Sözleşme | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4961 E. 2020/2156 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
damga vergisi↗ tacir sıfatı↗ sözleşmenin feshi↗ cezai şart↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ icra inkar tazminatı↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ yasal faiz↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihinin yapılacak hesaplamada baz alınmasının uygun olacağı ve 2013 yılı bilançosuna göre kâr dağıtımı yapılması, dava tarihi itibariyle takip alacağının ödendiğinin kabul edilmesi halinde öz varlık toplamının 1.634.179 TL olacağı ve yasal sınırın altında kalarak şirketin mahvına sebep olabileceği ancak bu sınırın altına düşmeyecek şekilde cezai şart miktarının 263.032,85 TL olarak takdir edilmesi halinde 10.461.15 TL damga vergisi de katılmak suretiyle 273.494,00 TL üzerinden takip devam ettiği takdirde şirketin mahvına sebep olmayacağı ayrıca, sözleşme ile belirlenmiş cezai şart miktarının likit oluşu göz önüne alınarak hükmolunan alacağın yüzde yirmisi oranında icra inkar tazminatı tahsili gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile İstanbul 22. İcra Müdürlüğü’nün 2012/28402 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 263.032,85 TL cezai şart ve 10.461,15 TL damga vergisi bedeli toplamı olan 273.494,00 TL üzerinden devamına, damga vergisi bedeline takip tarihinden itibaren ödeninceye kadar yasal faiz, cezai şart bedeline takip tarihinden ödeninceye kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, %20 oranında uygulanacak olan 54.699,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın feshi nedeniyle cezai şart ve yine sözleşmeden kaynaklanan vergi alacağının tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, somut olayda uyuşmazlık, sözleşmede kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden davalının mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, 6762 sayılı TTK’nın 24. maddesi ( 6102 sayılı YTTK'nın 22 md) uyarınca; “Tacir sıfatını haiz bir borçlu Borçlar Kanunu’nun 161. maddesinin 3. fıkrasında yazılı hallerde, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez.” Fakat, kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olduğunun saptanması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği kabul edilmektedir. Ne var ki, bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun ekonomik durumu yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılması ve kararlaştırılan cezai şartı ödemesinin ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususunun belirlenmesi gerekmektedir.
Bu cümleden olarak, sözleşmenin feshi tarihi itibariyle bir değerlendirme yapılması gerekmekte olup, yapılacak işbu değerlendirme de, şirketin aktif, pasif ve öz varlıkları itibariyle cezai şartın ödenmesinin mahvına sebebiyet verip vermeyeceği noktasında olmalıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, taraflar arasında akdedilen sözleşme davalı tarafından Kasım 2012 tarihinde feshedilmiş ve feshin de haksız olduğu anlaşılmış, işbu tarih itibariyle sözleşmeyi feshedip, 1.185.800,00 TL cezai şart alacağı için 27.12.2012 tarihinde aleyhine icra takibi başlatılan davalı şirket, 22.02.2013 tarihinde genel kurul toplantısı yaparak kâr dağıtımı kararı almış, 2014 yılında 2.891.305,00 TL kâr payı dağıtmış olup ayrıca yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları ile tespit edilen davalı şirketi bilançolarındaki aktif ve pasifler de göz önünde bulundurulduğunda bu miktar ödemenin davalının ekonomik mahvına sebep olmayacağının anlaşılmış olması karşısında, anılan hususlar nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmememiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5598 E. 2021/6759 K.
Ortak:damga vergisi · cezai şart · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yasal faiz · avans faizi
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü’nün 2012/28402 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 263.032,85 TL «cezai şart» ve 10.461,15 TL «damga vergisi» bedeli toplamı olan 273.494,00 TL üzerinden devamına, damga vergisi bedeline takip tarihinden itibaren ödeninceye kadar «yasal faiz», cezai şart bedeline takip tarihinden ödeninceye kadar değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmesine, %20 oranında uygulanacak olan 54.699,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihinin yapılacak hesaplamada baz alınmasının uygun olacağı ve 2013 yılı bilançosuna göre kâr «dağıtımı» yapılması, dava tarihi itibariyle takip alacağının ödendiğinin kabul edilmesi halinde öz varlık toplamının 1.634.179 TL olacağı ve yasal sınırın altında kalarak şirketin mahvına sebep olabileceği ancak bu sınırın altına düşmeyecek şekilde «cezai şart» miktarının 263.032,85 TL olarak takdir edilmesi halinde 10.461.15 TL «damga vergisi» de katılmak suretiyle 273.494,00 TL üzerinden takip devam ettiği takdirde şirketin mahvına sebep olmayacağı ayrıca, sözleşme ile belirlenmiş cezai şart miktarının likit oluşu göz önüne alınarak hükmolunan alacağın yüzde yirmisi oranında «icra inkar tazminatı» tahsili gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile İstanbul 22.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın feshi nedeniyle «cezai şart» ve yine sözleşmeden kaynaklanan vergi alacağının tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü’nün 2012/28402 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 263.032,85 TL «cezai şart» ve 10.461,15 TL «damga vergisi» bedeli toplamı olan 273.494,00 TL üzerinden devamına, damga vergisi bedeline takip tarihinden itibaren ödeninceye kadar «yasal faiz», cezai şart bedeline takip tarihinden ödeninceye kadar değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmesine, %20 oranında uygulanacak olan 54.699,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5566 E. 2021/6522 K.
Ortak:cezai şart · avans faizi
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü’nün 2012/28402 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 263.032,85 TL «cezai şart» ve 10.461,15 TL «damga vergisi» bedeli toplamı olan 273.494,00 TL üzerinden devamına, damga vergisi bedeline takip tarihinden itibaren ödeninceye kadar «yasal faiz», cezai şart bedeline takip tarihinden ödeninceye kadar değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmesine, %20 oranında uygulanacak olan 54.699,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihinin yapılacak hesaplamada baz alınmasının uygun olacağı ve 2013 yılı bilançosuna göre kâr «dağıtımı» yapılması, dava tarihi itibariyle takip alacağının ödendiğinin kabul edilmesi halinde öz varlık toplamının 1.634.179 TL olacağı ve yasal sınırın altında kalarak şirketin mahvına sebep olabileceği ancak bu sınırın altına düşmeyecek şekilde «cezai şart» miktarının 263.032,85 TL olarak takdir edilmesi halinde 10.461.15 TL «damga vergisi» de katılmak suretiyle 273.494,00 TL üzerinden takip devam ettiği takdirde şirketin mahvına sebep olmayacağı ayrıca, sözleşme ile belirlenmiş cezai şart miktarının likit oluşu göz önüne alınarak hükmolunan alacağın yüzde yirmisi oranında «icra inkar tazminatı» tahsili gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile İstanbul 22.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın feshi nedeniyle «cezai şart» ve yine sözleşmeden kaynaklanan vergi alacağının tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile cezai şarttan 4/5 oranında indirim yapılmak kaydıyla 20.000,00 TL'nin «fesih» tarihi olan 17/12/2012 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, diğer hususlar bakımından herhangi bir bozma olmadığından yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» ve «protokolde» belirtilen, davacı talebine konu «cezai şartın» tutarında indirim yapılmışsa da bozmadan önce alınan bilirkişi raporunda cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebep olmayacağının belirtildiği, esasen taraflar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bayilik sözleşmesi · fesih · protokol · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile cezai şarttan 4/5 oranında indirim yapılmak kaydıyla 20.000,00 TL'nin «fesih» tarihi olan 17/12/2012 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, diğer hususlar bakımından herhangi bir bozma olmadığından yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» ve «protokolde» belirtilen, davacı talebine konu «cezai şartın» tutarında indirim yapılmışsa da bozmadan önce alınan bilirkişi raporunda cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebep olmayacağının belirtildiği, esasen taraflar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6257 E. 2017/6784 K.
Ortak:cezai şart · tacir
İncelediğiniz kararda… yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihinin yapılacak hesaplamada baz alınmasının uygun olacağı ve 2013 yılı bilançosuna göre kâr «dağıtımı» yapılması, dava tarihi itibariyle takip alacağının ödendiğinin kabul edilmesi halinde öz varlık toplamının 1.634.179 TL olacağı ve yasal sınırın altında kalarak şirketin mahvına sebep olabileceği ancak bu sınırın altına düşmeyecek şekilde «cezai şart» miktarının 263.032,85 TL olarak takdir edilmesi halinde 10.461.15 TL «damga vergisi» de katılmak suretiyle 273.494,00 TL üzerinden takip devam ettiği takdirde şirketin mahvına sebep olmayacağı ayrıca, sözleşme ile belirlenmiş cezai şart miktarının likit oluşu göz önüne alınarak hükmolunan alacağın yüzde yirmisi oranında «icra inkar tazminatı» tahsili gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile İstanbul 22.
İcra Müdürlüğü’nün 2012/28402 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 263.032,85 TL «cezai şart» ve 10.461,15 TL «damga vergisi» bedeli toplamı olan 273.494,00 TL üzerinden devamına, damga vergisi bedeline takip tarihinden itibaren ödeninceye kadar «yasal faiz», cezai şart bedeline takip tarihinden ödeninceye kadar değişen oranlarda «avans faizi» yürütülmesine, %20 oranında uygulanacak olan 54.699,00 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın feshi nedeniyle «cezai şart» ve yine sözleşmeden kaynaklanan vergi alacağının tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının sözleşme gereği ödeme borcunu yerine getireceği tarihin 31/12/2007 olarak belirlendiği, bu «kesin süreye» rağmen davacının sözleşme bedelini ödeyemeyeceğini bildirdiği ve sunduğu 15/08/2008 tarihine kadar «vadeler» içeren «ödeme planı» sunduğu, bu durumda ödemesinde şüphe ve tereddütle «kesin vade» konmasının sözleşme ve tereddütle kesin vade konmasının sözleşme hükümlerine ve karşılıklı edimlerin yerine getirilmesi ilkesine aykırı olacağı, davacının beyanları ile sözleşmenin asıl edimi olan devir bedelinin bakiyesini kararlaştırılan tarihte ödeyemeyeceğinin belirlendiği, yeni bir «mehilin» dahi sonuçsuz kalacağı, ayrıca söz konusu miktarın davacının ekonomik mahvına neden olmayacağı, zira dosyaya celbedilen kurumlar vergi «beyannamesi» ve bilanço kayıtlarında ilgili dönem itibariyle de öz kaynağının 15.133.388,75 TL olarak görüldüğü, davacının 2010 yılında da bu öz varlığının korunduğu, tarafların «tacir» sıfatları, sözleşmelerin imzalanırken ve ticari ilişkiye girildiğinde sonuçlarından «basiretli tacir» olarak emin olmaları gerektiği, düzenlenen sözleşme hükümlerini mali bünyelerinde inceleyerek kurmaları gerektiği, bu rakamlar karşısında «cezai-şart» olarak nitelenen rakamın ödenmesinde «tenkise» gidilme koşullarından oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dolayısıyla, mahkemenin tarafların «basiretli tacir» olarak sözleşmeler imzalanırken ve ticari ilişkiye girildiğinde sonuçlarından emin olmaları ve düzenlenen sözleşme hükümlerini mali bünyelerinde inceleyerek kurmaları gerektiği şeklindeki gerekçesi yerinde olmadığı gibi, «cezai şartın» ekonomik mahva sebebiyet verip vermediği konusunda ayrıntılı bir inceleme yapıldığından da söz edilemez.
Dairemiz bozma ilamında, davalının ilkesel olarak davacı tarafından yapılan avans ödemesini «cezai şart» olarak «mahsup» etmesinde sözleşmeye aykırı bir yön bulunmadığı kabul edilerek, bu mahsubun davacının ekonomik mahvına neden olacak bir miktar olup olmadığı, «tenkisine» gerek bulunup bulunmadığı hususlarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans iadesi · kesin vade · tenkis · ödeme planı · denetime elverişli rapor · ek mehil · ba beyannamesi · sermaye artırımı
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının sözleşme gereği ödeme borcunu yerine getireceği tarihin 31/12/2007 olarak belirlendiği, bu «kesin süreye» rağmen davacının sözleşme bedelini ödeyemeyeceğini bildirdiği ve sunduğu 15/08/2008 tarihine kadar «vadeler» içeren «ödeme planı» sunduğu, bu durumda ödemesinde şüphe ve tereddütle «kesin vade» konmasının sözleşme ve tereddütle kesin vade konmasının sözleşme hükümlerine ve karşılıklı edimlerin yerine getirilmesi ilkesine aykırı olacağı, davacının beyanları ile sözleşmenin asıl edimi olan devir bedelinin bakiyesini kararlaştırılan tarihte ödeyemeyeceğinin belirlendiği, yeni bir «mehilin» dahi sonuçsuz kalacağı, ayrıca söz konusu miktarın davacının ekonomik mahvına neden olmayacağı, zira dosyaya celbedilen kurumlar vergi «beyannamesi» ve bilanço kayıtlarında ilgili dönem itibariyle de öz kaynağının 15.133.388,75 TL olarak görüldüğü, davacının 2010 yılında da bu öz varlığının korunduğu, tarafların «tacir» sıfatları, sözleşmelerin imzalanırken ve ticari ilişkiye girildiğinde sonuçlarından «basiretli tacir» olarak emin olmaları gerektiği, düzenlenen sözleşme hükümlerini mali bünyelerinde inceleyerek kurmaları gerektiği, bu rakamlar karşısında «cezai-şart» olarak nitelenen rakamın ödenmesinde «tenkise» gidilme koşullarından oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece tarafların bu iddia ve savunmaları yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın, sadece şirketin kurumlar vergisi «beyannamesi» ve bilanço kayıtları esas alınarak ilgili dönem itibariyle davacı «acentenin» öz kaynak miktarı ve bu miktarın 2010 yılında da korunduğu belirlemesi ile yetinilerek, «cezai şartın» ekonomik mahva sebebiyet vermediği ve «tenkis» koşullarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davacı şirketin ekonomik durumu yönünden konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bir heyet marifetiyle davacının «ticari defter» ve kayıtları, bilançoları, verilen vergi beyannameleri, icra takip dosyaları, şirket sicil dosyası vs. gibi kayıtlar üzerinde inceleme yaptırılarak yukarıda belirtilen indirim koşullarının bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve Yargıtay «denetimine elverişli rapor» alınıp varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi amacıyla «eksik incelemeye» dayalı kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava, taraflar arasındaki 05.11.2007 tarihli varlık «satış sözleşmesinin» davalı tarafından haksız feshine dayalı olarak davacı tarafından ödenen «avansın iadesi» istemine ilişkindir.
Dairemiz bozma ilamında, davalının ilkesel olarak davacı tarafından yapılan avans ödemesini «cezai şart» olarak «mahsup» etmesinde sözleşmeye aykırı bir yön bulunmadığı kabul edilerek, bu mahsubun davacının ekonomik mahvına neden olacak bir miktar olup olmadığı, «tenkisine» gerek bulunup bulunmadığı hususlarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4961 E. , 2020/2156 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 05/06/2018 tarih ve 2017/745-2018/156 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 25.02.2020 günü hazır bulunan davacı asil ... vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "FETİH 1453" adlı filmde Fatih Sultan Mehmet rolünü oynadığını, bu filmin 22 milyon seyirciye ulaştığını, filmin başarısı üzerine davalı yapımcının müvekkili ile irtibata geçtiğini ve taraflar arasında 07/06/2012 tarihli oyunculuk, yapımcılık sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin "FETİHTEN SONRA" adlı yapımda rol almasının kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre müvekkilinin başka herhangi bir işte çalışamayacağını, başka bir dizide görev alamayacağını, resmi görevinden ayrılması durumunda maaşlarının ve sigorta primlerinin davalı tarafça karşılanacağını, bu sözleşmenin ve dizi projesinin kamuoyuna duyurulmasından sonra müvekkilinin tüm enerjisini bu diziye harcadığını ve hazırlıklara başladığını, 6 ay ücretsiz izne ayrıldığını, Eylül ayında dizinin yayına girişinin gecikeceğinin anlaşılması nedeniyle yapımın bir süre ertelendiğini, bu süreçte davalının talebi üzerine müvekkilinin at binme kurslarına ve spor salonuna devam ettiğini, tüm zamanını sözleşmeye konu projeye adadığını, projenin davalı tarafça ertelendiğini, bir süre sonra Kasım 2012 tarihinde Milliyet gazetesinde dizinin iptal olduğu yönünde haberler çıktığını, davacı tarafın eksik maaş yatırdığının anlaşılması üzerine davalıya ihtarname gönderildiğini, davalı tarafın ise cevabi ihtarname ile, televizyon kanalı ile yapılan protokolün feshinden dolayı dizi protokolünün iptal edildiğini, bu dizinin çekilmeyeceğini, taraflar arasındaki oyunculuk sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirildiğini, bunun üzerine sözleşmenin cezai şart hükmü nedeniyle davalı aleyhine 500.000 Euro cezai şartın TL karşılığı üzerinden icra takibi yapıldığını, davalı tarafın haksız bir şekilde takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulduğunu, oysa sözleşmenin 17.01 maddesi gereğince yapımcının sözleşme gereklerini yerine getirmemesi ve sözleşmeyi haklı bir neden olmaksızın feshetmesinden dolayı 500.000 Euro cezai şartı ödemesi gerektiğini, davalının yükümlü olduğu vergileri yatırmayarak ve yaptırmakla yükümlü olduğu sigortayı yaptırmayarak haklı neden olmaksızın sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek, itirazının iptalini ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep dava etmiştir.
Davalı vekili, dizinin prodüksiyonundan vazgeçilmesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini ve davacı tarafın haksız icra takibi başlattığını, bu takibin haksız ve dayanıksız olduğunu, sözleşmenin feshinin haklı nedene dayandığını, sözleşmenin 17.01 maddesi uyarınca cezai şartın ancak haklı neden olmaksızın fesih durumunda söz konusu olabileceğini, dizinin yayınlanacağı AKS tv şirketinin projeyi iptal etmesi nedeniyle müvekkilinin davacı ve diğer oyuncularla yaptığı sözleşmelerin ifasının imkansız hale geldiğini, asıl borç imkansız hale geldiğinden cezai şartın istenemeyeceğini, imkansızlığın müvekkili dışında ortaya çıktığını savunarak, davanın reddini ve kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava tarihinin yapılacak hesaplamada baz alınmasının uygun olacağı ve 2013 yılı bilançosuna göre kâr dağıtımı yapılması, dava tarihi itibariyle takip alacağının ödendiğinin kabul edilmesi halinde öz varlık toplamının 1.634.179 TL olacağı ve yasal sınırın altında kalarak şirketin mahvına sebep olabileceği ancak bu sınırın altına düşmeyecek şekilde cezai şart miktarının 263.032,85 TL olarak takdir edilmesi halinde 10.461.15 TL damga vergisi de katılmak suretiyle 273.494,00 TL üzerinden takip devam ettiği takdirde şirketin mahvına sebep olmayacağı ayrıca, sözleşme ile belirlenmiş cezai şart miktarının likit oluşu göz önüne alınarak hükmolunan alacağın yüzde yirmisi oranında icra inkar tazminatı tahsili gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile İstanbul 22.
İcra Müdürlüğü’nün 2012/28402 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 263.032,85 TL cezai şart ve 10.461,15 TL damga vergisi bedeli toplamı olan 273.494,00 TL üzerinden devamına, damga vergisi bedeline takip tarihinden itibaren ödeninceye kadar yasal faiz, cezai şart bedeline takip tarihinden ödeninceye kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, %20 oranında uygulanacak olan 54.699,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın feshi nedeniyle cezai şart ve yine sözleşmeden kaynaklanan vergi alacağının tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, somut olayda uyuşmazlık, sözleşmede kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden davalının mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, 6762 sayılı TTK’nın 24. maddesi ( 6102 sayılı YTTK'nın 22 md) uyarınca; “Tacir sıfatını haiz bir borçlu Borçlar Kanunu’nun 161. maddesinin 3. fıkrasında yazılı hallerde, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez.” Fakat, kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olduğunun saptanması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği kabul edilmektedir.
Ne var ki, bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun ekonomik durumu yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılması ve kararlaştırılan cezai şartı ödemesinin ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususunun belirlenmesi gerekmektedir.
Bu cümleden olarak, sözleşmenin feshi tarihi itibariyle bir değerlendirme yapılması gerekmekte olup, yapılacak işbu değerlendirme de, şirketin aktif, pasif ve öz varlıkları itibariyle cezai şartın ödenmesinin mahvına sebebiyet verip vermeyeceği noktasında olmalıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, taraflar arasında akdedilen sözleşme davalı tarafından Kasım 2012 tarihinde feshedilmiş ve feshin de haksız olduğu anlaşılmış, işbu tarih itibariyle sözleşmeyi feshedip, 1.185.800,00 TL cezai şart alacağı için 27.12.2012 tarihinde aleyhine icra takibi başlatılan davalı şirket, 22.02.2013 tarihinde genel kurul toplantısı yaparak kâr dağıtımı kararı almış, 2014 yılında 2.891.305,00 TL kâr payı dağıtmış olup ayrıca yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları ile tespit edilen davalı şirketi bilançolarındaki aktif ve pasifler de göz önünde bulundurulduğunda bu miktar ödemenin davalının ekonomik mahvına sebep olmayacağının anlaşılmış olması karşısında, anılan hususlar nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmememiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 27/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587398500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz