Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4942 E. 2020/2155 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ordino↗ ifa yardımcısı↗ icazet↗ bozma sonrası karar↗ müktesep hak↗ usuli kazanılmış hak↗ hisse senedi↗ üçüncü kişi↗ kazanılmış hak↗ ifa↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı aracı kurumla yapmış olduğu Sermaye Piyasası Araçları Muhafaza Sözleşmesi kapsamında, davalının ifa yardımcısı olan dava dışı üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilen, sermaye piyasası düzenlemelerine aykırı olarak yapılan alım satım işlemleri neticesinde, bu işlemler hiç yapılmasaydı hesabında var olacak miktar ile mevcut miktar arasındaki farktan oluşan zararını talep etmekte haklı olduğu, davalı tarafın, davacının yapılan işlemlerden
haberdar olduğu yönündeki iddiasını uygun yasal delillerle ispat edemediği, bu sebeple de meydana gelen zarardan BK m. 100'de düzenlenen ifa yardımcısının sebebiyet vermiş olduğu zarardan sorumluluğa ilişkin hükümler çerçevesinde sorumlu olduğu, her ne kadar davacının alacak miktarının ilk verilen kararda yer alan rakamdan fazla olduğu hesaplanmış ise de, davacı tarafça daha önce verilen kararın temyiz edilmemesi nedeniyle davalı lehine usuli müktesep hak doğduğundan davanın yine 229.791,00 TL yönünden kısmen kabulü gerektiği, birleşen dava yönünden ise, davanın kabulü ile, 10.207,15 TL'nin asıl davanın açıldığı tarih olan 15/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, hisse senedi alım satımından kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise, kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Dairemiz bozma ilamından önce mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar bilirkişi raporuna esaslı itirazların bulunduğu ve dava konusu dönem içinde davacıya gönderilen 15 adet ekstrenin davacıya tebliğ edilmiş olması halinde bu işlemin ve ayrıca davacı tarafından bizzat yapılan ordinolardaki hisse senetlerinin alımının icazet sayılıp sayılmayacağı noktasından bozulmuş, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen icazet konusunda bozmadan önceki aynı gerekçelerle, ayrıca bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın karar verilmiştir. Bunun yanı sıra, davacının ilk açtığı kısmi davada 240.000,00 TL talep etmesine ve alacağının bu miktar olmayıp 229.791,00 TL olduğunun mahkemece belirlenmesine ve kararın davacı tarafından temyiz edilmemesi üzerine davacının işbu davaya konu işlemler nedeniyle isteyebileceği azami miktarın 229.791,00 TL olduğunun zira bu konuda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğunun kabulü gerekmesine rağmen davacının alınan bilirkişi raporu ile zararın 250.207,15 TL çıkması üzerine açtığı birleşen davanın kabulüne karar verilmesi dahi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, Dairemiz bozma ilamında açıklanan hususlarda inceleme yapılıp usuli kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek, her ne kadar yapılan ceza yargılaması sırasında ceza mahkemesince davacının 229.791,00 TL zararının bulunduğu yönünde bir belirleme yapılmış ise de, ceza mahkemesinin zarar miktarı konusundaki belirlemesinin hukuk hakimini bağlamayacağı da nazara alınıp ayrıca, davalı vekilinin bilirkişi raporlarına yönelik ciddi itirazları da değerlendirilmek sureti ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6161 E. 2021/6763 K.
Ortak:icazet · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
İncelediğiniz kararda… afından temyiz edilmemesi üzerine davacının işbu davaya konu işlemler nedeniyle isteyebileceği azami miktarın 229.791,00 TL olduğunun zira bu konuda davalı yararına «usuli kazanılmış hak» oluştuğunun kabulü gerekmesine rağmen davacının alınan bilirkişi raporu ile zararın 250.207,15 TL çıkması üzerine açtığı birleşen davanın kabulüne karar verilmesi …
Bu durumda mahkemece, Dairemiz bozma ilamında açıklanan hususlarda inceleme yapılıp «usuli kazanılmış hak» ilkesi de gözetilerek, her ne kadar yapılan ceza yargılaması sırasında ceza mahkemesince davacının 229.791,00 TL zararının bulunduğu yönünde bir belirleme yapılmış ise de, ceza mahkemesinin zarar miktarı konusundaki belirlemesinin hukuk hakimini bağlamayacağı da nazara alınıp ayrıca, davalı vekilinin bilirkişi raporlarına yönelik ciddi itirazları da değerlendirilmek sureti ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… nduğu ve dava konusu dönem içinde davacıya gönderilen 15 adet ekstrenin davacıya tebliğ edilmiş olması halinde bu işlemin ve ayrıca davacı tarafından bizzat yapılan «ordinolardaki» hisse senetlerinin alımının «icazet» sayılıp sayılmayacağı noktasından bozulmuş, «bozma sonrası» yapılan yargılama sırasında mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen icazet konusunda bozmadan önceki aynı gerekçelerle, ayrıca bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksı …
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve Mahkemece Dairemizin 03.06.2014 tarihli ilk bozma ilamına uyulmakla oluşan «usulü kazanılmış hak» da gözetilmek suretiyle «icazet» konusunda değerlendirme yapılması gerektiğine işaret edilmiş olmasına göre, davacı ... «mirasçıları» vekilinin yerinde görülmeyen karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve Mahkemece Dairemizin 03.06.2014 tarihli ilk bozma ilamına uyulmakla oluşan «usulü kazanılmış hak» da gözetilmek suretiyle «icazet» konusunda değerlendirme yapılması gerektiğine işaret edilmiş olmasına göre, davacı ... «mirasçıları» vekilinin yerinde görülmeyen karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3677 E. 2014/10412 K.
Ortak:ordino · icazet · hisse senedi · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz kararda… nduğu ve dava konusu dönem içinde davacıya gönderilen 15 adet ekstrenin davacıya tebliğ edilmiş olması halinde bu işlemin ve ayrıca davacı tarafından bizzat yapılan «ordinolardaki» hisse senetlerinin alımının «icazet» sayılıp sayılmayacağı noktasından bozulmuş, «bozma sonrası» yapılan yargılama sırasında mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen icazet konusunda bozmadan önceki aynı gerekçelerle, ayrıca bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksı …
Asıl ve birleşen dava, «hisse senedi» alım satımından kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise, kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, Dairemiz bozma ilamında açıklanan hususlarda inceleme yapılıp «usuli kazanılmış hak» ilkesi de gözetilerek, her ne kadar yapılan ceza yargılaması sırasında ceza mahkemesince davacının 229.791,00 TL zararının bulunduğu yönünde bir belirleme yapılmış ise de, ceza mahkemesinin zarar miktarı konusundaki belirlemesinin hukuk hakimini bağlamayacağı da nazara alınıp ayrıca, davalı vekilinin bilirkişi raporlarına yönelik ciddi itirazları da değerlendirilmek sureti ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, davacı adına yapılan «hisse senedi» alım ve satım işlemlerini gösterir 15 adet ekstrenin davacıya gönderildiği halde davacının bu işlemlere açıkça itiraz etmemesinin yapılan işlemlere «icazet» verip vermediğinin ve davacının imzasının bulunduğu 5 adet «ordinodaki» işlemlerin «sahte imza» ile alımı yapılan hisse senetlerinin satımına ilişkin olup olmadığının belirlenmesi ve şayet davacının imzası olan 5 adet ordinoda satışı istenen hisse senetlerinin sahte imza ile alımı yapılan hisse senetleri ise davacının bu usulsüz işlemlere icazet verdiğinin kabulü gerektiği gözönüne alınarak, konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulundan, aralarında çelişki bulunan her iki bilirkişi raporunu irdeleyen, iddia ve savunmayı yeterince değerlendiren ve Yargıtay «denetimine elverişli» yeni bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çalışanı tarafından davacının talimatı olmaksızın «hisse senedi» alım ve satımları yapıldığı, yazılı talimatlardaki birçok imzanın davacıya ait olmadığı, davalının düzenli olarak hesap ekstresi göndermesinin ve davacının buna itiraz etmemesinin yapılan işlemleri kabul anlamına gelmediği, zira bu hususun Aracılık Faaliyetinde Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ’in 4. maddesine aykırı olduğu, davalıların davacı zararından sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 229.791,00 TL'nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «hisse senedi» alım satımından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahte imza · denetime elverişlilik · temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çalışanı tarafından davacının talimatı olmaksızın «hisse senedi» alım ve satımları yapıldığı, yazılı talimatlardaki birçok imzanın davacıya ait olmadığı, davalının düzenli olarak hesap ekstresi göndermesinin ve davacının buna itiraz etmemesinin yapılan işlemleri kabul anlamına gelmediği, zira bu hususun Aracılık Faaliyetinde Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ’in 4. maddesine aykırı olduğu, davalıların davacı zararından sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 229.791,00 TL'nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı adına yapılan «hisse senedi» alım ve satım işlemlerini gösterir 15 adet ekstrenin davacıya gönderildiği halde davacının bu işlemlere açıkça itiraz etmemesinin yapılan işlemlere «icazet» verip vermediğinin ve davacının imzasının bulunduğu 5 adet «ordinodaki» işlemlerin «sahte imza» ile alımı yapılan hisse senetlerinin satımına ilişkin olup olmadığının belirlenmesi ve şayet davacının imzası olan 5 adet ordinoda satışı istenen hisse senetlerinin sahte imza ile alımı yapılan hisse senetleri ise davacının bu usulsüz işlemlere icazet verdiğinin kabulü gerektiği gözönüne alınarak, konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulundan, aralarında çelişki bulunan her iki bilirkişi raporunu irdeleyen, iddia ve savunmayı yeterince değerlendiren ve Yargıtay «denetimine elverişli» yeni bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17828 E. 2015/4780 K.
Ortak:hisse senedi · Alacak
İncelediğiniz karardaAsıl ve birleşen dava, «hisse senedi» alım satımından kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise, kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı bankanın çalışanı tarafından davacının talimatı olmaksızın «hisse senedi» alım ve satımları yapıldığı, yazılı talimatlardaki birçok imzanın davacıya ait olmadığı, davalının düzenli olarak hesap ekstresi göndermesinin ve davacının buna itiraz etmemesinin yapılan işlemleri kabul anlamına gelmediği, zira bu hususun Aracılık Faaliyetinde Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ’in 4. maddesine aykırı olduğu, davalıların davacı zararından sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 229.791 TL'nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03/06/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, davalı bankanın çalışanı tarafından davacının talimatı olmaksızın «hisse senedi» alım ve satımları yapıldığı, yazılı talimatlardaki birçok imzanın davacıya ait olmadığı, davalının düzenli olarak hesap ekstresi göndermesinin ve davacının buna itiraz etmemesinin yapılan işlemleri kabul anlamına gelmediği, zira bu hususun Aracılık Faaliyetinde Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ’in 4. maddesine aykırı olduğu, davalıların davacı zararından sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 229.791 TL'nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03/06/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12043 E. 2018/5268 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13343 E. 2012/18850 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin hüküm
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/229 Karar sayılı kararın «kesin» hüküm oluşturduğu gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4942 E. , 2020/2155 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada Safranbolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 04/06/2018 tarih ve 2015/311-2018/282 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 25.02.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket adına diğer davalı bankanın acente sıfatıyla sermaye piyasası araçları muhafaza işlem sözleşmesi imzaladığını, davalı banka aracılığı ile hisse senedi alım ve satımı yaptığını, ancak davalı bankanın çalışanı tarafından müvekkilinin emir ve talimatları olmaksızın hisse senedi alım ve satımları yapıldığını, 30.08.2008 tarihinde hesabında olması gereken hisse senedi değerinin 269.791,00 TL olduğunu, bu tarihten sonra da hesabına para yatırdığını, ancak 23.02.2008 tarihinde hesabında 40.000,00 TL değerinde hisse senedi bulunduğunu, davalıların müvekkilinin zararından sorumlu olduklarını ileri sürerek, 240.000,00 TL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, hisse senedi alım ve satımlara ilişkin tüm işlemlerin davacının talimatı ile gerçekleştiğini, davalıya düzenli olarak hesap ekstrelerinin gönderildiğini, ancak davacının her hangi bir itirazda bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı aracı kurumla yapmış olduğu Sermaye Piyasası Araçları Muhafaza Sözleşmesi kapsamında, davalının ifa yardımcısı olan dava dışı üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilen, sermaye piyasası düzenlemelerine aykırı olarak yapılan alım satım işlemleri neticesinde, bu işlemler hiç yapılmasaydı hesabında var olacak miktar ile mevcut miktar arasındaki farktan oluşan zararını talep etmekte haklı olduğu, davalı tarafın, davacının yapılan işlemlerden
haberdar olduğu yönündeki iddiasını uygun yasal delillerle ispat edemediği, bu sebeple de meydana gelen zarardan BK m. 100'de düzenlenen ifa yardımcısının sebebiyet vermiş olduğu zarardan sorumluluğa ilişkin hükümler çerçevesinde sorumlu olduğu, her ne kadar davacının alacak miktarının ilk verilen kararda yer alan rakamdan fazla olduğu hesaplanmış ise de, davacı tarafça daha önce verilen kararın temyiz edilmemesi nedeniyle davalı lehine usuli müktesep hak doğduğundan davanın yine 229.791,00 TL yönünden kısmen kabulü gerektiği, birleşen dava yönünden ise, davanın kabulü ile, 10.207,15 TL'nin asıl davanın açıldığı tarih olan 15/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, hisse senedi alım satımından kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise, kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Dairemiz bozma ilamından önce mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar bilirkişi raporuna esaslı itirazların bulunduğu ve dava konusu dönem içinde davacıya gönderilen 15 adet ekstrenin davacıya tebliğ edilmiş olması halinde bu işlemin ve ayrıca davacı tarafından bizzat yapılan ordinolardaki hisse senetlerinin alımının icazet sayılıp sayılmayacağı noktasından bozulmuş, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen icazet konusunda bozmadan önceki aynı gerekçelerle, ayrıca bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın karar verilmiştir. Bunun yanı sıra, davacının ilk açtığı kısmi davada 240.000,00 TL talep etmesine ve alacağının bu miktar olmayıp 229.791,00 TL olduğunun mahkemece belirlenmesine ve kararın davacı tarafından temyiz edilmemesi üzerine davacının işbu davaya konu işlemler nedeniyle isteyebileceği azami miktarın 229.791,00 TL olduğunun zira bu konuda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğunun kabulü gerekmesine rağmen davacının alınan bilirkişi raporu ile zararın 250.207,15 TL çıkması üzerine açtığı birleşen davanın kabulüne karar verilmesi dahi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, Dairemiz bozma ilamında açıklanan hususlarda inceleme yapılıp usuli kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek, her ne kadar yapılan ceza yargılaması sırasında ceza mahkemesince davacının 229.791,00 TL zararının bulunduğu yönünde bir belirleme yapılmış ise de, ceza mahkemesinin zarar miktarı konusundaki belirlemesinin hukuk hakimini bağlamayacağı da nazara alınıp ayrıca, davalı vekilinin bilirkişi raporlarına yönelik ciddi itirazları da değerlendirilmek sureti ile sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davada verilen kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 27/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587396100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz