Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/4033 E. 2015/11495 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
karşılıklılık esası↗ yabancı mahkeme ilamı↗ olumsuz oy↗ ispat yükü↗ tenfiz↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davanın açıldığı tarihte her iki ülke arasında tenfize imkan veren ikili anlaşma olmamakla birlikte, her iki ülke yasalarının tenfize izin veren hükümlerinin bulunduğu, olumsuz fiili uygulama yönünden yapılan araştırmada İdlip Mahkemesi'nin Türk Mahkeme kararının tenfizi talebini reddeden tek bir kararı dışında Türk Mahkemesi kararlarının Suriye Mahkemeleri tarafından tenfiz isteği reddedilen başkaca fiili uygulama olduğu tespit edilemediği için Türk Mahkeme kararlarının Suriye yetkili mahkemelerince tenfiz isteklerinin reddedildiğine ilişkin devamlılık gösteren olumsuz fiili uygulamalarının bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Suriye Yargıtay 3. Odası kararının tenfizi istemine ilişkindir. Davacının tenfiz talebi üzerine yerel mahkemece verilen ilk kararda, Suriye ile Türkiye arasında yabancı mahkeme ilamlarının tenfizi konusunda mevcut ikili veya çok taraflı bir anlaşma olmamasına rağmen, fiili uygulamada yabancı mahkeme kararlarının tanındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, ancak bu karar Dairemizce, sözleşme veya kanuni imkan olmasına rağmen, yabancı ülke Türk mahkeme kararlarını fiilen tenfiz etmiyor ise yine mutekabiliyet gerçekleşmiş olmayacağı, somut olayda mahkemece bu husus üzerinde durulmadığı yönünden bozulmuştur.
Bu bozma üzerine mahkemece yapılan araştırmada, bir Türk Vatandaşı'nın tenfiz isteminin Suriye Idlib 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce reddedildiği, bunun da tenfiz istemi için olumsuz koşul olan, olumsuz fiili uygulamaya örnek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar da Dairemizce, iki ülke arasında fiili uygulamanın bulunup bulunmadığının bu kez de Dışişleri Bakanlığı’ndan araştırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi yönünden bozulmuştur.
Mahkemece uyulan bu son bozma ilamı uyarınca Dışişleri Bakanlığı'na yazılar yazılmıştır. Dışişleri Bakanlığı tarafından verilen cevaplarda, esasen Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararların Suriye'de tanınması ve tenfizine ilişkin olumlu uygulamaya dair bilgi ve belgenin mevcut olmadığı bildirilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 38. maddesi uyarınca da, tenfiz kararı verilebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği Devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan dosya safahatı uyarınca, tenfize konu kararın kesinleştiği, Türkiye ile Suriye arasında mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin bir ikili sözleşme bulunmadığı ancak mevzuatın tenfize olanak sağladığı anlaşılmaktadır. Ancak bu hususların yanında yani mevzuat tenfiz kararına olarak verse bile tenfiz kararı verilebilmesi için iki ülke arasında fiili uygulamanın da bulunması gerekmektedir. İki ülke arasında mahkemelerce verilen kararların tenfizi hususunda bir uygulama olup olmadığı uyulan son bozma ilamına göre Dış İşleri Bakanlığı'ndan sorulmuş, verilen cevapta da fiili uygulama bulunduğu yönünde herhangi bir olumlu örnek bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, Dışişleri Bakanlığı'nca verilen cevapta Suriye ile herhangi bir fiili karşılıklılık bulunduğuna yönelik bir saptama yapılmamış olmasına ve ispat yükü kendisinde bulunan davacı tarafça fiili karşılıklılık bulunduğu yönünde bir kanıt sunulmamış olmasına rağmen Türkiye ile Suriye arasında bir ikili sözleşme varmışçasına, Türk Mahkeme kararlarının Suriye yetkili mahkemelerince tenfiz isteklerinin reddedildiğine ilişkin devamlılık gösteren olumsuz fiili uygulamalarının bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamaştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme ilamının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2786 E. 2013/10716 K.
Ortak:olumsuz oy · tenfiz
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davanın açıldığı tarihte her iki ülke arasında «tenfize» imkan veren ikili anlaşma olmamakla birlikte, her iki ülke yasalarının tenfize izin veren hükümlerinin bulunduğu, «olumsuz» fiili uygulama yönünden yapılan araştırmada İdlip Mahkemesi'nin Türk Mahkeme kararının tenfizi talebini reddeden tek bir kararı dışında Türk Mahkemesi kararlarının …
Asliye Hukuk Mahkemesi'nce reddedildiği, bunun da «tenfiz» istemi için «olumsuz» koşul olan, olumsuz fiili uygulamaya örnek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, Dışişleri Bakanlığı'nca verilen cevapta Suriye ile herhangi bir fiili karşılıklılık bulunduğuna yönelik bir saptama yapılmamış olmasına ve «ispat yükü» kendisinde bulunan davacı tarafça fiili karşılıklılık bulunduğu yönünde bir kanıt sunulmamış olmasına rağmen Türkiye ile Suriye arasında bir ikili sözleşme varmışçasına, Türk Mahkeme kararlarının Suriye yetkili mahkemelerince «tenfiz» isteklerinin reddedildiğine ilişkin devamlılık gösteren «olumsuz» fiili uygulamalarının bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamaştır.
Benzer bu kararda… Suriye ile Türkiye arasında hukuki yardımlaşma sözleşmesi olmadığı gerekçesi ile reddedildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan kararın bu hali ile «tenfiz» istemi için «olumsuz» koşul olan olumsuz fiili uygulamaya örnek olduğu, davacı taraf anılan kararın danışıklı bir şekilde alındığını iddia etmiş ise de mahkemenin söz konusu kararların …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının kesinleştiği, Türkiye ile Suriye arasındaki «adli yardım» anlaşmasının 20.10.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği ancak, sözleşmenin 16/3 maddesinde ancak bu anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra verilecek kararların «tanıma» ve tenfizine uygulanabileceği hükmü öngörüldüğünden dava tarihinde Türkiye ve Suriye arasında tenfizi mümkün kılan sözleşme bulunmadığı, 5718 sayılı MÖHUK ve Suriye Medeni Hukuk Muhakeme Usulleri Yasası’nın 306 ve «308» maddelerinde tenfiz konusunda benzer düzenleme bulunup Türkiye ile Suriye arasında akdi karşılıklılık olmamakla birlikte kanuni karşılıklılık halinin mevcut olduğu …
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/1129 Esas sayılı dosyasında Suriye vatandaşı olan davalı Hazem Naser aleyhine sözleşmeye aykırı davranış nedeni ile 3.000.000 USD'nin «cezai şart» olarak tahsilini talep ettiği, davalı vekilinin «kabul beyanı» ile davanın davacı lehine sonuçlandığı, Türk vatandaşı olan Bilal Bayram’ın bu ilamı Suriye'de «infaz» edebilmek için «tenfiz» istemi ile Idleb 2.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı · i̇i̇k 308/b · tanıma · adli yardım · cezai şart · infaz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının kesinleştiği, Türkiye ile Suriye arasındaki «adli yardım» anlaşmasının 20.10.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği ancak, sözleşmenin 16/3 maddesinde ancak bu anlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra verilecek kararların «tanıma» ve tenfizine uygulanabileceği hükmü öngörüldüğünden dava tarihinde Türkiye ve Suriye arasında tenfizi mümkün kılan sözleşme bulunmadığı, 5718 sayılı MÖHUK ve Suriye Medeni Hukuk Muhakeme Usulleri Yasası’nın 306 ve «308» maddelerinde tenfiz konusunda benzer düzenleme bulunup Türkiye ile Suriye arasında akdi karşılıklılık olmamakla birlikte kanuni karşılıklılık halinin mevcut olduğu …
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/1129 Esas sayılı dosyasında Suriye vatandaşı olan davalı Hazem Naser aleyhine sözleşmeye aykırı davranış nedeni ile 3.000.000 USD'nin «cezai şart» olarak tahsilini talep ettiği, davalı vekilinin «kabul beyanı» ile davanın davacı lehine sonuçlandığı, Türk vatandaşı olan Bilal Bayram’ın bu ilamı Suriye'de «infaz» edebilmek için «tenfiz» istemi ile Idleb 2.
Mahkemece bozmadan sonra Suriye Dışişleri Bankalığı’ndan ve Suriye Adalet Bakanlığı’ndan celp edilen yazı cevaplarında «kesin» bir «tenfiz» engeli bulunmadığı, T.C.Adalet Bakanlığı’ndan gelen yazı cevabında ise “fiili mütekabiliyet konusunda Bakanlık nezdinde istatistiki bir kayıt bulunmadığı” bildirilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3313 E. 2020/2354 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:deniz alacağı · kanunlar ihtilafı · yabancılık unsuru · ihtarat · satış sözleşmesi · ihtiyati haciz · tebligat · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, davacı şirketin Suriye bayraklı LOUAY-K isimli gemiyi 16.07.2012 tarihinde gemi «satış sözleşmesi» ile satın aldığı ve 21.07.2012 tarihi itibarı ile geminin mülkiyetinin davacı şirkete geçtiği, «ihtiyati haciz» kararının alındığı tarih olan 27.07.2012 tarihinde gemi malikinin borçlu Louay Shipping & Trading CO şirketi olmayıp, davacı şirket bulunduğu, bu durumda ihtiyati haciz talep eden alacaklı davalı şirketinin gerçek maliki araştırarak «deniz alacağı» niteliğindeki alacağın temini için ihtiyati haciz talep ederken TTK m.
Ancak, dava konusu uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı mahkemenin de kabulünde olmakla birlikte uygulanacak hukukun tespitinde taraflarca hazırlama ilkesinin benimsenmiş olması ve «ihtaratlı» «tebligat» sonrasında Suriye hukukuna ilişkin taraflarca bilgi verilmemesi neticesinde Türk hukukunun uygulanması doğru olmamıştır.
… ."nin uygulanmasının mümkün olmadığı, bu durumda taraflarca uygulanacak yabancı hukuk olan Suriye hukuku hakkında mahkemeye bilgi vermesi gerektiği ve fakat yapılan «ihtaratlı» «tebligata» rağmen tarafların Suriye Hukuku' na ilişkin bilgi vermediği, bu suretle Türk Hukukunun uygulandığı gerekçelendirilmiştir.
Zira, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun md 2/1 uyarınca, hakim, Türk «kanunlar ihtilafı» kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular.
-
Rücu | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14898 E. 2012/21185 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · rücuan tazminat · teslim
Benzer bu kararda1-Dava, «nakliyat sigortasından» kaynaklanan «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, mahkemece dava konusu olaya TTK hükümleri uygulanmak suretiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, TTK’nun 788. maddesi uyarınca taşınan eşyanın «tesliminden» önce zarar gören veya eksik çıkan kısmının, mahkemece bilirkişi marifetiyle tespiti yapılmadan kayıtsız ve şartsız olarak kabulü halinde dava hakkının düşeceği, davacının bu tespiti yaptırdığına dair delil olmadığı, davacının dava hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/4033 E. , 2015/11495 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 05/11/2014
NUMARASI 2013/543-2014/700
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05/11/2014 tarih ve 2013/543-2014/700 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/11/2015 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ve Av. S.. S..ı ile davalı vekili Av. İ.. A.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Suriye vatandaşı olup, davalı şirket ile arasındaki ihtilaftan dolayı Suriye Mahkemeleri’nde dava açtığını, nihai olarak Suriye Yargıtay Mahkemesi 3. Odası tarafından 2006 yılı ...... E, ........ K sayılı ilamı ile karar verilip, kararın kesinleştiğini ileri sürerek, Suriye Yargıtay 3. Odası .... Esas, ..... Karar ......... günlü yabancı mahkeme karanının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tenfizi istenilen kararın kesinleşmediğini, Suriye ile Türkiye arasında mütekabiliyet anlaşması olmadığı gibi fiili uygulamanın da bulunmadığını, verilen kararın dolandırıcılık ile alınıp Türk kamu düzenine aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davanın açıldığı tarihte her iki ülke arasında tenfize imkan veren ikili anlaşma olmamakla birlikte, her iki ülke yasalarının tenfize izin veren hükümlerinin bulunduğu, olumsuz fiili uygulama yönünden yapılan araştırmada İdlip Mahkemesi'nin Türk Mahkeme kararının tenfizi talebini reddeden tek bir kararı dışında Türk Mahkemesi kararlarının Suriye Mahkemeleri tarafından tenfiz isteği reddedilen başkaca fiili uygulama olduğu tespit edilemediği için Türk Mahkeme kararlarının Suriye yetkili mahkemelerince tenfiz isteklerinin reddedildiğine ilişkin devamlılık gösteren olumsuz fiili uygulamalarının bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Suriye Yargıtay 3. Odası kararının tenfizi istemine ilişkindir. Davacının tenfiz talebi üzerine yerel mahkemece verilen ilk kararda, Suriye ile Türkiye arasında yabancı mahkeme ilamlarının tenfizi konusunda mevcut ikili veya çok taraflı bir anlaşma olmamasına rağmen, fiili uygulamada yabancı mahkeme kararlarının tanındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, ancak bu karar Dairemizce, sözleşme veya kanuni imkan olmasına rağmen, yabancı ülke Türk mahkeme kararlarını fiilen tenfiz etmiyor ise yine mutekabiliyet gerçekleşmiş olmayacağı, somut olayda mahkemece bu husus üzerinde durulmadığı yönünden bozulmuştur.
Bu bozma üzerine mahkemece yapılan araştırmada, bir Türk Vatandaşı'nın tenfiz isteminin Suriye Idlib 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce reddedildiği, bunun da tenfiz istemi için olumsuz koşul olan, olumsuz fiili uygulamaya örnek olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar da Dairemizce, iki ülke arasında fiili uygulamanın bulunup bulunmadığının bu kez de Dışişleri Bakanlığı’ndan araştırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi yönünden bozulmuştur.
Mahkemece uyulan bu son bozma ilamı uyarınca Dışişleri Bakanlığı'na yazılar yazılmıştır. Dışişleri Bakanlığı tarafından verilen cevaplarda, esasen Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararların Suriye'de tanınması ve tenfizine ilişkin olumlu uygulamaya dair bilgi ve belgenin mevcut olmadığı bildirilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 38. maddesi uyarınca da, tenfiz kararı verilebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği Devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan dosya safahatı uyarınca, tenfize konu kararın kesinleştiği, Türkiye ile Suriye arasında mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin bir ikili sözleşme bulunmadığı ancak mevzuatın tenfize olanak sağladığı anlaşılmaktadır. Ancak bu hususların yanında yani mevzuat tenfiz kararına olarak verse bile tenfiz kararı verilebilmesi için iki ülke arasında fiili uygulamanın da bulunması gerekmektedir. İki ülke arasında mahkemelerce verilen kararların tenfizi hususunda bir uygulama olup olmadığı uyulan son bozma ilamına göre Dış İşleri Bakanlığı'ndan sorulmuş, verilen cevapta da fiili uygulama bulunduğu yönünde herhangi bir olumlu örnek bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu itibarla mahkemece, Dışişleri Bakanlığı'nca verilen cevapta Suriye ile herhangi bir fiili karşılıklılık bulunduğuna yönelik bir saptama yapılmamış olmasına ve ispat yükü kendisinde bulunan davacı tarafça fiili karşılıklılık bulunduğu yönünde bir kanıt sunulmamış olmasına rağmen Türkiye ile Suriye arasında bir ikili sözleşme varmışçasına, Türk Mahkeme kararlarının Suriye yetkili mahkemelerince tenfiz isteklerinin reddedildiğine ilişkin devamlılık gösteren olumsuz fiili uygulamalarının bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamaştır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/124393600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz