Deniz alacağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3313 E. 2020/2354 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
deniz alacağı↗ kanunlar ihtilafı↗ yabancılık unsuru↗ ihtarat↗ satış sözleşmesi↗ möhuk 47↗ ihtiyati haciz↗ fer'i müdahil↗ tebligat↗ haciz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalılar vekilleri ve bir kısım fer’i müdahiller vekilleri temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davalı şirket vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1- Dava, gemi üzerine konulan ihtiyati haczin haksız olduğu iddiasına dayalı olarak açılan tazminat talebine ilişkindir.
Mahkemece, davacı şirketin Suriye bayraklı LOUAY-K isimli gemiyi 16.07.2012 tarihinde gemi satış sözleşmesi ile satın aldığı ve 21.07.2012 tarihi itibarı ile geminin mülkiyetinin davacı şirkete geçtiği, ihtiyati haciz kararının alındığı tarih olan 27.07.2012 tarihinde gemi malikinin borçlu Louay Shipping & Trading CO şirketi olmayıp, davacı şirket bulunduğu, bu durumda ihtiyati haciz talep eden alacaklı davalı şirketinin gerçek maliki araştırarak deniz alacağı niteliğindeki alacağın temini için ihtiyati haciz talep ederken TTK m. 1369/1b.a’daki şartları da araştırması gerektiği kabulü temelinde uyuşmazlık çözülmüş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Gemi mülkiyetinin belirlenmesi hususunda ise, uygulanacak hukukun taşıma aracı olan gemi için MÖHUK m. 22’ye göre menşe ülke hukuku olması nedeniyle Suriye Hukuku’nun uygulanması gerektiği, Suriye’nin Avrupa Konseyi’ne taraf olmadığı ve bu suretle "...1968 Tarihli Yabancı Hukuk Hakkında Bilgi Edinilmesine Dair Avrupa Sözleşmesi..."nin uygulanmasının mümkün olmadığı, bu durumda taraflarca uygulanacak yabancı hukuk olan Suriye hukuku hakkında mahkemeye bilgi vermesi gerektiği ve fakat yapılan ihtaratlı tebligata rağmen tarafların Suriye Hukuku' na ilişkin bilgi vermediği, bu suretle Türk Hukukunun uygulandığı gerekçelendirilmiştir.
Ancak, dava konusu uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı mahkemenin de kabulünde olmakla birlikte uygulanacak hukukun tespitinde taraflarca hazırlama ilkesinin benimsenmiş olması ve ihtaratlı tebligat sonrasında Suriye hukukuna ilişkin taraflarca bilgi verilmemesi neticesinde Türk hukukunun uygulanması doğru olmamıştır. Zira, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun md 2/1 uyarınca, hakim, Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. Yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebilir. Aynı maddenin devamı bendinde ise, yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi halinde, Türk hukukunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
O halde, Mahkemece, yabancı hukukun muhteviyatının tespiti konusunda gerekli olduğunda ... ve/veya ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından araştırma yapılmaksızın Türk hukukunun uygulanması isabetli görülmemiş, davalı şirket vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile işbu kararın Dairemizin 19.03.2018 tarihli 2016/9008 Esas- 2018/2060 Karar sayılı bozma ilamına eklenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı şirket vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme ilamının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2786 E. 2013/10716 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı · i̇i̇k 308/b · tanıma · adli yardım · cezai şart · infaz · olumsuz oy · tenfiz
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının kesinleştiği, Türkiye ile Suriye arasındaki «adli yardım» anlaşmasının 20.10.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği ancak, sözleşmenin 16/3 maddesinde ancak bu anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra verilecek kararların «tanıma» ve tenfizine uygulanabileceği hükmü öngörüldüğünden dava tarihinde Türkiye ve Suriye arasında tenfizi mümkün kılan sözleşme bulunmadığı, 5718 sayılı MÖHUK ve Suriye Medeni Hukuk Muhakeme Usulleri Yasası’nın 306 ve «308» maddelerinde tenfiz konusunda benzer düzenleme bulunup Türkiye ile Suriye arasında akdi karşılıklılık olmamakla birlikte kanuni karşılıklılık halinin mevcut olduğu …
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/1129 Esas sayılı dosyasında Suriye vatandaşı olan davalı Hazem Naser aleyhine sözleşmeye aykırı davranış nedeni ile 3.000.000 USD'nin «cezai şart» olarak tahsilini talep ettiği, davalı vekilinin «kabul beyanı» ile davanın davacı lehine sonuçlandığı, Türk vatandaşı olan Bilal Bayram’ın bu ilamı Suriye'de «infaz» edebilmek için «tenfiz» istemi ile Idleb 2.
… Suriye ile Türkiye arasında hukuki yardımlaşma sözleşmesi olmadığı gerekçesi ile reddedildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan kararın bu hali ile «tenfiz» istemi için «olumsuz» koşul olan olumsuz fiili uygulamaya örnek olduğu, davacı taraf anılan kararın danışıklı bir şekilde alındığını iddia etmiş ise de mahkemenin söz konusu kararların …
Dava, yabancı mahkeme ilamının «tenfizi» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4033 E. 2015/11495 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşılıklılık esası · olumsuz oy · ispat yükü · tenfiz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, Dışişleri Bakanlığı'nca verilen cevapta Suriye ile herhangi bir fiili karşılıklılık bulunduğuna yönelik bir saptama yapılmamış olmasına ve «ispat yükü» kendisinde bulunan davacı tarafça fiili karşılıklılık bulunduğu yönünde bir kanıt sunulmamış olmasına rağmen Türkiye ile Suriye arasında bir ikili sözleşme varmışçasına, Türk Mahkeme kararlarının Suriye yetkili mahkemelerince «tenfiz» isteklerinin reddedildiğine ilişkin devamlılık gösteren «olumsuz» fiili uygulamalarının bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamaştır.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davanın açıldığı tarihte her iki ülke arasında «tenfize» imkan veren ikili anlaşma olmamakla birlikte, her iki ülke yasalarının tenfize izin veren hükümlerinin bulunduğu, «olumsuz» fiili uygulama yönünden yapılan araştırmada İdlip Mahkemesi'nin Türk Mahkeme kararının tenfizi talebini reddeden tek bir kararı dışında Türk Mahkemesi kararlarının …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nce reddedildiği, bunun da «tenfiz» istemi için «olumsuz» koşul olan, olumsuz fiili uygulamaya örnek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 38. maddesi uyarınca da, «tenfiz» kararı verilebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği Devlet arasında «karşılıklılık esasına» dayanan anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması gerekmektedir.
-
Rücu | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14898 E. 2012/21185 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · rücuan tazminat · teslim
Benzer bu kararda1-Dava, «nakliyat sigortasından» kaynaklanan «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu olaya TTK hükümleri uygulanmak suretiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, TTK’nun 788. maddesi uyarınca taşınan eşyanın «tesliminden» önce zarar gören veya eksik çıkan kısmının, mahkemece bilirkişi marifetiyle tespiti yapılmadan kayıtsız ve şartsız olarak kabulü halinde dava hakkının düşeceği, davacının bu tespiti yaptırdığına dair delil olmadığı, davacının dava hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6963 E. 2022/3972 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihalenin feshi · akreditif · terditli dava · acentelik sözleşmesi · bozma sonrası karar · acente · teminat mektubu · acentelik
Benzer bu kararda1-Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin Suriye Hükümeti nezdinde davalı lehine «akreditif» açtırdığı ancak; davalıya vermesi gereken «teminat mektubunu» eksik ve gecikerek «teslim» ettiği, davalının ise 4.000 ton malın belli bir bölümünü teslim edip, geri kalan bölümünü teslim etmediği, ihalenin bu sebeple Suriye Hükümeti tarafından iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı yapılan bu iki anlaşmaya göre zararının tazminini talep etmiştir.Ancak davacının 01.10.2005 tarihli «acentelik sözleşmesi» gereği satış ve «dağıtım» yaptığına dair dosyada somut bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.
… rın bir kısmını gönderdiği, geriye kalan malların zamanında gönderilmemesi nedeniyle ihalenin feshedildiği hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.İhtilaf sonradan «acentelik sözleşmesinden» ayrı düzenlenen bu işbirliği «protokolü» çerçevesinde tarafların «kusuru» ve zarar miktarı noktasında toplanmış ve Dairemizin «son» bozma ilamı ile de bu konuya açıklık getirecek şekilde bozma nedenleri ayrı ayrı belirtilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporu incelendiğinde raporu hazırlayan bilirkişi heyetinde, «akreditif» konusunda uzman bulunmamakta ve raporda «terditli» görüş bildirildiği görülmüştür.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3313 E. , 2020/2354 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01/04/2015 gün ve 2014/400 - 2015/235 sayılı kararı onayan-bozan Daire'nin 19/03/2018 gün ve 2016/9008 - 2018/2060 sayılı kararı aleyhinde davalı şirket vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından Suriye bayraklı “LOUAY-K” isimli geminin takyidatlarından arındırılmış olarak ve tüm yasal satış prosedürü yerine getirilerek söküm işlemi için satın alındığını, 21.07.2012 tarihinde Liman Başkanlığı tarafından yanaşma ordinosu verildiğini ve geminin müvekkili şirkete ait gemi söküm parseline baştankara edildiğini, geminin eski donatanı Louay Shipping & Trading CO şirketinin alacaklısı olan davalı şirketin gerekli araştırmaları yapmadan müvekkiline ait gemi üzerine ihtiyati haciz talep ettiğini, davalı şirketin talebi doğrultusunda Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/182 D.iş sayılı dosyasında Louay Shipping & Trading CO şirketi aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının hüküm fıkrasında geminin mülkiyetinin Louay Shipping & Trading CO olması halinde ihtiyati haczin uygulanmasına karar verildiğini, ancak icra müdürlüğünce gerekli araştırma yapılmaksızın müvekkilinin gemisi üzerine bütün uyarılara rağmen haksız olarak ihtiyati haciz kararının uygulandığını, ihtiyati haciz kararının uygulanması sırasında müvekkili tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu ancak icra müdürlüğünün iddia ile ilgili gerekli işlemleri yapmadığını, müvekkili tarafından tüm hukuki yollara başvurulmasına rağmen en son ihtiyati haczi tamamlayan merasim olan dava ve takip açılmadığından ihtiyati haciz kararının kendiliğinden mürtefi olduğunu, müvekkilinin 52 gün boyunca gemiyi sökemediğini ve büyük zarara uğradığını, haksız ihtiyati haciz nedeniyle oluşan müvekkilinin zararından davalıların birlikte sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 337.821,48 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalılar vekilleri ve bir kısım fer’i müdahiller vekilleri temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Davalı şirket vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1- Dava, gemi üzerine konulan ihtiyati haczin haksız olduğu iddiasına dayalı olarak açılan tazminat talebine ilişkindir.
Mahkemece, davacı şirketin Suriye bayraklı LOUAY-K isimli gemiyi 16.07.2012 tarihinde gemi satış sözleşmesi ile satın aldığı ve 21.07.2012 tarihi itibarı ile geminin mülkiyetinin davacı şirkete geçtiği, ihtiyati haciz kararının alındığı tarih olan 27.07.2012 tarihinde gemi malikinin borçlu Louay Shipping & Trading CO şirketi olmayıp, davacı şirket bulunduğu, bu durumda ihtiyati haciz talep eden alacaklı davalı şirketinin gerçek maliki araştırarak deniz alacağı niteliğindeki alacağın temini için ihtiyati haciz talep ederken TTK m. 1369/1b.a’daki şartları da araştırması gerektiği kabulü temelinde uyuşmazlık çözülmüş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Gemi mülkiyetinin belirlenmesi hususunda ise, uygulanacak hukukun taşıma aracı olan gemi için MÖHUK m.
22’ye göre menşe ülke hukuku olması nedeniyle Suriye Hukuku’nun uygulanması gerektiği, Suriye’nin Avrupa Konseyi’ne taraf olmadığı ve bu suretle "...1968 Tarihli Yabancı Hukuk Hakkında Bilgi Edinilmesine Dair Avrupa Sözleşmesi..."nin uygulanmasının mümkün olmadığı, bu durumda taraflarca uygulanacak yabancı hukuk olan Suriye hukuku hakkında mahkemeye bilgi vermesi gerektiği ve fakat yapılan ihtaratlı tebligata rağmen tarafların Suriye Hukuku' na ilişkin bilgi vermediği, bu suretle Türk Hukukunun uygulandığı gerekçelendirilmiştir.
Ancak, dava konusu uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı mahkemenin de kabulünde olmakla birlikte uygulanacak hukukun tespitinde taraflarca hazırlama ilkesinin benimsenmiş olması ve ihtaratlı tebligat sonrasında Suriye hukukuna ilişkin taraflarca bilgi verilmemesi neticesinde Türk hukukunun uygulanması doğru olmamıştır. Zira, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun md 2/1 uyarınca, hakim, Türk kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. Yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebilir. Aynı maddenin devamı bendinde ise, yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi halinde, Türk hukukunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
O halde, Mahkemece, yabancı hukukun muhteviyatının tespiti konusunda gerekli olduğunda ... ve/veya ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından araştırma yapılmaksızın Türk hukukunun uygulanması isabetli görülmemiş, davalı şirket vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile işbu kararın Dairemizin 19.03.2018 tarihli 2016/9008 Esas- 2018/2060 Karar sayılı bozma ilamına eklenmesine karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı şirket vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, işbu kararın Dairemizin 19.03.2018 tarihli 2016/9008 Esas- 2018/2060 Karar sayılı bozma ilamına eklenmesine, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 04/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587647600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz