Arabuluculuk dava şartının aynı gün giderilmesi ve gabin hak düşürücü süresinde eksik inceleme
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2497 E. 2024/127 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ EmsalHak düşürücü süreDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Hisse devir sözleşmesi kaynaklı sulh sözleşmesinin gabin nedeniyle geçersizliği mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Konusu bir miktar para olan alacak davalarında arabuluculuğa başvuru dava şartı olup, bu şart tamamlanabilir nitelikte değildir; ancak dava şartı noksanlığı mahkemece fark edilmeden, taraflarca ileri sürülmeden ve ön inceleme duruşması yapılmadan giderilmişse -örneğin başvuru dava tarihiyle aynı gün yapılmışsa- dava usulden reddedilemez. Ayrıca TBK 28 kapsamında gabin iddiasına dayalı davalarda bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olan 'zor durumun ortadan kalktığı tarih', tarafların sulh sözleşmesi kapsamındaki edimlerini (ödeme, tapu devri gibi) ne zaman ifa ettikleri araştırılmadan belirlenemez; bu husus araştırılmadan verilen ret kararı eksik incelemeye dayanır.
Ele alınan sorunlar
Arabuluculuk dava şartı eksikliğinin dava tarihiyle aynı gün giderilmesi → kabul
İddia: Davacı vekili, davalı ... şirketi yönünden arabuluculuk dava şartı eksikliğinin yargılamanın başında, henüz tahkikat aşamasında ve mahkemece süre verilmesine gerek kalmaksızın giderildiğini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK'ya eklenen 5/A maddesi uyarınca konusu bir miktar para olan alacak davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; bu dava şartı HMK 115/2 kapsamındaki gider avansı veya teminat gösterilmesi gibi tamamlanabilir bir eksiklik olarak düzenlenmediğinden, eksikliğin giderilmesi için mahkemece davacıya süre verilmez. Bununla birlikte HMK 115/3 hükmünün uygulanmasına engel yoktur; dava şartı noksanlığı mahkemece davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü dava usulden reddedilemez. Somut olayda davalı ... şirketi yönünden arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olsa da, arabuluculuk başvurusunun dava tarihi ile aynı gün yapıldığı, davalı tarafça davaya cevap verilmeden ve bu eksiklik ileri sürülmeden, ayrıca ön inceleme duruşması yapılmadan eksikliğin giderildiği anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan reddedilemeyeceği gözetilmeden usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Gabin iddiasına ilişkin TBK 28 hak düşürücü süresinin başlangıcının eksik araştırılması → kabul
İddia: Davacı vekili, davalı ... yönünden dava dilekçesindeki beyan ve iddiaların hiç incelenmeden ret kararı verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, somut olayda hak kaybını gerektirecek şekilde bir hak düşürücü süre durumunun bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TBK 28. madde uyarınca sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması ve bunun zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılarak gerçekleştirilmesi halinde, zarar gören bu hakkını, zor durumda kalmada bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir. Somut olayda dava beş yıllık süre içerisinde açılmış ise de, bir yıllık hak düşürücü sürenin tespiti bakımından mahkemece TBK 28/2 kapsamında herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Sulh sözleşmesi gereği davacıya tapu devirleri yapıldığı ve 2.500.000-TL ile 845.000-TL tutarlı ödemelerin yapıldığının davalı vekilince cevap dilekçesiyle beyan edildiği anlaşılmakla birlikte, bu ödemelerin yerine getirilip getirilmediği, ödeme yapılmışsa tarihi ve tapu devirlerinin ne zaman gerçekleştirildiği dosya kapsamında belirlenememektedir. Davacıya sulh sözleşmesi gereğince söz konusu ödemeler yapılmış ise ekonomik zorluğun ortadan kalktığının kabulü ile hak düşürücü sürenin ödeme tarihlerinden başlatılması gerekmektedir. Bu nedenle eksik inceleme sonucunda davalı ... aleyhine açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Arabuluculuk başvurusunun dava tarihiyle aynı gün yapılması ve davalı tarafça bu eksikliğin ileri sürülmeden ön inceleme öncesi giderilmesi halinde davanın usulden reddedilemeyeceği yönündeki tespit ile TBK 28 hak düşürücü süresinin başlangıcının sulh sözleşmesi edimlerinin ifa tarihine bağlı olarak araştırılması gerektiği yönündeki tespit bakımından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- TBK 28 uyarınca gabin nedeniyle sözleşmeye bağlı kalmama hakkı, zarar görenin zor durumda kalmasında bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanılabilir; bir yıllık sürenin başlangıcı, sulh sözleşmesi kapsamındaki ödeme ve tapu devirlerinin gerçekleştiği tarihe göre belirlenir.
- Dava şartı
- Konusu bir miktar para olan alacak davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; bu dava şartı tamamlanabilir nitelikte olmamakla birlikte, mahkemece fark edilmeden ve taraflarca ileri sürülmeden hüküm anından önce giderilmişse dava usulden reddedilemez.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk dava şartı↗ tamamlanabilir dava şartı↗ gabin↗ hak düşürücü süre↗ TBK 28↗ HMK 115/2↗ HMK 115/3↗ TTK 5/A↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/2497
KARAR NO 2024/127
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/03/2023
NUMARASI 2022/254 Esas 2023/301 Karar
DAVA
Alacak
Arabulucu dava şartı ve hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı ..AŞ arasında düzenlenen 24.01.2015 tarihli hisse devir sözleşmesi ile müvekkilinin .. AŞ'deki hissesinin bedeli davalı ... tarafından sözleşmenin 5.7 maddesindeki tablodaki vade ve miktarlarda ödenecek şekilde devredildiğini, davalı ... şirketinin sözleşmeyi ihlali sonucunda davalıya karşı birtakım dava ve icra takipleri başlatıldığını, hisse devir bedelini alamayarak ekonomik sıkıntıya düşen müvekkilinin mecburen karşı taraf ile 12.04.2017 tarihli sulh sözleşmesini imzaladığını,2015 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalıya devredilen bir kısım taşınmazların müvekkilinin alacağına karşılık ve sulh sözleşmesi kapsamında kendisine iade edildiğini, sulh sözleşmesinin 4.3 maddesi hükmünde bu husus açıkça yazılarak hangi gayrimenkullerin hangi senetler karşılığında verildiği belirtilmesine rağmen, gayrimenkullerin o tarihteki rayiç değerlerine ilişkin bir belirleme yapılmadığı, ekonomik olarak zor durumda olan müvekkilinin bu durumunu davalı tarafın kötüye kullandığını ve gabin söz konusu olduğunu,sulh protokolü çerçevesinde müvekkiline devredilen taşınmazların devir tarihi itibariyle rayiç bedelleri belirlendiğinde, müvekkilinin 10.02.2018 vade tarihli 4.683.000-TL bedelli bonodan dolayı davalıdan 590.000-USD alacaklı olduğunun ortaya çıktığını belirterek, müvekkilinin 10.02.2018 vade tarihli ve 4.683.000-TL bedelli bonodan dolayı davalıdan olan 590.000-USD'lik alacağının şimdilik 10.000-TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili; ticari alacak konulu davalardan önce arabulucuya başvurulması zorunlu olup bu hususun dava şartı niteliğinde olduğunu,davacının sadece ... açısından arabulucuya başvurduğunu, ... açısından ise arabuluculuk başvurusu yapılmadığını, tamamlanamayan nitelikteki dava şartlarından olan arabuluculuk başvurusunun yokluğu nedeniyle ... şirketi açısından davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini,teminat bonosunda ... şirketinin taraf olmadığını,TBK'nın 28. Maddesi gereği gabin iddiasının, taraflarca bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini, ancak davacının kanunda açıkça belirtilen bu hak düşürücü süre içerisinde gabin iddiasını öne sürmediğini, müvekkili ... şirketinin davacı ve diğer paydaşlardan ...
şirketi hisselerini 24.01.2015 tarihli sözleşmeyle devraldığını,anlaşmazlıklar nedeniyle bir tahkim süreci yaşandığını, ancak sonuçta tarafların anlaşarak 13.04.2017 tarihli sulh sözleşmesinin imzalandığını, dava konusu bononun pay alım sözleşmesininin teminatı için verildiğini, bonoda açıkça teminat olduğunun yazılı olduğunu, sulh sözleşmesi ile davacının tüm taleplerinden vazgeçtiğini, gabinin unsurlarının oluşmadığını, edimler arasında açık bir orantısızlık bulunmadığı gibi gabinin sübjektif unsurunun da bulunmadığını, bono TL cinsi düzenlenmekle USD cinsinden alacak talebinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; dava tarihi itibariyle dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu,davalı ... şirketi yönünden davadan önce arabulucuya başvurulmadığı,davacı vekili tarafından arabulucuya başvuru şartı eksikliğinin sonradan giderildiği bildirildiği dava açılış tarihinden önce arabulucuya başvurulmadığı, diğer davalı ... yönünden ise davacının gabin iddiasına dayandığı, ancak davanın TBK'nın 28. Maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle; davanın davalı ... yönünden arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine, davalı ... yönünden ise hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; davalı ... şirketi yönünden arabuluculuk dava şartı eksikliğinin yargılamanın başında, henüz tahkikat aşamasında giderildiğinden, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinin usul ve kanuna açıkça aykırı olduğunu, Dava görülürken dava şartı eksikliğinin giderilmesi durumunda davanın görülmeye devam edilip karara bağlanması gerektiğini, mahkemece süre verilmesine gerek kalmaksızın bu eksikliğin giderildiğini,davalı ... yönünden ise dava dilekçesinde belirttikleri beyan ve iddialar hiç incelenmeden ret kararı verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca somut olay bakımından hakkın kaybını gerektirecek şekilde bir hak düşürücü süre durumunun da söz konusu olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflarca düzenlenmiş olan 24.01.2015 tarihli hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla akdedilmiş olan 13.04.2017 tarihli sulh sözleşmesinin gabin nedeniyle geçersizliği iddiasına dayalı olarak, daha önce hisse devri sözleşmesi kapsamında davalı ... tarafından davacıya verilmiş olan bono bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 7155 sayılı Kanun ile TTK’ya eklenen ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen “Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır .." hükmü uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiş, yani arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır.
Dava konusu bir miktar para alacağı olan tüm talepler hakkında, alacaklı ve borçlu açısından bir ayırım yapılmadan ve bir sınırlama getirilmeden, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın ve dosya üzerinden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir (HUAK 18/A/2, HUAK Yönetmeliği 22/3). Burada dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 sayılı HMK'nın 115/2 maddesi çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir.
Bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyecektir. Bununla birlikte aynı kanunun 115/3 maddesinin uygulama alanı bulmasına engel yoktur. Bu bağlamda dava şartı noksanlığı, mahkemece davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. Somut olayda davanın 04.04.2022 tarihinde açıldığı, davalı ... bakımından düzenlenen 10.01.2022 tarihli arabuluculuk son tutanağının sunulduğu, davalı ... şirketi bakımından ise dava tarihi ile aynı gün 04.04.2022 tarihinde davacı tarafça arabulucuya başvuru yapıldığı, 20.04.2022 tarihli arabuluculuk son tutanağının ise davalının cevap dilekçesi ile mahkemenin 18.10.2022 tarihli ara karar tarihinden önce 27.04.2022 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça davalı ... şirketi yönünden arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davadan önce başvuru yapılması tamamlanamaz dava şartı ise de, arabuluculuk başvurusunun dava tarihi ile aynı gün yapıldığı, davalı tarafça davaya cevap verilmeden ve dolayısıyla bu eksiklik ileri sürülmeden, ayrıca ön inceleme duruşması yapılmadan bu eksikliğin giderildiği belirlenmekle, davanın dava şartı yokluğundan reddedilemeyeceği gözetilmeden davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. TBK'nın 28. maddesinde; bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlığın, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, zarar görenin, durumun özelliğine sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebileceği, zarar görenin bu hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliği öğrendiği, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda dava beş yıllık süre içerisinde açılmış ise de, bir yıllık hak düşürücü sürenin tespiti bakımından mahkemece TBK'nın 28/2 maddesi kapsamında herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu kapsamda taraflarca imzalanan sulh sözleşmesi gereği davacının kabulünde olduğu üzere davacıya davalı tarafça tapu devirleri yapıldığı, yine sözleşme gereği davacıya ödenmesi gereken 2.500.000-TL ve 845.000-TL tutarlı ödemelerin yapıldığının davalı vekilince cevap dilekçesiyle beyan edildiği anlaşılmaktadır. Ancak dosya kapsamında başkaca bir inceleme yapılmadığından, bu ödemelerin yerine getirilip getirilmediği, ödeme yapılmışsa tarihi, tapu devirlerinin ne zaman gerçekleştirildiği belirlenememektedir.
Davacıya sulh sözleşmesi gereğince söz konusu ödemeler yapılmış ise ekonomik zorluğun ortadan kalktığının kabulü ile hak düşürücü sürenin ödeme tarihlerinden başlatılması gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece eksik inceleme sonucunda davalı ... aleyhine açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne;İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/254 Esas - 2023/301 Karar sayılı 21/03/2023 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)a-4-6 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Yatırılan 269,85-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/01/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/57450 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi