Limited şirket pay devri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/5291 E. 2020/3282 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket pay devri↗ hmk 115/3↗ pay devri↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ hisse devri↗ tespit davası↗ istinaf incelemesi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ ihtarname↗ ilan↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine göre, 15.09.2017 tarihli pay devrinin şirkete tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde reddine ya da kabulüne ilişkin alınan genel kurul kararının otuz gün içinde tescili için Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurulması ya da tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeleri gerektiği, şirket yetkililerinin gerek genel kurul kararı, gerekse tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmedikleri, sadece önce sicil müdürlüğüne tescil talebinin reddedilmesi yönünde ihtarname gönderdikleri, noterden hisse devri yapılmış olmasına rağmen, şirket yetkililerinin ortakların genel kurul kararı alıp ticaret sicili müdürlüğünden tescil ve ilan talebinde bulunmadıkları ve tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne ve şirket ortağı Tanık Çanak'ın DHA Tar. Hay. İnş. Dış. Tic. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'deki hisselerinin tamamını Karamürsel Noterliğinin 15.09.2017 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi ile devir ettiğinin tespitine karar verilmiş, karara karşı davalı şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; davacı ..., Ticaret Sicili Yönetmeliğinin yukarıda belirtilen maddesi doğrultusunda bildirim yapması gerektiği halde şirket pay devrinin tespitini talep etmiş olup, davacı ...’nün pay devrinin tespitini istemekte herhangi bir hukuki yararı bulunmadığı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106. maddesinin 2. fıkrası gereğince Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunması gerektiği, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle HMK 115. maddesi gereğince davanın usul yönünden reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sicil müdürlüğünün davetine rağmen, davalı şirketin dava dışı ortağına ait şirket hisselerinin devri hususunun tescil edilmemesi nedeniyle mahkemece karar verilmesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu'nun 33. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında; ''(1) Tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32'nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. ... (3) Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder.'' hükmü bulunmaktadır. Ticaret sicil yönetmeliği 36. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında ise; ''Tescil edilmesi gereken bir olgunun ilgilisi tarafından tescil ettirilmediğini haber alan müdürlük, tescil başvurusunda bulunmakla yükümlü kişileri, otuz gün içinde tescil başvurusunda bulunmaya veya tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. Bu davette, kanuni dayanaklar gösterilmek suretiyle davetin gerekçesi, tescili gereken belgeler ve tescil yükümlülüğünün yerine
getirilmemesinin yaptırımları belirtilir. (2) Birinci fıkra gereğince yapılan çağrı üzerine, süresi içinde tescil isteminde bulunulmaması veya kaçınma sebepleri bildirilmiş olmasına rağmen kaçınma sebeplerinin yeterli görülmemesi halinde müdürlük, durumu sicilin bulunduğu yerdeki ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine bildirir. Mahkemenin tescile hükmetmesi halinde olgu resen tescil edilir.'' denilmektedir.
Bu durumda, sicil müdürlüğü tescili gereken bir hususun sicile tescil edilmemesi halinde ilgili kişiler, ticaret sicil müdürlüğü tarafından TTK'nın 33. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36. maddeleri uyarınca tescile davet edilir. Sicil müdürlüğü tarafından tescile davet edilmesine rağmen süresi içinde tescil için başvuru yapılmaması veya tescilden kaçınma sebeplerinin bildirilmesi halinde, işbu durum karar verilmek üzere ticaret sicil müdürlüğü tarafından asliye ticaret mahkemesine bildirilir. Mahkeme, ilgili durumun sicile tescili gerektiğine kanaat getirirse, sicile tescil emrini içeren bir karar vermelidir.
Somut olayda; davacı dava dilekçesinde, davalı şirketin dava dışı ortağına ait hisselerin devrinin tescili için TTK'nın 33. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36. maddeleri uyarınca tescile davet edilmesine rağmen, tescil işlemlerini yapmayacağını süresi içinde kendilerine bildirdiğini beyan ederek davalı şirketin dava dışı ortağına ait hisselerin devredildiğini tespiti talebiyle mahkemeye başvurmuştur. Her ne kadar, davacı dava dilekçesinde, davalının dava dışı ortağına ait hisselerin devredildiğinin tespitini talep etmişse de, işbu dava dilekçesinin, TTK'nın 33. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36. maddelerinde açık düzenlemelerde yerini bulan asliye ticaret mahkemesine bildirim istemi olduğu kabul edilerek, davalı tarafın tescilden kaçınmakta haklı olmadığı tespit edildiği takdirde, mahkemece tescili emreden nitelikte karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Pay devrinin tescili 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/428 E. 2022/2613 K.
Ortak:limited şirket pay devri · pay devri · ticaret sicili müdürlüğü · hisse devri · limited şirket · ticaret sicili · ihtarname · ilan
İncelediğiniz karardaMahkemece, Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine göre, 15.09.2017 tarihli «pay devrinin» şirkete tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde reddine ya da kabulüne ilişkin alınan genel kurul kararının otuz gün içinde tescili için Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurulması ya da tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeleri gerektiği, şirket yetkililerinin gerek genel kurul kararı, gerekse tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmedikleri, sadece önce sicil müdürlüğüne tescil talebinin reddedilmesi yönünde «ihtarname» gönderdikleri, noterden «hisse devri» yapılmış olmasına rağmen, şirket yetkililerinin ortakların genel kurul kararı alıp «ticaret sicili müdürlüğünden» tescil ve «ilan» talebinde bulunmadıkları ve tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne ve şirket ortağı Tanık Çanak'ın DHA Tar.
Şti.'deki hisselerinin tamamını Karamürsel Noterliğinin 15.09.2017 tarihli «limited şirket pay devri» sözleşmesi ile devir ettiğinin tespitine karar verilmiş, karara karşı davalı şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bu durumda, sicil müdürlüğü tescili gereken bir hususun sicile tescil edilmemesi halinde ilgili kişiler, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından TTK'nın 33. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36. maddeleri uyarınca tescile davet edilir.
Benzer bu karardaMahkemece, Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine göre, 15.09.2017 tarihli «pay devrinin» şirkete tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde reddine ya da kabulüne ilişkin alınan genel kurul kararının otuz gün içinde tescili için Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurulması ya da tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeleri gerektiği, şirket yetkililerinin gerek genel kurul kararı, gerekse tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmedikleri, sadece önce sicil müdürlüğüne tescil talebinin reddedilmesi yönünde «ihtarname» gönderdikleri, noterden «hisse devri» yapılmış olmasına rağmen, şirket yetkililerinin ortakların genel kurul kararı alıp Ticaret Sicili Müdürlüğünden tescil ve «ilan» talebinde bulunmadıkları ve tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne ve şirket ortağı ...'ın DHA Tar.
Şti.'deki hisselerinin tamamını Karamürsel Noterliğinin 15.09.2017 tarihli «limited şirket pay devri» sözleşmesi ile devir ettiğinin tespitine karar verilmiş, karara karşı davalı şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Noterliği 06.11.2017 tarih ve 29819 yevmiye nolu «ihtarnamesi» ile devre «muvafakat» edilmediğini devralan ...’a bildirdiği, «pay devrinin» ortaklar genel kurulu kararıyla onaylanması şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle mahkemece ortaklar genel kurulunca onaylanmaması nedeniyle pay devrinin geçerli olmadığı, geçerli olmayan pay devrinin de tescilinin mümkün olmadığı değerlendilerek «pay devrinin tesciline» gerek bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin istinaf başv …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay devrinin tescili · esas sermaye payının devri · genel kurulun devredilemez yetkileri · esas sermaye payı · pay devir sözleşmesi · ihtisas mahkemesi · tasdik kararı · muvafakat
Benzer bu karardaİstinaf mahkemesince, Türk Ticaret Kanunu'nun 595. maddesi gereğince «pay devrinin» geçerli olması için şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, «esas sermaye payının devri» için, ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğu, devirin bu onayla geçerli olduğu, Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtlarına göre DHA Tarım Hayvancılık İnşaat Dış Ticaret Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin %50 payının ...'a, %50 payının ...'ye ait olduğu, davalı şirket «temsilcisi» ve şirketin %50 payının sahibi olan ..., şirket ortağı ...'ın ...' a yapmış olduğu pay devrine «muvafakat» verilmediğini Kahramanmaraş 8.
Noterliği 06.11.2017 tarih ve 29819 yevmiye nolu «ihtarnamesi» ile devre «muvafakat» edilmediğini devralan ...’a bildirdiği, «pay devrinin» ortaklar genel kurulu kararıyla onaylanması şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle mahkemece ortaklar genel kurulunca onaylanmaması nedeniyle pay devrinin geçerli olmadığı, geçerli olmayan pay devrinin de tescilinin mümkün olmadığı değerlendilerek «pay devrinin tesciline» gerek bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin istinaf başv …
Bu düzenlemeye göre, «pay devri», sözleşmesinin yazılı ve imzası noterden «tasdikli» şekilde yapılması, payın devrinin ortaklığa bildirimi ve genel kurulun onayı ile gerçekleşir.
Böylece 3 aylık sürenin geçmesiyle, bu sürenin sonu itibarıyla pay da devralana geçmiş olur ve ortaklık hak ve yükümlülükleri de devralan tarafından «ihtisap» edilir.
-
Ticaret Sicil işleminin iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4007 E. 2019/1097 K.
Ortak:ticaret sicili müdürlüğü · ticaret sicili · görevli mahkeme · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine göre, 15.09.2017 tarihli «pay devrinin» şirkete tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde reddine ya da kabulüne ilişkin alınan genel kurul kararının otuz gün içinde tescili için Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurulması ya da tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeleri gerektiği, şirket yetkililerinin gerek genel kurul kararı, gerekse tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmedikleri, sadece önce sicil müdürlüğüne tescil talebinin reddedilmesi yönünde «ihtarname» gönderdikleri, noterden «hisse devri» yapılmış olmasına rağmen, şirket yetkililerinin ortakların genel kurul kararı alıp «ticaret sicili müdürlüğünden» tescil ve «ilan» talebinde bulunmadıkları ve tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne ve şirket ortağı Tanık Çanak'ın DHA Tar.
Bu durumda, sicil müdürlüğü tescili gereken bir hususun sicile tescil edilmemesi halinde ilgili kişiler, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından TTK'nın 33. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36. maddeleri uyarınca tescile davet edilir.
Sicil müdürlüğü tarafından tescile davet edilmesine rağmen süresi içinde tescil için başvuru yapılmaması veya tescilden kaçınma sebeplerinin bildirilmesi halinde, işbu durum karar verilmek üzere «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından asliye ticaret mahkemesine bildirilir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacı şirket ile davalı şirketin «ticaret sicil» kayıtlarında yer alan merkez adreslerinin aynı olduğu, farklı «tüzel kişiliği» bulunan iki ayrı şirketin aynı merkez adresini kullanmasına olanak bulunmadığı, öncelikle «dahili» davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarını gerçeğe uygun hale getirmek amacıyla «ticaret sicil müdürlüğüne» başvurması ve sicil kayıtlarında gerekli «terkin» işlemlerinin yapılmasını sağlamasının esas olduğu, dahili davalı şirket tarafından bu yönde bir başvuru yapılmamış olması nedeniyle alakadar olan .... kişi konumundaki davacının başvurusu üzerine davalı ... müdürlüğünün dahili davalı şirketi tescile davet etmesi, davet gereğini yerine getirmemesi halinde ise ticari davalara bakmakla «görevli» asliye ticaret mahkemesine durumu bildirmesi, mahkemenin terkin kararı vermesi durumunda davalı şirketin ticaret sicil «kaydını» düzeltmesinin gerektiği, davalı ... müdürlüğünce bu yönde işlemler yapılmaksızın davacının başvurusunun reddi doğru olmadığından mahkemece bu durum gözetilerek yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ... vekilinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, «ticaret sicil» kayıtlarında davacı şirketin ...
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı’ndan, «ticaret sicili» kayıtlarında «dahili» davalı olarak kabul edilen «şirketin merkez» adresinin müvekkili şirketin merkez adresi ile aynı adreste olduğunun tespit edildiği, dahili davalı ile herhangi bir ilişkisi bulunmayan müvekkili şirketin, dahili davalının borçlarından ötürü «cebri icra» tehditi altında olduğunu ileri sürerek dahili davalı şirketin gerçek adresinin bildirilmesi ve adres değişikliği yapılmasının talep edildiği; bunun üzerine davalı tarafça adı geçen şirketin şirket sözleşmesi değişikliğine dair genel kurul kararının noter onaylı örneği ve değişen maddelerin yeni metnine dair belge «ibraz» edilmediğinden talebin reddedildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istinaf kanun yolu · cebri icra · şirket merkezi mahkemesi · kanun yolu · eş rızası · üçüncü kişi · kamu düzeni · tüzel kişilik
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, davacı şirket ile davalı şirketin «ticaret sicil» kayıtlarında yer alan merkez adreslerinin aynı olduğu, farklı «tüzel kişiliği» bulunan iki ayrı şirketin aynı merkez adresini kullanmasına olanak bulunmadığı, öncelikle «dahili» davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarını gerçeğe uygun hale getirmek amacıyla «ticaret sicil müdürlüğüne» başvurması ve sicil kayıtlarında gerekli «terkin» işlemlerinin yapılmasını sağlamasının esas olduğu, dahili davalı şirket tarafından bu yönde bir başvuru yapılmamış olması nedeniyle alakadar olan .... kişi konumundaki davacının başvurusu üzerine davalı ... müdürlüğünün dahili davalı şirketi tescile davet etmesi, davet gereğini yerine getirmemesi halinde ise ticari davalara bakmakla «görevli» asliye ticaret mahkemesine durumu bildirmesi, mahkemenin terkin kararı vermesi durumunda davalı şirketin ticaret sicil «kaydını» düzeltmesinin gerektiği, davalı ... müdürlüğünce bu yönde işlemler yapılmaksızın davacının başvurusunun reddi doğru olmadığından mahkemece bu durum gözetilerek yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ... vekilinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı’ndan, «ticaret sicili» kayıtlarında «dahili» davalı olarak kabul edilen «şirketin merkez» adresinin müvekkili şirketin merkez adresi ile aynı adreste olduğunun tespit edildiği, dahili davalı ile herhangi bir ilişkisi bulunmayan müvekkili şirketin, dahili davalının borçlarından ötürü «cebri icra» tehditi altında olduğunu ileri sürerek dahili davalı şirketin gerçek adresinin bildirilmesi ve adres değişikliği yapılmasının talep edildiği; bunun üzerine davalı tarafça adı geçen şirketin şirket sözleşmesi değişikliğine dair genel kurul kararının noter onaylı örneği ve değişen maddelerin yeni metnine dair belge «ibraz» edilmediğinden talebin reddedildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı ...’nın 28. maddesinde tescil isteminin ilgililer, «temsilcileri» veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılacağı, 32/.... maddesinde tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, «üçüncü kişilerde» yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve «kamu düzenine» aykırı olmamaları gerektiği, 31. maddesinde tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliğin de tescil olunacağı, tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki «kaydın» da kısmen yahut tamamen silineceği, 33. maddesinde tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürünün, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağıracağı, sicil müdürünce verilen süre içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla «görevli» asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emredeceği, a …
Şubesi'nin adresi ile «dahili» davalı «şirketin merkez» adresinin aynı olduğu, bu durumun davacı şirket aleyhine karışıklığa sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile ...'nün 4.5.2016 tarih ve TS-2016-4156 sayılı işleminin iptaline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1385 E. 2019/7988 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın yenilenmesi · dosyanın işlemden kaldırılması · adil yargılanma hakkı · aktif husumet ehliyeti · işlemden kaldırma · usulüne uygun tebliğ · aktif husumet · davanın açılmamış sayılması
Benzer bu karardaBu durumda, usulüne göre davet edilmeyen taraf duruşmaya katılmadığı için «dosyanın işlemden kaldırılması» ve neticesinde süresi içinde «dava yenilenmediğinden» «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi hukuka uygun olmayacaktır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; dosyanın 11/09/2018 tarihinde «işlemden kaldırıldığı» bu tarihten itibaren 3 ay içinde «davanın yenilenmediği» gerekçesiyle H.M.K.'nın 150/«son» maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, «dosyanın işlemden kaldırıldığı» tarihten itibaren yasal süre içerisinde «yenilenmediği» gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 150/1 nci madde hükmü «dosyanın işlemden kaldırılmasını», usulüne göre davet edilmiş tarafların duruşmaya gelmemesi ya da duruşmaya gelmesine rağmen davayı takip etmemesi şartına bağlamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/5291 E. , 2020/3282 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Elbistan 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28/11/2018 tarih ve 2018/182 E.- 2018/518 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 13/09/2019 tarih ve 2019/924 E.- 2019/1063 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, Ticaret Sicil Müdürlüğünün 5905 sicil numarasında kayıtlı DHA Tar. Hay. İnş. Dış Tic. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. ortaklarından ...'ın hissesini...'a devrettiğini, devir alan...'ın şirkete devrin tesciline dair başvurmasına rağmen şirket ortaklarının genel kurul kararı alıp tescili gerçekleştirmediklerini, dilekçe ve ekli satış sözleşmesinin Ticaret Sicili Müdürlüklerine bildirildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğünün şirket yetkililerini ve ortağını tescile davet ettiğini, Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine göre, 15.09.2017 tarihli pay devrinin şirkete tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde reddine ya da kabulüne ilişkin alınan genel kurul kararının otuz gün içinde tescili için ticaret sicil müdürlüklerine başvurulmasını ya da tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmelerinin bildirildiğini, şirket yetkililerinin gerek genel kurul kararı, gerekse tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmediklerini, noterden hisse devri yapılmış olmasına rağmen, şirket yetkililerinin ortakların genel kurul kararı alıp ticaret sicili müdürlüğünden tescil ve ilan talebinde bulunmadıklarını ve tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmediklerini belirterek, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 33'ncü maddesi 3'üncü fıkrası hükmü gereği devrinin tespitini talep ettiklerini belirterek, şirket ortağı ...'ın DHA Tarım Hayvancılık İnşaat Dış Ticaret Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ndeki hisselerinin tamamı 15.09.2017 tarihinde...'a noterden devir ettiğinin tesbitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ortaklık yapısının %50-%50 hisse şeklinde oluşmasının getirmiş olduğu temel özellik şirket ortaklarının şirketin idaresi, menfaatleri, alınacak tüm karar ve yapılacak hamlelerde mutlak bir uyum içinde olması zaruretini doğurmakta olduğunu, davaya konu devir hadisesi meydana gelmeden bir süre öncesine kadar bu uyum sürerken tamamen şirketin iki ortağı arasındaki şahsi sebeplerden kaynaklı olarak intikam güdüsü ile yapılan bir hisse devri söz konusu olduğunu, ... tarafından devir yapılan...'ın müvekkil şirket müdürüne
devirden hemen sonra yöneltilen tehditler, mafyatik tavırlı mesajlardan şirket ortağı ...'ın...'a yapmış olduğu pay devrinin ticari değil, hukuk dışı ve şahsi gayeler taşıdığının anlaşıldığını, devir keyfiyetinin şirket ortaklarına bildirilmesi akabinde Kahramanmaraş 8. Noterliğinin 06.112017 tarih ve 29819 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile devre muvafakat edilmediğinin devralan...’a bildirildiğini, müvekkili şirketin ortaklık yapısı gözönüne alındığında pay devrinin onayına ilişkin genel kuruldan salt çoğunlukla karar alınmasının imkansız olduğunu, yine ortaklık yapısı gereği oybirliği oluşmayan konularda genel kurul kararı oluşmasının da mümkün olmadığını, bu durumda TTK 595. maddesinin 7. fıkrasında öngörülen 3 ay içerisinde genel kurulca reddetme imkanının şirketin eşit paylı ve iki ortaklı yapısı nedeniyle mümkün olmadığını, bu hususta bir kanun boşluğu olduğunu, hakkın kötüye kullanılmasının korunamayacağını, müvekkili şirket ortağının devre muvafakat etmemesi nedeniyle devrin geçersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine göre, 15.09.2017 tarihli pay devrinin şirkete tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde reddine ya da kabulüne ilişkin alınan genel kurul kararının otuz gün içinde tescili için Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurulması ya da tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeleri gerektiği, şirket yetkililerinin gerek genel kurul kararı, gerekse tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmedikleri, sadece önce sicil müdürlüğüne tescil talebinin reddedilmesi yönünde ihtarname gönderdikleri, noterden hisse devri yapılmış olmasına rağmen, şirket yetkililerinin ortakların genel kurul kararı alıp ticaret sicili müdürlüğünden tescil ve ilan talebinde bulunmadıkları ve tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne ve şirket ortağı Tanık Çanak'ın DHA Tar.
Hay. İnş. Dış. Tic. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'deki hisselerinin tamamını Karamürsel Noterliğinin 15.09.2017 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi ile devir ettiğinin tespitine karar verilmiş, karara karşı davalı şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; davacı ..., Ticaret Sicili Yönetmeliğinin yukarıda belirtilen maddesi doğrultusunda bildirim yapması gerektiği halde şirket pay devrinin tespitini talep etmiş olup, davacı ...’nün pay devrinin tespitini istemekte herhangi bir hukuki yararı bulunmadığı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106. maddesinin 2. fıkrası gereğince Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunması gerektiği, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle HMK 115. maddesi gereğince davanın usul yönünden reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sicil müdürlüğünün davetine rağmen, davalı şirketin dava dışı ortağına ait şirket hisselerinin devri hususunun tescil edilmemesi nedeniyle mahkemece karar verilmesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu'nun 33. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında; ''(1) Tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32'nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. ... (3) Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder.'' hükmü bulunmaktadır.
Ticaret sicil yönetmeliği 36. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında ise; ''Tescil edilmesi gereken bir olgunun ilgilisi tarafından tescil ettirilmediğini haber alan müdürlük, tescil başvurusunda bulunmakla yükümlü kişileri, otuz gün içinde tescil başvurusunda bulunmaya veya tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. Bu davette, kanuni dayanaklar gösterilmek suretiyle davetin gerekçesi, tescili gereken belgeler ve tescil yükümlülüğünün yerine
getirilmemesinin yaptırımları belirtilir. (2) Birinci fıkra gereğince yapılan çağrı üzerine, süresi içinde tescil isteminde bulunulmaması veya kaçınma sebepleri bildirilmiş olmasına rağmen kaçınma sebeplerinin yeterli görülmemesi halinde müdürlük, durumu sicilin bulunduğu yerdeki ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine bildirir. Mahkemenin tescile hükmetmesi halinde olgu resen tescil edilir.'' denilmektedir.
Bu durumda, sicil müdürlüğü tescili gereken bir hususun sicile tescil edilmemesi halinde ilgili kişiler, ticaret sicil müdürlüğü tarafından TTK'nın 33. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36. maddeleri uyarınca tescile davet edilir. Sicil müdürlüğü tarafından tescile davet edilmesine rağmen süresi içinde tescil için başvuru yapılmaması veya tescilden kaçınma sebeplerinin bildirilmesi halinde, işbu durum karar verilmek üzere ticaret sicil müdürlüğü tarafından asliye ticaret mahkemesine bildirilir. Mahkeme, ilgili durumun sicile tescili gerektiğine kanaat getirirse, sicile tescil emrini içeren bir karar vermelidir.
Somut olayda; davacı dava dilekçesinde, davalı şirketin dava dışı ortağına ait hisselerin devrinin tescili için TTK'nın 33. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36. maddeleri uyarınca tescile davet edilmesine rağmen, tescil işlemlerini yapmayacağını süresi içinde kendilerine bildirdiğini beyan ederek davalı şirketin dava dışı ortağına ait hisselerin devredildiğini tespiti talebiyle mahkemeye başvurmuştur. Her ne kadar, davacı dava dilekçesinde, davalının dava dışı ortağına ait hisselerin devredildiğinin tespitini talep etmişse de, işbu dava dilekçesinin, TTK'nın 33. ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36. maddelerinde açık düzenlemelerde yerini bulan asliye ticaret mahkemesine bildirim istemi olduğu kabul edilerek, davalı tarafın tescilden kaçınmakta haklı olmadığı tespit edildiği takdirde, mahkemece tescili emreden nitelikte karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış olup, bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587604600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz