Sözleşmenin ifa yeri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3580 E. 2020/1057 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sözleşmenin ifa yeri↗ ifa yeri↗ kanuni rehin hakkı↗ faiz başlangıç tarihi↗ rehin hakkı↗ hizmet bedeli↗ donatan↗ sözleşmeden doğan dava↗ rehin↗ möhuk 47↗ ifa↗ yargılama gideri↗ iflas↗ ıslah↗ asıl alacak↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, davacının bakiye alacağı olan 149.500 EURO ödenmiş olduğundan bu tutar asıl alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacının 184.225,92 EURO faiz alacağının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, koşulları oluşmadığından kanuni rehin hakkı talebi ile yurtdışında görülen davalara ilişkin vekalet ücreti ve yargılama gideri alacaklarının tahsiline ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, Hollanda’da mukim davacının, Fransız olan davalı donatana ait gemiye Hollanda’da verdiği hizmet bedelinin bir kısmının ödenmediğini iddia ederek, 149.500 Euro alacağın davalıdan tahsilini ve müvekkili lehine kanuni rehin hakkı tanınmasını istemiş; bozmadan sonraki ıslah dilekçesinde 149.500 Euro alacağın tespiti ile 467.580,13 Euro alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Hakim, MÖHUK.nun 2.maddesi hükmüne göre, bir davada yabancı kanunun uygulanıp uygulanmayacağını kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür. MÖHUK.nun 24/1.maddesi hükmüne göre, “Sözleşmeden doğan borç ilişkileri, tarafların açık olarak seçtikleri kanuna tabidir.Tarafların açık olarak bir kanun seçmemiş olmaları halinde borcun ifa yeri hukuku, borcun ifa yerinin birden fazla olması halinde borç ilişkinin ağırlığını teşkil eden edimin ifa yeri hukuku, bu yerin de tespit edilemediği hallerde ise, sözleşmenin en yakın irtibat halinde bulunduğu yer hukuku uygulanır.” Yabancı olan davanın tarafları arasındaki sözleşmenin ifa yeri de dikkate alındığında, uyuşmazlığın esasına yabancı hukukun uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda davalı şirketin müflis olduğu belirtilmiş olup, uygulanacak iflas hükümlerinin ve bu kapsamda iflas halinde husumet, uygulanacak faiz türü, oranı ve faizin başlangıç tarihi yönünden hangi ülke hukukunun uygulanacağının mahkemece tespiti ile uygulanması gereken ülkenin yasa hükümlerinin TC Adalet Bakanlığı aracılığıyla celbi, gerektiğinde taraflardan bu konuda yardım istenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7096 E. 2017/6043 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1424 E. 2021/6513 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, asıl davanın kısmen kabulü ile 112.149,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın HMK 114/1-ı, 115 maddesi gereğince dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce asıl dava yönünden bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7820 E. 2016/1340 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet tazminatı · kötü niyet
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak davacının borçlu olmadığı 149.874,79 TL üzerinden %40 «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9002 E. 2014/11502 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilk itiraz · ön inceleme duruşması · yetki itirazı · usulden reddi · yetki · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaAncak, HMK'nın 116/1-a maddesi uyarınca «yetki itirazı» «ilk itirazlardan» olup, HMK'nın 127/1. maddesi uyarınca dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde yapılması gerekir.
Somut olayda dava dilekçesi davalı vekiline 15/04/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesini 30/04/2013 tarihinde mahkemeye sunmuş, «yetki itirazını» ise 05.09.2013 tarihli ön «inceleme duruşmasında» ileri sürmüştür.
Bu itibarla, mahkemece süresi içerisinde yapılmayan «yetki itirazının» reddine karar verilerek işin esasına girilmesi gerekirken, davalının yetki itirazı kabul edilerek hüküm kurulması doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında imzalanan sözleşmesinin 5. maddesi ile yönetim anlaşmasının 12. maddesinde sözleşmenin tüm açılardan Hollanda yasalarına tabi olacağı ve onlar çerçevesinde yorumlanacağı, ayrıca yetkili mahkemenin Hollanda Amsterdam olarak belirlendiği, Türk Mahkemeleri'nin yargı hakkının bulunmadığı, dava şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2209 E. 2016/612 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dosya masrafı · maddi tazminat · yasal faiz · ilan
Benzer bu kararda… nan "..." markasının, davalı tarafından aynı hizmet için kullanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının tecavüzünün tespitine ve ref'ine, 80.149,47 TL «maddi tazminat» ile 809,25 TL tespit dosya «masrafının» ve 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, hüküm özetinin «ilanına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3580 E. , 2020/1057 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/11/2017 tarih ve 2014/357-2017/381 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 04.02.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Hollanda'da mukim gemi inşası ile iştigal eden bir şirket olduğunu, müvekkilinin M/V cheyenne (Eski M/V clipper cheyenne) gemisinde, havuzlama dahil tadilat hizmeti verdiğini, tadilat işlemlerine ilişkin faturaların donatana izafeten düzenlendiğini, gemi temsilcisinin imzaladığı 23.02.2000 tarihli protokol ile müvekkili alacağının 739.327 NLG (yaklaşık 336.050 Euro) olduğunu teyit ettiğini, alacağın ödendiğini ancak faiz hariç 149.500 Euro'nun ödenmediğini, müvekkili alacağının büyük kısmı Fransız İstinaf Mahkemesi'nin 15.04.2004 tarihli kararı ile kabul edildiğini, müvekkili alacağının hala ödenmediğini ileri sürerek, davacının 149.500 Euro alacağın davalıdan tahsiline ve kanuni rehin hakkı tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, bozmadan sonraki ıslah dilekçesi ile alacağın tespitini ve 467.580,13 Euro alacağın tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin müflis olup, Fransız İstinaf Mahkemesi'nin 15.04.2005 tarihli kararı gereğince alacağın iflas masasına kaydettirilmesine karar verildiğni, bu nedenle müflis davalı şirket aleyhinde Fransa'da dava açılmasının hukuken mümkün olmadığını, Fransız Medeni Kanunu'nun 14 ve 15. maddeleri gereğince Fransız Mahkemelerinin kesin yetkili olduğunu, TTK'nın 1259. maddesi gereğince TTK'nın 1235. maddesinde yazılı alacaklarının bir yılda zamanaşımına uğrayacağını, davanın bir yıllık sürede açılmadığını, Fransız İstinaf Mahkemesi kararının Türkiye'de tenfiz edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, davacının bakiye alacağı olan 149.500 EURO ödenmiş olduğundan bu tutar asıl alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacının 184.225,92 EURO faiz alacağının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, koşulları oluşmadığından kanuni rehin hakkı talebi ile yurtdışında görülen davalara ilişkin vekalet ücreti ve yargılama gideri alacaklarının tahsiline ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, Hollanda’da mukim davacının, Fransız olan davalı donatana ait gemiye Hollanda’da verdiği hizmet bedelinin bir kısmının ödenmediğini iddia ederek, 149.500 Euro alacağın davalıdan tahsilini ve müvekkili lehine kanuni rehin hakkı tanınmasını istemiş; bozmadan sonraki ıslah dilekçesinde 149.500 Euro alacağın tespiti ile 467.580,13 Euro alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Hakim, MÖHUK.nun 2.maddesi hükmüne göre, bir davada yabancı kanunun uygulanıp uygulanmayacağını kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür. MÖHUK.nun 24/1.maddesi hükmüne göre, “Sözleşmeden doğan borç ilişkileri, tarafların açık olarak seçtikleri kanuna tabidir.Tarafların açık olarak bir kanun seçmemiş olmaları halinde borcun ifa yeri hukuku, borcun ifa yerinin birden fazla olması halinde borç ilişkinin ağırlığını teşkil eden edimin ifa yeri hukuku, bu yerin de tespit edilemediği hallerde ise, sözleşmenin en yakın irtibat halinde bulunduğu yer hukuku uygulanır.” Yabancı olan davanın tarafları arasındaki sözleşmenin ifa yeri de dikkate alındığında, uyuşmazlığın esasına yabancı hukukun uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda davalı şirketin müflis olduğu belirtilmiş olup, uygulanacak iflas hükümlerinin ve bu kapsamda iflas halinde husumet, uygulanacak faiz türü, oranı ve faizin başlangıç tarihi yönünden hangi ülke hukukunun uygulanacağının mahkemece tespiti ile uygulanması gereken ülkenin yasa hükümlerinin TC Adalet Bakanlığı aracılığıyla celbi, gerektiğinde taraflardan bu konuda yardım istenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 06/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587263400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz