Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4618 E. 2020/3432 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 595↗ limited şirket hisse devri↗ satış sözleşmesi↗ hisse devri↗ hisse devir sözleşmesi↗ kefalet↗ kefil↗ protokol↗ limited şirket↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre davanın reddine dair verilen karar davacı lar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili, davalı şirket hisselerinin müvekkili ... tarafından davalı şahıslara 25.01.2006 tarihli protokol ile devredildiğini, davalıların anılan protokol hükümleri gereğince üstlendikleri edimleri yerine getirmemeleri sebebiyle, müvekkillerinin birtakım ödemeler ve mal teslimi yapmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek, ödenen tutarların ve mal bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan değerlendirme sonucu, taraflar arasındaki 25.01.2006 tarihli protokolde "sözleşme tarihinden" önceki borçlanmalarla ilgili davacının yapacağı ödemelerin şirketi devralanlarca davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, leasing sözleşmesi ile protokolün aynı tarihli olması sebebiyle şahsen kefil olunan leasing sebebiyle yapılan ödemelerin protokol kapsamında değerlendirilemeyeceği, protokol tarihinden önceki döneme ilişkin borçların üstlenildiği kabul edilmiş ise de, 25.01.2006 tarihli protokolün 7. maddesinde bahsedilen hisse satış sözleşmesinden önceki şirket borçlanmalarına şahsi kefalet verilmesi tarihi ile kastedilenin protokol tarihi değil, hisselerin Kanun'a uygun şekilde satışına ilişkin resmi sözleşme tarihi olarak anlaşılması gerektiği, limited şirkette hisse devri 6102 sayılı TTK 595 (ETTK 520vd) ve devamında öngörülen prosedüre tabi olup, somut uyuşmazlıkta resmi hisse devir sözleşme tarihi 16.03.2006 tarihi olmakla, bu tarihe kadar yapılan ödemelerin protokol kapsamında olduğunun kabulü gerekeceğinden protokol tarihi esas alınmak sureti ile ödemelerin bu kapsamda olmadığı şeklindeki kabule itibar edilemez.
Yine davacı leasing ödemeleri dışında, Vergi Dairesi ve SGK gibi kamu kurum ve kuruluşlarına, üçüncü kişilere ödeme ve mal teslimi yapıldığını da iddia ederek, delillerini ibraz etmiş olup, bunların protokol kapsamında olup olmadığı hususunun da karar yerinde tartışılmaması doğru olmamış, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 04.06.2018 tarih, 2016/11742 E. - 2018/4228 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın bu gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/653 E. 2023/4496 K.
Ortak:limited şirket hisse devri · satış sözleşmesi · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · kefalet · kefil · protokol · limited şirket · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan değerlendirme sonucu, taraflar arasındaki 25.01.2006 tarihli «protokolde» "sözleşme tarihinden" önceki borçlanmalarla ilgili davacının yapacağı ödemelerin şirketi devralanlarca davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, leasing sözleşmesi ile protokolün aynı tarihli olması sebebiyle şahsen «kefil» olunan leasing sebebiyle yapılan ödemelerin protokol kapsamında değerlendirilemeyeceği, protokol tarihinden önceki döneme ilişkin borçların üstlenildiği kabul edilmiş ise de, 25.01.2006 tarihli protokolün 7. maddesinde bahsedilen hisse «satış sözleşmesinden» önceki şirket borçlanmalarına şahsi «kefalet» verilmesi tarihi ile kastedilenin protokol tarihi değil, hisselerin Kanun'a uygun şekilde satışına ilişkin resmi sözleşme tarihi olarak anlaşılması gerektiği, «limited şirkette hisse devri» 6102 sayılı TTK 595 (ETTK 520vd) ve devamında öngörülen prosedüre tabi olup, somut uyuşmazlıkta resmi «hisse devir sözleşme» tarihi 16.03.2006 tarihi olmakla, bu tarihe kadar yapılan ödemelerin protokol kapsamında olduğunun kabulü gerekeceğinden protokol tarihi esas alınmak sureti ile öd …
Davacılar vekili, davalı şirket hisselerinin müvekkili ... tarafından davalı şahıslara 25.01.2006 tarihli «protokol» ile devredildiğini, davalıların anılan protokol hükümleri gereğince üstlendikleri edimleri yerine getirmemeleri sebebiyle, müvekkillerinin birtakım ödemeler ve mal «teslimi» yapmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek, ödenen tutarların ve mal bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Yine davacı leasing ödemeleri dışında, Vergi Dairesi ve SGK gibi kamu kurum ve kuruluşlarına, üçüncü kişilere ödeme ve mal «teslimi» yapıldığını da iddia ederek, delillerini «ibraz» etmiş olup, bunların «protokol» kapsamında olup olmadığı hususunun da karar yerinde tartışılmaması doğru olmamış, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 04.06.2018 tar …
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan değerlendirme sonucu, taraflar arasındaki 25.01.2006 tarihli «protokolde» "sözleşme tarihinden" önceki borçlanmalarla ilgili davacının yapacağı ödemelerin şirketi devralanlarca davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, leasing sözleşmesi ile protokolün aynı tarihli olması sebebiyle şahsen «kefil» olunan leasing sebebiyle yapılan ödemelerin protokol kapsamında değerlendirilemeyeceği, protokol tarihinden önceki döneme ilişkin borçların üstlenildiği kabul edilmiş ise de, 25.01.2006 tarihli protokolün 7 nci maddesinde bahsedilen hisse «satış sözleşmesinden» önceki şirket borçlanmalarına şahsi «kefalet» verilmesi tarihi ile kastedilenin protokol tarihi değil, hisselerin Kanun'a uygun şekilde satışına ilişkin resmi sözleşme tarihi olarak anlaşılması gerektiği, «limited şirkette hisse devri» 6102 sayılı TTK 595 (ETTK 520 vd) ve devamında öngörülen prosedüre tabi olup, somut uyuşmazlıkta resmi «hisse devir sözleşme» tarihi 16.03.2006 tarihi olmakla, bu tarihe kadar yapılan ödemelerin protokol kapsamında olduğunun kabulü gerekeceğinden protokol tarihi esas alınmak sureti ile öd …
… tarih, 2018/4618 E. ve 2020/3432 K. sayılı kararı ile ''...Davacılar vekili, davalı şirket hisselerinin müvekkili ... tarafından davalı şahıslara 25.01.2006 tarihli «protokol» ile devredildiğini, davalıların anılan protokol hükümleri gereğince üstlendikleri edimleri yerine getirmemeleri sebebiyle, müvekkillerinin birtakım ödemeler ve mal «teslimi» yapmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek, ödenen tutarların ve mal bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Yine davacı leasing ödemeleri dışında, Vergi Dairesi ve SGK gibi kamu kurum ve kuruluşlarına, üçüncü kişilere ödeme ve mal «teslimi» yapıldığını da iddia ederek, delillerini «ibraz» etmiş olup, bunların «protokol» kapsamında olup olmadığı hususunun da karar yerinde tartışılmaması doğru olmamış, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 04.06.2018 tar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · dahili dava
Benzer bu kararda… kararındaki tartışılması gereken hususlardan dolayı alınan rapor doğrultusunda davacı tarafından dava konusu yapılan ödemelerin tamamının 29.01.2010 tarihten sonra «yapılan protokolden» sonra gerçekleştiği, ancak ödemeler dayanağının 25.01.2006 tarihli protokol kapsamında olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosyada yer almadığı yine karar …
… kili şirket aleyhine karar verildiğini, mahkeme kararının bozma ilamını karşılamadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişilerce leasing ödemeleri de «dahil» dava konusu tüm ödemelerin «protokol» kapsamı dışında kaldığının değerlendirildiğini ve mahkemece bilirkişi raporu ile bağlı kalınarak aleyhe karar verildiğini, bozma ilamı ile dava konusu yapılan 25.0 …
Değerlendirme Davacılar vekili, davalı şirket hisselerinin müvekkili ... tarafından davalı şahıslara 25.01.2006 tarihli «protokol» ile devredildiğini, davalıların anılan protokol hükümleri gereğince üstlendikleri edimleri yerine getirmemeleri sebebiyle, müvekkillerinin birtakım ödemeler yapmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek, ödenen tutarların davalılardan tahsili talep etmiş mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, 25.01.2006 tarihli protokol kapsamı gereğince hisseyi devralanlar sözleşmenin 7 nci maddesi ile üstlendikleri (leasing «dahil») tüm borçlardan sorumludurlar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16242 E. 2014/9941 K.
Ortak:kefalet · protokol · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan değerlendirme sonucu, taraflar arasındaki 25.01.2006 tarihli «protokolde» "sözleşme tarihinden" önceki borçlanmalarla ilgili davacının yapacağı ödemelerin şirketi devralanlarca davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, leasing sözleşmesi ile protokolün aynı tarihli olması sebebiyle şahsen «kefil» olunan leasing sebebiyle yapılan ödemelerin protokol kapsamında değerlendirilemeyeceği, protokol tarihinden önceki döneme ilişkin borçların üstlenildiği kabul edilmiş ise de, 25.01.2006 tarihli protokolün 7. maddesinde bahsedilen hisse «satış sözleşmesinden» önceki şirket borçlanmalarına şahsi «kefalet» verilmesi tarihi ile kastedilenin protokol tarihi değil, hisselerin Kanun'a uygun şekilde satışına ilişkin resmi sözleşme tarihi olarak anlaşılması gerektiği, «limited şirkette hisse devri» 6102 sayılı TTK 595 (ETTK 520vd) ve devamında öngörülen prosedüre tabi olup, somut uyuşmazlıkta resmi «hisse devir sözleşme» tarihi 16.03.2006 tarihi olmakla, bu tarihe kadar yapılan ödemelerin protokol kapsamında olduğunun kabulü gerekeceğinden protokol tarihi esas alınmak sureti ile öd …
Davacılar vekili, davalı şirket hisselerinin müvekkili ... tarafından davalı şahıslara 25.01.2006 tarihli «protokol» ile devredildiğini, davalıların anılan protokol hükümleri gereğince üstlendikleri edimleri yerine getirmemeleri sebebiyle, müvekkillerinin birtakım ödemeler ve mal «teslimi» yapmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek, ödenen tutarların ve mal bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Yine davacı leasing ödemeleri dışında, Vergi Dairesi ve SGK gibi kamu kurum ve kuruluşlarına, üçüncü kişilere ödeme ve mal «teslimi» yapıldığını da iddia ederek, delillerini «ibraz» etmiş olup, bunların «protokol» kapsamında olup olmadığı hususunun da karar yerinde tartışılmaması doğru olmamış, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 04.06.2018 tar …
Benzer bu karardaK.. tarafından davalı şahıslara 25.01.2006 tarihli «protokol» ile devredildiğini, davalıların anılan protokol hükümleri gereğince üstlendikleri edimleri yerine getirmemeleri sebebiyle, müvekkillerinin birtakım ödemeler yapmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek, ödenen tutarların davalılardan tahsili talep etmiş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de; 25.01.2006 tarihli ve 29.01.2010 tarihli protokol maddelerinin, «kefalet sözleşmelerinin» tek tek ve ayrıntılı olarak irdelenmesi, leasing sözleşmeleri de getirtilerek ödemelerin hangi sözleşme kapsamında yapıldığının değerlendirilmesi, vergi borcu ödemelerinin kim tarafından hangi döneme istinaden yapıldığının araştırılması gerekirken, «eksik araştırma» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
T..'nun, 25/01/2006 tarihli «protokole» eşi adına vekaleten imza koyduğu, işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceği bu davalı yönünden «husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine, diğer gerekçeyle davalılar yönünden ise; taraflar arasında bir protokolün yapıldığı ihtilaf konusu olmadığı, sorunun davacıların yapmış …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik araştırma · kefalet sözleşmesi · husumet yokluğu · husumet
Benzer bu karardaT..'nun, 25/01/2006 tarihli «protokole» eşi adına vekaleten imza koyduğu, işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceği bu davalı yönünden «husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine, diğer gerekçeyle davalılar yönünden ise; taraflar arasında bir protokolün yapıldığı ihtilaf konusu olmadığı, sorunun davacıların yapmış …
K.. tarafından davalı şahıslara 25.01.2006 tarihli «protokol» ile devredildiğini, davalıların anılan protokol hükümleri gereğince üstlendikleri edimleri yerine getirmemeleri sebebiyle, müvekkillerinin birtakım ödemeler yapmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek, ödenen tutarların davalılardan tahsili talep etmiş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de; 25.01.2006 tarihli ve 29.01.2010 tarihli protokol maddelerinin, «kefalet sözleşmelerinin» tek tek ve ayrıntılı olarak irdelenmesi, leasing sözleşmeleri de getirtilerek ödemelerin hangi sözleşme kapsamında yapıldığının değerlendirilmesi, vergi borcu ödemelerinin kim tarafından hangi döneme istinaden yapıldığının araştırılması gerekirken, «eksik araştırma» ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4811 E. 2015/2951 K.
Ortak:hisse devri
İncelediğiniz karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan değerlendirme sonucu, taraflar arasındaki 25.01.2006 tarihli «protokolde» "sözleşme tarihinden" önceki borçlanmalarla ilgili davacının yapacağı ödemelerin şirketi devralanlarca davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, leasing sözleşmesi ile protokolün aynı tarihli olması sebebiyle şahsen «kefil» olunan leasing sebebiyle yapılan ödemelerin protokol kapsamında değerlendirilemeyeceği, protokol tarihinden önceki döneme ilişkin borçların üstlenildiği kabul edilmiş ise de, 25.01.2006 tarihli protokolün 7. maddesinde bahsedilen hisse «satış sözleşmesinden» önceki şirket borçlanmalarına şahsi «kefalet» verilmesi tarihi ile kastedilenin protokol tarihi değil, hisselerin Kanun'a uygun şekilde satışına ilişkin resmi sözleşme tarihi olarak anlaşılması gerektiği, «limited şirkette hisse devri» 6102 sayılı TTK 595 (ETTK 520vd) ve devamında öngörülen prosedüre tabi olup, somut uyuşmazlıkta resmi «hisse devir sözleşme» tarihi 16.03.2006 tarihi olmakla, bu tarihe kadar yapılan ödemelerin protokol kapsamında olduğunun kabulü gerekeceğinden protokol tarihi esas alınmak sureti ile öd …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, şirket «hisse devrinin» 06.07.2009 tarihli sözleşmedeki bedel olan 1.550.000,00 TL üzerinden yapıldığı, 03.09.2009 tarihli sözleşmede yazılan miktarın şirketin kayıtlı sermayesi olduğu, davacılarca ödenen 1.550.000,00 TL'nin hisse devri bedeli olduğu, davalıların her iki sözleşmede de önceki borçları (leasing borcu dışında) üstlendikleri, yalnızca ilk sözleşmede leasing «borçlarını üstlendikleri», ancak ikinci sözleşmede bu borçların şirket borcu olduğunun kararlaştırıldığı, davalıların KDV alacakları hususunda her iki sözleşmede hüküm bulunmadığı, bu nedenle KDV alacaklarını talep etmelerinin mümkün görülmediği, aksi düşünülse bile ikinci sözleşmede, birinci sözleşmeye ödemeleri gereken leasing borçlarının şirkete devredilmiş olması karşısında bu alacaklarından vazgeçtiklerinin düşünülebileceği, ikinci sözleşmede, hem bu alacağa ilişkin «ihtarın» hükümsüz olduğunun belirtilmesi, hem de 6.maddede davalıların şirketten ve devir alanlardan hiç alacaklarının kalmadığının belirtilmesi karşısında bu istemlerinin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borç üstlenimi · ihtar
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, şirket «hisse devrinin» 06.07.2009 tarihli sözleşmedeki bedel olan 1.550.000,00 TL üzerinden yapıldığı, 03.09.2009 tarihli sözleşmede yazılan miktarın şirketin kayıtlı sermayesi olduğu, davacılarca ödenen 1.550.000,00 TL'nin hisse devri bedeli olduğu, davalıların her iki sözleşmede de önceki borçları (leasing borcu dışında) üstlendikleri, yalnızca ilk sözleşmede leasing «borçlarını üstlendikleri», ancak ikinci sözleşmede bu borçların şirket borcu olduğunun kararlaştırıldığı, davalıların KDV alacakları hususunda her iki sözleşmede hüküm bulunmadığı, bu nedenle KDV alacaklarını talep etmelerinin mümkün görülmediği, aksi düşünülse bile ikinci sözleşmede, birinci sözleşmeye ödemeleri gereken leasing borçlarının şirkete devredilmiş olması karşısında bu alacaklarından vazgeçtiklerinin düşünülebileceği, ikinci sözleşmede, hem bu alacağa ilişkin «ihtarın» hükümsüz olduğunun belirtilmesi, hem de 6.maddede davalıların şirketten ve devir alanlardan hiç alacaklarının kalmadığının belirtilmesi karşısında bu istemlerinin …
2 benzer karar daha
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8630 E. 2013/12889 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:finansal kiralama sözleşmesi · finansal kiralama · sözleşmenin iptali · teminat mektubu · fesih · karar verilmesine yer olmadığına · teminat
Benzer bu karardaAyakkabı A.Ş. ile ... ve...ya karşı açtığı dava sonucunda, «finansal kiralama sözleşmesinin iptal» edildiği ve finansal kiralamaya konu taşınmazların iadesine karar verildiği, böylece dava konusu «teminat mektubunun» kullanılması için bir gerekçenin kalmadığı, zira teminatın davalı şirket ve ortaklarının dava dışı leasing şirketinden kiraladıkları taşınmazlar için alındığı, bu kiralama sözleşmesi leasing şirketince «fesih» edildiğinden teminat mektubunun teminat vasfının da ortadan kalktığı gerekçesiyle konusu kalmayan dava hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına» dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07.03.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunm …
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3490 E. 2013/4254 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:finansal kiralama sözleşmesi · finansal kiralama · sözleşmenin iptali · teminat mektubu · depo kararı · genel kredi sözleşmesi · fesih · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaA.Ş.'nin davalı ...A.Ş. ile ... ve ...'ya karşı açtığı dava sonucunda, «finansal kiralama sözleşmesinin iptal» edildiği ve finansal kiralamaya konu taşınmazların iadesine karar verildiği, böylece dava konusu «teminat mektubunun» kullanılması için bir gerekçenin kalmadığı, zira teminatın davalı şirket ve ortaklarının dava dışı leasing şirketinden kiraladıkları taşınmazlar için alındığı, bu kiralama sözleşmesi leasing şirketince «fesih» edildiğinden teminat mektubunun teminat vasfının da ortadan kalktığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Davacı banka da keşide ettiği 06.01.2009 tarihli «ihtarname» ile davalıların «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan ödenmemiş para borçları nedeniyle hesabın kat edildiğini bildirdikten sonra «teminat mektubunun» iadesini, bunun mümkün olmadığı taktirde bedelinin «depo» edilmesini istemiştir.
A.Ş. ile ... ve ...'ya karşı açtığı dava sonucunda, «finansal kiralama sözleşmesinin» feshedilip, finansal kiralamaya konu taşınmazların iadesine karar verildiği, «teminat mektubunun» davalı şirket ve ortaklarının anılan leasing şirketinden kiraladıkları taşınmazlar için verildiğinden, teminat vasfının da ortadan kalktığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında bir karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «genel kredi sözleşmesinin» 30.1. ve 30.8. maddelerinde, davacı bankanın «teminat mektubunu» hiçbir gerekçe göstermeden her zaman geri isteyebileceği, 46.1. maddesinde ise kefillerin de aynı borçtan sorumlu olduğu bildirilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4618 E. , 2020/3432 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Malatya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04/04/2016 gün ve 2015/192 - 2016/400 sayılı kararı onayan Daire'nin 04/06/2018 gün ve 2016/11742 - 2018/4228 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden ...'nın davalı şirketin hissedarı iken 25.01.2006 tarihli protokolle tüm hisselerini diğer davalılara devrettiğini, hisse satış protokolü gereği davalı şirketin hisse satışından önceki leasing, banka kredisi, vergi ve diğer borçlarına müvekkillerinin kefaletlerinin bulunduğunu, düzenlenen protokolde müvekkillerinin kefaleti karşılığında davalılarca teminat amacıyla düzenlenecek 2.050.000.- TL bedelli bir bononun müvekkiline verileceğinin, bu senedin kefil olunan borçların ödenmesini müteakip iade edileceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirkete ait borçların müvekkillerinin kefaleti olduğundan kötüniyetle ödenmediğini, protokol tarihinden sonra müvekkilinin davalı şirket adına 941.978,23 TL ödeme yaparak davalılardan alacaklı hale geldiğini, müvekkillerinin bu ödemeleri yapmamaları halinde yatırıma va kâra dönüştürebileceğini, müvekkilinin kefili olduğu borçların davalılar tarafından ödenmemesi sebebiyle kurumlar nezdinde itibarının zedelendiğini, manevi zarar gördüğünü ileri sürerek 300.000.- TL'nin, 7.500.- TL maddi tazminatın ve 30.000.- TL manevi tazminatın protokol tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ve vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre davanın reddine dair verilen karar davacı lar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili, davalı şirket hisselerinin müvekkili ... tarafından davalı şahıslara 25.01.2006 tarihli protokol ile devredildiğini, davalıların anılan protokol hükümleri gereğince üstlendikleri edimleri yerine getirmemeleri sebebiyle, müvekkillerinin birtakım ödemeler ve mal teslimi yapmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek, ödenen tutarların ve mal bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan değerlendirme sonucu, taraflar arasındaki 25.01.2006 tarihli protokolde "sözleşme tarihinden" önceki borçlanmalarla ilgili davacının yapacağı ödemelerin şirketi devralanlarca davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, leasing sözleşmesi ile protokolün aynı tarihli olması sebebiyle şahsen kefil olunan leasing sebebiyle yapılan ödemelerin protokol kapsamında değerlendirilemeyeceği, protokol tarihinden önceki döneme ilişkin borçların üstlenildiği kabul edilmiş ise de, 25.01.2006 tarihli protokolün 7. maddesinde bahsedilen hisse satış sözleşmesinden önceki şirket borçlanmalarına şahsi kefalet verilmesi tarihi ile kastedilenin protokol tarihi değil, hisselerin Kanun'a uygun şekilde satışına ilişkin resmi sözleşme tarihi olarak anlaşılması gerektiği, limited şirkette hisse devri 6102 sayılı TTK 595 (ETTK 520vd) ve devamında öngörülen prosedüre tabi olup, somut uyuşmazlıkta resmi hisse devir sözleşme tarihi 16.03.2006 tarihi olmakla, bu tarihe kadar yapılan ödemelerin protokol kapsamında olduğunun kabulü gerekeceğinden protokol tarihi esas alınmak sureti ile ödemelerin bu kapsamda olmadığı şeklindeki kabule itibar edilemez.
Yine davacı leasing ödemeleri dışında, Vergi Dairesi ve SGK gibi kamu kurum ve kuruluşlarına, üçüncü kişilere ödeme ve mal teslimi yapıldığını da iddia ederek, delillerini ibraz etmiş olup, bunların protokol kapsamında olup olmadığı hususunun da karar yerinde tartışılmaması doğru olmamış, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 04.06.2018 tarih, 2016/11742 E. - 2018/4228 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın bu gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 04.06.2018 tarih, 2016/11742 E. - 2018/4228 K. sayılı ilamının kaldırılarak kararın bu gerekçe ile BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyene iadesine, 02/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587606100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz