ın kabulünde olduğunu, aksini iddia etmediğini, sorumluluk belgesinde davacının zararlardan sorumluluğu kabul ettiğini, bilirkişinin bozma gerekçesini anlamadığını, «teslim» ile tespit tarihleri arasında 16 ayın bulunduğunu, muhafaza koşulları tartışılmadan yapılan değerlendirmenin hatalı ve noksan incelemeye dayandığını, bozma ilamı ile 6102 sayılı Kanun’un 882 nci maddesi uyarınca «sınırlı sorumluluğun» kesinlik kazandığını, müvekkilinin gönderinin niteliğine uygunsuz ambalajlandığı yönündeki uyarısı ile sorumluluğunu yerine getirdiğini, 1.440 kg. üzerinde hesaplama yapılmasının da bozma ilamına aykırılık taşıdığını, tespit aşamasındaki fotoğraflardan anlaşılacağı üzere tencerelerde ezilme ve kırılma bulunmadığını, iki yıldan fazla davacı uhdesinde bulunan balların bu süreçte «hasar» görmesinin ve özelliğini kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili yönünden «müktesep hak» teşkil eden bozma gerekçeleri dikkate alındığında kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Kanun'un 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilir …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece 6102 sayılı ...'nin 886. maddesi uyarınca davalının «sorumluluk sınırlamalarından» yararlanıp yararlanamayacağı, davalının «sınırlı sorumluluğu» olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın ağırlığının tespiti ile, gerektiğinde uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, ...'nın 880. maddesine göre taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, ...'nın 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» üst «sorumluluk sınırı» tespit edilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Dava konusu olayda alacağın tam olarak belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden likit olmayan alacaktan dolayı «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Ancak, 6102 sayılı ...'nin 880. maddesinde, tazminatın eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerektiği, 882. maddesinde tam veya kısmi «hasar» durumunda ödenecek tazminatın gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğu, 886. maddesinde de «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir.
… savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın oluşumunda davalının asli derecede %100 oranında kusurlu bulunduğu, sigortalı emtianın taşınmak üzere «teslim» alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın hasarından «taşıyıcının sorumlu» olduğu, davaya konu emtiada onarım maliyetinin 76.834.56 TL olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ve takibin devamına, davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk sınırlaması · taşıyıcının sorumluluğu · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu kararda… savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kazanın oluşumunda davalının asli derecede %100 oranında kusurlu bulunduğu, sigortalı emtianın taşınmak üzere «teslim» alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın hasarından «taşıyıcının sorumlu» olduğu, davaya konu emtiada onarım maliyetinin 76.834.56 TL olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, itirazın iptali ve takibin devamına, davalı aleyhine «icra inkar tazminatına» karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece 6102 sayılı ...'nin 886. maddesi uyarınca davalının «sorumluluk sınırlamalarından» yararlanıp yararlanamayacağı, davalının «sınırlı sorumluluğu» olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın ağırlığının tespiti ile, gerektiğinde uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, ...'nın 880. maddesine göre taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, ...'nın 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» üst «sorumluluk sınırı» tespit edilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. ...- Dava konusu olayda alacağın tam olarak belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden likit olmayan alacaktan dolayı «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Ancak, 6102 sayılı ...'nin 880. maddesinde, tazminatın eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerektiği, 882. maddesinde tam veya kısmi «hasar» durumunda ödenecek tazminatın gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğu, 886. maddesinde de «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15066 E. 2018/1199 K.
Ortak:sorumluluk sınırı · sınırlı sorumluluk · taşıyıcı · hasar · eksik inceleme · teslim
İncelediğiniz karardaBozma Kararı Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06.12.2014 tarihli «teslim tutanağında» “14 adet hasarlı teslim” «şerhini» içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde hasarın varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan teslimden dört ay sonra yapılan tespit raporundaki verilerin esas alınarak tazminat hesabının yapılması da doğru olmadığı, bu durumda Mahkemece, davalı vekilinin somut itirazlarını da karşılayacak yeni bir bilirkişi raporu veya ek rapor alınarak oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ve araştırma ile ve yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması yerinde görülmediği gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
… ın kabulünde olduğunu, aksini iddia etmediğini, sorumluluk belgesinde davacının zararlardan sorumluluğu kabul ettiğini, bilirkişinin bozma gerekçesini anlamadığını, «teslim» ile tespit tarihleri arasında 16 ayın bulunduğunu, muhafaza koşulları tartışılmadan yapılan değerlendirmenin hatalı ve noksan incelemeye dayandığını, bozma ilamı ile 6102 sayılı Kanun’un 882 nci maddesi uyarınca «sınırlı sorumluluğun» kesinlik kazandığını, müvekkilinin gönderinin niteliğine uygunsuz ambalajlandığı yönündeki uyarısı ile sorumluluğunu yerine getirdiğini, 1.440 kg. üzerinde hesaplama yapılmasının da bozma ilamına aykırılık taşıdığını, tespit aşamasındaki fotoğraflardan anlaşılacağı üzere tencerelerde ezilme ve kırılma bulunmadığını, iki yıldan fazla davacı uhdesinde bulunan balların bu süreçte «hasar» görmesinin ve özelliğini kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili yönünden «müktesep hak» teşkil eden bozma gerekçeleri dikkate alındığında kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Kanun'un 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilir …
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece 6102 sayılı TTK'nin 886. maddesi uyarınca davalının «sorumluluk sınırlamalarından» yararlanıp yararlanamayacağı, davalının «sınırlı sorumluluğa» tabi olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın ağırlığının tespiti için taraf delillerinin «ibrazı» sağlanarak, gerektiğinde uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, TTK'nin 880. maddesine göre taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, TTK'nin 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» üst «sorumluluk sınırı» tespit edilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulmasını gerekmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK'nin 880. maddesinde, tazminatın eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerektiği, 882. maddesinde «tam ziya» (tam kayıp) durumunda ödenecek tazminatın gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğu, 886. maddesinde de «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlendiği anlaşılmaktadır. -/- Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, «hasara» uğrayan emtianın «poliçe limitini» aşmamak kaydıyla «fatura» bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, TTK'nin yukarıda belirtilen hükümlerine ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; sigortalı olan emtiaların nakliyat sırasında davalılardan araç sürücüsü ...'ın tam «kusuru» ile tamamen hasarlandığı, dava konusu emtianın davacı şirketçe sigortalandığı, «hasarın» «teminat kapsamında» olduğu, davacı şirketin «sigorta teminatı» olan 16.616,81 TL'sini sigortalısına ödediği, TTK'nin 1472. maddesi uyarınca 16.616,81 TL'nin ödeme tarihi olan 01.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tam ziya · sorumluluk sınırlaması · poliçe limiti · sigorta teminatı · taşıyıcının sorumluluğu · rücuen tahsil · ziya · teminat kapsamı
Benzer bu karardaAncak, 6102 sayılı TTK'nin 880. maddesinde, tazminatın eşyanın taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerektiği, 882. maddesinde «tam ziya» (tam kayıp) durumunda ödenecek tazminatın gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğu, 886. maddesinde de «taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından» yararlanamayacağı haller düzenlendiği anlaşılmaktadır. -/- Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, «hasara» uğrayan emtianın «poliçe limitini» aşmamak kaydıyla «fatura» bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, TTK'nin yukarıda belirtilen hükümlerine ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; sigortalı olan emtiaların nakliyat sırasında davalılardan araç sürücüsü ...'ın tam «kusuru» ile tamamen hasarlandığı, dava konusu emtianın davacı şirketçe sigortalandığı, «hasarın» «teminat kapsamında» olduğu, davacı şirketin «sigorta teminatı» olan 16.616,81 TL'sini sigortalısına ödediği, TTK'nin 1472. maddesi uyarınca 16.616,81 TL'nin ödeme tarihi olan 01.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2- Dava, yurtiçi kara taşımacılığından kaynaklanan «hasar» bedelinin «rücuen tahsili» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece 6102 sayılı TTK'nin 886. maddesi uyarınca davalının «sorumluluk sınırlamalarından» yararlanıp yararlanamayacağı, davalının «sınırlı sorumluluğa» tabi olduğunun belirlenmesi halinde ise, davaya konu emtianın ağırlığının tespiti için taraf delillerinin «ibrazı» sağlanarak, gerektiğinde uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle, TTK'nin 880. maddesine göre taşınmak üzere «teslim» alındığı yer ve zamandaki değerine göre tazminat tutarı hesaplanıp, TTK'nin 882. maddesi uyarınca «taşıyıcının» üst «sorumluluk sınırı» tespit edilerek neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulmasını gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/6825 E. , 2023/6563 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/365 Esas, 2022/481 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; 86 tencere 1720 kg. balın, Hizan'dan İzmir'e taşınması için davalı şirkete sağlam teslim edildiğini, varış yerinde tencerelerin ezilmiş, bal petekleri kırılmış, birbirine karışmış, akmış ve özelliğini kaybetmiş bir şekilde bulunduğunu, istiflemenin yanlış yapıldığını, aktarma istasyonlarında gerekli özenin gösterilmediğini, balların kilogramını 60,00 TL'den satın aldığını, İzmir'de ise kilogramının 175,00-200,00 TL karşılığında satıldığını, diğer zararlarının yanında kilogram başına 20,00 TL kâr mahrumiyetinin bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 142.170,00 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; gönderici tarafından taşıyıcının hasarlardan sorumlu olmadığına dair imzalanan belge uyarınca davalıya sorumluluk yüklenemeyeceğini, ambalajlamanın yetersiz olduğunu, teslim tutanağında sadece 14 adet tencerenin hasarlı olduğunun belirtildiğini, tüm emtianın hasarlı olduğu iddiasını kabul etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 27.05.2019 tarih, 2019/272 E. ve 2019/312 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 64.800,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece hasarın her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06.12.2014 tarihli teslim tutanağında “14 adet hasarlı teslim” şerhini içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde hasarın varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan teslimden dört ay sonra yapılan tespit raporundaki verilerin esas alınarak tazminat hesabının yapılması da doğru olmadığı, bu durumda Mahkemece, davalı vekilinin somut itirazlarını da karşılayacak yeni bir bilirkişi raporu veya ek rapor alınarak oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile ve yetersiz olduğu anlaşılan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulması yerinde görülmediği gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının kasten veya pervasızca bir davranışta bulunması halinin ispatı açısından davalının aktif, icrai bir hareketi görülmemekle birlikte pervasızca hareket bağlamında değerlendirilebilecek surette ihmali davranışının bulunduğu, zira alelade tencereler içerisinde ve tenceleri koli, kasa-sandık vb. muhafaza edici eşya içinde değil yine alelade çuvallara doldurulmuş şekilde davalı tarafından kabul edildiği, halin icabı ve genel teamüller, ticari standartlar bağlamında yetersiz ambalajlamanın her halükarda taşıtan taraf için sınırsız ve istisnasız bir mükellefiyet getirmediği, ek raporda da delil tespiti sonrası düzenlenen rapora atfen “bal peteklerinin kırılmış, bozulmuş, birbiri içine geçip bütünlüğü bozulmuş” olmasına dair tespitten hareketle bu halin malın evsafı ve kalitesine yönelik olması itibari ile malın tüketim ve satım kabiliyetine tesir eder vasıfta olduğundan, ayrıca muhafaza yükümlülüğün bulunmadığı, bu durumun muhafaza süresi ve bu esnada davacının muhafaza yükümlülüğünden değil 135 gün geçse de uygun olmayan taşıma koşullarından kaynaklandığı, illiyet bağının kusurlu taşımadan ileri geldiği, zira tencere ve kapakların da vuruk ve eziklerin, darbe ve isabetlerin bulunduğunun belirtildiği, davalı taşımacının uzun mesafe taşıma ara aktarmaları, elleçmeleri, istiflemeleri dikkate alarak eşyayı taşımaya uygun hale getirmesini davacıdan istemesi veya kendisi istiflemeye uygun hale getirmesi gerekmesine rağmen bu hususlara riayet etmeden taşıma yaptığı, özenli taşıma yükümlülüğünü yerine getirmediği, nakliye sonrasında davaya konu balların petekli bal özelliğini kaybettiği ve satış değerini yitirdiği, davalının zararın meydana gelmesindeki kusurunun 3/4 oranında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, evvelki kararın sadece davalı tarafça temyizi sebepli usuli müktesep hak ilkesi mucibince 64.800,00 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 14 adet kabın hasarlandığının bozma ilamı ile kesinleştiğini, bilirkişi raporundaki 70 kabın hasarlandığına yönelik değerlendirmesinin bozma gerekçesine aykırılık taşıdığını, tutanak içeriğinin davacının kabulünde olduğunu, aksini iddia etmediğini, sorumluluk belgesinde davacının zararlardan sorumluluğu kabul ettiğini, bilirkişinin bozma gerekçesini anlamadığını, teslim ile tespit tarihleri arasında 16 ayın bulunduğunu, muhafaza koşulları tartışılmadan yapılan değerlendirmenin hatalı ve noksan incelemeye dayandığını, bozma ilamı ile 6102 sayılı Kanun’un 882 nci maddesi uyarınca sınırlı sorumluluğun kesinlik kazandığını, müvekkilinin gönderinin niteliğine uygunsuz ambalajlandığı yönündeki uyarısı ile sorumluluğunu yerine getirdiğini, 1.440 kg.
üzerinde hesaplama yapılmasının da bozma ilamına aykırılık taşıdığını, tespit aşamasındaki fotoğraflardan anlaşılacağı üzere tencerelerde ezilme ve kırılma bulunmadığını, iki yıldan fazla davacı uhdesinde bulunan balların bu süreçte hasar görmesinin ve özelliğini kaybetmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili yönünden müktesep hak teşkil eden bozma gerekçeleri dikkate alındığında kararın usul ve yasaya aykırılık taşıdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 882 ve 886 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
Mahkemenin 27.05.2019 tarih, 2019/272 E. ve 2019/312 K. sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne, 64.800,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.07.2020 tarih, 2020/12 E. ve 2020/3403 K. sayılı kararıyla Mahkemece hasarın her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı Kanun'un 886 ncı maddesi koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun düzenlendiği aynı Kanun'un 882 nci maddesi uyarınca yapılması gerektiği, anılan Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında yapılmadığı anlaşılan hesaplamaya dayanan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığı belirtilmek suretiyle Mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmakla davalı yararına oluşan yöntemsel kazanılmış hak uyarınca 6102 sayılı Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında davalının sorumluluk sınırlarına göre bir inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bozmaya aykırı olarak davalının tazmin yükümünün 6102 sayılı Kanun'un 882 nci maddesi kapsamında kalmadığı, ihmali davranışla 886 ncı maddesi kapsamına girdiği kabul edilip sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmaması yerinde olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977937400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz