6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4870 E. 2020/2413 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi ticari teamül teamül kusur sorumluluğu illiyet bağı kâr mahrumiyeti müteselsil sorumluluk ispat yükü yönetim kurulu kararı dosya masrafı kusur eksik inceleme görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: İİK · HUMK — HUMK 440 · TTK — TTK 336TTK 337TTK 338TTK 359

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, zarar unsurunun kanıtlanamadığı ve bu zararın tazmini bakımından davalılarla illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.

Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, ... tarafından yönetim ve denetime el konulan ... Grubu şirketlerinden Çukorova Temizlik ve Sosyal Hizmetler Ticaret A.Ş. 'nin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nın 359. maddesinde düzenlenmiştir.

Dava konusu somut uyuşmazlıkta, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen kusurlu eylemlerden birisi de şirkete sağladıkları kaynakları kendi işletme sermayesi ihtiyacı için ve rantabl olarak kullanmaları gerekirken diğer ... Grubu firmalarının ellerinde bulunan, mali durumları bozuk, hiç temettü geliri sağlayamayacaklarını bildikleri, halen ... yönetim ve denetiminde bulunan ... Grubuna bağlı kuruluşların iştirak hisselerini satın almak için kullandıkları, bu şekilde gerçekte öz kaynağı dahi bulunmayan şirketin, ödeyemeyeceği bir borç yükü altına sokulurken aynı zamanda bu fonlar ile sağlayabileceği muhtemel gelirlerden de mahrum bırakıldığı ve şirket aktiflerinde azalışa neden olarak şirketin kasten zarara uğratıldığı, yönetim kurulu üyelerinin işletmenin kaynaklarını ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri için kullanması gerekirken ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranarak grup içi şirketlere, değersiz aktiflere ve çeşitli masraf unsurlarına yönelik kullanımı ve bu şekilde şirketin bilerek ve isteyerek zarara uğratılması ve şirket varlıklarında azalışa neden olunması, denetim kurulu üyelerinin de kontrol ve uyarı görevini yerine getirmemeleridir.

Davacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır. Üstelik zarar, usulsüz işlem anında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekmez.

O halde mahkemece, iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle, iştirak hisseleri alınan şirketlerin işlem tarihi itibariyle hisseleri alınabilecek şirketlerden olup olmadığı, yönetim kurulu üyelerinin iştirak hisseleri alınırken basiretli bir yöneticiden beklenilen özeni gösterip göstermedikleri, hisselerin gerçekte değerinin ne olduğu ve hangi değere alındığı hususları incelenmek sureti ile zararın meydana gelip gelmediğinin tespiti, zararın tespitinden sonra da, davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu bulundukları ve yine denetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluğunun, bu sıfatının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmayıp kararın bozulması gerektiğinden Dairemizin 09.07.2018 tarih, 2016/12353 E-2018/5010 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkemece verilen kararın yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6307 E. 2013/9893 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4053 E. 2012/13203 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4542 E. 2020/2885 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15150 E. 2014/20342 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tasfiye memuru sorumluluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12224 E. 2014/19093 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4384 E. 2013/20147 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/4870 E.  ,  2020/2413 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04/11/2015 gün ve 2014/424 - 2015/670 sayılı kararı onayan Daire'nin 09/07/2018 gün ve 2016/12353 - 2018/5010 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, Çukurova Temizlik ve Sosyal Hizmetler Tic. A.Ş’nin 2002, 2003 ve 2004 olağan genel kurullarına sunulmak üzere hazırlanan denetim kurulu raporunda şirket yönetim kurulu üyelerinin sağladıkları kaynakları kendi işletme sermayesi ihtiyaçları için ve rantabl olarak kullanmak yerine, mali durumları bozuk, hiçbir temettü geliri sağlayamayacaklarını bildikleri ... Grubuna bağlı kuruluşların iştirak hisselerini satın almak için kullandıklarını, bu şekilde gerçekte öz kaynakları dahi bulunmayan Çukurova Temizlik Firmasının ödeyemeyeceği bir borç yükü altına sokulduğu gibi bu fonlarla sağlayabileceği muhtemel gelirlerden de mahrum bırakıldığını, şirket aktiflerinde azalışa neden olunduğu, şirketin bilerek ve isteyerek zararına neden olduklarını, davalı denetim kurulu üyelerinin de yönetim kurulu üyelerini uyarmayarak görevlerini gereği gibi yapmadıklarını, şirketin 14.04.2006 tarihli genel kurulunda davalılar hakkında dava açılmasına karar verildiğini ileri sürerek fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000.- TL’nın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ..., davalı ... Kanber, davanın reddini istemiş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, zarar unsurunun kanıtlanamadığı ve bu zararın tazmini bakımından davalılarla illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.

Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, ... tarafından yönetim ve denetime el konulan ... Grubu şirketlerinden Çukorova Temizlik ve Sosyal Hizmetler Ticaret A.Ş. 'nin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. Nitekim TTK’nın 338.

maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nın 359. maddesinde düzenlenmiştir.

Dava konusu somut uyuşmazlıkta, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen kusurlu eylemlerden birisi de şirkete sağladıkları kaynakları kendi işletme sermayesi ihtiyacı için ve rantabl olarak kullanmaları gerekirken diğer ... Grubu firmalarının ellerinde bulunan, mali durumları bozuk, hiç temettü geliri sağlayamayacaklarını bildikleri, halen ... yönetim ve denetiminde bulunan ... Grubuna bağlı kuruluşların iştirak hisselerini satın almak için kullandıkları, bu şekilde gerçekte öz kaynağı dahi bulunmayan şirketin, ödeyemeyeceği bir borç yükü altına sokulurken aynı zamanda bu fonlar ile sağlayabileceği muhtemel gelirlerden de mahrum bırakıldığı ve şirket aktiflerinde azalışa neden olarak şirketin kasten zarara uğratıldığı, yönetim kurulu üyelerinin işletmenin kaynaklarını ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri için kullanması gerekirken ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranarak grup içi şirketlere, değersiz aktiflere ve çeşitli masraf unsurlarına yönelik kullanımı ve bu şekilde şirketin bilerek ve isteyerek zarara uğratılması ve şirket varlıklarında azalışa neden olunması, denetim kurulu üyelerinin de kontrol ve uyarı görevini yerine getirmemeleridir.

Davacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır. Üstelik zarar, usulsüz işlem anında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekmez.

O halde mahkemece, iddianın ileri sürülüş biçimi itibariyle, iştirak hisseleri alınan şirketlerin işlem tarihi itibariyle hisseleri alınabilecek şirketlerden olup olmadığı, yönetim kurulu üyelerinin iştirak hisseleri alınırken basiretli bir yöneticiden beklenilen özeni gösterip göstermedikleri, hisselerin gerçekte değerinin ne olduğu ve hangi değere alındığı hususları incelenmek sureti ile zararın meydana gelip gelmediğinin tespiti, zararın tespitinden sonra da, davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu bulundukları ve yine denetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluğunun, bu sıfatının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmayıp kararın bozulması gerektiğinden Dairemizin 09.07.2018 tarih, 2016/12353 E-2018/5010 K.

sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkemece verilen kararın yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 09.07.2018 tarih, 2016/12353 E-2018/5010 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın yukarıda açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587456400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.