Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3968 E. 2020/1056 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
isticvap↗ bankacılık işlemi↗ güven kurumu↗ icazet↗ hakkın kötüye kullanılması↗ basiretli tacir↗ ispat yükü↗ bilirkişi incelemesi↗ tacir↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, her iki tarafın da basiretli tacir olarak üzerine düşen dikkat ve özen yükümünü yerine getirmediği, taraflardan birinin kusurunun diğerinden daha ağır olduğu yönünde bir kanaat oluşmadığı, bu halde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen davacının davalı bankanın kusurlu hizmetine dayanarak hak talep etmesinin TMK 2/3 bendi gereği hakkın kötüye kullanılması olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait mevduat hesabındaki paranın usulsüz olarak 3. kişilere ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Dairemiz bozma ilamında, davacının davalı banka nezdindeki hesabından, herhangi bir talimat olmaksızın davacı adına para çekme yetkisi olmayan ... isimli kişiye davalı bankanın çok sayıda ödeme yaptığı, adı geçen kişinin davacı şirkette aralıklarla yaklaşık 11 yıl boyunca satış müdürü olarak görev yaptığı, bu sürede gerek davalı bankada gerekse davacının hesabının bulunduğu başka bankalarda davacı şirket adına çok sayıda bankacılık işlemi yaptığı, ... isimli kişiye ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de ödemelerde bulunulduğu, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili oldukları gözetildiğinde davalı banka tarafından yapılan usulsüz ödemelerden davacının haberdar olduğunun ve bu işlemlere icazet verdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dosyaya ibraz edilen 01.02.1010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacının hesabından, ... dışında imzası kime ait olduğu tespit edilemeyen ve imza bulunmayan dekontlarla da para çıkışının olduğu belirlenmiş olmasına karşın mahkemece, hangi nedenlerle davacının bu işlemlere icazet verdiği sonucuna varıldığı açıklanmaksızın bu paralar yönünden de davanın reddi yoluna gidildiğinin açıklanmadığı, oysa, davacının hesabındaki paranın hak sahibine ödendiğini ispat yükünün bir güven kurumu olan davalı bankanın üzerinde olduğu, mahkemece imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin davacıya yapılıp yapılmadığının davacıdan sorularak ve gerekirse şirket ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilip oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı yararına bozulmuş; mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereğince bir inceleme yapılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporunda imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlar yönünden davacının isticvabı sağlanarak, bankadan çekilen paralardan davacının kabulünde olan veya şirket için kullanılan paralar düşüldükten sonra, davacı şirket kayıtlarında yer almayan tutarlar yönünden davalı bankanın sorumlu olduğu kabul edilerek bir hüküm tesisi gerekirken, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen bozma gereğince bir inceleme yapılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4495 E. 2013/21221 K.
Ortak:bankacılık işlemi · güven kurumu · icazet · ispat yükü · bilirkişi incelemesi · ibraz · Tazminat
İncelediğiniz kararda… yıl boyunca satış müdürü olarak görev yaptığı, bu sürede gerek davalı bankada gerekse davacının hesabının bulunduğu başka bankalarda davacı şirket adına çok sayıda «bankacılık işlemi» yaptığı, ... isimli kişiye ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de ödemelerde bulunulduğu, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili oldukları gözetildiğinde davalı banka tarafından yapılan usulsüz ödemelerden davacının haberdar olduğunun ve bu işlemlere «icazet» verdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dosyaya «ibraz» edilen 01.02.1010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacının hesabından, ... dışında imzası kime ait olduğu tespit edilemeyen ve imza bulunmayan dekontlarla da para çıkışının olduğu belirlenmiş olmasına karşın mahkemece, hangi nedenlerle davacının bu işlemlere icazet verdiği sonucuna varıldığı açıklanmaksızın bu paralar yönünden de davanın reddi yoluna gidildiğinin açıklanmadığı, oysa, davacının hesabındaki paranın hak sahibine ödendiğini «ispat yükünün» bir «güven kurumu» olan davalı bankanın üzerinde olduğu, mahkemece imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin davacıya yapılıp yapılmadığının davacıdan sorularak ve gerekirse şirket ticari kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak tespit edilip oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı yararına bozulmuş; mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bo …
Benzer bu kararda… adaki işlemlerin de çoğunlukla ... tarafından yapıldığı ve davacının bunu bildiği, ...'nın bu süre içerisinde davacı adına davalı bankada ve diğer bankalarda ödeme, «havale» ve diğer «bankacılık işlemlerini» yaptığı, ödeme yapılan kişinin yaklaşık 11 yıl aralıklarla davacı şirkette satış müdürü olarak görev yapması, davalı banka hesaplarından uzun bir süre talimatsız olarak kendisine ödeme yapılması, ...'ya usulsüz ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de yüklü miktarda ödemeler yapılmış olması, ...'nın talimatlı ve talimatsız bir çok işlemler yapması, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili bulunması gözetildiğinde davacının adı geçen kişiye yapılan ödemelerden haberdar olduğunun ve bu işlemlere «icazet» verdiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… yıl boyunca satış müdürü olarak görev yaptığı, bu sürede gerek davalı bankada gerekse davacının hesabının bulunduğu başka bankalarda davacı şirket adına çok sayıda «bankacılık işlemi» yaptığı, ... isimli kişiye ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de ödemelerde bulunulduğu, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili oldukları gözetildiğinde davalı banka tarafından yapılan usulsüz ödemelerden davacının haberdar olduğunun ve bu işlemlere «icazet» verdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, dosyaya «ibraz» edilen 01.02.1010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacının hesabından, ... dışında imzası kime ait olduğu tespit edilemeyen ve imza bulunmayan dekontlarla da para çıkışının olduğu belirlenmiş olmasına karşın mahkemece, hangi nedenlerle davacının bu işlemlere «icazet» verdiği sonucuna varıldığı açıklanmaksızın bu paralar yönünden de davanın reddi yoluna gidilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:uyuşmazlık konusu · havale · eksik inceleme
Benzer bu kararda… adaki işlemlerin de çoğunlukla ... tarafından yapıldığı ve davacının bunu bildiği, ...'nın bu süre içerisinde davacı adına davalı bankada ve diğer bankalarda ödeme, «havale» ve diğer «bankacılık işlemlerini» yaptığı, ödeme yapılan kişinin yaklaşık 11 yıl aralıklarla davacı şirkette satış müdürü olarak görev yapması, davalı banka hesaplarından uzun bir süre talimatsız olarak kendisine ödeme yapılması, ...'ya usulsüz ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de yüklü miktarda ödemeler yapılmış olması, ...'nın talimatlı ve talimatsız bir çok işlemler yapması, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili bulunması gözetildiğinde davacının adı geçen kişiye yapılan ödemelerden haberdar olduğunun ve bu işlemlere «icazet» verdiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının davalı banka nezdindeki hesabından, herhangi bir talimat olmaksızın davacı adına para çekme yetkisi olmayan ... isimli kişiye davalı bankanın çok sayıda ödeme yaptığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
O halde, mahkemece imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin davacıya yapılıp yapılmadığının davacıdan sorularak ve gerekirse şirket ticari kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak tespit edilip oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2242 E. 2021/5157 K.
Ortak:isticvap · icazet · ispat yükü
İncelediğiniz kararda… yıl boyunca satış müdürü olarak görev yaptığı, bu sürede gerek davalı bankada gerekse davacının hesabının bulunduğu başka bankalarda davacı şirket adına çok sayıda «bankacılık işlemi» yaptığı, ... isimli kişiye ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de ödemelerde bulunulduğu, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili oldukları gözetildiğinde davalı banka tarafından yapılan usulsüz ödemelerden davacının haberdar olduğunun ve bu işlemlere «icazet» verdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dosyaya «ibraz» edilen 01.02.1010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacının hesabından, ... dışında imzası kime ait olduğu tespit edilemeyen ve imza bulunmayan dekontlarla da para çıkışının olduğu belirlenmiş olmasına karşın mahkemece, hangi nedenlerle davacının bu işlemlere icazet verdiği sonucuna varıldığı açıklanmaksızın bu paralar yönünden de davanın reddi yoluna gidildiğinin açıklanmadığı, oysa, davacının hesabındaki paranın hak sahibine ödendiğini «ispat yükünün» bir «güven kurumu» olan davalı bankanın üzerinde olduğu, mahkemece imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin davacıya yapılıp yapılmadığının davacıdan sorularak ve gerekirse şirket ticari kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak tespit edilip oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı yararına bozulmuş; mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bo …
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporunda imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlar yönünden davacının «isticvabı» sağlanarak, bankadan çekilen paralardan davacının kabulünde olan veya şirket için kullanılan paralar düşüldükten sonra, davacı şirket kayıtlarında yer almayan tuta …
Benzer bu kararda… en kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizce “...Adli Tıp Kurumu raporunda imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlar yönünden davacının «isticvabı» sağlanarak, bankadan çekilen paralardan davacının kabulünde olan veya şirket için kullanılan paralar düşüldükten sonra, davacı şirket kayıtlarında yer almayan tuta …
Mahkemece alınan 24.07.2017 tarihli «son» bilirkişi raporunda, davacı şirketin «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesap ekstrelerinin tetkikinde davacı şirketçe satışı yapılan araç bedellerinin davacının hesaplarına yatırıldığı, araç satış bedeline mahsuben yatırılan tutarların bir kısmının aynı gün, bir kısmının en geç bir hafta içinde hesaplardan çekildiği, davaya konu edilen tutarların davacının ticari defterlerine işlenmediği, davacının defterlerinde kayıt bulunmamasının davacının aleyhine yorumlanamayacağı, «ispat yükünün» davalı bankada olduğu, davacı şirketin T.
… edilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, dava konusu edilen işlemlerden sonra davacının bizzat yaptığı işlemler bulunup bulunmadığı ya da davacının «icazet» sonucunu doğuracak iş ve eyleminin olup olmadığının tespiti ile varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bu gerekçelerle bozulması gerekirken, Dairemiz bozma ilamında …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter · eksik inceleme · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece alınan 24.07.2017 tarihli «son» bilirkişi raporunda, davacı şirketin «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı, davacı şirketin davalı banka nezdindeki hesap ekstrelerinin tetkikinde davacı şirketçe satışı yapılan araç bedellerinin davacının hesaplarına yatırıldığı, araç satış bedeline mahsuben yatırılan tutarların bir kısmının aynı gün, bir kısmının en geç bir hafta içinde hesaplardan çekildiği, davaya konu edilen tutarların davacının ticari defterlerine işlenmediği, davacının defterlerinde kayıt bulunmamasının davacının aleyhine yorumlanamayacağı, «ispat yükünün» davalı bankada olduğu, davacı şirketin T.
… edilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, dava konusu edilen işlemlerden sonra davacının bizzat yaptığı işlemler bulunup bulunmadığı ya da davacının «icazet» sonucunu doğuracak iş ve eyleminin olup olmadığının tespiti ile varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bu gerekçelerle bozulması gerekirken, Dairemiz bozma ilamında …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14692 E. 2015/35 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:saklama sözleşmesi · mahrum kalınan kâr · kâr mahrumiyeti · şirket zararı · mahsup · eksik inceleme · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaDava, «saklama sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda anılan gerekçe ile, konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Ancak, dava dilekçesinde davacı vekili, müvekkilinin kendi sigorta şirketinden bir kısım zararını tahsil ettiğini, sigorta tarafından karşılanmayan KDV miktarı ve «mahrum kalınan» kar için işbu davayı açtığını bildirmiştir.
Bu itibarla mahkemece, karara esas alınan dekontta belirtilen miktardaki ödemenin ne için kime yapıldığı, hangi kalem zararlar için yapıldığı, «mahsuplaşma» olup olmadığı hususları araştırılmaksızın, «eksik inceleme» ile yukarıdaki şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacı tarafın talep ettiği miktarın sigorta şirketi tarafından davacı tarafa ödendiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/646 E. 2024/2927 K.
Ortak:icazet · basiretli tacir · ispat yükü · tacir · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, her iki tarafın da «basiretli tacir» olarak üzerine düşen dikkat ve özen yükümünü yerine getirmediği, taraflardan birinin kusurunun diğerinden daha ağır olduğu yönünde bir kanaat oluşmadığı, bu halde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen davacının davalı bankanın kusurlu hizmetine dayanarak hak talep etmesinin TMK 2/3 bendi gereği «hakkın kötüye kullanılması» olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
… yıl boyunca satış müdürü olarak görev yaptığı, bu sürede gerek davalı bankada gerekse davacının hesabının bulunduğu başka bankalarda davacı şirket adına çok sayıda «bankacılık işlemi» yaptığı, ... isimli kişiye ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de ödemelerde bulunulduğu, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili oldukları gözetildiğinde davalı banka tarafından yapılan usulsüz ödemelerden davacının haberdar olduğunun ve bu işlemlere «icazet» verdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dosyaya «ibraz» edilen 01.02.1010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacının hesabından, ... dışında imzası kime ait olduğu tespit edilemeyen ve imza bulunmayan dekontlarla da para çıkışının olduğu belirlenmiş olmasına karşın mahkemece, hangi nedenlerle davacının bu işlemlere icazet verdiği sonucuna varıldığı açıklanmaksızın bu paralar yönünden de davanın reddi yoluna gidildiğinin açıklanmadığı, oysa, davacının hesabındaki paranın hak sahibine ödendiğini «ispat yükünün» bir «güven kurumu» olan davalı bankanın üzerinde olduğu, mahkemece imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin davacıya yapılıp yapılmadığının davacıdan sorularak ve gerekirse şirket ticari kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak tespit edilip oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı yararına bozulmuş; mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bo …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3968 E. , 2020/1056 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 22/03/2018 tarih ve 2014/637-2018/85 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup duruşma için belirlenen 04.02.2020 günü hazır bulunan davacı asil ... ve vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubelerinde bulunan hesaplarından para çekme yetkisinin yalnızca şirket müdürü ... a ait olduğunu, buna rağmen davalı bankanın usulsüz ve yasaya aykırı olarak müvekkilinden habersiz bu hesaplardan üçüncü kişilere ödeme yaptığını, davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek, 1.000.000 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının hesabından yapılan ödemelerin onun bilgisi dahilinde yapıldığını, davacının herhangi bir zararı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, her iki tarafın da basiretli tacir olarak üzerine düşen dikkat ve özen yükümünü yerine getirmediği, taraflardan birinin kusurunun diğerinden daha ağır olduğu yönünde bir kanaat oluşmadığı, bu halde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen davacının davalı bankanın kusurlu hizmetine dayanarak hak talep etmesinin TMK 2/3 bendi gereği hakkın kötüye kullanılması olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait mevduat hesabındaki paranın usulsüz olarak 3. kişilere ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Dairemiz bozma ilamında, davacının davalı banka nezdindeki hesabından, herhangi bir talimat olmaksızın davacı adına para çekme yetkisi olmayan ... isimli kişiye davalı bankanın çok sayıda ödeme yaptığı, adı geçen kişinin davacı şirkette aralıklarla yaklaşık 11 yıl boyunca satış müdürü olarak görev yaptığı, bu sürede gerek davalı bankada gerekse davacının hesabının bulunduğu başka bankalarda davacı şirket adına çok sayıda bankacılık işlemi yaptığı, ... isimli kişiye ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de ödemelerde bulunulduğu, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili oldukları gözetildiğinde davalı banka tarafından yapılan usulsüz ödemelerden davacının haberdar olduğunun ve bu işlemlere icazet verdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dosyaya ibraz edilen 01.02.1010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacının hesabından, ...
dışında imzası kime ait olduğu tespit edilemeyen ve imza bulunmayan dekontlarla da para çıkışının olduğu belirlenmiş olmasına karşın mahkemece, hangi nedenlerle davacının bu işlemlere icazet verdiği sonucuna varıldığı açıklanmaksızın bu paralar yönünden de davanın reddi yoluna gidildiğinin açıklanmadığı, oysa, davacının hesabındaki paranın hak sahibine ödendiğini ispat yükünün bir güven kurumu olan davalı bankanın üzerinde olduğu, mahkemece imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin davacıya yapılıp yapılmadığının davacıdan sorularak ve gerekirse şirket ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilip oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı yararına bozulmuş;
mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereğince bir inceleme yapılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporunda imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlar yönünden davacının isticvabı sağlanarak, bankadan çekilen paralardan davacının kabulünde olan veya şirket için kullanılan paralar düşüldükten sonra, davacı şirket kayıtlarında yer almayan tutarlar yönünden davalı bankanın sorumlu olduğu kabul edilerek bir hüküm tesisi gerekirken, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen bozma gereğince bir inceleme yapılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587262000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz