Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4495 E. 2013/21221 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bankacılık işlemi↗ güven kurumu↗ icazet↗ ispat yükü↗ garantörlük↗ uyuşmazlık konusu↗ bilirkişi incelemesi↗ havale↗ eksik inceleme↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından davacı hesabından herhangi bir talimat olmaksızın davacı adına para çekme yetkisi olmayan ...'ya ödemeler yapıldığı, bu kişinin 1996 ile 2007 yılları arasında davacı şirkette satış müdürü olarak çalıştığı, davacı şirketin banka hesaplarının daha çok Garanti Bankası'nda toplandığı, bu bankadaki işlemlerin de çoğunlukla ... tarafından yapıldığı ve davacının bunu bildiği, ...'nın bu süre içerisinde davacı adına davalı bankada ve diğer bankalarda ödeme, havale ve diğer bankacılık işlemlerini yaptığı, ödeme yapılan kişinin yaklaşık 11 yıl aralıklarla davacı şirkette satış müdürü olarak görev yapması, davalı banka hesaplarından uzun bir süre talimatsız olarak kendisine ödeme yapılması, ...'ya usulsüz ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de yüklü miktarda ödemeler yapılmış olması, ...'nın talimatlı ve talimatsız bir çok işlemler yapması, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili bulunması gözetildiğinde davacının adı geçen kişiye yapılan ödemelerden haberdar olduğunun ve bu işlemlere icazet verdiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait mevduat hesabındaki paranın usulsüz olarak 3. kişilere ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının davalı banka nezdindeki hesabından, herhangi bir talimat olmaksızın davacı adına para çekme yetkisi olmayan ... isimli kişiye davalı bankanın çok sayıda ödeme yaptığı uyuşmazlık konusu değildir. Adı geçen kişinin davacı şirkette aralıklarla yaklaşık 11 yıl boyunca satış müdürü olarak görev yaptığı, bu sürede gerek davalı bankada gerekse davacının hesabının bulunduğu başka bankalarda davacı şirket adına çok sayıda bankacılık işlemi yaptığı, ... isimli kişiye ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de ödemelerde bulunulduğu, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili oldukları gözetildiğinde davalı banka tarafından yapılan usulsüz ödemelerden davacının haberdar olduğunun ve bu işlemlere icazet verdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dosyaya ibraz edilen 01.02.1010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacının hesabından, ... dışında imzası kime ait olduğu tespit edilemeyen ve imza bulunmayan dekontlarla da para çıkışının olduğu belirlenmiş olmasına karşın mahkemece, hangi nedenlerle davacının bu işlemlere icazet verdiği sonucuna varıldığı açıklanmaksızın bu paralar yönünden de davanın reddi yoluna gidilmiştir. Oysa, davacının hesabındaki paranın hak sahibine ödendiğini ispat yükü, bir güven kurumu olan davalı bankanın üzerinde bulunmaktadır. O halde, mahkemece imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin davacıya yapılıp yapılmadığının davacıdan sorularak ve gerekirse şirket ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilip oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3968 E. 2020/1056 K.
Ortak:bankacılık işlemi · güven kurumu · icazet · ispat yükü · bilirkişi incelemesi · ibraz · Tazminat
İncelediğiniz kararda… adaki işlemlerin de çoğunlukla ... tarafından yapıldığı ve davacının bunu bildiği, ...'nın bu süre içerisinde davacı adına davalı bankada ve diğer bankalarda ödeme, «havale» ve diğer «bankacılık işlemlerini» yaptığı, ödeme yapılan kişinin yaklaşık 11 yıl aralıklarla davacı şirkette satış müdürü olarak görev yapması, davalı banka hesaplarından uzun bir süre talimatsız olarak kendisine ödeme yapılması, ...'ya usulsüz ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de yüklü miktarda ödemeler yapılmış olması, ...'nın talimatlı ve talimatsız bir çok işlemler yapması, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili bulunması gözetildiğinde davacının adı geçen kişiye yapılan ödemelerden haberdar olduğunun ve bu işlemlere «icazet» verdiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… yıl boyunca satış müdürü olarak görev yaptığı, bu sürede gerek davalı bankada gerekse davacının hesabının bulunduğu başka bankalarda davacı şirket adına çok sayıda «bankacılık işlemi» yaptığı, ... isimli kişiye ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de ödemelerde bulunulduğu, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili oldukları gözetildiğinde davalı banka tarafından yapılan usulsüz ödemelerden davacının haberdar olduğunun ve bu işlemlere «icazet» verdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, dosyaya «ibraz» edilen 01.02.1010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacının hesabından, ... dışında imzası kime ait olduğu tespit edilemeyen ve imza bulunmayan dekontlarla da para çıkışının olduğu belirlenmiş olmasına karşın mahkemece, hangi nedenlerle davacının bu işlemlere «icazet» verdiği sonucuna varıldığı açıklanmaksızın bu paralar yönünden de davanın reddi yoluna gidilmiştir.
Benzer bu kararda… yıl boyunca satış müdürü olarak görev yaptığı, bu sürede gerek davalı bankada gerekse davacının hesabının bulunduğu başka bankalarda davacı şirket adına çok sayıda «bankacılık işlemi» yaptığı, ... isimli kişiye ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de ödemelerde bulunulduğu, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili oldukları gözetildiğinde davalı banka tarafından yapılan usulsüz ödemelerden davacının haberdar olduğunun ve bu işlemlere «icazet» verdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dosyaya «ibraz» edilen 01.02.1010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacının hesabından, ... dışında imzası kime ait olduğu tespit edilemeyen ve imza bulunmayan dekontlarla da para çıkışının olduğu belirlenmiş olmasına karşın mahkemece, hangi nedenlerle davacının bu işlemlere icazet verdiği sonucuna varıldığı açıklanmaksızın bu paralar yönünden de davanın reddi yoluna gidildiğinin açıklanmadığı, oysa, davacının hesabındaki paranın hak sahibine ödendiğini «ispat yükünün» bir «güven kurumu» olan davalı bankanın üzerinde olduğu, mahkemece imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin davacıya yapılıp yapılmadığının davacıdan sorularak ve gerekirse şirket ticari kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak tespit edilip oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı yararına bozulmuş; mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bo …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:isticvap · hakkın kötüye kullanılması · basiretli tacir · tacir
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamına göre, her iki tarafın da «basiretli tacir» olarak üzerine düşen dikkat ve özen yükümünü yerine getirmediği, taraflardan birinin kusurunun diğerinden daha ağır olduğu yönünde bir kanaat oluşmadığı, bu halde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen davacının davalı bankanın kusurlu hizmetine dayanarak hak talep etmesinin TMK 2/3 bendi gereği «hakkın kötüye kullanılması» olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporunda imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlar yönünden davacının «isticvabı» sağlanarak, bankadan çekilen paralardan davacının kabulünde olan veya şirket için kullanılan paralar düşüldükten sonra, davacı şirket kayıtlarında yer almayan tuta …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4495 E. , 2013/21221 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.10.2011 tarih ve 2008/53-2011/424 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.11.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davacı adına şirket müdürü ..... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubelerinde hesaplarının bulunduğunu, bankadan para çekme yetkisinin yalnızca şirket müdürü ....a ait olduğunu, buna rağmen davalı bankanın usulsüz ve yasaya aykırı olarak müvekkilinden habersiz bu hesaplardan üçüncü kişilere ödeme yaptığını, davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek, 1.000.000 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının hesabından yapılan ödemelerin onun bilgisi dahilinde yapıldığını, davacının herhangi bir zararı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından davacı hesabından herhangi bir talimat olmaksızın davacı adına para çekme yetkisi olmayan ...'ya ödemeler yapıldığı, bu kişinin 1996 ile 2007 yılları arasında davacı şirkette satış müdürü olarak çalıştığı, davacı şirketin banka hesaplarının daha çok Garanti Bankası'nda toplandığı, bu bankadaki işlemlerin de çoğunlukla ... tarafından yapıldığı ve davacının bunu bildiği, ...'nın bu süre içerisinde davacı adına davalı bankada ve diğer bankalarda ödeme, havale ve diğer bankacılık işlemlerini yaptığı, ödeme yapılan kişinin yaklaşık 11 yıl aralıklarla davacı şirkette satış müdürü olarak görev yapması, davalı banka hesaplarından uzun bir süre talimatsız olarak kendisine ödeme yapılması, ...'ya usulsüz ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de yüklü miktarda ödemeler yapılmış olması, ...'nın talimatlı ve talimatsız bir çok işlemler yapması, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili bulunması gözetildiğinde davacının adı geçen kişiye yapılan ödemelerden haberdar olduğunun ve bu işlemlere icazet verdiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı banka nezdinde bulunan davacıya ait mevduat hesabındaki paranın usulsüz olarak 3. kişilere ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının davalı banka nezdindeki hesabından, herhangi bir talimat olmaksızın davacı adına para çekme yetkisi olmayan ... isimli kişiye davalı bankanın çok sayıda ödeme yaptığı uyuşmazlık konusu değildir. Adı geçen kişinin davacı şirkette aralıklarla yaklaşık 11 yıl boyunca satış müdürü olarak görev yaptığı, bu sürede gerek davalı bankada gerekse davacının hesabının bulunduğu başka bankalarda davacı şirket adına çok sayıda bankacılık işlemi yaptığı, ... isimli kişiye ödeme yapılan dönemde davacı şirket müdürüne de ödemelerde bulunulduğu, talimatsız yapılan işlemlerin davacı şirketin iştigal konusu ile ilgili oldukları gözetildiğinde davalı banka tarafından yapılan usulsüz ödemelerden davacının haberdar olduğunun ve bu işlemlere icazet verdiğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, dosyaya ibraz edilen 01.02.1010 tarihli ikinci bilirkişi raporunda, davacının hesabından, ... dışında imzası kime ait olduğu tespit edilemeyen ve imza bulunmayan dekontlarla da para çıkışının olduğu belirlenmiş olmasına karşın mahkemece, hangi nedenlerle davacının bu işlemlere icazet verdiği sonucuna varıldığı açıklanmaksızın bu paralar yönünden de davanın reddi yoluna gidilmiştir. Oysa, davacının hesabındaki paranın hak sahibine ödendiğini ispat yükü, bir güven kurumu olan davalı bankanın üzerinde bulunmaktadır. O halde, mahkemece imzasız ya da imzası kime ait olduğu belli olmayan dekontlarla yapılan ödemelerin davacıya yapılıp yapılmadığının davacıdan sorularak ve gerekirse şirket ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilip oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunun 1.100,00 TL duruşma ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1045551100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz