Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/429 E. 2024/4024 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hakkaniyet indirimi↗ münhasır yetki↗ müstahsil makbuzu↗ kişilik haklarına saldırı↗ belirsiz alacak davası↗ faiz başlangıç tarihi↗ yoksun kalınan kâr↗ sahtelik↗ ticari itibar↗ ba beyannamesi↗ kişilik hakları↗ gerçek zarar↗ vekalet ücreti takdiri↗ haksız eylem↗ hakkın kötüye kullanılması↗ illiyet bağı↗ münhasırlık↗ hakkaniyet↗ yargılama giderleri↗ iş bölümü↗ dürüstlük kuralı↗ sebepsiz zenginleşme↗ alacak davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ bilirkişi incelemesi↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ yetki↗ harç↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ ilan↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2019/396 E., 2021/293 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “www.baldudak.net” isimli internet sitesi üzerinden bal ticareti yaptığını, davalının kendi internet sitesinde müvekkilince satılan balın sahte olduğuna ilişkin açıklamalar içerir şekilde uyarı yazısı yayınladığını, bu yazının yayınlanmasının ardından toplumda müvekkilinin sattığı balın sahte olduğu yönünde bir algı oluştuğunu, bu nedenle müvekkilinin satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, davalının eyleminin haksız rekabete sebebiyet verdiğini, aynı zamanda müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini ileri sürerek belirsiz alacak davası niteliğinde şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat yönünden dava değerini toplamda 59.935,37 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Anzer Balı sattığını iddia eden davacının sattığı balların Anzer Bal florasına uygun olduğunu ispat etmesi ve bu tahlilleri sunması gerektiğini, müvekkilince yapılan uyarı yazısının haksız bir eylem olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yapıldığını ileri sürülen paylaşımın davalının da kabulünde olduğu, Rize 2. Noterliği’nin 10802 yevmiye numaralı 27 Eylül 2017 tarihli tespit tutanağının incelenmesinde davacının internet sitesinin hedef gösterilerek “sahte Anzer balı satmaktadır, bu firmalardan almış olduğunuz Anzer Balı kesinlikle Anzer Balı değildir” şeklinde paylaşım yapıldığı, yapılan sorgulamalarda Anzer Balının coğrafi işareti için 02.12.2019 tarihinde Rize İl Tarım Müdürlüğü tarafından başvuru yapıldığı ancak karar verilmediği, Anzer Balı satış yetkisinin salt davalı kooperatife ait olduğuna ilişkin münhasır bir yetki ya da ruhsatın bulunmadığı, üreticilerin ürünlerini bu ad ile anmak için herhangi bir standarda tabi olduğunun söylenemeyeceği yönünde bilirkişi raporu düzenlendiği, davalının sahte bal iddiasına ilişkin olarak yasal yollara başvurarak haklarına kavuşması mümkün ve gerekli iken var olduğunu düşündüğü hakkını bu şekilde ilan yoluyla elde etmeye çalışmasının hukuken benimsenemeyeceği, davalının internet sitesinde yapmış olduğu paylaşımın dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet oluşturduğu, ilanı okuyan kişiler üzerinde etki bırakacağı, bu durumdan dolayı da davacının ticari hayatına maddi ve manevi yönden zarar oluşturacağı, davalının internet sitesinde yapmış olduğu paylaşımın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (6102 sayılı Kanun) göre haksız rekabet niteliği taşıdığı, bilirkişi raporunda davacının maddi zararının 2016-2017 yılı vergi sonrası kâr farkı 59.935,37 TL olarak hesaplandığı, oluşan tüm zararın davalının paylaşımı sebebiyle oluştuğunun kabul edilmesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı, tüm maddi zararıyla davalının eylemi arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamayacağı, davacının maddi zarar miktarının tam olarak tespit edilemediği, gerek bilirkişi raporu gerekse vergi beyannamelerinin incelenmesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi uyarınca maddi zararın 20.000,00 TL olarak taktir edildiği, davalının sahte ürünler sattığına ilişkin ithamları bulunan paylaşım sebebiyle davacının gerek kişilik hakları gerekse de ticari itibarının zarar gördüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıya ait internet sitesi olan “http://anzerbali.com.tr” sitesindeki davalının ürünlerine ilişkin dava konusu uyarı yazısının davalı tarafça kaldırılmasına, 20.000,00 TL maddi tazminatın, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren avans faizi ile alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat miktarının eksik ve hatalı belirlendiğini, yapılan hakkaniyet indiriminin hukuka aykırılık taşıdığı, haksız eylemin dava tarihinden sonra dahi devam ettiğini, müvekkilinin haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın tüm dönemleri kapsayacak şekilde tam olarak belirlemesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, zararın bilirkişinin belirlediğinden çok daha fazla olduğunu, yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinin, faiz miktarının, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; anzer balı sattığını iddia eden satıcının bunu ispatlayamadığını, aslında davacının haksız rekabet ettiğini, müvekkilinin yaptığı uyarı yazısının haksız bir eylem olmadığını, müvekkiline ait internet sitesinde yazılan yazının sadece 15 gün yayında kaldığını, eleştiri niteliği taşıdığını, dosyaya sunulan raporda iki yıllık zarar hesabı yapıldığını, bu durumun davacının haksız kazanç kazanmasına ve sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, bilirkişi raporunun olay ve oluşa uygun düzenlenmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esasa alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalının kendi internet sitesinde yapmış olduğu ve hali hazırda mevcut olan duyuruda davacıya yönelik sarf ettiği ithamların gerçekliği ispat edilemediği gibi bir an için bu ithamların gerçek ve kanıtlanmış olması halinde dahi davalının yasal yollara başvurmaksızın duyuru menninde geçen ispata muhtaç iddialar içeren ifadeleri kullanma hakkı bulunmadığının kabulünün gerektiği, davalının eyleminin haksız rekabete sebebiyet verdiği, davacının dava dilekçesi uyarınca yoksun kalınan kâra ilişkin olarak tazminat talep etmediği, her davanın açıldığı tarihteki olaylara göre değerlendirileceği, dava tarihinden sonra meydana gelen veya geldiği ileri sürülen zararların bu davada istenemeyeceği, davacı vekilince dava dilekçesinde açıkça dava tarihinden itibaren faiz talep edildiği, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, maddi tazminat miktarının hakkaniyete göre belirlenmesi sebebiyle davalı yararına reddedilen maddi tazminat miktarı nedeniyle vekalet ücreti takdir edilmesi ve indirim yapılan kısmın yargılama giderlerinin hesabında dikkate alınmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalıya ait internet sitesi olan “http://anzerbali.com.tr” sitesindeki davalının ürünlerine ilişkin dava konusu uyarı yazısının davalı tarafça kaldırılmasına, 20.000,00 TL maddi tazminatın, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren avans faizi ile alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının internet sitesindeki yazıdan sonra müvekkilinin sattığı malların sahteliğine dair bir algı oluşup satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, müvekkilinin haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın tam olarak belirlenmesi, eğer bu hususun belirlenmesi mümkün değilse dosyanın yeniden bilirkişi incelemesine gönderilerek maddi zararın hükme elverişli olarak net bir biçimde tespiti gerektiğini, tazminat miktarının yetersiz incelemeyle eksik ve hatalı belirlendiğini, Mahkemece mevcut ve gelecekteki zarar ayrımı yapılmadan sadece takdir yetkisinin kullanılmasıyla tazminat belirlenemeyeceğini, Mahkemenin tazminatı hangi nedene dayalı olarak belirlediğine ilişkin herhangi bir gerekçe göstermediğini, somut olayda maddi zararın ancak bilirkişi marifetiyle belirlenebileceğini, bilirkişi raporunu Mahkeme yeterli gördüğünden değer arttırımın bilirkişi raporunda belirlenen değere göre yapıldığını, Mahkemenin kendi kanaatine göre herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın maddi tazminat belirleyemeyeceğini, müvekkilinin zararının bilirkişi raporunda belirlenenden çok daha fazla olduğunu, başka bir sebeple zarar ettiğine dair verinin bulunmadığını, bu sebeple tazminattan indirim yapılamayacağını, dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmında müvekkilinin yıllara göre satışlarının incelenerek uğradığı maddi zararların tazminini talep ettiklerinin anlaşıldığını, bu sebeple sadece 2016-2017 yılları arasında oluşan zararın hesaplanmasının müvekkilinin zararlarını kapsamadığını, haksız rekabet teşkil eden eylemin dava tarihinden sonra dahi devam etmesi sebebiyle hakkaniyet gereği tüm zararların tespit edilerek tazmini gerektiğini, haksız rekabet davalarında gerçekleşmiş zararlar ile yoksun kalınan kâr, yani gelecekteki zararın da talep edilebileceğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin gerekçeli kararında yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretin hatalı hesaplandığını, faiz miktarı, faiz başlangıç tarihi ve faizin karar tarihine kadar işletilmesi hususunun da usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, faizin haksız fiilden başlatılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının sadece “Balbudak” markası olduğu halde bu ibareyi küçük, “Anzer” ibaresini büyük yazmak suretiyle marka hakkını kötüye kullandığını, anzer balının satış yetkisinin kooperatife ait olduğunu, anzer balının floraya uygunluğunun Hacettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü tarafından tahlil edildiğini, davacının sattığı ürünlerin anzer balı florasına uygunluğunu ispatlayamadığını, buna ilişkin tahlil sunmadığını, piyasa fiyatı üzerinden fiyatlandırma ile haksız kazanç sağladığını, asıl haksız rekabetin davacı tarafından gerçekleştirildiğini, davacının üreticiden satın alımına ilişkin müstahsil makbuzu sunması gerektiğini, müvekkilinin internet sitesinde kamu adına uyarı görevi yaptığını, balların sahteliğine dair bir söylemde bulunmadığını, haksız eylem gerçekleştirmediğini, müvekkilinin 2009 yılında coğrafi işaret için başvurduğunu, internet sitesindeki yazının sadece 15 gün kaldığını, iki yıllık zarar hesabının hukuka aykırılık taşıdığını, fahiş miktarda tazminat verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediği, davacı bir zarara uğramışsa miktarın ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49, 50 ve 57 nci maddeleri.
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54, 55 ve 56 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
Her ne kadar davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki Mahkemenin kabulü yerinde ise de davacı vekili dava dilekçesinde davalının internet sitesindeki yazının yayınlanmasının ardından toplumda müvekkilinin sattığı balın sahte olduğu yönünde bir algı oluştuğunu, satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, yıllara göre artan satış grafiği varken asılsız uyarı yazısının yayınlanması akabinde satışlarda düşme meydana geldiğini ileri sürerek müvekkilinin yıllara göre satışları incelenip davalının haksız eylemi nedeniyle uğranılan maddi zararın tam olarak tespit edildiği anda artırılmak üzere şimdilik 5.000,00 TL belirsiz maddi tazminatın tahsilini talep etmiş, değer artırım dilekçesi ile de talebini bilirkişi raporunda tespit edilen 59.935,37 TL'ye yükseltmiştir.
Her davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanacağı, davacının ancak dava açıldığı tarihe kadar gerçekleşmiş alacağının hüküm altına alınmasını isteyebileceği de nazara alındığında davacı, dava tarihindeki alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirleyebileceğinden davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı yoktur. Bu durumda dava değerinin dava dilekçesinde gösterilen miktar olduğu gözetilmeden bedel artırım dilekçesine göre değerlendirme yapılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10848 E. 2014/284 K.
Ortak:vekalet ücreti takdiri · vekalet ücreti
İncelediğiniz kararda… ın yasal yollara başvurmaksızın duyuru menninde geçen ispata muhtaç iddialar içeren ifadeleri kullanma hakkı bulunmadığının kabulünün gerektiği, davalının eyleminin «haksız rekabete» sebebiyet verdiği, davacının dava dilekçesi uyarınca «yoksun kalınan» kâra ilişkin olarak tazminat talep etmediği, her davanın açıldığı tarihteki olaylara göre değerlendirileceği, dava tarihinden sonra meydana gelen veya geldiği ileri sürülen zararların bu davada istenemeyeceği, davacı vekilince dava dilekçesinde açıkça dava tarihinden itibaren faiz talep edildiği, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, «maddi tazminat» miktarının «hakkaniyete» göre belirlenmesi sebebiyle davalı yararına reddedilen maddi tazminat miktarı nedeniyle «vekalet ücreti takdir» edilmesi ve indirim yapılan kısmın «yargılama giderlerinin» hesabında dikkate alınmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalıya ait internet sitesi olan “http://anzerbali.com.tr” sitesindeki davalının ürünlerine ilişkin dava konusu uyarı yazısının davalı tarafça kaldırılmasına, 20.000,00 TL maddi tazminatın, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren «avans faizi» ile alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat miktarının eksik ve hatalı belirlendiğini, yapılan «hakkaniyet indiriminin» hukuka aykırılık taşıdığı, «haksız eylemin» dava tarihinden sonra dahi devam ettiğini, müvekkilinin «haksız rekabet» nedeniyle uğradığı zararın tüm dönemleri kapsayacak şekilde tam olarak belirlemesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, zararın bilirkişinin belirlediğinden çok daha fazla olduğunu, «yargılama giderleri», «harç» ve «vekalet ücretinin», faiz miktarının, «faiz başlangıç tarihinin» hatalı belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının internet sitesindeki yazıdan sonra müvekkilinin sattığı malların «sahteliğine» dair bir algı oluşup satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, müvekkilinin «haksız rekabet» nedeniyle uğradığı zararın tam olarak belirlenmesi, eğer bu hususun belirlenmesi mümkün değilse dosyanın yeniden «bilirkişi incelemesine» gönderilerek maddi zararın hükme elverişli olarak net bir biçimde tespiti gerektiğini, tazminat miktarının yetersiz incelemeyle eksik ve hatalı belirlendiğini, Mahkemece mevcut ve gelecekteki zarar ayrımı yapılmadan sadece takdir «yetkisinin» kullanılmasıyla tazminat belirlenemeyeceğini, Mahkemenin tazminatı hangi nedene dayalı olarak belirlediğine ilişkin herhangi bir gerekçe göstermediğini, somut olayda maddi zararın ancak bilirkişi marifetiyle belirlenebileceğini, bilirkişi raporunu Mahkeme yeterli gördüğünden değer arttırımın bilirkişi raporunda belirlenen değere göre yapıldığını, Mahkemenin kendi kanaatine göre herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın «maddi tazminat» belirleyemeyeceğini, müvekkilinin zararının bilirkişi raporunda belirlenenden çok daha fazla olduğunu, başka bir sebeple zarar ettiğine dair verinin bulunmadığını, bu sebeple tazminattan indirim yapılamayacağını, dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmında müvekkilinin yıllara göre satışlarının incelenerek uğradığı maddi zararların tazminini talep ettiklerinin anlaşıldığını, bu sebeple sadece 2016-2017 yılları arasında oluşan zararın hesaplanmasının müvekkilinin zararlarını kapsamadığını, haksız rekabet teşkil eden eylemin dava tarihinden sonra dahi devam etmesi sebebiyle «hakkaniyet» gereği tüm zararların tespit edilerek tazmini gerektiğini, haksız rekabet davalarında «gerçekleşmiş zararlar» ile «yoksun kalınan» kâr, yani gelecekteki zararın da talep edilebileceğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin gerekçeli kararında «yargılama giderleri», «harç» ve «vekalet ücretin» hatalı hesaplandığını, faiz miktarı, «faiz başlangıç tarihi» ve faizin karar tarihine kadar işletilmesi hususunun da usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, faizin haksız fiilden başlatılması gerektiğini ileri sürerek kararın b …
Benzer bu kararda… mini istenilmiş olup, mahkemece bu istemin de reddine karar verildiği halde, davalı-karşı davacı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmeyip, kararın bu nedenle mümeyyiz davalı-karşı davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, anı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet kuralları · iyiniyet · marka hakkına tecavüz · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı-karşı davalı tarafından, davalı-karşı davacı aleyhine «marka hakkına tecavüz» iddiası ile dava açılmış ise de, “BallıköyAnzer" markasının 2007/66531 no ile davalı-karşı davacı adına tescilli olduğu, bu nedenle davacı-karşı davalının marka hakkına tecavüzün oluşmayacağı ve ayrıca davalı-karşı davacı adına tescili “BallıköyAnzer” markanın iptali de talep edilmiş ise de, davalı-karşı davacı markası ile davacı-karşı davalı markası arasında karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerlik bulunmadığı ve bu itibarla hükümsüzlük sebeplerinin oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın, karşı davanın ise, her ne kadar bilirkişi raporunda davacı-karşı davalı markasının coğrafi işaret niteliği taşıdığı, Anzer ibaresinin tanınmışlığının davacı-karşı davalı tarafça sağlanmadığı, bu nedenle marka olarak tescil edilemeyeceği ve hükümsüzlük şartlarının doğduğu belirtilmiş ise de, davacının markasının 05.11.1990 tarihinde tescil edilmiş olup, bu markanın uzun süre davacı-karşı davalı tarafça kullanılmasına rağmen, tescil tarihinden ve aradan geçen uzun zaman sonra davalı-karşı davacı tarafından bu markanın hükümsüzlüğünün talep edilmesinin TMK'daki «iyiniyet kuralları» ile bağdaştırılamayacağı gerekçesiyle, karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
… içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile «uyuşmazlık konusu» “ANZER BALI” ibaresinin sonradan jenerik isim haline geldiği hususunun kanıtlanamamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin tüm, davalı-karşı davacı vekilinin aşa …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/12 E. 2020/3403 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcının sınırlı sorumluluğu · teslim tutanağı · sınırlı sorumluluk · ara karar · cy/cy şerhi · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · kusur
Benzer bu karardaMahkemece «hasarın» her iki taraf kusuruna bağlı olarak gerçekleştiği kabul edilerek sonuca gidilmişse de, davalının “kasten veya pervasızca bir davranışta bulunduğu” ispat edilememiş olmakla, 6102 sayılı TTK 886. madde koşulları bulunmayan somut olayda tazminat hesabının «taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun» düzenlendiği TTK 882. madde uyarınca yapılması gerekir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında davaya konu balların İzmir’e taşınması için «taşıma sözleşmesi» yapıldığı, davacının 1720 kg balı 86 adet kapaklı alüminyum tencere içerisinde çuvala sarılı halde davalıya «teslim» ettiği, davalı taşımacının uzun mesafe taşıma «ara» aktarmaları, elleçmeleri, istiflemeleri dikkate alarak eşyayı taşımaya uygun hale getirmesini davacıdan istemesi veya kendisi istiflemeye uygun hale getirmesi gere …
Ayrıca, kabule göre de, dosya içinde bulunan 06/12/2014 tarihli «teslim tutanağında» “14 adet hasarlı teslim” «şerhini» içeren tutanak bulunması karşısında taşıma konusu emtianın bütünü üzerinde «hasarın» varlığını gösterecek kabul gerekçelerinin de karar yerinde tartışılmaması ve aradaki süre dikkate alındığında muhafazaya ilişkin koşulların düşünülüp tartışılmadan …
Dava, «taşıma sözleşmesi» nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
-
Marka hükümsüzlüğü | Sicilden terkin
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2018 E. 2024/4592 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sicilden terkin · hak düşürücü süre · usulden reddi · terkin · ayırt edicilik
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın «hak düşürücü sürede» açılmadığını, coğrafi işaret tescilinin müvekkilinin tescil tarihinden sonra gerçekleştiğini, müvekkilinin marka tescilinin iyi niyetli olduğunu, müvekkiline ait markanın tescil edildiği mallar yönünden «ayırt edicilik» unsuruna haiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… avalı tarafından aktif olarak kullanıldığı ve eldeki davanın ise 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra 24.12.2019 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmakla açılan davanın «hak düşürücü süre» nedeniyle «usulden reddine» karar karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinde sayılan mutlak ret nedenlerinin varlığı durumunda 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçerli olmayacağını, davanın mutlak ret nedenlerine dayalı olarak açıldığını, mahkemece davalının marka tescilinin kötü niyetli olup olmadığına ilişkin araştırma …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/429 E. , 2024/4024 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/249 Esas, 2022/1708 Karar
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2019/396 E., 2021/293 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “www.baldudak.net” isimli internet sitesi üzerinden bal ticareti yaptığını, davalının kendi internet sitesinde müvekkilince satılan balın sahte olduğuna ilişkin açıklamalar içerir şekilde uyarı yazısı yayınladığını, bu yazının yayınlanmasının ardından toplumda müvekkilinin sattığı balın sahte olduğu yönünde bir algı oluştuğunu, bu nedenle müvekkilinin satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, davalının eyleminin haksız rekabete sebebiyet verdiğini, aynı zamanda müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini ileri sürerek belirsiz alacak davası niteliğinde şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat ile 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat yönünden dava değerini toplamda 59.935,37 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Anzer Balı sattığını iddia eden davacının sattığı balların Anzer Bal florasına uygun olduğunu ispat etmesi ve bu tahlilleri sunması gerektiğini, müvekkilince yapılan uyarı yazısının haksız bir eylem olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yapıldığını ileri sürülen paylaşımın davalının da kabulünde olduğu, Rize 2. Noterliği’nin 10802 yevmiye numaralı 27 Eylül 2017 tarihli tespit tutanağının incelenmesinde davacının internet sitesinin hedef gösterilerek “sahte Anzer balı satmaktadır, bu firmalardan almış olduğunuz Anzer Balı kesinlikle Anzer Balı değildir” şeklinde paylaşım yapıldığı, yapılan sorgulamalarda Anzer Balının coğrafi işareti için 02.12.2019 tarihinde Rize İl Tarım Müdürlüğü tarafından başvuru yapıldığı ancak karar verilmediği, Anzer Balı satış yetkisinin salt davalı kooperatife ait olduğuna ilişkin münhasır bir yetki ya da ruhsatın bulunmadığı, üreticilerin ürünlerini bu ad ile anmak için herhangi bir standarda tabi olduğunun söylenemeyeceği yönünde bilirkişi raporu düzenlendiği, davalının sahte bal iddiasına ilişkin olarak yasal yollara başvurarak haklarına kavuşması mümkün ve gerekli iken var olduğunu düşündüğü hakkını bu şekilde ilan yoluyla elde etmeye çalışmasının hukuken benimsenemeyeceği, davalının internet sitesinde yapmış olduğu paylaşımın dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet oluşturduğu, ilanı okuyan kişiler üzerinde etki bırakacağı, bu durumdan dolayı da davacının ticari hayatına maddi ve manevi yönden zarar oluşturacağı, davalının internet sitesinde yapmış olduğu paylaşımın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (6102 sayılı Kanun) göre haksız rekabet niteliği taşıdığı, bilirkişi raporunda davacının maddi zararının 2016-2017 yılı vergi sonrası kâr farkı 59.935,37 TL olarak hesaplandığı, oluşan tüm zararın davalının paylaşımı sebebiyle oluştuğunun kabul edilmesinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı, tüm maddi zararıyla davalının eylemi arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamayacağı, davacının maddi zarar miktarının tam olarak tespit edilemediği, gerek bilirkişi raporu gerekse vergi beyannamelerinin incelenmesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi uyarınca maddi zararın 20.000,00 TL olarak taktir edildiği, davalının sahte ürünler sattığına ilişkin ithamları bulunan paylaşım sebebiyle davacının gerek kişilik hakları gerekse de ticari itibarının zarar gördüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıya ait internet sitesi olan “http://anzerbali.com.tr” sitesindeki davalının ürünlerine ilişkin dava konusu uyarı yazısının davalı tarafça kaldırılmasına, 20.000,00 TL maddi tazminatın, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren avans faizi ile alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat miktarının eksik ve hatalı belirlendiğini, yapılan hakkaniyet indiriminin hukuka aykırılık taşıdığı, haksız eylemin dava tarihinden sonra dahi devam ettiğini, müvekkilinin haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın tüm dönemleri kapsayacak şekilde tam olarak belirlemesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, zararın bilirkişinin belirlediğinden çok daha fazla olduğunu, yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinin, faiz miktarının, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; anzer balı sattığını iddia eden satıcının bunu ispatlayamadığını, aslında davacının haksız rekabet ettiğini, müvekkilinin yaptığı uyarı yazısının haksız bir eylem olmadığını, müvekkiline ait internet sitesinde yazılan yazının sadece 15 gün yayında kaldığını, eleştiri niteliği taşıdığını, dosyaya sunulan raporda iki yıllık zarar hesabı yapıldığını, bu durumun davacının haksız kazanç kazanmasına ve sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, bilirkişi raporunun olay ve oluşa uygun düzenlenmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esasa alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalının kendi internet sitesinde yapmış olduğu ve hali hazırda mevcut olan duyuruda davacıya yönelik sarf ettiği ithamların gerçekliği ispat edilemediği gibi bir an için bu ithamların gerçek ve kanıtlanmış olması halinde dahi davalının yasal yollara başvurmaksızın duyuru menninde geçen ispata muhtaç iddialar içeren ifadeleri kullanma hakkı bulunmadığının kabulünün gerektiği, davalının eyleminin haksız rekabete sebebiyet verdiği, davacının dava dilekçesi uyarınca yoksun kalınan kâra ilişkin olarak tazminat talep etmediği, her davanın açıldığı tarihteki olaylara göre değerlendirileceği, dava tarihinden sonra meydana gelen veya geldiği ileri sürülen zararların bu davada istenemeyeceği, davacı vekilince dava dilekçesinde açıkça dava tarihinden itibaren faiz talep edildiği, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, maddi tazminat miktarının hakkaniyete göre belirlenmesi sebebiyle davalı yararına reddedilen maddi tazminat miktarı nedeniyle vekalet ücreti takdir edilmesi ve indirim yapılan kısmın yargılama giderlerinin hesabında dikkate alınmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalıya ait internet sitesi olan “http://anzerbali.com.tr” sitesindeki davalının ürünlerine ilişkin dava konusu uyarı yazısının davalı tarafça kaldırılmasına, 20.000,00 TL maddi tazminatın, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren avans faizi ile alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının internet sitesindeki yazıdan sonra müvekkilinin sattığı malların sahteliğine dair bir algı oluşup satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, müvekkilinin haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın tam olarak belirlenmesi, eğer bu hususun belirlenmesi mümkün değilse dosyanın yeniden bilirkişi incelemesine gönderilerek maddi zararın hükme elverişli olarak net bir biçimde tespiti gerektiğini, tazminat miktarının yetersiz incelemeyle eksik ve hatalı belirlendiğini, Mahkemece mevcut ve gelecekteki zarar ayrımı yapılmadan sadece takdir yetkisinin kullanılmasıyla tazminat belirlenemeyeceğini, Mahkemenin tazminatı hangi nedene dayalı olarak belirlediğine ilişkin herhangi bir gerekçe göstermediğini, somut olayda maddi zararın ancak bilirkişi marifetiyle belirlenebileceğini, bilirkişi raporunu Mahkeme yeterli gördüğünden değer arttırımın bilirkişi raporunda belirlenen değere göre yapıldığını, Mahkemenin kendi kanaatine göre herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın maddi tazminat belirleyemeyeceğini, müvekkilinin zararının bilirkişi raporunda belirlenenden çok daha fazla olduğunu, başka bir sebeple zarar ettiğine dair verinin bulunmadığını, bu sebeple tazminattan indirim yapılamayacağını, dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmında müvekkilinin yıllara göre satışlarının incelenerek uğradığı maddi zararların tazminini talep ettiklerinin anlaşıldığını, bu sebeple sadece 2016-2017 yılları arasında oluşan zararın hesaplanmasının müvekkilinin zararlarını kapsamadığını, haksız rekabet teşkil eden eylemin dava tarihinden sonra dahi devam etmesi sebebiyle hakkaniyet gereği tüm zararların tespit edilerek tazmini gerektiğini, haksız rekabet davalarında gerçekleşmiş zararlar ile yoksun kalınan kâr, yani gelecekteki zararın da talep edilebileceğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin gerekçeli kararında yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretin hatalı hesaplandığını, faiz miktarı, faiz başlangıç tarihi ve faizin karar tarihine kadar işletilmesi hususunun da usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, faizin haksız fiilden başlatılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının sadece “Balbudak” markası olduğu halde bu ibareyi küçük, “Anzer” ibaresini büyük yazmak suretiyle marka hakkını kötüye kullandığını, anzer balının satış yetkisinin kooperatife ait olduğunu, anzer balının floraya uygunluğunun Hacettepe Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü tarafından tahlil edildiğini, davacının sattığı ürünlerin anzer balı florasına uygunluğunu ispatlayamadığını, buna ilişkin tahlil sunmadığını, piyasa fiyatı üzerinden fiyatlandırma ile haksız kazanç sağladığını, asıl haksız rekabetin davacı tarafından gerçekleştirildiğini, davacının üreticiden satın alımına ilişkin müstahsil makbuzu sunması gerektiğini, müvekkilinin internet sitesinde kamu adına uyarı görevi yaptığını, balların sahteliğine dair bir söylemde bulunmadığını, haksız eylem gerçekleştirmediğini, müvekkilinin 2009 yılında coğrafi işaret için başvurduğunu, internet sitesindeki yazının sadece 15 gün kaldığını, iki yıllık zarar hesabının hukuka aykırılık taşıdığını, fahiş miktarda tazminat verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil edip etmediği, davacı bir zarara uğramışsa miktarın ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49, 50 ve 57 nci maddeleri.
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54, 55 ve 56 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
Her ne kadar davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği yönündeki Mahkemenin kabulü yerinde ise de davacı vekili dava dilekçesinde davalının internet sitesindeki yazının yayınlanmasının ardından toplumda müvekkilinin sattığı balın sahte olduğu yönünde bir algı oluştuğunu, satışlarının büyük ölçüde düştüğünü, yıllara göre artan satış grafiği varken asılsız uyarı yazısının yayınlanması akabinde satışlarda düşme meydana geldiğini ileri sürerek müvekkilinin yıllara göre satışları incelenip davalının haksız eylemi nedeniyle uğranılan maddi zararın tam olarak tespit edildiği anda artırılmak üzere şimdilik 5.000,00 TL belirsiz maddi tazminatın tahsilini talep etmiş, değer artırım dilekçesi ile de talebini bilirkişi raporunda tespit edilen 59.935,37 TL'ye yükseltmiştir.
Her davanın açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanacağı, davacının ancak dava açıldığı tarihe kadar gerçekleşmiş alacağının hüküm altına alınmasını isteyebileceği de nazara alındığında davacı, dava tarihindeki alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirleyebileceğinden davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı yoktur. Bu durumda dava değerinin dava dilekçesinde gösterilen miktar olduğu gözetilmeden bedel artırım dilekçesine göre değerlendirme yapılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde taraflara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063774100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz